Adım Çocuk

samire kullanıcısının resmi

Adım çocuk...
Düdüklü bir horoz şekerinde haykırıp dünyaya,
Sığınmak istiyorum sıcağınıza.
Koşuyorum...

Adım çocuk...
Bir hiç için dökülen kardeş kanlarına,
Takılıp kırılan zeytin dallarına,
Düşüyorum...

Adım çocuk...
Kaf Dağı ardına sakladım hayallerimi,
Siz yok etseniz de ümitlerimi,
Düşlüyorum...

Adım çocuk...
Kar-kış değil şikayetim, soğuk değil,
Sevgisizlik donduruyor,
Üşüyorum...

Bülent Pınarbaşı

………………………………………………………………………………………………………………………………………..

Çocuklar mı yaşlı doğuyor, yoksa biz miyiz küçülen? Biz miyiz hala sevgiyi öğrenemeyen?

Onlar mı öğretemeyen, biz miyiz öğrenemeyen?

Oysa öğretmek istedikleri şey ne de basit, üstelik inatla öğrenmediğimiz gerçek sevgi; aslında eski bildiklerimizden…

Sadece hatırlamak... Yapacağımız tek şey bu iken niye bu kadar inatçı ve körüz bilmem?

Yok ya acımasız ve nankör şu adına çocuk denen o minik devler? Ne sanıyorlar bizi ve bu dünyayı? Oysa neler vermedik ki onlara biz? Devasa caddeler, kalabalık kentler, harika oyuncaklar, son teknoloji bilgisayarlar… Cep telefonu bile aldık onlara, playstationlar, bizdekinin birebir kopyası tabancalar, barbie bebekler. En gözde kolejlere yolladık, en marka giysileri giydirdik, her şeyin en zor satın alınanını ve değerli olanını sunduk ellerine… Ama yaranamadık, mutlu edemedik bir türlü…

Ne isterler ki daha? Bizim bezden bebeklerimiz vardı, telden arabalarımız, çamurdan tabaklarımız, lastik pabuçlarımız…

Üstelik bizim pornolarımızı yayınlayan son teknoloji bilgisayarlarımız da yoktu ki! Eski küçük radyonun başına geçip çocuk tiyatrosu saatini beklerdik biz… Evimizin önündeki çamur çimen karışımındaki toprağa yalınayak basarken Cat'lerimiz Adidas'larımız yoktu bizim… Arkadaşlarımızla haberleşmek için beyaz kağıda kara kalemle kelimeler döktürüp bir de postaya verirdik, Msn'lerimiz, maillerimiz Cam'lerimiz yoktu o zamanlar.

Dedik ya, çok nankör ve acımasız bu küçük devler!!!! Kalkmış horoz şekeri, zeytin dalı, sıcak bir kucak, üstüne üstlük bir de sevgi istiyorlar.

Ne kadar zor şeyler istediklerinin farkında değiller sanırım, öğretmek gerek onlara … Dünya onların gözündeki mavilikte ve pembelikte değil şimdi. Kanın kırmızısına, gecenin siyahına, paranın yeşiline boyadık biz dünyayı onlar gelmeden önce. Öğretmek gerek nereye geldiklerini, öğrenmeleri gerek kimseye güvenmemek gerektiğini…

Biz artık telden arabalarla oynamıyoruz, yazlık sinemalarda çekirdek çitlemiyoruz çocuk! Son model arabalara binebilmek, en markayı giyebilmek için ruhumuzu sattık, pornolarınızı pazarlayıp seyrediyoruz… Ya da seyir edenleri seyrediyoruz…

Sevgi mi, o da ne ki????? Yenilir mi, içilir mi, giyilir mi, binilir mi, seyredilir mi?

Nesrin Dabağlar

Senin oyun: None Ortalama: 5 (Toplam 2 oy)

Nerede bir çocuk görsem

Nerede bir çocuk görsem üşüyen
bende üşürüm biraz
şakaklarımda titrer yüreğim
güneş olmak isterim o an
ısıtmak için ellerini
körpe bedenlerini
moraran yüzlerini.. diye devam ederken şair, nasılda sızlatır yüreğimizi..

İnsanların birbirlerine ve özellikle de çocuklara, karşı nasıl bu kadar insafsız olabildiklerini inanın aklım almıyor.
Çocuklara hayat verip de sonra bu hayatı elerinden çekip almanın, geleceklerini çalmanın bir özrü yok olamaz da.
Nice kelimeler dile kadar geliryor da, dişlerimin arasında ezilip, paramparça oluyor..

Sevgi nasıl öğrenilir

Sevgi nasıl öğrenilir ki?
Yenilir mi içilir mi bilemem ama:) Sevgiyi ifade etmenin en güzel yolu dokunmaktır.

dokununca konuşmaya gerek

dokununca konuşmaya gerek bile yoktur çoğu zaman..
ben kendimde şunu gözlemledim.
birini özlediğimde mutlaka ona dokunuyorum.
hatta öyleki;
diyelim kalabalık bir yerdeyiz.
bedenimin yaptığı en doğal haraket özlediğim kişiyle temasa geçmek oluyor.
ya elimi dizine koyuyorum ya kolum ya bacağım değiyor ama illaki bir temas söz konusu.
üstelik onunla konuşmaya gerek bile yok.
öyle tuhaf bir şey bu dokunmak.
ben ne olduğunu anlamıyorum ama bedenim biliyor sanırım.

Brecht de öyle dememiş

Brecht de öyle dememiş miydi: "Sevmek dokunmaktır"... Ne olursa olsun "eylem" şart!...

Su akar.. Hayran kaldım

Su akar..
Hayran kaldım bağladığınız noktaya Hüseyin Aktaş :)

dokunmanın dışında

Dokunmanın dışında sevgi başka nedir?

Yenir mi, içilir mi, seyredilir mi:) Hele de çocukları sevmek, sadece dokunmakla anlatılabilir mi?

s a m i r e

Su akar.. Çocukları sevmek

Su akar..
Çocukları sevmek birçok farklı duyumsayıma neden oluyor bizlerde; belki de hepimizin geçirdiği bir evre olarak; bize hayatın o henüz dokunmadığı özel alanını anımsattığı; masumiyeti sembolize ettiği içindir. Çocukları sevmek... sadece kendi çocuğunu seven sevebilir mi çocukları..

Seyredilir doğru kelime

Seyredilir doğru kelime olabilir. Onu alıp bir kalıba sokmaya çalışmadan, geleceğini şekillendirmeye kalkmadan, amcalara şöyle de bakayım demeden, nasıl sevilir seyrederek? Onun kendi dünyasını kurmasına izin vererek sevmek. Seyrederek sevmek, sokağa atarak değil ama sevginin karşılığında istediğim o olmasını beklemeyerek. Ebeveyn olunca bunu becerebilirmiyim bilmiyorum. Başka şeylerde çok becerikli olduğum söylenemez ama çocuklarda yapabilirim gibi geliyor. Tabiki bekara kadın boşamak kolay gelir...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><blink>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen sonucu yazınız.
1 + 1 =
Matematik işleminin sonucunu yazmalısınız. Örneğin 1+3, için 4