ASYA'NIN TAŞLARI
“Tabgaç budun sabı süçig agısı yımşak ermiş. Süçig sabın yımşak ağın arıp ırak budunug ança yagutır ermiş. Yaguru kondukta kirse anyıg bilig anda öyür ermiş. Edgü bilge kişig edgü alp kişig yorıtmaz ermiş...”
Yukardaki satırlar Orhun Abideleri’nden, KÜLTİGİN Abidesinin güney cephesinden alınma.(Kaynak: Orhun Abideleri/ Prof. Dr. Muharrem Ergin/Boğaziçi Yayınları 1975) Günümüz Türkçe’sine çevrilince şöyle diyor:
“ Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş…”
Abidenin doğu cephesinden de şu satırları alıyorum:
“…Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, Çin milleti hilekar ve sahtekar olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı çekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kagan yaptığı kaganını kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek evladı kul oldu, hanımlık kız evladı cariye oldu. Türk beyler Türk adını bıraktı. ..
Türk halk kitlesi şöyle demiş: İlli millet idim, ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum dermiş. Kaganlı millet idim, kaganın hani? Ne kagana işi gücü veriyorum demiş, öyle diyip Çin kaganına düşman olmuş. Düşman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden yine teslim olmuş.
Bunca işi gücü verdiğini düşünmeden, Türk milletini öldüreyim, kökünü kurutayım der imiş. Yok olmaya gidiyormuş.
Yukarıda Türk tanrısı, Türk mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiş. Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye babam İltiriş Kaganı, annem İlbilge hatunu göğün tepesinden tutup yukarı kaldırmış olacak, babam kagan 17 erle dışarı çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip, şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş, toplanıp 70 er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için babam kaganın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya, batıya asker sevkedip toplamış yığmış. Hepsi 700 er olmuş. 700 er olup ilsizleşmiş, kagansızlaşmış milleti cariye olmuş, kul olmuş mileti, Türk töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış yetiştirmiş.
… 47 defa ordu sevketmiş., 20 savaş yapmış. Tanrı lütfettiği için illiği ilsizleştirmiş, kaganlıyı kagansızlaştırmış, dizliye diz çöktürmüş, başlıya baş eğdirmiş. Babam kagan öylece ili töreyi kazanıp öylece uçup gitmiş..."
Yukarıdaki satırlar esarete karşı inançlı olmanın, baş kaldırmanın, örgütlenmenin, savaşmanın, bağımsızlık ve özgürlük duygusunun nedenli önemli olduğunu, çağlar öncesinden bize haykırıyor.
Bu haykırışları bugünün dünya konjoktürü açısından düşündüğümüzde, Kültigin Kagan şöyle konuşuyor:
“Amerikan emperyalistlerinin sözü tatlı, yeşil dolarları yumuşak imiş. Marsall yardımları ile dolarlarla Türkiye’yi kendisine yaklaştırmış, sonra da bütün kötülükleri uygulamaya başlamış. Kendisine karşı gelen bilge ve yiğit kişileri vurup astırmış. Yönetenler ye yönetilenler uyumsuz olduğu için, emperyalistler kardeşi kardeşe vurdurduğu için, Kurtuluş Savaşı ile kazanılmış Anadolu parça parça elden gitmeye başlamış. Topraklar, fabrikalar, madenler satılmaya başlamış. Emperyalistler bu işi yeşil dolarlarla, özelleştirme ve küreselleşme adı altında tatlı sözlerle yapıyorlarmış. Türkiye Türklerin elinden çıkmaya başlamış. Gelinlik kızlarımız otellerde hizmetçi, beylik delikanlılarımız uşak olmaya başlamış. Türk halkı türk adını bırakmaya, işyerlerine yabancı adlarını vermeye başlamış. Halk aslında bundan pek memnun değilmiş. Ancak olayların nasıl bu hale geldiğini bilmediğinden, kendisini tertip ve tanzim edemediğinden, boyun eğmeye de devam ediyormuş. Emperyalistlerse bununla da yetinmeyip açık açık işgal etme adımlarını da atmaya başlamış. Hatta komşu Irak ve Afganistan’ı da işgal etmiş. Türk milleti yine yok olmaya doğru gidiyormuş... İşte şimdi bana 17 er gerek! On yedi 70 olacak. Yetmiş 700 olacak. Doğudan-batıdan, şehirden-köyden, her yerden buluşulacak. Sömürgenler bu topraklardan kovulacak. Dizlisine diz çöktüreceğim, başlısına baş eğdireceğim. Türk yurdunu yine Türklerin kılacağım. Ben Asya’nın bir Ak-taşıyım; emperyalistlerin kafasında kırmızıya boyanacağım günümü bekliyorum!...”
Yani emperyalistlere karşı olmak için yalnızca sosyalist olmak gerekmiyor. Kültiginlerin soyundan gelmek de yeterli, öyle değil mi?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 641 defa okundu

Sibel Atasoy
ÖRGÜT-LENME
Yukarıdaki yazı Antalya Forum dergisinin 2006 yılı Mayıs ayı 11. sayısında yayınlanmıştır. Bu yüzden hiç değiştirmeden buraya aktardım.
Buradan Örgütlenme konusuna bir giriş yapmak istedim. Bir zamanların öcü haline getirilen örgüt sözcüğü ve sonraki süreçte örgütsüzleştirilen Türk halkının şu an örgütsüzlük içerisinde ne hale geldiğini görmekteyiz. Her türlü toplumsal muhalefetin ve direnişin yok edilmeye çalışıldığı günümüz Türkiye’sinin mevcut hali bile emperyalistleri tatmin etmeye yetmeyip, kendileri için tehlike gördükleri her türlü kırıntıyı dahi yok etmeye çalışmaktalar, paramparça parçalamak istemektedirler bu ülkeyi. Türkiye’yi Türkiye yapan birçok değer yok edilmeye çalışılmaktadır. Bir sosyalist ve ateist olarak şunu dahi söyleyebilirim ki, komünistleri , sosyalistleri, Kemalistleri, demokratları bırakalım bir kenara, onlar bu ülkede İslam dinini bile yok etmeye çalışmaktadırlar. Çünkü Arap uşaklığı yapmayan, yeşil sermaye ile beslenmeyen ve tamamen kendi ruhsal dünyaları içinde ve iyi insan olabilmek için dine sarılmış olan kitleler de, emperyalistler için potansiyel bir direniş unsurudur. Çanakkale’de, Antep’te, Kocatepe’deki Mehmetlerin “Allah Allah” sesleri kulaklarından çıkmamış olsa gerektir. Savaş dendiğinde şehit olma ve davul zurna ile ölüme koşma sevdası dünyada yalnızca Türk askerine özgüdür. “Askerler, size ölmeyi emrediyorum!” diyen bir komutan ve bu emre harfiyen uyan askerler, dünyada yalnızca Türk ordusu içerisinde vardır. Bu durum “Kültigin Kagan’dan”, kendi tarihinden, ulus ve vatan bilincinden olduğu kadar, İslamiyet’ten de beslenmektedir. Nitekim şehitlik dinsel bir kavramdır ve Türkler hala şehit olmaya aşıktırlar. O halde Türk askerinin bu motivasyon ve besin kaynağını da kesmek, yok etmek gerekmektedir ki, gelecekte olası bir işgalde kendilerine direniş gösterecek hiçbir unsur kalmasın.
Emperyalistler ve onların yerli işbirlikçileri, bu ülke insanını örgütsüzleştirmeye çalışırken, kendileri her türlü örgütlenme yollarına başvurmaktadırlar. Bu ülke için, bu ülkede yaşayan ve yaşamakta kararlı olan her insanın bugün masaya yatırması gereken yegane konu emperyalist sömürüden kurtulmak olmalıdır.
Sonsuz Us’a üye olduğumdan buyana bir din tartışmasıdır gidiyor ki, kimseye bir yararı yok. Tartışmaların çoğu eklektik ve tarih bilincinden uzak tartışmalar. Bir çoğunda körün fili tarifi hesabı herkes yakaladığı noktayı fil zannetmekte ve bunu dayatmakta.
Bu halkın dinine sövmeden önce yapılacak çok iş var. Bu halkın tarihine ve Atatürk’üne saldırmadan önce de saldırılacak çok şey var. Eli silah tutan baba yiğitler İncirlik üssünden başlayabilirler. Ben kendi adıma eğri ya da doğru, Amerikan emperyalizmi başta olmak üzere her türlü sömürüye karşı silahlı olarak başkaldırmış ve bireysel olarak yenilmiş, (tarihsel olarak asla!) hapislerde çürümüş, ölümlere mahkum edilmiş, orta yaşını geçmiş bir sosyalistim. Şu an için siyasi arenadan silindiğimizi de kendi adıma kabul ediyorum. Diyelim ki bizler başaramadık ama, bizler yok edilirken sesleri çıkmayan dinciler de, Kemalistler de şapkayı önüne koyup düşünmelidir. Dine karşı ateizmi savunan, bilimi ve aydınlanmayı savunanlar da, şimdiden bağımsız bir Türkiye’nin bilimsel gereksinimleri ve gelişimi için ne yapılabilir bunu araştırmalıdır.
Önce Amerika’yı ve sömürüyü bu ülkeden kovalım, sonra ateizmi, dini, Kemalizmi, sosyalizmi ya da daha iyi bir dünyayı, başka bir hayatı yine tartışalım.
Dedemin bir türküsü ile noktalayayım:
“Adını da sevdiğim Avşar beyleri
Sana da bir vezirlik yakışıp durur
Topla dizginlerin de tanı kendini
Karşıda düşmanların bakışıp durur”
“Tanı kendini”
İşe kendimizi tanımakla başlayabiliriz!...
Su akar.. Tespitleriniz çok
Su akar..
Tespitleriniz çok yerinde; elimizden gelen, tepkimizi göstermek için seçimleri beklemekten daha fazlası olabilmeli.
Yeni yorum gönder