Haklı Çıkma Gayreti

Agnia kullanıcısının resmi

Enerjini haklı çıkmak için harcama, gün gelir bol keseden harcadığın bu enerjiye ihtiyacın olur. S.Atasoy

Doğru bildiğini söyle, geç git. Aslında hiç söylemesek iyi ama konuşmadan durmak çok zor :)

“Haklı çıkma” için bir kez direttiniz mi bu çabanız bileşim noktanızı bulunduğu yere daha sıkı sabitler, giderek daha daha sıkı çakılır. E olsun ne yapalım bileşim noktamız aynı yere sıkıca sabitlenmiş olur, bunun ne zararı var diye sorabiliriz. Bana göre çok yönlü bir enerji kaybına sebep oluyor, şöyle ki; “haklı çıkma” gayreti sesinizi yükseltmeniz ve sıklıkla sinirlenip gerginliğinizin artmasına sebep olarak zaten konuşarak harcadığımız enerjinin misli misli artmasına sebep oluyor.

İkincisi, bileşim noktasının sabitliğini giderek sertleştirdiği için, değişim özlemi/ihtiyacı/zamanı oluştuğunda o noktadan kopmak için gerekli enerji için deponuzun fakir kalmasına sebep oluyor. (olabilir)

“Haklı çıkma” gayretini, ”kendine önem verme” olgusuyla eşleştirmek çok kolay ve fakat fazla kestirmeden gidiş gibi geliyor bana; çünkü zaten insanın yaptığı hemen her edim “kendine önem verme” sebebiyledir ve bu da “birey olma” çabasının yan etkisidir doğal olarak. Basit bir örnek vermek gerekirse, elinizde kendi gücünün farkında olmadığı için başka güçlerin hegomonyasına girmiş bir “hasta” var ve siz doktorsunuz, ona hemen bir reçete yazıyorsunuz: BO (Birey Ol) 3×1 … Güzel ve fakat her ilaç gibi bunun da sayısız yan etkisi var işte!

O halde bu kadar kestirmeden gitmeyelim ve ara duraklara uğrayıp soluklanalım. “Haklı çıkma” gayretinin ilk durağı bence kendi fikrinden emin olmama halidir. Kişi savunduğu o şeyi zaten yeni keşfetmiştir ve o noktaya kendini sabitleyebilmek için dikiş makinasını o noktadan üst üste biraz geçirmek ve sağlamlaşabilmek ihtiyacı ile “onay” beklemektedir. Onaylanmadığı takdirde henüz çok zayıf olan dikişin sökülmesinden ve tekrar geri yuvarlanmaktan delice korkmaktadır. O konuda, Emin olan, onay beklemez, haklılık tartışmasına hiç girmez.

İkinci durak ise, artık fazlasıyla sabitlenmiş o noktanın terk edilmesi için gereken fedakarlığı göstermemek adına emin olduğu halde “haklı çıkma” gayretini sürdürmektir ki, ben buna artık “hazırdan yeme” diyorum. İlk durakta “kural” oluşturmaya çalışmıştık ve şimdi bunu yıkabilmemiz gerekiyor; ama nasıl? Bir yandan haklı çıkmaya çalışarak onca enerji harcarken bu büyük fedakarlığı (bunların her biri bir ölümdür bence) yapabilecek enerjiyi nasıl bulabileceğiz?

Senin oyun: None Ortalama: 3.7 (6 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

idealizasyon insana

idealizasyon insana özgüdür.
en ilkel hali kişinin kendini tapınılacak kadar değerli ve önemli hissetmesi yani tanrı olma duygusudur. Bu duygu, gelişim evrelerimize uygun olarak engellene engellene kişi normal, sıradan bir birey olma konumuna gelir. Normal, sıradan bir birey olma duyguyla, reel hayatın bizden beklediği olumlu ve başarılı rolleri oynadıkça ve bunları başardıkça değerlilik hissimiz bu oranda artar ve içsel olarak hissedilir. Bu sağlıklı bir idealizasyondur. Hiçbir başarı elde etmediği ve gerçeklikle uyum içerisinde olmadığı halde kendini veya nesneyi aşırı idealize eden bir yapı ilkel düzeyde kalmış bir savunma düzeneğini oluşturmaktadır. Bu durum iyi ve kötü kendiliği bütünleştirememiş sınırda kişilik örgütlenmesi ile, iyi kendiliğin aşırı değerlilik hislerinde takılıp kalmış narsistik kişilik örgütlenmesinde primitif düzeyde kendini ortaya koyabilmektedir.

Sosyal hayat içinde

Sosyal hayat içinde bulunduğumuz konumlarda, hak ettiğimiz değerlilik hisleri travmatik bir takım yaşantılarla elimizden alınıp yok edilebilir. Bu durumlarda, patolojik olarak duran idealizasyon savunma düzeneği devreye girer.Alternatif bir uzlaşı arayışı içerisinde birey değersizlik hislerini ve başarısızlıkları ortadan kaldırabilmek için bağlandığı nesneleri idealize etme yolunu seçebilir.

Bunun yansımalarını özellikle ideolojik ve dinsel alanda çok yaygın olarak görmek mümkündür. Bireysel kusurları kapatabilmek, yüce bir idealin aracı olmakla mümkün olmaktadır. Birey herhangi bir ideolojiye veya dini örgüte bağlanarak yüksek bir idealizasyona hizmet eder. Soyut veya düşünsel anlamdaki bir ideolojiye bağlılık, o ideolojinin her şart ve koşulda idealize edilmesi, kutsanması ve tüm hatalardan arınmış olarak kabul edilmesi gerekliliğidir. Bu durumda karşımıza fanatik, dogmatik ve tabusal bireyler çıkar. Bunu daha da somutlaştırmak isteyen bir birey, ideolojik bir grubun veyahut da dini örgütlenmenin başındaki lidere çok yüksek değerler atfederek bir nevi o liderde tanrılara özgü bir takım hususiyetlerin bulunduğu şeklinde idealizasyon yapar. Bu şekilde de özlediği kimlik parçasını lidere yükleyerek kendi değerlilik hissini temin eder ve değersizlik duygusunu ortadan kaldırır.

Agnia

sen erdinmi yoksa nedir yani. Ben bu bilgi birikimi, şişmiş bellek depolarının üst söylemlerine tütüyorum ya. Valla eriyorum bu savurganlık karşısında. Kim kime ne konuda yol göstermeye çalışıyor anlamıyorum.

Yeni bir ilahemiz mi oldu? S.Atasoy.

Galiba

birileri bir konuda haklı. Burada bir çok insan kendisini ilahi lütuf filan sanıyor. O bile ne oluyorsa?

Oysa bütün olay ya akademik başarı ve beraberinde gelen mecburi bilgi birikimidir, ya da bol zaman ve entelektüel donanımdır. E bu durumda önüne geleni tokatlayacak ve yüksek bellek kaydı sayesinde bolca alkış alacak pozisyona erişilebilir.

Haklı çıkma gayerti gibi çetrefil bir konuda ombudsman davranışları da anlayamıyorum.

bilmediği şeyi insan bilir

bilmediği şeyi insan bilir olunca dönüp kendine bakar herkes,kötü hisseder inanıyoryum kötü his olur,şimdi bilmiyorsun diyecekler,herkes bakar okadar basit, kim söylerse olmaz diye şaşarım.Brinci durak ikinci durak güzel demişsiniz bence angina arkadaş, ama tabi bir eksik var onu söyleyeyim,oda üçüncü durak.oRası sevgi durağı olsun derim ben çünkü ,üzerek olmaz güzellik bu bir,halbuki herşey bu mu?

Zaman zaman bu tuzağa

Zaman zaman bu tuzağa düşen birisi olarak bütün bu yazılanları anlıyorum ve hak veriyorum. Sadece şu enerji konusunda tereddütlerim var. İnsan sınırlı bir enerjiyle dünyaya gelmiştir ve bunu verimli kullanmalıdır diyorsunuz. Haklı çıkma çabasının enerjiyi boşa harcama bakımından gereksizliğini vurguluyorsunuz. Enerjiyi boşa harcamasaydık istediğimiz gibi haklı çıkabilir miydik? :)

Enerji durumu olmasada şu yaklaşım çok hoş;
"Doğru bildiğini söyle, geç git. Aslında hiç söylemesek iyi ama konuşmadan durmak çok zor :)"

Konuşmadan duramayan birisi olarak bu öneriyi oldukça değerli buluyorum. Ben insanın dünyaya sınırlı bir enerjiyle geldiğine ve bir işi yapmak için yeterli enerjisi yoksa yapamayacağına inanmıyorum. Sınırın enerjimiz değil, düşüncelerimiz olduğunu düşünüyorum...

Bir bilgeye sormuşlar: -

Bir bilgeye sormuşlar:
- Bir insanın zekasını nereden anlarsınız?
- Konuşmasından.
- Ya hiç konuşmazsa?
- O kadar akıllı insan yoktur ki!..

"Söz gümüşse sükut altındır.."
anonim

Hiç konuşmamaktan, kelime

Hiç konuşmamaktan, kelime anlamı olarak bahsedilmek istenmemiştir herhalde.
Eğer öyleyse; öyle birini sonsuzda görmemiz mümkün değil.
Hiç konuşmayan ama dünyanın en akıllı adamı!
Bence Don Juanda aşırı akıllı bir adam. Kendisi ve geçmişi hakkında konuşmuyor. İşine gelen konular hakkında konuşuyor.
Hatta o kadar kapalı kutuki ben onu Castanedanın uydurmuş olabileceği tezine inanmaya başlıyorum bazen.
Hiç konuşmamaktan kasıt bu olsa gerek. Yoksa düşünsenize adama selam veriyorsunuz, hiç konuşmamak adına selamıda almaz. Öyle adama akıllı değil arıza derler... :)

hkim haklı kim haksız

hkim haklı kim haksız önemli değil diyorum ben çünkü takdir eden insanki insan fasıla bilir fasile bilmez,ayıp degil,kimse bilmez herşeyi.Bu kadar biliyorum bu kadar haklısın demek doğru değil onun için,mantık olmaz orda.

herşeyi bilen düşünmez,çünkü ihtyaç olmaz ,herşeyi bilen varsaki bence var diyorum,o düşünmez tabi (allah (c.c) böyle demke yanlış değil ama gerçek bu.kim düşünüyorsa zatenki eksiktir bence.ama yaşarkenden kaçmak olmaz,kapaste bu,küçük görmek hiç olmaz.saygılar

Agnia size cevap verme

Agnia size cevap verme gerekliliği duymadığına göre ermiş:)))

kimler?

bu sitede bazı kişiler hep haklı çıkmaya çalışıyor. kendilerinin haklı olduğuna inanıyor. en çok kim haklı olduğunu düşünüyor?

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş