28 Şubat'a ilham kaynağı Prof. İlhan Arsel
Taha Kıvanç
İlhan Arsel'in ardından...
Bazı belirtilere bakarak
"28 Şubat öldü" diyenler var; 28 Şubat için bir şey diyemem ama, 28 Şubat'a ilham kaynağı olan Prof. İlhan Arsel gerçekten öldü.
Cumhuriyet gazetesi de öldüğünü yazmasa dünyamızdan böyle bir kişinin geçtiğinden kimsenin haberi olmayacaktı.
Türkiye'deki
akademik çevreler önünde yüzü kızardığı için Türkiye'den kaçmış, hayatının son yıllarını ABD'de geçirmekteydi İlhan Arsel.
İslâm-karşıtı
İngilizce kitaplardan öğrendiklerini Türkçe ifade eden ortalık karıştırıcı yazıları ve kitaplarıyla tanınıyordu.
28 Åžubat'a gidilen yolda
'ilk işaret fişeği'nin Arsel'in ABD'den Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e yazdığı, onun da "Bana göre zırva, ama siz yine de bir okuyun" diye Genelkurmay'a gönderdiği, askerlerin "Biz bu görüşlere aynen katılıyoruz" notuyla ANAP lideri Mesut Yılmaz, DYP lideri Tansu Çiller ve TBMM Başkanı Mustafa Kalemli'ye yolladığı mektup olduğuna inanırım ben...
28 Şubat'tan (1997) tam bir yıl önce (1 Mart 1996'da) Kulis'te işlemiştim mektup konusunu...
"Askerin darbe yapması meşrudur" diye
özetlenebilecek bu yazısı ilginçti.
28 Şubat döneminin akıl hocası sayabiliriz İlhan Arsel'i;
o da ölmüş demek ki...
Yukarıda
bir yerlerde "Akademik çevreler önünde yüzü kızardığı için" dediğimi herhalde hatırlıyorsunuzdur.
Sebebini de öğrenmek ister misiniz?
Ankara
Hukuk Fakültesi'nde profesör iken,
İslâmiyet'i ve Osmanlı dönemini küçük düşürecek malzeme arayan İlhan Arsel, aradığını Kanuni dönemi Şeyhülislâmı Ebussuud Efendi'nin bir fetvasında bulduğunu sanmıştı.
Üç talâkla boşanan kadınların eski kocalarıyla yeniden evlenebilmeleri için yapılan 'hülle'nin câiz olmayan cinsi olarak 'cimaa kadir olmayan pîr'e, yahut oniki yaşında olan oğlancığa' hülle edilmesini örnek veriyor...
Hukuk profesörü
fetvadaki 'pîr' sözcüğünün 'erkeklikten kesilmiş yaşlı adam' anlamına geldiğini anlamayıp böcek taifesinden 'pire'
(iyi ki 'bit' sanmamış) ile kadının birleşmesinin düşünüldüğünü sanarak koca bir yazı kaleme almış,
o yazı 28 Aralık 1976 tarihinde Cumhuriyet gazetesinin
2. sayfasında yayımlanmıştı.
Ünlü
edebiyat eleştirmeni Orhan Şaik Gökyay
'Destursuz Bağa Girenler' (Dergâh Yayınları) adlı kitabına da aldığı Hisar dergisinin Şubat 1977 tarihli sayısında çıkan 'Bir Fetva da bizden' başlıklı yazısıyla yerin dibine batırmıştı cahil hukuk profesörünü...
Süleyman Demirel
Mesut Yılmaz
Tansu Çiller
o zamanki
Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı
yazarının bu cehaletini bilselerdi mektubuna itibar ederler miydi acaba ?
slm
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1116 defa okundu

Sibel Atasoy
kilavuz
"..kilavuzu karga olanin....." deyimi
cuk oturmus..
slm.
Eee sen de
Eee sen de "bir çift kadın memesine vatan satan, ateist" ahmet altanın yazılarına itibar edip duruyorsun. Burnun o yüzden bktan kurtulmuyor.
)kapa parantez
Şu pire olayını bir de
Şu pire olayını bir de ilhan arselden okuyalım.
"günümüze dek müslüman ülkelerin, istisnasız olarak yeryüzünün en geri ülkeleri halinde,
batı dünyasına ve uygarlığına el açar durumda kalmasına sebep, akılcılığa omuz silkip
-gerçeklere şeriat yolu ile, kur'an rehberliğiyle gidilir- diyen bu zihniyettir.
ve işte bu zihniyetin temsilcilerinden biri de bizim ünlü ebu's-suud efendi'mizdir.
yukardaki olay'da melanetini o noktaya götürmüştür ki, birbiriyle sevişen ve birlikte yaşamak isteyen 'karı koca'yı mutsuz kılmak için ne mümkünse yapmış ve haksız yere sokağa atılan kadını ille de (başka) bir erkeğin koynuna sokma yolunu aramıştır.
şeriat hükümlerinin uygulanmasında her vesileyle "hile" yollarını aramayı marifet bilirken ve örneğin bu kez oniki yaşındaki oğlancığa ya da cima'a kadir olmayan pir'e (cinsel ilişki kuramayacak kadar yaşlı kimse) hülle etme yolunu göstermek varken, aksini yapmıştır.
(hülle mutlaka cinsel birleşmeyle gerçekleşsin diye)
böyle bir durumda pir'e değil ama, sırf sembolik nitelikte olsun diye, pire'ye bile hülle şıkkını seçseydi, her ne kadar akıl dışı bir durum yaratmakla beraber, hiç değilse bir evlilik ocağını yıkmamış olur, yine de hayırlı bir iş görmüş sayılırdı.
iddia olunur ki ebu's-suud efendi : "bilgisi, dirayeti, ahlakı ve eserleriyle" büyük bir bilgindir, yani öyle akıl dışı işlerle ve örneğin cima'a kadir olmayan pire sorunlarıyla meşgul olabilecek bir kimse degildir. bu itibarla onu "pir" yerine "pire" ile meşgul oluyormuş gibi tanıtmak doğru değildir.
evet ama bu aynı ebu's-suud efendi değil midir ki, müsbet akla aykırı ne varsa her şeye "şeriat emridir" diye inanmıştır? örneğin bu aynı ebu's-suud efendi değil midir ki, namaz kılan kişinin elbisesindeki pire kanının "affedilmiş" olduğuna ve pire kanına ter karışmış olsa bile namazın bozulmayacağına inanmıştır? bu aynı ebu's-suud efendi değil midir ki, cinlerin dişisi ve erkeği olduğuna ve bunlar arasında "cima'a kadir olanı ve olmayanı" bulunduğuna, ya da karıncaların cazip sözler fısıldayıp tanrı'yı ve peygamberini aldatmaya çalıştıklarına inanmıştır?
bu aynı ebu's-suud efendi değil midir ki, "ölü ile cinsi münasebette bulunan oruçlu kişinin kaza orucu tutması gereğine" inanmıştır? bu aynı ebu's-suud efendi değil midir ki, yiyecek içine düşen sineğin "ilahi idrak" sahibi olarak, önce günah kanadını yiyecek içine batırıp şifa kanadını dışarda bıraktığına ve bunu da insanların hayrına yaptığına inanmıştır? bu aynı efendi değil midir ki, süt içmesi haram edilen bir kavmin tanrı tarafından fare şekline sokulmuş olduğuna ve bu nedenle farelerin deve sütü içmeyip koyun sütü içer olduklarına inanmıştır? bu aynı efendi değil midir ki, aksıran kişinin "el-hamdülillah" demek suretiyle artık bir daha göz ağrısı çekmeyeceğine inanmıştır? bu aynı efendi değil midir ki aksırma'nın tanrı'dan, esneme'nin ise şeytan'dan gelme olup esneyen kişi'nin ağzına şeytan kaçtığına inanmıştır?
pekiyi ama bütün bunlara ve benzeri nice saçmalıklara inanan bir kimsenin, hülle konusunda "pir" yerine "pire" ile ilgili fetvalar verebileceğini düşünmek kadar doğal ne vardır ki? eğer ebu's-suud efendi'nin birazcık aklı, ahlakı ve vicdanı olmuş olsaydı, herşeyden evvel "hülle" gibi bir kuruluşa meydan okur, ya da hiç değilse: "karısını hataen üç talak ile boşayan koca, hüllesiz olarak onu geri alabilir" şeklinde bir şeyler söyler, ya da "cima'a kadir olmayan pir'e hülle yapılamaz " diyecek yerde "evet, suretâ yapılır" der ve böylece, koca tarafından sokağa atılan zavallı bir kadını, bilmediği ve istemediği yabancı bir adamın altına yatıp cinsi münasebette bulunma azabından kurtarır ve yıkılmış bir yuvanın yeniden kurulmasını sağlamış olurdu." prof.dr.ilhan arsel
)kapa parantez
Kalsaydı
Amerikaya gitmeyip kalsaydı, o da Turan Dursun gibi öldürülürdü heralde.
Yanlış din uygulamalarına
Yanlış din uygulamalarına ve bunların doğurduğu, yanlış toplumsal uygulamalara, anlayışlara; rasyonel, akılcı, modern, ilime ve bilime dayalı mücadeleyi düstur edinmiş, bilim adamı, dürüst ve cesur insan.
Ebubekir neden sevsin ki;Dinci tayfasının hakkında ölüm fetvaları çıkardığı aydın birisiydi çünkü.
Ben
Ben ebubekirin bu tür gerici gelenekleri (hülle, ölü ile ilişki, sinek kanadı vs) savunmadığını düşünüyordum. Bunları ortaya çıkaran adamları da takdir edeceğini düşünüyordum ama sanırım yanılıyorum bu konuda.
Forumdakiler ebubekir sayesinde kemalist oldu, ebubekirde forumdakiler sayesinde gelenekçi sünni oldu. Etki-Tepki yasası.
"İslâmiyet'i ve Osmanlı
Yani koskoca profesör'ün bütün çabası bumuymuş? Bütün gayesi nasıl yaparımda şu islam ve osmanlı hakkında sırf küçük düşürmek adına malzeme bulurum muymuş? Bu olsa olsa senin zihniyetindir ebubekir. Bir profesör, hele hele bu kadar kıldan ince kılıçtan keskin konularda korkmadan ve cesurca sorgulayan birinin senin kadar basitleşeceğini söylemek bile terbiyesizliktir.
Etrafında döndüğün kısır döngünün klavuzunun ahlak anlayışını düşündüğümde kimin burnu nereden çıkmıyor ayan beyan görüyorum. kendine o kargayı klavuz edinen toplumlara bakmak bile yetiyor keza.
Bu iş böyle olmaz, okursun kitabı, bakarsın din dediğin zorbalığın kesin hükümlerine ve yasalarına, nerede yanlışlık yapılmış, nerede yalan söylenmiş getirir tartışırsın. Sende o cesaret ve dürüstlük varsa tabi.
Parantez'in eklediği yazıyla senin eklediğin yazının arasında ki farkı görebiliyormusun acaba? Göremezsin çünkü kör gibi tapınıyorsun ve adına geleneklerin v.s. ötesinde olmak diyerek dilediğin gibi ve dilediğin şekilde saldırabilmenin zeminini yaratıyorsun. Söyledim ve yineliyorum senin niyetinin niyetinin niyeti aşikardır hangi renge bürünürsen bürün.
Ne tarafa dönersen dön kçn arkada kalır, buda senin duruma cuk oturuyor sanırım.
Bu kadar kıvırtma sahiden dudak uçuklatıyor. Ne olduğu ve ne dediği belli olmayan ve yobazlığını saklayabilecek cümleler kurmayı öğrenmiş bir insan görüyorum. Öyle ya. Meşhurdur sizin bu taktiğiniz, bunu bir hanifin kendisinden işitmiştim. Bilmiyorsan maymunlar gibi taklit edeceksin anlayışını uyguladığını ifade etmişti. Yani her kılığa girebilirler, her ifadeyi kullanabilirler v.s. Her yol mübahtırın aynı belirsiz zemini. Dürüst olun kardeşim, özünüz sözünüz bir olsun. Ama o da olmuyor çünkü belirsizliğin üzerine basıyor ayaklarınız e doğal olarak ne dediğiniz ve ne yaptığınızda öğretiniz gibi herdaim çelişiyor.
Yani mesela geleneksele karşıyım diyebilir kişi, bu bir ifadedir, bunu herkes söyleyebilir isterse, Hitlere sorsan haklıydı, Stalin yaptıklarının doğruluğundan kuşku duymadı, Muhammed haz düşkünlüğü uğruna savaş ganimetlerine (kadınlar) sahip olmayı tanrısı emrettiği için yaptı v.s. v.s.
Sn. sonsuz PES
valla sonsuz kardesim
-Forumdakiler ebubekir sayesinde kemalist oldu
ifadeniz DOGRU olabilir de
-ebubekirde forumdakiler sayesinde gelenekçi sünni oldu tespitiniz külliyen YANLIS..
dikkat
"..Hukuk profesörü
fetvadaki 'pîr' sözcüğünün 'erkeklikten kesilmiş yaşlı adam' anlamına geldiğini anlamayıp..."
cam deviriyor
siz
kalkmis
Ben ebubekirin bu tür gerici gelenekleri (hülle, ölü ile ilişki, sinek kanadı vs) savunmadığını düşünüyordum.
diyorsunuz
ne alaka ?
ideolojik
ILKE-lerini paylasdiginiz bir kisinin yanlisini da paylasmak mecburiyetinde degilsiniz..
bu TAVIR objektif bir durus olmasa gerek..
bende
sizin
TARAFSIZ
oldugunuzu düsünüyordum..
*
Toruk Makto söyle yazmisti;
Oldu öyle şeyler deseler bir şey değşecek mi sanıyorsun? Bu seferde hemen arkasından şunu diyecekler; O zaman şartlar öyle gerektiriyordu. Oda olmadı şunu derler; Tamam bizimki şapka taktırmış ama sizinkide türban taktırmış ne haber? Bu dialoglar böyle sonsuza dek sürer gider. "Ey bütün dayatmalara ve dayatmacılara karşı olanlar uyanın" demek bir işe yaramıyor. Ben anladım ki bu konularda konuşmak, boşuna enerji harcamaktan başka bir şey değil...
Toruk Makto bu tespitinde hakli mi sizce ?
slm.
Tarafsız?
Neden tarafsız olayım. İstediğim tarafı tutarım, ama taraftar olmam. Yönetimle ilgili kararları da tuttuğum taraf belirlemez. Sizin söylediklerinizin çoğuna katılmama rağmen size haksızlık yaptığımı düşünüyor musunuz?
Yazıda İlhan Arsel'in eleştirdiği kişi ebu's-suud efendi. Siz bu kişiyi savunuyor musunuz? Yoksa İlhan Arsel'in tespitlerine katılıyor musunuz? Taha Kıvanç rumuzlu kişi savunuyor ki bu yazıyı yazıyor.
Arsel zaten yanlış anladığını, ama neden yanlış anladığını açparantezin yazısında açıklamış. Ama bir bilim adamının tek yanlışı yüzünden sanki her söylediği yanlışmış havasına girmek doğru mu sizce? Bu mu tarafsız duruş?
Toruk makto, çok haklı. Bütün dayatmacılara karşı uyanın diyor. Ama kendi dayatmasının farkında değil. Siz de farkında değilsiniz. Kimi beğenip kimi beğenmeyeceğimizi bile dayatıyorsunuz.
Eğer sünni gelenek karşıtıysanız, İlhan Arsel'in hayranlarından biri olmalısınız.
Sn.sonsuz ve masal
sonsuz yazdi;
"..Amerikaya gitmeyip kalsaydı,
o da Turan Dursun gibi öldürülürdü heralde.."
VE
Masal yazdi;
"..Dinci tayfasının hakkında ölüm fetvaları
çıkardığı aydın birisiydi.."
insanimiz
aydinimiz
manipülasyona acik..
hatirlayin
sabah bir solcuyu vuran silah
ögleden sonra bir sagciyi vuruyordu..
ulkemizde
kimin
neden
kimlerce
öldürüldügü
kuskuya acik bir soru(n)dur..
binlerce "FAILI MECHUL" cinayetlerini de hatirlayin..
nerde
bir
"FAILI MECHUL"
var
orda derin devletin parmagi vardir..
ötesi
laf olsun torba dolsun ayaklari..
slm.
Ya hani
Kimin söylediği değil, ne söylediği önemliydi? Artık kimin söylediği de önemli olmaya başlamış galiba.
Zaten ne oluyorsa şu devlet yüzünden oluyor, ebubekire katılıyorum. Devlet olmasa hiç sorun olmayacak.
xenix
Okan Bayülgen olsa derdi ki: "Kurtlar vadisine fazla kaptırmışsın kendini..."
Sn.sonsuz
sonsuz yazdi;
"..Eğer sünni gelenek karşıtıysanız, İlhan Arsel'in hayranlarından biri olmalısınız.."
gelenek konusunda ki düsüncemi biliyorsunuz sünni olmadigimi da belirtmistim..
hicbir
kimsenin hayrani degilim
hayran olmak insani bagimli yapar
gözü ve gönlü kapali olanlardan olmak istemem..
slm.
oy sevsinler
sizin bu gönül gözü muhabbetlerinizi.
Ebubekir yalanı ve çözümlemesi: Şimdi sen öbür tarafda sorguya alınacağına inanarak yaşadığına göre, neden burada kılıç kalkan dolaşmaktansa kendine huzurlu bir uğraş bulup, enerjini ve kutsal nefesini o uğraşa harcamıyorsun? Ya nasıl olsa öleceksin ve senin içinde ası önemli olan cennette geçecek sonsuz yaşam değilmi? Eeee ne işin var burada neredeyse bütün gün? Ailene ve çocuklarına adasana kendini mesela. Kendin gibi bir kaç insan bulup ilahi muhabbetlerle vakit doldursana ya da. Bu kısa ömrünü daha sakin yaşa kardeşim. Kendini ve bütün vaktini burada değil kitabını ve onun gizli sırlarını çözmeye ada mesela. Olmuyor mu, aslında sır mır yokmu yoksa. Bir şekilde çirkin bir siyasetin ego tuzağına düştün ve çıkamıyormusun? Öfke sahibimi oldun, kin mi biriktirdin, e o zaman zaten saçmalıyorsun vhy, temiz iklim filan diyerek. Bir temizlik falan göremiyorum ben, saldırmaktan, siyaset yapmaktan, yalandan, kinden, nefretten başka bir şey çıkmıyor sizden.
Sahiden neden bu kısa ömrünü daha alçakgönüllü ve ermişlik, dervişlik mertebesine oynayarak geçirmiyorsun? O potansiyel de yok değilmi? Ve sende senden kalan posayı gelip buraya boşaltıyorsun.
allam ne güzel sallıyor ya.
Biliyorum
1 yıldan beri kimsenin hayranı olmadın, herkese düşmansın.
Ebubekirin kılavuzu
Ebubekirin kılavuzu diyorki;
"Hukuk profesörü
fetvadaki 'pîr' sözcüğünün 'erkeklikten kesilmiş yaşlı adam' anlamına geldiğini anlamayıp böcek taifesinden 'pire'
(iyi ki 'bit' sanmamış) ile kadının birleşmesinin düşünüldüğünü sanarak koca bir yazı kaleme almış"
Dikkatli okuyalım İlhan Arsel'i:
"böyle bir durumda pir'e değil ama, sırf sembolik nitelikte olsun diye, pire'ye bile hülle şıkkını seçseydi, her ne kadar akıl dışı bir durum yaratmakla beraber, hiç değilse bir evlilik ocağını yıkmamış olur, yine de hayırlı bir iş görmüş sayılırdı."
Ben İlhan Arsel'in anlatımında piri pire zaanettiğini falan çıkarmıyorum. Böyle bir yorumu çıkarmak için türkçe bilmeyen bir arap olmak lazım ki sanırım "çıkaranlar" da öyle. Adam "pir yerine sembolik olarak pireyi seçseydi"diyor, bunlar da "a-aa piri pire anlamış" diyorlar. Ne hiciv biliniyor ne mizah, ne sanat ne türkçe hepsi hak getire...
Bu Ebubekir ne zaman kendine ait bir yazı yazacak merak ediyorum. Onun bunun borusuyla öttürcem diye uğraşıp duruyor...
Birileri 28 ÅŸubat'ta
Birileri 28 şubat'ta pir'esi kaçıp iktidarı bıraktığından beri bu halde... Yazık...Çok ama çok üzüldük... Ne çok düşünürmüş meğer faili meçhul cinayetleri... Vah ki vah... İrticacılar çok üzüldü canım:) Ağır sanayi hamlesi yapacaktı, tam da yapıyordu... Hatta henüz yeni keşfedilmiş! traktör fabrikası falan bile açmıştı... Komedi aniden sona erdi. Takunyaları elinde kaldı.
Anayasanın en sevdiğim ve takdir ettiğim maddesi şu:
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
sevgili oik0s, aynı madde
sevgili oik0s, aynı madde benim de en sevdiğimdir:)
marsseh üstüne bastın
"Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir."
Şimdi "Atatürk'ü" içinden çıkar bak geriye ne kalacak? tamamen boşluk..
İşte şeriatçıların ve gericilerin, neden Atatürkü yıpratmaya çalıştıklarına çok güzel bir örnek olmuş..
Onlar, bu boşluğu doldurmanın telaşı içindeler;)
Yeni yorum gönder