Hristiyanlık ve Müslümanlık

xenix kullanıcısının resmi

Elimden geldiğince iki dini objektif olarak karşılaştırmaya çalışacağım. Elbette eksik ve yanlış bildiklerim olabilir. Bu konuları belirtirseniz birlikte düzeltebiliriz. Karşılaştırmaya sizlerde eklemeler yaparsanız daha geniş bir araştırma haline gelebilir. Şimdiden katkılarınız için teşekkür ederim.

İki dini karşılaştıralım.

Müslümanlık Hristiyanlık
Tek tanrı inancı vardır. Özel adı Allah'tır Tek tanrı inancı vardır. Tanrı diye hitap ederler. Özel adı yoktur.
Peygamberi ve elçisi Muhammed'tir. Allah'ın en sevgili kulu konumundadır. Tanrının söz olmuş hali İsa'dır. Bedensel varlığı hariç tanrının kendisinin yansımasıdır.
Kutsal kitabı Kuranı Kerim'dir. Muhammed zamanında ezberlenmiş, deri ve tahta parçalarına bir kısmı yazılmıştır. Peygamber vefat ettikten yıllar sonra kitap haline getirilmiştir. Kutsal kitabı Kitabı Mukaddes'tir. Yeni ahit, yani inciller İsa'nın sözlerini ve yaşantısını anlatan kitaplardır. İsa'ya bir kitap inmemiştir. Zaten söylediği her söz tanrı sözüdür. İnciller İsa'dan yüz küsür yıl sonra yazılmıştır.
İnsan doğuştan günahsız doğar. İnsan doğuştan günahkar doğar.
Sosyal bir dindir. Toplum ilişkilerine, kanunlara, düzene, hukuka dair yaptırımları vardır. Bireysel bir dindir. Toplumsal yaşama müdahale eden yaptırımları yoktur.
Cennet - Cehennem inancı var. Tasvirler Kuran'da belirtildiği gibi. Tanrının krallığı ve cehennem inancı var. Hafif farklarla tasvirler aynı.
Kadın ikinci sınıf konumdadır. Bazı hak ve hürriyetleri erkeğe göre daha düşüktür. Kadın günahkardır.Şeytanla iş birliği yapma olasılığı çok yüksektir.
Şeytan vardır, insanları günaha sokmak için vesvese verir. Allah ile anlaşmalıdır ve çok güçlü değildir. Şeytan vardır. İnsanları günaha sürükleyebilir. İslama göre çok daha güçlüdür. Tanrı ile anlaşmalı değildir.
Temelinde iman ve huzurlu bir teslimiyet vardır. Temelinde sevgi vardır.
Mezhepleri vardır. (4 ana mezhep) Bazı uygulamalarda farklılıklar gösteren yorumları vardır. Mezhepleri vardır. Mezheplerine kiliseler denir. Uygulama ve yorumlarda farklılıklar gösterirler.
Yayılmacı bir politika izler. Dini yaymak görevdir. Yayılmacı bir politika izler. Dini yaymak görevdir.
Hayır da şer de Allah'tandır. İyi ve kötü herşeyin sebebi Allah'tır İyilikler tanrıdan, kötülükler şeytandandır.
Müslümanlıkta tövbe vardır. Hristiyanlıkta günah çıkartma vardır.
Müslümanlık kendinden önce gelen Zebur, Tevrat, İncili kabul eder Hristiyanlık kendinden önce gelen Zebur, Tevrat ı kabul eder
İsa çarmıhta ölmemiştir, Allah onu katına çıkarmıştır İsa çarmıhta ölmüştür.
Melekler iyidir, kötü olan cinlerdir. Meleklerden iyi ve kötü olanlar vardır.
Erkek çocuklara sünnet etme geleneği vardır. (Bazı islam ülkelerinde kız çocukları da sünnet edilir.) Doğan çocuklara vaftiz geleneği vardır.
Müslümanlıkta tevhid inancı vardır. Hristiyanlıkta teslis inancı vardır.
   
   
Senin oyun: None Ortalama: 3.4 (9 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

İslamiyette hem hayır hem

İslamiyette hem hayır hem şer Allah'tandır, hristiyanlıkta ise tanrı salt "iyilik" halidir, kötülük insana aittir.Bu durum bence iki din arasındaki en önemli yapısal farklılıklardan biridir ve üzerine kafa yorulabilir.

Yahudilik ve islamiyet, bir yandan inananın yatak odasına ve en mahremine kadar zoom yapma yeteneğinde olmakla birlikte,diğer yandan da sınır tanımaz bir difüzyon kapasitesiyle sosyal hayata ve onun tüm kanuni bileşenlerine müdahil olur.Hristiyanlık bu anlamda takım oyununa pek yatkın değildir(ya da İsa yeni tebliğler eşliğinde bu zoom ve diffüzyon kapasitesine ulaşabilmek için yeterli vakti ve sosyalizasyon sayısını bulamamıştır?)

Şeytan kısmı ilgimi çekti.

Daha önce bu tanrı ile anlaşma kısmını düşünmüştüm ama dar kapsamda düşünmüşüm.

"Şeytan vardır, insanları günaha sokmak için vesvese verir. Allah ile anlaşmalıdır ve çok güçlü değildir."

Zavallı şeytan. :) Daha baştan kaybetmiş oyunu.

Türkiye satanistlerine bakış açımıda bu anlaşma üzerinden kurmuştum. Yani liderlerinin sonunda kaybedeceği bir oyuna neden girsinlerdi? Kaybedecek olan ama şu anda güçlü olan lider. Ya bu adamlar anlaşmaya inanmıyorlardı. Ya da kökten ateisttiler. Satanizmi bir eğlence olarak algılıyorlardı. Çünkü şeytanın varlığını kabul etmek demek Tanrının varlığınıda kabul etmek demekti. Ateist olan birisinin satanist olmasıda mümkün görünmüyordu. Neyse konumuz başkaydı.

Hristiyanlıkta bu anlaşmanın olmadığını bilmiyordum. Bilgi için teşekkürler. Neden Hristiyanlıkta yokta sonradan gelen müslümanlıkta var?

aynen dediğin gibi olmalı gamaro

"(ya da İsa yeni tebliğler eşliğinde bu zoom ve diffüzyon kapasitesine ulaşabilmek için yeterli vakti ve sosyalizasyon sayısını bulamamıştır?)"

Eklendi

Söylediklerinizi ve yeni karşılaştırmaların bir kısmını ekledim tabloya.

Hristiyanlıkta şeytanla ilgili çeşitli felsefeler var. Onun düşmüş eski bir tanrı olduğu, tanrının oğlu olduğu vs şeklinde. Güçlü bir rakip yani.

xenix

Hrstiyanlik bireysel bir din mi ?

xenix yazdi;
Hristiyanlik "..Bireysel bir dindir. Toplumsal yaşama müdahale eden yaptırımları yoktur...

!?

Hristiyanlik
toplumsal yasama müdahale etmiyorsa tarihteki kavgalar neydi !?

dünya hayatina ve siyasi otoritenin ödevlerine iliskin inanc hükümleri bulunmayan din/ilke yoktur..

birbirinizi kandirmayin..

slm.

Paylaşırsanız

Paylaşırsan sevinirim sevgili ebubekir. Öğrenmiş olurum ben de. Dedim ya yanlış biliyor olabilirim.

İncilde düzenlenen sosyal yaşam, hukuk, yönetim vs türünden neler var elimizde.

xenix

Hıristiyanlıkta günah

Hıristiyanlıkta günah çıkarma vardır, müslümanlıkta günah alma vardır. :)

"Mezhepleri vardır.

"Mezhepleri vardır. Mezheplerine kiliseler denir..."

Mezheplerine kiliseler denir derken, anlayamadım demek istediğinizi?

ortadoks, katolik

ortadoks, katolik, protestan .

Sevgili xenix, yaratıcı,

Sevgili xenix, yaratıcı, din adı altında kurdugu sistemini insanlığa duyurup anlatması için bizlerden daha tekamüllü varlıkları seçer. Peygamber olarak bilinen varlıkların aslında bizlerden tek farkı bu yola bizden daha önce çıkmış olmaları. Yaratıcı, sistemini insanlığa musa peygamber aracılığı ile '' hiç kimse başı boş değil sizlerin bir yaratıcısı var '' diyerek kendi varlığını bildirir. burada amaç öncelikle insanlık alemine yaratıcı Allah inancını oturtmak. hatta musa döneminde yaradanın kendini, varlığını ispat için, mucizelerini ve gücünü gösterek inanç bilincini oluşturmuştur.

İnanç bilincinin devamında önce sevgi vardır, yaratıcı bu sevgi bilincini oluşturmak içinde saf sevgi olan isayı görevlendirmiştir. isa, sonsuz sevgi, şefkat, vicdan nın sembolüdür, öyleki isayı çarmaha gerip işkence ederlerken dahi, havarilerinin '' durun ne yapıyorsunuz o görevli kutsal bir varlık'' diye taşlamalara engel olmaya çalışırlarken dahi, isa havarilerine '' bırakın onları, çünkü onlar bilmiyorlar, bilmiş olsalar yaparlarmı '' demesi onun, insanlığın yüreğine sevgiyi kazıyarak öğretmesinin ve görevini hakkıyla başarıp buradan ayrılmasından başka bir şey değil.

Yaratıcı son olarak muhammedi insanlığa bilgi yi, araştırmak okumak öğrenmek, aklı kullanmayı öğretmek için görevlendirdi. kuran '' oku '' der '' aklını kullananlar için dersler çoktur ''. Muhammet '' ilim çinde olsa dahi arayıp bulun '' der, kuranın ışığında yetişmiş olan hz ali nin de bilginin önemi üzerinde söylediği tüm sözler kuranın sosyal bir kitaptan daha çok, araştırılıp öğrenilmesi gereken bir ilim kitabı olmasındadır.

Hiç bir din hiç bir peygamber boşuna gelmemiştir. hepsi bir bütünün tamamlayıcılarıdır. inanç, sevgi, bilgi. bunlar bir bütündür ve her insan bunu kendinde bütünlemelidir.

sevgili xenix, ne muhammedin dininde nede isa nın inancında meshep diye bir şey yoktur. muhammedin ölümünden sonra dört büyük imamın kuran yorumunda ki farklı fetvaları yüzünden kendiliğinden çıkmış bir durumdur. imamlar kuran üzerinden yaptıkları yorumlarda anlaşamayınca demişlerki '' tamam senin yorumuna inananlar seninkini uygulasın bana inananlar benimkini uygulasın '' diyerek kendi kendilerini parçalamışlar. hristiyanlıktada meshepler bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Ayrıca hristiyanlıkta geçen'' insan eksik doğar ''ın anlamı.
ne duygu ne görüş nede beynimizin tam kapasite çalışmayışı ile ilgili bir bilgidir. deneyimlerimizle istediğimiz kadar kendimizi açmaya çalışsak dahi hiç bir zaman ne beynimizi nede görülerimizi şu an yaşadığımız dünya ortamında tam kapasite çalıştıramayacağız. incile göre ancak tüm insanlık sevgiyi öğrendiği zaman tam lanacağız.

Aslında insanlığa verilen mesajlar öyle açık ve saf ki, biz ukala insanlar verilen bu bilgileri kendi egolu ufacık beynimizle şekilden şekile sokuyor, sisteme kafa tutuyoruz. insanlık olarak geldiğimiz nokta belli iken kim neyin üstünlüğünü savuna bilirki. tüm düşünce ve fikirlerin bittiği son dönemi yaşıyoruz. çünkü artık aaa hiç duymamıştım diye şaşırıp bizi şok edecek hiç bir bilgi yok. olanların hepsi tekrar. ve uykuya devam etmek isteyenler için güzel bir ninniden başka bir şey değil.

venüs'ün

katılmadığım bi kaç şeyi;

şöyleki;

"tüm düşünce ve fikirlerin bittiği son dönemi yaşıyoruz." demiş.
Bana göre daha başındayız.

"çünkü artık aaa hiç duymamıştım diye şaşırıp bizi şok edecek hiç bir bilgi yok.

olanların hepsi tekrar." tamam da..
Herşeyin, O kadar başındayız ki, şok bilgileri bizim görmemiz ve algılamamız mümkün değil.
Önce, din tartışmalarını sona erdirecek şoklara ulaşmamız gerek. Ondan sonrası çorap söküğü..
Bu beyin ve zeka ile şimdilik çok zor;)

İslamiyette de sünnilerin,

İslamiyette de sünnilerin, hanifilerin, malikilerin, şafilerin, hanbelilerin, caferilerin camiisi, alevilerin cemevleri var.

teşekkürler venüs. yeni

teşekkürler venüs. yeni bir ses duymak ne güzel.temcit pilavı gibi aynı tür yazılardan sonra yorumunuz hoş olmuş.

sevgili statik, bilgide

sevgili statik, bilgide değil, sadece uygulamada başındayız.
asıl insanlık bildiklerini uygulamaya geçirdiği zaman mucizeler yaratacak. daha doğrusu ektiğini biçecek. bu yüzden son dönem diyoruz bu yüzden kıyamet diyoruz. yoksa herkes her şeyi biliyor, evet, sadece biliyor. :)

Hıristiyanlık Çerçevesinde Din-Devlet İlişkileri

İsmail Taşpınar

(Yrd.Doç.Dr.M.Ü.İ.Fakültesi,Di.Ta.Anabilim Dalı Öğr.Üyesi)

"...Hıristiyanlığın
Devlet dini olduğu dönemden Papa Büyük Gregoire’a kadarki dönem (380-604); Ortaçağ (600-1500),
Reform ve Karşı Reform dönemleri (1500-1715),
Aydınlanma dönemi (1715-1848) ve modern dönem.

Özellikle
Papa Büyük Gregoire (590-604) ile birlikte Roma piskoposu bir kral gibi davranmış ve ondan 150 yıl sonra kesin olarak ‘papaların dünyevi iktidarı’ dönemi başlamıştır denebilir.

Ortaçağ’da
papalıkla imparatorluk ilişkileri bağlamında din-devlet ilişkilerinin papalık otoritesinin en üst seviyede olduğu dönem Papa VII. Gregoire’dır (1073-1085).

Daha önceleri
manevi otoritenin hükümdarlığa bağımlılığı anlamında
(cesaro-papiste) var olan anlayış, onun döneminde radikal bir değişim göstermiştir.

Öyle ki,
VII. Gegoire ile birlikte Papa Kilise’nin hâkim gücü olmakla birlikte manevi gücün temsilcisi olarak maddi güç ve iktidarın da üstünde olduğu kabul edilmiştir.

Buna göre
papa, istediğinde istediği kralı görevden alabilecektir.

Bu durum,
özellikle 13.yy.’da başlayan ve Gallikanizm olarak bilinen doktrinin ortaya çıkışına kadar devam eder.

Gaul
bölgesine ait olduğu için Gallikanizm olarak isimlendirilen bu doktrin, Philipe le Bel döneminden Cumhuriyet dönemine kadar süren dönemde Fransız Kilisesi’nin Roma’daki merkez Kilise’ye karşı bağımsızlık isteğini ve Avignon’daki papalık dönemini ifade etmektedir.

Bu durum,
aynı zamanda papalığın dünyevi iktidar üzerindeki etkisinin ciddi olarak sorgulandığı ve azaldığı bir dönemin başlangıcı kabul edilmektedir.

16.yy.’da
Martin Luther ile birlikte başlayan Reform hareketi, Hıristiyanlık tarihinde sadece Hıristiyanlık dininin algılanmasının değil, aynı zamanda ve belki de en önemlisi din ve devlet ilişkilerinin birbirinden ayrılışının miladı olmuştur.

Böylece,
yeryüzü krallığı ile semavi krallık birbirinden tamamen ayrılmış, hukuki ve siyasi yetkiler bütünüyle sivil yöneticilere bırakılmıştır.

Buna,
kralların kendi bölgelerindeki kiliselere müdahale etme yetkisi de dahildir.

Bu hareketin
en belirgin sonuçlarından biri ise, İngiltere’de
Anglikan Kilisesi’nin ortaya çıkışı olmuştur.

Anglikan
Reformu da denen bu reform ile birlikte, sivil yöneticilerin egemenliklerinin kilisenin üzerinde olduğu ilan edilmiş ve kralların hem sivil hem de kilisenin başı olduğu kabul edilmiştir.

Fransa’nın
protestanları olarak da bilinen Hugeunot’lar ise,
hem Katolik Kilisesi’nin hem de Fransız monarkların yetkilerini reddettikleri için 1598’e kadar sürecek olan din savaşlarını başlatmışlardır.

Hatta
kimi tarihçiler,
Katolik Kilisesi’nin baskıcı rejimine karşı ayaklanan Hugeunot’larla Osmanlı yönetiminin ilişkilerinin olduğundan bahsetmektedirler.

Bu durum,
bir yönüyle Fransa’nın halka dayalı cumhuriyet yönetimine geçişinde Osmanlı etkisini gündeme getirmektedir ki,
detayları araştırılarak açıklığa kavuşturulması gereken bir tezdir.

Katolik Kilisesi’nin
yetkilerinin sivil yönetimden uzaklaştırılması aynı zamanda din adına sivillerin hayatlarına olan müdahalelerini ve etkisini de kısıtlamıştır.

Özellikle
Aydınlanma (1715-1848) döneminde bir bütün olarak
dine karşı olan akımların ortaya çıkışı ile birlikte Kilise, Hıristiyanlığa ve tabii ki doktrinlerine karşı yöneltilen eleştirileri cevaplama telaşına düşmüştür.

Aslında,
din adına yapılan saldırıların hedefinde Katolik Kilisesi vardır.

Ortaçağ boyunca
Katolik Kilisesi’nin sivil yöneticiler ve halk üzerinde oluşturduğu katı ve baskıcı egemenliği, sonunda Avrupa’da Kilise’nin ve dolayısıyla dinin her türlü dünyevi otoritesini yok sayan bir ‘din karşıtlığı’nın ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır.

1789 Fransız ihtilali
sadece kralın alaşağı edilmesini değil,
aynı zamanda ruhban sınıfının malları ve statülerini de gündeme getirmiştir.

1795’te
dini ibadetlerin serbestisi ile birlikte din-devlet ayrımı da kabul edilmiştir.

1798’de
kendisine bağlı devletlerin tamamını kaybeden Papalık,
1799’da Vatikan sınırlarına çekilmiş ve bu sınırlar dahilinde varlığını sürdürmeye başlamıştır.

Vatikan’ın
resmi sınırları bir bakıma Katolik Kilisesi’nin ve dolayısıyla dinin Avrupa’daki yeni anlayış içerisindeki yerinin ne kadar olması gerektiğini de gösteren sembolik bir göstergedir, denebilir.

Bu nedenle,
Kilise’nin seküler hayata yönelttiği her türlü eleştiri,
kimi çevrelerce söz konusu ‘sınırlarını aşıyor’ şeklinde algılanmıştır..."

slm.

Elbette

Elbette sevgili venüs. Dinler ilk çıktığında mezhep ayrılıkları yok. Zamanla insanlar arasında çıkan tartışmalar (pratikte ki uygulama yetersizlikleri) mezhepleri (ve kiliseleri) oluşturmuştur. Şu an ki durumdan bahsetmiştim ben.

Bakın zaten sevgili ebubekir bu konuya değinmiş. İsa'dan 7 yüzyıl sonra papalık oluşumunu makale şeklinde eklemiş. Bence halifeliği de inceleyip yukarıda ki tabloya ekleyelim derim papalık ve halifelik karşılaştırmalarını.

Bu arada

"Yaratıcı, sistemini insanlığa musa peygamber aracılığı ile '' hiç kimse başı boş değil sizlerin bir yaratıcısı var '' diyerek kendi varlığını bildirir. "

Bu bildiri Musa'dan çok daha önce başlar. En azından bilinen İbrahim de başlar. (Adem, Nuh vs)

Sevgili ebubekir, sen %99 hristiyan olan kaynağın içindesin. Şu sosyal hayatla ilgili düzenlemeleri incilde bulamadığını (en azından okumadığını) düşünerek, dini bütün bir almanı çevirip sorabilirsin, bana yardımcı olabilirsin bu konuda. Dostların vardır en azından incili okuyan. Veya olmadı bir kiliseye gidip te öğrenilebilinir.

xenix

Vatikanda ilginç kurallar!!

Vatikanda -gerek erkekler gerekse kadınlar için-bacakların dizden yukarısının görülmemesi konusunda çok katı bir yasak var.
Bu kısıtlama Tanrı'nın şehrinin mukaddesliğine saygı gösterilmesi içinmiş.
Ayrıca kapri,şort,kısakollu,kolsuz v.s. vücudun cezbedici yerlerinin gösterildiği kıyafetler giymek de sizi Vatikan'ın kapısından döndürebilirmiş.

Çok güzel efsa

Hemen karşılaştırmalarımızı yapalım bu konuda. Vatikanla neresi karşılaştırılmalı? Mekke mi? Hristiyanlıkta, kutsal topraklar neresiydi. Jerusalem miydi.

Yoksa Vatikanla, Arabistan gibi bir yeri mi karşılaştırmak gerekir. Tam bilemedim.

xenix

xenix. Yazınızı okudum

xenix.
Yazınızı okudum özür dilerim tamamen bilgiden yoksun bir yazı.
Henüz birinci maddede dinler konusunda yetersiz olduğunuz ortaya çıkmış.
Tek bir maddeye cevap vereceğim ,zaten o maddede bitirmişsiniz..
İslamiyette Tevhit dediğimiz LAİLAHEİLLELLAH vardır yani Allahdan başka ilah yoktur Tek Allah vardır.
Hristiyanlıkta ise, Teslis dediğimiz "Tanrı, İsa Meryem,"
Yani üçüde tanırıdır,baba, oğul, kutsal ruh .
Bu inanca göre bu günki Hristiyanlar zaten Hristiyan değil Müşrik sınıfına girer.
Aynı şey Alevilik içinde geçerlidir.
Alevilerde Semahlardaki nefesin sahibi Şah hatayi yani Şah ismail.
"HAK MUHAMMET ALİ ÜÇÜDE HAKTIR Demek suretiyle İslamiyetin Tevhid inancından çıkmış Muhammet ve Aliyide Hak yapmıştırki buda şirktir..
Bu vesile ile herkese saygılar...

Okudunuz mu?

Keşke sonundan başlasaydınız o zaman. :)

Kaldı ki, müslümanlığa göre hristiyanlık, hristiyanlığa göre müslümanlık şekilde yanlı bir yazı yazmıyoruz. Size göre onlar müşrik, onlara göre siz cehennemliksiniz.

Bu arada siz hristiyanlık hakkında biraz daha araştırma yapınız, tesliste Meryem yoktur.

xenix

xenix... Hristiyanlıkta Tek

xenix...
Hristiyanlıkta Tek tanrı inancı vardır.
dersen tartışma zaten başlamadan bitmiştir.
hadi Meryem olmasın yani üç değilde iki tanrı olsun buda şirktir dostum.

Siz en iyisi

Bir hristiyana sorun, size anlayabileceğiniz şekilde anlatır belki.

Hadi ben de deneyeyim. O baba, oğul, kutsal ruh varya. Onları hani Allah'ın 99 sıfatı gibi düşünün. Sen 99 Allah'a mı inanıyorsun?

xenix

ebe masalı

xenix.
Ebe masalı bilirmisiniz siz yani demegoji siz onu yapıyorsunuz..
Bak dostum Tevhitten bahsediyoruz sıfatlardan değil.
İslamiyet inancında tek bir Allah vardır ve tek bir adı vardır ..
O senin dediğin "Esmaülhüsna" dediğimiz Allahın 99 tane sıfatı dır..
Hristiyanlıkta ise Baba, oğul, kutsal ruh, üçüde ayrı ayrı İlahdır inançlarında, sizin dediğiniz gibi Sıfatları felan değildir ...
İbadetlerinde bile Sağ göksüne sol göksüne alnına elini sürmek suretiyle ibadet ederler, bu ne demektir üç tane Rabbe ibadettir.

Amacımız

Dinleri yarıştırmak veya eleştirmek değil. Siz en iyisi bu konuyu bir hristiyana sorun diyorum ben ısrarla. Bilmiyorsunuz, öğrenirsiniz en azından.

O kadar hristiyan ahbabınız vardı, bir şeyler öğrenmediniz mi hiç arada?

xenix

Evet xenix, tanrıyla ilk

Evet xenix, tanrıyla ilk haberleşen musa değildi tabi. Musadan öncede bir çok aracı varlıklar oldu. Hz ibrahim allahı kendi bilgisiyle buldu ( tıpkı nuh ve adem gibi )ve toplumun da inanan tek insan oydu. İbrahim tanrı dan inandığını yayması gibi bir emir almadı. ona, inanç sisteminin oluşum temelleri attırıldı. ve musa ile yayılmacı inanç sistemi başlatılmış oldu. kısaca böyle. :)

Kafam karıştı

Adem ve Nuh Allah'ı kendi bilgileriyle mi buldular? Özellikle Adem, zaten o bilinçle var olmadı mı? Tekrar bulması mı gerekti?

Durumları biraz farklı gibi geliyor bana. İbrahim pagan bir toplumda yetiştiği için diğerlerinden ayrıcalıklı olarak öğrendiklerini unutup, yadsıyıp yola çıkması gerekiyordu tekrar.

Bildiğim kadarıyla Musa da yayılmacı bir politika izlemez. Irk dinidir, ve İsrailoğulları'nı kapsar. Yani kimseyle dinlerini paylaşmazlar.

xenix

Musa'nın en asabi peygamber

Musa'nın en asabi peygamber olmasına şaşmamak lazım, ben hayat hikayesine ait filmleri seyrederken bile isyan ediyorum.

Sezgiler olmadan bilginin

Sezgiler olmadan bilginin hiçbir anlamı yok. Bilgi olmadanda sadece sezgilerle biryere varılmıyor. Bu ikisini biraraya getirerek gerçeğin peşinde olmak oldukça heyecan verici. Birilerinin gelip bize sistemle öğretmeleri fikrini şu saatten sonra kabullenemiyorum. Sistemle daha iyi konuma geleceğimi bilsem bile sistemsizliği tercih ederdim.

Gözlem, deney,geçmiş

Gözlem, deney,geçmiş yaşam deneyimi, bilgi ve ancak bunlarla ya da bunlardan biriyle oluşabilecek "ön görüyü" sezgi adıyla bilgiden ayıramazsınız Toruk Makto. Sistem ve içgeçerlilik deneyleri bilimin temel unsurlarından. Birinin gelip size sistem öğretmesini istemiyorsanız Nasa'da çalışamazsınız, ya da Aselsan'da ..Uzay mühendisliği ve bilgisi gerektiren bir konuda "sezdim çünkü" demeniz sadece küçük bir tahmin-kumar etkinliğidir ve bilginin niteliğinden uzaktır.

bilimden bahseden kim?

bilimden bahseden kim? Bilinen bilim mutlak gerçek olsaydı quantum fiziği diye bir şey olmazdı. Siz suyun 100 derecede kaynamasını sezgilerimle çözmeye çalıştığımı falan mı zannediyorsunuz?

bilirsin kitapları ama

bilirsin birsürü şeyi ama öyle gelirki herşey birdenbire bilemez insan neyi seçmesini gerekir,bu durumlar olur hayatımızda,çünkü biliyorum diyorsun ama sonuç ne dersen bilmiyorum cevabı,o zaman bilmekten kazanan kim? kimse tabi,

mesajı yazarken mausu

mesajı yazarken mausu dışarı kaçırmışım ben,yazıdıklarm çıkmamış;)

gerisini derimki,biliyorsun ama işine yaramıyor çünkü neden,soru zor,bilgi susmak zorunda bir vakit ama,kazanan kim olur ozaman?peygambelr böylesanıyorum,bilimadamı gibi görmek yanlış olur,hislerin bilgileri onlarda bence.saygılar

Irk dinimi xenix ? Mısırda

Irk dinimi xenix ?

Mısırda israil oğullarına yaşatılan sapkın bir zulüm vardı.

Allah ırklara göremi insanları değerlendiriyor. İsa da yahudi soyundandı, peki isa damı yahudiler için görevlendirildi. Ve ayrıca kuranda geçen 25 peygamberden 23 tanesi de yahudi ırkından. Muhammed de arap. Allahın gözünde insan bir şekilde üstündür o da takva. Diğer ayrıntıların hepsi insanların kendi uydurduğu üstünlük çabasından başka bir şey değil.

adem le havvanın yaratılışından bu yana gelip giden yüzlerce peygamberin hepside islamdı. her ne kadar isimleri, sıfatları, ırkları değişik değişik olsada hepsi nin hizmeti HAK olana idi.

Sevgili Venüs

"Allah ırklara göremi insanları değerlendiriyor."

Ben tevratın yalancısıyım. Kendi düşüncem değildi yazdıklarım.

xenix

Çocukluğumun büyük bir

Çocukluğumun büyük bir bölümü hristiyan ve alevilerin yoğun olarak yaşadıkları bir bölgede geçti.Baskın sünni mahalle kültürüyle tanışmam çok sonralara denk gelir ki, o zamandan beri biraz da melankolik bir iç çekişle erken çocukluğumun o en güzel günlerini özler dururum.

Ve bu sevgi dolu hatırlayışın eşliğinde, gerçekte hiç tanımadığım,içinde yaşamadığım,ancak film ve romanlara konu olmuş tasvirleriyle zihnimde canlandırabildiğim eski İstanbul, eski İzmir ve daha başka pek çok şehrin o eski ve tek tipleşmemiş hallerini düşündüm,ve bu hallerin kaybolmuşluğunu ince bir hüzünle fark ettim.

Aklıma küçük küçük sorular düştü hep..Yakup Kadri'nin romanlarında iyi olarak tarif edilmiş kaç gayr-ı müslim vardı mesela..ya da varlık vergisi..Yasalaşmadan önce üzerine yüksek sesle kafa yorulmaya başlanması 1942 kışına denk gelir ki, savaşın sovyet rusya için en umutsuz,nazi almanyası içinse en muzaffer ve yenilmez görünen dönemidir..Sonra 6-7 eylül.. Neyse,bunlar başka meseleler elbette.

Ama benim yaşadığım mahalle güzeldi.Hristiyan komşularımız vardı, Maria abla evlenmişti..(Maria abla dedim değil mi?..Maria’nın "abla" olarak çağrılması sadece bu topraklara özgüdür herhalde, hatırlamak bile gülümsetiyor beni).

Katoliklerin durumu fena değildi,ortodoks hristiyanlarsa fakirdi,kliseleri de bakımsızdı,tütsü kokusunun yanında rutubet kokusu da burnumdadır halen.Sonra düğün günü, seramoni, dualar,vesaire..ve en sonunda küçük kız kardeşimle birlikte ben, biz iki afacan yani, gözümüzü faltaşı gibi açmış rahibin ağzından çıkacak o cümleyi ve sonrasında olacakları bekliyorduk merakla..

”Gelini öpebilirsin”..

diyecek miydi rahip? Ve sonra öpüşecek miydi gelinle damat o kadar davetlinin önünde, hem de nasıl denir ki, yani dudaktan..Filmlerde hep öyle oluyordu ya,almıştı işte bizi de bir merak.

Ama hiçbiri olmadı bunların,ne rahip böyle birşey dedi, ne de gelinle damat birbirini öptü. Kafamız karıştı haliyle,ama daha kimse kimseyi öpmediği halde yeterince utanmıştık,kime neyi soracaktık:)

Afrika'daki İsa tasvirlerinin bir kısmı zenciymiş,bizde de öpüşmüyor işte Maria ablalar herkesin önünde..

Konu dışına çıktığımın farkındayım sonsuz,ve xenix sen de kusura bakma,ama yazmak istedim yine de.

İyi ki yazmışsın.

Mesajları daha farklı olsa da Kaplumbağa'nın "Hadi ne duruyorsun, öpsene kızı" adlı paylaşımını hatırladım. :)

Varlık vergisi falan deyince; Balkanların, Abdülhamit'in çözümsüzlüğe sürüklediği, hatta üretitği kiliseler meselesinin çözülmesininde etkisiyle kaybedilmesinide hatırladım. İttihat ve terakkinin bunu hangi mantıkla yaptığını bilmem ama bu bilginin geldiği tarihte Muhafazakar Müslüman olmamdan dolayı insanları ayrıştırmanın korkunçluğunu hissedeceğim yerde, Abdülhamitin ince manevralı siyasetinin ne kadar akıllıca olduğunu düşünüp ecdadımla gurur duymuştum. Tabiki bir imparator için başarı olarak değerlendirebilir ama ben tarihçi ya da siyasal mezunu değildimki. Neden bu trajediyi o şekilde değerlendiriyordum? Yanıtı çok uzun ama iç açıcı olmadığı kesin. Biz kendimiz gelini öpemediğimiz gibi, bütün dünyanında öpememesi için elimizden geleni yapıp, sonrada bu tabloya gururla baktığımız sürece daha çok gelinler öpülemeden evlenir...

xenix, sanırım bir de

xenix, sanırım bir de "mucize" meselesi vardı..

Bildiğim kadarıyla, hristiyan inancında "mucize" kavramı ve "mucizelerin varlığına inanmak" islamiyete oranla çok daha özel,farklı ve kritik bir anlam ve öneme sahip.

İslamiyet de "mucizelerin olabileceğini" kabul eder etmesine ama, yanılmıyorsam bu durum genel geçer ifade tarzıyla, "tanrının izni ve inayetiyle ve sadece "peygamberler" aracılığıyla" gerçekleşmiş belli başlı olayları kabul ve zikretmenin ötesinde bir şey değil.Ve yine yanılmıyorsam,peygamberler dönemi sona erdiği için mucizeler döneminin de sona erdiği inanışı mevcut.

Oysa hristiyan inancında mucizelerin potansiyel olarak her zaman,heryerde ve her koşulda gerçekleşebileceği (tabiat kanunlarına aykırı görünen bazı durumların vuku bulabileceği) ve daha önemlisi bu vukuatların peygamber olsun olmasın tanrının seçtiği herhangi bir insanda tezahür edebileceği kabulu var.

Yanılıyorsam düzeltiniz.

İlginç bir konu

Evet bu konuda konuşup tabloya eklemek lazım. Dedikleriniz doğru gibi, ama bir yandan da müslümanlara baktığınızda aynı anda iki yerde görünen dervişlerden tutunda, hakkında bir çok mucize anlatılan insanlara (savaşlarda özellikle) rastlayabiliyoruz. Veya öldükten sonra gelip gaipten haber verenlerde var, mezarı taşınamayan ermişlerin öyküleri vs vs.

Bunlara ne dersiniz.

xenix

Xenix

Bence dile getirdiğiniz durumlar, islami öğretinin bir nevi "yasal boşluklarından" kaynaklanıyor.

Herşeyden önce "mucize sorunsalı" islamiyetin exe dosyaları arasında yer almıyor.Oysa hristiyan inancında "Mucizelere inanıyor musun evladım?" sorusu son derece hayati bir soru ve bu soruya hayır cevabını vermek setup'tan vazgeçmek gibi birşey oluyor benim anladığım kadarıyla.

Bir dönem "aziz" olabilmek üzerine birşeyler okumuştum,Vatikan kimi hangi şartlarda "aziz" ilan edebiliyordu,süreç nasıl işliyordu,karar nasıl veriliyordu,vesaire..Bir kaç madde vardı ki, pek akıl karı gözükmüyordu açıkcası,onları paylaşmak isterim.

Örneğin "aziz" ilan edilebilmenin olmazsa olmaz şartlarından birisi, o din adamının hayatının bir döneminde ölümcül bir rahatsızlığa yakalanıp, akabinde tedaviyi reddetmesi, ve bu şekilde hiçbir tıbbi tedavi veya girişime tabi tutulmadığı halde rahatsızlığın kendiliğinden şifa ile iyileşmesi gerektiği idi..(Bu arada öyle ortaçağdan filan bahsetmiyorum,bu dediklerim günümüzde oluyor)

Somutlaştırmak gerekirse, lösemiye yakalanacaksınız,tedaviyi reddedeceksiniz,iyileşmek adına hiçbir girişiminiz olmayacak ve sonra lösemi kendiliğinden ve hiçbir bulgu bırakmadan iyileşecek.. Ve tüm bu süreç Vatikana bağlı ve konunun uzmanı birimlerce onaylanacak,tıbbi kurullar, doktorlar,profesörler,tahliller,tekikler,medikal raporlar,heyet tartışmaları,artık aklınıza ne gelirse..

Ayrıca "mucize" olarak adledilen olgu hristiyan inancı gereği her an heryerde karşılaşılabilecek birşey olduğundan, "azizlik" gibi meşakkatli hadiseler dışında kalan durumlar için de mucize araştırma birimleri filan var.Bizim diyanetin sitesine yağan sorular gibi, orada da her yıl binlerce "mucize" bildirimi oluyor.(en sık bildirimler stigmata benzeri izlerin oluşumuyla ilgiliymiş)

Sonra bunlar inceleniyor,tasnif ediliyor,ciddi bulunanları seçilip olası tıbbi ve kasıtlı nedenleri ekarte edecek kurullar ve heyetlerin görüşüne sunuluyor, ve bazen ayları ya da yılları bulan çalışmaların ardından "evet bu bir mucizedir" kararı çıkarsa, bu durum vatikanın resmi kayıtlarına alınıyor ve tanrının varlığına ait delillerden birisi olarak kabul ediliyor.Çünkü hristiyan inancı için "mucizeler", tanrının varlığının önemli göstergeleri.

Hristyanlık cephesinde durum az biraz böyle işte..Mucize deyip geçmeyelim diye biraz detaylandırmak istedim.

mucize

"Mucize" olgusu, islamiyet içerisinde kabul görmüş ve varlığına önem atfedilmiş,ancak alt bileşenleri ve pozisyonu yeterince tanımlanmamış bir olgu.Ben bu durumun, islami öğretinin iç hukukunda -xenix'in de belirttiği türden hadiselere mahal verebilecek- bazı "yasal boşluklar" yarattığına inanıyorum.

İslamiyetin "mucize" olgusunu ilkesel olarak reddetmeyişinin getirdiği rahatlık ile "hikmetinden sual olunmazlık" hükmü biraraya geldiğinde, islami inanç sahiplerinin gözünde "mucizenin ne olup ne olmadığı" (veya neyin mucize olup neyin olamayacağı) da ekstra bir muğlaklık kazanıyor sanırım.

Örneğin ayın ikiye yarılması ya da ölülerin diriltilmesi gibi hususlar mutlaka ki çok özel şeylerdir ve peygamberlere ait olmalıdır diye düşünüyor inaç sahibi.Ama iş bilmem hangi şeyhin mezarının taşınması sırasında greyderin çalışmamasına gelince, bunu domatesin kabuğunda beliren allah lafzı gibi algılama eğilimi gösteriyor ve bir tür "hikmet" meselesi olarak ele alıyor.

Özetlemek gerekirse;
Yasal boşlukların olduğu yerde gerçekliği kelime oyunları ile ifade etmek dahi meşruiyet hissi verebilir insana.

Ve pekala diyebilir ki inanç sahibi kişi "Evet, şeyhin mezarı korunmaktadır,orada iş makineleri çalışmaz,kaç kere geldiler ama kazamadı kepçe toprağı, ayrıca şeyhimiz hayattayken de keramet sahibiydi, aynı gün ve aynı saatte iki yerde birden görülmüşlüğü vardır, tüm ahali bilir.. lakin bunlar bir mucize değildir, herşey allahın hikmeti ve takdiridir.

yani:)

Al birini, vur ötekini:))

Al birini, vur ötekini:))

Tamam

Tabloya kısaca nasıl ekleyelim?

xenix

Ben de onu düşündüm

Ben de onu düşündüm aslında bugün,ama bulamadım..Bence tabloya birşey ekleme xenix, belki bu şekilde kalması daha iyidir.Açtığın başlık ve altına yazılanlar bence yeterince doyurucuydu.

yeni tablo

Malum,islamiyetin kutsal kitabı mevzu bahis olduğunda onlarca ek kaynağa,hadise,tesfir/fıkıh kitaplarına vs atıfta bulunanarak o öyle değildir böyledir diyenlerin,konu diğer dinlere gelince duyup bildikleri birkaç husus üzerinden kısa hükümler vermesi adettendir bizde.

Bu nedenle, yahudilik için de benzer bir tablo yapılabilir mi diye düşündüm aslında..

bir ilave; İsa Mesih,

bir ilave;
İsa Mesih, çarmıhta dökülen kanıyla insanoğlunu arındırdı.
işte bu yüzden hristiyanlıkta iman eden herkes Tanrı'nın çocuklarıdır.

İsa hayatı boyunca

İsa hayatı boyunca çevresinde ve dünya üzerinde bir otorite tesis etme yoluna gitmedi, ticaretle uğraşmadı, ibadethaneler yapılması yönünde bir buyruğu olmadı, konuşmalarını hep açık havada ve gökyüzünün altında yaptı, insanlara sadece SÖZÜ iletti.

İsa'nın çarmıhta

İsa'nın çarmıhta ölmediği, onun yerine çarmıha gerilen ve ölen kişinin aslında kendisini ispiyonlayan ve o anda İsa'ya benzetilen Yahuda olduğu iddaası doğru ise, Tanrı'nın bu ilahi müdaheleyi nerdeyse altı asır boyunca insanlardan saklamasındaki amaç nedir?

İsa'nın çarmıhtaki cansız bedenini gören insanların onun orada öldüğünü düşünmeleri kadar doğal birşey olamaz.Ama madem ki ilahi hakikat böyle değildir, Tanrı bunu neden 5-6 asır boyunca insanlardan saklamış ve onların yanlış bir inanca sahip olmalarına göz yummuştur?

Güzel bir soru olmuş

Güzel bir soru olmuş gamaro, teşekkürler. Cevabın sorunun içinde saklı olduğunu görüyorum.

Gören göz görüyor işte

Gören göz görüyor işte Jesus:)

Elbette ki tanrının böyle önemli bir ayrıntıyı altı asır boyunca insanlardan sakladığını düşünmek biraz garip olur sanırım.

pardon,Janus diyecektim

pardon,Janus diyecektim Jesus diye yazmışım, allah mı söyletti ne?:)

babamız seni izliyor

babamız seni izliyor kardeşim :))))

Hala hristiyan

Hala hristiyan komşularımız var ve hala yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyor.Ve sizlere neler oluyor bilmiyorum.Irkların ve dinlerin çatışmasından nasıl bir haz alıyorsunuz.Bizler yeminle kendi aramızda çok mutluyduk, birbirimizin inancına saygı duyuyorduk.Benim onların dinini araştıramama gerek olmuyordu, çünkü şeksiz şüphesiz onların inançlarına saygı duyuyordum.Dinlerinde nelerin yanlış ve doğru olduğuyla değil, onların sadece insanlığıyla ilgiliydik.Artık şunu kesin rica ederim.Bizlerin arasına buğuz düşürmeyin.Herkesin sizler gibi düşünüp, en sonunda hiç bir şeye inanmayacağı hayalinden vazgeçin.Bu dünyaya sizler yeter de artarsınız bile.

Düzeltme!

Bilgisizliktenmi yoksa art niyetlemi böyle birsey hazirlanmis bilemeyecegim. Ama dogrulari düzeltmek sanirim bizim vazifemiz olacak.

Demissin ki:

"Tek tanrı inancı vardır. Tanrı diye hitap ederler. Özel adı yoktur."

JHWH ne oldu? Yahut " ISA TANRI" derken, BABA tanriyimi kast ediyorsunuz? Bu Özel isim degilmidir. Aslinda tam tersidir. EL ILAH zaman icerisinde AL-ILAH olup " O TANRI" manasindadir islamiyetde! Arapca dilbilim kökenlerini arastirmani tavsiye ederim.

Demissin ki:

"Kutsal kitabı Kuranı Kerim'dir. Muhammed zamanında ezberlenmiş, deri ve tahta parçalarına bir kısmı yazılmıştır. Peygamber vefat ettikten yıllar sonra kitap haline getirilmiştir."

Buradan Tahta parcalarini öncelikle kaldir! Hz Muhammed kendi agzi ile cok ince deri parcalari üzerine yazdirip, bunu Mushaf haline getirtmistir. Bircok Vahy katibi vardi, ki kurani kerimde zaten bunu acikca ifade eder!

1. Yemin olsun Tûra,

2. Satır satır yazılmış Kitap'a,

3. Ki açılıp yayılmış ince deri üzerine yazılmıştır. (Tur Suresi)

Demissin ki:

"Bireysel bir dindir. Toplumsal yaşama müdahale eden yaptırımları yoktur."

Eski Ahitde ki yasalar kökten kaldirildimi? Misal Zina, Yalan, daha dogrusu On emir gecersizmi kilindi? Yani hiristiyanlik sosyal bir din konumunda degilmidir?

Demissin ki:

"Kadın ikinci sınıf konumdadır. Bazı hak ve hürriyetleri erkeğe göre daha düşüktür."

Kurani kerim bunu acikca yalanlar, nihayetinde kadinlarin haklari düzeltilmis, Kadin erkek esitligi kuranda savunulmustur! Tam tersine Hirstiyanligin kendisinde, helede Pavlusun ögretilerinde " Kadin erkekten asagi görülür"!

Demissin ki:

"Şeytan vardır, insanları günaha sokmak için vesvese verir. Allah ile anlaşmalıdır ve çok güçlü değildir."

Hiristiyanlikta Seytan Tanridan gayrimidir acaba? Yani Tanrinin istegi disinda birsey yapabiliyormu? Öyle olursa, o kendi kendine bir tanri olmaz mi?

Demissin ki:

"Hayır da şer de Allah'tandır. İyi ve kötü herşeyin sebebi Allah'tır"

Kuranin su ayeti bunu yalanlar:Nisa Suresi 79 İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir. Biz seni insanlara bir resul olarak gönderdik. Tanık olarak Allah yeter.

Düzeltme mi??

"Buradan Tahta parcalarini öncelikle kaldir! Hz Muhammed kendi agzi ile cok ince deri parcalari üzerine yazdirip, bunu Mushaf haline getirtmistir. Bircok Vahy katibi vardi, ki kurani kerimde zaten bunu acikca ifade eder!"

Kur'an'ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur'an'ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.
Kaynak: islamiyet.gen.tr ve bütün islami siteler (aratırsanız görürsünüz)

" Yani hiristiyanlik sosyal bir din konumunda degilmidir?"

Bana hristiyanlığın ümmet yapılanışı ile ilgili örnekler verir misiniz? Hristiyanlıkta, evlilik, miras hukuku, ceza hukuku, örgütlenme vs türünden neler biliyorsunuz? Öğrenmek isterim.

"Kurani kerim bunu acikca yalanlar, nihayetinde kadinlarin haklari düzeltilmis, Kadin erkek esitligi kuranda savunulmustur! Tam tersine Hirstiyanligin kendisinde, helede Pavlusun ögretilerinde " Kadin erkekten asagi görülür"!"

İslam'da kadın hakim veya yönetici olabilir mi? Neden erkek evlattan daha az miras alır? Neden şahitliği yarım sayılır? Neden erkeğe birden fazla kadınla evlenme hakkı verilirken kadına verilmez? Kocasını keyfine göre boşayabilir mi (kocasının onu boşayabildiği rahatlıkta)? Daha sayayım mı yeter mi size? (ayrıca hristiyanlık kısmını okumadınız galiba kadınla ilgili)

"Hiristiyanlikta Seytan Tanridan gayrimidir acaba? Yani Tanrinin istegi disinda birsey yapabiliyormu? Öyle olursa, o kendi kendine bir tanri olmaz mi?"

İçine düştüğünüz paradoksun farkında değilsiniz. Size bir soru, "insan tanrının istediği dışında bir şey yapabiliyor mu?" eğer cevabınız evet ise insan kendi kendine tanrı olmaz mı? Eğer hayır ise, o zaman neden cezalandırılacak?

"Kuranin su ayeti bunu yalanlar:Nisa Suresi 79 İyilik ve güzellikten sana her ne ererse Allah'tandır. Kötülük ve çirkinlikten sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir."

O zaman kuranda bir çelişki daha buldunuz tebrik ederim.
Enbiya (35) Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.

xenix: isim konusunda haklı olabilirsiniz, o konuyu tam bilmiyorum. Ben müslümanlar özel isimli Allah'a tapar sanıyordum, "O tanrı" anlamına geldiğini öğrenmiş oldum.

İslamiyetde hayır da şer

İslamiyetde hayır da şer de allah'tandır. Ama daha da önemlisi, eğer bir müslüman bunun tersini iddia ediyorsa.. işte bu tam da aram'ın scheiss drauf forumu için örnek teşkil edebilecek bir "durum" noktasıdır.

Kuran tek Rehberdir!

"Kur'an'ın Allah Rasûlü zamanında yazımı:
Allah Rasûlünün (s.a.v) emri ile vahiy katipleri Kur'an'ı parça parça olarak işlenmiş ince deriler, kürek kemikleri, ağaç kabukları ve düzgün taş gibi maddelerin üzerine yazmakta idiler. Yazılan bu âyetler, vahiy henüz tamamlanmadığı için, tek bir mushafta toplanmamıştı. Bu dönem içersinde Ashab ezberledikleri âyetleri Allah Rasûlünün (s.a.v) gösterdiği sûrelerin altına yazıyorlardı.
Kaynak: islamiyet.gen.tr"

Onun bunun dedigini sen ne yapacaksin güzel kardesim. Kurani kerim cok acik ve net olarak, Kitap oldugunu dile getirmis ve nelerin üzerine yazildiginida söylemis!!!
Kaldi ki Tarihde bunu dogrulamaktadir. Rivayetlerde öyle. Haci hocanin lafi ile ben dinimi yasayamam!!
- Andolsun Tûr’a (52/1)
- Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2)
- Yayılmış ince deri üzerine (52/3)

- Hayır, o ayetler bir mesajdırlar. (80/11)
- İsteyen onları idrak eder. (80/12)
- Onlar, değerli sayfalardadır. (80/13)
- Yüksek ve temiz sayfalarda. (80/14)

Al birde rivayet:
17- ......Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim. Şaddat İbn Ma’kıl, Abbas’a:
-Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu.
İbn Abbas:
- Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi.
Biz yine beraberce Muhammed İbnu’l -Hanefiyye’ nin yanına girdik ve ona’da aynı suali sorduk. Muhammed İbnu’l Hanefiyye de:
- İki kapak arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı, dedi.

(Buhari,Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988)

"İslam'da kadın hakim veya yönetici olabilir mi? Neden erkek evlattan daha az miras alır? Neden şahitliği yarım sayılır? Neden erkeğe birden fazla kadınla evlenme hakkı verilirken kadına verilmez? Kocasını keyfine göre boşayabilir mi (kocasının onu boşayabildiği rahatlıkta)? Daha sayayım mı yeter mi size? (ayrıca hristiyanlık kısmını okumadınız galiba kadınla ilgili)"

Kurani kerime göre " evet Yöneticide olur" ki nihayetinde Cemel Vakasinda, Peygamberin esi Ayse Kumandayi üstlenmemismiydi?

Erkek Evlatdan daha az miras almaz kadin! Vasiyet olmadigi takdirde, yani vasiyet yapilmadi ise kuranin emri isleme alinir. Ve bu bir öneridir! Yani dileyen diledigi gibi mirasi verir. Kuranda iki cesit ayet vardir, biri Farz! Digeri ise yönetmenlik ile, yahut aile ile olusan ayetler. Miras hukuku ( 1400 yil öncesinde bir miras hukuku)... Daha surada Hristiyanlar 1900 li yillara kadar kadina zinnik vermiyordu!

Kadin kocasi ile anlasamiyorsa, kurana göre bosanir. Yine söylüyorum, bana haci hocadan duydugun ile degil. Kuran ile gel. Kuran ne diyor, ona göre konusalim. Ben sana Katoliklerin sacmaliklarini alip, dinin bu diye sana satasiyormuyum kardesim? Istesem bende öyle yaparim, ama o zaman Barbarlik ve sacmaliklar icinde kalir hristiyanlik. Ben incili baz aldigim gibi, sende Kurani baz alarak elestirini sunsan daha güzel olur.

Ben incilde Pavlusun ne dedigini size hatirlatmam mi gerekiyor gercekten?

"İçine düştüğünüz paradoksun farkında değilsiniz. Size bir soru, "insan tanrının istediği dışında bir şey yapabiliyor mu?" eğer cevabınız evet ise insan kendi kendine tanrı olmaz mı? Eğer hayır ise, o zaman neden cezalandırılacak?"

Asil Paradoksa simdi siz düstünüz. Isa icin " Insan olmus Tanri" demiyormusunuz`? Hic süphesiz ki insan kendi istegi ile birsey yapamaz. Herseyi yaratan ALLAHTIR. Iyide Isa o zaman insan olmamis olur hic bir zaman. Ama kendisi icin daima" Insanoglu" demiyormu?

"O zaman kuranda bir çelişki daha buldunuz tebrik ederim.
Enbiya (35) Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz. "

Hayir celiski degil. Kuran bir bütün olarak konusur. Söyle söyleyeyim size. Her attiginiz adim icin milyonlarca yeni yol aciliyor önünüze. Atacaginiz diger adimi secen bizzat sizsiniz. ALLAH ise tüm bu milyonlarca yollari yaratmis ve hazirlamistir. Yani Hayirda serride yaratan o, ama secim size ait.
Bir tombola misali düsünün. Tombolayi yapan kisi, icinde ne kadar oldugunu ve kazanilacak olan nelerdir iyi biliyordur. Ama ceken kisi bilmez, secimi kendisi yapar. Kimi üc alir, kimi bes alir. Ama bes alan yinede kaybeder, tek alan kazanir. Belli olmaz.

Kaldi ki ALLAH yaratmamis olsa serri, onun izni disinda kendiligindenmi olustu yani?

Çok ilginç bir hayal.

"Herkesin sizler gibi düşünüp, en sonunda hiç bir şeye inanmayacağı hayalinden vazgeçin."

Hiç böyle bir hayal kurmamıştım. Deniz bahsedince kimler kurmuş olabilir diye
düşündim. Aklıma ilk olarak zeitgeist belgesellerinde bahsedilen venüs projesi geldi.

Herhalde dünya eninde sonunda öyle bir yer olurdu.

Kadın yöneticiler

Kadın yöneticiler varmış, Cemel vakasında haz Ayşe kumandayı üstlenmiş. ikinci bir örnek var mı? tarihte hangi kadın müslüman yöneticileri görüyoruz, bilgi verir misiniz? Muhammedden önce kadınlar tek başlarına ticaret yapabiliyorlardı, sonra ne oldu, anlatırmısınız? Gönlü islama ısındırılıcaklar listesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Muhammedin kölesinin karısını haremine katması için ne diyorsunuz? Mesih İsa nın neden bu kadar hanım hikayesi yok?

Lütfen tarihi kanit getirin

Sayin misafir... Muhammed Mustafa'`dan önce kadinlar elini kolunu sallaya sallaya ticaret yapiyorduda, onun icinmi Hatice kervani icin bir erkege gerek duydu?

Kadinlarin Islam öncesi serbest ticaret yaptigina dair, Tarihi bir kaydiniz varmi?
Benim var, siz önce delillerinizi sunun ardindan söz veriyorum herkesin icinde, bende size delillerin tümünü sunacagim!

Buyurun meydan önce sizin....

Hz Muhammedin Kölesi dedigin insan Zeyd.
herhalde onu diyorsun. Zeydin esi zeydi istememis, bosanmistir. Bosanmis bir kadini herhalde birinin almasi yahut evlenmesi sorun teskil etmez. Simdi tabi kalkip, bircok ateist sitelerin yaptigi gibi " o evlatligi idi, kölesi " idi diye birseyler söyleyebilirsiniz.
Ama bu dogru olmaz, nitekim islamda " Evlatlik yoktur". Ancak bir insani alir, büyütürsünüz ama asla Babasi yahut Annesi yerine gelemezsiniz. Cocuk kimden dogdu ise, babasi anneside odur.

Mesih Isanin neden haremi yok diyorsun ama tevrati yok sayiyorsun.

Tevratda sana hatirlatirim ( ki biz tenzih ederiz o peygamberleri bu tür sacmaliklardan)...

Lut iki kizi ile zina eder
Ibrahim karisni firavuna pazarlar
Davud, bathsebayla zina eder, kadinin kocasini öldürtür
Süleyman, binlerce Kadinla evlenir
daha sayim mi?

Şaka mı?

"Sayin misafir... Muhammed Mustafa'`dan önce kadinlar elini kolunu sallaya sallaya ticaret yapiyorduda, onun icinmi Hatice kervani icin bir erkege gerek duydu?"

Dedikten sonra

"Kadinlarin Islam öncesi serbest ticaret yaptigina dair, Tarihi bir kaydiniz varmi?
Benim var, siz önce delillerinizi sunun ardindan söz veriyorum herkesin icinde, bende size delillerin tümünü sunacagim!"

Diyorsun. Şaka mı bu? Kendin yazmışsın işte ilk paragrafta sorunun cevabını. Hatice Muhammed'den önce de tüccardı. Artık erkeğe ihtiyaç duyduğu için mi evlendi yoksa Muhammed'i fakir hayatından kurtarmak için mi evlendi orasını bilemeyiz.

xenix

Saka yapiyorsunuz

"Diyorsun. Şaka mı bu? Kendin yazmışsın işte ilk paragrafta sorunun cevabını. Hatice Muhammed'den önce de tüccardı. Artık erkeğe ihtiyaç duyduğu için mi evlendi yoksa Muhammed'i fakir hayatından kurtarmak için mi evlendi orasını bilemeyiz."

Saka yapiyorsunuz sanirsam..
Anliyorum...Size göre böyle söylenmesi daha basit ve kolay oluyor.
Itibarinizi kurtarmaniz gerek oldugunuda anliyorum, herhalde cok kisi okuyor burayi. Aslinda sizde farkindasiniz, hristiyanlikta bazi seyler tam yerine oturmuyor..Ama atalar dininden vazgecemiyorsunuz.
Tuhaf.., oysa Isa bu tür seyleri yok etmek icin gelmisti, Hz Muhammed Mustafada bunun icin gelmisti..

Bakin simdi diyorsunuz ki " Hatice Tüccardi" ama bunu derken amcasini unutuyorsunuz. Kaldiki kimse " Tüccarlik yapmazdi" da demiyor.
Isin gercegi yalniz su!

Haticenin yerine amcasi konusurdu, amcasi hristiyan idi. Cok aydin ve ileri görüslü bir insan oldugu icin, haticeye bazi serbestlikler birakiyordu. Muhammed Mustafa ise mekkede ün salmisti, lakabi " Muhammedül emin" idi. Yani ticaretde Eminlik ile taninmis idi. Fakir felanda degildi, normal hayati vardi. Hatice onun icin Muhammedi kervanlarinin basina getirmis, Amcasida yaslandigi icin, ona güvenmisti.

Yine yalanlarin biride " Hatice kirk, Muhammed 25 yasinda idi" safsatasi.
Buda dogru degildir. 30 yaslarinda bir kadin idi..Kirk felan degildi. Hz Peygamberden belki birkac yas büyüktü...

Ayrica iki kez dul kalmis idi ve iki cocugu vardi. Spekulasyon yapilabilinir burdan ötesi, para icinmi evlenild, sevgi askmi..Bilemeyiz..

Ama isin gercegi su ki, sayet para icin ise..Muhammed Mustafa oturur pasa pasa mekkede en önde gelen zenginlerden biri olarak dünyadan göcebilirdi, niye kalkip tüm malini mülkünü tehlikeye atipda, hayatinin hatta son yillarini sefalet icinde gecirsin?

Akil var mantik var...Neyse...Sizin derdiniz baska idi yine..
Ama bu oyununuzda bozuldu..Cünkü söylediginiz ve varmak istediginiz yer hayali bir isten baska birsey degildir..

Kadinlar serbest ticaret yapamiyordu! Erkek mecbur olacakti.

Kaldi ki bu sadece Mekke icin gecerli degildi, Avrupanin o caginda, Misir, Afgan, Türkiye, Yunan vs vs vs kadinin sifir degeri vardi.

Roma tarihini oku bakalim! Kadin köleliklten baska bir ise yaramadigini nasil göreceksin! Hristiyanlar dahi o zamanlarda kadini erkekten asagi görürdü. Neden?
Cünkü Pavlusun sözü var " Kadinin basi erkektir, Erkegin basi Mesihtir. Onun icin kadin erkegine itaat etsin, sesini yükseltmesin, basini acmasin" gibi birseyler idi.
Süphem yok sen yerini biliyorsundur...

Vesselam

İyi misin?

Ya da neler yazdığının farkında mısın?

"Muhammed Mustafa oturur pasa pasa mekkede en önde gelen zenginlerden biri olarak dünyadan göcebilirdi, niye kalkip tüm malini mülkünü tehlikeye atipda, hayatinin hatta son yillarini sefalet icinde gecirsin?"

Aynı Muhammed'den bahsetmiyoruz sanırım. Muhammed öldüğünde Mekke'yi bırak Arabistan yarımadasının en zengin adamıydı.

xenix

Yalan!

"Aynı Muhammed'den bahsetmiyoruz sanırım. Muhammed öldüğünde Mekke'yi bırak Arabistan yarımadasının en zengin adamıydı. "

Hakk askina yemin ediyorum ki bu apacik bir yalandir!
Ya tarihden bihabersin yahut isine gelmedigi icin yalan söylüyorsun. Sanirim tarihten bihabersin. Cünkü yalanci olabilecegini düsünmüyorum.

Hz Muhammed Mustafa en zengini idi öylemi?
Vallaha bu sözüne tarihi kayitlar getirmedikce, burayi tüm tarihi konularla dolduracagim bu konuyla alakali.

kesinlikle israr ediyorum, Bana tarihi kaynaklarla bunu ispat edeceksin.
Ispat edersen herkesin icinde senden özür diler, bir dahada asla ama asla Hristiyanlara tek söz etmem.

Kaynaklarini sun, bekliyorum.

ilk inen surelerden bir tanesi. Bunu teblig ederken kendini zengin yaparsa, o halk buna demezmi " Sen hem söyle diyorsun, hem zenginlik pesindesin, nasil oluyor bu"? Hic olmazsa Mekkeli Müsrikler bunu kendilerine malzeme yapmazmiydi?
“Sen ey yalnızlığa bürünen! Kalk ve uyanışı başlat! Haykır: Allahuekber! Güzel ahlâkı kuşan! Kötülüğe bulaşma! Servet yığma hayallerine kapılma! Daima Rabbinle birlikte ol ve güçlüklere göğüs ger!” (Müddesir; 74/1-7)

ve la temnun testeksir" Dikkat et " La temmun "deniliyor. Ne demektir bu?
Hayale kapilmak, Hayal etme manasindadir.

Testeksir ise Kevser ile ayni köktendir. Mal yigma, zenginlik, cogaltma, biriktirme gibi manalara gelir.

"KEVSER: Sözlükte [KSR] kökü mastar olarak “Çok olmak, çoğalmak” demektir. Malı çok olmak, zengin olmak, maddî durumu iyi olmak (iksâr), çoğaltmak, teksir etmek, çokça yapmak, çoklaştırmak (teksîr), çoğalmak, artmak, üremek, türemek (tekâsür), çok olmasını istemek (istiksâr), daha çok, en çok (ekser), çoğunluk, galibiyet (ekseriye), çok (kesr, kesîr), çokluk, fazlalık, bolluk (kesret), çok konuşan, geveze (miksâr) kelimeleri bu köktendir… "

Yani bugünkü dilde " Zenginlik hayallerine dalma/ Zengin olayim hayaline dalma"
Hz peygamber vefat ettiginde, Fedek bahceliginden baska hic birsey yokturdu.
Fedek bahcesi tek gecim yeri idi, bir hurma bahceligi. Onunla koca bir aile geciniyor, misafirler agirlaniyor, yoksullara dagitiliyordu cogu sey.

vs vs vs..Sadece bir kücük aciklama yapayim istedim. Ana kaynak olarak Kurani sundum. Hadi sende sun bakalim kaynaklarini!

"93 / 8 Duha"

"ve Sen fakir / yoksul iken, Seni zengin etmedi mi? (= 93/8 Duha)" ..

"Ğ - Q"

Mecaz olmasin?

8. Seni aile geçindirme zorluğu içinde bulup da zengin etmedi mi?

Bu Âyeti de iki farklı şekilde yorumlamak mümkündür.

A) Sözcüklerin gerçek anlamlarına göre:

* Yetim doğan Muhammed (a.s.)'ın, kendi dedesinin ve amcasının himayesinde, sıkıntı çekmeden ama bir aile geçindirmeye de gücü olmadan عائل âil = ihtiyaç sahibi olarak yaşamını sürdürdüğü bir sırada Hadice ile evlenerek zengin bir aile reisi konumuna yükselmesi;
* Ya da; peygamberimizin elçilik görevini aldıktan sonra Ebû Bekir, Osman ve diğer zenginlerin mal varlıklarını emrine vermeleri sonucunda zenginleşmesi.

B) Sözcüklerin mecaz anlamlarına göre ise;

* Mekkeli Muhammed (a.s.)'in vahiy sayesinde bilgilenmesi ve kanıt sahibi olması,
* Ya da; kendi halinde biri iken bir lider haline gelmesi kast edilmiş olabilir.

Tebyinül Kuran

Muhammed'in zenginliğini

Muhammed'in zenginliğini fakirliğini ayet üzerinden mi anlayacağız yani? Kutsal kitap mekke vergi dairesinde mühürlenmiş mal beyannamesi mi? Bu da yeni tarih anlayışının gereği mi ?

B) Sözcüklerin mecaz

B) Sözcüklerin mecaz anlamlarına göre ise;

* Mekkeli Muhammed (a.s.)'in vahiy sayesinde bilgilenmesi ve kanıt sahibi olması,
* Ya da; kendi halinde biri iken bir lider haline gelmesi kast edilmiş olabilir

Duha suresinde geçen bu ayetin, surenin devam eden ayetlerine bakıldığında,maddi anlamda bir zenginlikten bahsedildiği gayet açık.mecaz diyerek saptırmak ya da bu sureye bakma gereği duymamak.

Bu ayetin konteksi yok mu

Bu ayetin konteksi yok mu acep?

Kaynak mı?

Her ganimetin beşte birini alan, bunu istediği şekilde dağıtabilen, her dediğinin Allah sözü olduğu sanılan, istediği yerde konaklayabilen, gözüne kestirdiği kadını alabilen birinden bahsediyoruz. Sen tarihi kaynak diyorsun.

Bu mazlum görünme huyu da hep vardır zaten. Öldüğünde bir hırkası vardı falan... Yersen...

xenix

MUHAMMED'İN MAL

MUHAMMED'İN MAL VARLIĞI
Evinde 2-3 ay aş için ateş yanmadığı; bu evde su ve hurmadan başka yiyecek bulunmadığı yolunda patetik hadisler nakledilmiştir. Bu hadislerin Buhari'de yer alma konusu başka bir tartışma konusudur, çok da uzun sürer.

Başka hakikatlere bakalım-bırakalım tenakuz olarak kalsın-:

*Çok zengin bir kadın olan Hatice'den miras kalanlar

*Ebubekir'in sağladığı mallar

*Medinelilerin sağladığı mallar

*Düşünülemeyecek kadar çok ganimetler: Medine yakınlarındaki Hurmalıklar; Hayber Hurmalıkları; Fedek Hurmalıkları bkz:( Sahih-i Buhari tecrid: 1288 nolu hadis ve Kamil Mirasın açıklamaları)

*Humus (savaş ganimetinin beşte bir payı)

*Ayetnip (Bazı savaş ganimetlerin tümü. Örnek: Nadiroğullarından Fedek Halkından elde edilen ganimet böyle olmuştur. F.Razi: 29/284; Kurtubi 18/19 )

*HAŞR SURESİ 6.AYET:6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir.

Haşr Suresi 6. ayetin Tefsiri: Elde edilmesinde zorluk olmayan ganimete de fey' adı verilmiştir. Şer'an da fey', kâfirlerin mallarından müslümanlara dönen ganimet ve haraç gibi gelirler demektir. Denilmiştir ki ganimet, harb esnasında kâfirlerden üstünlük ve galibiyyetle alınan şeylerdir. Hükmü, Enfâl Sûresi'nde geçen "Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a, Resulüne..." (Enfâl, 8/41) âyeti gereğince beşte birdir. Fey' ise harp bittikten ve feth edilen yer Dar-ı İslâm olduktan sonra onlardan alınan mallardır. Hükmü, beşe bölünmeksizin hepsi müslümanların menfaatlarına uygun olan yönlere sarf edilir." âyette geçen zamirinden maksat, yurtlarından sürülen kâfirler, yani Benî Nadir'dir. Onlardan Resulullah (s.a.v)'a ganimet olarak verilenler de, bırakmış oldukları taşınır ve taşınmaz malların ganimet olmak üzere Resulullah'ın eline verilmesi ve tasarrufuna geçirilmesi demektir.

SÜNNETE BAKALIM: Nadir Oğulları'nın malları, elde edilmesinde fazla zorluk çekilmeyen ganimet kabilinden bir fey' olarak kalmıştı. Sahâbîler bunun, Bedir'de olduğu gibi Enfâl Sûresi'de bulunan âyetlerin hükmü gereğince beşe bölünerek kalanın taksim edileceğini sanmışlardı. İşte bu âyetle bunun bilhassa Resulullah'a aid bir fey' olduğu beyan edilerek buyuruluyor ki, Allah'ın yurtlarından çıkarmakla perişan ettiği o kâfirlerden fey' olarak Resulü'ne iâde buyurduğu mala gelince siz ona ne at oynattınız ne de deve.

HADİSE BAKALIM TEKRAR: Buharî, Müslim Tirmizî, Nesaî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiğine göre, Hz.Ömer demiştir ki, "Nadir Oğulları'nın malları, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ganimet olarak verdiği, elde edilmesi hususunda müslümanların ne at ne de deve sürmediği ganimet malı idi ve Resulullah'a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakasını ayırdı, kalanını silah ve hayvanat ile Allah yolunda hazırlanmak için sarfetti. Nadir Oğulları'na karşı yapılan kıtal da ehemmiyetsizdir." (sÜNNET VE hADİS DIŞINDA yukarıdaki Ayet tefsiri Elmalılı Hamdi Yazırdan alıntılandı)

* "De ki, ganimetler Allah ve Peygambere aittir. (Enfal, 8/1),

* Muhammedin şahsi zengiliğinin DİĞER işaretleri: 60'tan fazla kölesi, 20 cariyesi; Karılarından Ayşe'nin bir andını bozması üzerine KENDİSİNE AİT OLANLARDAN 40 köle birden AZAD etmesi (Buhari; tecrid hadis no: 699 ve devamına dair kamil Miras'ın İzahı)

* Veda Haccı öncesinde kendi hazinesinden 100 deve kuban kestiren, hatta bir kısmını da kendi kesen; bir kısmını da damadı Ali'ye kestirEBİLECEK bir dünyalığa sahip olması (Buhari ve Müslim'de Kitabu'l-hac'ca bkz).

* Rukye: Nefes etme ve okuma sonucu Teda vi ettiği-yani E't-Tıbbün-nebevi'yi uyguladığı vakalarla doludur Kütub-u Sitte. Her defasında Rukye adı altında ücret aldığın: koyun sürüleri, kurutulmuş, yoğurt, et artık 'Şifa bulan'ın gönlünden ne koparsa, gücü ne kadarsa ÜCRET almıştır Muhammed (s.a.v). Uhruc duası ile (''Uhruc adevullah, ene resullullah!'') diyerek Cin çıkaran da bu Muhammed Mustafa'dır.* El-Müellefetül Kulüb ve ganimetlerin büyüklüğüne örnek: Hevazin-Huneyn savaşında ganimet olarak elde edilenler Buhari'nin e's-Sahih'inde sayılıp dökülür: 6 bin kadın; 24 bin deve; 40 bin davar; 4 bin okiyye gümüş. Taberi ve Ceziri'ye göre düpedüz RÜŞVET VEREREK kabilenin ileri gelenlerinin Kalplerine İslama Isındıran (Yaşar Nuri terminolojisi ile) da bu Zat. EbuSüfyan'dan-Hars oğlu Ala'ya kadar 15 kişilik putataparlara İslama gelsinler diye 100'ER (YÜZ'ER) deve verende O. Kurana El-Müellefetül Kulüb diye de girmiş bu olay.

Sahihi Buhari'de ve İbni İshak'da Cabir b. Abdullah rivayetine göre şunları okuyoruz:
''Benden evvel hiç kimseye (diğer nebilere) verilmedik beş şey, hep birden bana verilmiştir: 1-) Düşmanın kalbine korku salmak 2-) Yeryüzü bana namazgah kılındı 3-) Cihad yolu ile bana ganimet helal edildi (''Ganaim bana helal edildi'' Halbuki benden evvelki Nebilere helal değildi) 4-) Bana Şafaahat verildi 5-) Bütün kavimlerin peygamberi sayılmak (''Benden evvel her nebi hassaten kendi kavmine ba's olunurken; ben umum-ı nasa ba's olundum'') Buhari c.II s. 223

* Enfal suresi: 1 - Sana ganimetlerin bölüştürülmesini soruyorlar. De ki, ganimetlerin taksimi Allah'a ve Resulüne aittir. Onun için siz gerçekten mümin kimseler iseniz Allah'tan korkun da biribirinizle aranızı düzeltin. Allah'a ve Resulü'ne itaat edin. (Elmalılı Meali)

* De ki; enfâl (ganimet), Allah ve Resulünündür. Yani enfâl hakkında hüküm vermek Allah'a ve Resul'e mahsustur. Bunda kimsenin oyu ve onayı yoktur. Allah nasıl emrederse Resul de onu öylece tebliğ ve icra eder (Elmalılı Tefsiri)

* Enfal suresi: 41- Şunu da biliniz ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şeyden beşte biri mutlaka Allah içindir. O da peygambere ve ona yakınlığı olanlara, yetimlere, miskinlere ve yolda kalmışlara aittir. Eğer siz Allah'a iman etmiş, hak ile batılın ayrıldığı o gün, iki ordunun karşı karşıya geldiği o (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz âyetlere iman getirmiş iseniz bunu böyle biliniz. Ve biliniz ki, Allah, herşeye kâdirdir. (Elmalılı Meali)

Kendi payından 1/5'den fakir fukara & garip gurebayı doyurmakla mükellef iken Seyyid-i Kainat genellikle bunları kendisine ve aile efradına sarfederdi:

Örnek 1-) Hayber fetinden sonra hayber arazisinden çıkan bütün meyve, hububat cinsi ürünlerin önemli bir kısmını (Öksüz, yoksul, fakir ve gariplere d e ğ i l) Hane-i saadetine -kadınlarına kullanımlık- için göndertmiştir. Buhari: e's-Sahihlerden Abdullah İbn Ömer rivayetidir C VII Hadis no: 1052

Örnek 2-) Beni Nazır yahudilerindenele geçirdiği malları kendi ailesinin geçimine ayırmıştır. Sahih-i Buhari Cilt VII. S 332.

* Cihad etmeden (at sürmeden) ele geçirilen ganimetleri HİÇ PAYLAŞMAZDI:

Haşr suresi: 6 - Allah'ın, onlardan peygamberine verdiği ganimetlere gelince siz onun üzerine ne at, ne de deve sürmediniz. Fakat Allah peygamberini, dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeye kadirdir. (Meali) Haşr 6:. Buharî, Müslim Tirmizî, Nesaî ve diğer kaynaklarda rivayet edildiğine göre, Hz.Ömer demiştir ki, "Nadir Oğulları'nın malları, Allah Teâlâ'nın, Resulü'ne ganimet olarak verdiği, elde edilmesi hususunda müslümanların ne at ne de deve sürmediği ganimet malı idi ve Resulullah'a mahsustu. Hz.Peyamber bu maldan ehlinin bir senelik nafakasını ayırdı, kalanını silah ve hayvanat ile Allah yolunda hazırlanmak için sarfetti." (Alusi Tefsiri)

* Savaşa katılmış olan k a d ı n l a r a ganimetten (Ganaim) pay ayrılmaz (!). Bu konuda kadınlara hak tanınmamıştır. Buna karşılık savaşa katılan a t l a r a hak tanınmıştır. Örnek: Abdullah İbn-i Ömerden rivayetine göre Muhammed ganimet alınan mallardan her bir süvariye bir ''sehm'' (pay); ve süvarinin sahip bulunduğu ''AT'' için ise 2 ''sehm'' (pay) ayrılmasını öngörmüştür; böylece süvarilere 3 pay üzere ''nasib'' kılınmalarını sağlamıştır. Sahih-i Buhari Hadis no: 1635. C: X.

* Bu ganimet konusu çok hassas bir mevzuudur: Bu ''Ganimet Siyaseti'' İslama taraftar ve saha kazandırmak açısından son derece yararlı olmuştur. Muhammed taraftarları Çete saldırıları, baskın, Mukatele ve Kıyımda meşruiyet ve ç ı k a r görerek kılıç sallamışlardır.

* Ganimet derken tam olarak ne kastediliyor ve bu savaş ve Kıyımlar sonunda üleştirilen nedir.

Bakalım neymiş:

* Köle (Kadın ve çocuklar) * Cariye * Hurmalıklar, verimli-verimsiz bütün topraklar * Deve, at, koyun, kuzu ve her türlü davar * Gümüş - altın - gibi tüm mücevheratlar * Ele geçirilen silahlar

* ''Hicri 3. yılda Muhayrık adındaki Sahabisi Muhammede vasiyet yoluyla 7 (y e d i ) Hurma bahçesi bağışlar'' (Muhammed Hamidullah; İslam peyga mberi) Bunları beyt-ül Mal'e (devlet bütçesine katıp fakir fukara-garip gurebayı doyuracak yerde, Kullanımı hane-i saadetine devretmiştir. Kadınları ve ev ahalisi ve kendisi bundan sebeplenmiştir.

* Mealen bu yazılanlara Hilafen rivayet edilmiş Hadislerden Örnekler:

1-) ''Peygamber öldüğünde, zırhı, bir yahudi'de 30 dirhem karşılığında rehin imiş'' Sahih-i Buhari

2-) ''Biz peygamber karılarının evinde 2-3 ay bazen geçerdi de evde ateş yanmaz, sıcak aş pişmez idi. '' E's-Sahihlerde Hz Ayşe'den rivayet edeilir.

3-) ''İki kara nesne ile yaşıyorduk: Hurma ve su. Peygamberin Medineli komşuları vardı bunların sağılan koyunları vardı. Sağdıkları koyun sütünden Nebiiye armağan gönderirlerdi. Peygamber bize de içirirdi. (Buhariden yine Hz Aişe rivayet eder).

Bunları okuyan, işitenler ağlarlar camilerde. Veda Haccında 100 deve kişisel servetinden kestiren; Bayramlarda 2şer koç kestiren bir Nebii nerede ise yarı aç-yarı tok yaşar ve karnına ''açlıktan taş basarmış''...

* E's-Sahihlerden (Buhari hadislerinden) son çarpıcı bir örnek:

''Adamın biri peygambere gelip istekte, yardım talebinde bulunuyor. Peygamberde o kişiye ''iki dağın'' arasını dolduracak kadar çok koyun verdi.'

Bu bonkörlüğün sebebi: 'ganaim'. Haydan gelen (mal-mülk); Huy'a gider

http://dinsiz.blogspot.com/2008/09/muhammedin-mal-varlii.html

Bos yazilar

Efendim Hadis, Kutubbi sitte, Buhari tarihi kanit degildir. Bunlar sadece ve sadece Hadis olup, Kuran ile cogu kez celisebilen, sonradan Ebu Hureyre ve benzeri kisiler tarafindan uydurulmus seylerdr. Tabiki uyduracak, uydurmasa Emevi nasil mal varligina kilif uyduracak?

Ganimete gelince, Hz peygamber aldigi ganimetlerle ne yapmistir kurandan okuyalim biz.
ben hadis felana inanmiyorum, inanan kisilere götürün onlari siz. Aksi takdirde,katolik kilisesinin her söyledigi sözü aleyhinizde kullanabilmeme izin vermis olursunuz. Ki ben katolik kilisesi ile Incili ayri tutarim daima!

verdigin ayetlerin devaminida asmis olsa idin, görürdün ne icin oldugunu. Hadi biz yapalim o kismida.

Hasr Suresi:
6. Allah'ın onlardan resulüne aktardığı ganimetlere gelince, siz onun için ne at bindiniz ne deve sürdünüz; ama Allah, resullerini dilediği kimselerin üzerine salar. Allah her şeyi yapmakta sonsuz kudret sahibidir.

7. Allah'ın, kentler halkından resulüne zahmetsizce aktardığı mal ve nimetler şunlar içindir: Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar. Bu böyle düzenlenmiştir ki, o mal ve nimetler sizden yalnız zengin olanlar arasında dönüp duran bir kudret aracı olmasın. Resul size ne verdiyse onu alın; sizi neden yasakladıysa ona son verin ve Allah'tan korkun. Hiç kuşkusuz, Allah'ın azabı çok şiddetlidir.

8. Sözü edilen o mallar, göçmen yoksullar içindir. Onlar ki, yurtlarından çıkarılıp mallarından yoksun bırakılmışlardır; Allah'tan bir lütuf ve bir hoşnutluk peşindedirler; Allah'a ve resulüne yardım ederler. İşte onlardır, özü-sözü doğru olanlar.

9. Onlardan önce yurda konmuş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden ötürü göğüslerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinin ihtiyaçları olsa bile, ötekileri kendi nefslerine tercih ederler. Nefsinin cimriliğinden/doymazlığından korunanlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

Bu ayet apacik ganimetlerin ne icin olacagini dile getirmektedir. Ganimet depolanip zenginlik icin degil, yoksullari garibanlari doyurmak icindir. Öncede dedigim gibi, Buhari yerine tarihden dem vurun siz. Hadis madisle bu is yürümez.

Tekrar söylüyorum. Tarih baska, Hadis baska. Hadislere ben inanmiyorum. Bana Tarih getirin...
Sayglarimla

Muhabbetci

"Muhammed Mustafa oturur pasa pasa mekkede en önde gelen zenginlerden biri olarak dünyadan göcebilirdi, niye kalkip tüm malini mülkünü tehlikeye atipda, hayatinin hatta son yillarini sefalet icinde gecirsin"

Siz zengin olmadığına dair kanıt getirebilir misiniz? Tarihten?? Hayatının son yıllarını sefalet içinde geçirdiğini iddia eden sizdiniz, buyrun iddia makamanın kanıtlarını ben çok merak ediyorum.

Hay hay

Hz Muhammedin tüm varligi, ama tümü Devlete kalmistir. Yani Islam Devleti hazinesine. Diyeceksin ki, kendisi bundan faydalanmadimi..Normal bir evde oturan, yoksullari garibanlari doyuran, evi hergün dolup tasan bir insan ne kadar faydalandi ise o kadar faydalanmis olabilir.

Günlük yiyecegi, icecegi, giyimi kusanimi kadar. Peki gerisi ne oldu? Nerde tahtlar saraylar? Nerede mallari, mülkleri? Kime kalmistir?

Bu kadar basit. Su sorulari cevaplarsaniz, cevabinizi kendiniz vermis olursunuz.

Saraylarda, kus tüyü yataklardami yatiyordu?

Iddia edebilecekmisin bunu?

Kaynak efendim kaynak?

Önce sefalet içinde yaşıyordu, şimdi mal varlığı devlete kaldı.

Öldükten sonraki mal varlığını sormuyoruz, ölmeden önceki mal varlığını soruyoruz. Bu yazdıklarınızın kaynaklarını hala göremedik bu arada. İddialarınızın kaynaklarını yazını lütfen.

Peygamber zenginlik içinde

Peygamber zenginlik içinde yaşamış olsa ne çıkar? Davud ve İbrahim de zengindi, burdaki tuhaflık zengini fakir fukara göstermeye çalışmak, illaha mazlum edebiyatı yapmak, bi hırkası vardı, evinde ateş yanmazdı falan.. zengindi, malı mülkü boldu demeye dilleri varmıyor... Önce fakirdi, sonra zengin oldu, hatta arabistanın en zengini oldu, çünkü allah yürü ya kulum dedi, çok mu zor yahu bunu demek? Ayet mecazen zenginlik demiş... Yüreği islama ısındırılacakları da mecazen ihya ettiydi zaten muhammed.... hicaz kelimesi de mecazdan gelir zati..

Bir kaynak vereyim

"Peygamberimiz(a.s.m) vefat ettiği zaman geriye bıraktığı malı: Zaruri olarak kullandığı elbisesi birkaç su kabı içinde yıkandıkları tekne iki adet kilim bir çarşaf makas tarak misvak gibi eşyaları kılıç ok zırh mızrak miğfer'den oluşan silahları “Düldül” adındaki bir devesi savaş ganimeti olarak payına düşen ve devlet reisi olarak bundan ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermekle yükümlü olduğu; “Fedek” arazinin yarısı Ümmü’l-Kura’nın üçte biri Hayber’den kendisine düşen beşte biri olan payı ve Ben-i Nadir’den bir kaleden ibaret olan arazî ki bunların tamamını Müslümanlara tasadduk etmiştir. (bk. Tirmizî Şemail s.149) "

Bir kaynak budur..

Ama asil senin cevaplaman gereken sorular acikta..Yok öyle yagma..
Peygamberin Saraylarda oturdugu, Kus tüyü yataklarda yattigini, altinlar ve mücevherlerle süslendigini iddia edebilecekmisin?
Bak misal Emevi Halifesi Abdülmelik bunu yapmistir, Muaviye yapmistir, Yezit yapmistir..

Hani Muhammed Mustafanin saraylari? Altinlari, mücevherleri? Nerede?

Hz Peygamber yasarken elbet devlet malindan para verebiliyordu, sadece peygamber degil ayni anda bir devlet baskani idi. Bu kismi unutmayalim, Yani Hz Süleyman ne ise, Hz Muhammedde o idi, Hz Davut ne ise oda o idi. Aradaki tek fark, onlar kral olmuslardi, Hz Muhammed ise Devlet baskani. Yani yeni bir devletin ( 1400 yil önce Demokrasi dersi verilmistir), sura ile seciliyordu baska.

Buna ragmen mal varligi ortada, yani aksini idda edemiyorsaniz. Binevi " Saraylarda yasiyordu" diyemiyorsaniz, konu asikar ortadadir...

vesselam

Tarihi kaynaklar...

Muhabbetçi yazdı:

"Efendim Hadis, Kutubbi sitte, Buhari tarihi kanit degildir. Bunlar sadece ve sadece Hadis olup, Kuran ile cogu kez celisebilen, sonradan Ebu Hureyre ve benzeri kisiler tarafindan uydurulmus seylerdr. Tabiki uyduracak, uydurmasa Emevi nasil mal varligina kilif uyduracak?

ben hadis felana inanmiyorum, inanan kisilere götürün onlari siz.

Öncede dedigim gibi, Buhari yerine tarihden dem vurun siz. Hadis madisle bu is yürümez.

Tekrar söylüyorum. Tarih baska, Hadis baska. Hadislere ben inanmiyorum. Bana Tarih getirin..."


Yine Muhabbetçi yazdı:

" (bk. Tirmizî Şemail s.149) "

Bir kaynak budur.."

Hala Muhammed'in sefalet içinde yaşadığına dair kaynak getireceksiniz (iddia makamı sizsiniz) bekliyorum. Hadis olmasın ama tarihten?! olsun. Siz hadislere inanmıyorsunuz ya, eğer bu iddiaınızı uydurmadıysanız buyrun inandığınız kaynaklardan alalım.

Lütfen yapmayin!

Bak kardesim, benim en nefret ettigim sey, demedigim birseyi dedim diye lanse edilmesidir. Ben hic bri yerde " Muhammed Mustafa Sefalet icinde yasadi" demedim!
bu bir.

Benim dedigim sadece "O zengin degildi!"
Zengin olmayan otomatik sefalet icinde yasamismi oluyor? Hayir!
Herkes nasil yasiyor ise, oda öyle yasadi. Zaten öyle yasamasa idi, Kafirler, müsrikler ve düsmanlari " Bak kendisi kral gibi yasiyor, halk sefalet icinde" diye kirkbin laf cikardi.

Hz Muhammed Mustafa, devlet baskani! Hz Muhammed Mustafa, Ganimetden pay aliyordu. Devlet hazinesine gidiyordu bunlar. Mescidin etrafinda hergün yemekler yapiliyor, kurbanlar kesiliyor, yoksullara, yolda kalmislara harcaniyordu.
Kimden cikiyordu bu para? Göktenmi yagiyordu? Iste Hz peygamberin mal varligi bu yolda gitti, bitti, azaldi..Kalan kisimda öldügünde devlet hazinesine kaldi.
Ben acti, yoksuldu, ekmegi yoktu yiyecek diye birsey söylemedim.
Ama " Genel anlamda" bir zenginlik felan icinde yasamadi-.
Dedim ya daha öncede, iddia sahibi sizsiniz, siz göstereceksinz Saraylarini, kus tüyü yataklarini, mücevherlerini vs vs

Nerdeler hani?

Olmayan birseyi gösteremezsiniz, cünkü yoktur. Kalan esyalar ve evi gayet o zamanin normal sartlari altinda olan bir ev ve esyalardir.

Özellikle rica ediyorum, demedigim birseyi, demisim gibi lanse etmeyiniz!

Kaynaklara gelince..
Islam öncelikle Anti kapitalist ve sosyalist bir cizgiye sahiptir. Insanlar arasi esitligi, paylasmayi öngörür. Incilde bunu yapar, Hz isada anti kapitalis ve Sosyalist bir kisidir.
Kuranda " Ekimus salate"denir. Manasi" Destegi diri tutmak, ayakta tutmak" gelir.

Bundan maksat ( bugünkü dilde) sosyal faaliyetler yapmak.Yani topluma destek cikmaktir.
Kurani kerim bu konuyu cok belkide en cok bunu dile getirir.
Salat nasil yapilir? Söyle efendim!
Okullar acarsin, yoksullari doyurursun, Dul kadinlara arka cikarsin, yetimleri büyütürsün, caresiz olanlara care bulursun vs vs...

Zekat = Devlete verilen vergidir, Kurana göre yoksul adamin zekat vermesi. Yani Devlete vergi vermesine gerek yoktur.

Ayrica su ayetide okursaniz, Hz Muhammedin neden zengin olamayacagini zaten anlarsiniz.

Bakara Suresi 219 ... Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza yeterli olanından artanını verin." Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.

Bu ayeti söyleyen Hz Muhammed, kendisi halka yedirip icirmedi ise. Zenginlik icinde " keyif" yapti ise, diger müslümanlar neden kalkip" Kendisi söyle dedi, kendi yapmiyor" dememisler? Yahudiler, Hristiyanlar neden tarihin bir kösesine bir yazi eklememisler?

Cünkü anlamadiginiz su" O ayni anda bir devlet baskani, ve salati ikame etmek icin, tüm sosyal faaliyetleri devlet hazinesinden kariliyordu".
kendi malida Devlet hazinesi.

Bunun icin Ebubekr( ki ben yaptigini yanlis buluyorum) peygamberler miras birakmaz demis, Hz Fatimaya Fedek hurmaligini iade etmemis, devlet hazinesine ait görmüstü.

Aslinda bal gibi hakli oldugumu biliyorsunuz, ama su kör inat yokmu...

Illada kaynak istiyorsaniz, on sayfadan fazla anlatim yazmam gerekir. Salat, zekat, Mescid, hacc bütün bunlari kurani kerim acisindan aciklamam gerekir.

okuyacaksaniz asayim efendim!

Siz yazdıklarınızı

Siz yazdıklarınızı yalanyacaksanız nasıl tartışır ki? Konu zaten siz şunu yazdığınız için çıkmadı mı?

"Ama isin gercegi su ki, sayet para icin ise..Muhammed Mustafa oturur pasa pasa mekkede en önde gelen zenginlerden biri olarak dünyadan göcebilirdi, niye kalkip tüm malini mülkünü tehlikeye atipda, hayatinin hatta son yillarini sefalet icinde gecirsin?

Akil var mantik var...Neyse...Sizin derdiniz baska idi yine.."

Yani bu cümlelerin üstüne,

"Bak kardesim, benim en nefret ettigim sey, demedigim birseyi dedim diye lanse edilmesidir. Ben hic bri yerde " Muhammed Mustafa Sefalet icinde yasadi" demedim!"

Bir de bunu yazdınız ya! Bir şey demiyorum (diyemiyorum) artık.

Konteksi yok saymayin!

Tüm konteks icinde ele alalim lütfen, Xenix birsey yazmis ve ona cevap olarak yazilmistir birincisi!

"Bakin simdi diyorsunuz ki " Hatice Tüccardi" ama bunu derken amcasini unutuyorsunuz. Kaldiki kimse " Tüccarlik yapmazdi" da demiyor.
Isin gercegi yalniz su!

Haticenin yerine amcasi konusurdu, amcasi hristiyan idi. Cok aydin ve ileri görüslü bir insan oldugu icin, haticeye bazi serbestlikler birakiyordu. Muhammed Mustafa ise mekkede ün salmisti, lakabi " Muhammedül emin" idi. Yani ticaretde Eminlik ile taninmis idi. Fakir felanda degildi, normal hayati vardi. Hatice onun icin Muhammedi kervanlarinin basina getirmis, Amcasida yaslandigi icin, ona güvenmisti.

Yine yalanlarin biride " Hatice kirk, Muhammed 25 yasinda idi" safsatasi.
Buda dogru degildir. 30 yaslarinda bir kadin idi..Kirk felan degildi. Hz Peygamberden belki birkac yas büyüktü...

Ayrica iki kez dul kalmis idi ve iki cocugu vardi. Spekulasyon yapilabilinir burdan ötesi, para icinmi evlenild, sevgi askmi..Bilemeyiz..

Ama isin gercegi su ki, sayet para icin ise..Muhammed Mustafa oturur pasa pasa mekkede en önde gelen zenginlerden biri olarak dünyadan göcebilirdi, niye kalkip tüm malini mülkünü tehlikeye atipda, hayatinin hatta son yillarini sefalet icinde gecirsin?"

Konu Haticenin Tüccar olmasi, ve bu Haticenin malindan Peygamberin elinde hic ama hicbirsey kalmamasidir! Nitekim kendisi medineye kacmaya mecbur kaldiginda, tüm mal ve mülkü yagmalanmisti. Bu kadarini herhalde sizde bilmektesiniz. Mekke'ye geri döndügünde ise, tüm mali ve mülkü, ganimeti susu busu, hepsi Devlet hazinesinde idi. Kendisi halk ne yiyor ise onu yiyor, halk nasil uyuyor ise öyle uyuyordu. Cok oruc tutuyordu, cok ibadet ediyordu.

Sefalet kelimesi belki dogru olmamis olabilir, o konuda hakli sayilirsiniz. Ama sefaletle ben aclik ile cebellesiyor manasinda degil, Mekkenin zenginleri konusunda kendisinin cok düsük bir seviyede olmasi manasinda kullandim.

Onun icin konteks önemli diye ekstra alinti yaptim tekrardan.

***
Simdi gelelim benim soruma..Bilmiyorum kac kez daha sormam gerek?

Tekrar soruyorum, Peygamber Muhammed Mustafa, saraylardami yasadi? Kus tüyü yataklardami yasadi? Mücevherler, altinlarla süslü elbiselermi giydi?

Siz bana bunun cevabini verirseniz, zaten neyin ne oldugu ortaya cikar.

Buyurun, dinliyorum....

Hatice Hakkında

Hatice hakkında ki bilgilerinizin kaynaklarını yazarmısınız lütfen. Ve peygamberin mallarıyla ilgili yazdıklarınızın da kaynaklarını alalım. Bunları uydurmadığınızı nerden bilelim?

Tabi aşağıda ki yazdıklarınızla tutarlı olsun vereceğiniz kaynaklar.

"Efendim Hadis, Kutubbi sitte, Buhari tarihi kanit degildir. Bunlar sadece ve sadece Hadis olup, Kuran ile cogu kez celisebilen, sonradan Ebu Hureyre ve benzeri kisiler tarafindan uydurulmus seylerdr. Tabiki uyduracak, uydurmasa Emevi nasil mal varligina kilif uyduracak?

ben hadis felana inanmiyorum, inanan kisilere götürün onlari siz.

Öncede dedigim gibi, Buhari yerine tarihden dem vurun siz. Hadis madisle bu is yürümez.

Tekrar söylüyorum. Tarih baska, Hadis baska. Hadislere ben inanmiyorum. Bana Tarih getirin..."

Tabi ki

Efendim bakin, aslinda sizde tarihi olayi biliyorsunuz. Bunu bilmeyen yoktur.
Simdi, Ebu Talip ve ayni yil Hz Hatice vefat ettiken sonra, Hz Muhammed bir gece vakti, herkesten habersiz Medineye gitmek icin yola cikiyor.
kisa geciyorum, cünkü bu olayi kesin biliyorsunuz.

Simdi bizi ilgilendiren ana kisima geliyor. Hz Muhammed gece, gizlice yola ciktiginda, yaninda mal varligi olarak ne götürdü?
Pek birsey götürmüs olamaz, o zamanlarda altindan cok. Deve, Koyun, Sigir gibi seyler degerliydi. Yani para degilde, daha cok Bahce misali seyler olurdu zenginlerde. Misal Fedek Hurmaligi gibi.

O gece kalkti, dedigimiz gibi gitti. Yani kervan götürmedi, sadece bir deve.

Peki tüm müslümanlar, teker teker mekkeden cikip medineye sigininca, Müslümanlarin mali ne oldu? Yani sence Mekkeli Müsrikler " ay bu onlarin mali.., bunlara dokunmayalim" mi dediler?
Ne oldugunu sende düsünebiliyorsundur kesin, mal yagmalandi. Müsrikler arasinda paylasildi.

bu arada, biz iki üc ay gibi bir sürecten bahs etmiyoruz. Sekiz yildan fazla sürmüstü mekkeye dönemeyisleri.

Bak Tarih bunu böyle anlattigi gibi, sende aslinda bu olayi biliyorsun. Bilmeyen yoktur.

Ama kalkipta bunu bilmeye ragmen" Hz haticenin mal varligi söyle böyle idi" demek..gercekten tuhaf.

Sonra Mekke alindiginda, yeni müslüman olmus olan Ebu Sufyan ve digerleri mal varliginin bir kismini iade etmek istemislersede, kendisi kabul etmemistir. Daha dogrusu mal varligini iade etmekten ziyade, onun degerinde birseylerin iade edilmesinden bahs ediyorum. Cünkü cok sey yagmalandgindan, yahut satildigindan..Neyin nerede oldugu kaybolmustur.

Ikinci tarihi gercek ise, Hz haticenn mal varliginin bir kismi. Mekkede Boykot sirasinda yoksullara destek acisindan harcandigidir. Buda tarihi bir gercek ve herkes bunu biliyor. Hic süphem yoktur bu kismi sende biliyorsundur.

Ücüncü bir gercek ise, Hz Muhammedin kurdugu mescidde hic kimse ac kalmiyordu. Yani yoksul gelen kesinlikle karni doyuyor, giyecek birseyi yok ise giyim kusanimi temin ediliyor. Köle ise ve kölelikten kacmis ise, sahibide para istiyorsa, para verilip satin aliniyordu.

Ki bircok tüccar o zamanlarda bunu bilincli sekilde kullanmistir. Degersiz köleyi pahaliya satmak acisindan, Müslüman oldugunda mekkede satisa cikarmislardir.

Bunlari herhangi bir tarihi kitaptan okuyup ögrenebilirsin. Hadis madise gerek yok, kaynaklarada gerek yok. Cünkü her kitapta yazmasiyla beraber, hem herkesin bildigi seyler hemde Mantiken az düsünen zaten sözlerin dogrulugunu anlar.

Sonradan Hudeybiye antlasmasi yapilmisti Müslüman ve Mekkeli Müsrikler arasinda. Su sekilde di antlasma:

"Maddeleri:

* Müslümanlarla karşı taraf arasında 10 yıl savaş olmayacak, iki tarafın hiçbiri diğerinin malına ve canına el atmayacak.

* Müslümanlar bu yıl Beytullah'ı ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek yıl üç günden fazla olmamak üzere Mekke'ye gelip Beytullah'ı ziyaret edecekler. Bu üç gün süresince Mekkeliler şehir dışına çıkacaklar.

* Müslümanlardan Kureyş'e sığınacak olursa, geri döndürülmeyecek, fakat onlardan müslümanlara sığınanlar geri döndürülecek

* Müslümanlardan Hac, Umre ve ticaret için Mekke'ye gideceklerin canları ve malları güven altında olacak. Kureyş tarafında Mısır'a ve Şam'a gidenlerle ticarette bulunmak üzere Medine'ye gelenlerin de canları ve malları güven altında bulunacak

* Kureyş'den başka diğer kabileler isterlerse müslümanların, isterlerse Kureyş'in koruması altına girebilecek.

Önemi :

* Mekkeliler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul ettiler.
* Barış ortamının oluşması islamiyet'e geçişi hızlandırdı.
* Mekke'nin fethi kolaylaştı.
* Müşriklerin müslümanlığın varlığını tanıdığı resmi ilk belgedir.
"

Sonra bilinen meshur Mekke Fethi oldu. Tabi ara olaylar var onlari anlatmak simdi uzun sürer. Neyse On bin kisilik bir ordu ile Mekkeye girildi, hic kan dökülmeden alindi sehir. Sonra Hutbe okudu ve Resülullah söyle dedi:

Fetih sonrasında Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem Kabe'de ilk hutbesini verdi. Mekkelilerin şüphelerini de gidermek adına hutbesinde şu sözlere de yer verdi:

"Benim halimle sizin haliniz, Yusuf'un kardeşlerine dediğinin tıpkısı olacaktır. Yusuf'un kardeşlerine dediği gibi ben de diyorum: "Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yok. Allah, sizi bağışlasın. O, merhamet edenlerin en merhamaetlisidir(Yusuf Suresi 92)." Gidiniz; sizler serbestsiniz."
İbn-i, Sa'd (1960). et-Tabakâtü'l-Kübrâ(Tabakat). c. 2 s.142.

Mekkelilerden malini geri istemedi, birsey talep etmedi. Birseyi geri almadi. Tam tersine, eger aldigi birsey var ise geri iade etti. Ganimet konusunda yeni müslüman olacak kisilere daha cok verdi. Hatta bu konuda Ensarlarin bir itiraz olayi vardir " Niye tüm ganimeti onlara dagittin bize vermedin" diye itiraz ettiklerinde " onlari islama isindirmak istedim" demesi vardir.

vs vs vs

Ve sen benim soruma halen cevap vermedin. Oysa ben senin sordugun her türlü soruya cevap veriyorum.
Kaldiki sorum cok basit bir soru idi.

Bir daha soruyorum

Hz Muhammed Mustafa, saraylarda oturdu, Kus tüyü yataklarda yatti, mücevherlemi kusatti dört yanini. Ailesini, kizini, damatlarini, akrabalarini zenginmi etti?

Bak sok basit bir sorudur bu...
Evet yada Hayir.

Yukarıda

Yukarıda misafir yorumu var Muhammed'in mal varlığıyla ilgili.

Ben size kaynak sordukça siz böyle hadisleri sıralayıp duracaksınız işte. Çünkü hadisten başka kaynak yok elinizde. En azından bunun farkına varmanız yeterliydi benim için.

Koskoca İslam devleti lideri, Allah'ın peygamberi, her dediği tanrı kelamı kabul edilen, ne isterse yapılan bir insanın hala fakir fukara olduğunu savunuyorsunuz. Geçelim. Sizin de dediğiniz gibi zenginlik; saray, kuştüyü yastık, vs değildir.

Muhabbetçi sallıyor ..

Sn Muhabbetçi diyor ki: ".. üçüncü bir gerçek ise, Hz Muhammedin kurduğu(?) MESCİTde(?) hiç kimse aç kalmıyordu .."

Ay beq yor pardın / Affınıza sığınırım, çünkü konuyla direkt alakalı olmasada, merakımı mucip olduğundan, sormama izin werirseniz :
*** Hangi Muhammet, hangi yetkiyle, hangi Mesciti kurdu ??? ***

Şimdi, öncelikle Muhammet'in Wahy'i terkedip, bu konuda kendinden Ayet icadederek (ki, Şeytan-Ayeti'dir),
Beşeri-Mescit inşa etmeye kalkışması asla mümkün değildir (yoksa, Peygamberlik mafiş olur). Çünkü böyle bir Ayet olmadığı gibi, Peygamberin asli görewinin sadece ve ancak Kuran-Ayetlerini TEBLİĞ ile sınırlı olduğunu bildiren apaçık ayetler wardır. Diğer taraftan "2/114 Bakara" ve "9/1o7 Töwbe" ayetlerinde, bu Şer Mescitlerinin "Şirk Mescitleri" ve
"Dirar / Sidik (yarıştırılan) Mescitleri" tanımıyla, sonsuza kadar yasaklandığını ve de ayrıca "17/7 İsra" ayetinde aynı
Beşeri-Mescitlerin tarümar edileceğini TEBLİĞ eden Muhammet; nasıl olurda bunun tam tersine militanca icraatlarda bulunabilir ???

"Ğ - Q"

DİYORLAR YA HZ İSA

DİYORLAR YA HZ İSA TANRIDIR,İNSAN HALİNDE YER YÜZÜNE İNMİŞTİR.SONRA DA HZ İSA ÇARMIHTA ÖLDÜ DİYORLAR.BU NASIL BİR ÇELİŞKİ BİRİ AÇIKLAYABİLİR Mİ?

Köşede fırın var

Köşede fırın var oraya git.

Hz Muhammed Mustafa, devlet

Hz Muhammed Mustafa, devlet baskani! Hz Muhammed Mustafa, Ganimetden pay aliyordu. Devlet hazinesine gidiyordu bunlar. Mescidin etrafinda hergün yemekler yapiliyor, kurbanlar kesiliyor, yoksullara, yolda kalmislara harcaniyordu.
Kimden cikiyordu bu para? Göktenmi yagiyordu? Iste Hz peygamberin mal varligi bu yolda gitti, bitti, azaldi..Kalan kisimda öldügünde devlet hazinesine kaldi.

9 küsur eşe, cariyeye; yatak, yorgan, aş, oda, giyecek, mücevher sağlamak için yeterince zengin olmak gerekir.

O devirlere bir zaman yolculuğu yapalım:

Mekke ve medine şehirleri tarıma elverişli coğrafi özelliklere sahip değildir. Su bulmak bile büyük sorundur. Kaldı ki tarım SU ile yapılır. Peygamberden önce mekke gene hac noktasıydı ve bu konum onlara döviz sağlamaktaydı. Fakat bu dövizden herzaman olduğu gibi sadece belli bir kesim yararlanırdı.

Hayat gerçekten vahşiydi ve çok eşliliğin devamlılığı için çok para lazımdı. Buna mukabil satacakları eşya azdı, devecilik yetiştirmesi zor pis bir işti ve arap bu işi sevmezdi. Genelde hazır deve peşinde koşarlardı. Bazı uyanıklar vahaları parselleyerek geçim sağlardı (eşkiya) Kalanlar ise ticaret adı altında onun bunun kervanını soyardı. Bölge tekin değildi. Peygamber elde ettiği güçle soygun işini devlet işi haline getirir.

Peygamber ve yanındakiler tam 27 sefere çıkar, bunların neredeyse tamamı zaferle ve ganimetle sonlanır, sadece dokuz gazvede kan döküldüğü diğerlerinde sadece ganimet elde edildiği anlaşılıyor.

Bu gasplara katılanlar beraberlerinde develer, köleler ve altınlarla geri dönerler. İyi de, mekkede hala kim fakirdir ?

Soru basit; savaşamayanlar, hastalar ve yaşlılar... veeee islamı kabul etmeyenler...

Onlara da bayramdan bayrama kurban edilen devenin toynağını verdin mi işlem tamamdır. Adalet! sağlanmıştır.

AGNOSTİZİSMUS ANALYTİCA

Hmmmmm!

Agnostikciğimin analizine bayıldım. (Gülmekten tabii)

-Tarihi gerçekleri bütün çıplaklığı ile ortaya çıkararak tarihçilere ışık tutmuşsun.
- Doğuştan mı ışıkçısın mübârek?
Bence bu verileri bir basın toplantısı düzenleyip yerli ve yabancı tarihçilerin huzurunda açıklasaydın da;

- Onlar da biraz gülseydi..
- Çok komiksiniz.

Ahzab 53 yeter de artar

Ahzab 53 yeter de artar bile...

...hele ahzab 50 51 52 evlere şenlik.

"Ahzap 50. Ey Peygamber! Biz

"Ahzap 50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikahlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da (sana helal kıldık.) Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. "

valla azap çektim okurken, anlayamıyorum yuhh yani, hani elinin altındakiler yetişmemiş bir de dayı kızı hala kızı teyze kızı, amca kızı...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş