tanrı kimdir?

"DİN ZEHİRDİR" - Mao Tzetung

Din kitaplarının tümü (ve diğer tüm dinler) Tanrı olgusunu öyle bir işlerler ki, Tanrı insanı kendi görüntüsüne göre yarattığı ve aile babası gibi göründüğü fikri insanların kafasına yerleştirilmeye çalışılır. ve bunu yaparken, türlü korku ve tehditler kullanılır (cehennem, cennet, vs). Buradan hareketle, şunu sormak gerekir: kayıtlı insanlık tarihinin süresi 7000 senedir ve kaydedilen ilk savaştan bu yana 3 milyar insan savaş alanlarında öldü. bu rakamın bir kaç katı insan da hastalıktan, açlıktan ve sefaletten öldü. tüm bunlar yaşanırken Tanrı nerdeydi?

Bu mantıktan hareket ederek bir avuç insanın yaratmış oldukları Tanrı konseptinin karanlık yüzüne bir göz atalım.

Şöyle başlamalıyız:

Tanrı hakkında size biraz bilgi vereyim, içeriden bir bilgi olsun. Tanrı izlemeyi sever; iyi bir seyircidir. İnsana içgüdüler ve duygular veriyor. Bu olağanüstü yeteneği insana verirken kendi zevki için birbirlerine tamamen zıt kurallar dizisini oluşturuyor. Sanki tüm zamanların en büyük hatasıymış gibi bir alay saçma kuralları sunuyor: bak ama dokunma; dokunabilirsin ama sakın tadına bakma; bak tadına ama aman yutma. Ve siz bu ilginç kuralların oluşturduğu çemberler üzerinde bir oraya bir buraya zıplayıp dururken, o da sizin bu komik halinize gülüyür, alay edercesine hemde. Çünkü o bir sadisttir. Görünmediğinden ötürü, varolmayan bir derebeyine inanmak ne derece mümkündür?

Tüm bunların başlamasından bu yana insanların tüm duyguları ve düşünceleri hep güdülmüş olup birileri, kimi zaman kendi kimi zamanda başkalarının çıkarları doğrultusunda insanların oluşturduğu koyun sürüsünü hareket ettirdiler. Ve Tanrı, tüm ksurlarına rağmen bunları hiçbir zaman dışlamamış olduğundan ötürü tarihin en son hümanistidir belki...

Oysa, Tanrı ile aldatılmak, tanrı tarafından aldıltmakla aynıdır. Nasıl mı? İnsanın açlığını kendi zevklerine göre atomlara böleceği bir noktaya kadar yükseltiliyorlar. Camilerin kendi büyüklüklerinden daha büyük bir ego yaratıyorlar ve en çılgın istek ile düşüncenin üzerine kağıt paraları yapıştırıp altın kaplı fantezileri satıyorlar ta ki insan kendisini bir imparator zannedip Tanrı yerine koymaya başlayan kadar...

Buradan nereye gidilebilir? başarıyla sonuçlandırılması gereken bir işten diğerine koşuştururken, solunmaz hale gelen havasıyla, ekşileşmeye yüz tutmuş suyuyla, radyoaktivitenin metalik tadına sahip balları üreten arıları barındıran bu dünyayı kim denetleyecek? Bu olay, her gün üstümüze doğru dalga dalga geliyor. Ve gittikçe şiddetleniyor. Düşünmeye ne fırsat var nede zaman; ortada gelecek yokken, geleceği alıp satıyoruz.

O zaman şu son soruyu sormamız gerekiyor kendimize?

Tüm bu sorunlardan ötürü, varolmayan bir Tanrıya inanmaya devam etme zorunluluğumuz var mı?

Senin oyun: None Ortalama: 3.7 (7 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

DÜŞÜNCE

var olmayan bir Tanrı öylemi ?
var vede yok .... kime neye göre ?
sana yada size göre yok.. bana yada bize göre var..
eğer yoksa kazanacak yada kaybedecek bir şeyiniz yok
eğer varsa. kaybedecek çok şeyiniz var ve
kazanma şansınız hiç yok.
eğer Tanrı varsa benim kazanacak şeyim var kaybedecek şeyim yok..

açlıktan ve sefaletten öldü demişin yazının bir yerinde...
Ölüm sana göre ölüm..
gerçek manada ÖLÜm olduğundan ne kadar eminsin.
Bütün insanları kaldırdığı günde ne diyeceksin ?
aa. gerçekten ölüm denen şeyde sadece bizim
yanlış algıladığımız bir şeymiş diyecekmisin.
beden ölümüne bu kadarmı kandınız.
ruhsal plandada ölüm olmadığına göre.
nerde yanlış yaptık demeden önce bence
önyargısız düşünün. düşünün.. düşünün.
Önce ne ile düündüğünüzü düşünün.
SEn beyninle düşündüğünü öğrenmiş ve kabullenmişin.
Bende düşünen şeyin RUH olduğuna inanmışım.
Bir an için bedeninden sıyrıl ve RUH un yani özbenliğinle ,
düşündüğünü düşündüğün anda problemlerini çözdüğünü
düşüneceksin.
Beynin içinde ''düşünen şey ^^ değilmisin yoksa.
beynin içinde kimyasallar ve milyarlarca atom,
düşünmene sebep olaydı FİLlerde düşünürdü.
hayvanlarla aramızdaki farkı düşünmen dileği ile
Allah insanamı AKIL vermiştir yoksa......
Allah AKIL denen ( düşünen şeye) mi BEDEN vermiştir ?
Şu anda beni anlamaya çalışan şeyin bedenin yada beyninmi,
yoksa düşünen şeyinmi ?

"metafizik19" zurnanın

"metafizik19" zurnanın zırt dediği yere gelmiş:" allah akla mı beden vermiştir, bedene mi akıl vermiştir?"

Aslında sormaya çalıştığı şu soru: " düşünce mi maddeden doğmuştur, madde mi düşünceden doğmuştur?"

İnsan bir madde midir, düşünce midir, her ikisi midir, hangisi öncedir, ikisi aynı anda mıdır?

Bugün kendi başlarına cansız kabul edilen bir dizi atomun, labaratuvar ortamında bir araya gelince canlılık özellikleri kazandığı çoktan biliniyor.

Gerçi metafiziğe ve belki de "metafizik 19" adlı arkadaşa göre, cansız varlık da yoktur belki... Düşünce ruh ile, ruh can ile özdeşleştirildiğinde, her maddenin bir düşünce tezahürü olduğunu kabul ederek, dolayısıyla her maddenin de bir canı olduğunu kabul etmek gerek. Oysa böyle değil.

Canlılar, kendine özgü su, hava, ısı ve mineralllerin ve başkaca bir dizi koşulların bir araya gelişiyle ve zamanla oluşmuşlardır.

Önce madde vardır. Sonra düşünce ortaya çıkmıştır. Düşünsel olan herşeyi de insan yaratmıştır.

Bir çocuğun cıvıldama döneminde çevresinde konuşulmazsa, çocuk konuşmayı öğrenemiyor, acaba neden?

Ya da bir çocuk doğduktan sonra, yalnızca beslense, hiç dışarı çıkmasa, okula gitmese, kimseyle görüşmese, bu çocuk diğer çocuklar gibi konuşabilir miydi? Düşünebilir miydi? Üniversite sınavına girebilir miydi örneğin? Eğer metafizikçiler haklı olsaydı, o çocuk kendi bedeninde saklı olan tüm bilgileri kendi kendine çıkarırdı. Oysa böyle bir süreci yaşayan çocuk yalnızca aptal olur. Öyleyse, düşünsel becerilerin sonradan edinildiğini kabul edeceğiz. Dolayısıyla insanın tüm düşünsel edimleri sonradan edinilmiştir.

Şimdi soralım: Tanrı düşünsel bir varlık mıdır, yoksa maddi bir varlık mıdır?...

"Şimdi soralım: Tanrı

"Şimdi soralım: Tanrı düşünsel bir varlık mıdır, yoksa maddi bir varlık mıdır?..."

Tanrı fikri insanların kafasında yarattığı platonik bir sevdadan, platonik bir senaryodan başka hiç bir şey değil...
Bu konuda insanoğlunun gelmiş-geçmiş tüm hayalperest firiklerini gerçekten kutluyorum...

Bu arada, senin hayal dünyanı da gerçekten kutluyorum Metafizik 19, çok ütopik bir bilinçle yazmışsın...Ama biraz da yere basmayı denesen diyorum, çünki tüm inanış sistematiğin/metafiziğin varsayımlar üzerine kurulu...sağa sola akıl dağıtacağına asıl sen bunu düşün...
her an çekebilecek bir bina gibi, çok iddalı konuşma bence...

en basit örnek,

"ruhsal plandada ölüm olmadığına göre"

demişsin,

ruhsal planda ölüm olup olmadığını nerden biliyorsun?
ölüp de dirildin mi?
hem ruhsal bir planın olup olmadığını nereden biliyorsun?
rüyanda mı gördün?
hem milletin kazanıp kaybetme olasılığımdan sana ne?
alla alla...

Bugün kendi başlarına

Bugün kendi başlarına cansız kabul edilen bir dizi atomun, labaratuvar ortamında bir araya gelince canlılık özellikleri kazandığı çoktan biliniyor.

Bu konuyu biraz daha açarsanız sevinirim.
Zira viruslerin de canlı veya canlı olmadıkları tartışılmaktadır. Hücre dışında kristal yapıda bir cansız gibi davranırken, uygun şartlar altında kendi yaşamsal faaliyetlerinin devamı için çoğalma, beslenme gibi canlı özellikleri gösterebiliyor.

Demek ki cansız kabul ettiğniz atomların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmesi için labaratuvar ortamında bulunması gerekiyormuş, diyebiliriz.

İkinci olarak

"kayıtlı insanlık tarihinin süresi 7000 senedir ve kaydedilen ilk savaştan bu yana 3 milyar insan savaş alanlarında öldü. bu rakamın bir kaç katı insan da hastalıktan, açlıktan ve sefaletten öldü. tüm bunlar yaşanırken Tanrı nerdeydi?"

Bunların tersini vaadeden bi tanrı mı var?
Varsa ben haberdar değilim.
Yoksa zaten bunlardan tanrı sorumlu değildir.

farkındalık

Başta SONSUZLUK vardı...
METAFİZİK düşünen bir SONSUZLUK...
Tanrıda önce KENDİ BİLİNCİNİN farkına vardı..
farkındalıktır MANA katan olaylara.
ne YER KAPLIYORDU madde gibi
nede YER KAPLIYORDU. sonsuzdu.......
Şuurdu bilinçti ama farkında değildi.
kendi BEN inin farkına vardı önce.
Bu BEN ^^ im dedi.
ŞUUR : hayal kurdu düşündü
belki trilyonlarca sene düşündü
ZAMAN kavramı yoktu önceleri.
farkındalığa varıp düşüncelerini
düzenliyene kadar.-
SONSUZLUK.... vardı ama yoktu.
SONSUZLuk.... yoktu ama vardı
Bu BEN^^ im diyordu.
Milyarlarca bilgisayar gücünden
trilyonlarca kere fazla AKILA hafızaya sahipti
O^^ Aklın ta kendisiydi.
Şu anda dünya üzerinde icat edilmiş yada edilecek her şeyin
planını daha kainatı yaratmadan
düşünmüş ve yaratırken programlamıştı..

hüseyin aktaşa yanıt

Düşünce ruh ile, ruh can ile özdeşleştirildiğinde, her maddenin bir düşünce tezahürü olduğunu kabul ederek,
demmişin ama RUH CAN ile neden bütünleşsin
RUH metafiziktir ve düşüncedir..
CAn ise bedenle alakalı sistemin çalışması
yada durması ile açıklanabilir.
sistem anatomik olarak atomlardan meydana gelmiş
robot sistemidir.
RUH ise sadece beynin bir bölgesinde
(descartese ) göre epifiz bölgesinde
yer alan ve vücutla
tam otomatik iletişim halinde olan metafizik bir OLGU dur.
önce RUh ile CAN ı ayırın bence.

Metafizik19'a: "Şu anda

Metafizik19'a:

"Şu anda dünya üzerinde icat edilmiş yada edilecek her şeyin
planını daha kainatı yaratmadan
düşünmüş ve yaratırken programlamıştı.."

"Proğramlamıştı" diyorsunuz. Yani olaya tanıksınız. Öyle mi?! Ya da bilgi kaynağını açıklamak zorundasınız burada. Ancak öznel(subjektif) varsayım ve yorumlardan öteye gidemeyeceksiniz ki, onları da yine anne ve babanıza yani, mevcut maddi (bedensel) varlığınıza borçlusunuz!!...

"Gerçekçi olup, imkansızı isteyenler" olarak bizler daima araştıran olmayı seçiyoruz. (Bu anlamda tanrı varsa da ancak bizler bulabiliriz!!...) İnanıp, teslim olduktan sonra araştırma biter. İnanan duraksar, duraksayan geriler!... Bugünkü bilgileri, teslim olmayıp araştıranlara, ayaklarının üzerine kalkıp, ellerini güneşe uzatanlara borçluyuz...

"icat edilmiş yada edilecek her şeyin
planını daha kainatı yaratmadan
düşünmüş"... Ne güzel böyle bir yaratıcıya sığınmak!!... Keşke benim de bir tane olsaydı!!... Oysa bugüne değin hiç bir bilimsel buluşun altında ne kilisenin ne camiinin, ne havranın imzası vardır. Bilimle din sürekli çatışma halinde olmuştur. Bir şeyler icat edildikten ve binlerce insanın kanı pahasına meşrulaştıktan sonra da, "zaten bu falanca kitapta yazıyordu canım" deme iki yüzlülüğü, bilime karşı olanların işidir.

"Ne güzel böyle bir yaratıcıya sığınmak!!... " dedim ya, aslında güzel de değil. Çünkü her İsrail katliamından sonra Allaha sığınan Filistinliler, yıllardır bu zulümden kurtulamıyorlar örneğin. Olursa maşallah, olmazsa olur inşallah (nasıl olsa "kitapta" herşey yazıyor ya, planlanmış ya herşey önceden...) diyen müslüman alemi yeryüzünün geri kalmış ülkelerini oluşturuyor... Neden acaba?!... Tanrının son sürümü, kitapların en gelişmiş versiyonu, "Son Kitap" olduğu savlanan Kuran'a inanan insanların hırıstiyan dünyasından daha ileriye gitmeleri gerekmez miydi? Neden İngiltere, Hollanda, Amerika, müslüman ülkelerden daha ilerideler? İncil'e inandıkları için mi? Yoksa kilise ile hesaplarını, müslüman aleminden çok önce gördükleri için mi?...

Metafizik-kardeş-boşuna

Metafizik-kardeş-boşuna yoruyosun sen bence kendini,ama takdir ediyorum yürekten gerçekten.Görmek istemeyene göstermezsin,bilmek istemeyene bildiremezsin,bu arkadaşlar iyi çocuklar ama bence allah(c.c) kalplerini mühürlemiş,dua etmeyideneseler belki açar ama onu da yapmazlar.Biz yinede severiz yaratılanı ama tabi yaradandan ötürü.

Mao Tzetung güzel demiş

Mao Tzetung güzel demiş ama kendisi farklı bir şey mi yapmış?
Tanrı şöyle böyle dedikten sonra, kendiside kendi haklı için daha beter, eli kanlı bir tanrı olmamış mı?

Dinime küfreden müslüman olsa mantığıyla ilerlemeye çalışmıyorum ama tanrının dünyaya adalet getirmediğinden yakınan, sonrada dünyaya acıdan başka bir şey getirmeyen eli kanlı diktatörlerin laflarına değer vermiyorum...

Tanrının neden izleyici olduğunu bende çok merak ediyorum ve öğrenmek için çabalıyorum. Reddetmeme kabul etmeme halinde gerçeğin peşinde olmak lazım. Tanrı tanıyan ya da tanımayan olmayı değil, gerçeği arayan olmayı seçmek; varsa, bizi ona götürecektir...

taruk a cevap

Tanrının neden izleyici olduğunu bende çok merak ediyorum ve öğrenmek için çabalıyorum.
tanrı nedenmi izleyici gel benzetme yapalım.
Mükemmel robotlar yaptın ve programladın....
sonrada düşünmeleri ve kendi iradeleri ile
hareket etsinler diye en mükemmeli tasarladığın
robot cinslerine ^^hafiza kartı^ taktın diyelim.
kendi başlarına düşünüp hareket ediyorlar ve yaşıyorlar.
bir gün düşünen robotun diğer düşünen robotuna zarar verdi ve
onu parçalara ayırdı... (dünyaya uyarlanışı öldürdü)
müdahale edermiydin ?
gerçek manada ölüm yokki.
sen istesen o parçalanan robotu iki dakikada onarır ve
yeniden hayat verebilirsin. ama hafıza kartn bedeni ile o kadar
bütünleştiki kendi BEN ini bilmiyor.
senin için önemli olan robot değil onun beynine
taktığın ^^hafıza kartı ^^ değilmi ?
Sana göre ROBOT ve hafıza kartı ne ise
Tanrıya göre BEDENin ve hafıza kartı (ruh) öyle
benzetmeyi yaptım anlayıp düşünebilene.
ama hala beynimle düşünüyorum diyorsan bilemem ))

Metafizik dostum benzetme

Metafizik dostum benzetme çok güzel olmuş seniteprik ediyorum.Bende birara elektrik devreleri üzerine çalışmıştım ve senin gibi düşündüydüm,orda bile bir hafıza var ve senin yapmak istediğin deneyei okudum,tekrar teprik ediyorum.Allah herkese sabır tavsiye eder,bencede sakın karamsarlığa kapılma.Herşey önümüzde duruyor ama tabiki anlayana,ölüm dışında herşeyin çaresi bulunacaktır ama senin gibi gönül gözü açık olanlarla,hem de bilim körü olmayanlarla diyorum,saygılar.

Bu farklı bir dil

Kimi sözcüklerin dizilişi ortaya aklın tutunup yol alabileceği anlamlar çıkarırlar.

Kimi sözcükler satırlarca birleştirilse ortaya tek bir anlam çıkarırlar.

O anlam daha sonra farklı sözcük diziliminde karşıma çıkıyor.

Yani birinde deniliyor ki 'bu allah'dır', ötekinde deniliyor ki 'allah budur'. İkiside aynı şeyi retorik zenginliği bile denilemeyecek rastgelelikte ifşa ediyor.

Tanrı neden izleyicidir? Çünkü kitaplı dinlerin kurgusal tanrılarının kişinin bilince süreklilik sağlaması açısından izlenmiş ustaca bir yöntemdir. Ve kitaplarda ki cexalarla da bağlantılı olarak 'korku' nun sürekliliği. Ki korkutulan kişi kitabın dışında bir düşünce geliştirmesin ve kitabın hükümleri, kuralları, yasakları her dakika onun düşüncesinde olsun.

Bunlar klasik yöntemlerdir. İzm'ler de böyle varlığını devam ettirir kişinin algısında, dinlerde. Ama izm'ler de daha gerçekçi vaadler vardır. Oysa dinlerde tamamen fantastiktir.

Metazori sen tanrının neden izleyici olduğunu düşünmeyi bırak da cennet denilen yerin nasıl bir kurgu olduğunu düşün. Daha önce bununla ilgili bir kaç şey yazmıştım aslında. Mesela omuzlarının üzerinde ki yuvarlak şeyle düşünürsen, ki hepimiz onun içinde ki döngüyle bunu yapıyoruz değil mi? Dolayısıyla nerenle düşündüğünü düşünmek tamamen gereksiz senin için. Belki de sen başka bir yerinle düşünüyorsun, yani belkide yüce mertebeye vardın. Bilemiyorum. Ama cennetin ve cehennemim nasıl bir masal olduğunu ve kişiyi örgütlemek, kandırmak ve örgütlü atalete dahil edebilmek için ne kadar etkili bir masal olduğunu düşünebilirsin, ama sorgulayarak. Tabi bunu yaparken, yanacağım kazanda, zebanilerin sofrasında meze olacağım korkusuyla düşünmemelisin. Şimdi ben sana bir kaç tüyo vereceğim. Deniliyor ki (safları kandırıken) cennette baldan ırmaklar, sütten ırmaklar vardır. Tuba ağacından bahsediliyor sonra. Ben de diyorum ki, ağaç varsa su da var, toprak da var. o zaman sebzegiller falanda yetişiyor orada. Ve umarım orada GDO suz olanlarını yeriz:)) Şimdi demek ki orada bir yaşam var. Benim aklıma şu takılıyor, o halde diyorum üzüm de vardır ve şarap yapabiliriz. allah bu konuda nediyor? Üzüm yetiştiremeyecsiniz mi diyor. Üzüm olacak ama öyle bildiğini üzümlerden değil, mesela ondan şarap elde edemeyeceksiniz mi diyor?

Ben tanrının izleyici gözleyici masalını geçtim de bu kısmına takıldım. Aydınlatırmısın?

Ek sorular metazori hocam. O halde orada da toprak kavgası olacak mı? Burası benim arazim allah çok fazla iyilik yaptığım için bana burayı tahsis etti falan olacak mı? Yani o zaman mülkiyet kavramı olur be. Bu da demektir ki allah cenette de rahat bırakmıyor. Yani insan neresiyle düşündüğü belli olan bir canlı olduğuna göre ve düşündüğüne de göre, bunların hesabını orda da yapacak. Yoksa allah insanın düşünme yeteneğini yok edip, amaçsız amaçsın dolaştıracak mı cennette.

Hocam çok kafam karışık, bunları bi yorumlarsanız sevinirim. sevgiyle kalın, taassup ile, şer ile değil.

dünya hayatında cenntei

dünya hayatında cenntei cehennemi dalgaya alıyosunuz ki bence gerek yok ve tabi enteresan birşey çünkü elmayla armutu karıştıryorsunuz.Ama cennette olsanız desem gene karışık çünkü neden,çünkü orayıda dünyayla karşılaştıryorsunuz ama neden?Küçük çocuklar olur ki mizaç denir ruhun aksidir eline ne versen ağlar,tavşan alır kuşu ister kuşu verirsin tavşan diye bağırır.Orası ayrı burası ayrı,orada olan burada olmazki,burada olanda oraya öyle gitmez,bu kadar basit aslında ama kalbi mühürlü de olsa ben herkesi seviyorum,güzel şeyler irdeliyorsunuz ama maksat asıl soruyu cevaplamak olsa daha güzel olur.Saygılar.

Mesela

Okul kitaplarında cennetin resmi var hocam. Yağmur ormanları gibi biyer. Her taraf yeşil. Gerçi o resimde sütten ırmaklar görünmüyor ama resmin hemen altında bu ibare var. Yani cennette baldan sütten dereler çaylar akıyormuş. Aslında bir su olduğundan da bahsedilmiyor ama agaçlar görünce, bir de şelaleyi görünce (o şelale de düden şelalesi gibiydi ayrıca) ben su olduğunu da düşündüm. Bakın hocam düşünebiliyorum. Şimdi orada mevsimler nasıl olacak, kış vamı, varsa ağaçları kesmeyecekmiyiz ısınmak için, yoksa farklı bir teknoloji mi var. Yoksa kış yok mu? Güneş var mı? Herkes çıplak mı gezecek yoksa tanrı bize yaprak mı verecek örtünmek için, orada da türban olacak mı, tesettür var mı, namaz kılmaya devam edilecek mi. Biz nasıl yaşayacağız orada sn metazori hocam.

Bu soruları bir türlü çözemiyorum lütfen yardım edin. Sorguladığım için cezalandırılacağım diye de çok korkuyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum.

Sevgiyle kalamıyorsanız doğru bildiklerinizi çöpe atmanız dileğiyle.

Sen kimsin tosun efendi?

Metazori üstadın yaveri mi? Ben kendisiyle görüşmek istiyorum.

ben kendi fikirlerimi

ben kendi fikirlerimi yazıyorum ne varki,güzel irdeliyorsunuz konuları ama bende düşünüyorum,herşey aslında çok basit bence,sizide takdir ediyorum çünkü kıskanç değilsiniz,haset yapmıyorsunuz.Saygılar.

Valla

sizin fikirlerinize değil metazori hocamın ulvi 'düşünce' lerine ihtiyaç duyuyorum şu an.

Ben kendisinin son penguengamber olabileceğini düşünüyorum.

Zihinsel Mastürbasyon!

metafizik suretler isimli film tamda senin bahsettiğin düşünce üzerinden hareketle yapılmış. Aynı tez üzerinden yola çıkılsada, bunun üerine düşündük, tartıştık. Robotlar sevişirken, sahibi haz duyuyordu ama kolu kopan robotun sahibi gık demedi. Bu durumda acıyla alakalı hislerin sahibine iletilmediğini varsayıyoruz. Bizim robotlarda ise öyle bir ayrım yok. Acıyı robot çeksede, ruh hissediyor. Öldükten sonra gideceğimi yerdede benze rdurum olacak. Müslümanlıkta kabir azabı denen yer. Düşünceler gerçek olacak. Temiz düşüncelerle ölen birisi için cennet bahçesi olurken, kötü düşüncelerle ölen birisi için cehennem çukuru olma hikayesi bu düşünceden doğuyor. Benim bahsetmek istediğim bunlar değildi. Tanrı sandığımı kadar müdahaleci olmayabilir. Daha geniş düşünürsen izleyicilikten kastımın, tanrının evrene müdahalesinin olup olmadığına dek gittiğini, senin anladığın tanrıyla benim anladığım tanrı arasında da fark olduğunu görürsün. Si sadece Allahı biliyorsunuz. Allah'ın ötesine geçemiyorsunuz. Tek ve kadim yaratıcı var ve Allah'ta onun yaratma yetkisi verdiklerinden biriyse durum daha değişik algılanabilirmiydi acaba? Tövbe haşa. Böyle bir ihtimali düşünmek bile şirktir. Dinden çıkmaktır değil mi? Ben kesin böyledir demiyorum ama inanmaya yakın olduğum bir teoridir. Bu durumda sizin Allahınızla benim Allahım aynıdır. Tek fark, benim daha ötedeki alemlerin rabbinin evrene müdahalesi olup olmadığını düşünmem. Sizse hala robotlardasınız. Önce robotları bir geçinde, sonra alemleri konuşalım. Ya da konuşmayalım. Siz dinden çıkarsınız sonra. Vebal altına girmeyeyim. :)

Bende tam bir sonsuz.us kullanıcısı oldum ha. Üsluba bakarmısınız. Garip bir his. Yabancı, senin zihinsel mastürbasyon dediğin şey bu olsa gerek. Beni itham ettiğin zamanlarda yoktu bu his. Şimdi tam manasıyla zihinsel mastürbasyon yapıyorum. Hatta boşalıyorum. Üstünüzü kirletmeyeyim. Lavaboya koşuyorum ben. İyi geceler... :)

Boşal toruk

rahatlarsın. ama boş olabileceksen boşal yoksa rahatsız edersin:)

Ayrıca

bunlar şahsi dertler burası çöplük mü kardeşim. madem ifrazat atıyorsun niye bağırıyorsun 'ben bunu yapıyorum' şeklinde.

Valla böyle boşalanını da ilk kez görüyorum.

boş ol, boş ol, boş ol toruk.

Yabancı

Yanlış anlarsın diye söylemek istemedim ama boşaldıktan sonra seni daha iyi anlamaya başladım. Şimdi buradan senin profosyonel bir zihinsel mastürbatör olduğunu, benide mürid olarak yanına al dediğimi falan anlarsın diye korkmuştum. Bir özeleştiri olarak yazdım. Gerçektende insan kendisini birilerine bir şey veren, ya da birilerinden daha iyi şeyler bilen kişi pozisyonuna koyduğu anda zihinsel mastürbasyon denen zımbırtı gerçekleşiyor sanırım. Bu anlamda metafizik ve tosunpaşaya karşı sarfettiğim sözlerden dolayı özür dilemeliyim. Hatta üslubumdan dolayıda. Uyuşturucu gibi birşey olsa gerek bu. Bir fırt çekince tekrar tekrar istiyorsun. Neyse tattık gördük. Ne menem bir şeymiş. Bu kadar yeter. :)

Toruk

nasıl yani?

sen zihinsel süreçlerini o kadar dingin gözlemleyen birimisin? Yani istediğin zaman zihinsel mastürbasyondan çıkabiliyormusun? e kutlarım ama beri yandan o zaman toruk neden bu sıklık da sitede bulunuyor diye de düşünmeden edemiyorum açıkçası.:)

evet çıkıyorum. sonra bir daha giriyorum :)

:D:D Sürekli online değilimki. İşte matürbasyonumu yapıp çıkıyorum. Sonra gusül abdestimi alp geri geliyorum herhalde. :) Örn kemalizmle alakalı kontrolü kaybettim geçen gün. Sonra çıktım o moddan. Bugün bir daha girdim. Baktım yine yapıyoruz birşeyler, çıktım hemen. Aslında sen söyleyene dek böyle bir erdeme sahip olduğumu düşünmedim hiç. Eğer bu konuda erdemli olduğumu düşünüyorsam, şu an yine mastürbasyon halindeyim demektir. :)

Bravo toruk.

zannımca sen bilinenden özgürleşeceksin. O parıltıları sezinliyorum :-D

VAHDETNAME Daha Allah ile

VAHDETNAME

Daha Allah ile cihan yok iken
Biz ani var edip ilan eyledik
Hakk'a hiçbir layik mekan yok iken
Hanemize aldik mihman eyledik

Kendisinin ismi henüz yok idi
Ismi söyle dursun cismi yok idi
Hiçbir kiyafeti resmi yok idi
Sekil verip tipki insan eyledik

Allah ile burda birlestik
Nokta-i amaya girdik birlestik
Sirr-i Küntü kenzi orda söylestik
Ismi serifini Rahman eyledik

Asikar olunca zat ü sifati
Kûn dedik var ettik bu semavati
Birlikte yarattik hep kainati
Nam ü nisanini cihan eyledik

Yerleri gökleri yaptik yedi kat
Alti günde tamam oldu kainat
Yarattik içinde bunca mahlûkat
Erzakini verdik ihsan eyledik

Asilsiz fasilsiz yaptik cenneti
Huri gilmanlara verdik ziyneti
Türlü vaidlerle her bir milleti
Sevindirip sad ü handan eyledik

Bir cehennem kazdik gayetle derin
Laf atesi ile eyledik tezyin
Kildan gayet ince kiliçtan keskin
Üstüne bir köprü mizan eyledik

Gerçi Kün emriyle var oldu cihan
Ars-i Kürsü gezdik durduk bir zaman
Bos kalmasin diye bu kevnü mekan
Ademin halkini ferman eyledik

Irfan olan bilir sirri müphemi
Izhar etmek için ism-i azami
Çamurdan yogurduk yaptik ademi
Ruhumuzdan bir ruh revan eyledik

Adem ile Havva birlik idiler
Ne güzek bir mekan bulduk dediler
Cennetin içinde bugday yediler
Sürdük bir tarafa puyan eyledik

Adem ile Havvadan geldi çok insan
Nebiler Veliler oldu mümayan
Yüzbin kerre doldu bosaldi cihan
Nuh Naciyullah'a tufan eyledik

Salihe bir deve eyledik Ihsan
Kayanin içinden çikti nagehan
Pek çoklari buna etmedi iman
Anlari hak ile yeksan eyledik

Bir zaman Eshabikefhi uyuttuk
Hazreti Musa'yi Tur'da okuttuk
Siti çulha yaptik bezler dokuttuk
Idris'e biçtirip kaftan eyledik

Süleyman'i dehre sultan eyledik
Eyyub'a acidik derman eyledik
Yakub'u aglattik nalan eyledik
Musa'yi Suayb'a çoban eyledik

Yusuf'u kuyuya attirmis idik
Misir'da kul diye sattirmis idik
Zeliha'yi ona çattirmis idik
Zellesinden bendi zindan eyledik

Davut peygambere çattirdik udu
Kazadan kurtardik Lût ile Hûd'u
Bak ne hale koyduk nar-i Nemrud'u
Ibrahim'e bag u bostan eyledik

Ismail'e bedel cennetten kurban
Gönderdik sad oldu Halilürrahman
Baligin karnini bir hayli zaman
Yunus peygambere mekan eyledik

Bir mescide soktuk Meryen Anayi
Pedersiz dogurttuk orda Isa'yi
Bir Agaç içinde Zekeriyya'yi
Biçtirip kanina rizan eyledik

Beytimukaddeste Kudüs sehrinde
Nehri Seria'da Erden nehrinde
Tathir etmek için günün birinde
Yahya'y'i 'Isa'y'i 'uryan eyledik

Böyle cilvelerle vakit geçirdik
Bu enbiya ile çok is bitirdik
Baska bir Nebiyyizisan getirdik
Anin her nutkunu Kur'an eyledik

Kuffari Kureysi ettik bahane
Mehmet Mustafa geldi cihane
Halki davet etmek için imane
Murtaza'yi ona ihvan eyledik

Ana kiyas olmaz asla bir nebi
Nebiler sahidir Hakk'in habibi
Biz ani Nebiyyi-ihsan eyledik

Hak Muhammed Ali ile birlesti
Hep beraber kabekavseyne gittik
O makamda pek çok muhabbet ettik
Leylerelesrayi seyran eyledik

Bu sözleri sanma he insan anlar
Kus dilidir bunu Süleyman anlar
Bu sirri müphemi arifan anlar
Çünkü cahillerden pinhan eyledik

Hak ile hak idik biz ezeliden
Ta ruz-i Elestte Kalubelide
Mekan-i Hüda'da bezm-i celide
Cemalini gördük iman eyledik

Vahdet alemini bilmeyen insan
Insan suretinde kaldi bir hayvan
Bizden ayri degil Hazreti Süphan
Bunu Kur'an ile ayan eyledik

Sözlerimiz bizim pek muhakkaktir
Dogan ölen yapan bozan hep Haktir
Her nereye baksan Hakki mutlaktir
Ahval-i vahdeti beyan eyledik

Vahdet sarayina giren için
Hakki heykelyakin görenler için
Bu sirri Harabi bilenler için
Birlik meydaninda cevlan eyledik

Harabi

O ne ise O´dur!. Ya sen dostum?

Baki'dir beden ile zihne varlık veren
Yaşayan O´dur yok başka yapan eden
Hayallerle avunup rüya gören bir zihin
Gerçekte gölge hükmünde bir beden

Gerçekle Yüzleşmek

düşünce

insan varoldugunda tanrı yoktu din yoktu adem vardı ve o dini sadece ademle havva bılıyordu ınsanlar tanrıyı tanımıyorlardı eger tanrı varolsaydı ınsanlara ozamanda neden varlıgından haberdar etmedi kuranı kerimde musluman olmayanların cahenneme gıdecegı yazıyor madem oyleyse kızıl derililer bırakın muslumanlıgı daha eskı olan hrıstyanlıgı bıle bılmıyorlardı muslumanlıgı bılmedıklerı ıcın o ınsanlar cehannememi gıttı? insanlar nedense varolusundan beri sürekli birşeylere tapmaya inanmıştır bunu kullanan peygamberlerde bizi allah gönderdı dıyerek lider olmaya çalısmıstır bu doğanın tanrıyla alakası yok tanrı bize dusunce verıp ıstedıgınızı elde edersınız calısmakla demıstır kader diye bırşeyde yok herkes kaderını kendısı yaratır 'KADERE İNANMA İŞİNİ ŞANSA BIRAKMA' bu dusunce benım hayat felsefem olmustur bu doğanın ayrı bir kanunu var tanrı bizi değil düşüncelerımızle biz tanrıyı yarattık ve kendımızı onun ellerıne atarak kendımızden aciz yaratıklar olup çıktık

Geçen yıl

Geçen yıl da aynı kişiler aynı konular... :)

xenix

Bak usul usul anlatmışız

Bak usul usul anlatmışız değil mi?
Hani küfür var mı?
Ne hiciv, ne mizah, ne ironi var mı?
Yok!
Peki sorduğumuz sorulara yanıt var mı?
Söylediklerimizi araştırma var mı?
Çürütme var mı?
Yok!
E, ne yapalım yani seni dalgaya almayalım da?... Ciddiye almışız onca zaman us'lanmamışsın, kötek zamanın gelmiş geçmiş çoktan, ne çaldıracağız sana zamanımızı?
Kime mi konuşuyorum?
Yokluğa konuşuyorum...

Başlık sahibinin ne demek

Başlık sahibinin ne demek istediği net değil,
Benim anladığıma göre iki durum söz konusu
1-Tanrı tanımazlık
2- Tanrıyı kendine göre tanıtma çapası,
Bu iki durumun aynı yazıda olması çok saçma, yazının neden/sonuç arasında ciddi boşluklar var. Savaşları din ile bağlandı kurması, Stalin, Mao gibi tanrı tanımazların katliamlarını savunmaktan başka bir şey olmaz. Yine başlık sahibi ve yandaşlarına şunu sormak gerekir, dünyada hiç savaş olmasaydı ve insanlar yaşlılık dışında ölmeseydi, tanrıya minnet duyacaklar mıydı? Buna, Papaza kızıp oruç bozmak denir. Kısacası kendi iç dünyanızda samimi olmadan sorularınız, gereksiz tartışma oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor.

Bakın işte yine aynı

Bakın işte yine aynı örnek.

Yüzlerce başlık var burda değil mi?

Ne oldu ama, nerde ve yine nasıl var etti kendini sarı-kırmızı?

Sanatı mı bitti mesela, değeri-estetiği mi tükendi, felesefeye zekaya mı doydu, yoksa minicik de olsa parıltılı bir çocukluk anısıyla pencere mi açmaya çalıştı hayata ve ait olmaya çalıştığı mekana?

Hiçbiri.

Geldi buldu yine en kestirmesini. Tanrı da tanrı demenin en güdük yolu ve beklentisi.. başka nerde ne yazmış ki tanrının altına ne koysun?

O net değil, bu eksik, öbürü saçma, beriki boşluk. (işte bu doluluk uzmanı mr. boş)

Ve ne demiş en sonunda yine: kendi iç dünyanızdan samimi olmadan sorularınız... (kendi iç dünyanızdan samimi olmadan sorularınız)... gerkeksiz tartışma oluşturmaktan bir işe yaramıyor..

Hepi topu iki düt düt yine, onu bile düzgün yazamıyor. ...hatırladınız mı? ne yani nassı yani reklam mı olcan seni gidi prowaki...aha bi benzeri. (farklı mı?)

[Böyle platformlar, yaşama ait sayısız başlık ve detayın sunumu ve sohbete açılımıyla özelleşir. Neşe ve özveriyle derinleşir. Ama kimileri de anca böyle var edebilirler kendilerini. (sarı-kırmızı ve diğerleri) Sen yüzlerce taşın öyküsünü birbiriyle oynaştır, ne gam.. O gider yine altına gireceği taşı bulur. Yaşam alanıdır, çok büyük projeleri olan mahalle muhtarı adayı.]

Şurada hepimiz Türkçe

Şurada hepimiz Türkçe biliyoruz öyle değil mi...

...belki de aramızda bir enstruman çalan müzisyenler vardır...

...ya da çok iyi grafik programları kullanabilenler.

Bunları biliyor olmanız birilerine de öğretebileceğiniz manasına gelmez.

Dil öğretmenin, bir enstruman çalmanın (farklı enstrumanlara göre değişir) solfej bilmenin ya da kullandığınız bir alet ya da programın kullanım metodunu birilerine öğretmek belirli yollar izleme bilgisi gerektirir.

Ben sarı kırmızının dediğinden bir adım daha ileriye gideceğim...

..."başlık net değil" demiş...

...başlık gereksiz!!

Bir iman sahibi kişi böyle ortamlarda bu ve benzeri başlıklara bakıp cevap vermeye tenezzül dahi etmeyecektir. Keza gündelik yaşamda da umursamayacaktır...

..."tanrı manrı tanımıyorum, dinle işim olmaz" diyen birine:

"Gel sana yaşamın ve evrenin gizemini öğreteyim"

...deyip Muhammed'i, anlatmak bana garip geliyor.

Kendine seçmiş olduğu ibadet yolunda bu ve benzeri inançlara sahip olanlar neyi amaçlarlar?

Çoğalmayı mı?

Keza tersi...

..."gel bakalım şu inandıklarını bir de bana anlat, bende sana evrenin ve yaşamın hiç öyle sandığın gibi tanrı manrı işi olmadığını anlatayım"...

..diyen bir ateistin lakırdıları da abestir.

-Birilerine tanrıyı tanıtmak, varlığını veya yokluğunu ispatlamaya çalışmak abesle iştigalden öte salaklıktır.

Ne VAR diyen bunu yapabilir...Ne de YOK diyen.

Salaklıklardan gram da ileriye gidilmez.

Bugün ya da bundan bir kaç sene önce...

...burada veya başka bir ortamda...

...sokakta ya da evde...

...dincilik, tanrıcılık, ateistlik yaygarası yapmak....

...salaklıktır.

Tanrı bu denli yüce ise bir kaç kendini bilmez ateist sayesinde sırtı yeri gelmeyecektir...

...tanrı adına ortalıkta naralar atan bir dallamanın salaklığını gözler önüne sermek din düşmanlığı ile açıklanamaz...

...dallamanın salaklığını kamufle etmeye çalışması ile açıklanabilir.

Tanrı ve din bileşenli

Tanrı ve din bileşenli konular felsefe, tarih ve sosyoloji benzeri başlıklar altında fazlasıyla tartışılabilir. Meraklısı açar, okur yazar, ya da ne isterse kurcalar. Nerdeyse bütün felsefe tarihine damgasını vurmuş ve sayısız kategori içinde ele alınmış bir konu ve konular grubu burda da tartışmaya açık olacaktır elbet. Böyle bir platformda birbiri üzerinden yuvarlanan yüzlerce, hatta binlerce taşın öyküsü arasında bir öyküdür bu da, sağıyla soluyla önüyle arkasıyla, tarihiyle, tarihselliğiyle, felsefesi ve pratiğiyle.

Görgüsüzlük, cehalet ve ilahi inzibatlıksa başka birşeydir.

Mesela bu tür tartışmaların arasına "kalbi mühürlü olanlar" diye girmektir, "akılsızlar, ahmaklar" diye girmektir, "allaha-kitaba inanmayandan ne bekliycen, bunların hepsi ot gelmiş ot gidecek" diye girmektir, "yav siz ne boş insanlarsınız" diye girmektir, "ateist dediğin cinsel istismar veya ensest ilişki kurbanı olabilir" diye girmektir, "beyninizin içindeki ne için yaratıldı" diye girmektir.. Ve bunların sayısız örneği hemen her sayfada izlenebilir. Sadece bu da değil; Etik, ahlak ve ahlak tarihi gibi konulara da benzer bir şekilde "ahlaksızlar, değer yargıları olmayanlar" diye girmek de aynı şeydir. Bu sadece ve sadece gözü dönmüş bir cehalettir.

Dahil olduğu her mekanda arsız bi dilenci gibi dolanan ve bundan başka hiçbir numarası olmadan fink atanlar bunlardır. Çünkü adsız'dırlar, olmadıkları ve olamayacaklarının hıncını beleş saygı çığırtkanlığıyla kapatırlar. Google tanrısından aşırdıkları Harun Yahya alıntılarıyla evrim düşmanlığı (ki onunki de başkalarından çalıntıdır aslında), ve dönüp dolaşıp bilmem hangi surenin neresiyle bağladıkları big-bang dışında ne bilim ne felsefe, küçük bi zeka sorusuna bile cevaplamazlar. Ve içinde allah-kitap geçmeyen yüzlerce başlıktan hiçbirinde yokturlar, ne aşk ne imge ne sanat ne estetik..

Ama cephane tükenmez, bi allah, bi ahlak..Onu yazarken bile az okumanın ve farklı farklı eğitimsizliklerin bir yansıması olan türlü türlü gramer ve yazım hataları yaparlar.

Sahi ne oluyodu kediyi sobanın üstüne koyunca?

Olan şu: Erdem nerde?

İşte böyle erekte bi hiçlik. Adsızlık içinde varlık..girdikleri heryeri terörize etme sanatıyla muallak.

imperator yazdi;"DİN

imperator yazdi;"DİN ZEHİRDİR" - Mao Tzetung

din zehirdir,afyondur iblis üflemesini ortaya atacaksin arkasindan milyonlarca insani katledip magdur edeceksin hangi kutsal adina ? zorlayan kim ?

peki
devrimleri koruma adina binlerce insani katleden,iskenceden geciren,aileleri magdur edenler bunu hangi kutsal kitap adina yapti ? kim zorladi ? cennet ve cehennem yerine neyle korkuttu ?

imperator yazdi;"varolmayan bir Tanrıya inanmaya devam etme zorunluluğumuz var mı?.."

kendinde
"tanri"lik vehmeden milyonlarin kanina giren,magdur eden ideolojilerin yapay
"tanri"larina "tapar"casina iman edenlere sormak gerekir peki "varolan" ve magdur eden cagdas "TANRI"ya inanmaya devam etme zorunlulugunuz var mi ?

Toruk Makto ne güzel ifade etmis;
"Tanrı şöyle böyle dedikten sonra, kendiside kendi haklı için daha beter, eli kanlı bir tanrı olmamış mı?........."

ayrica
iyilik ve kötülük insan iradesiyle ilgili bi durum nitekim yaratici sadece insani degil hayvani da yaratti onlar niye katliam/kötülük yapmiyor ?

slm.

tanrıyı değil insanı anlamak

ne BOŞ şeylerle uğraşılıyor...!

gelin BUNLARI hep beraber cevaplayalım....

dinler ne için var edilmiş..?
tanrı olgusu (adına her ne dersen de ) ne için oluşturulmuş...?
yaşam ne için var...?
ölüm denen şey...neyin dönüşümü....?
insan denen varlık nasıl bir gizem ki hala çözülemedi...?
günah,sevap diye geçen terimler ne için oluşturulmuş....?
tanrı dediğiniz ya da demediğiniz varlık ya da enerjinin bu dinsel ibadetlerle ne işi olabilir...?
eğer bu dinsel öğretiler sadece kandırmaca ve de insanlığı kullanmak adına getirildiyse nasıl bu kadar başarılı olundu...?
eğer değil de bi amacı varsa bu amaç neydi...?
cennet, cehennem miydi gerçekten..? yoksa görülmesi gereken insanoğlunun kendisi ile ilgili gerçeği miydi...?
PEKİ SONRADAN NEYE DÖNÜŞTÜ...?
insanoğlu herşeyi becerdiği gibi bunu da kendi çıkarına becermeyi mi bildi...?
bu kadar çok din yoksa bunun için mi türedi....?
artık tanrı da insanoğluyla baş edemeyeceğini anlayınca, en son gelen din denen müslümanlığın kitabında, sevgi yerine insanlara korkuyu saçmaya bu yüzden mi başladı acaba...:))...?
nedir insan.....? niçin var....?
maymunun güzeli olsun diye mi burda...?
peki ömür denen bu zaman ne....?,niye var....?
ne tanrısı....?
ne evreni...?
ne var mı...?
ne yok mu...?
sen var mısın bakalım....?
varsan kimsin,nesin,neden burdasın,ne yapıyorsun,neden belli süreliğine burdasın,ve süreni bilmiyorsun,evvelin var mıydı...sonran olacak mı...nerden geldin...nereye gidiyon...ölüm denen şeyden insan neden ürker,....?
insan bilinmeyenden korkar....
neden korkuyoruz...?
burada vardır,yoktur,şuraya gidecez,buraya gidecez,ya da gitmicez..diye atıp tutuyoz....
lafta hepimiz çok bilmişiz....
ama iş ölüm anına gelince işler değişir...
herkes 3,5 atar...
kimse ben atmam demesin....
YEMEZLER...
ÇÜNKÜ ASLINDA HİÇKİMSE BİR . . . BİLMİYOR !!!

siz daha kendinizi çözdünüz mü ki...?
belki herşey kendimizi çözmemiz için bize anlatılmış makrodan SEMBOLİK inciler....(BİZİM AKLIMIZ ANCAK BU KADARINI ALABİLİR DİYE ) TABİİ SEMBOLLERİ KISMİ DE OLSA ÇÖZEBİLECEK BABA YİĞİTLER VARSA O BAŞKA...
mikroyu bu küçücük aklımızla anlamadan,makroda neler oluyo bitiyo,adına ne deniyo,denmiyo,......var mı, yok mu...........GEYİK......
dinciler.........ateistlet........felsefeciler......vs......

var mı arttıran.....?

İnsan

İnsan işte böyledir : ille de söyleyecek birşeyi olur.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş