Kadın Ruhundaki Dehlizler

Ella kullanıcısının resmi

Düşünsel yeteneği,duygusallığı ne kadar gelişmiş olursa olsun erkek;

Bir kadın ruhunun dehlizlerindeki cennette; yağmurların kokusunu, bulutların güzelliğini, güneşin parlaklığını, çimenlerin ışıltısını, gökkuşağının o eşsiz renklerini,

cehennemde ; ateşin yakıcılığını, fırtınaların şiddetini,gecelerin zifir karanlığını gördüğünde kadın doğasının nasıl da bu kadar değişken ve anlaşılmaz olduğuna şaşkınlıkla tanıklık eder.

Az önce sizi şefkat dolu kollarında teselli eden, sımsıcak saran bir kadının az sonra nasıl da ulaşılmaz ve buz gibi olabileceğini, bununsa o kadının doğası olduğunu gören bir erkek, bütün kendini erkek sayma öğretilerine ve kendilerine tanrı vergisi olarak verildiğine inanılan “erkeklik gururuna” rağmen dehşete düşerek korkar…

“Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” Denilmesinin sebebi,erkeklerin bütün kendilerini güçlü , korkusuz saymalarına, bütün gururlarına karşın bir kadın ruhunun dehlizlerinde kaybolduklarında ıssız ve karanlık bir sokakta fırtınaya tutulmuş bir kedi yavrusu gibi çaresiz ve yapayalnız kalmış hissetmelerindendir aslında. Her erkeğin en az bir kez bir kadın ruhuna dokunmuşluğu, annesi de olsa o ruhun dehlizlerinde kaybolmuşluğu vardır. Ama en güzeli size aşık bir kadının, kendi ruhunun dehlizlerinde dolaşmanıza izin vermesi, siz keyifle karışık bir korku yaşarken, onun kendinden emin ve bir o kadarda keşfedilmeyi hevesle bekleyen bir arzuyla sizi izlemesidir. Her kaybolduğunuzu sandığınızda size küçük ipuçları bırakması, siz o ipuçlarını bulup daha derinlere ilerlerken, büyük bir keşif yaptığınızı sanarak sevinirken, birden ne kadar büyük bir dehlizde olduğunuzu ve giderek kaybolduğunuzu fark etmenizle yarıda kalan sevincinizin hüznünü, kahkahalarla izlemesidir.

Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz. Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu, bir dünya seyahatinden bile daha keyifli, daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi, sevgi, özen, tatlı dil, samimiyet, dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır.

Kadınlar ruhlarının dehlizlerinde kaybolmaktan korkmayan ,onlardan izin almaksızın girmeye ve dolaşmaya kalkmayacak kadar saygılı, ama yinede meraklarına yenik düşüp buna cüret edebilecek kadar cesur erkeklerden garip bir haz duyarlar.

(alıntıdır arkadaşlar yanlış anlaşılma olmasın sakın)

Senin oyun: None Ortalama: 3.5 (6 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

selam

Işıklı bir günde sonsuza selamla...

Selam

Hoşgeldiniz...

xenix

hoşbuldum

Gezinirken keşfettim burayı, zengin ve hareketli bir yer sanırım.

Bereketlimi bilmem ama

Bereketlimi bilmem ama oldukça zengin. Sonsuzun dehlizlerini keşfetmekte bir kadının dehlizlerinde dolaşmak gibi birşey. Erkek ipuçlarından hoşlanmaz. Güncel bir harita ister. Asla olumlu cevap bulamayacak bir istektir bu. Haritasız adres bulanlara her zaman saygım vardır. Bu gerçeği arayış gibi bir şey. Gerçek sürekli hareket halinde olduğundan, ona giden bir haritada yoktur. Kadınların dehlizleride sabit değil. Sürekli hareket halinde olan dehlizlerin haritası olamaz. Kendisi bile o dehlizlerde kaybolabilecek bir varlığın dehlizlerinde kaybolmayan erkek varmıdır? Bunu sadece gerçeği bulmuş olanların başarabileceğini sanıyorum...

bu arada hoşgeldiniz...

bu arada hoşgeldiniz...

Aşkın diyarına hoş geldin Ella!

Aşkın diyarına hoş geldin Ella!

sonsuz.us kuyumcu dükkanı gibidir. Elinde bozduracak altınların var galiba; değerinden alınır efendim. Buraya buyrun lütfen, bu taraftan...

aşkın diyarı

Demek burası aynı zamanda aşkın da diyarı, sevindim.

Güzel karşılayışlarınız için hepinize teşekkürler... Güzel paylaşımlar yaratcağımıza eminim...

muğlaklık

"Hiçbir erkek bir kadının ruhunda ondan izinsiz dolaşamaz veya onun bulunmasını istemediği bir dehlize girip orada kaybolamaz. Eğer size aşık bir kadın ruhunu dehlizlerinde dolaşmanıza izin veriyorsa bunun size sunulmuş bir şans olduğunu, bir dünya seyahatinden bile daha keyifli, daha heyecanlı ve uzun sürecek bir seyahate çıktığınızı bilmeniz gerekir.Yanınıza bolca yolluk almalısınız. İlgi, sevgi, özen, tatlı dil, samimiyet, dostluk bu seyahatte yanınızda bulunması gereken ve çokta yer kaplamayacak yolluklardır. "

Haklısın Ellacığım ; ) Bir tatlı sarhoşluk gibidir kadınların dünyası. Labirentleri ne kadar karmaşık olursa olsun, çözülmeyi bekleyen ve çözebilen için yüksek mutluluklar vaad-eden bir dehlizdir.

Bir erkeğin bu dehlizlerde bocalaması ve kaybolması çok olağandır. Tanrı yaratırken kadını, çözümü zor bir bilmece kurgulamış. Orada derin tuzaklar var... Yoğun hazlar var...

Gene de, ulaşılması zor bu seraba ulaşabilmek tarifi imkansız, tasviri müşkül AŞKSAL hazlar sunacaktır gönlünüze.
Daha fazla MUTLULUK için biraz çabaya değmez mi!

ya yazık be onlara da

ya yazık be onlara da :)
hep bir çetrefillik, hep bir gizem...hem "ne olursan ol gel" diyoruz hem de "dur yoksa ateş ederim" :)))
dengesizliğimiz içinde kim vurduya gidiyorlar.
failleri belli, ama yine de işaret parmakları kendilerine dönük.

gizem

Sevgili Morgana, sanırım onları çeken de bu gizem ve çetrefil. Her şey dümdüz olsa heyacanı kalmazdı onlar için. Kolay fethedilen şeylerin değerini bilmemek gibi bir özürleri var şimdiye kadar gözlemlediğim kadarıyla erkeklerin...

bu özenle uydurduğumuz ve

bu özenle uydurduğumuz ve kendimiz dahil herkesi inandırdığımız bir masal olabilir yine de...

Kadınlar kendileri için dövüşülmesini

Kadınlar kendileri için dövüşülmesini severler; kazananı severler bu yüzden. Mecaz olan bu tanım bir kapıdır; geçilirse eğer bu kapıdan, ardında uzun ve gizemli yollar vardır.

Kadınlar kendilerini yüksek bir dağın tepesine koyarlar da "hadi gel al" derler sonra. İyi de ederler. Yüksek de olanın kıymeti de yüksek olur çünkü. Kolay elde edilen kolay elden çıkar çünkü.

Yüksekten inen, bir yemekle yatağa giden kadının ne kıymeti olur ki? Ve maalesef yüksekte o kadar az kadın kaldı ki... Tırmanacağımız dağlar o kadar azaldı ki...

Kadının erkeği bulunduğu yükseğe çağırması, aslında erkeği de yüksekletmek değil midir?

buyrun

Buyrun işte, klasik bir duruş ve bakış kaplumbağadan...

teşekkür kaplumbağa, sana tırmanacağın ulu dağlar diliyorum bu arada:)

kaplumbağa'nın nefesi

kaplumbağa'nın nefesi kuvvetlidir tırmanır o :)
ama zirveye vardığında yorgunluktan elini kolunu kaldıramazsan da bi tekmede aşağı yollanırsın haberin olsun :)

nefes

Allah nefes kuvveti versin ona. Azmi var görünüyor, artık elini kolunu bilemem Morgana:)

Baştan söyleyeyim de; ben

Baştan söyleyeyim de; ben demedim. Morgana dedi. :) Denge kolay bir şey değil. Her şeyde olduğu gibi kadında da denge çok hassas. Ella'nın dediği gibi uzak ve sürekli değerli ya da groupie kızlar gibi yakın ama değersiz. İkisinin ortasında kalmak da çok zor. En iyisi dengede durmakla enerji harcamak yerine, dengeli bir erkek bulmak. O zaman uzaklık yakınlık problemi ortadan kalkmış olur...

Not: (Yorum göndere tıklamadan önce yazdıklarımı tekrar okudum da, top yine dönüp dolaşıp bize gelmiş. Umarım şoven gibi algılanmam. )

Ooo ben yorum göndere

Ooo ben yorum göndere tıklayana dek neler neler olmuş :)

Bilim, felsefe, ya da bunun gibi maydanozgiller...

Senin neşeli halini, olaylara espri ile yaklaşmanı çok seviyorum Morgana. Kimi kadınlar çok ciddidirler ve hiç çekilmezler.

Dün de bir arkadaşa söyledim; bilim gibi, felsefe gibi şeylerle ilgilenen insanlar niye somurturlar, niye insanlara dil çıkartamazlar. Ya da bunlarla ilgilenen bir kadın, aynı zamanda esprili ve hatta seksi bir kadın olamaz mı? Ciddi konulardan söz eden bir kadının içinden bir aşk kadını çoğu kez niye çıkmaz? Bilim, felsefe, ya da bunun gibi maydanozlar aşka ve sekse karşımıdırlar? Çoğu insan burada somurturken, neredeyse bir tek benim bunlardan söz etmem, beni zeytinyağı gibi yüzeye çıkartıyor. Bu kadar göze batmak da hoşuma gitmiyor.

yaa öyle oldu

Sen yine de devam et sevgili toruk. Bak dağlara bile tırmandık:)

Sen niyeti tabelayla

Sen niyeti tabelayla boynunda asılı birisin ondan. Felsefe denen maydonozun bazı türleri, insanı cinsellik sorununun olmadığı yere götürmeyi vaadeder. Hedef orası olunca, sağa sola bakmadan, yolda yakıt ikmali yapmayıda unutuyor bazılarımız. Bazı zamanlar için bende öyleyim. Belkide şu zamanlar. O istasyonda kalmaktan korkuyoruz. Birbirini besleyen şeyler. O istasyona uğramak hız kazandırabilir. Ya da orada demirleyip, yola devam edemeyebiliriz. İkinci ihtimalin korkusundan dolayı somurtkan görünüyor olabilir felsefik maydonozlar. :) Sex sorununu çözmek gerekir diyen bir düşünür, özgürlükten sonra cinsellik sorunu kalmayacaktırda diyebiliyor. Dünya üzerinde aşk ve sexe karşı insan yoktur herhalde...

Kim kimle yatağa girerse

Kim kimle yatağa girerse bir olur onlar.

Vali de olsan orospuyla yatsan,orda ben vali sen orospu olmaz,herkes birbirinin aynıdır.

Seviştiklerine ve aynılaştıklarına hürmet etmelidir insan, açsa herkes açtır toksa herkes tok,aşağıya yukarıya gerek yok.

gamaro bravo

gamaro..
Tam bir tanrı tanımaz mantığı..
Senin bahsettiğin mantık hayvanlarda bile yok

bayıldım

Bayıldım ben buraya, ne tatlı ne doğal ve o kadar derinsiniz.

Elbiseler giydirilir insanlara doğar doğmaz bilirsiniz, o sormurtmalar da elbiselerden biridir aslında. Çıkarıp atmayı becerip çırılçıplak kalana, ve o çıplaklıkla yaşamaya devam edebilene ne mutlu değil mi?

Aşka karşı koyanlar ise ölene kadar somurtmaya mahkumlar haberleri ola...:)

:)

Ella, madem öyle dedin, peki devam ediyorum. :) Dağlarda hava nasıl acaba? Benim dağlardakilere pek ilgim yok. Teleferik jetonu veriyorsa belki. :) Groupie kızlardan bahsetmişken aklıma geldi. 40+ yaşlarda eski arkadaş olan iki groupie kadının hikayesini anlatan bir film izlemiştim. Adını nasıl hatırlayamadım hayret ediyorum. Neyse, bunlardan birisi varlıklı bir erkekle evlenip, düzenli yaşama geçmiş, genç bir kızıda olan birisidir. Yani dağlardaki kadınlara benzemiş birisi. Diğeri eskisi kadar olmasada yine o yaşam felsefesini sürdüren birisi. Hikaye birisinin standart hayata devam eden arkadaşını ziyarete gelmek istemesiyle başlıyor. Gelişen olaylar sonrası kocasıda onun eski bir groupie olduğunu öğreniyor. Kavramların birbirine girdiği, duygusallık, komedi ve felsefenin içiçe olduğu bu filmi izledikten sonra, hayata ve bu meselelere bakış açımda değişmişti. O zamanlar muhafazakar bir yapıdaydım. Haliyle ne gözle izlediğimi tahmin edersiniz. Belkide dağlardakilerin gözümden düşmesi o gün başlayan bir süreçtir...

kaplumbağadan mutlusu yok

kaplumbağadan mutlusu yok işte... kanıtlandı ella'nın sözleriyle de :)))

dağlar

Dağlar güzeldir be toruk. Ben çok severim, bir başkadır enerjisi, havası, çimeni toprağı... Ve de kadını:)

haha aynen,

kaplumbağa şu an aşkın diyarı tabelasını sitenin kapısına çakmakla meşguldür :D Bizde yanında durup poz verelim. Güzel bir poz olacak çünkü.

Ella demiş;
"Bayıldım ben buraya, ne tatlı ne doğal ve o kadar derinsiniz."

Sonsuz nerede? Bize bir madalya lütfen. Siteye yeni bir müşteri kazandırdık. :)

burası sadece edebiyat üzerine bir forum olsaydı; sözlerini, "aynada kendini görüyorsun" gibi klasik bir edebiyatçı sözüyle bağlardım.

Gamaro gerçeği çıplak sözlerle ifade etmen çok hoş. Seviyorum ben böyle tanrıtanımazları. :)

Dağlar eminim öyledir.

Dağlar eminim öyledir. Kadını da öyle mi bilmem. Morgana; "bi tekmede aşağı yollanırsın haberin olsun :)" demişti. Tekme atmayacağına söz veren bir dağ kadını olursa; belki dağcılıkla ilgilenebilirim ileride. :)

vardır

Vardır kesin öyle bi kadın sen emin ol. Tekme atmayanı da bulunur bizlerin. Sen niyetine gir bence de.

Anlaşılmaz varlıklarmış gibi görünürüz erkekler tarafından ama aslında siz çok iyi anlayıp da anlamamazlığınızı oynuyorsunuz doğanız gereği. Ne ise işte... Birbirimize ihtiyacımız var 2+2=4

Kimi kadınları elde etmek, bir kaleyi fethetmek gibidir.

Torukcuğum, yüksekler korkutmasın seni. Yükseklerdedir belki kadın; ama aynı zamanda yüksek bir tepedeki kaleye benzer kadın. Yılmaz da o kaleyi fethedersen, kadın kalenin anahtarını avuçlarına bırakır.

Ele geçirdiğin kale, aynı zamanda biz erkekler için de bir sığınaktır. Herkes o kaleye tırmananmayacağı için huzurumuz daha bir yerinde olur.

yahu kaplumbağa... nerden

yahu kaplumbağa...
nerden duyuyon, kim öğretiyo bu masalları sana bilmemki :))
yok kaleyi fethedersen eline anahtarı verirmiş de, yok sığınak olurmuş da...
yalan bunlar...
zaten içeri girmişsin anahtara ne gerek...
huzurlu sığınak diye de kandırmışlar, ölüm dediğin de huzurlu bir son zaten.
yani huzur içinde ölürsün içerde :)))
herkes içerde huzur içinde elinde anahtarla dolandığını sandığından arkandan fatiha okuyanın da olmaz :)
mazallah duasız gidiverirsin öte yana :)

ayyy çok eğleniyorum ben yine :))))

Kaleyi feth edince, fethe

Kaleyi feth edince, fethe etme tutkusu da biter mi?

KALE

Genellikle başka kalelere yönelir savaşçılar di mi:)

s a m i r e

Di:)

Kadın ruhunun ürpertici, karanlık ama bir o kadarda göz alıcı, dehlizlerinde boğmak lazım erkekleri:))

Peki, giriyorum

Peki, giriyorum niyetine...

Nietzsche'nin uzak olan kadınına denk gelirsem; aya dek tırmanacağımı sanıyorumya neyse, tamam dedim bir kere. Size kart atarım aydan... :)

Eskiden bende öyle düşünüyordum ama şu anki düşüncelerime göre; tırmananların sayısının değil, kaleyle aramdaki bağın önemli olduğunu düşünüyorum. O bağ sevgiyse; huzur içinde olabilirim. Yani sadece dağda değil, sahildede huzur içinde olabilirim. Tabiki kaledeki ara sıra sahile inmeyi düşünürse.
Bağ yoksa bağlılık vardır. Bağlılık, yükseklikten daha korkutucu bir şey benim için...

"Bil bakalım elimde ne var?"

Kaleyi fethedince keşif duygusu biter mi?..

Bitebilir de...

Ancak, kadın elinde bazı gizemli, sırlı odaları, şaraplar dolu mahzenleri tutarsa, yani hep bir avucunda bir şey saklarsa ve asla açmazsa, aslında hiç bir şey olmasa bile o avuçlarda, yine de bir şey varmış gibi erkeği merak içinde bırakırsa, erkek başka kalelere o kadar kolay yönelemez.

Kadının burada erkeği kandırıyor gibi gözükmesi ise asla öyle değildir; zaten kimi zaman aşk da bir oyun değil midir? "Bil bakalım elimde ne var?" oyunu.

Bir de... Kale dediğimiz şey, her yerde kolayca bulunacak bir şey değil ki erkek birinden çıkıp öbürüne gitsin.

ooo

Bak kaplumbağa, dağlar da neymiş, Toruk aya kadar gidecekmiş, haberin olsun he, seni solladı valla:)

s a m i r e

Dağlara gel dağlara!

Aya kim giderse gitsin samireciğim; bana dağlarım, yüksek tepelerim yeter.

Bir de bir ayağım yere basmalı, öyle hep havada kalamam. :))

Başa dönelim mi?

Kadının gerçek gibi olduğundan bahsetmiştim. Hakikat sürekli keşfedilmek zorunda olan birşey diye inanıyorum ben. Kadın da hakikate benzediğine göre, oda öyle olmalı. Bu durumda keşfedilmek için gizemli olmaya, extra çaba harcamaya gerek olmamalı. Hakikatin peşinde olan erkek; sürekli keşfetmeye çalışacaktır. O nedenle başka kaleye ihtiyacı olmayacaktır...

Ruh da sürekli kendini yenilediğine göre...

"Hakikat sürekli keşfedilmek zorunda olan birşey diye inanıyorum ben. Kadın da hakikate benzediğine göre, oda öyle olmalı."

Evet Torukcuğum; sen daha güzel izah ettin bunu. Kaleye ulaşan insanlar, daha çok ruhlarıyla sevişeceği için tenlerin doyumu gibi geçici olmayacaktır. Ruhlar kendilerini sürekli yeniler ve her sevişme de ilk sevişme heyecanını taşır.

ruhların sevişmesi

Ruhların sevişmesi ulaşılabilir bir şey midir merak ediyorum.

s a m i r e

kale anahtarı

"Anlaşılmaz varlıklarmış gibi görünürüz erkekler tarafından ama aslında siz çok iyi anlayıp da anlamamazlığınızı oynuyorsunuz doğanız gereği. Ne ise işte... Birbirimize ihtiyacımız var 2+2=4"

Evet, bir kaleyi fethetme fenomeni var. Ben daha çok çözülmesi gereken şifreli bir bulmaca olarak değerlendiriyorum. Kotarılması gereken "proses silsilesi" var ve bunun "çözümlemesinin" tamamlanması gerekmektedir. Bu tepedeki kale çok ulaşılmaz olursa, o kadın "tecrit edilmiş" olarak kalabilir. O yüzden dengeyi iyi ayarlamak gerekir. Çok kolay fehtediliyor olmak ise fazlasıyla "hayal kırıklığı" yaşatır. Kolay gelen çok kolay gider.

Kaplumbağacığımın dediği gibi, kaleyi fethedersen kadın o anahtarı erkeğe teslim eder mi?
Sanırım bayanların yapısında bu var. Doğalarından gelen bir genetik özellik. Belki de dişi karakterin "yumuşak karnı". Buradan bunu söyleyerek meseleyi ifşa etmiş oluyorum ama devamında yeni "savunma mekanizmaları" geliştirilebilir. Uyumlu ve doyumlu bir beraberliği her kadın diler. Sorun daha çok ilişkinin devamında tarafların beklentilerinin farklı olması.

hayat beklentileri

Hayat herkes için farklı beklentiler kurar ve beraber olan tüm ikililer (er ve dişi dahil)bu işin doğası gereği birbirinden farklılaşır. Dayatmalarla ya da tahakkümlerle sürdürülmeye çalışılmadıkça (evlilik gibi); keyifli ve heyacanlı olarak devamın şansı yakalanabilir. Akış ve değişim pozitifse karşı tarafınız için; şanslısınız demektir.

Gerçek özgür iradeye dayanan, dengeli birliktelikler hepimizin hasret hanesinde yazılı duruyor.

s a m i r e

ruhların şevişmesi

"Ruhların sevişmesi ulaşılabilir bir şey midir merak ediyorum.

s a m i r e
"

ben deeeee

:)

:)
s a m i r e

hasret hanesi

Aynen katılıyorum. Bendede öyle bir hane varmış :) Bu ifadelerden dolayı kutlanmanız gerekli..

"Gerçek özgür iradeye dayanan, dengeli birliktelikler hepimizin hasret hanesinde yazılı duruyor."

Ruhların sevişmesine; aşk olan sevişme diyorum ben. Bu bağlamda alakalı bir konu var.

http://www.sonsuz.us/node/2579

peki..

“Erkekler kadın ruhundan anlamaz.” denmiş ve deniyorda...

Birde madalyonun diğer tarafına bakalım...Kadın erkek ruhundan anlıyor mu peki? :)

Off offf offf onlarda ruh yokki anlayalım iç sesi geldi sanki :)))

İç sesin sana yalan söylüyor narin

narin! Ama senin bahsettiğin o ruhsuz erkeklerin (!) sperminden doğuyor kadınlar da... :))

Yani...

İç sesin sana yalan söylüyor narin. Birincidüşüncen doğru olanı.

Kadın kendi dehlizlerini

Kadın kendi dehlizlerini kaşfetmeden başkaları keşfedemez o kadını

Çoğu zaman o dehlizleri

Çoğu zaman o dehlizleri erkek gösterir ama kadına.

bu ne alçakgönüllülük

bu ne alçakgönüllülük öyle?!

Yaptığımız her keşif kendi içimizi aydınlatmamızdır.

Alçakgönüllülük, ya da lütuf değil rinda; doğamız gereği bu böyle.

Daha biraz önce bir arkadaşla burada buna benzer şeyler konuştuk. Biz başkalarını bütünlerken, aslında aynı zamanda kendimizi de tamamlıyoruz. Yaptığımız her keşif, aslında kendi içimize, derinliklerimize doğru bir yolculuktur; kendi içimizi aydınlatmamızdır.

Erkeklik nedir peki? Bir kadınla paylaşılmayan erkekliğin ne önemi var ki? Yani erkekliğimizi tamamlayabilmek için bir kadına ihtiyacımız var bizim. Aynı eşkilde bir kadın da kadınlığını hissedebilmesi için bir erkeğe ihtiyaç duyar.

Bir kadının ruhunun derinliğine girip gizli dehlizleri ortaya çıkarmak, o kadının en mahrem yerine dokunmak değil de nedir? ve gerçek erkeklik de bu değil midir?
Kadın da erkek de gerçek erkek ve kadınlığı o dehlizlerde yaşar ancak.

bence bir kadın kendinde

bence bir kadın kendinde maskulen yanları, bir erkek de kendinde feminen yanları keşfettiği ve kabul ettiği an zaten kişi kendi içinde kendini tamamlar. bu sebeple tamamlanması gereken birşey kalmaz. Kadın ile erkek arasında olması gereken sadece aşktır. gerisi teferruattır :)

Ruh da, beden de birbirine muhtaçtır yani.

"bence bir kadın kendinde maskulen yanları, bir erkek de kendinde feminen yanları keşfettiği ve kabul ettiği an zaten kişi kendi içinde kendini tamamlar."

Buraya aynen katılıyorum rinda. Ancak vücudu kaldırıp atamayız ki yine de. Ruhun beslenmesinde bedenin de rolü büyüktür. Ruh da, beden de birbirine muhtaçtır yani.

Feminen yanlarım güçlü olduğu için kadınlar hakkında işte bu kadar çok yazıyorum. Uçsuz bucaksız bir vaha gibi kadın; ve içimdeki kadın. Kadının ruhunun gizemli dehlizlerine girmek ne kadar heyecan vericiyse benim için, bedeninin içine girmek de aynı heyacanı veriyor bana. İkisine aynı anda girdiğim zaman kadının ve kadınlığın bütününe ulaşmış hissediyorum ben kendimi.

Sadece ruhun olgunlaşmasını öne çekip bedeni yok saymak... Nasıl büyük bir yanılgı bu! Mevlâna niye çok sekse düşkündü peki? Hatta bir yaz günü karısı Mevlânanın elinden dama kaçmış, kocası yine de damda kovalamış onu. Birçok büyük sanatçının da kadına düşkünlüğünü başka nasıl açıklayabilirz ki başka?

Konunun sapmasından ensişe ediyorum burada. Nasıl ki sadece bedenin doyumu eksikse, sadece ruhun doyumu da eksikliktir; ikisi de birlikte doyurulmalıdır. Ruh, yemekse; beden de yanındaki ekmektir. :))

ben saptırmayacağım

ben saptırmayacağım konuyu. ;)

:)) konu ne güzel yerlere

:)) konu ne güzel yerlere sapmış böyle. Damda karısını kovalayan Mevlana hikayesinden hiç haberim yoktu. Sahih bir hikayemi acaba? Doğruysa ona eşcinsel diyenler bir daha düşünsün. (şemsle olan bağını nerelere yoruyorlar :p)

Kaplumbağa, sende sanatçısın. Kadına düşkünlüğün sanattan geliyor demekki :) Senin için bir parça yayınlayacaktım müzik kutusunda. Sansürlü versiyonunu bulamadığım için yayınlayamadım. Youtube açıksa bakarsın. Bir Motley Crue parçası. Adı; Girls girls girls. Benimde çok beğendiğim, hatta özellikle klipte motorla gezdikleri sahneden dolayı özendiğim, hafif kazma ve sexist herifler. Sakın sana benzettiğimi düşünme. Eğlenceli bir clip olduğu için sana armağan etmeyi düşünmüştüm :)

Rinda, özellikle seni takip edip, yazdıklarının çetelesini tutmadığımdan, gördüğüm kadarıyla genellikle alıntı yapan, kendi yorumunu az kullanan birisin. Bu konu seni açmış olmalı ki çok güzel yorumlar yapıyorsun. Tebrik ederim. :) Bu yazdıklarımda bir negatiflik, ima, vs. arama lütfen. Tamamen pozitif anlamda yazdım...

Olması gereken aşk geldikten sonra; gerisi kendiliğinden gelecektir. Bunu bir önkoşul olarak kabul etmek; güzel bir idealizm örneği olur. Sonrasında un eleyip, helva yapılacak değilya, birşeyler olacaktır.

:)

narin! Ama senin bahsettiğin o ruhsuz erkeklerin (!) sperminden doğuyor kadınlar da... :))

Yani...

İç sesin sana yalan söylüyor narin. Birincidüşüncen doğru olanı.

Kaplumbağa o benim iç sesim değildi,ses tonumu biliyor olsaydın karıştırmazdın bu 1 :)

2.si zaten ben erkekler açısından da bakmak gerekir düşüncesini belirtmişim :)

ve 3.sü,Kaç erkek sex yapmak için ruh arıyor ki,e anatomik yapımızda bu ruhsuzlukla yapılan sexin spermlerini kabul etmiyorum diyemiyor :)

Ve sonuç;Bana göre kadın erkek elmanın aynı 2 yarısı değil elmanın farklı 2 yarısının bir araya gelerek birbirini tamamlamasıdır...

Birbirini anlamaya çalışmak yerine birbirlerinde yaşamaya çalışsalar çalışabilseler sanırım anladın anlamadın,ruhlu ruhsuz tartışması olmayacak.Herkeste ruh vardır önemli olan o ruhun seni nereye götürdüğüdür :)

Yavrucaklarım yorumları

Yavrucaklarım yorumları okudum da, acemi zampiklere pek bi güldüm belli ki hepiniz iyi çocuklarsınız. ama bir sorun var zavallı erkeklerin elde edebileceği tek şey zavalılıktır. Dağlara çıkyorum demek güzeldir ama bir kadın "al şu paketi 12. kata çıkar" dediğinde haliniz haraptır. 12.katın sonunda dağa çıktım demek kolaylığının veya abartısının kadını çok da etkilemediğini anlayabilir erkek. Hayat şiirsel bir yalan değildir.

zampik!

Sen profosyonel zampiksin anlaşılan. Yardımlarını bekliyoruz! Önce bir nick alda, öyle devam edelim. Mesela kazanova nasıl?

Kadın Hisseder

Kadınların 6. hissi çok güçlüdür. Bir erkeğin kendilerine karşı nasıl bir duygu durumunda olduğunu kadın anında hisseder. Evet, belki onu 12. kata paket çıkarmaya yollayabilir. Kadının dünyasına girmek kolay değildir. Bunun için bir dizi testi geçebilmek gerekir. 12. kata koşturarak çıkmak da bu teranedendir. Zaman zaman erkeğin "ben neymişim abi" böbürlenmesini görnek, kadın için büyük zevktir ve iç sesiyle kahkahalar ile güler.

National Geografik

National Geografik belgesellerini izledikten sonra,kitap yazmış bir bayanın röportajını izlemiştim. Bütün o belgeselleri izledikten sonra şuna karar vermiş; doğada dişi azdır. O nedenle erkeklerin çoğu eşcinseldir. Berber salonlarında çözülmüştü halbuki bu konu. Demekki tam çözülmemiş. Neyse önemli olan bu değil. Kadının söylediği bir şey kesin doğruydu. O da, doğada az dişi olmasıydı. Tersi olsaydı; bütün bahsettiklerimizi erkek için söylememiz muhtemeldi. Konumuz dehlizler olduğu için oraya bağlamak gerekirse; bizdede dehlizler vardır. Rolleri değiştirirsek, sonuç aynı olabilir...

kadın ve erkek

karşılıklı dehlizlerin varlığı tabii ki mümkün...Öyle olmasa keşfedilecek bişi kalmazdı sanırım, insan keşifçi doğasından keyif almadan yaşayamaz zaten...

Doğadaki gerçek dişilerin azlığı fikrine katıldığımı söyleyebilirim. Oturup düşündüğümde kadınların da ruhlarındaki eril yönlerin gitgide arttığını yadsıyamıyorum hakikaten. İki taraf da birbirine yaklaşıyor sanki bu anlamda. Yolun sonu nereye doğru bilemiyorum :)

Yolun sonu!

Cinsiyet sorununun bittiği yer. Filmlerden örnek veriyorum ama Bab' Aziz isimli filmde bir dialog var. Zaten bildiğim şeylerdi ama masalsı epik filmde görmek daha etkileyici oldu. Küçük bir kız çocuğu hakkında, dervişin söylediği şu; "O çocuk olabilir ama ruhu çok yaşlı." Kimbilir o yaşlı ruh, kaç alemde, kaç kez erkek, kaç kezde kadın olarak bedenlenmiştir. Ruhların cinsiyetinin olmadığına inanıyorum. Ögürleşmiş ruh olunca cinsiyet sorunumuun kalmayacağınada inanıyorum. O gün gelene dek, iyi bir kadına ihtiyacım olacak... :)

Hır güre gerek yok; anlaşmalılar bence.

"Ruhların cinsiyetinin olmadığına inanıyorum. Ögürleşmiş ruh olunca cinsiyet sorunumuun kalmayacağınada inanıyorum. O gün gelene dek, iyi bir kadına ihtiyacım olacak... :)"

Ben de imzamı koyuyorum bu sözlerin altına Torukcuğum. :))

Bedenimle ruhum da bu yüzden kavga edip duruyor zaten.

Ama...

Sanırım bedenim iyice yaşlanıp da özellikle cinsel duygulara duyarszılaşana dek ruhum da bu kavgayı kazanamayacak ve özgürlüğünü tam olarak ele geçiremeyecek.

Ruhumun bu kavgayı kazanmasını da istemiyorum zaten. Bence bedenimle beraber anlaşmalılar diye düşünüyorum. Bu hır gür niye, bilmem ki!

Gübre

Gübre

Kıpırtısız loşluklarda dansediyor özgürlük,
Yaşanmamış mevsimleri yadederek.

Bir şarkı söyle sessizliğe ve soyun.
Gübre kalsın dehlizlerde.

Kuştüyünden siyah kediler resmet.
Ve çoğalsın tualler gözyaşından boyalarla...

Bir an sonra aşk hala kalmışsa,
Üstünü ört gökyüzünün bulutlarla...

Üşümesin.

Ve ruhsuzlar ülkesinde,
Gülerek harcayalım soruları...

Neden?

''Ve maalesef yüksekte o kadar az kadın kaldı ki... Tırmanacağımız dağlar o kadar azaldı ki...''
Sevgili kaplumbağa neden acaba? Bu konuda da bir fikriniz vardır elbet.

oran??

Sevgili Toruk, belki hayvanlar dünyasında dişiler az olabilir ama insanlar dünyasında böyle bir uçurum yok. 2008 sayımına göre 71 milyon 517 bin 100 kişilik Türkiye nüfusunda 35 milyon 901 bin erkek 35 milyon 615 bin kadın var. Dolayısı ile kadın ruhsalındaki derinliği ve anlaşılmazlığı başka faktörlerde aramalıyız. Daha önce de dediğim gibi, bir "kadınlar venüsten, erkekler masttan" sendromu söz konusu.

Evrimleşme sürecinde dişi kimlik daha karmaşık bir düşünme mekanizması oluşturmuş olabilir. Özellikle de "kendini savunma" mekanizmaları sonucunda derin/ çapraşık/ muğlak dehlizler geliştirilmiştir ve bunlar genler ile yeni nesillere aksettirilmektedir. Erkek ise düz ve dolaysızdır. İstedikleri için küçük planlar yapabilir ama kadının o kopmlike planları yanında solda sıfır kalır.

Oran olarak büyük fark olmadığından kadınların daha ulaşılması zor olduğuna katılmıyorum. Belki ulaşılması zor olabilmek için kadınlar bu yöntemi zaman içinde içselleştirmişlerdir.

"Ruhların cinsiyeti yoktur" da diyemeyiz Toruk'cuğum. Bu, Bedenle aykırı cinsiyet de olabilir. Cinsel sapmalar böyle ortaya çıkıyordur. Kişinin ruhsal cinisiyeti ile bedensel cinsiyeti birbirine uymazsa, kişi kendi içinde bir kişilik çatışmasına düşüyordur. Ruhun bir cinsiyeti vardır ve bu inançlarına, davranışlarına, tavırlarına ve hayatı algılamasına yansır. Kız çocuklarının bebekten hoşlanmasına, oğlan çocuklarının sihaltan hoşlanmasına dikkat çekebilirim.

Canım Agnostik, şiirini çok ama çok beğendim. Mısralardaki ifadelerin açılımlarını kendime göre yapsam da, şiirini çok anlamlı buldum.
Kuştüyünden siyah kediler resmet.
Ve çoğalsın tualler gözyaşından boyalarla...
Kadınların dünyayı şekillendirmeleri çok daha fazla duygularına bağlı. Erkeklerde hemen hemen tek duygu, "yoksunluk duygusu". Kaplumbağanın ifadesindeki gibi:

"Ama çoğu zaman bedenimize anlatamıyoruz bunu; hırçın bir çocuk gibi "Ben de! Ben de!.." der durur bedenimiz. Ağlayan bu çocuk, ağzına meme vermeden de susmaz çoğu kez. :)) "

Ve sevgili Medisis, her bir kadın kendi özerkliğini ilan etmiştir/ etmelidir. Yaşanacak hayat kendi hayatıdır ve bunda kendi iradesini koynmalıdır ortaya. Kendini en uygun yüksekliğe yerleştirmelidir. Ne de olsa, onlarsız da olmuyor.

"oran" diye başlık

"oran" diye başlık atınca
"altın oran" geldi birden aklıma...
e madem geldi, yazayım dedim...
ille de bi anlamı olması gerekmiyor:)

değerli çetrefil.

Bilgi için teşekkürler.
Türkiyede denel durum böyleymiş demek ki.
Bizim oralarda pek böyle değildiya neyse önemli olan başka bir şeydi.

Ella şu cümleyle düzeltmiş;

"Doğadaki gerçek dişilerin azlığı fikrine katıldığımı söyleyebilirim"

İnsanlar dünyasında bunu sayılarla ifade etmek o kadar basit değil. Hayvanlarda bile durum benzer. Bir ara güvercin beslemiştim. Birbirlerine yakıştırdığım kuşları küçük çiftleştirme kafesime koyardım. Bazıları eşleşirdi. Bazılarıda birbirlerini yerdi. Kafesten çıkarmak zorunda kalırdım. Yoksa bir kez gerçekleşen trajedinin oluşmasına ortam oluşturmuş olacaktım. Akşam kapattığım bir çifti sabah çıkardığımda; dişinin kafasında tüy kalmadığını gördüm. bir daha başlarında olamayacağım zamanlarda çiftleri yalnız bırakmadım. Daha sonrada toptan vazgeçtim. Nasıl olsa birbirlerini buluyorlardı. Bazılarıda o kadar şanslı olmadığından bekar kalırdı. :)

Bir insanın ilgilenebileceği dişiler ve onun için deli olsada hiç ilgilenmeyeceği dişiler vardır. Bu anlamda %50 ye yakın olan istatistikin çok daha az olarak algılanması gerekir...

Ruh konusunda görüşlerimizi kanıtlanamayacağından, sizin görüşünüzede saygı duymaktan başka diyebileceğim bir şey yok...

Ruhların cinsiyeti yoktur arkadaşlar

Ruhların cinsiyeti yoktur arkadaşlar ve çetrefilciğim. Ya da bunu şöyle söyleyebiliriz: Ruh bedene girmeden önce her iki cinsin de özelliğini taşır.

Ruh bedene girdikten sonra ise iş değişir. Bedenin ve toplumun -ve hatta dinlerin- dayatmaları neticesinde bedenin durumuna göre roller üstlenir ruhlarımız. Erkek çocuk ağlamaz gibi... Hatta bizim gibi kimi toplumlarda giyilen elbiselerin renklerine kadar yansır bu. Pembe, kırmızı rengi bizim gibi toplumlarda erkekler giymezken, başka toplumlarda, örneğin ingilizlerde erkekler de bu renkleri giyebilmektedir; hatta iskoç erkekleri etek bile giyerler.

Kız çocuğunun bebeklerle oynaması ise daha faklıdır; çünkü hemcinsi olan annesinin/annelerin de bebeklerle uğraştığını görmüştür. Kız çocuklarının hep annelere bir öykünmesi olmaz mı zaten; annesinin ayakkabısını giymek gibi?

Eşcinsellik olayı ise daha faklıdır ve bir çok sebebi barındırır altında. Kız çocuğuna hasret kalmış ailede büyütülen bir erkek çocuğuna bu yönde gösterilen bir ilgi de onun cinsel sapma eğilimini güçlendirir.

Yukarıda rinda'yla da konuştuğumuz gibi, bir taraf karşı tarafının kimi özelliklerini ruhunda yaşatmaya devam ederse (maskülen, feminen), bahsettiğim dayatmalar neticesinde tamamen öldürmemişse onu, uyum kurmak anlamak ve anlaşmak daha kolaydır.

Sevgili medisis; senin sorduğun soruya da cevap vereceğim; unutmadım. :))

Sevgili kaplumbağa arkideş,

Sevgili kaplumbağa arkideş, çok mu zor bir soru niye sonraya sakladınız? :)))

Ruhların bedeni yokyturki

Ruhların bedeni yokyturki cinsiyeti olsun.Cinsiyet üremeyle ilgilidir zaten ne alakadır hayret? Üremeyenin cinsiyeti olmaz,haşa meleklerinde yoktur.acaip şeyler tartışıyorsunuz,bunlarla uğraşacağııza biraz hakikate eğilin,aklı verimli kullanın.Saygılar.

Aklı verimli kullanmak mı?

Ruhların cinsiyetinin olmamasını bedenle açıkladığınıza göre, sizde aklı pek verimli kullanmıyorsunuz demektir. :) Saygılar demişsiniz ama yaptığınız yorumda saygıdan pek eser olmadığından dolayı bende bu üslubu kullanmayı uygun gördüm. Bende sizinle aynı görüşte olmama rağmen, gerekçem bedenlerinin olmaması değil. Cinselliğin sadece bedenle yaşanan bir şey olduğuna inanıyorsanız, böyle düşünmeniz çok doğal. Bir dostumun cinsellik armağandır adlı yazısını paylaşmak aklıma geldi birden. Hemen vazgeçtim. Çünkü bu kadarı bile sizin aklınıza fazla gelmiş. O yazıyı görseniz neler diyeceğinizi tahmin edemiyorum...

Tosunpaşa

sen hakikate mi ulaştın yani?

Ayrıca hakikatin sözcülüğünü yapma misyonunu kimden aldınız.

Neden insanları bu konuda uyarma ihtiyacındasınız?

Ve kimin neyle uğraştığıyla neden bu kadar ilgilisin?

Peki sen neden benimle ilgilisin sorusu gelebilir, cevap: Dayatıyorsun ve böyle bir saygısızlığı nereye dayandırıyorsun?

nerden biliyorsunuz?ben

nerden biliyorsunuz?ben sizin gibi eğitimli değilim kabul ediyorum,ama tabiki okuyorum araştıryorum,elektrik devreleri üzerine deneyler yaptım,orada hafızayı keşfettim,paralel seri farketmiyor,devrenin hafızası var keşfettim,bazı hocalarla görüştüm dedilerki olabilir,sonra devrenin hafızasıyla insanın ruhu tam değil ama benzerlik gösteriyor.Ruhun cinsiyeti olmaz diyorum yine,tabiki emin olamazyız ama olamaz.Ruh kendini öyle zannedebilir oda bedenden dolayıdır tahmin ediyorum,öyle zanneder.Hormonlar filan vardır vücutda,onların etkisi muhtemeldirki böyle.Ama ruhta bunlar yok,öyle olsa melekler için ne diyeceğiz,haşa onlar sevişir mi?Allah (cc) hepsini yarattı,sayı azalmaz artmaz.

O zaman

Okuyacak, araştıracak, sorgulayacak ve sonra bu budur, şu şudur diyeceksiniz sn tosunpaşa.

Ayrıca eğitim derken neyi işaret ediyorsun?

Maazallah reklamı da yapmışsın iki satır yazıda. Şimdi senden başka kimse allahın ne olduğunu, ne işe yaradığını, ne dediğini, ne demek istediğini bilmiyormu?

Yani sen burada k insanlara cahil mi diyorsun? Yani kimse kuran'ı okumuyormu sanıyorsun?

Kimse dinler hakkında, tanrı/allah fikriyle ilgili düşünmüyormu sanıyorsun?

Öyle değilse meleği sen yaratmış gibi ne demeye meleğin reklamını yapıyorsun?

Niye içinde yaşayamıyorsun bunu da illede ille birilerinin de duymasını, hatta duymak isteyip istemediklerini bile duymak istemeden dayatıyorsun ısrarla?

Din de dayatma varmıydı. Al işte aynı kısır muhabbetlere girdik yine. Dayatma yok işte kardeşim, islam aracı kabul etmeyen tek din. Peki o arada senin ne işin var?

Ben kimseye birşey

Ben kimseye birşey dayatmıyorum ama nerden öyle düşünmak ve itham yapıyorsunuz.Meleklerin reklama ihtiyacı yoktur ,onlar böyle şeylerle anılması hoş değil,sayı sabittir,artmaz azalmaz ama herşeyi nedenki böyle alet ediyorsunuz şaşarım.Hayatım boyunca kimseye bi fiske bile vurmadım,kimseye namaz kıl orç tut demedim,bana devrelerde yardım eden biriki arkidaşım atesitti ben onlarıda sevdim ben ,ama dayatmak nedir ayıp ediyorsunzu tabi ama farkındada değilsiniz malesef.

"Ama ruhta bunlar yok,öyle

"Ama ruhta bunlar yok,öyle olsa melekler için ne diyeceğiz,haşa onlar sevişir mi?Allah (cc) hepsini yarattı,sayı azalmaz artmaz."

ne demek bu yukarıda ki yazı? Bu konunun sizin yorumlarınızla hiç bir ilgisi olmadığını görüyorum.

Başta palas pandıras dalmışsınız ve neredeyse 'buna tapın buna' şeklinde hakikate eğilin demişsiniz. Neden herkesin hakikate eğilmesi gerekiyor ki? Niye yani? Eğilmese tehlikeli, zararlı biri mi olacağını düşünüyorsunuz da insanları hakikate çağırıyorsunuz. görmek zorundamıyız sizin islami yorumşlarınızı, ilgili, ilgisiz her konuda. Bu ne gözüne sokarım mantığı anlamıyorum. Sokma kardeşim, öyle yaşanmaz, git kendi içinde yaşa. saygın olsun varoluşunu üzerine temellendirdiğin şey. Yani hiç olmazsa onu yapın. Dervişmisin, yok. Ermişmisin yok. peygambermisin o da yok. eeee senin okuduklarını herkes okuyor kitaptan extra senin anlatmana ne gerek var? Yeni bir şey mi buldun. Hepsi hepsi birbiriyle çelişen ayetler sureler. Ne allahın varlığı kesin, ne de meleğin. Ama sen ikisini de görmüşsün maaaşallh.

Şimdi alıntıda ki yazınızın dayatma olup olmadığını öğrenmek için anket mi yapmak gerekiyor?

Siz inandığınızı

Siz inandığınızı söylüyorsunuz bende inandığımı söylüyorum ne var bunda ama,tabiki de daha fazla bişey söylemiyorum iyi olur.Allah (c.c) vardır,benim için kesin vardır,yok diyemem olmaz.Siz inandığıızın söylemek istemiyormusunuz,çünkü neden inanyorsunuz,dayatmak demek hoş değil.Fiziksel engelliyim,düzgün konuşamıyorum elimide iyi kullanamıyorum ama bende herkes gibi düşünüyorum,insanları seviyorum,gülüyorum yaşama bakınca tosunpaşayım aptal gibi görünüyo belki diyeceksiniz ama öyle değil,benim bi sürüa rkadaşım var ama şimdi azarlanmış gibi hissediyorum kendimi,siz konuları iyi irdeliyorsunuz ama kalbiniz sert.İnandığımı yazıyorum dayatmak ayıp oluyobence,saygılar.

Evet

Azarlıyorum. Çünkü yaptığın şeyi daha önce sanal da ya da gerçekte yapan kişilere bunu yapmanın yanlışlığıyla ilgili sözcük sarfetmekten sıtkım sıyrıldı.

Senin için kesin varsa bunu ispatlamak istercesine sürekli vurgulamak zaten 'gerçek' olduğuna inandığın dinin gerekliliği değil. İslam dini aracısız denmiş. Bunu ben söylemiyorum, allah söylüyor. Ama sen hakikate eğilin, aklını kullanın v.s. dersen bu dayatmak oluyor. Bence diye de başlamıyorsun,budur diyorsun. Sana göre kesin ve net olan diğerine muğlak olabilir o nedenle inandığın dinin motifi olan alçakgönüllülüğü elden bırakma sen.

Bu anlamda yaptığın dayatmadır ve yanlıştır. Yoksa dayatmadığın sürece kimseyi ilgilendirmez neye inandığın.

Ayrıca ben inanmıyorum:)

aklınızı

aklınızı kullanın,hakikati dinleyin demekde niyeki kötülük olsun ,böyle deyince size akılsız olduğunuzu söylemişim gibi fevri yaptınızki doğru değil ve başka bişey söyliycem.Başka konu olsaydı olabilirya tabi,Gönlünüzün sesini dinleyin deseydim size gönülsüz kalpsizsiniz demiş olmayacaktım,bu da öyle ama siz beni dayatma yaptınız.İnanmıyorsunuz okudum hem biliyorum,gülerek dediniz bende güldüm,tamam sesim pek iyi çıkmıyor ama yüzümü görmeden ayıp ettiniz.

hayırlı geceler herkese

hayırlı geceler herkese diyorum

pes çok ayıp

Kendi eklediğim, duygu dolu yazıya eklenen yorumların ne hale geldiğini görünce inanamadım. Yahu ayıptır arkadaşlar, neyi paylaşamadınız ki? Kadın ve erkekti derken ruhların cinsiyeti, derken din iman, kuran...

Konu bu noktaya nasıl geldi şaşırtıcı. Birbirimize saldırmak için bu nasıl fırsat aramadır, kininiz kızgınlığınız kime? çoook ayıpladım çoookkk...

Bırakın ruhların cinsiyetini de biz birbirimize nasıl katlanmayı öğreneceğiz medenice; onu tartışalım sakin sakin ya...

İnanmıyorum, gerçekten inanmıyorum...

Ella, Sonsuza hoşgeldin :)

"Bayıldım ben buraya, ne tatlı ne doğal ve o kadar derinsiniz. Elbiseler giydirilir insanlara doğar doğmaz bilirsiniz, o sormurtmalar da elbiselerden biridir aslında. Çıkarıp atmayı becerip çırılçıplak kalana, ve o çıplaklıkla yaşamaya devam edebilene ne mutlu değil mi?" demiştin.

Elbiselerini çıkaramayanları terbiye etmek değil görevimiz. Bırak su aksın ve yolunu bulsun. Onları ayıplamakta onlara bir model dayatmaktır. Bir nevi bilmedikleri bir elbise. Güzel bile olsa, onlar farkında olmadıkça bir anlam ifade etmeyecek...

Konu başlığı kuzeyi göstersede bazen sonsuz güneye akar. Burada yazılanlar sonsuzda yankılanır. İyi ya da kötü ama yankılanır. Zaten insanlar bu yüzden burada. Diğer forumlardan ne farkı var başka?!

Sevgili Toruk

Herkes istediğini( hakaret olmamak şartıyla) söyleyebilir tek şartla kafa göz yarmadan. Susamam insanlar birbirine bu kadar kötü davranırken.Doğama aykırı, ayıp demem de en doğal hakkımdır. Bunun model dayatmak olduğunu düşünmüyorum, herkes birbirinin kafasını gözünü yarsın mı yani. Dünyanın çivisi yeterince çıkmış, barışa ve sevgiye çağırmak asla suç olmamalı bence...

Burası bir pazardır Ella.

Evet sevgili Ella; Toruk'un düşüncelerine aynen katılıyorum. Bırak isteyen istediğini konuşsun. Biz kimseyi susturmak peşinde de değiliz.

Seni de anlıyorum. Bu siteye yeni üyeyken ben de senin gibiydim. Sonra...

Sonra aldırmamayı öğrendim. Burası pazardır çünkü; herkes elindekini çıkartır pazara. İşime geleni alır, işime gelmeyenin yüzüne bile bakmam, geçer giderim. Ha, benim almadığım bir düşünce de değersiz, işe yaramaz da değildir; ancak benim işime yaramayan bir düşünceyi bir başkası gelip alabilir.

Ayrıca... Her konu, her konuşma bir kapıdır. Ve o kapıdan geçtikten sonra bir çok yeni kapılar açılabilir karşımıza. Bundan rahatsız değil, mutlu olmalıyız hatta; başka kapılara da vesile olduğumuz için.

Barışçıl Ella

İyi niyetinden ve gerçekten barışçıl olduğundan şüphem yok. Konuşmalarından ne kadar sevgi dolu bir insan olduğun anlaşılıyor. Kendi adıma ben seni sen olduğun için seviyorum. Aynı yabancıyı sevdiğim gibi. Eli kanlı diktatörlerde yola barış sloganıyla çıkmıştı. Başka yerlere çekmemek için örnek vermiyorum. Baktığımız heryerde görebiliriz bunu. O yüzden, insanlara bir şey veren (öğreten) pozisyonunda olmaktan, dünyaya geldiğim karakter yapımdan dolayı büyük bir haz duyuyor olmama rağmen, kendimi frenleyerek bu poisyondan kaçınmaya çalışıyorum. Senin bu konuda benden daha talihli olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda sana şöyle düşünmen gerekiri dikte ettirir pozisyonda olmaktanda kaçınırım...

Siz mi bahsettiniz bana?!

Kaplumbağa tarafından Pzt, 15/02/2010 - 18:48 tarihinde gönderildi.
"Yukarıda rinda'yla da konuştuğumuz gibi, bir taraf karşı tarafının kimi özelliklerini ruhunda yaşatmaya devam ederse (maskülen, feminen), bahsettiğim dayatmalar neticesinde tamamen öldürmemişse onu, uyum kurmak anlamak ve anlaşmak daha kolaydır."

Siz mi bahsettiniz bana?!

aldırmak

İsteyen aldırmamakta özgürdür, kimseye bir lafım olmaz bu konuda. Ama ben aldırmadan yaşarsam kendime saygımı yitirmekten korkarım. Bırak kim nereye akarsa aksın, hangi kapıdan istiyorsa ordan geçsin diyorsun sevgili kaplumbağa, öyleyse bırakın ben de böyle akayım:)

Sevgiler hepinize

AŞK'tan ölmeye kim cesaret edebilir?

“ Aşktan mutluluk, güvenlik beklerler, halbuki aşk son zerresine kadar kendini vermektir, ruhundaki son zerreye kadar sevdiğin olmak istemektir, onun içinde eriyecek kadar sevmek, kendinden kopmak demektir. İşte ben aşk derken böyle bir aşktan bahsediyorum, ölmekten bahsediyorum. Var mı o'nun aşkıyla ölmeye cesareti olan? ” (Şems-i Tebrizi)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş