Laiklik kavramı
"Laik kelimesi Yunanca laos ismi ve laikos sıfatından gelir.Laikos: halka ait, ruhban olmayan demektir.Latincesi laicus’tur.dinsel olmayan, demektir.
Kavramı felsefi açıdan tanımlayanlara göre laiklik “insana, insan aklına, beşerin ebedi tekamülüne iman getirmektir.” Buna göre, laik devletin dine karşı oluşu ile tarafsız olması arasında bir fark görmeyenler, dinle ilgisi olmayan anlamının hepsini dinsizlik olarak tanımlamışlardır. Bazı düşünürler insan eylemlerini dinli, dinsiz, dindışı şeklinde üçe ayırmışlar, buna örnek olarak ibadet etmeyi dinli, dindarları hor görmeyi dinsiz, yürümek konuşmak gibi eylemleri dindışı olarak görmüşlerdir.
Siyasi anlamı üzerindeki tartışmalarda ise laiklik, liberalizmin dini kaynağı sayılır ve siyasi kudretin dini kudretten ayrılmasını ifade eder. Teokratik devletten demokrasiye geçerken devlet otoritesiyle din otoritesi sınırlandırılmış, laiklik klasik demokrasinin gerekliliğinin bir icabı olmuştur. Buna göre kavram, çağdaşlaşma ve insan hakları ile yakın bağlantılıdır. Buna mukabil, İsrail gibi bir din devletinde de demokrasi 1948 senesinden beri hiçbir askeri darbe ile kesintiye uğramadan başarıyla uygulanmaktadır.
Hukuki tanımlara göreyse en yaygın tanım, devlet ile din işlerinin ayrılmasıdır'. Devlet, bir dine inanıp inanmama meselesini özel bir problem sayar, fertlerinin sadece maddi yönüyle ilgilenir, kendisi devlet olarak hiçbir dini taşımaz, hiçbir dini ayine iştirak etmez, fakat fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez. Bununla birlikte dinlerin düzenini bozacak davranışlarını da önlemekle yükümlüdür."
http://tr.wikipedia.org/wiki/Laiklik#Laiklik_Kavram.C4.B1
"Tarih boyunca, dinin iktidar kavgalarına ve kişisel çıkarlara âlet edildiği yerlerde ve dönemlerde dinlerin ve ulusların bundan zarar gördüğü inkâr edilemez. Tapınılan hale gelmiş hükümdarlar, kutsal kayzerler, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olan halifelerin dönemi çok uzun sürmüştür. Lâiklik, Allah’ın sahte vekillerine, din ve mezhep kavgalarına son vermek, dini, vicdanı özgürlüğe kavuşturmak için insanlığın bulduğu bir çare, insancıl ve uygar bir düşüncedir ve asla dinsizlik demek değildir. Lâiklik iledir ki batı’da kendi alanında kalan din huzura ve din adamı da daha çok bir saygıya kavuşmuştur.
Lâiklik, din işlerini yürüten kişilerle, dünya işlerini yürüten kişilerin birbirinden tamamen ayrılmasını, devletin din karşısında tarafsız kalmasını ve çeşitli dinlere girmiş olanlar arasında hiçbir ayrım yapılmamasını ve böylece din özgürlüğünün sağlanmasını, buna karşılık dinî otoritenin, esasların ve inançların hiçbir şekilde devlet ve dünya işlerine karıştırılmamasını gerektiren bir ilkedir."
http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=880
Vikipedi laiklik kavramını 3 farklı yönden ele almış.Felsefi açıdan bakıldığında laikliğin dinsizlik olduğunu söylüyor ki bu bana basit bir açıklama gibi göründü.
Siyasi açıdan bakıldığında libarizmn beslendiği kavram olduğunu söylüyor.Açıkçası hukuki olan siyasi dir de aynı zamanda.Ve nedense yazıyı yazan israil gibi din devletinin tıkır tıkır işlediğinden de bahsetmiş .Yani istenirse olurmuş illa laikliğe gerek yokmuş!Peki onca insan neden dışarıda laiklik diye bağırıyor?Laiklikten ne anlıyoruz aslında?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1991 defa okundu

Sibel Atasoy
Tıkır tıkır kime göre
Tıkır tıkır kime göre işliyor diye sorarlar tabi insana.. (israil'e)
Öte yandan ben dinimin devlet yönetmesini, oy istemesini, seçim yatırımı yapmasını, inanan(!) kenti, inanmayan(!) belediyeyi ayırmasını, tütün ve mamullerine zam yapmasını(sigara kullanmayan biri olarak üstelik), insanları yine dinimle yıldırmasını, aslında ortada ulu ve mistik bişey yok işte hepi topu bir çöl düzen anlayışının uygulanışı hissi uyandırmasını, tekelleşmesini, kostüm seçmesini, cleveland'ı tedavi için en uygun yer olarak rüyamda önermesini, yine mısırı ne zaman depolamam gerektiğinin sinyalini ne hikmetse yalnız bana vermesini,hurafeyi beslemesini, cenneti kömürle gidilebilecek bir yer olarak göstermesini vs. istemem. Akıllı insan evladının da istememesi gerektiğini, dinlerin, öğretilerin kişinin materyale ait olmayan dünyasını ve "vicdanını" dengelemesi, olgunlaştırması gerektiğini düşünürüm.
Bence laiklik
Eğitim, sağlık ve hukuk alanında hizmet verenlerin dini semboller (simgeler) kullanmamasıdır.
xenix
laiklik
ötekilestirmek midir ?
ya
din-siz semboller !?
slm.
Din-siz sembol derken?
Mesela pantolon giymek falan mı?
xenix
laiklik üzerine
laiklik, din ve devlet işlerinin ayrılmasına dayanır. bunun güncel hayata uygulanmasında kimi devletler başarılı görünürken, kimlerinin sancıları var. ancak, dini motiflerin zorla kabul ettirilmesi zaten laiklik kavramına ters düşüyor. ancak bazı kuş beyinliler bunu ya anlamıyorlar veya inadına yapıyorlar ve başkasının özgürlüğünü kısıtladıklarından ötürü müdahale geliyor ve hemen hak-hürriyet diye tutturuyorlar. türkiye'de insanlar laiklik kavramını işlerine geldiği gibi yorumluyorlar. ve tüm tartışmalar burda patlıyor. isviçre'de minare olayından ayaklanmasını bilen bu vatandaşlar, sıra rum patrikliğinin açılmasına gelince muhalefet yapıyorlar. yetmedi, birde diğer islam ülkelerinde yaşayan gayri müslimlerin zor durumlarından hiç söz edilmiyor. kusura bakmayın beyler ama laiklik tarışması bile ortada laikliğin pek olmadığını kanıtlıyor. yanılıyormuyum?
Sn.imperator, yanilmiyorsun..
Sn.imperator,
yanilmiyorsun..
ülkemizde kisiye yada ideolojiye özel laiklik var buna da laiklik denirse tabi..
peki bu is nasil olabilirdi ?
Amerika´nin kurulusu örnegin;
Onlarin da bizim gibi bir kurtulus savasi var
Mustafa Kemal pasa´nin ordaki karsiligi
General George Washington´du..
ama
savas bitince adam -tek parti rejimi- kurmadi..
en
-dinci- olanlari dahil hic bir fikri yasaklamadi..
SINIRLI devlet,ÖZGÜR toplum
ilkesine göre bir demokrasi kurdular geldikleri nokta ortada..
bizim geldigimiz nokta ?
darbeler
andiclar
iskenceler
askeri harekatlar
psikolojik harpler
VE
agladikca aglayan analar..
fasizm cökmüs (1945)
sosyalizm cökmüs (1990)
soguk savas sona ermis
umurunda mı kemalistlerin varsa yoksa 1930´un MÜZE-lik fikirleriyle dersim gibi katliamlari gizlemeye calisiyorlar..
bir örnekte ekonomiden;
cumhuriyet kurulduktan 22 sene sonra tamamen cöken LAIK almanya´nin bundan 20 sene sonra bizden isci almaya baslamasi da ortada..
"..kimi devletler başarılı görünürken.." = Almanya vs.
"..kimlerinin sancıları var.." = Türkiye ve islam dünyasi
slm.
Eeee
1) Bizim derken Almanyadan bahsediyorsun herhalde.
2) Neden ÖZGÜR toplum olamaz bir toplum?
Yahu sen sahiden komedi bir adamsın. Ne muhalif olabiliyorsun ne de taraf. Çünkü kapasite yok.
Hani
Girip dağıtayım bir şekilde de bu nasıl olursa olsun (her yöntem mübahtır) şeklinde, aklına eseni savuruyorsun.
E de bakalım bekir efendi bir toplum nasıl ÖZGÜR bir toplum olur?
ÖZGÜR toplum ne demek? Neyi kastettin bununla. İşaret ettiğin emperyalist ülke mi?
Şİmdi de amerikanın şak şakçısı mı oldun?
Bukalemunlar bile isyan etti ebubekir. Bu kadar hızlı ton değiştiren bir canlı görmedik dediler.
Ama
sana atını sürmek için geniş ovalar değil, SINIRLI alanlar lazım.
Hadi tarih konuşalım da sende biraz cümle kur. Başka bir şey çıkmıyor senden.
1) Kemalizm
2) Din
3) Amerikan emperyalizmi savunucusu
4) Üzgünüz bu şık geçersiz.
5) Hepsi yukarıda ki 3 şık dan ibaret. Lütfen birini işaretleyiniz.
6) İşaretlerken duruma göre pozisyon alınız. Sıkıştıkça üçünden birine sığınabilirsiniz. Bu üç şık kıvırtma sanatının incelikleriyle bezenmişdir hafife almayınız.
Mini anket
"Sizce, Türkiye'de laik yaşam tehdit altında mı?"
Laiklik tehdit altında mı
Laiklik tehdit altında mı dan ziyade laiklik nekadar uygulanıyor sorusu daha bi önemli .Bence bunun en büyük göstergesi din derslerinin içeriğidir .Din derslerinde dünyada ki tüm dinlerin birbirlerinin önüne geçmeyecek şekilde açıklanmasından geçer.
bence şu an için değil.
bence şu an için değil.
"Sizce, Türkiye'de laik
"Sizce, Türkiye'de laik yaşam tehdit altında mı?"
Sonsuz'un bu sorusundan sonra Tegafüle, neredeyse "yokki tehlike altında olsun" dercesine bir yorum yapmış. Denge de "asayiş berkemal" der gibi...
"Türkiye laiktir, laik kalacak" şeklinde slogan atan bir kitle var ki, onlar laik diyorlar duruma... Bir kısım dinci de var ki mevcut sitemi (aslında kendileri için uygun görmediklerinden) "laik sistem" diye suçluyor...
Tegafüle'ye katılıyorum. Aslında Türkiye'de laiklik tam anlamıyla uygulanmıyor. Her alanda olduğu gibi bu alanda da çarpık bir yapılanma söz konusu... Ama bundan bile rahatsız olanlar yok mu? Var!
Sonsuz, sanırım bu "rahatsız olanlar tarafından gelebilecek bir saldırıya karşı sistem tehlike altında mıdır" diye soruyor... Güncellersek, AKP hükümeti hükümet olarak kalmayıp, kendi mentalitesine göre devleti düzenleme (ele geçirme) sevdasında mı? Ya da AKP laikliği tehdit ediyor mu? Sorunun açık şekli bu olabilir. Ya da AKP gölgesinde başkaca oluşumlar sistemi tehdit ediyor mu?...
Şimdi burada AKP ile Cemaatler arasındaki ilişki nedir diye sormak gerek. Cemaatler mi AKP'yi kullanıyor, AKP mi cemaatleri kullanıyor? Cemaatleri organize eden kimdir? Radikal İslamcılar ile AKP arasında, Radikal İslamcılar ile cemaatler arasında ne tür ilişkiler vardır? Bunların hepsini ayrı ayrı ve beraber değerlendirmek gerek...
Konuyu değerlendirirken aslında Türkiye'deki 1980 sonrası sermaye hareketlerine de bakmak gerek... 12 Eylül'ün koynunda Türk-İslam sentezi ile palazlanan İslami sermayenin iktidar olmasının yolu Refah Partisi ile mümkün olmayınca, İslami sermaye "biz değiştik" diyerek "Ilımlı İslam" modeli ile sahnede boy gösterdi. Türk oligarşisi bu gruba direniyordu. 28 Şubat bu çatışmanın ürünü idi ve 28 şubat kendinekitlesel destek de buluyordu. Çünkü takunyalarla girmedikleri yer kalmamıştı ve bu durum kitleler tarafından da hoş karşılanmıyordu. Ancak Refah Partisini örgütleyen sermaye 28 Şubattan sonra AKP'yi örgütledi. Bilinen süreçler sonunda AKP hükümet oldu...
Şimdi burada, AKP temsil ettiği sermaye grubunun çıkarları açısından giderek, doların ve Euro'nun partisi olma yolunda hızla ilerliyor. Tüm tarihçiler, ekonomi-politikçiler bilir ki Sermayenin tek bir amacı vardır: Kar etmek...
Eğer AKP temsil ettiği sermaye grubunun çıkarlarını düşünürse Laik sistem çok da tehlike altında değildir. ( Sonsuz'un sorusu açısından...) Dünden bu güne ülkede neler yaşandıysa üç aşağı beş yukarı benzer oyunlar döner gider. Kazanan sermaye, kaybeden emekçiler olur...
Ancak benim bu noktada, daha önce de bir yazımda belirttiğim bir kuşkum hali hazırda var: 21. Yüzyıla girerken, başını İran'ın çektiği Radikal İslamcı bir grup var Dünya üstünde ve bunlar hem şeriata göre yaşamak sitiyorlar, hem de uluslararası pazardan pay kapma sevdasındalar. Yani bunlar şerri hükümlerle yaşamak ve ekonomik olarak da var olmak istiyorlar... Bunların Türkiye'deki uzantısı Refah Partisi idi. Takiyye geleneğinin devamı olarak, acaba Necmettin Hoca şunu mu dedi: "Arkadaşlar, bir kısmınız ayrılsın, onlar ılımlı islam kolunda önden devam etsinler, biz arkadan gelelim"... ( Torba yasa ile k-ayıp tirilyonlar tayip trilyon oldu...) Eğer böyle dedilerse, AKP bir takiyye ise Laik sistem tehlike altında olabilir... Yok eğer önce söylediğim gibi amaç sermayenin meşru yollarında kendini var etmekse para bunların elinden dini nasıl olsa alır zaten. Sermaye Allah'a inanmaz, dini-imanı yoktur sermayenin...
Ancak, görünen uygulamalarla başka bir tehlike var. Bu çok daha ciddi: AKP devleti yeni baştan örgütlüyor. Cemaatler arasında hala, yetenekli öğrenciler askeri okullara yönlendiriliyor. Tıp okuyan çocuklara bile askeri tabib olacaksınız diyorlar. Yani devleti ele geçirme sevdası var. Bunun nedeni eğer şeriat değilse ki bana da değil görünüyor, sivil faşist bir diktatörlüktür! Bu çok ciddi bir tehdittir. Evet, faşizmi gerekitrecek denli bir toplumsal muhalefet henüz yoktur, ama ülke üstünde planlanan soygunlar ciddi bir güç gerektiriyor. AKP vasıtasıyla uluslararası sermaye ve onun işbirlikçileri, bu ülkeyi daha da vahşi bir şekilde talana hazırlanıyorlar. İşte bu talan için sivil faşist bir diktatörlük gereklidir.
Bu tehdit gerçekleşirse zaten ne laiklik kalır, ne hak, ne hukuk...
Bu tehdit çok daha ciddidir!...
Faklı tanrılara ait
Faklı tanrılara ait olduğuna inanılan farklı kitaplar var, bir de onlara inananlar var. İnsana ait sözler var bir de demokrasiye inananlar var. Bence laiklik insan sözünün ve demokrasinin tanrı sözünün üstünde olduğuna inanmakla ilgili bir durum.
Herkesin inandığı
Herkesin inandığı kurtuluş kendisinedir... Herkesin kendi kurtuluşunu özgürce seçebilmesi gerekir.. Yeryüzü yasaları bu özgürlüğü sağladığı oranda güvenli olur... Kayserin hakkı kaysere.
Erdogan, diger devletlere
Erdogan, diger devletlere "laiklik" ogutluyor...!
Bir haberde denk geldim. Erdogan, Misir ve Tunus'ta verdigi demeclerde bu ulkeleri laik(!) olmaya davet ediyor.Ve bununla da kalmayip Israil'e "Onlar artik istedikleri gibi at kosturamayacak diyor" wuhuuuuu Israil de cok korktu!! hani bir ata sozu var, ayrani yok icmeye tahreravanla gider..... diye. O hesapmis gibi geldi bana.
Sn Erdogan'in laiklik anlayisina bakalim!
"Değerli kardeşler öncelikle şunu rahatlıkla size ifade etmek istiyorum, Türkiye'yi tanımlarsam verdiğim cevap sizler için yeterli olacaktır. Biz, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyiz ve demokrasiyle ilgili düşüncelerimizi zannediyorum anlattım onları yeterli buluyorsunuz. Laiklik konusunda, batılı anlamda bir laiklik anlayışı değil kişi laik olmaz, devlet laik olur. Bir Müslüman laik bir devleti başarılı bir şekilde yönetebilir, şunu bilmemiz lazım laik devlet her inanç grubuna eşit mesafededir.
İster Müslüman olsun ister Hristiyan, ister Musevi ister Ateist olsun hepsinin güvencesidir olayında aslı budur. Bu tartışmalara vesile olabilir, biz böyle inanıyoruz ve böyle çalışıyoruz. Biz, şuanda Tunus'ta Tunus halkının tercihlerine saygılı olan bir ülkeyiz, 23 Ekim'de ve sonrasında Tunus halkı kimi, hangi partiyi tercih ederse biz onlarla en güzel, en ideal şekilde çalışırız."
Yani kisaca; yahuu din kardeslerim laiklik diye bu halklarinizi uyutun, sozde laigiz deyin fakat uygulamada bu laiklik taniminin icini bosaltip Islam'i siyasallastirmaya bakin! deseymis cidden tebrik ederdim. Yilan gibi dolandirmadan cat diye soyleyivermis derdim!!!
Laiklik, bir ulke sinirlari icerisinde halkin inanci ne olursa olsun bunun siyasete keisnlikle karistirilmamasidir. Bunu devletin dini olmaz diye bosuna demiyorlar, dini olursa da arz edilen gibi esit bir devlet oldugu savunulamaz.
Israil'e gelince,
Israil zaten yapay olarak, toplama bir sekilde kurulmus bir devlettir. 1800'lerin sonlarinda bu misyona bas koyan kisilerin yandaslari tarafindan 1948'de BM tarafindan Israil devleti kuruldugu aciklandi.Bundan birkac saat sonra ABD, sonrasinda Turkiye'nin de icinde bulundugu bircok devlet Israil'i tanidigini acikladi!!!
Misir, Urdun, Irak gibi devletler tepkilerini koyarak savas actilar.... Hikaye daha cooook uzun. Fakat burada dikkat cekmek istedigim sey, Turkiye'nin Israil'i pasa pasa tanimasi ve sonrasinda siyasi ve ekonomik cikarlar yuzunden tanimama yoluna gitmesi oldukca ilginctir. Bu Turkiye'nin yillardir uyguladigi "isime ne gelirse politikasi" yuzunden bu ulkede iktidarsiz iktidarlarin olmasi ve halkin bundan muzdarip olmasi hic bitmiyor!!!
Sonra da laikligin tanimi degistirilip bakin Israil'e bile kafa tutuyoruz Musluman, yehooo lay lay loooom haydiiii sallayin mendilleri calin zilgitlari laiklesip bir olalim diye sagda solda soylemler ediliyor!! Bu ne perhiz bu ne lahana tursusu derler adama!!
*G Milat*
Başka bir haber ise
Başka bir haber ise ;
Mısır'da örgütlü, "MÜslüman Kardeşler" islam karşıtı sözlerinden dolayı Erdoğan'a cihad açmış.
İlginç değil mi ?
Başka Bir yön
Başka Bir yön ise;
İsrail'in bir varolma değil, "DİN" odaklı bir savaşı yürüttüğüdür.
İsrailoğullarına göre o topraklar sadece yahudilerin hakkıdır. O topraklarda gözü olan başka bir kavmin yaşam hakkı yoktur. Ve Rab'ları tarafından emredilmiştir:
Deniz kıyısında oturanların, Keretiler milletinin vay başına! Ey Kenan, Filistinliler diyarı, Rabbin sözü size karşıdır; seni yok edeceğim, öyle ki, artık sende oturan kimse olmayacak." (Tsefanya, 2/5, s. 887)
Din herzaman böyle birşeydir. Bugün sızlananlar dün gasp edenlerdi.
Yaşayın kardeşçe bile diyemiyoruz. Çünkü o din kabul etse öbür din sızlanıyor.
Bu dünyada ayrılıkların tek nedeni DİNLERDİR.
"Laiklik" konusunda Basbakan
"Laiklik" konusunda Basbakan Erdogan'in Misir'a ogut verdigini soylemistik.
Misir'dan yanit gecikmedi. Misir'daki (sozde) devrim hareketlerinin Islam'a gore oldugunun sinyallerini veren Misir hukumeti ve mollarari, artik niyetlerini acikca belli etmeye basladirlar.
Hatirlarsaniz devrim hareketleri esnasinda halki "demokrasi gelecek" naralariyla dindirmislerdi.
Misir mollalarindan birisi olan Seyh El-Adivi, gecen dunlerde Erdogan'a aynen soyle dedi:
"Alim olmayan kişi laikliğin iyi ya da kötü olduğuna karar veremez
İktisadi reformlar gibi dünyevi meselelere ilişkin reform önerileri getirdiği takdirde kabul edilebilir ve faydalı olabileceğine değinen Şeyh El-Advi: “Alim olmayan bir kimse gelip de ‘laiklik iyidir ya da değildir’ diye karar vermeye kalkıyor. Benim kızdığım nokta budur. Aksine bizler kesinlikle dini namaz, oruç, zekat ve hacla sınırlandırıp devletten uzaklaştıran laikliği küfür olarak kabul ettiğimize dair Allah’ı kendimize şahit tutarız. Öyle ki Rabbimiz Allahu Teala yüce kitabında şöyle buyurmaktadır: ‘Kitabın bir kısmına inanıp da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir’ "
Umarim laiklik konusunda kendi kelligine care bulamayanlar, bazilarina "laik olun" vaazlari vermeye devam etmezler...
*G Milat*
Yeni yorum gönder