H.Z AİŞE MASALI !!!!
hz.aişe masalı (yalanı)
Sahih olduğu kabul edilen hadislerde Peygamberimizin hz. Aişe ile 6 yaşında evlendiği ama 9 yaşında gerdeğe girdiği yazar. bu Buharide ve Müslümde ve bir kaç hadisçide yazılıdır güya bunlar 7 şahit getiren yazıcılardır. Günüzmüzde düşünün 50 yaşında bir adam 9 yaşında kızla ilişkiye girse ne olur ? Belki linç edilir ve kanunen de büyük suçtur ve gerçekten çok cezalar alır. Biz bu hadisleri inanırsak ne olur: Peygamberimizi sapık ve Allahıda bu sapıklığa izin vermiş bir yaratıcı olarak kabul etmiş olmazmıyız ?
Hz. muhammedin ölümünden 200 sene sonra yaşamış buhari ve müslim bunları nerden biliyor. peygamberimiz ise aişe 9 yaşına girdiğinde onla ilşkiye girdim diye yanındakilere bildirmişmi yani ? peygamberimiz 9 yaşında aişe ile cinsellik yaşadığını o 7 şahidemi anlatmış ? dünya üzerinde kim anlatır ben karımı küçük yaşta aldımda eh 9 yaşına gelice kızlığını bozdum diye. bu akıl almaz yalana nasıl inandığınızı ve bu hadislerin bile diyanetin sahih olarak kütüphanesinde durmasına dayanamıyorum. Bakın hz. muhammede dair resimler yok neden oysa aynı dönem yaşamış hz. alinin resimleri yokmu günümüze gelen ? hz. muhammedin ölümü ve aradan geçen 200 yılda ne olmuşta herşey gizli kalmış?? nedeni şu:
Hz musa ve hz. isaya allahlık payesi verdiler ve şu an bile hz isaya Tanrı diyen milyonlarca hristiyan var. Aynı hatalar son peygamberdede yaşanmasın ve onuda çok yüceltemesinler diye ona ait mezarıda dahil tek bir düğmesi kalmamacasına her şeyi imha ettiler. ve hz muhammedin ölümünden sonra halifeler dönemi ve 4 halifede öldürüldü ve sonra savaşlar karışıklıklar ve aradan geçen zaman herşeyi unutturdu. sonraki yüzyıl gelen insanlarda hep hz. musanın mucizeleri ve hz. isa nın insanları diriltmesinden bahsettiler. hiç anlatacak bir şey bulamayan bazı güya iyi niyetli müslümanlar. tahminlerini yazarak bir çok şey ürettiler . ama o kadar yalanlar ürettilerki. bir ara 2 milyon hadis toplatıldı ? düşünebiliyormusunuz Allahın dinine güya yardım ettiğini düşünen hadisçiler hz. muhammedi SAPIK durumuna düşürecek yalanlar söylediler. lütfen sadece KURANı yani Allahı hayatınıza sokun. Allah defalarca söylüyor. Onlar peygamberdenn başka bir şey değildi. HZ. muhammedin size şafaati falan bunlarda yalan. sebebi şuki. Kuranı okuyun orda hz. nuh ve lutun karısı kurtarılmadı ve hz nuhun oğluda kurtarılmadı ve helak oldular yani o peygamberlerin ne oğullarına ne karılarına yetecek şefaatleri yoktu. her insan kendi yaptıklarından sorumlu. iyi insansanız ve sadece Allaha yöneliyorsanız kimsenin şefaatine ihtiyacınız yok. lütfen bunları araştırın ve körü körüne yalan hadislerin peşinden gitmeyin. şunu hep sorun neden peygamber öldükten 200 sene sonra hadisler yazılmaya başlandı ? o iki asırda ne olmuştu ? yarın ahirette Allah size hesap sorarken diyecekki. demeki ben hz muhammedi 9 yaşında bir kızla cinsellik yaşayacak sapıklığa alet ettim ve ben sessiz kaldım sizin ithamlarınıza göre. yani siz o kadar ahmaksınızki bunlara inandınız diyecek. ve o yalanı uyduran o güya hadisçileri huzura getirecek ve diyecekki itiraf edin bakalım ve onlarda diyecekki bizim kötü bir amacımız yoktu sadece Allahın dinine yardımcı olsun diye bunları dine ekledik. Allahta diyecekki Allahın dinini yayması için yalancılaramı ihtiyacı vardı ve onlara cezalarını verecek ya sizler inanarak nasıl suç işlediniz sizde akıl yokmuydu demiyecekmi ? ben herkesin aklını başına almasını ve doğru olan neyse ona inanmalarını ama inanılacak tek kaynağın bozulmayan ve korunan KURAn olduğunu söylüyorum.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 8492 defa okundu

Sibel Atasoy
hz
Karılarından Aişe, Muhammed'e şöyle diyor:
-"Ma era rabbeke illa yüsariu hevake" (Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu't-Tefsir/33/7,Kitabu'n-Nikah/29;Diyanet yayınlarından Tecrid, hadis no:1721;Müslim, e's-Sahih, Kitabu'r-Rıda/49,hadis no:1464;İbn Mace Sünen, Kitabu'No:-Nikah/57, hadis No: 200; Ahmed İbn Hanbel,6/134,158)
Nedir bu sözün Türkçesi?
"Vallahi Rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (Ahmed Davudoğlu, Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi. 7/402)
"Rabbin Teala (kadınlarının değil) ancak senin arzunun tahakkuna müsaraat ediyor. (Çeviri: Kamil Miras, Diyanet Yayınlarından)
Aişe'nin sözü dilimize şöyle de çevrilebilir:
"Bakıyorum da, senin Efendi Tanrın , yalnızca senin şeyinin keyfini (hevanı) yerine getirmek için koşuyor."
Hadiste, efendi tanrının yalnızca Muhammed'in hevası için koştuğu açıkça belirtiliyor.
Heva: İnsanın arzusu, isteği. Ama buradaki herhangi bir arzu, istek değil; cinsel istektir söz konusu olan. Çünkü buradaki konu, cinsel isteğin üzerinde durulduğu bir konu. Ayrıca "heva" söylendiğinde ilkin bu kavramda kullanılır. Rağıp da, heva için : "Meylun'nefsi ile'eş-şehveti" (Bkz. Müfredat, Heva) diyor. Yani "nefsin şehvete eğilimi."
Rağıp, aynı yerde, hevanın "şehvete eğilimli olan nefsin kendisi için de söylenebileceği"ni belirtiyor.
Aişe neden böyle diyor?
Muhammed'in çok karısı var. Yaşlanmış olan Sevde Bint Zema'nın dışında hepsi genç, hepsi güzel. Ve hepsi de cinsel istekli. Adalet olsun diye, Muhammed'in bunlarla cinsel birleşmesi sıraya konmuştur. Sevde'nin dışında kimse, sırasını başkasına kaptırmak istemiyor. İşte bu böyleyken, "ayet" geliyor; durumu değiştiriyor:
Muhammed'in "heva"sı, "adalet"in önüne geçiyor:
Muhammed'in kadın seçimi, cinsel alandaki isteği, hadisteki sözcüğü ile hevası, adalete baskın geliyor ve sıra Muhammed'in isteği doğrultusunda, ayetle bozuluyor. Ahzap suresinin 51. Ayeti şu sözlerle başlıyor:
-"(Ey Muhammed!) Onlardan (yani karılarından) dilediğini geriye bırakır, dilediğini öne alabilirsin..."
Ne demek bu?
Hadis ve yorumlara göre şu demek:
-"Ey Muhammed! Artık nöbet, sıra zorunlu değil senin için. Nöbeti, sırası gelse bile, dilediğin karınla cinsel birleşmeyi erteleyebilir, ondan önce dilediğin karınla yatabilirsin."
Sözün özü: Kuran'ın tanrısı, Muhammed'in, karılarıyla olan cinsel ilişki düzenindeki işini kolaylaştırıyor. İlişkiyi sıraya koyma zorunluğunu kaldırıyor. "Hangi karınla ne zaman yatmak istersen özgürsün" diyor.
İşte bunun üzerine Aişe dayanamayıp o sözü söylüyor:
-"Görüyorum ki senin Efendi Tanrı'n, senin şeyinin keyfini ..."
Aişe, bu durumu daha sonra, Ahzap'ın 51. Ayeti gelince anladığını; 50. Ayet geldiğindeyse bunu pek anlayamadığını ve o nedenle, 50.ayette, Peygambere kendini (hem de mehirsiz olarak) verebilecek kadından söz edilince şu tepkiyi gösterdiğini belirtiyor:
-"Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe armağan etsin?" (Tecrid, hadis no:1721)
Karılar içinde ayrıcalıklı olanlar:
Muhammed, kimi karılarını daha çok severdi. Kimini de daha çok tutardı. En çok tuttuğu karılarının başında Aişe geliyordu. Ebubekir'in kızıydı, o nedenle de etkiliydi. Zaman zaman Muhammed'e kafa tutar gibi durumları bile olabiliyordu. Zeki de olduğu için, birtakım ayrıcalıklar sağlayabilmişti. Muhammed'in cinsel ilişkilerindeki sıra düzeni bozulunca, karılar içinde en çok yararlanan o olmuştu. Boşamasın diye Muhammed'in hoşnutluğunu kazanmak isteyen yaşlı ortağı Sevde Bint Zem'a'nın "gün"ünü almıştı. Başka kumaların gününde de Muhammed'le yatabilirdi. Muhammed istediğinde, kendi günüyse başkasına vermezdi. Muhammed'in canı başka kadınla yatmak istese bile vermezdi gününü, sırasını.
Aişe: "Günümü kimseye vermem"!
Aişe'nin anlattığına göre: Muhammed'e, herhangi bir karısının gününü, sırasını gözetmeksizin; dilediği karısıyla dilediği zaman yatma özgürlüğü veren "ayet", yani Ahzab suresinin 51. ayeti geldikten sonra da, Muhammed'in Aişe'nin gününde başka kadınla yatmak istediğinde Aişe'den izin alma gereği duyardı. İzin isterdi ama Aişe geri çevirirdi:
-"Eğer izin verme, vermeme yetkim varsa vermek istemiyorum. Tanrı elçisi! Bilesin ki hiçbir kimseyi sana (seninle yatmaya) yeğ tutmam."( Bkz. Buhari, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/33/7)
Hadisten anlaşıldığına göre, Aişe'nin bu karşı koyuşuna Muhammed artık ses çıkarmamış; "Ayet var. Ayet bana istediğim zaman dilediğim karımla yatma yetkisini vermiştir" dememiş ya da diyememişti.
Muhammed'in karıları arasında hizipleşme
Peygamberin karıları iki hizibe ayrılmıştı: Bir kesimde Aişe, Safiyye ve Sevde vardı. Öbür kesimdeyse Ümmü Seleme ve peygamberin öteki karıları. Müslümanlar, peygamberin Aişe'ye olan sevgisini biliyorlar; o nedenle depeygambere bir armağanda bulumak isteyen biri olduğunda armağanı sunmayı geciktirir; peygamber Aişe'nin odasına gittiğinde sunardı.
Muhammed' in Karıları: "Adalet isteriz!"
Bunu üzerine, Ümmü Seleme hizibi söylenmeye başlandı. Bu kesimde olan kadınlar gidip Ümmü Seleme ile konuştular:
-Ümmü Seleme! Peygambere söyle. Herkesle konuşsun; Peygambere kim bir armağan vermek isterse, peygamberin hangi karısının yanında bulunduğuna bakmaksızın armağanını sunmasını duyursun.
Muhammed aldırmıyor:
Ümmü Seleme, karıların dediklerini peygambere söyledi. Ama peygamber bir şey söylemedi. Karılar gelip Ümmü Seleme'ye sordular:
-Ne dedi peygamber?
-Bana bir şey demedi.
-Öyleyse bir kez daha söyle ona!
Ümmü Seleme, kendi gününde (ilişki için) geldiğinde peygambere yine söyledi. Ne var ki peygamber ona yine bir şey söylemedi. Kadınlar sorunca yine "peygamber bana bir şey söylemedi" dedi. Kadınlar da, "sana karşılık verinceye kadar söyle ona söylediklerimizi" dediler. Peygamber cinsel ilişki için dönüp geldiğinde, Ümmü Seleme ona kadınların dediklerini yine anlattı. Bu kez peygamber konuştu:
Muhammed: "Bana vahiy, yalnızca Aişe'nin gününde geliyor"!
-Aişe konusunda beni üzme! Bil ki, hiçbir kadın koynumdayken bana vahiy gelmez de, yalnızca o koynumda bulunduğu sırada bana vahiy gelir.
Bunun üzerine Ümmü Seleme şöyle dedi:
-Ey Tanrı Elçisi! Seni üzdüğüm için tanrıya sığınıp tevbe ediyorum!
Karılar, Muhammed'in kızı Fatıma'yı araya koyuyorlar:
Aynı kadınlar sonra peygamberin kızı Fatıma'ya başvurdular; onu peygambere gönderdiler. Şöyle demesini istediler:
-Karıların tanrı için senden, Ebubekir'in kızı (Aişe) konusunda (kayırmayı bırakıp) adaletli davranmanı istiyorlar.
Fatıma'nın aracılığı da bir sonuç vermiyor:
Fatıma da peygamberle konuşup kadınların dediklerini iletti. Peygamberse şöyle karşılık verdi:
-Kızcağızım (sevgili kızım)! Benim her sevdiğimi sen sevmezmisin?
Fatıma karşılık olarak:
-Evet!
Peygamber:
-Öyleyse sen de Aişe'yi sev!
49 yaşındaki adam (Muhammed), 6 yaşındaki bir çocuk (Aişe) ile evleniyor:
Yine Aişe'nin kendisinin anlattığını dile getiren bir hadis:
Bu hadisin başında, Aişe aynen şöyle diyor:
-"Peygamber benimle evlendi; ben o sırada 6 yaşındaydım."
Evet, bir yanda 49 yaşındaki Muhammed, öbür yanda 6 yaşındaki Aişe evleniyorlar. Muhammed ile evlendiği zaman Aişe'nin 6 yaşında olduğunun İslam dünyasında kabulu zorunlu. Çünkü bunu anlatan hadis, tartışmasız sağlam (sahih) kabul edilir. Bu hadisi, İslam dünyasında en sağlam olarak benimsenegelmiş olan Buhari'nin ve Müslim'in E's-Sahih’lerinde de buluyoruz.
Anlatıldığına göre evlilik gerçekleşiyor ama yine de 3 yıl kadar zifaf (yani cinsel birleşme) gerçekleşmiyor. Bu süre geçtikten sonra oluyor zifaf !
Aişe 9 yaşındayken 52 yaşındaki Muhammed ile gerdeğe giriyor:
Hadisi izleyelim. Aişe anlatıyor:
-"Ve be dokuz yaşındayken benimle gerdeğe girdi. Medine'ye göçmüştük. Haris İbn Hazrec oğullarına konuk olduk. O sırada sıtmaya yakalandım. Saçlarım döküldü. Saçlarım yeniden geldi; bölükler oluştu. Annem Ümmü Ruman bana geldi. Arkadaşlarım ile birlikte salıncakta sallanıyorduk. Annem beni çağırdı. Yanına gittim. Benden ne istediğini bilmiyordum. Elimi tutup alıp götürdü. Evin kapısına gelince durdu. Soluk soluğa kalmıştım. Sonunda soluğum biraz yatıştı. Annem, sonra biraz su alıp yüzüme başıma değdirdi. Sonra beni eve soktu. Bir de baktım ki bir takım Medineli kadınlar. Evdeler. Bana şöyle demeye başladılar:
-Hayırlı, bereketli olsun. İyi şanslar.
Annem beni bu kadınlara teslim etti. Bunlar benim saçımı başımı yıkadılar, beni güzel bir biçimde hazırladılar. Peygamberle birden karşılaşmaktan başka hiçbir şey beni korkutmamıştı. Kadınlar, beni ona teslim ettiler. Ve ben o sıralar 9 yaşındaydım."
Aişe, Muhammed'in koynuna verilmek üzere götürüldüğünde, salıncakta sallanıp oynayan bir oyun çocuğuydu. Yani Muhammed, 52 yaşında böylesine bir çocukla cinsel birleşimde bulunmuştu.
SAHİH-İ BUHARİ' DEN
Bir kız 9 yaşına geldiğinde, İslam hukukunda "şehvet konusu" oluyor:
Aişe 9 yaşındayken Muhammed'in koynuna sokulmuş olunca, İslam hukuku bundan şu sonucu çıkarıyor:" 9 yaşındaki bir kız, müştehat (şehvete konu olabilecek çağda) sayılır" diyor. Ve bu nedenle de 9 yaşındaki bir kız çocuğu ile evlenilebileceğini bildiriyor.
Aişe, Muhammed'in karısıyken büyüyecek ve 18-19 yaşına geldiğinde de Muhammed'in ölümü üzerine, kimi kumaları gibi, çok genç yaşta dul kalacaktır. Ve hiçbir erkekle evlenmemeye "mahküm" edilerek...Muhammed'in karıları, müminlerin anaları sayıldığı için...
Aişe'nin kaybolan kolyesi ve Safvan:
Muhammed, Mustalıkoğluları' na karşı gece baskını için yola çıkma hazırlığında. Yıl : Miladi 627. Bu sırada Muhammed, Aişe' yi de yanına almıştır. Aişe 9 yaşındayken Muhammed' in koynuna verildiği tarih, eğer Hicri şevval ya da zilkade 1 / Miladi mayıs ya da haziran 623 ise- 13 yaşındadır daha. Aynı gece baskınının sonucunda, tutsaklar arasında güzelliğiyle göze çarpacak ve başkasına düşmüşken alınıp Muhammed in koynuna verilecek olan Cüveyriyye' yle aynı yaşta. Devenin üzerinde kapalı bir yer ("mahmil"); Aişe de içinde. Gidilir; baskın yapılır, elde edilecekler elde edilir ve dönüş başlar. Gidiş Medine'ye doğru. Derken bir konak yerinde biraz kalınır. Gecenin bir kesimi. Bir süre sonra; kalkıp yola koyulmaya yöneliş. Tam bu sırada bir şey olur: Aişe çişi için ya da öbür işini görmek üzere birlikten ayrılır. Ayrılışını haber verse olmaz mıydı? Olurdu ama, kimseye haber vermemiş işte. Çişi ya da öbür işi olup bittikten sonra döner; ama bir terslik: Göğsünü yokladığında, kolyesini bulâmaz ve kopup düştüğünü anlar. Geri dönüp gerdanlığını aramaya koyulur. O sırada Aişe devesinin üzerindeki kapalı yerinde bulunuyor sanıldığı için herkes habersiz ve birlik uzaklaşıp gitmiştir. Aişe, kolyesini bulur; ama işte o saatlerde, yolda yapayalnız. Konaklandığı yere gelir, orada bekler. Gelsin götürsünler diye... Beklerken uyku bastırır ve uyur. Ve bu sırada: Muattal Oğlu Safvan. Arkadan gelmiş, Aişe' yi görünce de şaşırmıştır. Şaşkınlığını anlatan sözler. Onun bu sözlerine de Aişe uyanır. Safvan, Aişe' yi devesine bindirir. Yola koyuluş. En sonunda, bir konak yerinde birliğe ulaşılır. Bu sırada da dedikodular başlar... Aişe' nin kendi anlattığına göre gerçek bu. (Bkz. Buhâri, e's-Sahih, Kitabu'ş- Şehâdât/15; Kitabu'I-Meğâzî/34; Tecrîd, hadis no: 1151; Müslim, e's- Sahih, Kitabu't-Tevbe/56, hadis no: 2770.)
Olayda akla gelen sorular:
1) Aişe çişi ya da öbür türlü işi için ayrılıp giderken kimseye neden haber vermemişti? Eğer bunun nedeni, çocuk yaşta oluşu idiyse; bu yaşta oluşu biri tarafından kandırılmaya da elverişli değil miydi?
2) Aişe ayrılıp giderken o denli insan içinde nasıl olmuştu da kimse görmemişti? Gören olmuştuysa, dönüşü neden izlenmemişti? Döndüğü görülmedikçe, "dönmüş; mahmiline girmiştir!" yargısı nasıl oluşmuştu?
3) Hadiste belirtildiğine göre, Aişe'nin deve üzerindeki "hevdec"ini (mahmil) indiren, sonra yine yükleyenler ve Aişe' ye "hizmet edenler" vardı. (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.) O "hevdec", dinlenme yerinde deveden indirildiğine göre, sonra deveye yüklenirken içinde
4) Aişe var mı, yok mu diye niçin bakılmamıştı? Hizmet edenler bakabi- lirlerdi. Yine hadiste belirtildiğine göre, "hicab" yani erkeklere karşı "örtünme, perde ardına geçip saklanma" gerektiren bir ayet hükmü bulunmadığı zamanlarda, Safvan, Aişe' yi görmüştü. (Hadise, aynı kaynaklarda bkz.) Yani Safvan' la Aişe birbirlerini tanıyorlardı. Bu "tanışma", ileri ölçülerde bir "anlaşma" ya varmış olamaz mıydı?
Aişe "zina" ile suçlanıyor:
Aişe'nin Safvan' la yolda "neler yapmış olabileceği" üzerinde duruluyordu. Yoğunlaşan kuşku. Dedikodular alıp yürümüştü. Son derece yaygın bir duruma gelmişti giderek. Muhammed' in bile Aişe' ye karşı olan her zamanki tutum ve davranışında bir değişme olmuştu: Aişe diyor ki: "Medine'ye gelince ben bir ay hastalandım. Meğer o sırada, iftiracıların dedikoduları dolaşıyormuş. Hastalığımda beni işkillendiren bir şey oldu: Peygamber'den de, her hastalığımda gördüğüm ilgiyi inceliği artık göremiyordum. Yalnızca gelip selam veriyor ve 'nasılsınız?' diyordu, o kadar." (Hadis'e aynı kaynaklarda bkz.)
Aişe dedikoduları duyup öğrenince üzülmüştür. Hastalığı daha da artmıştır bunun üzerine. Muhammed'den izin alır ve babasının evine gider. Orada da, durumuna ilişkin "Tanrısal bir açıklama" bekler. (Aynı hadise bkz.)
Beklenen "vahiy" bir türlü gelmiyor:
Hadiste, bu olaya ilişkin "vahy"in "gecikmesi"nden sözediliyor. Ve Muhammed, "karı"sından, yani "Aişe"den ayrı kalışından doğan soruna çözüm için yakın çevresini topluyor. Bunların içinde Ali de vardır. Ali, görüşünü şöyle dile getiriyor:
- "Ey Tann Elçisil Tanrı dünyayı sana dar etmedi ya! Aişe'den başka da kadın var, kadın çokl" (Bkz. Aynı hadis.)
Ali, gerçeği öğrenmek için Aişe'nin cariyesi Berire'nin tanıklığına da başvurulabileceğini söylüyor Muhammed'e. Muhammed bu tanıklığa başvurdugunda, cariye, "hanımı için iyilikten başka bir şey bilmediğini" söylüyor. Muhammed sorup soruşlurduğuna göre, belli ki adamakıllı "kuşkulu". Bu "kuşku", onun Aişe'ye söyledigi yine aynı hadiste açıklanan şu sözlerden de çok açık biçimde anlaşılıyor:
Muhammed: "Aişe! Böyle bir suçun varsa tevbe et!"
- "Aişe! Senin hakkında bana şöyle şöyle dedikodular geldi (Safvan'la ilişki kurduğundan sözediliyor). Eğer bu suçu işlemedinse Tanrı seni aklayacaktır. Ama eğer işledinse bu suçundan dolayı Tanrı'ya yönel, tevbe et! Çünkü bir kul, suçunu boynuna alır ve tevbe ederse, Tanrı da onun tevbesini kabul eder." Aişe, Muhammed'in bu sözlerine, babasının ve anasının karşılık vermelerini ister. Onlar karşılık vermeyince de, Muhammed'e kendisi karşılık verip sonucu sabırla bekleyeceğini söyler.
Ve sonunda "vahiy" geliyor:
Konuşmadan sonra Aişe, yatağına dönmüştür. "Bekleme"de... Aişe, kendisinin söylediğine göre, hakkında "Kur' an ayeti" ineceğini filan beklemiyordu. "Ben kim oluyorum ki Tanrı, Kuran'da benim sorunuma ilişkin ayet indirsin!" türünden açıklaması var Aişe' nin. Yine açıklamasına göre, beklediği yalnızca, "Muhammed' in rüya görmesi" ve onun "rüyasında aklanması". Ama beklediğinin ötesinde olur gelişme: Muhammed her vahiyde olduğu gibi özel bir duruma girmiştir. Daha sonra da konuya ilişkin "vahyin geldiğini" açıklar. Aişe' ye anası, kalkıp Muhammed' e "teşekkür" etmesini söyler. Ama Aişe bunu yapmaz; vahyi gönderen "Tanrı" olduğuna göre, Muhammed' e değil; O' na teşekkür etmesi gerektiğini belirtir. (Bkz. Aynı hadis.)
Aişe'nin "zina" etmediğine ilişkin "18 ayet" birden iniyor:
Onca (hadise göre bir ay) gecikmeden sonra "vahy" gelmiştir. Hem de kimine göre "10 ayet", kimine göreyse "18 ayet" birden... (Bkz. Nûr, ayet: 11-20. Buna göre toplam: 10 ayet. Ama tefsirlerde toplam: 18 ayet olduğu belirtilir. Bkz. Nesefi, Tefsir, 3/134; F.Râzî, e't-Tefsiru'l-Kebîr, 23/173.) Bu ayetler, birinci ve ikinci orijinalleri yakıldığı için Muhammed dönemindeki biçimini tam olarak bilemediğimiz (bunun için daha sonraki yazılara bkz.) Kur'an' ın bugünkünde, Nur Suresinde yer alıyor. Bu ayetlerde, "zinayı" kanıtlamak için "dört tanık göstermek gerektiği", bu gösterilmediği zaman iftira olacağı açıklandıktan (bkz. Nur, ayet: 13) sonra, ad vermeden "iftira edenler" çok ağır biçimde kınanıyor.
İşte âyetlerden bir kesim (Diyanet'in resmi çevirisiyle):
- "Muhammed' in eşine o yalanı uyduranlar, içinizden bir gürûhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın. O, sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine, kazandığı günâh karşılığı, cezâ vardır. İçlerinden elebaşılık yapana ise, büyük azâb vardır. Onu işittiğiniz zaman; erkek, kadın mü'minlerin, kendiliklerinden hüsn-ü zanda bulu- nup da: 'Bu apaçık bir iftiradır!' demeleri gerekmez miydi? Dört şahid getirmeleri gerekmez miydi? Işte bunlar, şâhid getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır. Allah'ın dünyâ ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba uğrardınız. Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz. Oysa Allah katında önemi büyüktü. Onu işittiğinizde: 'Bu konuda konuşmamız yakışık almaz. Hâşâ, bu, büyük bir iftiradır.' demeniz gerekmez miydi?" (Nûr, ayet: 11-16.) .
Yine sorular:
1- 12. ve 13. ayetlerde, Aişe konusunda söylentiler çıktığında bu söylentileri duyanlar, "Bu, apaçık bir iftiradır. Bu, büyük bir iftiradır." demedikleri için kınanıyorlar. Ayetlerin bu kınaması, Muhammed' in yakın çevresini, hatta kendisini de içine almıyor mu? Çünkü onlar da "açık bir iftira, büyük bir iftira" olduğu kanısını taşımıyorlardı:
- Ali'yi ele alalım. Böyle bir kanıyı taşımadığı için, Muhammed'e Aişe'yi boşamayı önerdiği anlamına gelen sözler bile söylemişti.
- Muhammed'in kendisini ele alalım: Böyle bir kanıyı (iftira olduğu kanısını) taşımadığı içindir ki, Aişe'ye, eğer ileri sürüldüğü gibi bir suç işlediyse, bundan dolayı "Tevbe" etmesini önermişti.
2- Ayrıca, kimsenin elinde herhangi bir kanıt bulunmadan, "iftira" olduğu konusunda kesin bir yargıya varması nasıl beklenebilir? Kuşkusuz "kanıt" bulunmadığı için "zina" suçunun işlendiğine de yargıda bulunulamaz. Ama tersine bir kanıya varmadılar ve "iftiradır" hem de "apaçık bir iftiradır, büyük bir iftiradır" demediler diye insanlar nasıl kınanabiliyor?
3- Ayetlerden ve kimi "rivayetlerden" anlaşıldığına göre: Aişe konusunda dedikoduları yayanlar, yalnızca "münâfıklar" da değildi:
- 14. ayeti ele alalım: "Allah'ın dünya ve âhirette size lutuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü, büyük bir azaba ugrardınız." deniyor. Demek ki, "o kötü sözü yayanlar" için Tanrı' nın "dünyada ve âhirette lutuf ve merhameti" olmuştur. Bu durumda olanlarsa, "Tanrı katında kâfir" sayılan "münâfıklar" olamazlar. Yani bunlar, "münâfıkların" dışındaki müslümanlardır. .
- 11. ayette sözü edilen "elebaşi'nın kim olabileceği üzerinde durulurken, kimi rivayette bu kimsenin "münâfıkların başı Abdullah Ibn Übey" olduğunu ileri sürerken, kimileri de buradaki anlatımın kapsamı içine, Muhammed'in ünlü şairi Hassan Ibn Sâbit gibi önemli kişilerin de girdiğinden söz ediyor. (Bkz. Taberî, Camiu'l-Beyan, 18/69-70; F.Râzî, 23/174; Tefsiru'n-Nesefî, 3/134.)
Bunlara ne demeli?
4- Tanrı "vahiyle" açıklama yapacaktı da, bu açıklamayı daha önce, yani dedikodular oluşup yayılmadan niçin yapmadı? Neden "bir ay" bekledi de, başta "peygamber"i ve sevgili karısı olmak üzere herkesi üzdü? Gelişmeler neden böyle olmuştur?
5- Bir "zinanın" kanıtlanması için "dört tanık" istemek, gerçekçi bir yaklaşım mıdır?
Hadiste belirtildiğine göre: Aclanoğulları'nın ileri gelenlerinden Medineli Asım Ibn Adyy in ve aynı kabileden Uveymir'in "Peygamber"den bir sorulan olur:
- Bir adam, karısını bir adamla zina ederken bulsa ne yapmalı? Karısının tam karnı üzerinde bulsa? Eğer gidip dört erkek tanık bul- maya yönelirse, zina eden adam işini bitirip gidecektir!!! Dört tanık mı aramalı, yoksa..? (Hadisi ve soruyu çeşitli biçimiyle görmek için bkz. F.Râzî, 23/164; Buhâri, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/24/1; Tecrîd, hadis no: 1716; Ebu Dâvüd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, hadis no: 1716; Ebu Dâvûd, Sünen, Kitabu't-Talâk/27, no: 2245.)
Bu soru, "zina" için "dört tanık" isteniyor olmasından kaynaklanmıyor mu?
cevap
Ya. baba ben neler yazdım sen ne diyorsun ben hadislerin uydurma rivayetler olduğunu söylüyorum oysa sen o yalan yanlış hadisleri bana kaynak olarak gösteriyorsun.. Bir yazıyı yazarken acaba bu güne kadar yazılanlar doğrumu diye kendinize sordunuzmu ? ya yalan hadislerle kafam doldu diye kendine itirafta bulunabildinmi * sanmıyorum çünki hadislerin uydurulduğunu iddia eden birine yine o yalan hadisleri kaynak alarak yanıt veriyorsun.
hz. aişe demekki hz. muhammete senin tanrın senin şeyini demiş hı....
ne kadar komik olduğunuzu bence düşünün.
Allah tan korkan ve allah için ölümü göze alan insanlar
hakkındada Allah karşı gelmiş gibi yazarak iftira atmayın.
Bildiğiniz ve akıl ve mantık kabul edecek belgelerle ve kuranla (bozulmamış) bir kitapla çıkın karşımıza bence.
yüzlerce yıl evvel geri kalmış bir toplumda çıkarları ve menfaatleri için yalan lar yazmış ve eklemiş insanları bana kaynak getirmeyin rica edeceğim. saygılarla.
Sevgili metafizik
Sizin kuran'ı okuduğunuz konusunda derin kaygılar içeriyorum.
Eğer kuranı okumuş olsaydınız, Allah'ın kitabında yaşı küçük kızlarla evlenilebileceğini belirten ayetleri görürdünüz. Burada da böyle insanları ahmaklıkla suçlarken, ahmak konumuna düşmekten kurtulurdunuz.
Allah'ın izin verdiklerine karşı çıkarak kendinizi Allah yerine koyup şirk mi koşuyorsunuz? Siz O'ndan daha mı iyi biliyorsunuz?
xenix
İşin acı tarafı aslında
İşin acı tarafı aslında bu konuda yapılan itirazların anca bizim ülkemizden çıkması,
Zira Arapların bu küçük yaş hadisesiyle ilgili hiç bir derdi yok,gayet olağan geliyor onlara,ama bizim sümüklüler yakıştıramıyorlar bir türlü kendilerine ondan mütevellit habire aklamaya debeleniyorlar Muhammedi,
Arapların islamını da beğenmiyor adamlar,sanki şu kitabı doğru anlayan bir bizmişiz adamlar ana dillerinde olmasına ve bize nazaran daha içli dışlı olmalarına rağmen anlamıyorlarmış gibi saçma sapan kıvırmalara meylediyorlar,
Habis kültürün zavallıcıkları,hiç düşünmez misiniz neden açıkları kapamak,olmadık kıvırmalarla rezil olmak zorunda kalmak sebebinizi?
Bir de Türk olmayı müslüman olma şartına bağlamak vardı,neremizle gülsek ki,
Sokun artık kafanıza,Türk olduğunuz için Ayşenin yaşı batıyor size,Türk olduğunuz için Arapların islamı sizi çileden çıkarıyor,sizin kültürünüze ters çünkü,acaip itici geliyor,kendi fevri ve mesnetsiz inancınıza "islam" diyecek ama ilk elden içinde doğup hayatının her döneminde onunla yaşayanlarınkini beğenmeyecek,kulp takacak kadar hem de,
Ne Arap olabiliyorsunuz ne de Türk,olmasanız da fark etmez zaten,bunlar aslında sadece etiket,ama arada derede "insan olabilme" şansınızı da yitirmeyin,ne bu din ne de o kitap size bu yolu gösteremez,
Sadece siz yapabilirsiniz içinizde varsa eğer...
hz
Hz Muhammedin Hz Ayşe ile kaç yaşında evlendiği kaç yaşında birlikte olduğunu olmamış gibi düşünen sizsiniz. Tüm hadisleri yok saysanızda bu değişmez.
Anladığım kadarıyla siz kendi düşünceniz dışında islamın hiç bir yorumuna katılmıyorsunuz.
misafir bu çişli, karili
misafir bu çişli, karili vb. çok nezih ve bilimsel makalenin yazari kim acaba? Utandigi için mi adini yazmamiş bu mösyö ?
Tanriya neden vahyi geç gönderdin diye sitem ediyor! Olur bir daha ki sefer ona sorar ne zaman vahiy gonderecegini :))
aynen yukarda yazdığımı
aynen yukarda yazdığımı tekrarlıyorum. yaşı küçük kızlara izin verildiğinmi söyleyen ayeti buraya yazarak neden belge göstermediniz. çünki yok... bence Kuranı okumadan hadislerle kafanız yeteri kadar dolmuş. lütfen rica ediyorum buna cevap olarak kurandan belge ve ayet gösteriniz
"aynen yukarda yazdığımı
Buna örnek bir ayet var;
Talak 4: Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki- |üç aydır. Hamile kadınların bekleme-süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir.
Biri bana henüz adet görmemiş yaştaki kızların olası yaş grubunun kaç olabileceğini izah edebilir mi?
Bu ayette bu kızlarla evlenilmez diyor mu yoksa evlenilmesinde bir beis görmediği ve iddet sorunununda orataya çıkan başka bir problemin telafisinden mi bahsediliyor,
Hadi biraz dürüst olun,deneyin,o kadar da zor olamaz...
Ben yazayım
"ilk adet görme (Menarş) kız çocuklarının puberte gelişimi sırasında üreme çağına geçişin bir işareti olarak kabul edilir. İlk adete menarş da denmektedir. Menarş yaşı kız çocuğunun genetik yapısı, beslenme ve sosyokültürel yapısı ile ilişkilidir. Ortalama olarak 9 ile 16 yaş arasında olabilir. Menarş yaşı coğrafik bölge ile de ilgilidir."
Bu durumda henüz adet görmemiş yaş grubu 9 dan küçük olabiliyor.
Ayette ise "boşanma hukuku" yapıldığına göre, elbette evlenilebileceğine de onay verilmiş oluyor.
xenix
birde ben yazayim
"..adet-ten kesilen kadinlarinizin
-iddet bekleme sürelerinde kuskuya düserseniz
-onlarin iddet-leri üc aydir
-hic adet görmemis kadinlarin süreleri de böyledir
-gebe olan kadinlarin süreleri ise yüklerini birakmalarina kadardir.."(talak/4)
bu ayet-te bahsedilen
önce adetten kesilen kadinin belki hamile olabilecegi kuskusuyla üc ay beklenmesini istiyor bir baskasi ile evlenebilmesi icin..(yeni teknolojik imkanlar sayesinde bu süreye ihtiyac olmayabilir)
adet
görmeyen kadin da aynen onun gibidir
dikkat edin burada YASTAN bahsediliyor mu ?
demek ki
bu ayette hic adet görmemis kadin sözünden daha
kücük yastaki bir kizin da evlenilebilecegini cikarmak aklin ve mantigin ötesinde bir sey..
"..bosanmis kadinlarin kendi baslarina üc adet ve temizlenme süresi beklerler
-eger Allah´a ve ahiret gününe inanmakta iseler
-Allah´in onlarin rahimlerinde yarattigini saklamalari kendilerine helal olmaz..(bakara/228)
simdi soruyorum
yukaridaki iki ayetten cocuk yastaki bir kizin
yani daha adet görme yasina bile gelmeyen bir kizin evlenebilecegini nasil anladiniz ?
"..yetim-leri
-NIKAH CAGINA gelmelerine kadar gözetleyip deneyin
-o zaman onlarda icinize sinecek bir OLGUNLUK ve ERGINLIK görürseniz
-mallarini onlara geri verin
-büyüyecekler diye bu mallari tez elden sacip savurarak yemeyin..
-zengin olan
-iffetli davransin
-fakir olan ise örfün gerekli kildigi oranda yesin
-mallarini kendilerine teslim ettiginiz zaman yanlarinda taniklar bulundurun..(nisa/6)
bu
ayet-te gecen sözlere lütfen dikkat edin..
ayet NIKAH CAGINA gelmeleri sözünü acikca kullaniyor ve aciklik getiriyor..
demek ki
bir NIKAH CAGI var..
öyle iddia edildigi gibi KÜCÜK YASTAN bahseden ise asla yok..
Qur´an
NIKAH CAGINI da nasil anlayabilecegimizi su sözlerle acikliyor;
-O zaman onlarda icinize sinecek bir OLGUNLUK ve ERGINLIK görürseniz.."
(Muhammed kendi döneminde cagimizin kurallarini anlatmis ilginc degil mi?)
yani
aile reisi size emanet edilen YETIM-ler de
yada kendi EVLAT-larinda OLGUNLUK ve ERGENLIK görecektir yoksa asla evlenmelerine müsaade edemez..
iste Qur´an iste acik secik ayet-leri..
Allah acikca söylemedigi hicbir seyden kullarini sorumlu tutmaz..
slm.
yahu ebubekir yazmayayım dedim ama
yukarıda ebubekir bir ayet yazıp açıklamasında aynen şöyle demiş:
"demek ki
bu ayette hic adet görmemis kadin sözünden daha
kücük yastaki bir kizin da evlenilebilecegini cikarmak aklin ve mantigin ötesinde bir sey.."
yahu "hiç adet görmemiş kadın" sözünden küçük yaştaki kız çocuklarından bahsedildiğini anlamamak aklın ve mantığın ötesinde asıl...
sen ne anlıyorsunki bu söz diziminden...
hadi güzel türkçemize bakalım biraz, inceleyelim bu söz dizimini...
"hiç adet görmemiş kadın"
yani neymiş;
hiç adet görmemişmiş...
yani demek neymiş;
adet görme yaşına gelmemiş demekmiş.
üstelik söz konusu ayette diyorsunki;
"hiç adet görmemiş kadınlarda da bu böyledir".
ki bu boşanma ile ilgili bir mevzu...
evlenmeyi geçtik boşanıyorlar alooooo....
Muhammed, Safiyye ile
Muhammed, Safiyye ile evlenirken bu bekleme süresine uymuş mudur?
Belki
Belki evlenme yaşının gecikmesi, bizim yaşadığımız döneminde ki toplumların handikapıdır. Doğru olan küçük yaşta evlenmektir. Neden Kuranı o şekilde yorumlamıyorsunuz. Belki sizin karşı çıktığınız yorumlar yanlış. Daha doğrusu öğrendiğiniz (geç yaşta evlenilmeli) şeyler yanlış. Olamaz mı?
Kurana karşı çıkmak yerine, kendi ahlaksal yargılarımızı gözden geçirsek...
xenix
xenix
fazla düşünmek iyi gelmiyor galiba.olur mu öyle şey küçük yaşta evliliğin yaratacağı sorunlar ahlaki olmaktan öte bilimsel değildir.Kız ÇOÇUĞU dokuz yaşında adet olmaya başlayabilir ,ama adet görünce ÇOÇUKLUKTAN çıkmış mı oluyor.Bence ÇOÇUK kavramını düşünmeniz gerekiyor.
Evet var böyle örnekler ,peki sonuç ne ,çoçuğuyla beraber büyüyen ÇOÇUKLAR.
MoRGaNa
yazdi;
"...yani neymiş;
hiç adet görmemişmiş...
yani demek neymiş;
adet görme yaşına gelmemiş demekmiş.."gercekten öylemi?
yoksa söylede olabilirmi örnegin;
hormon bozuklugundan ADET görmeyebilir..
dogurganligi da yoktur ama evlenmeye engel degildir..
ne dersin ?
slm.
12 yaşındaki kız 80'lik adamı boşamadı
Suudi Arabistan'da babası tarafından zorla 80'lik bir adamla evlendirilen 12 yaşındaki kız çocuğu boşanmaktan vazgeçerek herkesi şaşırttı.
Okaz gazetesi, çocuk haklarını savunan dernek ve eylemcilerden destek görmesine rağmen küçük kızın annesiyle birlikte gittiği Riyad'ın kuzeyindeki mahkemeden boşanma dilekçesini geri çektiğini belirtirken, El Riyad gazetesi de, kızın sadece okula gitmeye devam etmeyi talep ettiğini yazdı.
Küçük kızın avukatı Salah El Dabibi de, dilekçenin geri çekilmesinden "tiksinti duyduğunu" belirttiği açıklamasında, kızın annesinin çocuğa baskı yapmış olabileceğinden söz etti.
Boşanmış kadınların savunmasını üstlenen bir derneği yöneten Prenses Serra Bint Mesaid Bin Abdülaziz, Kral Abdullah'tan çocukların evlendirilmesini yasaklaması konusunda girişimde bulunmasını istedi.
El Riyad gazetesi, küçük kızın ocak ayında kendisi ve annesinin karşı çıkmasına rağmen 68 yaş büyük bir yetişkinle evlendirildiğini, bu evliliğin kızın annesinden ayrı yaşayan babası tarafından yaklaşık 23 bin dolarlık başlık parası karşılığında yapıldığını yazmıştı.
AA
bu tartışmanın bugün
bu tartışmanın bugün için bir anlamı yok.Bu günün şartlarında bu kabul edilebilir birşey değildir.
Ama ortalama yaşın 30 olduğu taş devrine gidersek belki anlamlı olabilir.
Merak ettiğim bir şey var muhammed devrinde ortalama yaş ömrü kaçtı.
ebubekir
insan bazen doğru bildiği şeye fazlasıyla sarılır.
kendinle çelişmektense dünyayla çelişmeyi tercih edersin.
ve doğrularınla ilgili sonuna kadar savaşım verirsin.
sana bu açıdan baktığımda anlayabiliyorum.
ama hepsi bu..
benim öyle sıkı sıkıya sarıldığım doğrularım ve değerlerim yok malesef.
bugün beni ikna edersen seni de onaylayabilirim mesela...
ama sende de takılmam devam ederim.
sanırım sen bütün bunların ne anlama geldiğini teorik olarak algılayabilirsin en fazla.
dert değil :)
bu açıklamadan sonra yukarıda bana kendince oturttuğun lafı kaldıralım da sen de altında kalma...
demişsinki;
"hormon bozuklugundan ADET görmeyebilir..
dogurganligi da yoktur ama evlenmeye engel degildir.."
diyorumki;
zaten tartışılan konu boşanmadaki bekleme süresiyle ilgiliydi.
bekleme süresi de sadece hamile olup olmadığının anlaşılmasıyla ilgiliydi.
söz konusu regl olmamış çocukların da 3 ay beklemesinin sebebi bu...
birinin seni becermesi hormon bozukluğunu tedavi etmez en fazla hamile bırakabilir.
söylenen de bu.
nerden bakarsan bak.
Hem abartmayın
Hem abartmayın canım. Bakın 16 yaşında da menarş olabiliyormuş kızlar. Ne yapsın yani o yaşına kadar bekar mı kalsın?
Gençliğini oyun parklarında mı geçirsin. Hem Allah'tan iyi mi bileceksiniz?
xenix
ikna ?
Sn.MoRGaNa,
"..bugün beni ikna edersen seni de onaylayabilirim mesela..."
ilk önce su tespiti yapalim,
kimseyi ikna etmek gibi bir derdim yok ve hic bir vakit olmadi..
mevzu
ikna meselesi de degildir zaten aksine Qur´an´i dogru okuma ve anlama noktasinda gayret göstermektir..
paylasimdan kasit "öküz altinda buzagi" aramak degilse sorunda yok anlayan anlar anlamayan da neyi anlamak istiyorsa onu anlar sonucta ekilen bicilecek yapacak birsey yok..
örnegin
sonsuz arkadasin astigi yazi;
"..12 yaşındaki kız 80'lik adamı boşamadı.." simdi bu yazinin konumuzla ne ligisi var ? yada islam ile ne alakasi var ?
adam
kendi örfünü/gelenegini velevki islam diye savunmaya kalksa bile bizim bunu kabul etmemiz yada islam aleyhine
kullanmamiz mi gerekir ?
sürekli
Avrupa pratik uygulamalarinda müslüman,ülkemiz dahil islam dünyasi ise pratik uygulamalarinda gayri müslim´dir anlaminda yazi yazdim ama olmuyor celiski arayan celiski buluyor
öküz altinda buzagi arayanlar gibi..
Qur´an´in resit olmayan kücük kizlarla evlenebilecegini iddia edip bu konuyu islam aleyhine kullanmak istiyenlere;
hayir öyle birsey yok diyorum ama onlar hala NAAYIR diyor !?
NIKAH icin
OLGUNLUK cagi
ERGINLIK cagi var
KÜCÜK YASTAN bahsedilmiyor diyorum onlar halen NAAYIR diyor..
Ee !?
isaret bekleyene isaret yok
celiski arayana da celiskiden baska bir sey yok..
öyleyse anlatmaya devam..
slm.
Suudi Arabistan
Suudi Arabistan başmüftüsü, küçük yaştaki kızların evlenebileceğine dair fetva verdi.
El Hayat gazetesinin haberine göre, başmüftü Şeyh Abdül-Aziz bin Baz, 10 yaşındaki kızların evlenebileceğini ve bunun çok erken bir yaş olduğunu düşünenlerin kızlara haksızlık yaptığını söyledi.
Bir konferansta konuşan başmüftü, kadınların 25 yaşından önce evlenmemesi gerektiğini söyleyenlerin de yanlış yolda olduklarını ifade etti.
Ülkedeki insan hakları savunucuları, kızların küçük yaşta evlendirilmelerinin engellenmesi yönünde çaba gösteriyor ve hükümete evlilik için yaş sınırı belirlemesi yönünde baskı yapıyor.
Devlet kontrolündeki Ulusal İnsan Hakları Komisyonu, dün yaptığı açıklamada, kızların küçük yaşta evlendirilmelerini kınamıştı.
10.yasindaki.kizlar.evlenebilir.fetvasi
Bu daha bir şey değil bir de şu videoyu izleyin,bunlar hep kuranı anlamayanlar değil mi?
Bir yaşındaki bir kızla bile evlenebilir..
İslam`da istenilen yaşta evlilik sözleşmesi yapılabileceğini söyleyen Suudi yetkili, "Hz. Muhammed eşini 6 yaşındayken nikâhına aldı. 9 yaşında cinsel ilişkiye girdi" dedi..
Özellikle Müslüman ülkelerde çocuk yaşta kızların aileleri tarafından evlendirilmesi ilginç bir tartışma başlattı. Lübnan`da yayın yapan LBC televizyonuna konuşan Suudi Arabistan`ın evlilik işleri dairesinde görevli Ahmad Al-Mu`bi`nin Hz.Muhammed`in yaşamını örnek göstererek söylediği "Peygamberimizi model almalıyız. Hz. Ayşe ile 6 yaşında evlendi. 9 yaşında cinsel ilişkiye girdi. Evliliğe giriş için yaş sınırı yok. 1 yaşındaki bir kızla bile evlilik sözleşmesi yapabilirsiniz. 9, 8, 7 diye belirtilen bir yaş sınırı İslam`da yok" sözleri şok etkisi yarattı. Al Mu`bi "Evliliğin iki aşamalı tanımlanabileceğini söyleyerek "Biri evlilik sözleşmesi yaptığın, ikincisi de cinsel ilişkiye girdiğin zamandır" dedi.
`CİNSEL İLİŞKİ 8-13 YAŞ`
Bazı ülkelerin cinsel ilişki yaşını yasal düzenlemelerle 18 olarak belirlediğini söyleyen Suudi yetkili, "Ama Yemen`de 8 ile 13 arasında değişiyor" dedi. 19 Haziran`da yayınlanan programın sunucusunun "Peki İslam`a göre uygun olan yaş nedir" sorusuna ise " Eğer koruyucu olan baba ise iki tip koruyuculuk vardır. Baba kızını onu koruyabilecek kişiyle evlendirirse bu her durumda geçerli bir uygulamadır. Baba ihtiyaçları ya da eşini kaybetmesi durumunda bakımını üstlenemediği kızlarını başka bir erkeğin korumasını uygun görür" cevabını verdi. Bu sözler dini çevrelerde farklı tepkilere yol açtı.
http://www.tumgazeteler.com/?a=3835961
insanların hatasını tanrıya mal edenlere sözüm
TAnrının yaptığı yanlışlarmı ?
İnsanların uydurma rivayetlere uyupta nefsine uyanların yanlışımı bu ?
Tanrı neden o zaman hz. Ademe tek eş olan HAVVAYI yaratmıştır ?
neden ademe 4 eş yaratmamış çoğalsın ve dünyaya yayılsın diye ?
Hikmetinden sual olunmaz
Bu soruyu Muhammed'e sor bakalım bir de. O ne derdi acaba?
(Eklerdin bir de "sen nefsine uyup yanlış yapıyosun sayın peygamber" şeklinde.)
xenix
lilith
yaratılış öyküsü olarak adem ve havva ele alınır hep.
herkes kendine en yakın gördüğü efaneye_teoriye tutunur ve bu böyle sürer gider.
oysa bahsettiğiniz öyküde bir de lilith efsanesi var.
onu da es geçmeyin.
iftira yok
Allahın gönderdiği peygambere dil uzatma bence dostum başka yerlerden kanıt getir.
çünki ikimizde peygamberin yanında değildik.
Ama kanıt olarak Kuran yeter bence o bozulmamış ve korunmuş
bir kitaptır.
Allah olayın içinde iken peygamberine sapıklıkmı yaptıracak yada izin verecek sence ?
İftira mı
Çok eşliliği yanlış olarak gören sensin. Bu işlerin sencesi bencesi yoktur. Bakınız ne diyor kuran.
Nisa (3) Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur.
Tek eşlilik mi? Pardon... Hangi dinden bahsediyordunuz.
xenix
bakış açınızı değiştirin
14 asır öncesinemi gittin
yada empati yapabiliyormusun ?
iş sahası olmayan o kadınlar ne yapacaktı ?
ey erkekler istediğiniz zaman çok eş alabilirmisiniz
diyemi seslenmiş Tanrı.
bir takım şartların oluşmasımı gerek yoksa
Dünya savaşlarında hristiyan kadınlardan
kaç tanesi fuhuş yaparak geçimini sağladı yada
kaç kişi intihar etti araştırdınmı yoksa ?
*
ya geçinmek için hırsızlık yapanlar ?
her şeye cinsel bakış açısıylamı bakarsınız ?
O zaman
Kuran yerel ve bölgesel bir kitaptır. Evrensel değildir mi diyorsunuz? Neden kurandan kanıt istiyorsunuz o halde söylediklerini geçersiz bulacaksanız?
Nisa 3 ayeti "o zamana ait evrensel olmayan" bir ayet midir?
xenix
YETİMLER HAKKINDA
Ali Bulaç 3- Eğer yetim (kız)lar konusunda adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, bu durumda, (onlarla değil) size helal olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın. Şayet adaleti sağlayamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir (eş) ya da sağ ellerinizin malik olduğu (cariye) ile (yetinin). Bu sapmamanıza daha yakındır.
Diyanet Vakfı 3. Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.
Edip Yüksel 4:3 Yetimler hakkında adaletli davranamamaktan korkuyorsanız uygun gördüğünüz kadınlarla ikişer, üçer, dörder evlenebilirsiniz. Onlara eşit davranamamaktan korkuyorsanız bir taneyle veya yeminlerinizin/anlaşmalarınızın hak sahibi oldukları ile2 yetinin. Sapmamanız için en uygunu budur.3
Elmalılı Hamdi Yazır 3-Eğer yetimlerin haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız, size helal edilen kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın ve eğer bu takdirde adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız, o zaman bir kadın ile veya sahibi bulunduğunuz cariye ile yetinin. Bu, azmamanız, haksızlık yapmamanız için daha elverişlidir.
Süleyman Ateş 3. Şayet öksüz(kızlarla evlendiğiniz takdirde on)lar hakkında adaleti yerine getiremeyeceğinizden korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. O(kadı)nlar arasında da adalet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane alın; yahut ellerinizin altında bulunan(cariye)lerle yetinin. Cevr (ve haksızlık) etmemeniz için en uygun olan budur.
Yaşar Nuri Öztürk 3 Yetimler konusunda adaleti koruyamayacağınızdan korkarsanız, sizin için temiz kılınan kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikâhlayın. Eğer bu durumda adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız, bir tek kadınla yahut yeminlerinizin/sağ ellerinizin sahip olduklarıyla yetinin. İşte bu, haksızlığa sapmamanız için en uygun yoldur.
Bakın değişik yorumculkarın mellerini aldım burayaki
hepsi yetimler hakkında diyor ve böyle başlıyor.
şimdi çevrenizdeki çok eşlilere bakarmısınız.
yetimmi almışlar.
geçen haftalarda bir gazeteci iki eşiyle star tv ye gelmişti
eğer izleyenniniz varsa. ama kayınpederlerini ve kaynanalarını
methettiğine göre eşlerinden (kendi deyimiyle eşi) hiç biri
yetim yada dul değilmiş.
ve bu ayeti yani nisa suresi 3. ayetini bahane gösteriyor.
allah sormazmı ona. eşlerin yetimmiydi diye ?
:))
Bir şey diyemiyorum artık.
xenix
empati yapın
Ayet açıkça : yetimleri kalmış dul kadınlar hakkında demiyormu sizce ?
empati yapmadığınıza eminim.
14 asır eveline gidin ve kadın olun 3-5 çocuğunuz olsun ve kocanız savaşta ölmüş olsun
acaba ne yapardınız merak ediyorum.
düşünemediğinize göre yaşamakta istemiyeceğiniz kesin.
ya ben anlamıyorum yetimi
ya ben anlamıyorum yetimi al iyi güzel de
bakımını üstlen,
eğitimini-görgüsünü (zamanı içinde ne ise)üstlen,
iyi huylu bir başka bekar erkekle evlendir vakti gelince ve mümkünse yetim sana "baba" desin.
yani bu kadarına pes. dul
yani bu kadarına pes. dul ayrı yetim ayrı eğer yorumsa benim yorumum da şu:
yetimleri olan dul kadını alın dul kadını da yetimlerini de helal kılmışlar sanırım size.
Demiyor
Nerde geçiyor yetimleri olan dul kadın diye?
Ayet şunu anlatıyor. Eğer bir kız çocuğunu alıp büyütmüşsen, (kızın bellemişsen) onunla evlenmek yerine (hani olur ya canın çeker falan) onun yerine ikişer, üçer, dörder helal kadınlardan al diyor.
Sn meta. Okuduğunu anlayabiliyor musun?
xenix
valla hakkaten son noktayı
valla hakkaten son noktayı koydu :)
bence sen sus xenix...
bunun üstüne laf söylenmez şimdi :))))
ama benim bir sorum olacak.
şimdi hani bir kaç eş, hatta cariyeler söz konusu ya...
yani aslında yanlış sayıya takılıyoruz.
resmisi 4 arkadaşlar.
cariyeler için sayı belirtilmiyor.
neyse....
eşlerden biri delirir de diğerlerini parça pinçik ederse bunun yaptırımı nedir?
ayrıca kadınlar yüzlerce
ayrıca kadınlar yüzlerce yıldır değişik sebeple dul kalırlar ve bu onların zavallı, bir erkeğin korumasına muhtaç olduklarını göstermez. Kadın onurlu ve güçlü bir varlıktır tarlaya gider, ticaretle uğraşır, vardiyalarda çalışır, camları siler, memur olur, yönetici olur...vs. çölde de okyanusta da bir kadın eğer gerçekten istiyorsa çocuğuna da bakar kendisine de..aksi; sizin kadını zavallı ve meta gösterme çabanızdır.
Mikrofonu kapmışken;))
doğru bir laf
"14 asır eveline gidin "
kimse 15 asır evvelini düşünmüyor, düşünmek istemiyor neden?
Kitap durup dururken inmez.
Allah, hadi bugün canım sıkıldı şunlara bir din göndereyim demez;)
O günkü şartlar çok kötüydü arkadaşlar çok kötü.. şartlara göre algılama ve yargılama yapalım lütfen.
Kendinizi muhammedin yerine koyun da düşünün, neyi nasıl hallediyordunuz?
Kör cahil birisinin oturup da, bunları bir yerlerinden nasıl uydurabileceğini bir düşünün.
Tamam, inanmıyor olabilirsiniz, allah ta mallah da yok. eyvallah! tamam ama;
sosyal iyileştirme yönündede mi hiç çaba yok?
asamali cözüm
dikkat edin
cok eslilik
kölelik
kadin esirler(cariye)
icki
zina
(vs.)
ile ilgili ayetler O toplumda var olan ilkel uygulamalari asamali bir bicimde zamana yayarak islah etmeyi hedeflenmistir..
birden
cözülmesi mümkün olmayan sosyal sorunlarin zamana yayilarak asama asama cözüme kavusturulmasi günümüzde dahi uygulanan yöntemlerden biridir..
zaten
dünyanin neredeyse tüm medeni hukuk mahkemelerinde uygulanmaya calisilan bundan baska bir sey midir ?
slm.
Sn. Statik, Nesi
Sn. Statik, Nesi kötüymüş o devirde dünyanın? Neyi düzeltmiş tanrı?
Tek bildiğimiz, Arap aleminin gasplarla keyfi düzelmiş evet... EE başkaca?
dünya tarihinin
tamamına bakmak lazım. Sadece arap dünyasına bakmak bizi yanıltır.
Kim nerede? ne yapıyordu? bunları, tarih sayfalarına bakarak çıkarmak lazım.
Tarih sahnesinde dünya, bu
Tarih sahnesinde dünya, bu durumunu dinlere mi borçludur?
Bazıları:
-Atilla'nın veya İskender'in genç yaşta ölümü...
-Türk kentleri Buhara, Semerkant ve Horasan'ın yezid ordularınca fethi ve kıyımı...
-Gedik Ahmet paşanın Otranto'yu fethi olayı...(Venedik yükseliyor, İtalya Osmanlı vesayetine girmiyor ve rönesans başlıyor)
-Başarısız Viyana seferleri...
-Hanibal'ın başarısızlığı...
-Pers'lerin başarısızlığı...
-Amerika'nın keşfi...
-İstanbul'un alınması... (II. Mehmet yeni roma imparatoru oluyor.)
-İnka, Mayaların yokedilmesi ve gasp edilen altınların yeni dünya'dan avrupaya getirilişi... Yahudilerinn İspanya'dan sürülmesi ve Kraliçe Elizabeth'in bu altınları ilk defa kapitalizm'in emrine sunması...
-Hitler...(Makinaların gücü)
-Patates ekimi... (ingiliz emperyalizmi)
-Barbaros'un Akdeniz sultası...(Avrupa yeni altın yolu arıyor)
-Fransız devrimi...
-Atatürk ve devrimleri...
-İnsan Hakları beyannamesi...
Din olanlar:
-Arap fetihleri...(İslam başlıyor)
-Pavlus'un Korinthia ve Roma'ya mektupları (Hristiyanlık başlıyor)
-Asur'un Kudüsü Fethi ve yahudilerin esir edilmesi...(Musevilik başlıyor)
oik0s yazdi; "..Tarih
oik0s yazdi;
"..Tarih sahnesinde dünya, bu durumunu dinlere mi borçludur?.."
evet borcludur sözde yada sahici bir baglilik olsun dinden
bagimsiz bir basari düsünülemez..
örnegin;
"..-Atatürk ve devrimleri..."
evet Mustafa Kemal dahi camilerde verdigi VAAZ´dan tutun
meclisin acilisina kadar dini kullanmis hocalarin önderliginde
EZAN
ILAHI
DUA
NAMAZ
HATIM
gibi dini ritüeller esliginde ideolojisini ancak gerceklestirebilmistir..
anliyacaginiz yüzde 98 ateist bilim adamlari(video)istemesede
kabul etmesede DINSIZ olmuyor..
hani bir söz vardir
"her basarili erkegin arkasinda bir kadin vardir"denir..
ben bunu güncelliyeyim ve her
"basarili liderin arkasinda DIN vardir" diye zenginlestireyim..
slm.
Bir başarıdan
Bir başarıdan sözetmiyorum Ebubekir.
Hele senden hiç sözetmiyorum.
Din
Din ile inanç aynı şeyler değildir. Bu yüzden ateist birine veya deist birine bir dine inanıyor diyemeyiz.
Sn.sonsuz gercekten öyleyse nedeni nedir ?
din veya ideolojide -yasak- sayilan alanlar dogal olarak varoldugu icin -yasak/günah- kavramina sahip olmayan din/ideoloji yoktur..
dinlerin/ideolojilerin yasaklari/günahlari yorumlayis bicimleri farklidir ve bu yaptirimlar da dogal olarak farkli olagelmistir..
dolayisiyla insan
bilgisizligi
gurur
bencillik
kin
hirs
hased gibi nefsi (beseri) özellikleri nedeniyle suc/günah isler..
bence her
din/ideoloji basta bir inanc sistemidir yani
inanilacak ilkeler dinlerin/ideolojilerin temelidirler..
bir
din/ideoloji pratige aktarilmadan önce inanc ilkeleriyle ortaya cikar ve dine/ideolojiye rengini onun AKIDEsi (teori/ilke/iman/inanc) verir..
iman (teori/inanc) ASIL-dir pratik (amel) ondan sonra gelir
pratik (amel) ANLAM-ini IMAN-dan (teori/ilke/inanc) alir..
yani
pratik (amel/teori/ilke/inanc) IMANI dogurmaz ama IMAN (inac/teori) pratigi (ameli) dogurur..
nitekim insan
uyku
unutkanlik
cebr
halleri haric ancak inandigi(iman) seyi pratige döker uygular..
örnegin;
kisi bir seye inandigi (iman/ilke/teori/inanc) icin o seyi yerine getirir yoksa o seyi yerine getirdigi icin inancli(iman) olmus olmaz..
IMAN (teori/ilke/inanc)
akil/kalb/gönül isidir pratik (amel) uzuvlara aittir uzuvlar ise akla/kalbe/gönüle tabidir..
sorumu tekrarliyorum;
(sonsuz yazdi;Din ile inanç aynı şeyler değildir) gercekten öylemi ?
evet diyorsaniz nedenini aciklarmisiniz ?
slm.
Evet
Sizin de dediğiniz gibi, dinler inanç sistemleridir. İçlerinde inançları da, uygulamları da, ritüelleri de barındırır. Çoğu kişinin aynı kaynaktan beslendiği bir yapıları vardır. Günahları, sevapları, cezaları vs bir sürü (saydığınız) şey barındırır.
Oysa inanç kişiseldir. Bir yaptırımı yoktur. Basittir. Sistemli değildir.
Ben sigaranın yararlı olduğuna inanabilirim. Yarın güneşin doğacağına inanabilirim. 2012 de kıyametin kopacağına inanabilirim. Garajımda bir ejderha yaşadığına inanabilirim. Üç gün sonra yağmur yağacağına inanabilirim. Bunların hiç biri din değildir. Sadece beni bağlayan inançlardır.
Bu bağlamda değerlendirdiğiniz de "ateizm" de bir din değildir. Çünkü kişilerin yaşayış biçimlerini, ritüellerini, davranışlarını belirlemez. Ortak bir kaynaktan beslenmezler.
Konunun çıkış noktasına örnek verecek olursak.
Çinli bir müslüman, amerikalı bir müslüman ve arap müslüman aynı kaynaktan beslenip, benzer davranış biçimlerini gösterir. Oysa çinli ateist, amerikalı ateist ve arap ateist aynı şekilde yaşamaz, davranmaz.
Pul koleksiyonu yapmak hobidir. Ama yapmamak -yapmamanın hobisi- değildir.
Yanlis bence
"..Bu bağlamda değerlendirdiğiniz de "ateizm" de bir din değildir.
Çünkü kişilerin
yaşayış biçimlerini,
ritüellerini,
davranışlarını
belirlemez.." diyorsunuz peki
siz sunu mu demek istiyorsunuz;
bir ideoloji
yukarda saydiginiz inanis ve yasam tarzini
teblig
yasa
yönetmelik (vs.)
uygulamalariyla kisileri zorladigi AN-da bir DIN olarak kabul edilmelidir..
örnegin;
-Mustafa Kemal ve ILKE-leri bahane edilerek
vatandaslarin yasam tarzina müdahale edilmesini
ARTI
kemalist ilkelere has ritüel ve davranis bicimlerinin dayatilmasi ve yasalarla uygulamaya konmasini
ve daha nice uygulamalar bir DIN kabul edilmeli
sizin mantiginizla düsünürsek..
fark nerde !?
diyorsunuz ki;
"..Çinli bir müslüman, amerikalı bir müslüman ve arap müslüman aynı kaynaktan beslenip, benzer davranış biçimlerini gösterir.."
!?
-göstermediklerini Türkiye örneginde cok acik görebiliyoruz..
yine diyorsunuz ki;
"..Oysa çinli ateist, amerikalı ateist ve arap ateist aynı şekilde yaşamaz, davranmaz.."
!?
-ateistlerin yasam tarzlarini belirleyen ateizm degil yasadiklari ülkeye hakim olan otorite yani SISTEMdir..
slm.
Mesela İran islam
Mesela İran islam cumhuriyetinde ya da birleşik arap emirliklerinde hakim olan otoritenin ateistlerin yaşam tarzlarını belirlemesi gibi değil mi?
Ebubekir
Kitaplı dinler bir yaşam biçimi dayatırlar, ne yapman gerektiği, nasıl yaşaman gerektiği hatta hatta nasıl düşünürsen doğru olması gerektiği gibi.
Ebubekir ne düşünüyor?
Ebubekir'de diğer islam savunucuları gibi şeriat düzeninin gerekliliğini savunuyor değilmi ebubekir?
Hele bir inansın insanlar, bakın nasılda parçalayacağız Atatürk büstlerini, nasıl yakacağız resimlerini ve nasıl sallandıracağız Atatürk'ü savunan insanları. Hele o aydınlar, düşünürler yokmu, ilk önce onları sallandıracağız.
Ve iktidar islami rejim olacak. Herkes oruç tutacak, herkes kapanacak, herkes sadece ve sadece kuran okuyacak, herkes muhammede biat edecek, her hanede ilahi sesleri duyulacak, her hanede zikir yapılacak.
Sen ne saçmalıyorsun ya? Bütün söylenenleri katı bir haklılıkla bir şekilde reddetmekten ve her cümlenin anlamını islamın en doğru ve en güzel inanış olduğuna dayandırmaktan sıtkımızı sıyırdın kardeşim.
Daha kitaplı din ile ateizmi ayıramıyorsun, sonra bu zekayla vaaz vermeye çalışıyorsun.
Git oku, araştır da gel kardeşim. Bu cehalet işte.
Sn.gamaro SISTEM deyip gecmeyin
gamaro yazdi;
"..Mesela İran islam cumhuriyetinde ya da birleşik arap emirliklerinde hakim olan otoritenin ateistlerin yaşam tarzlarını belirlemesi gibi değil mi?.."
verdiginiz
örneklerin konuyla ve verdigim cevap ile ne ilgisi var ?
verdigim cevapta bir ayirim yaptigimi da hatirlamiyorum..
sonsuz yazmisti;
"..Oysa çinli ateist, amerikalı ateist ve arap ateist aynı şekilde yaşamaz, davranmaz.."
ve ben söyle cevap vermistim;
"..-ateistlerin yasam tarzlarini belirleyen ateizm degil yasadiklari ülkeye hakim olan otorite yani SISTEMdir.."
yani bu SISTEM
Mustafa Kemal´in ideolojisi olabilecegi gibi humeyninin ideolojisi de olabilir ne fark eder ?
sonucta
insanlari su veya bu sekilde yönlendiren SISTEMlerdir..
örnegin;
kominizm/SISTEM/ ile yönetilen ülkelerde hakim otoritenin dindarlarin yasam tarzlarini nasil belirliyorlar ve müdahale ediyorlardi hatirlayin..
sayin gamaro
size yakin tarihimizden bir örnek vereyim;
ayni tarihte ikiye bölünen ülke Almanya dogu ve bati
irklari bir
dilleri bir
dinleri bir
kültürleri bir
her ikisi savas maglubu ve esir..
ayni günde iki farkli sistemin haikimiyeti altina giriyorlar
bati kapitalizm
dogu kominizm
nokta sifir
yaris basliyor
bati almanya almis basini gidiyor
dogu yerinde sayiyor..
sene 1983
bati Almanya milyarlari sayiyor ruslara
aliyor 18 milyonluk doguyu yikiyor duvarlari..
ayni
sartlarda yola cikan bu
-tek millet iki devlet-in batisinda kalan Almanin basarisinin sirri nedir sizce ?
slm.
Evet,Humeyni'yi de örnek
Evet,Humeyni'yi de örnek verebilirdiniz,ama vermediniz,bir başkasını tercih ettiniz.
Ve ben de Birleşik Arap Emirlikleri'ni seçmek zorunda değildim şüphesiz, ama gittim yine de onu seçtim.
Takdir edersiniz ki tüm bunlar tesadüf değildir..öyle değil mi sevgili Ebubekir?
Şimdi vakit geç oldu..yarın nasılsa yine yazışırız,herkese iyi geceler.
İşte bu yüzden
İşte bu yüzden ateizm din değildir denmiş zaten. Siz de aynı şeyi söylediğiniz halde neye itiraz ediyorsunuz? Ateistlerin yaşam tarzını belirleyen şey ateizm değilse nasıl, "ateizm dindir" diye iddia ettiniz?
Aynı şeyi söyleyip, farklı bir şey gibi söylemek zor olmuyor mu?
xenix
her sistem bir din´dir
xenix yazdi;
"..İşte bu yüzden ateizm din değildir denmiş zaten.."
ateizm´i /komünizm/ bir SISTEM (din/ilke) olarak uygulayan rusya/kuba/kızıl khmer rejimlerini (vs.) düsünmenizi tavsiye ederim..
iste
bende bu yoruma/yorumunuza katilmadigimi yazdim ve yaziyorum her sistem bir dindir ve her din bir sistemdir..
FARK-lari ?
biri 70/80 yillik insan ömrünü dezayn ederken digerinin
ARTI ölüm sonrasi yasam ile ilgili önerileri var..
ideologlarin (ideoloji/ilke/akide) din´i hayatin disina
kendi dört duvar arasina cekilmesini önermesi/dayatmasi güclü bir rakibi diskalifiye etmek arzusundan baska bir anlami yoktur..
tarih kutsanmis lider kültü örnekleriyle dolu
günümüzde oldugu gibi sonucta insan ayni insan tüm zaaflariyla..
Y.Z.Ortac´in "Atatürk Ekber" siirini (1933/T.D.K.yay.)okuyun..
elbette buna benzer yüzlerce örnek vardir..
bagli olmak ile
bagimli olmak
arasindaki farki FARK etmek bir ERDEM-dir..
slm.
Windows XP
Windows XP işletim SİSTEMi de bir din midir?
Ya matematik sistemleri?
Mühendislik sistemleri?
Sonsuz.Us ta yaşayan bir sistemmiş (öyle demiş sonsuz) Sonsuz.Us ta bir din midir?
Ateizmle, komünizm arasında nasıl bir bağlantı kurdunuz?
Sn. ebubekir, sizin kafanız epey karışmış bu konuda. Gelin sadeleştirme yapalım.
Bu çift taraflı bir önerme olarak baktığınızdan yanlış. Her din bir sistemdir, ama her sistem bir din değildir. Kaldı ki ateizm, sistem bile değildir.
xenix
Arkadaş güya kötü
Arkadaş güya kötü örnekler veriyor.
Rusya diyor, doğu Almanya diyor. Onlar KAPİTALİZME geçtiler islama değil...
Ya din savun ya da kapitali bi karar ver?
Ama neyi unutmayacaksın : Kapital dediğin yeryüzü kaynaklarına dayalı bir sistem. Hani diyorum bir gün petrol-demir bitecek... O gün görüşelim.
Ayrıca bugün İran'da kemalizm yok, laikler yok, buna mukabil çatışıp duruyorlar neden acaba? Nerde demokrasi illa takkelilere biat mı etmeliler. Evet orada da savaş var takkelilerle takkesizler arasında... İslamın olduğu heryerde bu savaşı görmek mümkün(petrol zengini araplar hariç. adam süper yatında cote d'azur sahillerinde keyif yapıyor işi olmaz.)(Bir de inan bu çatışmaları ben çıkarmadım.)
10/ YÛNUS -6- Elbette gece
10/ YÛNUS -6- Elbette gece ile gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında ve ALLÂH'ın göklerde ve yerde yarattıklarında sakınan bir kavim için bir çok delîl vardır.
67- O, öyle bir ALLÂH'dır ki, içinde dinlenesiniz diye sizin için geceyi, göresiniz diye de gündüzü yaptı. Elbette bunda söz dinleyecek olan bir kavim için âyetler (ibretler) vardır.
44- ALLÂH gece ile gündüzü evirip çeviriyor. Şüphesiz bunda (hakikatı gören) gözlere sâhib olanlar için mutlak bir ibret vardır.
27/ EN-NEML -86- Görmediler mi ki, dinlensinler diye geceyi yarattık ve (çalışsınlar diye) gündüzü apaydınlık yaptık. Îmân eden bir kavim için elbette bunda ibretler vardır.
Helsinki'de Oslo'da Kanada'da bağırıyor insanlar; "Ey Allahım bize niye vermedin...Edison ampülü bulmasa halimiz haraptı. Orucu bile Mekke saatine göre tutuyoruz. Camiler ezan vaktini bilemiyorlar:)Allahtan kul yapısı rolex saatlerimiz var... Gerçi saatin keşfi peygamberden 1000 sene falan sonra ama olsun biz bekledik biat ettik."
bu video size ne
bu video size ne hissettiriyor?
)kapa parantez
:)
Dini konularda tartışmaya girmedim girmemde...Kim ne derse desin herkes bildiği ve inandığı gibi yaşayacaktır.Benim inancım senin inancından daha inançlı muhabbeti gibi geliyor bana : ))
Gelelim videonun ne hissettirdiğine...O kız çocuğunu şapur şupur öperek sevesim geldi, hatta o şirin tatlı modelden bir tane bende istiyoruuummm diye tutturasım geldi :))))
Neyse siz bana bakmayın devam edin muhabbetinize :))
yazılan yazıyı öyle
yazılan yazıyı öyle çarptırarak yazmışısınız ki bu konuda bilgisi olmayanları inandırabilirisinz..yazıyı yazanı ve kullnadığı uslubu ayrıca bu dine gönülden inanların değerlerini ayaklar altına alanları kınıyorum gerçekten yazık size başka ne diyeyimmm..
desenize
desenize yayılamıyacaksınz hadi bakalım yayınlayında göreyim ...eğer çok güveniyorsanız kendinize tabii.. işinize gelenleri ekleyeceksinz değilmi yorumlar kısmaına ne diiim artıkk.. yazık size yazık..
bu konuda ne
bu konuda ne düşünüorusunuz : http://islamiyetgercekleri.wordpress.com/cariyeler-hemde-sinirsiz/
Muhammed’in Günahları 1-
Muhammed’in Günahları
1- Haram aylarda savaşmak Allah tarafından yasaklanmış mıydı?
Muhammed, haram aylarda savaştı mı? Savaştı.
2- Evli bir kadına şehvet duymak, içinde ona karşı gizli hisler beslemek günah mıdır?
Muhammed, evlatlığı Zeyd ile evliyken Zeynep’e göz koymuş mudur? Koymuştur. (Bkz. Ahzap-37)
3- Evli olunmayan kadınla cinsel ilişki zina mıdır?
Muhammed, 9-10 karısı varken evli olmadığı halde cariyesi Marya ile ilişkiye girmiş midir? Girmiştir. (Bkz.Tahrim suresi tefsiri, Elmalılı)
4- Esir alınan bir kabilenin suçlu-suçsuz tüyü bitmiş tüm erkeklerini öldürmek günah mıdır?
Muhammed, Beni Kaynuka kabilesinin tüm erkeklerini öldürtmüş, kadınlarını ve çocuklarını köle yaptırmış mıdır? Yaptırmıştır.
5- Sırf kendisi hakkında eleştiride bulundukları, hicivli şiirler yazdıkları için suikastler düzenletmiş midir? Düzenletmiştir.
yazının kaynağı ve devamı için
http://panteidar.wordpress.com/2010/06/03/peygamberlerin-gunahlari/
iskorpit nerenden
iskorpit nerenden uyduruyorsan bunları bilmem ama burnuma hiçte iyi kokular gelmiyor.O taptığın putların aşkına, artık araştırda yaz.
Ahzab suresi(37)
Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
Ancak cahil insanları kandırabilirsin.
Hiç uydurmuyorum bire bir
Hiç uydurmuyorum bire bir Elmalı'dan:
Azhab/37- Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah'ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: "Hanımını kendine sıkı tut ve Allah'tan kork" diyordun da nefsinde Allah'ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah'ın emri de yerine getirilmiştir.
Buyur burdan yak...
balığa :))))) o kendini bilir :P
Sigarayı bıraktım be balık kardeş! ordan yakamıcam:P mesele şu yeğen; :)))Bektaşi bir gün, meclisin birinde "namaza yaklaşmayın ayeti var kuranda" der herkes şaşkınlık içinde "olur mu" derken bir müfessir ayetin devamında, "içkiliyken yaklaşmayın" diye uyarınca, "ben hafız değilim" der.
1-Senin verilerinle beni vuramazsın.
2-Sen ehil değilsin müfessir değilsin.
3-Mü'minun suresinde bahsedilen sapkınlık, senin sandığın gibi çocuk pornocuları onun bunun karısına, kızına sarkan cinsten sapkınlık değildir.
4-Peygamberlerin de günahları senin deyiminle islam a göre kusurları ki; buna (zelle) denir ve vardır.
5-Bizler, imanın başlıca şartlarından biri olan (la ilahe illallah Muhammedun abduhu ve Resuluhu derken peygamberin bizden biri olduğunu yani Allah ın kulu olduğunu kabul ederek iman ederiz ki; en nihayetinde Allah kuranda belirtimiş "O sizden biridir" diye dediğin, saydığın bu iftiralar senin kitabından alınmış söylentiler iken neden kendi kitabım yerine senin sözlerine iman edeyim?
Heee balık kardeş! ben balık üstüne helvayı severim kavak ta yaparlar böyle helvayı verirler fırına güveçte o taş helva sütlaç olur senin putların da helvadan mı :))))malum seni yedik canımız pek helva çekiyor :))))
neye iman edersen et umrumda
neye iman edersen et umrumda değil, ama önce insanlarla nasıl konuşulacağını öğren!
Sen ve siz ben ve benim
Sen ve siz ben ve benim gibilerin inançlarıyla dalga geçerken bizler çıkıpta "insanlarla nasıl konuşulacağını öğren" demedik.Bilir bilmez sanki bu konuda çokta bilgiliymişsiniz gibi saçmaladığınızda bile yinede insanlarla konuşmayı öğren demedik.Haaa senin umrumda olmanın benim çok mu umrumda olduğunu sanıyorsun.
Evet Deniz, insanlara kafir,
Evet Deniz,
insanlara kafir, gavur, putperest diye diye canlı canlı çok yaktınız. Oysa ki bilmezmisiniz ki; yakmakla, yıkmakla, öldürmekle cennetin kapılarını açamazsınız...
ancak tekmeler durursunuz....!
siz ki, insanları kafirler, putperestler, gavurlar olarak dışladıkça dışlanacak; tasavvuf'un o olağan üstü sırrına eremeyecek...
Neyse ya, başka bir şey diyesim gelmiyor, aklıma da gelmiyor.
ne diyordun Deniz?
Peki n'yaptınız?
Eger bütün hadisler uydurmaysa o zaman
Eger bütün hadisler uydurmaysa o zaman
Peygamberle ilgili anlatilan hersey yalan, yani onun orucu namaz kilisi, esleri .. belki de varligi.. O ZAMAN TÜM SÜNNETLERINI SORGULAMAK LAZIM.
Cünkü Kuran herseyi anlatmiyor, yani varligi bile sorgulanabilir..
O halde dindar gecinen Müslüman arkadaslar söylediklerinize dikkat edin. Isinize gelen hadise yalan isinize gelene dogru diyemezsiniz ..Yukardaki anlatilanlari begenmiyorsunuz diye, yalanlamak isi daha yanlislara götürü ona göre :)
Hadislerin Nakledilmesi
Sahabe ve tabiin hadis nakletme konusunda çok hassas idiler. Çünkü; bu konuda Hz. peygamberin hadisleri vardı.
"Kim kasden benim üzerime yalan uydurursa, Cehennem’deki yerini hazırlasın!” ( Buhârî, ilim 38; Müslim, zühd 72)
“Kim yalan olduğunu bile bile benden bir söz rivayet ederse, o da yalancılardan biridir.” ( Tirmizî, ilim 9; İbn Mâce, mukaddime 5 )
Hadis nakletmek ağır bir sorumluluk gerektiren bir iştir. Hayatlarını hassasiyet içinde yaşayan insanlarınsa bu konuda gevşeklik göstermeleri düşünülemez.
Hz. Ali Efendimiz (radıyallâhu anh): “Ben, size Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz’den bir şey söylerken öyle dikkat eder, öyle söylerim ki,) gökten yere düş (üp parça parça olmak) benim için, O’nun üzerine yalan söylemekten daha ehvendir.” ( Buhârî, istitâbe 6; Ebû Dâvûd, sünne 28 ) buyururlardı.
Hadis nakledecek zatlar kılı kırk yararcasına davranır tek bir harfin bile yanlış kullanılmasından çekinirlerdi.
Arapçada ki "ve" ile "fe" bağlacı, Türkçede ki "ve" gibi kullanılır. Ancak, aralarında ufak farklılıklar vardır. İşte böyle ufak konularda bile itina ile davranır, ikisini karıştırmama hususunda bile hassasiyet gösterirlerdi.
Câmiu's-Sahîh; Islâm'in ilk dönemlerinde hadIslerin Kur'an'la karismasi söz konusu oldugundan hadIslerin yazilmasi yasakti. Sonralari Kur'an-i Kerîm, kitap haline getirilip, çogaltildi oria bir seyin karismasi engellendi. Sahabe nesli bütünüyle vefat etmis, Islâm ülkeleri genIslemis, degisik düsünceler ortaya çikmisti. Bu tür nedenlerle hadIslerin toplanmasinin yararli olacagina inanildi ve hadIslerin tedvinine baslandi. HadIslerin toplanmasina Tabiun döneminde baslanmistir. imam Mâlik* (179 h./195) Hz. Peygamber (s.a.s.)'in hadIslerine Sahabe ve Tabiun kavillerini ekleyerek Muvatta'yi tasnif etmistir. Eserde, üzerinde ihtilaf edilmeyen hadIslere yer verilmis, râvilerin güvenilir olmasi hususunda titiz davranilmistir. Râviler birbirine baglanarak ilk kaynaga kadar götürülmüstür. HadIsleri bazi titiz ölçülere vurduktan sonra sahih kabul edip, uymayanlari reddetme çigirini açan Buhârî olmustur. O'ndan sonra gelen âlimler bu yoldan giderek sahih hadIsleri zayif ve uydurma olanlarindan ayirmaya devam etmIslerdir.
MsXLabs (Kaynak:Sâmil Islam ansiklopedisi )
Buhârî hazretleri, hadîs-i şerîflerin râvilerini çok inceler, dînin emirlerine uymayan, edeplerini gözetmeyen, ahlâkında kusur bulunan kimselerin rivâyet ettiği hadîs-i şerîfleri almazdı. Hadîs-i şerîfin metnini ezberlediği gibi, o hadîs-i şerîfi rivâyet eden zâtların künyesini, doğum-ölüm târihlerini, ahlâkını, yaşayışını, kimden rivâyette bulunduğunu, o râviden başka kimlerin hadîs-i şerîf aldığını hep öğrenir, ezberlerdi. Bir kimse hadîs rivâyetinde ve râvilerin senedinde hatâya düşse, hemen İmâm-ı Buhârî hazretlerini bulur, doğrusunu ondan öğrenirdi. ( MsXLabs )
Misafir yazdi; "cünkü
Misafir yazdi;
"cünkü kuran herseyi anlatmiyor"
!?
siz
Qur´an´in eksik olduguna mi inaniyorsunuz ?
slm.
:))
Ne yalan söyleyeyim bana da fenalık geldi.
Şu bulgaristanda doğuran
Şu bulgaristanda doğuran kız neyin nesi? Orda bunlar normalmiş...
Yabancı... Banada artık aynı şeyler geldi... Fenalık...
ay ay ay... Off! off! off.
biz off! olunca ne olacak acaba?
ebubekir yazdı
Sen her şeyi anlattığına mı inanıyorsun?
xenix
xenix sen kur'an'a
xenix sen kur'an'a (Kıyamete, Ahiret gününe, Peygamberler) inaniyor musun?
Ortada
Ortada Kuran diye bir kitap var, ortada peygamber olduğunu iddia eden insanlar da var. Ortada henüz kıyamet ve ahiret günü yok.
xenix
Vay be İşte "ölüm
Vay be İşte "ölüm delindi". Senin ölüp/ölmeyeceğin nerede?
xenix yazdi; "Sen her şeyi
xenix yazdi;
"Sen her şeyi anlattığına mı inanıyorsun?.."
sen
inanmiyormusun ?
slm.
İnanmıyorum
İnanmıyorum, biliyorum her şeyi anlatmadığını. Kuran'ın her şeyi anlattığını sanmak, nasıl bir ruh halidir bilemiyorum. Tekrar soruyorum.
xenix yazdı bir daha;
xenix
RAHMÂN ve RAHÎM ALLAH
RAHMAN ve RAHÎM OLAN ALLAH
- Her şeyin rızkını veren O' dur.
- Her şey O'na muhtaçtır ama O' hiçbir şeye muhtaç değildir.
- Doğmamıştır, doğurulmamıştır. Oğlu, kızı diye bir şey de olmaz.
- Yarattığı mahlukata karşı çok merhametlidir.
- Ceza için de mükafaat için de acele etmez.
- O' insanları ceza vermek için yaratmamıştır. Mükafaat vermek için yaratmıştır.
- Fakat insan kötülüğü ve cazayı tercih ediyorsa kendi tercihidir.
- Görünen ve görünmeyen evrenlerin...
- Bilinen ve bilinmeyen alemlerin...
- İnanan ve inanmayan insanların da yaratıcısı O' dur.
- İnsan bilsin veya bilmesin, görsün veya görmesin kâinat, muazzam bir zekânın eseridir.
- Her şey apaçık bir kitap olan Kur'an'da; Halk dili ile değil,
- HAK DİLİ İLE İFADE EDİLMİŞTİR...
- Hak dilinden murat; Kalbin çör-çöpten arınmasıdır.
- Şehvetinin esiri olan bir kalp;
- Öfkesinin oyuncağı olan bir kalp;
- İradesinin mahkumu olan bir kalp;
- İnsanı et ve kemik yığını gibi gören bir kalp,
- İnsanı KAN TORBASI olarak gören bir kalp;
- Maddeden daha değerli şeylerin varlığına inanmayan bir kalp;
- Nefsine söz geçiremeyen, yalandan, talandan, haramdan, günahtan, kötülükten, fenalıktan, hırsızlıktan;
- Uzaklaşmayan, ya da o niyeti taşımayan bir kalp o Hak Dilini anlayamaz.
- Kur'an'ın manaları o insanlara açılmaz.
- İnsan aklının tahayyül bile edemeyeceği kadar büyük şu makro evren ve alemlerde akıl denilen muazzam şey sadece insana verilmiş.
- Bir kaç buluş-icat yaptım diye kendini tanrılaştırma ey insan!
- Bulduğun ve kıyamete kadar bulacağın her teknolojiyi, O' Yüce Yaratan ta ezelden beri senin ayaklarının altına serdi de sen onları çıkarıyorsun.
- Sen yaratmıyorsun ey insan! Ayaklarının altına serilmiş olan ilmi, sana verilen akıl vasıtası ile bulup yapıyorsun.
- YAPMAK İLE YARATMAYI BİRBİRİNE KARIŞTIRMA!..
- Kaldı ki her an kullanmak zorunda olduğun aklını da sen çalışarak kazanmadın, sana kullan diye verildi.
- Fizik kanunları dediğiniz şeyleri ilim adamları yoktan var etmediler.
- Var olanı akl edip ortaya çıkardılar.
- Ey insan! Sen de bu akıl denilen nî'meti, sonsuz bir hayatın îmarında değerlendirsen ne kaybedersin?
- Yaratan Rab'binin varlığından rahatsız olma!
- Düşünce olarak o varlığı yok ederseniz siz asıl o zaman korkun!..
- Hangi etik düşünce adına fakirin, fukaranın hakkını korur?
- Hangi etik düşünce adına yoksula, düşküne yardım eder?
- Hangi etik düşünce adına başkalarının namusuna saygı gösterir?
- Hangi etik düşünce adına insan insanı öldürmekten çekinir?
- Hangi etik düşünce adına zararınıza bile olsa haklıya hakkını teslim eder?
- Hangi etik düşünce adına faydanıza bile olsa hakkınız olmayan bir şeye elinizi uzatmaz?
- Hangi etik düşünce adına canilikten, saldırganlıktan, hak yemekten, haram yemekten, adaletsizlikten korkar?
- Hangi etik düşünce adına dil, din, ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin adaleti yaygınlaştırabilirsiniz?
- Ortada bir Tanrı tehditi varken bile göz ardı edilen adalet, hak, hukuk Allah inancı, yok edildikten sonra ne hale gelir hiç düşündünüz mü?..
- Tanrı bilinci ortadan kalktığı zaman merhamet de ortadan kalkar. Adalet de ortadan kalkar...
- İnsan bir müddet daha kalır ama en önemlisi insanlık ortadan kalkar...
- Ve.....
- Gün gelir insan da ortadan kalkar...
- Bir gün hepimiz, dîn gününün yegane söz sahibi olan Sübhan-ı İlahi önünde titrer vaziyette buluruz kendimizi...
- O günün şiddetinden Kerem sahibi Yüce Rab'bimin sonsuz ve sınırsız merhametine sığınırım...
Ünsüz düşünür Şeref
Ünsüz düşünür Şeref Yücel.
Bu "ünsüz" vurgusunun altında kallavi bir megalomani yatıyor aslında.
Hangi etik düşünceymiş.. Sen beceriksizsen biz ne yapalım, git rehabilite ol o zaman.
(Şimdi bu zat-ı muhtereme ahlak tarihi ve etik kategorileri altında cevap vermek mi? Ama sanrısal bozukluk felsefeyle tedavi edilmez ki.. öyle olsa paranoidler için Kant okuma seansları düzenlenirdi. Adsız..)
Sunny; "Buhârî hazretleri,
Sunny;
HADİS-KURAN ÇELİŞKİLERİ
Kuran:
“Dinde zorlama yoktur.”
2-Bakara Suresi 256
Hadis: “Dinini değiştireni öldürün.”
Nesei 7-8/14,Buhari 12/1883
Kuran:
“Doğrusu hiçbir günahkar bir başkasının günah yükünü yüklenmez.”
53- Necm Suresi 38
Hadis: “Ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır.”
Buhari-K. Cemiz 32,33,34
Kuran:
“Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz.”
3- Ali İmran Suresi 195
Hadis: Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir.
Buhari 9/1391
Kuran:
“Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar.”
4-Nisa Suresi 48
Hadis: Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.
Buhari-Tesavir, 89
HADİS-MANTIK ÇELİŞKİLERİ
Hadis: “Kalbinde hardal tohumu kadar kibir bulunan cennete giremez. Yine kalbinde hardal tohumu kadar iman olan da cehenneme giremez.”
Buhari 81/51
Kişiyi en ufacık fiilinde cennete gönderen bir sürü hadis vardır. Kişiyi en ufacık bir fiilinde cehenneme gönderen de bir çok hadis vardır. Bu mantıksız yaklaşımlar kimi zaman yukarıdaki örnekte olduğu gibi tek bir hadiste de buluşabilmektedir. Peygamber’e yapılabilecek en büyük hakaret bu hadisleri onun söylediğini söylemektir. Peygamber’in bize tek yazdırdığı, mesaj olarak Allah’tan getirdiği Kuran dinimizin tek kaynağıdır.
And olsun ki size hatırlatıcı bir kitap gönderdik. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız?
21- Enbiya Suresi 10
Hak ile batılın çarpıştığı savaş alanında olmadıktan sonra; çağının şahidi, toplumunun şehidi olmadıktan sonra nerede olursan ol! İster namaza dur, ister içki sofrasına otur; ne fark eder!
Sn: gamaro
Sayın: gamaro,
Bize hitaben:
- Demişsiniz. Teşekkür ederim.
- Yakıştırmana hiç kızmadım. Hatta gülümsedim bile. "Kalbimi yarıp da içine mi baktınız?"
demeden önce benim ne kadar yazmaya hakkım varsa sizin de o kadar eleştirmeye hakkınızın olduğunu düşünerek, eleştirinizi değerlendirmeye aldım.
- Bizde bir beceriksizlik varsa (Üzgünüm, tabii ki çok var.) gidermemiz gerekir.
- Benim endişem; sizin gibi mükemmel insanlar arasında rahatsızlığımız çabuk mu iyileşir, yoksa akut halini mi alır o konuda bir fikrim yok.
Selamlar.
Bize hitaben mi?
Bize hitaben mi?
Tüzel bir kişilik adına mı konuşuyorsun, sahi kaç kişisiniz siz?
Yeri gelmişken Bu vesileyle Nazım Hikmeti de Analım
Sayın Gamaro sorduğun sorunun cevabı aşağıda..::))))
ONLAR,
Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
.....
Onlar ki uyup hainin iğvâsına
sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.
Demir,
kömür
ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.
En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.
Bize hitaben
- "Bize hitaben." Nezaketen söylenmiş bir kelime. Tek kişi, bir kişi.
- Tek-bir;))))
İnsanın kendisinden
İnsanın kendisinden nezaketen "biz" diye bahsetmesi mi?
Bence de.
Kişi kendi büyüklüğü karşısında nezaket gösterecek kadar iştahlıysa, beni de "biz" diye yazar elbet.
Biz kiii
gamaro yazmış;
şeref yücel yazmış;
Biz kiii Ünsüz Düşünür Şeref Yüceliz.... Bunu böyle kabul etmeyenin tiz kellesi vurulaa. İmdii haşa huzurdan bre deyyuslar.
xenix :)) Bu site çok güldürmeye başladı beni.
Kuran ve Hadisler Çelişmez
Bir hadisi iyi anlamak için siyer felsefesini iyi anlamak gerekir. Hadis söylenirken verilmek istenen mesaj nedir, o hadisin söylenmesini gerektiren olay nedir, bu hadisin muhatabı kimdir ve konjonktür neyi gerektiriyordu... vb..
bilmek gereklidir.
Bir gün fakir bir sahabi, hz. peygamberi yemeğe davet ediyor ve Ona sirke ikram ediyor. O da hem sirkenin güzelliğini vurgulamak hem de o zatın eziklik hissetmemesini sağlamak için;
-Sirke de ne güzel nimettir. diyor, sahabinin gönlünü alıyor.(hatırladığım kadarıyla)
Bu olaydaki verilmek istenen mesajı anlayamayanlar, Onu davet ettiklerinde sirke ikram etmeye başlıyorlar. Daha sonra meselenin iç yüzünü Hz. peygamber açıklıyor.
Bunun gibi gerek müslim, gerekse gayri-müslim kişiler bazen hadisleri yanlış değerlendirip meselenin iç yüzüne vakıf olamıyorlar.
Turan:
Kişiyi en ufacık fiilinde cennete gönderen bir sürü hadis vardır. Kişiyi en ufacık bir fiilinde cehenneme gönderen de bir çok hadis vardır. Bu mantıksız yaklaşımlar kimi zaman yukarıdaki örnekte olduğu gibi tek bir hadiste de buluşabilmektedir.
Kuran:
Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür ( Zilzal 7-8 ).
Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler (Mü'minun 102-103 ).
Sn. Turan, futbolda gol sayısına değil skora bakılır.
ebubekir: "siz Qur´an´in
ebubekir:
"siz
Qur´an´in eksik olduguna mi inaniyorsunuz ?"
xenix:
Sen her şeyi anlattığına mı inanıyorsun?
Sunny:
Ben herşeyi anlattığına inanıyorum.
Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi birer ümmet olmasınlar.
Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmamışızdır, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanırlar.( En'am 38 )
Eğer, bir elma çekirdeği bir elma ağacının fihristesiyse,
Eğer, bir canlının tüm özellikleri bir DNA da yazılı ise,
..hayata dair herşeyde Kuran' da yazılı olabilir. Sonuçta o sıradan bir insanın yazdığı bir kitap değil. Nasıl ki DNA şifrelerini o işin uzmanları okuyabilir. Öyle de Kuran'ı da bu manada işin uzmanları okuyabilir.
Eğer Kuran'ı bir ayna olarak düşünürsek, o ayna içine yansıyan belli bir alanı gösterecektir. Aynayı biraz yukarı kaldırırsak daha geniş bir alanı gösterecektir. Biraz daha kaldırırsak bir mahalleyi, biraz daha kaldırırsak bir şehri, biraz daha kaldırırsak bir ülkeyi, daha da kaldırırsak dünyayı içine alıp yansıtacaktır.
O halde denebilir mi ki; 30cm karelik bir ayna dünyayı ihata edemez?
Yeni yorum gönder