Naviler ve Mohikanlar

Avatar filmini seyrettiniz sanırım. Filimde Na'Vi adıyla tanımlanan yerli halk ile Amerikan yerlilerinden Mohikanlar arasında büyük benzerlikler var. Saç kesimlerinden dünya görüşlerine kadar. Alttaki resimde bu benzerliği görmek mümkündür.

Filim bir bakıma beyaz adamın kızılderililere yaptıklarını farklı bir senaryo ile anlatıyor. Bir çeşit günah çıkarma olarak da görülebilir. Sonunda önemli bir de nasihatta bulunuyor. Na'Vi'ler başarıya ulaşıp işgalcileri ülkelerinden atmayı başarmışlarsa nedeni birlikte savaşmayı ve ortak düşmana karşı birlikte mücadele etmeyi göze almış olmalarındandır. Kızılderililer bunu maalesef başaramadılar. Birleşemediler ve sonuçta yenik düştüler. Bence bu mesaj önemlidir ve pek çok insanın gözünden da kaçmış olabilir.

Not: Resmin kaynağı alttaki sitedir.

http://www.x-bilinmeyen.net/avatar/id1.htm

Senin oyun: None Ortalama: 4.7 (3 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

"-herkes kendi ikran'ını

"-herkes kendi ikran'ını seçer ve onun da seni seçmesi gerekir,
-peki onun beni seçtiğini nereden bileceğim?
-seni öldürmeyi isteyecektir..."

repliği filmin bence en güzel repliğiydi... Film teknik ve içerik bakımından son yıllarda izlediğim en güzel filmlerdendi. Navi halkının biraraya gelmesi büyük kurtarıcının da yarattığı bir auranın sonucuydu sanki...efsanevi büyüklükte kanatlar ve toruk makto. Duygular, fikirler insanları bir arada tutabileceği gibi ayırabilir de ; atalarımızın seslerini duyduğumuz evrenin sonsuz kalbiyle iletişim halinde kaldığımız ortak bir kainat sevgisine ulaşabilmek dileğiyle...

marsseh-oik0s: sonsuz beye özenilmiş aynı salonda 3D gözlüklenilmiş, iyi de edilmiştir:)

Avatarı farklı bir

Avatarı farklı bir gözlükle incelediğimizde, bilinçaltımıza beyaz adama direnme hakkı olan insan versiyonunu kazıtıyor. Ayrıca dinin ve mistisizmin anlaşılır şekilleri üzerine bir imaj yaratmaya da çalışıyor. sinema tasavvufu keşfetmiş gibi görünüyor. bu belki bir milad olabilir. Ancak her nekadar gözünü kan ve para bürümüş batılı beyaz adama Tanrının bir tokadı şeklinde yorumlasamda, bildik hollywood sömürülerinden yeni bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor.Tamamen marketing!

Mohikanlar

Sayın Bilgisev,
Resimleri kıyaslayınca benzerliğin çok olduğunu gördüm. Sanırım yapımcı Cameron da bu figürlerden yola çıkmış. Tesadüfen böyle bir benzerlik olamaz.

Ayrıca filmde de kızılderililerin yaşantıları ile büyük benzerlikler vardı. Ritüelleri, hayat anlayışları gibi.

Bir de MS.2150 romanı ile özdeşlik kurdum. Hani uyuyorlar da bir bakşa bedende bir başka alemde kendilerini buluyorlar ya..
Her uyumada öbür tarafa geçiliyor. Bu konu aynen vardı romanda. Demek ki bunu romandan almışlar. Filme uyunduğunda gidilen cennet gibi bir yerdi.

İyilerle kötülerin bir savaşından çok "hak edilmeyen bir madeni/değeri" elegeçirmeye dayalı bir savaş var. Tıpkı Amerikanın Irak'ı işgal edip, yakıp yıkması öreneği.

film benim için kulağıma

"avatar" benim için kulağıma yeni şeyler fısıldayan bir film değildi.
konu olarak bana pencere bile aralamasa da yeniden izleyeceğim.
gözlükleri taktığım zamanki bazı duyguları bir kere daha yaşamak istiyorum çünkü.
bunun için en iyisi olduğunu söyledikleri sinemaya gideceğim hatta.
kesinlikle değer :)

notumsu;
"onun beni seçtiğini nereden anlayacağım" sorusuna verilen cevabı birlikte seslendirdik. C.C. sağolsun. dost'la karşılaşma sahnesinin aynısıydı zira...

İlişkiler

çok ilginç ve üzerlerinde düşünmeye değer. Bu bakımdan her birinizin yorumuna önem veriyorum ve yanıtlamak istiyorum.

Marsseh: Seni seçenin seni öldürmesi isteyeceği konusunu şu şekilde yorumlayabiliriz. "Dost acı söyler". Gerçek dost her denileni veya yapılanı onaylayan değil, aksine tenkit edip karşı çıkmak cesaretini gösterendir. Bizi tenkit edenlerden birçok ders çıkarabiliriz. Bilge kişi tenkitlerden ders almasını bilen ve kendini değiştirmesini başarabilendir.

mürid: Günümüzde din anlayışı da şekil değiştiryor. Artık yeryüzünde her var olan (canlı veya cansız) insanın kullanımı için yaratılmıştır düşüncesi değişmekte. İnsan da diğer tüm yaratıkla aynı düzeyde olduğunu anlamalı ve her var olana saygı ile yaklaşmalıdır. Bunu eski şamanlar yaptılar. Na'vi halkının bu saygılı davranışı kızılderililer tarafından zaten uygulanıyordu. Dikkat ederseniz Na'vi ler de mavi derili. Bu renkte dahi kızılderiliye atıf var.

çetreFil: Filim pek çok bilinen ögeyi almış ve bir araya güzel bir şekilde getirmiş. Hatta, inanın şahitlerim var, bu filmin senaryosunu ben çok yakın bir şekilde kendim düşünmüş ve bir gruba anlatmıştım, bundan 3-4 sene önce. Ayrıca, filmdeki gökte uçan kayalar imgesi de ona ait değil. Ressam Rene Magritte'ten alıntı. Eğer Googleda resimler kısmında Rene Magritte diye ararsanız görürsünüz.

MoRGaNa: Evet filim yeni değil ama bizlerde bir bam telini titretiyor. Bir zamanlar bizler de aynen Na'viler gibi doğa ile bütünleşmiş olduğumuzu hatırlatıyor. Ayrıca bu aralar Irak işgalini de anımsatıyor ve bu insanlık dramı bizlerin içini sızlatıyor. Son mesaj çok önemli. Eğer Irak halkı üç ayrı gruba bölünmese çoktan Amerikalılar orayı terk etmiş olurlardı. Bakın, Anadolu halkı birlik olabildiği için İngilizler, Fransızlar, Italyanlar ve Yunanlılar 1918 geldiler ama 1923'te terk etmek zorunda kaldılar. Sadece 5 yıl. Ama, Irak 1990'dan bu yana yaklaşık 20 yıl iki kere işgal altına girdi.

Filmin bir çok

Filmin bir çok bağlantısı var ama en güçlüleri; Kızılderililer ve Carlos CASTANEDA
Bu ikisini de birleştirebiliriz. Çünkü Carlos'un bahsettiklerinin kaynağı yine kızılderililer.
Zaten piyasada Castaneda kitabı bulmak çok zordu. Açıkça esinlendikleri kaynağı belirtselerdi; hiç bulunamazdı herhalde. Keşke belirtilseydi.

Filmin gişeye oynadığı doğrudur. Bunu yaparken, yüksek kaliteden ve sağlam bir felsefeden vazgeçmemelerini takdir etmek gerekir.

Kızılderililer birleşseydi; beyaz adamı defedebilirler miydi? Olabilirdi. Birleştirici bir güç gerekliydi. Bir de o gücü yönlendirebilecek bir lider. Filmde, Toruk Makto çağırıyor denildiğinde; herkez akın akın koştu. Bizim kurtuluş mücadelemizde de, halkın inançları ve bunun sağladığı üst kimlik güçtü. Yani bizim Toruk Makto'muzu ehlileştirip, birleştirici güç olarak kullanan Atatürk'te liderimizdi. Benim filmi ikinciye izlediğimde gözüme çarpan en önemli şey; iş bittikten sonra gücün serbest bırakılmasıydı. O sahnede; Toruk Makto'ya artık ihtiyaç kalmadığı alyazıyla geçerken, O özgürce kanat çırpıyordu...
Bizdeyse tam tersi oldu. Toruk Makto'yu serbest bırakmayı bırakın, parçalayıp, suyuyla da çorba yaptılar. İş bitince; gücü yoketmek ve serbest bırakmak. Çok önemli bir seçim. Filmin bende bıraktığı en derin iz buydu...

öze dönüş

Yıllardır film seyretmeyen biri olarak çok değerli bir arkadaşımın avatar filmini benimle izleme isteğini kıramayıp filmi bende izledim.

Filmde gördüğüm şey, teknolojinin yaratmış olduğu ruhsuzluğun son geldiği haliydi. Yok ederek güç kazanma.

Aslında fimde teknoloji zayıfların elinde, onların kullanımında olan bir güç olarak anlatılırken, gerçek gücün özde ve sevgiyle birleşmek olduğu vurgulanıyor.

İnsanlık artık sahte güçlere öyle çok doyduki, bu yüzden dünyada öze dönüş başladı, bu film de öze dönüşün bir yansıması.

sn Bilgisev, yorum

sn Bilgisev, yorum değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Haklı olabilirsiniz ancak benim sahneden ve replikden etkilenme nedenim; bir önceki replikte altı çizilerek işaret edilen "ikran'ların atlara benzemediği" cümlesiydi. Peki bu ne anlama gelebilir? Atlar özgürdür ve ehlileştikten sonra çoklukla bir biniciyi-sahibi benimseseler de atlara ata binmeyi bilen herkes binebilir. Ancak filmde bu denli vahşi bir hayvanı(ikran'ı) ehlileştirmeyi yaşamı pahasına göze alan tutkuyu ve bu tutkuya doğan sadakati görmek ve doğanın kendiliğindenliği içinde gerçekleşen bu sahne beni büyüledi.

Ancak yaşamınız pahasına göze aldığınıza mıdır bu sonsuz birliktelik bu sonsuz mistik sadakat...ve bu düşüncenin görsele dönüşmesi, mücadele, gözgöze ve ustayla çırağın, sahiple aday olunanın hızla yerdeğiştirdiği kapışma benim için önemliydi.

Marsseh : ehlileştirmeyi

Marsseh : ehlileştirmeyi yaşamı pahasına göze alan tutkuyu ve bu tutkuya doğan sadakati görmek ve doğanın kendiliğindenliği içinde gerçekleşen bu sahne beni büyüledi.

Yazdığın öyküdeki hem AV hem de AVCI olup seninle ölmek güzel güneşim.

AV III = http://www.sonsuz.us/?q=node/1325

İlişkilere devam

Na'vi adıyla tanımlanmış Pandora halkı ile kuzey Amerika yerlileri arasında ilişkilerin bulunduğunu gördük. Na'vi adı bende bazı çağrışımlar oluşturdu. İlginç olmaları açısından sizlerle paylaşmak istedim.

1. Na'vi halkının derisi Mavi yani Navi<==>Mavi benzerliği dikkatimi çekti.

2. Na hecesi tek başına kuzey Amerika kızılderililerin dil grubu olarak tanımlanmış olan Na-dene dillerini de hatırlatıyor. Bu dil grubu aynı zamanda Dene-Yenisey dil gurubu olarak da bilinir.
Kaynak: http://en.wikipedia.org/wiki/Den%C3%A9-Yeniseian_languages

Yenisey bölgesi orta Asya'da (Sibirya'da) olup Türklerin en eski yazıtlarının bulunduğu Orhon vadisi de bu bölgede bulunmaktadır.

Dene dillerinden biri olan Dena'ina dilinde "dena" insan demek ve "ina" takısı da çoğul takısı oluyor. Yani, Dena'ina "insanlar" demek oluyor. Burada "Dena" sözü "Tane" yani /tek olan/ biricik kişi ile ilişkili olup Na'dene adıyla yakın ilişkili olduğu görülüyor. Na'vi adı da bu isimlerden mülhem olabilir.

Mavi farsçadır. Kökeni MA

Mavi farsçadır.

Kökeni MA ve Wİ...
Tanrıça MA ve Luwi dilinde gökyüzü demek olan Wİ.

Mükemmel bir tanım... Tanrının gökyüzü aynı anda Mavi'nin tanımıdır.

Na hecesi tüm anadolu - ortadoğu - türk ve latin dillerinde YER anlamına gelmektedir.

KA-NAN = Kutsal topraklar
KA-AN = Toprağın kutsalı (Hükümdar)

Not: Bu tezim dünyadaki aktif ve inaktif dilleri illa Türklere atfetmez. Diller tek merkezli anonim bir yapıya sahiptir. Merkezin bir milliyeti yoktur.

Avatar Çalıntı mı?

Rekortmen Avatar filminin yönetmeni James Cameron'a fikir hırsızlığı suçlaması yöneltildi.

İzlenme rekorları kıran Avatar filminin yönetmeni James Cameron, fikirler 'ödünç alıp filminde kullanmakla' suçlandı.

Avatar filminin, Rus bilim kurgu yazarları Arkady ve Boris Strugatsky kardeşler tarafından 1960'larda kaleme alınmış 10 çok satan fantastik romandan oluşan "The World of Noon" ya da diğer ismiyle "Noon Universe" serisi ile benzerlikler taşıdığı iddia edildi.

Avatar'daki gezegen Pandora, söz konusu kitaplarda da geçiyor ve film de kitaplar da 22. yüzyılda geçiyor.

İngiliz Guardian gazetesinde yer alan habere göre, Pandora filmde Na'vi adı verilen yeni bir ırka ev sahipliği yapıyor. Eleştirmenler bunun Strugatsky romanlarındaki Nave adlı ırk ismine son derece benzediğini not ediyor.

Yazar ve gazeteçi Dimitri Bykov da Rus gazetesi Novaya Gazeta, "Na'vi açık bir şekilde Strugatskylerin Nave'sini hatırlatıyor" diye yazdı.

76 yaşındaki Boris Strugatsky geçen hafta Avatar filmini henüz izlemediğini açıkladı, söz konusu benzerlik iddialarını ise reddetti. Kitapların yazarlarından Arkady Strugatsky 1991’de yaşamını yitirdi.

James Cameron ise, Avatar fikrinin orijinal olduğunu belirterek iddiaları kesin bir dille reddediyor ve film için 1994'te 80 sayfalık bir senaryo yazdığını belirtiyor.

Dünya genelinde 1 milyar 450 milyon dolar hasılat yaparak 1 milyar 842 milyon dolarlık hasılatlı Titanic'i tahtından indirmek üzere olan Avatar'ın İngiltere'deki dağıtımcısı 20th Century Fox yetkilileri konuyla ilgili yorum yapmadı.

Avatar'a daha önce ırkçılık suçlaması yöneltilmiş, bir kesim tarafından da solcu diye nitelenmişti.

(DIŞ HABERLER / GAZETEPORT)

Avatar'ın Cezbediciliği

Ben AVATAR fiminin insanları büyüleyen cezbediciliğine dikkat çekmek istiyorum. Film vizyona gireli epey zaman geçmesine rağmen sinema salonlarında "dolu" seyrediliyor. Bilinmeyen kaynaklardan heberleşiyorlar sanki insanlar ve bu filmi görmeye kendilerini "zorunlu" görüyorlar. 2012 filmi bu etkiyi yaratamadı. Oradaki kurtuluş günü/ nuhun modern gemisi bu ilgiyi çekmedi. Bir babanın ailesini felaketlerden/ dünyanın yok oluşunda kurtarma çabaları "duygusal" etkiyi yaratamadı.

Doğal olarak yaptığımız bir eylem bu filmde ifşa ediliyor/ deşifre ediliyor. O da, uyku zamanında geçtiğimiz "rüya yaşantıları"! Bilincimize ayrı bir yaşantı olarak düşmediği için, rüyaları benliğimiden ayrı olarak algılamıyoruz/ değerlendirmiyoruz. M.S.2150 romanı ile farkındalığımıza geçen "rüya bedenlerinin yaşantıları" Avatar filminde de baz konu olarak işleniyor.

Bilincimizin bir uzantısı olan "bilinçaltımız" da bunu biliyor ve Na'vileri kendisiyle özleştiriyor. Na'vi halkını yabancılamıyor, tam tersine kendisiyle duygusal ve sezgiler bağlarını güçlendiriyor. Bu konuya devam edeceğiz canlarım.

Avatar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş