Bilincin ilhamları: Ayetler.

mürid kullanıcısının resmi

Bilincin ilhamları: Ayetler.
Beynin yapısını ve çalışma sistemini masaya yatırdığımızda, elektriksel uyarılarla çalıştığını ve bu dalgalanmaları yorumladığını görmekteyiz. Örneğin gördüğümüz bir nesne iletişim aygıtları aracılığıyla beyne elektrik enerjisi seklinde sinyal gönderir ve beyin bu dalgaları yorumlar ortaya tanım çıkar. Aslında o nesne veri tabanında vardır bilinç sayesinde tanımlama yapılır. Tanımlayan beyin değil bilinç tir.
Sezgi beyne dayalı benzersiz bir işlevdir. Hem zihinsel hareketlerden, hem bütün deneyimlerin depolandığı bilinçaltından yararlanır. Bir başka ifadeyle zihinsel hareketlerle veri tabanının entegrasyonudur.
Sezgisel gücün bünyede yarattığı etkiler bilinmekte. Güvende olduğunuz veya tehlikede olduğunuz hissi bünyede bir takım salgılara neden olmakta. Hayatı direk etkilemektedir. Harvard lı araştırmacılara göre. 13000 yönetici üzerinde yapılan deneysel istatistik verilerine göre %80 i başarılarını sezgisel kararlarına bağlamaktadır.
Yine bilimsel bulgulara göre sezgisel gücün en aktif olduğu dönemler, konu üzerinde ayrıntılı düşünürken veya rahatlatıcı olduğunu bildiğiniz bir iş yaparken.
Kendinizi ne kadar iyi tanırsanız o kadar güçlenirsiniz. Hayatı ve çevrenizdekileri yargılamayın sadece fark edin. Gözlemleyin. Sezgilerinizdeki gelişimi fark edeceksiniz.
Bilgisayarınızın herhangi bir dosyasının üzerine geldiğinizde dosya içerisindeki verilerin açığa çıkması sezgisel veriden esinlenerek programlandırılmıştır.
Tekrar yine bilimsel bulgulara göre insan 21 yaşına gelene kadar veritabanına depoladığı bilgiler meydan louros ansiklopedi sinden 100 kat fazla olduğu tespiti yapılmıştır.
Veritabanına yüklenen bilgiler ne kadar saf , arı katıksız olursa sezgileriniz de isabet etme oranınız artar. Gözlemlerinizi yorumlar iseniz depoladığınız bilgi objektif olmayacaktır. Bu kararlarınızda isabet ihtimalini zayıflatacaktır.
Bütün bu anlatımlardan sonra varmak istediğim yer bilincin bir gücü var, yaratma gücü.
Hz Peygamberin bilinci sezgileri gelişmiş bir bilinçtir... Ve Kur’an ayetlerine muhatap olmuş. Veya bir başka ifadeyle Allahın sözleri Peygamberin bilincinde açığa çıkmıştır.

Senin oyun: None Ortalama: 4.3 (Toplam 4 oy)

İlginç bakış açısı

Çoğu dinci, "yaratma" kelimesine karşı çok tepkilidir. Sen şimdi "yaratma gücü" yüklediğin için belki tepki alabilirsin ama olsun, yine de vazgeçme.

Son paragrafına gelirsek,

"Veya bir başka ifadeyle Allahın sözleri Peygamberin bilincinde açığa çıkmıştır."

Bu söylediğine tam olarak katılıyorum.

xenix

dincilerin karşı

dincilerin karşı çıkmaları normal. "tüccarlık gereği"! Ancak dindarlar anlar kanaatindeyim. o cümleye katılmana sevindim. amaç o cümlenin anlaşılması ve geleksel ezberciliğin bozulması
tşkrlr xenix:)

Hiç "Hz Peygamberin bilinci

Hiç

"Hz Peygamberin bilinci sezgileri gelişmiş bir bilinçtir..."

Buda yaklaşık olarak gerçeği ifade eden bir cümle. Ama bu kadar felsefe yaptıktan sonra biraz topallayn bir cümle olmuş. Neyse fena deneme değildi.

İşte şimdi gerçeğin önünde duruyorsun, eğer muhammed saplantısından çıkıp seninde aynı bilince ulaşabilecek bir canlı olduğuna inanacak özgüveni kotarabilirsen bu yazıdan bu dertten kurtulursun.

Ve bu yazı şunu onaylıyor aslında -tabi siz farkında değilsiniz- ayet dediğimiz şeyler bir insanın bilincinin ürünüdür. Yani bu yazıda ben allahı göremiyorum ancak muhammedi görüyorum. Şimdi siz muhammede allah diye tapmış oluyorsunuz, bu da birini fetişleştirmek oluyor yani aynı zamanda siz kitaptaki bilginin kendisini anlamaya çalışmıyor onu yazan kişinin bilincine tapıyorsunuz. Böyle yaparak birincisi kendinizi aşağı biri olarak görüyorsunuz, ikincisi eğer bir allah varsa bundan bi haber olduğunuzu açık ediyorsunuz.

Aslında bu yazı içeriğinde ki felsefi örgüye rağmen yalnızca bir insanın ne kadar akıllı biri olduğunu öven bir yazı. Dostum o kullandığın felsefi cümlelerin söylemcileri arasında muhammedi sollayanlar var okumadın mı? Madem birine tapacaksın daha akılı birine tap. Yani kadını dövmek gerektiğini söylemeyen, kendisine inanmayanın öldürülmesi gerektiğini söylemeyen ve bir diktatör, bir narsisist kişilikten daha hümanist birine kafa yor ve çık bu kısır döngüden.

Ayrıca

Hiç

"Veya bir başka ifadeyle Allahın sözleri Peygamberin bilincinde açığa çıkmıştır."

Bu sonuca nasıl vardınız? Bunu bilmek için sizin allahın kendisi olmanız gerekiyor. Yani bu şu demek olmuş o bilgileri o bilince 'ben' verdim.

Yediğimiz eksiler

Yediğimiz eksilere bakılırsa, bize katılmamışlar mürid :) Belki seni de dinci sanmışlardır.

xenix

Sn.mürid

dinci kim
dindar kim

acarmisiniz..

slm.

yabancı ne söyemek

yabancı ne söyemek istediğimi anlamaya çalışmış fakat sadece çalışmış, anlamamış. ne söylediğimin ve neye inandığımın farkındayım. sezgilerin beslenme kaynağını irdelersek mana boyutunu yakalayabiliriz. şayet "mana" diye bir şeye inancınız varsa. birde yargılamalarınızı bir kenara bırakıp yazılanların içinde doğru bulunma ihtimallerini dikkate alırsanız sezgisel açılım yakalayabilirsiniz. benim amacım statik anlayışlara çomak sokmak. soru işaretlerini arttırabilir isek gerçeği ve gerçek aydınlanmayı yakalayabiliriz.

dinci: inandığını

dinci: inandığını sananlar. dini meslek edinenler ve bundan çıkar sağlayanlar
dindar: inananlar. tercihlerini bilerek, sorgulayarak, kendi inisiyatiflerini kullanarak seçenler. (başkalarının, geleneksel faktörlerin ve otoritelerin dayatmalarını kabullenmeden.)
derim kısaca.

Sn. mürid

cevabin icin tesekkür ama
bunlar genel gecer tanimlar isin özüne inmek gerekir..

nitekim
cevizin özünü bilmeyen cevizi kabukdan ibaret sanir..

"..dinci: inandığını sananlar.
dini meslek edinenler ve bundan çıkar sağlayanlar.." !?

peki
kim bunlar?

günümüzde
kime veya kimlere tekabul ediyor?

örnegin
diyanet kurum olarak ve ilahiyatcilari
dinci-midir sizce?

slm.

Sezgi

Hiç

Siz işin ucunu allaha bağlamak için daha kurnaz bir 'mübahtır' yöntemi kullanmıyorsanız bende mevlanayım.

Dindar ve dinci ayrımının vs ne olduğunu çözümleyecekseniz gidiniz dincilerin yuvalandığı bir sitede yapınız. Ne dersiniz? Böylece yapmak istediğiniz şeyi doğru yerde yapıyor olursunuz. Çünkü derdiniz işaret ettiği şeyi burada ki insanlar zaten biliyorlar. E bu durumda bilinen bir şeyi neden tekrar ettireceksiniz?

Sahiden çok komiksiniz sizler:))

Yabanci

madem sahaya girdin
topu taca atma da sorunun cevabini ver..

kendini
mevlana ilan ettigine göre vardir bi bildigin..

slm.

Ebubekir

Hiç

Diyelim ki dinci ve dindar ayrımını yaptık bununla neyi aklamaya çalışıyorsun?

Dinlerin vahşetini mi aklayacaksın? Kanla yazılan bir geçmişi mi? bu geçmişin ve vahşetin içinde dindarlarında dincilerinde olduğunu mu unutturacaksın?

Sen toksik bir canlısın bekir..

Yabanci

benim adima yorum yapma
benim avukata ihtiyacim yok
hele sen bir ayrimi yap bakalim ne yapacagimi görürsün..

aslinda
soruyu mürid´e sormustum ama olsun
suyun olmadigi yerde
teyemmüm de is görür..

slm.

yabani yabancı. nasipsiz

yabani yabancı. nasipsiz olduğun nasılda belli. insanlara hakaret ederek kendine bir aidiyyet oluşturmaya çalışıyorsan nafile. sen ve senin gibiler bilim ve gerçek düşmanı kel aynaklardır. hoşgörüden habersiz müsvedde. hatta neyin müsveddesi olduğun bile belli değil. ebubekir arkadaş için (tanımam bilmem) toksik canlı deme hakkını nereden alıyorsun. hazımsızlığının nedeni cehaletin mi. hangi sitede yazacağımı senden mi öğreneceğim. karanlık kafalı .

İlahi vahşet

Hiç

Bakıyorumda seviye asıl düzeyine erişmiş. Bunu bu kadar gizlemenize gerek yok. Zaten içinizdeki katili gizlemek için kutsal saçmalıklara sarılıyorsunuz. Bunu biliyorum.

Demek ki sende aynı toksik muteviyatı içeriyorsun.

Din ne zaman bilim yandaşı olmuş bre cahil. Sen ne dediğinin farkındamısın? Dogmatik bir inanışın bilimselliğimi olur.

Hiç olmazsa ortalıkta kutsal adam, ruhani yüksek varlık şeklinde gezmeyin.

Şimdi git ve kimlere dinci dindar ayrımın anlatman gerekiyorsa onlara anlat.

Ebubekir oldukça kutsal kıvırtıyorsun. Sen kime ne sorduğunu çok iyi biliyorsun.

Ayrıca sahiden bastır git öteki arap milliyetçisi yobazlara anlat derdini.

Daha neye inandığınızı ve niye inadığınızı bilmiyorsunuz. Öyle öğretmişler öyle öğrenmiş ama biraz ezber yapınca paygamber olmuş adeta.

Uzatmayalım

Hiç

Sorunun cevabını merak ediyorum. allah dediğiniz şey muhammedin kendi algısının ürünümüdür yoksa muhammedden bağımsız bir şeymidir?

Mürid ve soru 2

Hiç

Sorulmadığı halde palaspandıras felsefi ve bilimsel açıklamalarla allahın reklamını neden yapıyorsunuz?

Size sorulmadığı halde neden siteye allahın ne olduğunu ispat ihtiyacıyla girdiniz?

yabancıya. cevaplarım

yabancıya. cevaplarım karanlık beyninde bir ışık yakacaksa umut var demektir.
1-Allah ismi ile anlatmaya çalşılan Peygamberin ürünü değil zaten var olanın açığa çıkışıdır. Bu ancak gelişmiş bilinçlerde olur. nasılını gerçekten öğrenmek istiyorsan temelden almak lazım. tabii senin bu konudaki anlayışının çok çok dışında bir anlatım olacak. Takip edersen zamanla bu sitede göreceksin.
2-Toplumda yaygın olan inanışa çomak sokmak istedim. insanların Allah'ı bir totem olarak gördüklerini düşünüyorum. Belki kendilerinde bir sorgulama sezgisi açılabilir... Bu sitede yazmamın nedeni yayınlanan içerikler hoşuma gitti siteyi sevdim. Kaliteli arkadaşlar var.(yazılarından anladığım kadarıyla) Bir başka neden de özgür bir platform gibi duruyor.

Mürid

Hiç

Neden gidip yobazların ve allahı totem yapanların yuvalandığı sitelerde yazmıyorsun bu özgürlük yokmu?

Öyleyse gidip kendi inancınızın içindeki kendi karanlık kafalarınızı aydınlatın mesela.

Bu sitede allahı totem yapmış kimse yok. Tabi ebubekir ve bir kaç tane allah allah diyen isim dışında. Yani yalan söylüyorsunuz.

Ayrıca zaten var olan dediğiniz şeyi nasıl gördünüz ve nasıl bu kadar eminsiniz. O halde siz kendinizi muhammedle eş tutyorsunuz. O halde siz allahın kendisini tecelli ettirdiği üstün efendinizle aynı kefeye koyuyorsunuz?

Bunlar ilginç sorular ve buradan başlayabilirsin. Zamana gerek yok. Sen yaz bakalım. Yazdıkça açılır sezgimiz.

Bakalım kafan ne kadar aydınmış..

Soru 2

Hiç

Var olan bir şey neden o tarihte açığa çıkma gereği duydu. O tarihten önce de yaşadı insanlar.

Soru 3: Neden sadece araplara tecelli etmeye ihtiyaç duydu? Aynı tarihte farklı topluluklar da vardı. Şimdi tarihe girmeyelim çünkü oradan zaten kaybediyorsunuz.

Var olan olduğunu ''bildiğiniz' için bunların cevabını da biliyorsunuzdur..

Yalan

Hiç

Bir insan hem dinci hem de dindar olabilir mi? Bence olamaz. Ya yaşıyordur, ya da tanıtımını, reklamını yapıyordur."
dinci dindar farkı nı ortaya koyan bir cümle. katılıyorum. Şunu da eklemek istiyorum. dindar olanlar dayatmaz, sorulunca açıklama ihtiyacı duyar. din kimseye... hiç kimseye cennet-cehennem arasında teftiş görevi vermemiştir. bu biline.
"Kendi zaten din olmuştur." harika bir tanımlama.

-----------------------------------------------------------------------------------

Yukarıda ki cevabı dinci-dindar konusuna gönderdiniz. Demişsiniz ki dayatmaz. Bu durumda neden siteye dayatma yaparak girdiniz? Örnekse açmış olduğunuz bu konu. Dayatmayacağını söylemenizden çıkan sonuç şudur. Siteye girerken neden islam da dayatma yoktur başlığıyla değilde allahın var olduğunu ispatlamaya çalışan bir yazıyla girdiniz?

Bu soruyu da hala cevaplandırmadınız. Yoksa hakaret etmeye devam edecekmisiniz aydınlık insan.

eeeeee

Hiç

Ne oldu vhy gelmesini mi bekliyorsunuz?

sn mürid

"Hz Peygamberin bilinci sezgileri gelişmiş bir bilinçtir... Ve Kur’an ayetlerine muhatap olmuş. Veya bir başka ifadeyle Allahın sözleri Peygamberin bilincinde açığa çıkmıştır."

Bu ne demek ? bana, anladığını lütfen tercüme edermisin?

sn.Statik. Yaratıcıda var

sn.Statik. Yaratıcıda var olan özellikler (kur'an esma olarak bidirmiştir.) belirli bir oranda sentezle Evreni ve içindekileri meydana getirmiştir. örneğin her insan onun isimlerinin birer sentezidir. karakter yapılarını, yeteneklerini,programını terkibin baskın unsurları oluşturur. Atıyorum bir kişi karekter yapısı itibariyle mülayim ise o kişide cemil ismi baskındır.etrafımızda gördüğümüz mevcudat da öyle, olmuş ve olacak olanlarda. Bunu bir tasarımcının sistematik hayali olarakda düşünmek mümkün. Bütün bunları kavramak için sezgilerin arınmış olması gerekmektedir.
bu kısa özetlemeden sonra bize en yakın olan O dur. "şah damarımızdan daha yakın, kalplerden geçeni en iyi bilen, dışarda ötede başka bir yerde değil içimizde." Tasavvuf derki kendini bilen Rabbini bilir. bütün bunları alt alta toplarsak Hz Peygambere dışardan,öteden her hangi bir yerden vahiy gelmedi. Hz Peygamber kendi içinde seyahat etti. bu eylem de gerçeklerin açığa çıkmasını sağladı.

"Hz Peygambere

"Hz Peygambere dışardan,öteden her hangi bir yerden vahiy gelmedi. Hz Peygamber kendi içinde seyahat etti. bu eylem de gerçeklerin açığa çıkmasını sağladı."

yani; OKU OKU OKU emri hikaye mi? demek istiyorsun. Çok ilginç gerçekten.

Ayetlerin, açık bilinçle yazılmış olmasını, herkesin bu bilinçle bir din kitabı yazabileceğini söylüyorsun.

Yani; bende de muhammed'in bilinci olsa, ben de bir din kitabı yazabilirim mi? demek istedin.

sn mürid

sizin ne dediğinizi halen anlamış değilim?

yani; vahiy gelmemiş mi?

full'ün yazdıkları doğru o zaman.. öyle mi?

full ve statik

o frekansı yakalarsanız evet.dışardan gelen bir şey yok. içerden gelen bir inkişaf var. Adeta kodlanmış olan bir şifre vardı ve çözüldü gibi anlayabiliriz. O kodları çözecek bir frekas yakalayabilen vahiy alır. Hayat statik değil aksine dinamiktir. Allah her an bir yaratma halindedir. gelişimin temeli budur. Geleneksel din olgusunu bir kenara bırakın. O gözlükle bakarsanız anlamanız zorlaşır. Hala bir açılım olmadı ise lütfen yazıyı(bilincin ilhamları) bir kez daha okuyunuz.

"Kendinizi ne kadar iyi

"Kendinizi ne kadar iyi tanırsanız o kadar güçlenirsiniz. Hayatı ve çevrenizdekileri yargılamayın sadece fark edin. Gözlemleyin. Sezgilerinizdeki gelişimi fark edeceksiniz."

Güzel bir yazı. Derin anlamları olan. Son paragraf çok hit almış ama şu paragrafa da dikkat etmek gerek. Krishnamurti'de hep bunu söylemek ister ama anlatım tarzı o kadar değişik ki anlamak için zaman gerekiyor. Bilmek için çırpınıp, belleği fazla doldurmaya da gerek olmadığına inanıyorum artık. Şunu yapabilsek; neler değişecek kimbilir...

Tamamen katılıyorum Toruk

Tamamen katılıyorum Toruk Makto :)

Fantastik kurguya girmişiz

Hiç

Dışarıdan gelen bir şey yoksa dışarıda da bir şey yok demektir. Bu da bizi bütün masalın muhammedin kurgusu olduğuna götürmezmi?

Hayatın statik mi dinamik mi olduğunun konuyla ne ilgisi var? Yani sırf bağlantıyı yapmak için kullanılmış gibi.

Dinamiktir çünkü allah her an yaratır. E hani dışarıda bir şey yoktu!!

Ayrıca yukarıda ki sorulara neden cevap vermiyorsunuz ve sürekli bir ispat telaşındasınız?

Öteden her hangi bir yerden vhy gelmediyse allah nerede?

“Gizli Telkinle Kur'an Terapisi”

Kubilay Aktaş

Röportaj: Nihal Demir

Kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

Gizli Telkinle Kuran Terapisi, bilinçaltı ve kanal bilgeliğinin kesiştiği noktada bir çalışma. Bu zamana kadar belki de maddi çıkarlar noktasında kullanılan bir tekniğin (subliminal ve 25 kare) bizce daha doğru insan yapısına daha uygun bir noktada kullanılmasını anlatıyor. 15 yıllık radyo programlarının bir meyvesi diyebiliriz.

Malum insan alemlere gebedir. Zerredir ama varlığın tüm bilgisini (logos) bilinçte gösterebilecek potansiyeldedir. İnsan tohum gibidir. Doğru toprağa düştüğü zaman tanrısallık meyvesini verir. İnsan ve tanrı birliği (vahdet-birlik) tüm öğretilerin temel dayanak noktasıdır… Başlangıç (insan) ve bitiş (ilahi) noktası burasıdır. İsa, alfa ve omega benim derken aslında noktanın sonsuzluğu ve şeylerin (eşyanın) noktasal ilişkisine dikkat çekiyordu.

Düşünceler tohumun yeşerdiği düzlem bilinçaltı tarlasıdır. Tabi ki ilişkilerin farkındalığı bilinçte yansıma bulur. Ancak bunun arka planında bilinçaltı önemli bir role sahip. Çünkü burası mutfak gibidir. Bilinç’ten farkında olarak veya olmayarak giren veriler burada işleniyor. Tanımlama ve ilişkilendirme burada yapılıyor. Burada gerçekliğe dönüşüyor demek istiyorum. Tohumun açıldığı tarla bilinçaltıdır.

Kitaba beni sevk eden de bu anlayış oldu. Amakı hayalde der ki “Ey rabbim seni kendime göre (zannımca) bilirim ama amacım seni seninle (bütüncüllük-sentez) bilmektir.”

Genetiğini, öz yapısını zihinsel filtrelerim ile kirletmeden ayetleri, esmaları (enerjileri) saf bir şekilde bilinçaltıma nasıl alabilirim. Çıkış noktası burası.

Malesef bu asırda tohumun genetiği ile oynadığımız gibi zihindeki kategorik anlayışlarla (sınıflandırma) ile de kendi hakikatimize yabancılaşıyor ve indirgeyebiliyoruz. İnsandan beşerliğe düşüyoruz. Ve bütünlük kayıp oluyor. Kategorize etmek önemli ancak zıtların birliği olan sentez asıl olan. Ve zihnimin yargılaması ve kendimce hükümler ile gerçeklikliğimden her defasında uzaklaşıyorum. O zaman bu saraya (ben ötesi Ben’e) bay pass ile ulaşabilir miyim? Çünkü hakikati deneyimlemede zihni filtrelerden başka engel yok. Zihni devredışı bırakmak değil. Onu gözlemci tanık konumuna getirmek. Yapan değil, onun üstünden yapılanan konuma gelmek.

Neden Kur’an? Ve neden gizli telkin?

Kuran, İncil, Tevrat yani ilahi üst bilince ait kelamların enerjileri çok yüksek ve saf... Bu enerjilerin peygamber bilincinde şekillenmesi (kelimeler kabına girmesi) onun bilinç tarafından tanımlanmasını sağlıyor. O enerjiler bizim hard diskimiz gibi. Ekranda biziz, ekrandaki verileri anlayabilmek için doğru noktadan okumamız veya formatlanmamız lazım. İlahi kelamlar bu noktada eşsizdir. Ve insan, bilinçaltı düzeyde bu kelamları enerjileri tanıyor, biliyor. Kuran ve mümin ikiz kardeştir diyor Muhammed. Fakat bu şekillenen yapı bu asırda öyle kendi gerçekliğinden uzaklaştı ki. Sadece hurafede şekilde kaldı. Formel yapı da önemli ancak, özü ile irtibatı koparılmadan.

Öz ile tekrar bağlantıya geçmede gizli telkin önemli. Çünkü; zihin sürekli geçmiş ve kendince gelecek ile gerçekliği indirger. An denilen zamansızlık ve mekansızlık noktasında kalamaz. Zihin hareket etmesi için geçmiş ve geleceğe (kendince) ihtiyaç duyar. Zihin ancak geçmiş ve gelecekte vardır.

Şöyle basit bir örnek vereyim. Muazzam bir saray (sensin) var. İçinde her şeyi gerçekleştirebilme, her şey olabilme potansiyeli, her şeye evet diyen bir sultan (ruh) var. Ancak kapıda bir bekçi ki (zihin) sadece kendi tanıdıklarını alıyor. Gerçeklik kapıya kadar geliyor. Ancak bekçi maalesef göremiyor. Çünkü gözü şaşı veya hasta her ne ise… zihinimiz kirli. İsa der ki; “gerçekten şu dağa deseniz git kendini denize at. Koşarak kendini denize atar.” İnsandaki kudrete vurgu var burada.

İşte bay pass için arka kapıdan girmek lazım. Bekçiyi yargılayan zihni atlatmalıyız. Kalenin içerden fethi ki buna keşif diyoruz.

Gizli telkinde zihine ait bir bilgi yoktur. Çünkü telkinler kulak ile duyulmaz göz ile görülmez. Dolayısı ile yargı da yoktur. Ona hüküm koyamaz. Evet der, bilinçaltı her şeye evet der.

Bu konuda inanılmaz deneyler var. Belli görüntülerle sizin neyi nasıl düşüneceğiniz etkilenebiliyor. Belli renkler şekiller gösteriyorlar. Ve sen şunu düşündün deniliyor. Ve gerçekten öyle. Eşik altı nokta çok tehlikelidir. Negatif yönde de kullanılır. Hipnotik reklamcılık sektörünü çok bilemeyebiliriz ama gizli çok telkinler verilip insanlar yönlendirilebiliyor. Bir tolumun bilinç altını işgal ederseniz o toplum artık robottur.

Tabi biz doğa-insan ve tanrı düzleminde rehberlerin bilgeliğinde öğretilerin doğrultusunda insan fıtratına en uygun olanı kullanmaya çalışıyoruz.

Sana “sen tanrının biriciğisin, sevgilisin” desem. Öğretiler öyle dediği için belki kabul edersin. Ancak zihin devrede ise hayır zavallıyım da diyebilir. Yani bilinçaltı düzeyde aslında ben öyle değilim ama dersem belki olurum diyorsun. Sürekli yargılayan konuşan ve indirgeyen zihin (bekçi).

Ama bu bilgi sana gizliden ekilirse o zaman bilgiyi aşarsın yani yaşarsın.

İslami inanışta telkin var mıdır?

Varlıkta her veri insana akar. İnsanda yeşerir. Dolayısı ile telkin insan bilincine akmayan hiçbir şey yok. Ancak insanın seçici olması lazım.

Kadim bilgelikte zikirler (mantra), semboller (mitler) önemli bir yer tutar. Bunlar bir veriyi - bilgiyi bilinçaltı düzeye tanımlama sürecine işaret eder. Bunlar açıktandır. Yani görünür ve duyulur telkinlerdir. Mesela kim diyor (bir şekil) var ona bakarsa sabahtan evinden çıksa akşama kadar korunur. Ve kim şu mantra’yı tekrar ederse şöyle olur. Hurafeleştirmeden (sadece şekline bağlı kalmadan) bunlar kullanılabilir. Zaten telkini (veriyi) yeşertecek olan sizsiniz. O da çalışma iledir.

Mesela vefat eden kişilere öte aleme adaptasyon sürecinde önderler, bilgeler rehberlik eder ki bu da duyulur telkinlerdendir.

Ölen kişilere de imamlar tarafından talkım (telkin) verilir. Mezardan herkes ayrılır ve imam bazı dualar okur. İmam talkımı (telkin) verdi derler. Hatta umulur ki bu talkım ile Allah bu kişiye mağfiret (kurtuluş sağlar) eder derler. Tabi bunlar çok kavramsal açılması lazım sadece örnek veriyorum.

Telkin kelimesi ilka kökünden gelir ilka ile bağlantılır. İlka ne demektir? Bir veriyi hedefe bırakmak yerleştirmektir. Cebrail’in peygambere telkin (ilka) şeklini İmam Suyuti şöyle bildiriyor. “Peygamber uyanıkken Cebrail görünmeksizin kalbine ilahi vahyi ilka (telkin) ederdi.” diyor. Görünmeden duyulmadan logos kalbe ( bilinçaltına ) aktarılıyor. Bu da gizli…Tabi bunun gibi birçok örnekler verebiliriz.

Feyz aldığınız birçok önder var. Osho’da sizi etkileyen şey neydi?

Osho’nun öğretisi tasavvuf da ahadiyet (teklik- birlik) noktasını temsil etmesidir. Onun için öğretisini tarif ederlerken hiç bir sınıra koyamazsınız derler. Çünkü zihinsizlik (tanıklık) dünyasını deneyimletme yöntemlerini anlatır. Her aydınlanmışta da bunu göremezsiniz. Yaşadığını yaşattıracak veya belli bir disiplin ile onu aktarabilecek. İslam’ın bana anlattığı hakikatin anlaşılması mı diyelim, hakikati mi diyelim, deneyimlenmesi mi diyelim neyse... İşte yolum orada Osho ile keşişti. O zaman Hakikati Muhammediyet’in ne anlama geldiğini anladım.

Aslında insan olma serüveninin dönüşüm noktasını tarif eder. Tırtıla yeni ayak takan çok öğreti var. Veya öğretinin temeli seni kelebek yapmakken hurafesi ile öne çıkmış çok din var.

Her insanın kendi geleneğini, dinini daha doğrusu kendini yeniden keşif sürecinde Osho, Krishnamurti, İbni Arabi, Mevlana çok önemli diye düşünüyorum.

Hangi teknikleri kullanıyorsunuz?

Daha genelde Subliminal kayıt tekniği (ses) ve 25. kare ( görsel) tekniklerini kullanıyorum. Subliminal kayıtlarda olsun görsel gizli telkinlerde olsun, mutlaka ayetlerle, esmalarla birlikte frekansları kulanıyoruz. Subliminaller de gündüz ve gece olmak üzere iki kategori var. Alt yapıdaki ayetlerin son üç kanalı kişinin sorununa yönelik. İlk dört kanalı ise arınma, korunma ayetleri. Gündüz ve gecenin frekansları nedeni ile gece müziklerini gündüz, gündüz müziklerini de gece dinlememek lazım. Alt yapıdaki ayetler aynı fakat frekansları farklıdır.

Görsel olarak mesela 20 dakika gibi kısa bir sürede tüm Kuranı 25. kare tekniği ile bilinçaltına aktarabiliyoruz. Doğa görüntüleri arasına gizlenmiş kuran ayetleri ve esmalar aracılığıyla. Ben öğrencilerime semboller de var onları da ekliyorum. Videolarda kullandığımız müziklerin alt yapısında da duyulmayan ayetler, esmalar ve frekanslar var. Doğa görüntüleri bunlar ancak alt yapısında tüm Kuranı Kerim var. Hani gizliden kalbine bırakırdı diyor ya, sanki orayı çağrıştırdı.

Bu teknikleri kullanırken yardım aldığınız kişiler var mı?

Tabi bu çalışma bir ekip işini gerektiriyor. Teknik alt yapı boyutunu gerçekleştiren ses ve görüntü mühendisi arkadaşlarımız ve dahi danıştığımız insanlar var. Ayrıca psikolog olsun tamamlayıcı terapi yöntemlerinde olsun ilahiyat noktasında ( ayet seçimleri) olsun birlikte olduğumuz kişiler var. Doktor, mühendis (ses -görüntü), psikolog ve holistik şifa konusunda çok arkadaşımız var. Kitapta kısmen bahsettim.

Günümüzde subliminal’ler nerede ve nasıl kullanılıyor?

Reklam sektörü en fazla kullanıldığı alanlardan biri. Bu konuda yasa çıkardılar. Yasak getirdiler sonunda. Hipnotik reklamlara, bilinçaltı reklamcığına. Tabi ne kadar işler bilinmez ama insanların farkına varması noktasında güzel bir adım. Savunma sanayiinde dahi kullanılıyor. Daha farklı düzlemlerde daha derinde mikro dalga frekanslar ile insan bilincine direk müdahale edilebiliyor. Sinema sektöründe de 1950’ler den beri kullanılıyor. Ayrıca bazı müzisyenler hatta çok önde olanları bu tekniği biliyor ve bazen satışı artırmak için, bazen de kendi fikirlerini aktarmak için kullanılıyor. Bunların tespiti güç ancak özel tekniklerle mümkün. Rusya da bu konuda gizli telkinleri yakalayan dedektörler mevcut. Filmler olsun müzikler olsun reklamlar olsun önce buradan geçiyor. Bu aletler den temiz raporu alındıktan sonra kitlelere sunuluyor. Gizli telkinleri tespit eden özel ses-bilgisayar programları var.

Siz bu metodu ne zamandır ve nasıl uyguluyorsunuz?

Çok uzun zamandır bu tekniği biliyordum, fakat profesyonel uygulama noktasında 5 yıldır diyebilirim. Daha öncesinde talebelerime çok sıklıkla hazırladım. Dinleyenlerden danışanlar çok oluyordu. Zaten onlarda ciddi verimli neticeler alınca bu kitabı yazmaya karar verdim.

İlk hazırladığım konular kendime ve talebelerime özeldi. Astral deneyimler, lucid rüya, duyu dışı algılar bu konularda çalışmalar yaptım. Hatta oğlum bebekken baya bir hazırladım. Daha sonradan farklı konular ekledik. Her sorun ve her konu için hazırlamak mümkün. Yaklaşık 40 kadar konu başlığı var.

Sizin tekniğinizin diğerlerinden farkı nedir?

İnsani kelamlarla ilahi kelam arasındaki fark ne ise, bu çalışmanın diğer çalışmalardan farkı o. Bilinçaltı hassas bir saha. İnsanı bütünü ile kuşatan telkinler bilinçaltına aktarılmalı ki gerçek şifa yani bütünsellik anlayışı ile insan yapılansın. Yoksa bakış açılarına göre değişen mesajlar telkinler tek taraflıdır ve eksiktir. Yanlıştır değil, kötü değil ancak eksiktir.

Bizim çalışmamız bu noktada ilahi vahiy ile irtibatlıdır. Dolayısı ile bütüncüldür. Çünkü alt yapıda tamamı ile Kuran’dan seçilmiş ve belli dalga boyuna getirilmiş ayet ve esmalar var. Diğer çalışmalarda gaz boyutu çok iyi. Ama kuran gazın yanına debriyaj ve freni de koymuştur. Şunu demek istiyorum ayetler yani melekler beşeri zihnin kirlerinden arınmış oldukları için şifalandırmaları daha gerçekçidir. Mesela bir sorunun çözümleme sürecinde olayı size unutturmaz veya doping yapmaz. Ne yapar yavaş yavaş yüzleştirir, tanımlatır. Daha gerçekçidir. Egoya nefse ait değil ruha ve ilahi olana ait iç sesleri yükseltir.

Hani bebeği düşünün mama ile büyür mü ona büyüme denirse... Asıl gıdası anne sütüdür. Ana yapımıza, bilinçaltımıza orası ile uyumlu enerjilerin telkinlerin akması daha sağlıklı. Diğer çalışmalardan farkı telkinlerin tamamı ile özel frekanslara getirilmiş Kuran ayetleri ve esmalarla olması.

Bildiğim kadarı ile diğer çalışmalarda batıdan getirilen veya psikologlara yazdırılan bazı metinler var...

Malum batı’nın insana bakışı ile doğu’nun insan’a bakışı çok farklı. Ve dahi başarı, ego, şifa vs... kavramlarını yorumlaması da. Doğu, başarı mutluluktur der. Batı, başarı şirkettir paradır der. Kuran ise şirket kurarken mutlu olmayı size öğretir. Kuran onun için ne doğuya aittir ne de batıya. Kuran batı ve doğu arasındaki sentezin ismidir ( kozmik bütünlük)

CD'de bulunan içerik bilgilerini çalışma yaptığınız kişilere de veriyor musunuz?

Tabi ki alt yapıda hangi esmalar hangi ayetler kullanılmış onları, bilgileri nasıl dinmeli bilgisi içinde mevcut. Sitemizden bulmak da mümkün. Kişiye özel olduğu için ana ayetler sabit tabi ki düşünün 20 dakikalık bir müziğin altında 3 saate yakın ayet var. Özel bir kanallama sistemi ile iç içe yerleştiriyoruz bunları. Bir odaya bir hafızın (kuran okuyan kişi) girmesi ile 7 tanesi arasında fark. 7 si birden başlasa algılamakta güçlük çekersiniz. Ancak bilinçaltı hepsini alıyor. Bizde 7 kanal açıyoruz müzikler altına ve her kanalda hangi ayetler kullanılmış onların bilgileri veriliyor.

CD'lerinizi nasıl dinlemeliyiz?

Şimdi kullandığımız yeni sistemde gece ve gündüz 2 ayrı kategori var. Ortalama 5- 6 saat yeterli. Diyelim ki gündüz 3 saat dinlediniz, gece yatarken 2 saat dinlemeniz yeterli. Veya gündüz 6 saat dinlediniz gece dinlemenize gerek yok. Dileyenler sadece gece de dinleyebilir.

Müzik çeşitleri oldukça fazla bunlar çalışmaya yönelik özel hazırlanmış müzikler. New age, doğa, ney ,dinleti tarzında kişi kendi duygu durumuna göre müzikleri seçebiliyor. Müziksiz telkinler dahi var. Siz sadece frekansın sesini çok hafif duyuyorsunuz müziksiz yani. İnsan her zaman müzik dinleyemez onun için sessiz konumda olanlar var.

Tüm bilinçaltı çalışmalarında olduğu gibi 21 gün dinleniyor. 3 tane 21 gün ve her 21 arasında bir hafta ara veriyorsunuz. Ve azaltarak gidiyorsunuz. 2 saat azaltarak dinliyorsunuz.

Dileyenlere 21 gün sonunda dinlemeleri için özel bir frekans yüklü telkin daha gönderiyoruz ki dileyenler uyguluyor. Lucid rüya ile ilgili... Çünkü telkinler bilinçaltına aktığında ilk rüyalar değişmeye başlıyor. Ve lucid bu konuda kişisel dönüşüm noktasında büyük öneme sahip bilirsiniz. Şamanlar çok kullanırlar bunu. Rüyada olay ile yüzleşme ama rüya olduğunu bilerek...

Peki bilinçli ya da bilinçsiz dinleme diye bir şey olabilir mi? Bilmeden dinlenilse bile etki eder mi?

Telkinlerin etkilerinin bilinçte fark edilmesi için zamana ihtiyaç var. Yani onların meleke kesp etmesi zamanla olur. İlk etapta bilinçsiz dinleyen müzik altında telkin olduğunu bilmeyen insan dahi etki alacaktır. Ancak fark edilmesi için bir eşik, çıta var oraya ulaşması lazım. Onun için dinleme süresi önemli. Tabi bilinçsiz veya bilinçli ne olursa olsun aklın ihtiyari yine bu çalışmada kişinin elindedir. Yani iç sesi dinlersiniz veya dinlemezsiniz dönüşüm potansiyelini uygularsınız veya uygulamazsınız. Burada ayetler size karışmaz. Size karışmaz tercihi size bırakır. Çünkü bu sizin gerçeklik sahanızdır kişisel tercihiniz. Ki gerçeklik her an burada değil mi? Ama zanlarımız ile göremiyoruz. İşte gerçeklikle uyuma geçerseniz görür, bilirsiniz. Lakin ona onay vermek, içine girmek sizin iradenizi bekler. Yani bu eşik altı büyücülüğü değil. Sadece ilahi bilgeliğin sesini netleştirmek. O frekansla gerçeklikle sizi uyumlu hale getirmektir. Sonrası size kalmış… O sese uyarsınız uymazsınız. Allah ile kul arasına kimse giremez. Bilince gösterir onayı vermek size yani iradenize aittir.

Çocuklar için de uygulanabilir mi?

Herkese uygulanabilir. Canlı olan her şey ki canlı olmayan da hiçbir şey yok. Çocuklarda uyguladığımız özel esma kalkanları var. Özellikle indigo çocuklar için kullandığımız ferd esması hayy, kayyum, hakem, adl, kuddus gibi esmalar var. Onlara ait özel sureler var. Bu çocuklar son inen surelere uyumlu. Hiperaktiviye için kullandığımız sekine ayetleri mesela veya celcelütiye’den bazı bab’lar çok etkili.

Bu konudaki başarı hangi oranda neye bağlı?

Başarıyı nasıl tanımladığınıza bağlı. Hani ayet diyor ya;

Hayır bildiğiniz şeylerde şer, şer bildiğiniz şeylerde hayırlar olabilir. Dolayısı ile egonun beklediği tarzda bir sonuç mu yoksa varlıkla uyum içindeki huzur mu?

Aslında ikisi de önemli. Hem param olsun hem de mutlu olayım. Maddi-manevi yükseliş. Bu çalışmada başarı bilinçaltı düzeyde tamdır. Fakat insana çalıştığından başkası yoktur diye bir ilke, bir yasa var. Yani üç kuruşa beş köfte olmuyor. Oluyorsa da sonradan acısı çıkıyor. Tamam düşünceler önemli ancak ona yönelecek eylem de lazım. Secret’ın yanlış anlaşıldığı nokta burası olabiliyor. Tren gelir ama binmek lazım. Fırsatları celb edebilirsiniz ki bu noktada inanılmaz fırsatlar, yapılanmalar, mucizeler de olabilir. Ama onlara onay vermek kabul etmek daha önemli.

Bu çalışmada da başarının tamamlanması netice size ait. Ayetler yapmaları gerekeni tam anlamı ile yapıyor zaten. Ama sizin katılımınıza da bağlı. Tanrı der ya “ey insan ben senleyim de, sen nerdesin? Sen kimlesin.”

Bu telkinlerin bize zararı olur mu?

Aslında işin tehlikeli bir boyutu var. Sadece bu çalışmaya ait. Diğerlerinde böyle bir tehlike yok. Bu tehlike kuranın yapısından kaynaklanıyor.

Bir örnekle cevaplayayım. Mideniz bulanıyor neden? Çünkü zehirlenmişsiniz. Ve renginiz sapsarı. Siz gidip makyaj yapmaya çalışıyorsunuz cildinize dışarıdan renk verme çabasındasınız veya midenizi bastırıyorsunuz. İyileşeyim güzel görüneyim diye. Bu egonun iyileşmeden anladığıdır.

Ama ayetler, telkinler böyle yapmıyor. Gidip sizi kusturuyor. Zehir’i tüm vücuttan atıncaya kadar sizi arındırıyor. Tabi bu biraz çileli, meşakkatli ama gerçekçi.

Osho; “sinekleri kovma, bataklığı kurut o zaman sinekler de olmayacaktır.” der.

İnsanlar bedenlerine, bağışıklık sistemlerine (ayetlere) güvenmiyor. Çünkü onun ne denli olağanüstü bir bilge olduğunu bilmiyor. Gidip hemen ilaca (egosantrik çözümlere) sarılıyor. Hayır orada ateşinin yükselmesi lazım. O iyileşmeye işaret virüsler mikroplar ölüyor. Vücutta savaş var. Ateşi yükselten immum sistemia’nin kendisi. Biraz sonra iyi olacaksın. Barajı aşınca iyileşme anladığın anlamda gerçekleşecek. Ama biz ateş düşürücü kullanıyoruz. Sonra ne oluyor biliyor musun? O toksitler, zararlılar daha derinlere itiliyor. Çok daha tehlikeli hal alıyor. İşte ayetler bağışıklık sistemi gibidir. Neyi, nasıl yapacağını sizden benden daha iyi bilir. Tabi ki kişiye kaldıramayacağından fazlasını yüklemez. Zaman içinde onu şifalandırır.

Etkileri gözlemlene bilinir mi? Ne kadar zaman içinde sonuç almak mümkündür?

Etkiler takriben kişiye göre değişmekle birlikte 2 ila 21 gün arasında fark edilebilir düzeyde görülmeye başlayabilir. Tabi bunlar izafi bazı kişileri biliyorum ki ilk 3 günde çok ciddi neticeler aldı. Ancak bizim tavsiyemiz 21’li periyotlarla etki alıncaya kadar dinlemek.

Ayetler Türkçe mi yoksa Arapça mı okunuyor? Farklı dillerde de okunduğunda aynı frekans yakalanır mı?

Ayetler Arapça olarak bilinçaltına akıyor. Kuran dili Arapça olabilir ama bağlantıları ve geldiği kanalı rab kanalı çok üst. Üst bilince ait. Aslında insanın özü olan nokta, biz burada onların enerjilerinden istifade ediyoruz. Kelimelerine yüklenen enerjiden. Hani bazıları –ee biz Türkçe anlıyoruz diyor. Bilinçaltımız da Arapça anlar mı? Zaten siz telkinleri duymuyorsunuz. Bir ikincisi ise; bu soru bilinçaltını bilmemekten kaynaklanıyor. Bilinçaltı tüm dilleri bilir. İsa’nın havarilerinde böyle bir açılım olmuştur. Gidecekleri ülkenin dilini sabah uyandıklarında konuşur olmuşlardır. Burada mesele dil meselesi değil logos ateşli söz demektir. Yani seni harekete geçiren kelam. Özüne dokunan kelam. Her neyse burası uzun. Esas soru, kuran ayetleri üzerine yapılan bir deneyi anlattım kitapta biliyorsunuz. Amerika’da çalışmalarını yürüten Müslüman bilim adamı Ahmet el-Kadi, Boston Üniversitesi tıp fakültesinde Kur’an’ın insan üzerindeki fizikî tesirini, şifa olup olmamasını araştırdı. Burada kullanılan âletler, çok hassas ve son teknoloji. Pakistanlı bilim adamının hatta Hollandalı bir psikiyatrist’ in de Allah kelimesi üzerine yaptığı araştırma var. Çok uzun bir deney düzeneği bu ancak sonuç şu kim olursa olsun kuran okunduğu zaman biyolojik yapısı, kimyasal yapısı ve ruhsal yapısı ona karşı kayıtsız kalamıyor. Olumlu noktada etkileniyor -ki hiç kuranı bilmemelerine rağmen. İncil’ de, Tevrat’ da ilahi kitaplarda bunun içindedir. Çünkü üst bilince aittir.

Bunlar kadim diller. Frekanslar DNA mızda tohumlar şeklinde kodlanmış. Dışarıdan bir etki ile yani sadece bilinçaltı düzeyde onları tetikliyoruz. Yaptığımız bu tür bir DNA aktivasyonu. Bu diller kökü itibariyle insanlığın ilk atalarına kadar gider. Arapça da bunların içinde.

En çok hangi konularda talep geliyor?

Daha çok ilim farkındalık, arınma, korunma, şifa ayetleri, ruhani yetileri geliştirmek, aile huzuru, iletişim, başarı, motivasyon, dış tesirlerden korunma, rızık, bolluk, bereket, maddi-manevi yükseliş, kolay hamilelik, zihin ve ezber gücü, stres ve depresyondan kurtulma gibi konularda talepler oluyor.

Çalışmalarınıza ilgi gösteren uzman, kurum ya da kuruluş oldu mu?

Çok çok ilginç yerlerden kurumlardan, sanatçılardan, siyasetçilerden hatta gizli birimlerden dahi ilgi gösterenler oldu. Tabi biz burada çok seçici olmaya çalışıyoruz. Çünkü ciddi bir sorumluluk da istiyor. Geri dönüşüm hayırda ve şerde mümkün. İnsan ne yaparsa kendisine yapıyor. Uygun olanlarla görüşmelerimiz sürüyor.

Toplu yerlerde okullarda, iş yerlerin de uygulama yapılabilir mi?

Hapishaneleri de ekleyebiliriz :) tabi ki olabilir. Ancak insanlara kuran denilince, ayet deyince haklı olarak temkinli yaklaşıyorlar. Evrensel bilince sahip bir insan için bunların önemi kişilere bağlı değil kaynağa bağlı. Yani o kişilere bakmaz evrensel insan hakikatin sözde temsilcisine değil öze, kendisine bakar. Güzel olan da şu ki bu asırda böyle düşünen insan sayısı gittikçe artıyor.

Biz bu bahsettiğiniz yerlerde kullanıyor veya kullanmıyoruz. Bunun hakkında yorum yapmayacağım. Ancak menfi noktada kesinlikle kullanıldığını söyleyebilirim.

Çalışmalarınızın Türkiye açısından önemi nedir?

Ülke insanına eğer bir açılım bakın dikkat edin böyle böyle şeyler var. Ve buna karşı tedbirler alın noktasında bir dikkat çekti ise o zaman amaca ulaşılmıştır. Tabi Türkiye zaten subliminal noktada olan bir ülke. Nasıl yani... Coğrafik anlamda. Bilinci batıyı temsil eder; maddenin temsilcisidir. Doğu ise bilinçaltının daha çok mana’nın temsilcisidir. Türkiye bu iki yapı arasında denge konumunda. Ne doğu’ya ait, nede batı’ya. Sentezdir, ne tez ne antitez, sentez. İfade etmeye çalıştığımız olay sadece subliminal noktada bir çalışma değil. Bu çok derinlerde olan bir öğretinin anlayışın sadece bu noktaya yansıması. Popüler kısmı burası fakat daha derinlerde evrensellik, özgünlük ve özgürlüğe bazı ruhların uyumlanması.

Yurt dışında bilinçaltı reklamları yasaklı mı? Türkiye’de nasıl bir uygulama ile karşılaşıyoruz?

Subliminal teknikle insanlar etkileniyorsa, o zaman insanların doğal olarak kanun yapıcılar tarafından korunması gerekiyor. Subliminal teknolojisi deyince akla ilk gelen reklamcılık sektörü oluyor. Elli beş ülkede yasaklandığını biliyoruz. Ülkemizde ise Adana milletvekili Atilla Başoğlu böyle bir yasa teklifi sundu.

“İletişim araçlarının kullanımında, tüketicilerin bilinçaltı ses ve görüntü efektlerine karşı korunması hakkında çeşitli kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun teklifi.”

MADDE 1.- 4077 Sayılı ve 23.02.1995 tarihli Tüketicinin Korunması

Kanununun 16ncı maddesinin 2nd fıkrasına aşağıdaki ifade eklenmiştir. "Radyo, televizyon, video, ses, film ve her türlü benzeri iletişim ürünlerin kullanımında, çift ses kayıtlan, dâhil olmak üzere, tüketicilerin algılarında, bilinç dışı etkilere sebep olabilecek, "bilinçaltı reklam ve mesajlar" tabir edilen, hiç bir özel teçhizat ve teknik kullanılamaz."

Daha bu konu ile ilgili baya maddeler sunuldu. Fakat tespit edilmesi çok zor ve teknik bir konu.

Televizyon izlerken, müzik dinlerken bilinçaltımızı negatif etkileyecek her hangi bir uygulamadan nasıl koruyabiliriz?

Bilinçaltını arınma, korunma noktasında kodlamak çok önemli. Ve bir noktada negatif telkinlerden bundan kaçamazsınız. Mikroplar olacak lakin bilinçaltı bağışıklığı sağlıklı çalışıyorsa, varlık bağlantınız var ise yani nehirde su akıyorsa. Bunlar gübre gibi oluyor. Bilirsiniz güle kokuyu veren gübredir. Ama çoğu da yakar, denge lazım. Yanlışlar hayırlara dönüşebiliyor. Korunma yöntemleri çok ama kısaca bilinçaltınıza açıktan telkin verin. Dışarıdan ve içerden bildiğim veya bilmediğim noktalardan sadece bana ve bütüne faydalı olanları alıyorum. Zararlara karşı ilahi koruma altındayım. Zararları hayra dönüştüren güce sahibim diyebilirsiniz. İçsel bilgeliğinize güvenin sizi o yönlendirecek.

Bu çalışmaları Parapsikoloji dalında değerlendiriyor musunuz? Türkiye' deki parapsikoloji çalışmalarına nasıl bakıyorsunuz?

Eğer bir dal ile kategorize etmek gerekirse parapsikoloji yakın. Ama bence daha da ötesi. Dediğim gibi olay sadece alemlere dalıp orada hayret duymak değil. Hatta o alemlerden bilgi almakla da sınırlı değil. Bizzat alemlerin sende, bende bireyde görünmesi ile ilgili bir temele dayanıyor. sendeki İsa ile Musa ile Muhammed ile ilgili bir olay. İnsan tohumunun tanrı meyvesini vermesi ile ilgili. Vahdet.

Amerika' da subliminal müzik çalışmaları yapan Steven Harpern veya Türkiye' de Nil Gun gibi kişilerin çalışmalarını incelediniz mi? Sizin çalışmalarınız ile benzerlikleri var mıdır?

Web sitesini bilgisayarda yaparsınız. Bunun için bilgisayarı kullanırsınız. Sitenin işlevselliği tamamı ile farklı olabilir. Ben macbook kullanıyorum diğeri pc kullanabilir. İşlevselliği farklı ama ikisinin de adı bilgisayar.

Telkin konularından biraz örnekler verebilir misiniz? Mesela Arınma Korunma ana alt yapı, peki bunun içeriğinde neler var?

Bu yapıda 19 besmele, 7 fatiha, bakara suresinin ilk 5 ayeti, 3 ayetel kursi,21 felak, 21 nas, 11 ihlas suresi, tüm hurufu mukattalar, ve konu ile ilgili celcelütiyeden 30 a yakın bab var.

Tabi her sorun için farklı farklı sure ve ayetler mesela şifa için bazı ayetleri ve esmaları aktarayım:

ŞİFA İÇİN

Kemik hastalığı Ya Kavi, mide hastalığı Ya Rezzak, akciğer hastalığı Ya Cebbar, diz hastalığı Ya Rauf, böbrek hastalığı Ya Hayy, omurga hastalığı Ya Bedi, bağırsak hastalığı Ya Sabur, saçtaki kepek Cellecelaluhu, saç dökülmesi Ya Kaviy, kalp hastalığı Ya Nur, pankreas Ya Bari , kas hastalığı Ya Rezzak, kalp damarının tıkanması Ya Vehhab, rahim hastalığı Ya Halık, kalp kasları ağrısı Ya Cebbar, sinir hastalığı Ya Muğni, romatizma Ya Müheymin, damar hastalığı Cellecelaluhu, baş ağrısı Ya Ğani, göz sinirleri Ya Zahir, kanser Ya Latif Ya Ğani Ya Rahim, guatır Ya Cebbar, tansiyon Ya Hafız, sinüzit Ya Rafi , göz hastalığı Ya Nur Ya Basir Ya Vehhab, kulak hastalığı Ya Semi, bacak rahatsızlığı Ya Müteal, gözün ince damarlarının hastalığı Ya Rauf, kalın bağırsak hastalığı Ya Nafi, karaciğer hastalığı Ya Reşid, prostat hastalığı Ya Hadi, yağ bezeleri veya çıban Ya Nafi, mesane rahatsızlığı Ya Bari, böbrek üstü bezi Ya Rezzak.

"Ya men yegulü lişşey'i kün feyekün. Allahümme bicahi seyyidina ve nebiyyina ve habibina ve nuri uyunina ve hamina muhammedin sallallahu aleyhi vesellem. vagdi haceti vefal muradi ve matlubi bi rahmetike ya erhamerrahimin.

Tevbe 14 ,Yunus 57, Nahl 69, İsra 82, Şuara 80, Fussilet 44.

Sonraki kitabınız yine telkin üzerine mi olacak?

Sonraki kitap daha farklı çalışma özel bir dua var. Hz Ali’yi bilir misiniz? Hz Muhammed’in amcaoğlu. Onun kanalından aktarılmış bir çalışma. “Ben ilimin şehriyim Ali de kapısıdır.” diyor. İçinde Reiki gibi çok semboller var ve insanda hangi noktalarda ne gibi esmaları nitelikleri açıyor ona işaretleri olan bir kitabı var. Zaten yaptığımız tüm çalışmalarda onun kanallığı. Çok kimse tarafından sadece mübarek gecelerde okunan ve belli guruplara ait bir dua olarak biliyor. Gelenek içinde, içindeki ilim tam anlaşılamamış şifa niteliği geri plandan kalmış bir esma mozaği Süryanice- Arapça karışımı bir dua onun üstüne olacak. Bakalım vakti var...

İleriye yönelik başka ne tür çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz?

Özel bir cihaz tasarlıyoruz. Kuran ayetlerini manyetik alana çok değil 10 metre kare alana yayılması ile ilgili ses mühendisi arkadaşımızla ve kalp damar cerrahı doktor bir arkadaşımızla bunun üzerine çalışıyoruz.

Malum manyetik alanlar aura noktasında çok etkili.

2012 ve değişim konusunda ne düşünüyorsunuz?

Astrolog Öner Döşer hocamızın seminerlerinden sonraki onun çok açılı sunumları ile çok şeyler düşünüyorum. Çok verimli açılımlar yaptı da burada uzun sürer. Ancak şu kadar söyleyeyim dönüşüm fırsatları her zaman var. Ancak ne kadar dönüştük veya neye dönüştük bunun bilineceği bir dönem gibi. Sadece sözel dua yoktur ve hatta eksiktir. Bilimsel tutum fiili duadır. İnsan olma sürecinde sacayağı bilim, sanat ve felsefe oluşturur. Zaten kadim bilgelik bunun üstünden aşkınlığı, transandantal hali anlatır. 2012 bu noktada ne ekti isek onu biçeceğimiz bir yüzleşme zamanı.

Son olarak okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Malum sonu olmayan bu hayat filiminde hedef; sonsuzluğa yelken açmak. Görelim mevla neyler, neylerse güzel eyler demişler. Ve bu sonsuz aşk filimin her karesinin güzel olduğunu bilmek filimin ana temasını anlamaktır. Benim anladığım insan her zaman sevilen ve kabul edilen. Ben- ben- hepimiz kabul edilen ve sevilensiniz.

Hepimize bütüncül seyirler. Aşk ve ilim bir olsun...

--------------------------------------------------------------------------------

Biyografi: Kubilay Aktaş

15 yıldır öncelikle radyo olmak üzere ulusal kanallarda ve televizyonlarda tıp, felsefe, psikoloji, doğu öğretileri, Osho, Mevlana ve İbni Arabi, tefsir, rüya tabirleri, mistizim, Kuran ve İncil üzerine programlar hazırlayıp sundum ve sunmaktayım. Şimdilik sadece tanışma adına aldığım bazı eğtimleri ve konu başlıklarımı yazıyorum.

Derinde beslendiğim kaynaklar Mevlana, İbni Arabi, Geylani, Said Nursi, Osho, Krıshnamurti, Metin Bobaroğlu ve Cemal Nur Sarguttur.

3 yıl boyunca Metafizik Araştırma Merkezinde METAM da psişik kavramlar üzerine çalıştım ve uygulamalara katıldım.

Uzman psikolog Zafer Akıncıdan bilinç ve bilinç altı programlamaya yönelik (120 saat) dersler aldım. 3 yıldır birlikte çalışıyorum. Ve aile içi ve kişisel iletişim psikolojisine yönelik set hazırladım. 80 saate yakın ses kayıtları ve radyo programlarım var.

Dr. Hakan Yalman ile tamamlayıcı tıp ve kuantum fiziği araştırmaları yaptım. Tamamlayıcı tıp üzerine programlar hazırlayıp sundum ve Hakan beyle bir kitap çalışması hazırladım. 6 yıldan beri çalışmalarım devam etmektedir. Sözlerin ve Renklerin Gizemi isimli bir Hakan Bey ile yayınladığımız bir kitabım var. 300 saate yakın radyo kayıtlarım vardır.

Doç. Dr. Haluk Berkmen ile kuantum felsefe ve tasavvuf başlığında pek çok program hazırladım.

Doç. Dr. Taşkın Tuna ile sonsuz uzaylar ve paralel evrenler üzerine dökümantasyon çalışması ve özel programlar hazırladım. 20 saate yakın radyo kayıtlarım var.

Dr. Mustafa Merter le Ben Ötesi Psikolojisine ait programlar hazırladım. Ölüm ötesi deneyim konusunda programlar hazırlayıp sundum. 10 saatlik ses kayıtları ve dökümanlarım var.

Metafizik araştırmacısı Doğan Ergün ile psişik yetiler üzerine pratiğe yönelik özel çalışmalarda bulundum. Metafizik alemle ilgili belgesel nitelikli bir çalışma hazırladım. Piyasaya sundum. 30 saatlik ses kayıtlarım var.

Prof. Dr. Ahmet Maranki ile Kozmik bilim başlığında aura, feng shui, çakralar, renkler, kristaller, beyin kontrolleri, kozmik şifa gibi pek çok konuda programlar hazırladım. Ve kendinden özel eğtimler aldım. 40 saate yakın ses kayıtlarım var.

Bilgi Üniversitesi bünyesinde düzenlenen Bilimsellik ve Mistizim (Metin Bobaroğlu), Tao Kıao, Budha, Mytra, Gnostik ögretiler, Zoroaster, Hermes, Orpeus,Yahudi , Hristiyan ve İslam Tasavvufu, Yoga Meditasyon eğitimlerini aldım. Ve bu konularda ciddi dokümanlara sahibim. 40 saatlik video ve ses kayıtları ve dokümanlarım var.

Metin Bobaroğlu özel sohbetlere katıldım. Hümeyra Tümay’dan reiki, feng shui ve nefes dersleri aldım.
Osho ve J.Krishnamurti talebeleri ile meditasyon ve beden zihini dengelemek üzerine çok sayıda program hazırladım ve eğitimler aldım.

Cemal Nur Sargut ve Mehmet Genç le birlikte İslam tasavvufu Hz. İbni Arabi ve Hz. Mevlana üzerine çalıştım. 200 saate yakın ses kayıtları ve bir kitap çalışması mevcuttur.

Amrit Sangeet le de bir kitap çalışması ve bilinç ve farkındalık üzerine ses kayıt çalışmaları ve araştırmaları devam etmektedir.

İndigo Dergisi

Teşekkürler

Güzel ve yerinde bir alıntı olmuş rinda ;)

Öz ile tekrar bağlantıya geçmede gizli telkin önemli. Çünkü; zihin sürekli geçmiş ve kendince gelecek ile gerçekliği indirger. An denilen zamansızlık ve mekansızlık noktasında kalamaz. Zihin hareket etmesi için geçmiş ve geleceğe (kendince) ihtiyaç duyar. Zihin ancak geçmiş ve gelecekte vardır.

Şöyle basit bir örnek vereyim. Muazzam bir saray (sensin) var. İçinde her şeyi gerçekleştirebilme, her şey olabilme potansiyeli, her şeye evet diyen bir sultan (ruh) var. Ancak kapıda bir bekçi ki (zihin) sadece kendi tanıdıklarını alıyor. Gerçeklik kapıya kadar geliyor. Ancak bekçi maalesef göremiyor. Çünkü gözü şaşı veya hasta her ne ise… zihinimiz kirli. İsa der ki; “gerçekten şu dağa deseniz git kendini denize at. Koşarak kendini denize atar.” İnsandaki kudrete vurgu var burada.

Bu zihin tanımlamasına katılıyorum. Zihin çok iyi bir koordinatördür.. ama tüm benliğinizi ona teslim ettiğinizde düşünce hapisanesinden çıkamazsınız. Başka zihinlerin adeta dayatmaları olan yargıların ve yargılamların esiri olursunuz. Bu zihin kirliliğidir. Bu kirlilikten ancak .. onu susturarak kurtulursunuz. Tolle'in dediği gibi "zihin havalandırma gürültüsüne benzer. Sesi kesildiğinde ne kadar gürültü yaptığını anlarsınız."
Şu kutsaldır.. şu değildir.. şu erdemlidir .. bu akıllıcadır.. şu mantıklıdır.. ötekiler değildir.. yargılar yargılanmalar.. bölmeler bölünmeler..ayırımlar ayırımcılıklar..hepsi zihnin eseridir. Bu kadar gürültü içinde.. zihnin temiz kalması.. mümkün müdür?

İşte bu sebeple ben, zihnin efendisi olmak için .. onu hiç değilse arada bir susturmak lazım.. düşüncesindeyim. Zihin kişileri ele geçirip .. onların efendisi olduğunda ..kişiler kaçınılmaz olarak paranoya içine girerler. Ya " heeyyt güç bende..ben sizi himaye etmek için burdayım.. ben olmasam haliniz ne olurdu.." paranoyasıdır bu.. ya da.." ben bir mağdurum.. günahkarım.. zavallıyım .. vs vs.." ezikliğidir. Biraz dışardan bakmayı başarabilirseniz.. her ikisi de egonun zihni ele geçirip.. onu köleleştirmesinin sonucudur. Tabi ki her ikisi de insanda ne huzur bırakır .. ne sevinç ve neşe !
Ben, şunu tecrübelerimle idrak ettim ki: Keşke sözcüğünü.. lugatımdan çıkardığımda.. "zihnimi kalbime (gönlüme) hizmetçi kılmışımdır . Bu.. pişmanlık sözcüğünü de.. lugatınıza almıyorsunuz anlamına gelir ;)
Yukardaki yazıda sözü edilenler.. temiz kalp ikliminden.. yani derin sezgilerden gelmiştir. Onun için " şifadır.. iyileştiricidir".

Vee.. çok geç oldu biliyorum .. ama aramıza hoş geldin mürid arkadaş ;)

mürid

arkadaşın yazdıkları, tartışılabilir bir konu aslında.

Zihnin üstüne çıkma gibi bir görüşü bende savunuyorum, ancak; yapılabirliği konusunda, herhangi bir tasavvuf bağlantısı arkasından gelecek diye de korkuyorum açıkçası.

Kedi kuyruğu gibi bir şeyi gündeme getirmek istemiyorum. Bu konuda yalın görüşleri bekliyorum. Özellikle sevgili canu'dan;))

Galiba, çevrede ne var ne

Galiba, çevrede ne var ne yoksa... yargılamadan bakmayı başardığımızda...içimize miçimize dönmeyi başarabiliyoruz sevgili statik ;)
Şimdi ben sana bunun için.. lotus pozisyonu al.. ya da.. Cem Yılmaz'ın dediği gibi.. ellerinizi başınıza koyun.. serinlik gelecek.. türünden önermelerde bulunamam tabi :)
Haa bundan yararlanıp .. meditatif haller yaşayanlara.. yaşayabilenlere.. bir sözüm olamaz elbette.
Aslında ..eğer zihni susturabileceksek .. senin korktuğun.. "tasavvuf bağlantısının" da sakıncası yok. Amaç zihnin dışına çıkıp "asıl gerçeklikle" bağlantıya geçmekse fena öneri değil :)
Bazı düşünürler, ruh blimciler.. bir çok insanın.. zihnini susturmak için .. adrenalin bağımlısı olduklarını..canlarını tehlikeye atacak kadar ..risk altına girdiklerini iddia ederler. Hatta, bazı kaynaklar "uyşturucu, alkol vs. " kullanmanın zihni susturucu etkisinden kaynaklandığını.. ileri sürer.

Bu konuda.. senin deyiminle benim.."yalın görüşüm".. illa da doğayla BİR olmaktan geçiyor statik. Çöl dahil.. doğal olsun da .. ne olursa olsun. Zihnim, galiba hayranlıktan olsa gerek.. doğayla birlikte iken.. "dut yemiş bülbüle dönüyor" ;))

evet canu

2 kadeh rakıdan sonra, zihin fena halde dut yemişe dönüyor;))

Ve bilinç aslına dönüyor, bilinç altında ne var, ne yok, insan bülbülleşebiliyor;) İşte öz'e dönme ordan başlıyor. Anladığım kadarıyla, senin yalın görüşün;

2 kadeh at da gel, bakalım ÖZ'ün ne durumda diyorsun?

Karıştırmamak lazım

Alkol zihni susturmaz. Farkındalığı arttırmaz. Aksine zihin daha çok konuşur, daha çok hassaslaşır, daha duygusallaşılır.

xenix

işte o konuşan

zihin değil xenix,
sensin.. aslında kendinsin.

bu yüzden

islam, alkolü red etmiş olmasın??

Elbette

Muhammed zaten farkındalığı arttırmak için çok güzel uygulamalar bulmuş, ama putperest toplumda işlememiş malesef, çabuk dejenere olmuş.

xenix

Burada

Ben alkol, uyuşturucu vs kullananların ve bağımlısı olanların.. zihinin.. düşüncenin .. ve bunların ürünü olan yargı ve yargılamalrın dışına çıkmak için .. bir çare aradıklarından madde bağımlığına sığanabileceklerini söylemek istedim. Zihni susturmak için, alkol alınmalı demedim . Bazı kaynaklar der ki diye de baştan belirttim ;)
Kaldı ki alkol bağımlıları... " unutmak için içiyorum " ..falan.. demez mi? Bu zihnin vıdı vıdısını susturma çabası değil mi? Hiç mi Türk filmi izlemediniz ? :)

Alkol vs. tabiki farkındalığı artırmaz. Hele ki uyuşturucuyla farkındalık gelecekse.. bir bilgenin dediği gibi:
"Elde edeceğiniz farkındalık değildir, bağımlılık esir olmaktır. Bir şeyin esaretinden çıkmak için başka bir şeyin esareti altına giriyorsanız buna değer mi ? "

tabiki canu

senin ne dediğini gayet de iyi anladık;)
Biz konuyu biraz daha deştik..

Sanrısal Yoga

Kokain ve yaratıcılık

"Elde edeceğiniz farkındalık değildir, bağımlılık esir olmaktır. Bir şeyin esaretinden çıkmak için başka bir şeyin esareti altına giriyorsanız buna değer mi ? "

Ben bilgenin bu sözüne tümüyle katılmıyorum. Şöyle ki; sanatçı yaratıcığı esnasında kokain gibi -nasıl bir şeyse- kullanarak trans haline daha kolay geçebilmektedir. Varlıkla yokluk arasındaki o durum, ya da uçuyor gibi olmak bir sanat eserinin ortaya çıkışında oldukça etkilidir çünkü. Dünya ile tüm bağlarından kurtulmuş bir ruhtan süzülen şeyler oldukça iyi, özgün olabiliyor. Ünlü bir çok bestecinin de bu uyuşturucuyu kullandığını okumuştum.

Ben de bazen benzer sancılar yaşadığım için bu görüşe tümüyle katılıyorum. Başkaları buna ne der, bilmiyorum; ama buna "yaratma sancısı" denebilir. Ortaya çıkmak için bir eser, yaratıcısını sıkıştırmaya başlar; en uygun ortam bulunamayınca yaratım/doğum gerçekleşmez; en uygun ortamı yakalayabilmek, ya da transa geçmek için sanatçı kimi uyuşturucuları kullanabilir. Çünkü yaratmak, her şeyin ve her değerin üzerindedir yaratan için.

Ama yaratımda kullanılan bu madde, sürekli hale gelir ve bağımlılık yaparsa, o zaman bilgeye katılabilirim. Ben yazarken, kimi zaman alkol alarak kafamın "daha iyi" olmasını sağlıyorum; ama bu sürekli değil, hatta oldukça seyrek ve asla da bağımlı olmadım içkiye, hatta sigaraya bile...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><blink>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen sonucu yazınız.
3 + 12 =
Matematik işleminin sonucunu yazmalısınız. Örneğin 1+3, için 4