Yaratılış Dokusu
Yaratılışın dokusu
Madde nin en küçük parçası atom. 1940 lara kadar böyle biliniyordu. Gelişen teknolojiyle birlikte yapılan çalışmalar göster diki madde, atom altı parçacıklardan oluşuyordu. Yani diğer bir ifadeyle atom parçalanmış içinden çekirdeğin etrafında hareket halinde olan elektronlar ve protonlardan oluşan bir yapı çıkmıştır. Bununla da kalmamış elektronları oluşturan nöronların kuark lar olduğu yani enerji parçacıkları olduğu açıklanmıştır.
Atomu oluşturan bu yapı, içindeki çalışma ve hareket sistemi, evrenin çalışma şeklinden ve hareket sisteminden farklı değil. Dolayısıyla maddenin en küçük parçası olarak kabul edilen ve fizik in sınırı olarak tanımlanana kuark lar maddesel her şeyin ham maddesi durumundadır.
Nedir kuarklar ve nasıl oluşmuştur.
Bilim adamlarına göre atomu oluşturan kuarklar o girift ve kaos içindeki yapı da düzenli, uyumlu hareket etme ihtimali yok. Ancak gözlemlediğimizde muhteşem bir nizam, bir intizam, bir uyum var, Sanki bir şeye itaat etmekte bir yerlerden emir almaktadırlar.
Bilimin bu açıklamasından şu sonucu çıkarmak mümkün. Evet, doğru kuarklar bilinçli varlıklar değil fakat bir bilinçten emir almaktadırlar. Şöyle ki. Kuarklar birer titreşim şeklinde ortaya çıkmakta ve bu titreşimleri oluşturan yapı stringler dir.
Sitringleri dalga boyları şeklinde algılamaya çalıştığımızda bir bilincin yarattığını söyleyebiliriz. Diğer bir ifadeyle stringler ancak bir bilinç ten ortaya çıkabilir. Düşüncenin bir hacmi, ölçülebilir bir enerji yapısı olduğunu göz önünde bulundurursak stringleri daha iyi anlayabiliriz. Özetle stringler bir iradenin ortaya koyduğu bir çeşit enerjidir.(buradaki enerjiyi dalga,foton veya ışık şeklinde düşünebilirsiniz)
Peki yeni soru şu. Bunu hangi irade ve nasıl ortaya koymakta.
İradenin kendinde olan özelliklerin, var olan özelliklerin ,yani Esma nın bir bileşke halinde açığa çıkışı dır. Daha açık bir dille ifade etmek gerekirse Allahın iradesinin kendinde var olan İsimlerinin bir terkip halinde (düşüncenin hacimleşmesini dikkate alalım) adeta maddeselleşmesi söz konusudur. Ve bu olay sürekli devam etmektedir.
En küçük parça hakkında söyleyebileceğimiz her şey, en büyük parça içinde geçerlidir. Evren dediğimiz o muhteşem devasa yapı ve içinde algılayabildiğimiz veya algılayamadığımız ne varsa, dokusunu bahsetmekte olduğumuz string ler oluşturmaktadır.
Bütün bu verileri harmanladığımızda ortaya şu sonuç çıkmaktadır. Her an yeni bir yaratılışla karşı karşıyayız. Ve bu yaratılış bir tasarımın bilinçli bir iradenin ürünüdür. Ve unutulmaması gereken en önemli nokta şudur. Bütün bunlar o iradenin ancak görünen yüzüdür.
- mürid ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1374 defa okundu

Sibel Atasoy

İlginç
Hiç
O iradenin görünen yüzünün dışında görünmeyen bir yüzüde olduğu varsıyımının, verilmek istenen mesajı pekiştirmesi adına bir esrar, gizem havası yaratması yani.
Ve sanki o yüzü görmüş gibide kesinsin. O daha ilginç. Metafizik böyle bir şey, tut ucundan ekle ekleyebildiğin kadar, onu oraya bağla, al ötekini öbürüne ekle. Oyun güzel, kurgu bildik tanıdık ama mürid yeni. Oysa cemaat kesin tanıdıktır.
Bi sen eksiktin. Atatürk'e ne zaman sıra gelecek? Hep aynı şeylerdir ya. Farklıy-mış gibiliklerde.
Kısacası ne yapalım senin allahını. Varsa var.
Sakın unutmayın o görünen yüzün arkasında asıl yüz var ve göründüğü ülkelerde görenleri ne hale getirmiş görülüyor.
Saygı
Hiç
Saygıyla ilgili tartışılmaya çalışılmıştı sanırım. Bu yazıda ki saygısızlığa bakalım.
Bu atomdur, buda onun içindekidir, bu da onunda içindekidir. Onun ve onun ve ötekininde içinde olansa aha budur.
Bu değilse nedir, yok. Peki bu değilse sizce nedir de yok. Budur var. Aha budur. Bu böyle biline, gördüm geldim kabulettireceğim şeklinde.
Onedenle ben bu sitenin cehenneme giden iyi niyet taşlarıyla örülü olmasını hiç anlayamadım. Dolaşalım sanal tartışma ortamlarını ve bakalım bu insanlar tartışmaya mı geliyor yoksa dayatmaya mı?
İnanmayandan saygı beklerken kendisinin saygısı var mı yoksa yok mu?
Su akar.. String teorisi ile
Su akar..
String teorisi ile ilgili bi video da vardı sitede sanırım; uzunca bi video olmasına rağmen, herhangi bir konunun aklımda şekillenmesini sağlamamıştı, her şeyin teorisi, sonra string teory, bunların kesinliği kanıtlanmış değil anladığım kadarıyla. kuark günümüzde bilinen bi kavram artık; ama gel gelelim tüm bilinmezlikleri bu şekilde tanrıya bağlıcaksak vay halimize..
Hmm
Nasıl gözlemlediğinizi çok merak ettim? Hayalden gözlemliyorsunuz sanırım.
O kadar küçüklere indiğinizde düzen, nizam, intizam falan yok malesef. Her şey olasılık bulutları halinde ve rastgele düzensizlikler içinde.
xenix
obje olmak isteyene
Şeyleri oldukları gibi değil olduğumuz gibi görürüz. Eğer ne olduğumuzu değiştirebilirsek dünyayı nasıl gördüğümüzün şeklini idare edebiliriz. İnsan ırkı kendini dünya ya belirli bir şekilde programlamış. İnsanlar anlamaya başladıklarında ve dünyayı çok daha farklı görmeye başladıklarında “uyandım” derler. "İNSANLAR UYKUDADIR ÖLÜNCE UYANIRLAR"
Bu tam anlamıyla içinde bulunduğumuz trans halinden uyanmaktır. Dünyayı beş duyuyla görmeye başladığımızda ve yalnızca beden- bilince düştüğümüzde bu sınırlandırma kutusunun içine girmek demek olur.
Biz algılayıcılarız,biliçli varlıklarız, şuuruz objeler değil.
Su akar.. O zaman siz
Su akar..
O zaman siz uyumaya devam edin:)
Hiç
Hiç
Şeyleri oldukları gibi göremediğimiz için, şeyleri çarpık adlandırıyoruz, dolayısla bunun da adı birine göre tanrı oluyor, ötekine göre enerji, diğerine belirsizlik.
Şu halde yaptığınız yorumdan insanın şeyleri oldukları gibi görmesi gerektiği çıkıyor. OLANIN OLDUĞU GİBİ ALGILANMASI. Çünkü algılayıcıyız dediğinizde bu sonuç çıkar. O halde algı halini tartışmak gerekir.
Ama bunun sonu algılayan sen değilsin, algılattırılansın'a gidecek gibi. Yinede denemeye değer. Zihinsel mastürbasyon yaparız. Herkes istediği gibi tatmin olur.
Bir Harun Yahya Belgeseli
Bir Harun Yahya Belgeseli okudunuz.O her yerde. Bu mükemmelliğin başka açıklaması olabilirmi ki?
-Nasla!
mürid mi?:-) ben ufaktan
mürid mi?:-)
ben ufaktan paranoyaya mı sarıyorum yoksa, fesüpanallah.
algılamak
etrafımızda olan biteni algıladığımız ölçüde tanımlayabilir veya anlamlandırabiliriz. algılarımızın sensörlerini kapattığımızda o şey yok olacak. bunu düşünmenizi öneririm.
Su akar.. bilim dine, din
Su akar..
bilim dine, din siyasete alet olur--> bilim siyasete alet olur. yani birçok fizikçinin de açıklamaları burjuvazinin istediği sınırlardan öteye gidemez.
Bu arada hala String Teorisini tartışıyrz di mi:))
bence o teoriyi geçeli çok
bence o teoriyi geçeli çok oldu levisntayn :)
konu yine bir döngüye geldi dayandı her zamanki gibi..
seviyorum bu halleri ben :)
Kendimize de
Kendimize de bağlayabiliriz. Eğer tanrısal varlıklarsak, Castaneda'nın bahsettiği bileşim noktasını kaydırmayla rüya değil, bir başka gerçeklik kurabiliriz. Bu teoriyi Don JUAN'ın öğretilerine tuttuğumuzda anlam kazanıyor. Gelen her yeni bilgiye reddetmeme, kabul etmeme tavrıyla yaklaşırsak, o zaman hakettiği gerçek saygıyı sunmuş oluruz...
String Teorisi
stringlerin gözlenmesi şu an ve belkide hiç bir zaman söz konusu değildir.stringler tamamen matematiksel bir üretimdir.Denklemlerde sonsuz küçüklerin yerine kullanılması yerine önerilmiş ve böylelikle bir teori oluşturulmuştur.Geçenlerde rinda bu konuyla ilgili bir yazı koymuştu,orda açıklanıyor.
Ancak mesele şu bilim uğraşsın bulsun , birileride üzerine konsun,bu da bir yetenek netice de
Bilim yeni bir şey
Bilim yeni bir şey yaratmıyor ki. Varolanı sürekli daha derinden keşfediyor. Bu anlamda keşfedilenlerin yorumlanması; üzerine konmak değildir. Herşeyi bilerek keşfetmemiz çok uzun yıllar alacağından, insanın herşeyi bilmesine ömrü yetmeyecektir. O zaman, daha fazla bilmek için bilginin yanına sezgiyi de koymak gerek. Sorun olan şeyse; bu sezgilerle gelen bilgilerin empoze edilmeye çalışılması. Yoksa bilginin üzerine sezgi koymanın hiçbir sakıncası olamaz...
sezgisel güç
Bilmin yeni birşey yaratmadığı ve var olanı keşfettiği doğru. ancak keşfedilenin üzerine konmak gibi bir derdimiz yok.Belki yıllar önce birilerinin farklı kavramlar kullanarak söyledikleri gerçekleri bugün bilim keşifetmiş olabilir. ihtimalleri göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum.sezgisel bir olgudan bahsedebiliyor isek bu sezginin nereden beslendiğini irdelemek veya veri tabanını keşfetmek lazım. dayatma mı sanmıyorum. sadece beyin ekzersizi. isteyen payına düşeni alır. açılımlarına bağlı. Reddetmek yerine tartışmaya açmak daha akıllıca olur bence. Teşekkürler Toruk Makto:)
bilim
örneğin Amerika keşfedilmiştir.Bilimin de keşif yaptığı noktalar vardır.
Basit bir soru sormak istiyorum.Arabaların , uçakların varlığını keşiflemi açıklayacağız.
ve şaşırıyorum bu kesinlik arz eden nitelemelerinize.
Keşif-İcat ilişkisi
Bilim yeni bir şey yaratmıyor ama bilim yeni bilgi üretiyor. Bu bilgi elbette ki bir yaratım değil, ama yeni keşiflere de yol açıyor. Bilgi varlıklara, varlıklar da yeni bilgelere dönüşüyor. Yani burada Ontoloji-Epistemoloji ilişkisi ve döngüsü var. Ontoloji varlık bilgisi, epistemoloji ise bilgi bilgisi olarak tanımlanabilir. Biri "gözlenebilenler" hakkında diğeri "bilinebilenler" hakkında yorum yapar.
Genelde önce varlığın esas olduğu ve bilginin bu varlıktan sonra ortaya çıktığı iddia edilir. Oysa ki hiç varlığı bilinmeyen ve sırf düşünce boyutunda kalmış olan pek çok "varlık" vardır. Tabii ki tırnak içinde ifade ettiğim varlık gerçekte var mıdır? yoksa bizim hayal ürünümüz müdür? tartışılır. Size bir örnek vereyim.
Temel parçacıkların etkileşmelerini açıklamak için 1964 yılında Murray Gell-Man ve George Zweig tarafında (birbirlerinden bağımsız olarak) ileri sürülmüş olan Kuark Modeli halen günümüzde varlığını sürdürüyor. Ama bugüne kadar bağımsız tek bir Kuark dahi gözlenmiş değil. Fakat bu model sayesinde pek çok etkileşim açıklanabilmiştir. CERN'de yapılmakta olan Hadron çarpışma deneyi de Kuark modelinden türemiş olan Standart modeli kanıtlamak içindir. Higgs Bozonu bulunana kadar bu Model bir Kuram adını almayacaktır.
Şimdi sorarım size, Kuarklar keşif midir? yoksa icat mı? Görülmedikleri için icat sayılırlar ama pek çok şey açıklayabildikleri için varlıkları kabul edilir ve bu bakımdan keşif sayılırlar?
Kavram karmaşası
Bu Keşif ve İcat sözcüklerini doğru anlamak ve yorumlamak gerekir. İnsanlar yeni bir alet yaptıklarında "bu aleti icat ettim" diyorlar, ama yaptıkları sadece "ilişkileri keşf etmekten ibaret" olduğu anlaşılmalıdır. Buhar makinesini ilk yapan kişi buharın basınç oluşturduğunu ve bu basınç sayesinde bir tekeleğin döndürülebileceğini keşf etmiştir. Hemen her alet için durum aynıdır. Doğada var olanlar hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olduğumuzda yeni aletler üretiyoruz, ama bilginin kendisi icat değil keşiftir.
Yukardaki Kuark Modeli örneğine bakacak olursak Kuarklar doğada yokturlar. İki fizikçi bu modeli doğaya bakarak keşf etmiş değillerdir. Tamamen düşünce ürünü icattır Kuarklar. Ama hâla keşif olmuş sayılmazlar. Higgs bozonu için bu kadar para harcanmasının altında yatan da doğada var olan bir parçacığı nihayet "keşf ettik" diyebilmek içindir. Pozitif bilimin nihai amacı keşiftir, icat değil.
Bu konuda kavram karmaşası olduğu için görüşümü açıklamak gereğini duydum.
sn bilgisev'in
özetlediğinden şu çıkıyor; Evren bir icattır. Biz sadece keşfediyoruz.
Bu durumda, insanlar hiç bir şey icat edemez.
icat
insanoğlunun icat etmek gibi bir yeteneği olmasaydı,mevcut bir sorunun çözümü için bir çok Yöntem geliştiremezdi.Yani tek bir gerçeklik söz konusuysa[keşfedilen gerçeklik] bunun üzerinde başka hiç bir alternatif geliştiremezdik.
Doğa bir dildir.Bize çeşitli kalıplar ,kavramlar sunar,ancak nasıl düşünmemiz gerektiğini bize söylemez,doğanın bu parçalarını birleştirmek ,beynimiz gücüdür .ve bu güç doğanın üstündedir çünkü onu yönetir.
Yazdığımı okuyun
lütfen, kendi varsayımlarınıza öylesine takılmışsınız ki ne dediğimi okusanız bile anlamıyorsunuz. Ben ne dedim: "İnsanlar ilişkileri icat etmezler, keşf ederler" bu ilişkileri kullanarak yeni aletler üretirler. Siz buna "icat" diyorsunuz ama düşünce boyutunda icat değil, keşf bulunmaktadır.
Düşünce boyutunda icat olamaz mı? Elbette olur. Ben ona karşı çıkmıyorum ki ama "Pozitif bilimin nihai amacı keşiftir, icat değildir" dedim. Burada iki sözcük önemlidir.
Biri "pozitif" sözü, yani ölçüme dayanan bilim türü. Sosyal bilimde durum daha kaypaktır. Örneğin, "demokrasi" kavramı keşf midir icat mı?
Diğer önemli sözcük ise "nihai" (hedef olan) asıl amaç keşiftir. Başlangıçta, düşünce boyutunda, icat kavramı kullanılabilir ama doğanın bir özelliği veya nesnesi, ilişkisi keşf edilmelidir.
Evren bir icat mıdır, yoksa biz onu keşf mi ediyoruz? Kanımca evren hem icattır hem keşiftir. İcattır çünkü evrenin yapısı hakkında tümüyle düşünce ürünü olan modeller geliştirilmiştir. Örneğin Einstein'ın Genel Görelilik Kuramı bir icattır. Ama bu kurama dayanarak yapılan gözlemler sonucu ortaya çıkartılan nesneler (gök cisimleri) birer keşiftir.
Yukarıda da söylediğim gibi Ontoloji-Epistemoloji ilişkisi bir döngüdür ve biri diğerini üretir. Bilgi varlık üretir ve varlık yeni bilgilere yol açar.
Kırmızı koltuğun
Kırmızı koltuğun altında bir oyuncak ayı var.
Benim o ayıyı bulup "aa burda ayı varmış" demem bir keşiftir diyelim.
Ama dersem ki "oyuncak ayılar kırmızı koltukların altından çıkar", o zaman bu cümle bir durumu düşünce üretimiyle açıklamak isteyen bir önermedir,ve de icattır.
Böyle mi anlamalıyız?
Ama eğer oyuncak ayılar hep kırmızı koltukların altından çıkıyorsa gerçekten ,bu sefer de biz bir keşfi icat etmiş olmaz mıyız Bilgisev?
Mantık Kapıları ve Mantık
Sn. Bilgisev,
Gene Hem-Hem mantığı üzerinden cevaplamışsınız.
Evet sizi anlıyoruz. Sibernetizmi de biliyoruz. İlişkiler zaten vardır ve birbiriyle yaratılıştan beri uyumludur. Kısaca herşey bir'den türemiştir diyorsunuz. Hiç katılmasam bile artık bunu dediğinizi biliyoruz. Burada hemfikirsek soruma geçeyim yok değilsek sormamış kabul edin.
- Aşağıdaki tablo mantık kapıları'nı gösterir. "Hem hem" mantığı hepsini kapsar! Kısaca eğer insan sibernetik(hem-hem) düşünseydi şimdi yazmakta olduğunuz bilgisayar İCAT edilmemiş olacaktı. Bu duruma ne diyorsunuz?
gamaro ve oikos
İkinizin de görüşlerine katılıyorum. Önce gamaro.
"oyuncak ayılar kırmızı koltukların altından çıkar" önermesi bir genelleme olduğundan bir doğa yasası olarak kabul edilebilir. Bu yasa düşünce yoluyla bulunmuş ise bir icattır, fakat 10 tane oyuncak ayı koltukların altından çıkmış ise ve bu gözleme dayanarak genel bir yasa ortaya konmuş ise bu bir keşiftir.
Örneğin Newton düşünce yoluyla Gravitasyon (yer çekimi) yasasını ilan etmiştir, ama bu yasa daha önceki Galilenin deney ve gözlemlerine dayandığı için keşiftir.
Sonra oikos. Evet Hem-hem yasası ile bilgisayar icat edilemez, çünkü hem hem yasası ancak sonsuzluk içeren çelişkileri çözmeye yarar. Bilgisayarlar ise sıfır ile bir sayılarını içeren Boole cebiri esasına dayanır.
Yeni yorum gönder