Nefes
Sizinle, nefes filminden bir alıntıyı paylaşmak istiyorum.
Filmi klişe sandığımdan izlememiştim. Ne kadar yanlış bir karar olduğunu anladım ve hem düşüncelerim için özür dileme fırsatım olur, hem de bu güzelliği paylaşıp, sizlerinde haz alabilmesini sağlayabilme ihtimalim olabilir diyerek paylaşmayı düşündüm.

Genel olarak iyi bir film olmasına rağmen sadece bir iki sahnesinden bahsedeceğim.
Yüksek rakımdaki karakolun komutanı ve sıhhiyeci doktor astteğmen arasında, düşmanın tedavi edilmesi hakkında fikir ayrılıkları yaşanmaktadır. Bu ayrılık pratikte de yaşandıktan sonra, bir gece yüzbaşı astteğmeni koğuşunda ziyaret eder;
Yüzbaşı:
Geceleri hep kısadır burada.
Sadece bir tanesi çok uzundur.
Bitsin diye dua edersin.
Neden burada olduğunu düşünmeye fırsatın bile olmaz.
Bütün çaban, o uzun geceden nefes alarak çıkmak.
EÄŸer ben nefes alamazsam, seninkide kesilir.
Hak ediyormusun o nefesi.. ve beni
Astteğmen : Komutanım affınıza..
Yüzbaşı: Sus, cevap verme.
Beni buraya siz gönderdiniz.
En büyük asker bizim asker.
Şehitler ölmez, vatan bölünmez.
Öyle bağırdı amcan.
Halan bağırdı.
Komşun bağırdı.
Sen bağırdın.
Ben de geldim.
Bu bir savaÅŸ.
Ya katilsindir ya da kurban.
Ortası günah astteğmenim.
Ben bilmiyormuyum sanıyorsun, savaşın böyle kazanılamayacağını.
Aptal mı sanıyorsun beni?
Ben biliyorum bunu.
Senin bilmediÄŸin.
EÄŸer burada kaybedersem ben.
Sen de İstanbulda, Ankara'da kaybedersin.
Anladın mı?
Anlama.
Savaşta haklı taraf yoktur, astteğmenim.
O, uzun gecede kim haklı, kim haksız, kim katil, kim kurban, bilemezsin, düşünmezsin.
Sadece nefesin vardır.
Ya alırsın.
Ya verirsin.
Bu kadar basit.
Anladın mı?
KeÅŸke beni biraz sevebilseydiniz.
Hadi gir yatağına.
Uyumaya devam et.
Merak etme bitmeyen savaÅŸ yoktur.
Bu da biter.
Bittiğinde beni yargılayacaksınız.
Olsun. yargılayın.
Buradan baÅŸka gidecek yerim yok ki benim....
Sonraki sahnede kabus gören asker;
(Sevdiği kızı bakkalın oğluna istemişlerdi)
Uyanır ve etrafa baktıktan sonra şöyle der;
........ bakkalı!
Düşünceler içindeyken, durdurulamaz kahkahalar atmama neden olan bu sahnenin ve filmin yüceltilmesi gerek. Çok önemli bir şey yapmışlar. Meseleleri sulandırmadan, her yönüyle ele alıp, üstüne de karamizah serperek, servis yapmışlar. Asıl paylaşmama neden olan şey buydu. Filmin ne kadar farklı kurgulandığını, klişe gibi görünen filme nasıl da hayat verdiklerini düşündüm. İşte, hem toplum hem de sanat için sanat böyle yapılır. Sinemayı sanattan sayıyormusunuz bilmiyorum. Ben sayıyordum ve bu sahneden sonra; ne kadar doğru bir karar verdiğimin farkına vardım...
Önemli Not (bunu da morganadan çaldım :)) :
Filmde ucuz milliyetçilik sezmedim. Olsaydı da değerinden fazla bir şey kaybetmezdi. Milliyetçi zihnin, beğendiğim tek ürünü olurdu. :)
- Toruk Makto ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 970 defa okundu

Sibel Atasoy

Toruk makto olmadı bence.
Toruk makto olmadı bence. Irkçılık yapıyorsun sen. Kesin böyle! Anlatamazsın bize bunu, boşuna debelenme, bu yaptığın ırkçılıktır!
Bak ÅŸimdi benim arkamdan o kiÅŸiler beni tasdik edecekler, merak etme.
Ucuz milliyetçilik mi? cık cık cık, resmen ırkçılık bu!
Asker propagandası yapma bize! Biliyoruz biz onların ne mal olduğunu, akılları fikirleri darbe yapmakta! Bak tarafsız gaztesi de Balyoz operasyanu diye yazmış. Okumadın mı daha?
:) Herhalde durum o kadar
:) Herhalde durum o kadar vahim değildir kutadgu. Anlayışsızlığı kıyasıya eleştirenler, anlayışsız olabilir mi? Öyleyse de sorun değil. Ne diyordu komutan? "Anlama" Politik yorumuna girmeden, sanatsal değerini vurgulamak istedim ama film gerçekte çok politik. Bir çok sembol kullanılmış.(Rüzgardan yırtılan bayrakların dikilmesi, Gözlerine ölen askerlerin kanı sıçramış, Atatürk büstü gibi.) Bunları açınca ortaya çok farklı şeyler çıkıyor. Görünen haliyle ne şiş ne kebap yanmış. Perde arkasında ise; şişi eritecek kadar ısıtmışlar gibi geldi bana... :)
x Not: Şişin, ne olduğuna değinmiyorum. İzleyen karar versin...
Yeni yorum gönder