Koyun
Sevgili dünlük,
Biliyorsun, cehaletimi gidermem için bana önerilen bir kitap vardı, Erdoğan Aydın - Nasıl Müslüman Olduk?
Benim için çok şaşırtıcı bilgilerle doluydu. Bazı konuşmaların içine girdi ister istemez, ama anladım ki, nasıl Müslüman olduğumuzla ilgilenmeyen bir tek benmişim.
Kiminle konuştuysam kitabın ismini bir soru gibi algılayıp ortak bir cevap verdiler: Kılıçla!
Dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyor muydun ?? gibi bir ifadeyle karşılaştım da denilebilir bu konuşmalar sırasında. Kendime baktım, hiçbir cevabım yok bu konuyla ilgili, nasıl Müslüman olduğumuzla da, neden Müslüman olduğumuzla da, ya da Müslüman lığın, Hıristiyanlığın, Museviliğin ne olduğuyla da tamamen ilgisizmişim. Bununla birlikte neden inanmadığıma ya da neye inanmadığıma da baktım doğal olarak. Anladım ki inanmak ya da inanmamak diye bir seçim de yapmamışım, sorgulamamışım, düşünmemişim, sadece burada olmakla, ben olmakla ilgilenmişim, ne hissettiğimle, nasıl algıladığımla, nasıl yaşadığımla ilgilenmişim, öncesi… sonrası… ne fark eder ki?
Galiba aynı nedenle Platon’un, Sokrates’in söyledikleri de (aynı Muhammet’in ya da İsa’nın söyledikleri gibi) yaşanmış bitmiş Dünya tarihi de, büyük patlama da, evrim de beni heyecanlandırmıyor, ilgilendirmiyor.
Çünkü bütün bunlar açıklama dünlük! Neden yaşıyorum, ölünce ne olacağımın açıklaması din ya da evrim, neden böyle yaşıyoruz un açıklaması tarih. Alternatif açıklamalar bilim, felsefe, sosyoloji, psikoloji vs vs. Her biri bir arayışın, bir sorgunun sonucu. Bunları yazarken bende soruyorum, neden bu kadar çok açıklamaya ihtiyaç duyuyor insan. Niye sorular sorup sorularımıza ikna edici yanıtlar arıyoruz?
Başlangıç… İnsanın yaşarken sonunu düşünmesi ve şekillendirmeye çabalaması (bence tamamen gereksiz de olsa bile) daha anlaşılabilir geliyor ama öyle ya da böyle bir şekilde başlamışsa niye başlangıçla ilgili bir açıklama arar insan. Niye bunun için öyküler kurgular cennetten çıkma, büyük patlama, karmik yaşam diye?
Böle işte sevgili dünlük, dünün sorusu buydu, neden bu kadar çok açıklama ihtiyacı duyar insan?
Biliyorum biliyorum, bu da dünyayı, var oluşu anlamaya çalışan insanın ürettiği ve ikna edici cevap aradığı bir soru gibi oldu. Ama bir şeyi açtı bende, anladım ki ben bir tür koyunum dünlük, acıktığında sadece önündeki çimeni yiyen, o çimeni kendisine sunanın kasap olup olmadığıyla ilgilenmeyen bir tür koyun.
- elfe ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 814 defa okundu

Sibel Atasoy
iyide
Mdem bu kadar meraksızsınsen neden soruyorsun
Niye bunun için öyküler kurgular cennetten çıkma, büyük patlama, karmik yaşam diye?
Böle işte sevgili dünlük, dünün sorusu buydu, neden bu kadar çok açıklama ihtiyacı duyar insan?
diye.
Demekki insansan eğer mutlaka soruların oalcaktır. Koyun gibi hissetmen kar etmez ;)
Sormuyor ki
Dikkatli okumuyorsunuz sevgili misafir. Bütün açıklamaların birer açıklama olduğunu ve hepsinin de bir şeye fayda etmeyeceğini söylüyor.
xenix
Sormaya devam et...
Güzel sorular bunlar dünlük, pardon elfe. Ama koyun değilsin; buna inan. Öyle olsa, böyle sorular soramazsın.
Sormaya devam et; o sorular mutlaka güzel bir yere götürecektir seni; belki daha da huzursuz etse de seni...
Sözlerin ötesindeki sessiz
Sözlerin ötesindeki sessiz sözlerin anlamını hissedebilmek adına harika bir yazı olmuş. Paylaşımınız için teşekkürler...
Yeni yorum gönder