ışık-bilgi-bilinen / karanlık-cahillik-gayb
Bilmiyorum belki yukarıdaki ilişkili sözcüklerin açıklandığı bir düşünce yazısı ya da bilimsel bir yazı yazılmıştır ya da yazılmamıştır, bilmiyorum.
Çok düşündüm ve çok olmasa da okudum bir şeyler. Ve okuduğum her şey de ışık=bilgi=bilinen ya da gayb=karanlık=cahillik eşleşmeleri olarak karşıma çıktı. Ben bir fizikçi ya da matematikçi değilim, sayfalar dolusu makale yazan bir filozof da değilim; ama kendi çapımda bir düşünür olduğumu biliyorum. Benim kişisel düşünceme göre yukarıdaki birbirine zıt gibi görünen iki eşleşmeden çıkardığım sonuç şu oldu; Işığın hafızasının olduğu düşüncesindeyim. Çünkü bilgini taşıyıcısı ışıktır. En basitinden aklımıza bir şey geldiğinde karikatürlerde de çizildiği gibi birden sanki zihnimizde bir lamba yanmış gibi bir aydınlanma yaşarız. Buna teze göre gayb, yani bilinmeyen de ışıkta saklıdır. Işık kapalı kaldıkça karanlık kaçınılmazdır. Karanlık geçicidir, baki olan aydınlıktır.
Bu evrenin, bu var oluş sahnesinin aydınlık ve karanlık üzerine kurulduğu fikrindeyim. Karanlık olan bölge gaybın kütüphanesi. Buraya giriş düşünmekten geçer. Bu şuna benzer, karanlık bir kütüphanedesin birden aklına bir soru geldi, düşünüyorsun olasılıkları ve birden o kütüphanenin ilgili reyonunun ilgili kitabının ilgili sayfası apaydınlık olarak karşında belirir. İşte o an söz konusu konu hakkındaki gayb aydınlanmış ve gayb olmaktan çıkmıştır.
Derler ki bu evrende her şeyin kaydı tutulur ve yine derler ki vukuu bulmuş her bir olay kaydı tutulduğundan yüzeye çıkar. Yine spiritüel bilgilere göre tüm canlıların yaşamlarının kayıt altında tutulduğu “akaşik” kayıt merkezi var. İşte bu “akaşa”nın Sanskrit dilinde de anlamı “ışıklıdır” . İnsanı nura dönüştürecek olan ışıktır, yani bilgidir.
Gerçek bilgi hareket eder, boyutsaldır. Bir bakarsınız bir satırdan bir kitap dolusu bilgi çıkar. Ama bir bakarsınız ayağınızı bile ıslatmaz.
Bilgi, ışık su gibidir. Her şey bir damlayla başlar; hareket eder ve kendinizi bir de akıntıya bırakırsanız işte o zaman yüreğinizi götürdüğü yere gidersiniz, diğer türlü ayaklarınız gittiği yere gitmiş olursunuz.
Umarım anlatmak istediğimi anlatmayı başarabilmişimdir.
- rinda ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1299 defa okundu

Sibel Atasoy
Bu konuda
Bu konuda ben biraz farklı düşünüyorum. Karanlığın dişil, ışığın ise eril olduğunu. Asıl yaratıcının karanlık, ama yaratılmışın ışık olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu "karanlık" yaratma potansiyelidir, alandır. Işık ise bu alanda oluşan yapıdır.
Aynı şekilde, karanlığı dalgayla. Işığı ise parçacığa özdeşleştiriyorum.
Tabi cahilliğin karanlık ile bağdaşması insanların belki ikisinden de korkmalarıyla ilgilidir. Karanlıkta kalan ilk insanlar etrafında ne olup bittiğini bilemeyip korkarlarmış. Çoğu gece bir takım vahşi hayvanlara av olmuş. Bu anlamda düşünüldüğünde, cahil kişinin de yaptıkları aynı tehlikeyi içerebileceğinden sizin eşleştirmenizde yanlış değil.
xenix
Tez tezi çağrıştırdı
Bu tez bana şöyle tezi çağrıştırdı. Karanlık ışığa gebe. Yani dişi olan karanlıktır.
Aynen
Karanlık, yani evren dişildir.
xenix
Evet
Evet
karanlık?
Karanlık bir kavram, ışık ise bir olgu değil midir?
-Karanlık nedir?
-Işığın nüfuz etmemesi durumu.
Işık olmasaydı karanlık diye bir kavram olur muydu? O zaman yanlızca varoluştan bahsedebilirdik.
Dolayısıyla, ışığı doğuran karanlık mıdır, yoksa varoluş mu?
Pebble çok önemli bir
Pebble çok önemli bir noktaya parmak bastı. birbirinin zıttı gibi görünen bu iki kavramdan ışığı kaldırırsanız; karanlığı adlandıracak bir şey bulamazsınız. Kıyaslanacak herhangi bir şey olmayınca, varoluş ta anlamsızlaşıyor. Varoluş, anlamlanabilmek için ışığı yaratıyor olabilir...
Karanlık karanlıktır
Işık olsada olmasa da karanlık vardır. Karanlık ışığın olmadığı hali değildir bence. Karanlık bir zemindir. Işık karanlığın üstünde bir yapıdır. Madde-Antimadde veya evrenin kumaşı gibi.
xenix: Önce karanlık vardı...
önce...
Madem karanlık kavramını kabul etmiyorsunuz o zaman şöyle söyleyeyim: önce ışıksızlık (gayb) vardı...
Yeni yorum gönder