Beyinde "Tanrı noktası" yokmuş!
Kanada'da yapılan bir araştırmaya göre, dini meditasyon sırasında, bazı bilim adamlarının savunduğu gibi beynin sadece bir kısmının değil, birçok bölgesinin harekete geçtiği belirlendi.
Montreal Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nden Dr. Mario Beauregard ve ekibi tarafından yürütülen araştırmada, 23 ila 64 yaşındaki 15 rahibenin dini
meditasyon sırasında beyin faaliyetleri MRI (manyetik rezonansla görüntüleme tekniği) ile incelendi.
Sonuçları bu hafta "Neuroscience letters" adlı dergide de yayınlanacak araştırmada, bazı bilim adamlarınca 10 yıl kadar önce dile getirilen ve beynin ön tarafında dini inanışı yöneten "Tanrı noktası" adlı özel bir bölgenin bulunduğu teorisinin sorgulanması amaçlandı.
Dr. Beauregard ve ekibi tarafından yürütülen araştırma, dini ibadete odaklanma sırasında, beynin faaliyetinin sadece "ön lob" ile sınırlı kalmadığını ortaya çıkardı.
Araştırmasının sonuçlarını yorumlayan Dr. Beauregard, "Beyinde tek başına bir Tanrı noktası bulunmuyor. Bu tip faaliyet sırasında, duygulanma, benlik bilinci veya vücudu boşlukta betimleme gibi değişik fonksiyonlarla birlikte tüm beyin çapında karmaşık bir hareket söz konusu" diye konuştu.
Deneyleri sırasında, rahibelerin kendilerine "Tanrı ile birlikte bir mutluluk ve barış duygusu" hissettiklerini anlattıklarını söyleyen Beauregard, bu
sırada özellikle beynin heyecan kısmı olan limbik sistem bölgesinde bir hareketlenme tespit ettiklerini kaydetti.
İncelemeleri sırasında ayrıca vücudun betimlenmesine bağlı bir bölge olan yan kortekste de değişiklik belirlediklerini anlatan Beauregard, din adamlarının meditasyon sırasında vücutlarını daha az hissettiklerini söylemelerinden ötürü beynin bu bölümünün önemli olduğunu belirtti.
Kanadalı bilim adamı buna karşın, bu faaliyet sırasında beyin dalgaları seviyesinde bir yavaşlama tespit ettiklerini belirterek, "Beyin dalgalarını
isteğe bağlı olarak yavaşlatmak olanak dışı. Bu durum bize dini meditasyon sırasında elektrik seviyesinde beynin çalışmasında bir değişiklik olduğunu gösteriyor" dedi.
(AA)
- rinda ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1216 defa okundu

Sibel Atasoy
rinda sende olmasan şurda
rinda sende olmasan şurda okunacak bişe kalmıyor saol o güzel paylaşımların için sevgi ile
:)Misafrin vermiş olduğu
:)Misafrin vermiş olduğu gazla baya bir yazı eklenmiş.Maşallah maşallah:))
Bu tür yaazılar
Bu tür yaazılar nörofizyoloji eğitimi almamış olanlar için çok farklı ve yanlış çağrışımlar yapabilir.En basit detay bile çok gizemliymiş gibi anlaşılabilir.
Eğer karşınızdaki çok az ingilizce biliyorsa, siz çat pat ingilizce konuşabiliyor olsanız dahi onu ingilizcenizin mükemmel olduğuna inandırabilirsiniz.Yapmanız gereken tek şey sadece hızlı ve duraksamadan konuşmanızdır, cümle kurmuşssunuz kurmamışssınız hiç bir önemi kalmaz,bildiğiniz kelimeleri öylesine sallamanız bile yeter.
Sizi dinleyen kişi bu durumda ingilizcenizin çok iyi olduğunu düşünecektir.Zaten kendi ingilizcesi de çok zayıf olduğundan sizi anlamadığını söylemesi de durumla çelişmez.
Bağdaştıramadım
Misafir, bu tür yazıları sizin yazınızla pek bağdaştıramadım. Ne demek istediniz yada nasıl bir ilişki kurdunuz sizin anlattıklarınızla yukarıda anlatılan arasında?
Beyin merkezleri,beyne ait
Beyin merkezleri,beyne ait faaliyet incelemeleri,manyetik rezonans görüntüleme,her türlü teknolojik alt yapı tamam gibi...Ama bir kere MRI (magnetic rsonance inducer) ile beyin faaliyetleri yazıda bahsedildiği tarzda incelenmez.PET denilseydi doğru olabilirdi belki,daha oradan kocaman bir eksi verdim.
ve şu son cümle,
"Kanadalı bilim adamı buna karşın, bu faaliyet sırasında beyin dalgaları seviyesinde bir yavaşlama tespit ettiklerini belirterek, "Beyin dalgalarını
isteğe bağlı olarak yavaşlatmak olanak dışı. Bu durum bize dini meditasyon sırasında elektrik seviyesinde beynin çalışmasında bir değişiklik olduğunu gösteriyor" dedi."
Bak sen,normalde insan böyle birşey yapamazmış da,dini meditasyonla nasıl da değişiyormuş beyin fonksiyonları.Kim demiş,Kanadalı bilim adamı............
Ben böyle yazıları ve böyle son cümleleri sevmiyorum.Sevmemekle kalmıyor,tehlikeli buluyorum.
Böyle yazıların insanlar üzerinde yapacağı etki anlattığım gibidir.Çat pat bir ingilizceyle super ingilizce bliyor imajı satılır.
hmm
hmm. Bence bu yazıyı muhatabı olan Dr. Mario Beauregard'a iletmelisinizi. Biz sadece ilginç bulduğumuz bilimsel yazıları paylaşıyoruz.
Misafir
Misafire bu konuda katılmamak mümkün değil. "Bilim" ile "Sahte Bilim" in bir birine karışması özellikle son yıllarda çok rastladığım bir durum. Bir yazının bilim mi sahte bilim mi olduğunu ayırdetmek aslında çok zor değil. İçinden "frekans", "enerji", "rezonans", "kuantum" gibi bir kaç kelimeyi çıkardığınızda anlam tamamen yok oluyorsa bilin ki bu sahte bilimdir.
xenix
Kaldı ki, böyle belirli ve
Kaldı ki, böyle belirli ve nihai bir amaç güden bilimsel kılıklı çalışmaların finansal ve kurumsal olarak desteklendiği merkezler de vardır.Kendini tanrının varlığına ve psişik mucizelerin ispatlanmasına adamış bilim adamları da hiç eksik olmaz.
Söz konusu doktoru internette arattım ve kendisi sanırım gerçek.(Çoğu zaman isimler bile uydurma olur böyle yazılarda, ya da sadece kanadalı ya da amerikalı bilim adamları denilir,ama bu şahış gerçek sanırım)Nörofizyoloji, parapsikoloji, psişik deneyimler, kognitif fonksiyonlar ve bir sürü şey çıktı karşıma onunla ilgili.
Şu son cümleyi söylediğine dair birşey okumadım ama bütün vaktimi bu işe ayıramaya niyetim olmadığı gibi, bu doktorun asıl neyi hedeflediği de umrumda değil.Bu tür yayınlardan binlerce vardır ve tek tek herbiriyle uğraşamaz zaten insan.
Ayrıca böylesi yazılar haberi yapan gazetecinin elinde garip şekillere ve anlamlara büründürülebilir.Veya her türlü bilimsel verinin arasına saçma sapan çağrışımlar yapacak komik cümleler eklenebilir.
Ama neyin saçma neyin komik olduğunu da ancak deneyimli bir göz ayırdedebilir ki, bu da yukardaki yazı için genel tıp bilgisi ve nörofizyoloji formasyonu taşımayı da gerekli kılmaktadır.
Geçenlerde bir yazı daha vardı, ölüm yokmuş, amerikalı bilmem kim keşfetmiş filan diye, o da aynı.
Önce daya teknolojiyi, daya bir sürü bilimsel terim ve kavramı, beyin faaliyetleri,entropi,beyin kabuğundaki voltaj, amper, MRI,aminoasitler, enzimler, evrenin dört kuvveti,kuantum..........ondan sonra da ver gazı...anlam, mana, ölümsüzlük, din, tanrı, ikinci alem, diriliş, meditasyon, kutsal mutluluk,ilahi denge, büyük sır.............
Birisinin sizi keklemesi kişisel olarak umrunuzda olmayabilir.Ama bu işin sosyal boyutu ve böyle kollektif bir provokasyonun yaratacağı PSİŞİK tahribatlar........
ben ne diyorum ya, herkes inansın inanmak istediğine....
doğrusu
Buyrun doğrusun dinlemeye her zaman açığım. Yeterki bilgi olsun...
Fonksiyonel MR diye bir şey
Fonksiyonel MR diye bir şey var, farklı bir yazılım ile çalışan bir MR çeşidi diyelim.
Klasik MR ile değil ama fonksiyonel MR ile yazıda anlatılan şekilde bir araştırma yapılabilir.Yani hangi beyin bölgelerinin hangi durumlarda aktivite kazandığı veya kaybettiği izlenebiliyor.Onun için ilk başta verdiğim bilgiyi düzeltiyorum, kusura bakmayın, ben de atlamışım.
Ama asıl sorun zaten bu değil.
Yoga veya budizm kökenli bazı konsantrasyon çalışmalarıyla insanın otonom sinir sistemi dengelerini değiştirebileceği gösterilmiştir.(Otonom sinir sistemini isteğimiz dışında çalışan sinir sistemi fonksiyonları olarak düşünebilirsiniz)
Klasik bilgi, insanın bu sistemin dengelerini kontrollü olarak etkileyip denetleyemiyeceğidir.Ama örneğin bazı budist rahiplerin yüksek kan basınçlarını bazı derin konstantrasyon çalışmalarıyla düşürebildikleri gösterilmiştir.
Bir tibetli rahibin baskıları protesto etmek için kendini benzinle yaktığı ve ölene kadar hiç kıpırdamadan ve hiçbir ses çıkarmadan dizlerinin üzerinde öylece kaldığı olayı internetten bulunabilir.
(Ayrıca meslek hayatımda bir iki hastam olmuştu.Omuz çıkığı ile gelmişlerdi ve hiçbir anestezik işlem almak istemediler.İkisi de budistti ve bir tür trans haline geçip işlem bittikten sonra kendilerine geldiler)
Bu örneklerin sayısı çoğaltılabilir...
Bazen sadece acıyı bloke etmek, bazen de daha fazlası..Derin konsantrasyon çalışmaları ve içsel süreçlerle otonom sinir sistemimize kontrollü müdehaleler..
Neyin mümkün olup neyin mümkün olmadığı sorusu her zaman araştırmaya ve kurcalamaya değerdir.
Ama eğer olayı yaşları 23 ile 64 arasında değişen 15 rahibe dini meditasyon yaptı ve biz gördük ki insan aslında normalde yapamadığı beyin dalgası yavaşlatmasını bu şekilde yaptı, bir anda bir sürü merkez faaliyet gösterdi beyinde......falan gibi anlatırsanız.....olmaz..bu bilim olmaz..olsa bile eksik kalır..en iyi tabirle bile tedbirisizlikten yaralanmaya sebep vermeye benzer..
İstersen deneyelim rinda...
Sunduğun yazıyı okuyalar okuduktan sonra ne düşündüler, kafalarından neler geçti diye...
Teşekkür
Paylaşımınız için teşekkür ederim.
Son birşey daha ilave etmek
Son birşey daha ilave etmek istiyorum.
Dini düşünceler ve tefekkür durumlarında beynin hangi bölgesinin yoğunluklu olarak faaliyet gösterdiği bir bilimsel çalışmaya elbette konu olabilir.Ön lob mu, arka loblar mı, yan lob mu ,hangi lobun hangi bölgesi, hangi merkezler gibi sorular fonksiyonel MR veya PET gibi yöntemlerle incelenebilir.Bundan bir sakınca elbetteki yoktur.
Sadece dini duygulanımlar ve medidasyon için değil, daha başka pek çok şey için de aynı çalışmalar yapılabilir.Korku durumunda hangi bölgeler, mutluluk durumunda hangi bölgeler, depresyon durumunda hangi bölgeler nasıl çalışır gibi.Ne güzel işte, incelensin tabi.
Ama hani bir papa fıkrası vardı..
Papa uçaktan inmiş bir gazeteci soru sormuş kendisine,efendim şehrimize hoş geldiniz, şeref verdiniz ama bu şehirde ne kadar klise varsa bir o kadar da genelev var,ne diyeceksiniz bu duruma diye.Papa da biraz şaşkınlık içerisinde nasıl yani demiş, sizin şehrinizde çok fazla mı genelev var?
Ertesi gün manşet;papa uçaktan iner inmez sorduğu ilk şey genelev oldu:-)
Sevgili rinda, yayınladığın yazı başında değilse bile finişte gösterdiği performansla bu fıkrayı hatırlatıyor bana.-)
Nasıl yani?
Nasıl yani? Kendimi pek bağdaştıramadım o anlattığınız fıkrayla
Ben mi anlatamıyorum,
Ben mi anlatamıyorum, sizinle ilgili değil ki zaten fıkra.
Siz bir yazı buldunuz ve ilginç olduğunu düşünerek burada paylaşıma açtınız,iyi de yaptınız, hepsi bu.
Anlattığım fıkra da zaten ne sizinle ilgili ne de araştırmayı yapan doktorla.
Yayınladığınız metni haber haline getiren kişinin bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemiyerek okuyucu üzerinde oluştaracağı etkiyi fıkra ile ilişkilendirdim ben.
Sebep-sonuç
Sebep-sonuç ilişkisi yani diyorsunuz yada neye niyet neye kısmat mi daha doğru olur.
Her neyse başta anlamadım dediğinizi. Anlamamış da olabilirim. Anlamadığım için de sordum. Neden bu kadar tepki gösterdiniz.
Ama şimdi anladım.
Tepki göstermedim sevgili
Tepki göstermedim sevgili Rinda,herşey yolunda:-)
Bu arada mutlu yıllar.
Size de
Size de mutlu yıllar. Herşey gönlünüzce olsun
Yeni yorum gönder