ADA- düz ve ters
Ada hanım balıklar kadar ışıltılı uykulardan sabah olunca ismine döner…maliyenin onuncu yıl şube yemeklerinden birine katılacaktır..balkonunda sardunya da seyredebilirdi ama cengiz çok ısrar edince…eh…evet canım bunu başarabilirdi..neredeyse 14 yıl boyunca her gün şubedeki mesai arkadaşlarının ve kendisinin neyi nasıl düşündüklerini düşünerek yaşamayı öğrenmişti…bir yemek bir bir araya gelme bahanesi, bir aynı kaderi paylaştık, paylaşıyoruz, paylaşacağız eğlencesi… alt tarafı….onlarcasına katılmamış mıydı…
İşin çok yoğun olduğu, evrakların babil kulesi kararlılığı ve inadıyla yükseldiği anların birinde rimelli upuzun kirpiklerinin altından büyük bir gezegen gibi ışıldayan siyah gözleriyle yanındaki masada çalışan arkadaşına sezdirmeden bakar oyunu düşünürdü..Kendisinin ve milyar canlının gezegende kalmasının gizli ve aslında apaçık gereği olan oyunu…var eden, varlığı amaçlı ve istendik hale getiren şikayet edildiği hallerde bile elllerinden alınsa “kendisini yaşamın anlamsızlığında zuhur eden” oyun. Bir kahramana şunu söyletti: Kendimi hiç ama hiç önemsemediğimi söylememin bile popüler bir hiyerarşik şiddet doğurduğunu itiraf ediyorum..ve bir bilge, oluşunu nitelemeyendir.Bunu kahramanına söyletti çünkü kendisi çalışıyor..fikirler arasında, evraklar ve daireler, şubeler ve hayatlar arasında …oyunun nesnesi arzunun ki kadar uçucu…izafi göstergeler, değere indeksli sayılar….nedenselliği elinden alınınca..ayşenin üç elması varmış iki tane de mehmetin…bla..bla… öte yandan dünya yedi günde yaratılmıştır ve bir izleyici, bir tanık daima vardır.Tam şu an sıcakta şıpır şıpır terlemiş şu falanca bey’in içerisi dışarıdan serin olduğu için gizli öfke duyduğu memur ben miyim…..pardon..anlatıcı sorar: o muydu?
Bir maliyecinin ontolojik araştırmaları
Bölüm I: herkes kimdir?
ada
9565785757
9.75 lira gişeye
Hava ne kadar da sıcak…
Bu işi hallettiğine sevindi…başka dairelerde başka başka yerlerde başka başka insanlar da kendisi gibiydi işte….bu kesin bir doğruydu onun için…aksine katlanmak mümkün değildi…..ben herkesim dedi…kaldırımın kesildiği noktada durup…bir adım daha…herkes olduğum için mutluyum…..adım..adım…ada….
Öğleden sonranın iş yükü öğleden önceki dilime göre daha çoktur ve zaman daha yavaş ilerler….zaman menekşeleri sulayabileceği yavaşlıktadır… hışır hışır kağıt sesleri yerini daha mırıl mırıl hesaplara bırakır…memurlar genel olarak talihsiz insanlardır; birinin anlatacak bir hikayesi olursa binde bir…ki bu gerçekten binde birdir….sıradakiler ne kadar da geveze memurlar olduğumuzu düşünürler…bunu düşünecek birisine denk gelme olasılığınız gerçekten oldukça fazladır….ama bu ben ada hanımı çok yormaz, üzmez…bazılarımız daha dirençsizdir..ya da emekliliğe son çeyrek histeri krizlerini görmek daha mümkündür..”biz sabahtan beri kaç kişiyle uğraşıyoruz biliyor musunuz?” soru, aslında şudur: “ben 18 yıldır kaç kişiyle uğraştım sizin gibi biliyor musunuz?, kooperatif evi ne zaman teslim edecek biliyor musunuz…ve şu bi dünya para saydığım gece kremi göz kenarlarımdaki kırışıkları ne zaman geçirecek biliyor musunuz?...ada hanım bayılır yan masadaki arkadaşının histeri krizine maruz kalan vergi mükellefinin yüzündeki bulanık cevapsızlığı izlemeye……
Birçoğunun , herkes olduğunu bilmediği için mutsuz olduğunu düşündü: herkesi birinden ayıran özellik ya da özellikler neler olabilirdi…birisi neden herkesten ayrı olduğunu düşünür? Benzer bile demek zor…neredeyse aynı şeyleri yaşar insanlar..kalitesi ve yoğunluğu imkanlar dahilinde değişebilir elbette ama neredeyse aynıdır…..insan olmak aynılıkların ortalamasıdır dedi…ve evet bu incitici olabilir işte..farklılık bu incinişi duyumsamak olmalı…annesinin biriciği olan minik ada, ilk kez okulun kapısından içeri itelendiğinde, sınıfta herkes olmaya adım attığında…bunu becermeye doğuştan yetenekli çocukları izleyerek öğretmeninin de desteği e kendisinin de gayretiyle tez zamanda aynı “istendik davranış değişikliklerini” göstermişti…
Eğitim: bireyde istendik davranış geliştirme
Soru: kimin isteğiyle..
Cevap: her zaman da aydınlık olması dileğiyle
Es: bir kuşak-kuşaklar-idealizmin altın çağına bir bilet bir bilet lütfen.
İktisadi bilimler fakültesinden kafka okuyarak mezun olamazsınız küçük hanım….yıl tekrarı..yıl tekrarı…ayaklarının üzerinde durma bilinci…kadın olmanın onuru….kasabamsı şehirler…..işte bürosu..sağ penceresi adalet sarayının bahçe duvarını gören menekşe manzaralı…..başarısız evlilik hikayeleri…çocukların imaj olarak hala sadece çocuk bahçesinde kum havuzlarda canlandığı bir kısa tarihçe…zamanla maaşına da alışıyor insan…şube yemeklerinde mesai arkadaşlarıyla konuşacak şeyler de buluyor…herkes olmanın mutluluğuyla…..öylesine emin…herkes kafka okumuştur ki ancak kafka’nın “dava”sını okuyan insanlar memurluk yapıp akıl sağlığını koruyabilir..ancak onlar dekoru yadsımaz…..gezegen dekorlu, ev dekorlu, büro dekorlu, yıldız dekorlu yaşamak mutlu eder ada hanımı..anlamın gösterge, bir eğretileme olduğunu sezmiştir…mutludur. Makyajını, fikrini, sorularını ve kuytularını tazeleyecek ve katılacaktır cengiz’in ısrar ettiği yemeğe…böyledir, buna yakındır zaten.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 861 defa okundu

Sibel Atasoy

Yeni yorum gönder