DÜNYA YUVARLAK MI?

kutadgubilig kullanıcısının resmi

Dünya gerçekten yuvarlak mı? Bilim bu konuda çuvallamış olabilir mi?

18 yaşında bir Türk genci Dünyanın yuvarlak değil köşeli olduğunu iddia etti ve bu projesini NASA'ya gönderdi.

Peki neden bize dünyanın hep yuvarlak olduğunu söylediler? Bilim bu kadar aciz olabilir mi? 18 yaşındaki Türk genci bütün Dünya Bilimini yendi mi?

Senin oyun: None Ortalama: 3.5 (33 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

PİRİ REİS HARİTASININ

PİRİ REİS HARİTASININ ŞİFRESİ”
TÜM DÜNYAYA BOMBA GİBİ DÜŞECEK!

Metin Soylu'nun yürüttüğü Piri Reis'in Dünya Haritası projesinden çıkan inanılmaz bulgular, araştırmacı-yazar Soylu tarafından “Piri Reis Haritasının Şifresi” adlı bir kitapta toplandı. Uzun zamandan beri beklenmekte olup, sonunda Truva Yayınevi tarafından çıkarılan kitap, tüm dünya bilim çevrelerini dehşete düşürecek nitelikte.

Piri Reis, 16. yüzyılda yaşamış bir Türk denizcisidir. Amcası Kemal Reis'le beraber korsan olarak başladığı denizcilik yaşamına Osmanlı Devleti himayesinde devam etmiş, zamanla girdiği tüm seferlerde zaferler kazanarak Kaptan-ı Deryalığa kadar yükselmiştir. Piri Reis, iyi bir savaşçı olduğu kadar iyi de bir coğrafya bilginidir. Yaptığı seferler sırasında gezip gördüğü bölgeleri tanıtan, bunların haritalarını gösteren, elverişli ve elverişsiz konumlarını anlatan Kitab-ı Bahriye adlı bir eseri ve 1513 yılında çizmiş olduğu bir Dünya Haritası mevcuttur.

Bu Dünya Haritası'ndan günümüze kalan tek parça, Batı Afrika, Güney Amerika, Orta Amerika'nın bir bölümü ve genel hatlarıyla Atlas Okyanusu'nu içermektedir. Ancak 1929 yılında Türkiye İstanbul Topkapı Sarayı'nın Harem bölümünde bulunabilmiş olan harita, incelemeye alınmış ve son derece sarsıcı bilgilere ulaşılmıştır. Zira; 1513 yılında çizilmiş olan bu harita, düzleme aktarılmış sıradan haritalarda bile bulunmayan, ABD NASA'nın günümüz teknolojisiyle uzaydan çekmiş olduğu Dünya fotoğraflarındaki detayları, hatta o dönemde henüz keşfedilmemiş ve Piri Reis'in yaşamı boyunca hiç ayak basmadığı bilinen bazı bölgeleri dahi içermektedir.

1998 yılında, araştırmacı-yazar Metin SOYLU, sırlarla dolu bu haritayla ilgili bir projeye başlamış, uzun yıllar süren çalışmalardan sonra dünyada ilk kez haritayı tamamlamayı başaran kişi olmuştur. Ancak asıl olaylar o zaman başlamış, 36 metrekarelik bu dev harita, tüm dünyayı ayağa kaldıracak bilimsel sonuçlar getirmiştir. Öncelikle Dünya'nın şekli bilindiği gibi yuvarlak değil, onaltı köşeden oluşan bir yapıya sahiptir. Dünyamızın uzaydan yuvarlak görünmesinin sebebi ise suküre ve havakürenin neden olduğu bir ilüzyondan ibarettir.

Soylu, çıkan sonuçları ve haritayı 14 Ekim 1999 tarihinde incelenmek üzere Türkiye Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ABD NASA'ya yollamış, beklediği cevap kendisine 2003 Ocak sayılı Türk ve Alman Focus Dergileri'ne yapılan açıklamalarla gelmiştir. Söz konusu açıklamalarda NASA, Dünya'nın giderek köşeli bir yapıya büründüğünü söyleyerek, bunu da okyanuslara bağlamış; ancak projenin sahibi Piri Reis veya Metin Soylu'nun isimlerini kullanmamıştır.

Araştırmacı-yazar Soylu, bunun üzerine bulgularını bir kitapta toplamış, çıkan sonuçları fotoğraflar, noter tasdikleri, kıyaslamalar ve belgelerle ayrıntılı bir şekilde ispat etmiştir. Truva Yayınları'ndan çıkan bu kitap tüm dünyada heyecanla beklenmekte, satış rekorlarına imza atacağına inanılmaktadır.

Ayrıca Soylu, yerli ve yabancı bilimsel kuruluşlarda ve üniversitelerde konferanslar vermekte, Türkiye'de Cinemascope Film tarafından projeyle ilgili olarak çekilecek “Genya” adlı bir sinema filminde de konsept danışmanı olarak rol almaktadır.

NAZLI HAMİŞ
BASIN DANIŞMANI
CINEMASCOPE FİLM

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Piri Reis Haritası ve Metin

Piri Reis Haritası ve Metin Soylu’nun İddaları
24 March 2008 Bilim Hüseyin GÜRSOY

Piri Reis’in meşhur haritası hakkında bir merak üzerine lise çağlarında araştırma yapmaya başlayan 1981 doğumlu Metin Soylu, çalışmalarının meyvelerini alır almaz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından destek gördü. Piri Reis’in haritasını tamamlayıp, NASA’ya gönderdi. Fakat 9 yıldır hala net bir cevap alamadı.

Kendisi Piri Reis’in Topkapı Sarayı’nda bulunan haritasının aslında haritanın 16 parçasından sadece birisi olduğunu harita ve üzerinde yazan el yazılarının bir bölümünün Piri Reis’e ait olmadığını idda ediyor. Bunu işinin ehli bir hattat aracılığıyla araştırıp, bilir kişi raporuyla ispatlayan Soylu, sırf bu yönüyle bile ciddi bir aşama kaydetmeyi başarmışa benziyor. Harita üzerinde yazan ve haritanın yapımında Kristof Kolomb’a ait olan verilerden yararlandığı belirtilen kısım, aslında sonradan eklenmiş.

Çünkü bu kısımdaki yazılar Piri Reis’in hem harita üzerindeki diğer el yazılarıyla hem de yazdığı kitabındaki el yazısındakilerle uyuşmamaktaymış. Metin Soylu’nun Haber 7′de Sıradışı isimli programda izlediğim iddalarına göre, Piri Reis haritayı Süleyman Peygamber’in de yardımıyla çizmiş. Süleyman Peygamber, hayvanlarla konuşabilmesi ile bilinir ve harita üzerindeki hayvan figürleri de buna bir atıf olarak çizilmiş. Piri Reis Kitab-ı Bahriye kitabında haritayı çizmenin ermişlerin işi olduğunu yazmış. Kendisini de ermiş olarak atfeden ünlü bilgin, Kilitbahir’deki çalışma mekanında yıllarca tek başına kalmış ve büyük bir konsantrasyon ile kendini işine vererek haritayı ve her biri 2000′er sayfadan oluşan 4 ciltlik Kitab-ı Bahriye isimli kitabını yazmayı başarmış. Piri Reis’in çalışmalarını yaptığı Kilitbahir Kalesi olarak bilinen yer 7 kubbeden oluşuyormuş fakat şu an sadece 1 kubbesi günümüze kadar ayakta durabilmiş.

Metin Soylu’nun dikkat çektiği bir başka husus da dünyanın şekli ile alakalı. Piri Reis’in 16 parçadan oluşan haritasının bulunmuş olan 1 parçasna bakarak, üzerindeki noktaların 22.5 derecelik açı yaptığını ve diğer kısımlarında tamamlandığında bir 16 gen oluştuğunu söylüyor. Bu konuya Piri Reis kitabında da değişmiş ve içte bir 16 gen ve dışta daha büyük başka bir 16 gen olduğunu ve ikisinin toplamda 32 gen olduğunu belirtmiş. Dünya tabiki köşeli değil fakat Soylu’nun belirttiği nokta, bu köşeler kara merkezli bir yapı ile düşünüldüğünde ortaya çıkıyor. Yani okyanusları yok sayarsak sadece kara parçasının 16 gen şeklinde olduğunu söylüyor ve okyanuslarla beraber dışta da bir 16 gen olduğu ve toplamda 32 gen gibi bir yapı oluştuğunu belirtiyor. Ayrıca NASA’nın yaptığı araştırmalarda ve Piri Reis’in kendisinin sonradan tamamladığı haritasına göre dünyanın merkezinde Kahire’nin yer alması gerçekten dikkat çekiyor. NASA da yaptığı ince hesaplarla uzaydan bakıldığında dünyanın merkezinin Kahire olduğunu söylemiş.

Asıl adı Muhiddin olan ve 1470 yılında Karaman’da doğmuş olan Piri Reis, Akdenizde korsan imiş. Tabi daha sonraları Osmanlı donanmasına katılıp Amiralliğe kadar yükselip birçok savaşa katılmış fakat 1513 yılında çizdiği haritasında o zamana kadar ele geçirdiklerinden oluşan hazinesinin yerini de belirtiyor. Soylu, hazinenin Kilitbahir Kalesi’nin altında saklı olduğunu düşünüyor ve bunu Valiliğe bildirip o yerlerin koruma altına alınmasını da sağlamış.
Bence bu konu iyice araştırılıp, Piri Reis’in gerçek değeri ortaya çıkartılmalıdır. Daha dünyada Amerika kıtası bile henüz bulunmuşken 1500′lü yıllarda nasıl oluyor da bu kadar doğru bir kuşbakışı harita çizilebiliyor gerçekten inanılmaz bir durum. Ayrıca Metin Soylu bunun aslında bir harita gibi değil de fotoğraf gibi olduğunu söylüyor ve ispatlıyor. Yani sanki uzaydan çekilmiş fotoğraf gibi çizilmiş bir harita bu… Bu yönüyle de Piri Reis’in ermiş olabileceği iddaları güçleniyor.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Piri Reis’in Kayıp Hazinesi

Piri Reis’in Kayıp Hazinesi

Amerika’yı gösteren en eski haritanın bulunduğu haberini alan Mustafa Kemal Atatürk, onu Ankara’ya getirterek bizzat kendisi inceler. Sonra haritanın çoğaltılarak üzerinde ilmî incelemeler yapılmasını emreder.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışının ardından genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumları yenilenmekte, her yer didik didik edilmektedir. Cumhuriyetin ilânının üstünden sadece altı yıl geçmiştir. İstanbul’un Sarayburnu denilen en güzel yerinde kurulan Osmanlı Padişahları’na ait Topkapı Sarayı binaları da düzenlenmektedir. Milli Müzeler Müdürü Halil Ethem Eldem, Topkapı Sarayı’nda (Harem Dairesi’nde, bir rivayete göre de depolarda) coğrafya ilminin o zamana kadar tanımadığı bir harita bulur. Bulunan harita yüzyıllar önce çizilen bir dünya haritasıdır (1929)…’ Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan, Piri Reis’in görenleri şaşırtan, çok hassas çizimlerinin yer aldığı dünya haritasının asırlar sonra gün yüzüne çıkışını bu sözlerle anlatır.Amerika’yı gösteren en eski haritanın bulunduğu haberini alan Mustafa Kemal Atatürk, onu Ankara’ya getirterek bizzat kendisi inceler. Sonra haritanın çoğaltılarak üzerinde ilmî incelemeler yapılmasını emreder. Topkapı Sarayı’ndan çıkan bu harita daha sonra Afet İnan’ın da kurucuları arasında yer alacağı Türk Tarih Kurumu bilim heyetlerince tetkik edilir. İnan, Cenevre Üniversitesi’nde okurken haritayı ilk kez Batılı bilim adamlarının dikkatini çekecek şekilde tartışmaya açar.Haritanın bir kopyası 1953′te incelenmek üzere ABD’ye gönderilir. Antik haritalar uzmanı M.I Walter ile Arlington H. Mallery’nin incelemelerinde sonuç şaşırtıcıdır. Asırlar önce ceylan derisine çizilmiş haritada ‘izdüşüm yöntemi’ kullanılmıştır. Bir küre üzerine konulduğunda haritanın günümüzdekilerle birebir aynı olduğu tespit edilir. Mallery’e göre çizim için havadan ölçüm yapılması gerekmektedir. Peki, 500 yıl önce kim yeryüzünü haritalamak için bir uçak kullanmış olabilir ki?

Sorunun cevabı Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’sinde saklıdır: “Çünki bildün pusulanun halini/ Dinle hartının (harita) dahi ahvalini/ Hartıyı hem pusulayı bil sahih/ Ta Süleymanu’n-nebi itdi tashih…” Piri Reis, Der Beyan-ı Hartı başlığıyla eserinin birinci cildindeki yazılarında haritanın çizilişini anlatmaktadır. Pusuladan, Hz. Süleyman’ın haritayı düzeltip doğruladığından, hayvanların ilmiyle tasdik ettiğinden ve deniz ilminin onun emrinde olduğundan bahseder. Harita 500 yıl öncesinin bilim ve teknoloji imkânlarına sığmayacak kadar hatasızdır. Üstelik Piri Reis Amerika kıtasını görmeden çizmiş, bitki ve hayvan figürleri, rüzgâr yönlerini de içine alan detayları aktarmıştır.

Orijinal baskılı Kitab-ı Bahriye’yi yedi yıl önce İstanbul Sahaflar Çarşısı’ndan temin eden araştırmacı-yazar Metin Soylu, Piri Reis’in harita ve kitabının sırlarını hâlâ koruduğuna inanıyor. Soylu’ya göre Gelibolu’da dünyaya gelen ve ömrünü 14 yaşından itibaren denizcilik yaparak geçiren Kaptan-ı Derya, sırlarının büyük çoğunu yine bu yarımadada bıraktı. Hatta Akdeniz ve Hint Denizi seferlerinden sonra elde ettiği kalyonlara sığmayacak hazineleri de şimdi bulunmayı bekliyor. Üstelik bunların farkında olanlar, Piri Reis’in ayak izlerinin kaldığı kalelerde cirit atıyor.

HAZİNE VE HARİTALAR KALE MAHZENLERİNDE Mİ?

Dünyanın en kıymetli altın yüküne sahip tarihî Truva hazineleri 1873′te Çanakkale’den Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından kaçırılmıştı. Maddî değeri milyar dolarla ifade edilen hazine, savaş borcu olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Rusya’ya verildi. Hazine bir daha geri dönmedi, diplomatik talepler hep geri çevrildi. Şimdi onlar Moskova’daki bir müzede sergileniyor.

Metin Soylu aynı beldede bir başka hazine savaşının yaşandığına dikkat çekiyor. Ona göre, Çanakkale, Kaptan-ı Derya’nın hazinesini de sakladığı yer. Kitab-ı Bahriye’sini yonca yaprağı şeklindeki Kilitbahir Kalesi’nde yazan Piri Reis, elde ettiği ganimetleri bu kalenin altına ya da mahzenlerine sakladı. Aynı mahzenler sadece bir parçası bulunan Piri Reis haritasının diğer parçalarını ya da müsveddelerini de barındırıyor.

Temmuz 2005′te Piri Reis Haritası’nın Şifresi adlı kitabı yayımlanan Soylu’nun hazine iddialarının arkasında ilginç bir hikâye var. Kitabı basıldıktan sonra yapımcı bir firmayla anlaşan genç yazar, soluğu Çanakkale’de alır. Niyeti Piri Reis’in haritayı çizdiği, kitabını yazdığı Kilitbahir ve Sultanbahir (Çimenli) kalelerini görüntülemek, belgesel nitelikli incelemeler yapmaktır. Bir tesadüf eseri eski Eceabat Kaymakamı Yaşar Karadeniz’le tanışır. Kalede çekim izni ister. Kaymakamın verdiği kaleyle ilgili bir restorasyon ihalesi olacağı bilgisi ve davetiyle bir hafta sonra Eceabat’ta gerçekleştirilen bu ihaleye tanık olur. Nik İnşaat isimli bir firma, Kilitbahir Kalesi ve Namazgâh Tabyaları’nın restorasyonuna talip olmuştur. Restorasyon sunumlarında kalede kazı yapılacağını öğrenen Soylu çok şaşırır. Tarihî kalenin iç kulesinin neden kazılmak istendiğine bir türlü anlam veremez ve oracıkta itiraz eder: “Vali, ihaleye katılan şirket yetkilileri ve gazeteciler vardı. Bir anda bütün kameralar bana döndü. Ben de Piri Reis’in haritasını bu kalede çizdiğini, kitabını burada yazdığını anlattım. Müsveddeleri, hatta hazinelerinin kalenin altındaki mahzenlerde ve odalarda gizli olduğunu söyledim. Onlar kalenin iç kulesi altına 3 boyutlu müze yapacaklarmış. Kalenin kazılmasının mantıksız olduğunu, yapılacaksa bunun polis ve jandarmanın denetimi altında gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledim. Sonra oradan zorla çıkarıldım. Kimilerine göre meczup durumuna düşürülmüştüm…”

KİLİTBAHİR NEDEN KAZILMAK İSTENDİ?

O günden sonra Soylu’nun merakı bir kat daha artar. Kitab-ı Bahriye ve Piri Reis haritasını tekrar gözden geçirir. Bölgede yaptığı araştırmaları bilim adamları ve devletin üst düzey yöneticileriyle paylaşır. Restorasyon hikâyesi hiç de göründüğü kadar masum değildir. Üstelik Kaptan-ı Derya, Kanuni Sultan Süleyman’a takdim ettiği Kitab-ı Bahriye’sinin 4. cildinin 1783′üncü sayfasında hazinelerinden de söz etmektedir: “Denizin bütün durumu açık olmuş/ Hiçbir yeri kalbinde gizli kalmamış/ Dileğim tamamını açıklayasın/ Onunla kıyamete kadar anılasın/ Düzenle bu kitabı güzelce tam/ Bulsun çok yarar kim olsa okuyan/ Ve hem bu kitap çok gerektir/ Hazinelerin de bulunması gerekir.”

SON SEFERİNDE ÜÇ GEMİ HAZİNESİ VARDI

Soylu, yazılı delillerle sınırlı kalmaz. Tekrar kalenin yolunu tutar. Kitabında bile yazmadığı sırrını Aksiyon’a anlatan Soylu, hazine ve şahsî eşyaların bulunduğuna inandığı Kilitbahir Kalesi iç kule etrafı ve içinde bir pusulayla bazı denemeler yapar. Pusula iç kule mevkiine yaklaştığında ibrenin ve mıknatısın dengesi ortadan kalkmaktadır. Pusula ibreleri ancak altlarında ya da yakınlarında yoğun metal bulunduğu hallerde devre dışı kalmaktadır. Tabii bu da delil olarak yetmez. İlgili şirketin internet kayıtlarından daha çok uzaydan görüntüleme, maden arama konularında uzman olması soru işaretlerini artırır. Çünkü Avustralya devlet nişanı alan şirketin ana ihtisas alanı uydu görüntüleme sistemleri ve maden aramadır.

Peki, gerçekten Piri Reis’in hazineleri var mıydı? Tarihî kayıtlar Piri Reis’in 1553 Hürmüz Seferi dönüşünden yaklaşık bir yıl sonra Mısır’da (iftira ve haksızlıkla) kellesinin uçurulduğunu yazıyor. Barbaros Hayrettin Paşa Akdeniz Kaptan-ı Deryası iken Piri Reis de Hint Kaptan-ı Deryası olarak görevlendirilir. Tabii Hint Kaptan-ı Deryası’nın son seferinde üç gemi ganimetinin bulunduğu da kayıt altında. Soylu’nun iddiasına göre Piri Reis idamından önceki bir yıllık süreçte hazinelerini de adeta ‘ofis’ olarak kullandığı Kilitbahir’e getirdi. Üstelik o, amcası Kemal Reis’le birlikte denizlere açıldığı ilk günden beri ganimet ve hazinelerle birlikte büyümüştü. Osmanlı Devleti’nin donanma komutanlığına davet aldığında, ‘ganimetlerin kendisine, toprak ve vilayet yönetimlerinin Devlet-i Aliye’ye bağlanacağı’ meyanında anlaşma yaptığı da biliniyordu. Soylu’nun ifadesiyle Piri Reis’in sırları da, hazineleri de Çanakkale’de saklı: “Bahriye kitabı orijinali 2 bin sayfa ve 4 ciltten oluşuyor. Hem dünya haritası, hem de kitabın yazımı Piri Reis’in bu iki kalede uzun süre kalmasını gerektirmiştir. Araç gereç, gözlem odası, eşya ve eserleri hep bu merkezdeydi. Burası Piri Reis’in kara kutusuydu. Büyük servetlere sahip Kaptan-ı Derya’nın miras bırakacağı vârisi de yoktu.”

HARİTADA SAHTEKÂRLIK MI YAPILDI?

Bütün bunları delil olarak gösteren Soylu’nun bir de uyarısı var: “Kilitbahir gibi önemli bir yerde yapılan restorasyon bu yüzden başı boş bırakılamaz. Denetim altında yapılmalı, hazineler, harita ve kitap müsveddeleri bulunmalı. İkinci bir Truva hazineleri olayı yaşanmamalı.” Araştırma ve iddialarını Kültür ve Turizm Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Harita Genel Komutanlığı, Türk Tarih Kurumu, Çanakkale Valiliği ve Eceabat Kaymakamlığı ile de paylaşmış. Kültür Bakanlığı iddialar üzerine bir yazıyla Çanakkale Valiliği’ni uyarmış.

Eceabat’taki yetkililerin verdiği bilgiye göre, restorasyonun kaleyle ilgili olan kısmı bitti. Ancak Namazgâh tabyalarındaki çalışmalar sürüyor. Bu bölgede şarapnel, mermi, top gibi harp malzemeleri bulunmuş. Ancak bunlar bugüne kadar kamuoyuna gösterilmedi. Çanakkale İl Turizm Müdürlüğü yetkilileri Kilitbahir Kalesi’ndeki restorasyonun geçen sene başladığını, ancak ödenek yetersizliği nedeniyle istenen seviyeye gelmeden bitirildiğini söylüyor. Kazı yapılıp yapılmadığı, hazine iddiaları ise “gülünüp geçilecek kadar komik” bulunuyor. Nik İnşaat’ın bölgedeki restorasyonla ilgili sadece proje çizimi yaptığını belirten bir yetkili, Delta İnşaat ile yapılan restorasyon ve tabya onarım-arama işlerinin sürdüğünü ifade ediyor.

Hazinelerinin yanında tartışmaları süren konulardan biri de Piri Reis’in haritası. Amerika’nın kaşifi olarak bilinen Kristof Kolomb ile seyyah Toscanalli’nin haritalarının Piri Reis Haritası’yla aynı devirlerde yapılmış olması yıllardır gündemde. Batılı bilim çevreleri ile bir kısım Türk aydınları Piri Reis’i ‘hırsız ve sahtekâr’ noktasına getirecek derecede iftiraya varan yorumlar yapmıştı. Araştırmalarında delil olarak Piri Reis’in eserlerini temel alan genç araştırmacı Metin Soylu, ünlü Hattat Fuat Başar’ın bilirkişi raporuyla bir başka tarihî gerçeğe daha ışık tutuyor. Başar’ın, Metin Soylu’nun talebiyle Piri Reis Haritası ve Kitab-ı Bahriye üstünde yaptığı incelemeler bu tartışmalara yeni bir boyut kattı. Başar, öncelikle denizcilik kitabı ile haritadaki yazıların aynı elden ‘Talik Kırması’ şeklinde yazıldığını tespit etti. Eserler aynı kalemden çıkmıştı. Ancak çok önemli bir ayrıntı tarihin tozlu rafları arasında bugüne kadar gizli kalmıştı. O da haritaya ün veren Amerika kıtasının yanı başındaydı.

Haritanın Güney Amerika’yı gösteren kısmından başlayan metinlerde kullanılan Osmanlıca yazı karakteri ile haritanın diğer kısımları ve denizcilik kitabındaki yazılar uyumlu değildi. Haritanın solundaki bir bölüm güzel yazı üstatlarının ‘Nesih Kırması’ adını verdikleri hatla yazılmıştı. Yani haritaya ikinci bir el değmiş, tahrifat yapılmış ya da yazılar sonradan eklenmişti. Fuat Başar bilirkişi raporuna bu tespitlerini aynen yansıtır: “Kitab-ı Bahriye adlı eserin sayfaları ve ciltleri arasında çapraz kıyaslamalar yaptım. Tüm Osmanlıca yazılar aynı kalemden çıkmıştır. Ve yazılar Talik Kırması’dır. Yine Piri Reis’in 1513 tarihli haritasındaki yazılar da Talik Kırması’dır. Her iki eser de aynı kalemden çıkmıştır. Ancak haritada Güney Amerika hattı üstündeki bir kısım yazılar Nesih Kırması’dır. Harflerin uzantı ve çıkıntıları bile farklıdır. Bir hattatın anlayabileceği bu fark haritanın tahrif edildiğine ya da haritaya ekleme yapıldığına işarettir.”

Peki, neden haritanın sol tarafındaki yazılar farklıdır? Yazıların içeriği nedir? Hattat Başar ve Soylu’yu şaşırtan da burası olur. Çünkü farklı üslupla yazılan kısım, Avrupa denizcilerini öne çıkaran, Kristof Kolomb’u anlatan övgü ifadeleriyle dolu. Topkapı’daki orijinal harita üstünde de inceleme yapmak istediğini söyleyen Fuat Başar, ekleme olduğunu söylediği yazının bir telaş havasında kaleme alındığına dikkat çekiyor.

Başar, Kitab-ı Bahriye’nin içeriğindeki ‘hazine’ meselesiyle ilgili de ilginç değerlendirmeler yapıyor: “Hazine konusunda iki ihtimal var. Bir kitapta deniz ve harita ilmine atıf yapılmış. Hazineden kasıt ilim olabilir. İkincisi ise mecaz sanatıyla gerçekten kendi hazinesini anlatmış olabilir. Her iki ihtimal de var. Üslubun rahatlığı ve dil bunu veriyor. Ganimet ve taltiflerle dolu bir ömürden sonra mirası olmayan hazine ve birikimlerin bir adresi de Kilitbahir olabilir.”

Başar’ın Ocak 2006′da yaptığı bu tespitler Soylu’ya yeni bir kapı daha açar. Harita üstündeki yazı farklarını ortaya çıkarmak için Kitab-ı Bahriye’yi kriminal incelemeye sokmaya karar verir. Emniyet Genel Müdürü Gökhan Aydıner’in izni ile İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı’nda yapılan incelemeler istenen sonucu vermez. Çünkü grafolojik incelemelerin belgenin aslı üzerinden yapılması gerekmektedir. Ekspertiz raporunda da Piri Reis haritasının Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki orijinali üzerinden tetkik yapılması halinde tahrifat ya da farkların ortaya konabileceği belirtilir. Soylu, aynı talebi Milli Savunma Bakanlığı Harita Genel Komutanlığı’na da iletir. Eserlerin orijinali üstünden, Osmanlıca bilen hattat personelce yapılması gerektiği belirtilen cevabî yazıda, Harita Genel Komutanlığı kadrosunda ‘bu vasıfta uzman personel’ olmadığı için çalışmanın yapılamayacağı iletilir.

Haritadaki değişiklik ve tahrifatla ilgili Hattat Başar ve Soylu’nun iki tahmini var. Biri haritanın 1929′da ortaya çıkarılmasında Alman Prof. Kahle’nin de katıldığı Cumhuriyet dönemi ilk incelemeleri sırasında değişiklik-ekleme yapılmış olabilir. Diğer ihtimale göre ise Kanuni Sultan Süleyman devrinde Hürrem Sultan’ın da dâhil olduğu, haritanın ilk hediye edildiği dönemde bu değişiklikler yapılmıştır.

Bütün bu iddialar tartışmalara konu Çanakkale ve Eceabat’ta da yankı buluyor. Çanakkale Turizm ve Tanıtma Derneği Başkanı Ahmet Kaşıkçı, kalenin eklenti ve çevresinde kazı yapıldığını ancak hazine arandığı yorumlarının çok iddialı olduğunu söylüyor. Piri Reis’in haritasını Kilitbahir’de çizmesi nedeniyle bulunabilecek müsvedde ve kişisel eşyaların ise, daha önce salname, ruzname ve Sicil-i Osmaniyelerin naklinin yapıldığı dönemde Konya ya da İstanbul’a götürülmüş olabileceğine dikkat çekiyor.

Piri Reis Denizcilik ve Deniz Kaynaklarını Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı Başkanı Prof. Dr. Erol Dizdar ise, araştırmaların objektif olması için hem harita hem denizcilik kitabı üstünde hassas bir çalışma yapılmasını öneriyor. Topkapı Müzesi’ndeki harita üzerinde inceleme yapılmadan değişiklik ya da müdahale yapıldığının tespit edilemeyeceğini vurguluyor.

TURGUT ÖZAL, HARİTA VE KİTAB-I BAHRİYE’Yİ
AMERİKAN BAŞKANI BUSH’A HEDİYE ETMİŞ

Mayıs ayı içinde doğum yeri Gelibolu’da kendi adını taşıyan bir ulusal konferans düzenlenecek olan Piri Reis’in haritası ve Kitab-ı Bahriye isimli denizcilik kitabı aslında bundan 18 yıl önce merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından da dikkatle incelenmiş. Sonra Osmanlıca-Türkçe-İngilizce çeviri yapabilecek bir isim olduğu için Dr. Vahit Çabuk’a Kitab-ı Bahriye’nin çevrilip yeniden basılması talimatı (1987-88) vermiş. Denizcilik kitabını önce Osmanlıca okunuşu, sonra Türkçe anlamı ve İngilizce’siyle birlikte tamamlayan Çabuk’un ortaya çıkardığı eser, haritayla birlikte ABD eski Başkanı baba George Bush’a Özal tarafından hediye edilmiş. Dönemin diplomatlarının tabiriyle Özal, ABD’ye ‘Bizim kıta demeye’ getirmiş.

Özal’ın tavrı aslında bugünün siyasetçileri ve araştırmacılarına da ışık tutuyor. Bir taraftan tartışmalar sürse de, Piri Reis’in haritasının gerçek bir hazine olduğu apaçık ortada.

PİRİ REİS KİMDİR?

Asıl adı Muhiddin Piri’dir. Karamanlı Hacı Ali Mehmed’in oğlu Osmanlı’nın nam salmış denizcilerinden Kemal Reis’in yeğeniydi. Kaptan-ı Deryalık yapan, Kitab-ı Bahriye’sinde Ege ve Akdeniz’e ilişkin eşsiz bilgiler veren Piri Reis, 80′li yaşlarında Hürmüz Adası halkının malını yağmaya sebebiyet vermek ve askerlerini Basra’da bırakmak suçlamasıyla Mısır’da idama mahkum edildi. Çizdiği kusursuz Amerika haritası yıllardır tartışılıyor.

PİRİ REİS HARİTASI’NIN DÜNYAYA SUNDUĞU YENİLİKLER

Harita adeta mucizelerle dolu. 1800′lerde keşfedilen Antarktika kıtası 1513′te zirveleri ve sıradağları bile şaşılmayacak şekilde çizilmiştir.

Arjantin’le başlayan Güney Amerika kıtasının Antarktika’nın bir uzantısı olduğu ortaya konulmuştur.

Arjantin uzaydan bakıldığında 47 derece sağa kıvrık gözükür. Piri Reis bugün bile haritalarda dik olarak (yanlış) çizilen Arjantin’i bu açıyla birebir çizmiştir.

Cebelitarık Boğazı adeta uzaydan görülür gibi verilmiştir.

Harita 22,.5 derece eğim verilerek çizilmiştir. Dünyanın jeoid (sonsuzgen) ya da geoid (yuvarlak) olmadığını 16 parçalı haritasıyla ispatlamıştır. NASA’nın yayınladığı son dünya fotoğrafları da yerkürenin 16 genliğine atıf yapmıştır.

Atlas Okyanusu’ndaki adaların çoğu isabetle doğru şekilde çizilmiş, yıldız koordinatları işlenmiştir.

Okyanus rüzgârları bugünkü ana hava akımlarıyla örtüşür şekilde haritaya işlenmiştir. Rüzgâr alınan yönler bile gemi maketleriyle şekillendirilmiştir.

İlk kez haritada hayvan, bitki figürleri kullanılmış. O coğrafyaların özellikleri belirtilmiştir. Soylu, bu figürlerin Süleyman Peygamberin işaretçileri olduğuna inanıyor.

netpano.com

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Piri Reis haritası

Topkapı Sarayı’nın müzeye dönüştürme çalışmalarının yoğun bir şekilde devam ettiği 1929 yılında, Ethem Eldem , tam teşekkür ederek uzaklaşmaktadır ki, gözü masaya serilen ve üstünde yiyeceklerin bulunduğu beze takılır… Birkaç adım atıp dikkatlice baktığında,gördüklerine inanamaz… Bu bir haritadır!.. Şaşkınlık ve kızgınlıkla bağırır: ‘’Kaldırın derhal yiyecekleri’’… İşte Piri Reis’in ünlü haritası böyle bulununr !

Piri Reisi’in Amerika haritası resimler ve ‘’tahin helvası yağı’’yla doludur! Elimizde bulunan haritanın beşte birlik kısmıdır.Ünlü haritanın beşte dördü kayıptır. Hepimiz görmüşüzdür: bizde geçici olarak kurulan sofralarda, Üstünde ekmeğin,peynirin,domatesin,helvanın yenildiği bez ya da kağıt, yemek sonrası atıklarla birlikte bohça yapılarak çöpe atılır.Ben diyorum ki, Piri Reis’in haritası Ethem Eldem tarafından Cuma günü bulunmuş olmalı!.. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe…Haritanın bulunamayan dört parçasını başka nasıl açıklayabiliriz ! ?

Amerika kıtasının Atlas Okyanusu kıyılarının ,günümüzde uzaydan çekilen fotoğrafla neredeyse aynı olduğu harita hakkında pek çok söz söylendi, iddia ortaya atıldı…Bunlar arasında en çok konuşulanı, haritayı uzaylıların dünyayı ziyaretleri sırasında yanında getirdikleridir! Uzaylılar haritayı bizzat mı verdiler, yoksa düşürdüler de Piri Reis mi buldu, orası pek bilinmez!?. Ama, bildiğimiz bir şey varsa, o da bu iddiaları ortaya atanların lütfedip de, haritanın sol alt köşesine yazılan metni okumadıklarıdır. Söz konusu yazıda Piri Reis çalışmasına kaynak olarak kullandığı pek çok haritadan bahseder .Ünlü denizci,dönemin en başarılı 34 haritasını bir araya getirerek ,o belgelerin ışığı altında çalışmalarının yürütür.

Piri Reis’in haritasında papağan,fil,devekuşu,puma gibi hayvan resimlerinin yanı sıra bir de masal çizilmiştir!...Haritanın üst kısmında, bir balina üstünde ateş yakmış iki insanın görüldüğü resmin yanında şu yazılıdır: ‘’Rivayet ederler ki zamanı evvelde Santo Brandan derler bir papaz yedi deryayı gezmiş derler. Mezbur bu balığın üzerine uğramış kuru yer sanıp balık üzerine ot yakmışlar: balığın sırtı kızınca denize dalmış, bunlara sandala koyulmuşlar, gemiye kaçmışlar…’’

SUNAY AKIN

31 Mayıs 2009
Cumhuriyet Pazar

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Piri Reis`in sırrı

Piri Reis`in sırrı beyazperdede

Genç araştırmacı yazar Metin Soylu`nun 1998 yılında Milli Eğitim Bakanlığı`nın desteği ile başlattığı Piri Reis haritasının sırrı, `Cinemascope Film` tarafından beyazperdeye taşınıyor

Yapımcılığını Tayfun ve Tekin Şahin, yönetmenliğini Atilla Özdemir`in yapacağı `Genya` adlı sinema filminin senaryosu ortalığı karıştıracak.

24 yaşındaki Metin Soylu, kendisini Piri Reis haritasının sırrını çözmeye adadı. Bununla ilgili olarak 18 yaşından beri çalışan Soylu, haritayı tamamladığında dünyanın onaltıgen olduğunu iddia etti. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı`nın desteği ile yürüttüğü çalışmalarda elde ettiği sonuçları kimse ciddiye almadı. Herkes onun yaşının küçüklüğünü öne sürdü ve `Onaltıgen dünya` fikrine inanmadı. Hiçbir şekilde yılmayan Soylu, hazırladığı raporu, bir kitap haline getirdi. `Piri Reis Haritasının Sırrı` adını verdiği kitabı uzun süre en çok satan kitaplar arasında yer aldı. Çalışmalarına devam eden Soylu`nun 20 Haziran`da ikinci kitabı çıkacak. Bordo-Siyah Yayınevi`nden çıkacak kitapta, Soylu haritayla ilgili çok ilginç sırları da ortaya koyacak.

İdamla başlayacak

Soylu`nun Piri Reis haritasındaki sırlarını ortaya serecek bir sinema filmi de çekilecek. Yönetmenliğini Atilla Özdemir`in yapacağı Genya adlı sinema filminde Piri Reis`i Cihan Ünal`ın oynaması planlanıyor. Cihan Ünal, proje aşamasında Soylu`ya çok destek veren dönemin Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay`ı canlandıracak. Metin Soylu`yu ise Toprak Sergen`in oynaması bekleniyor. Yapımcılığını Cinemascope Film`den Tayfun ve Tekin Şahin`in yaptığı `Genya` mart ayında tüm dünyada vizyona girecek. Film, Piri Reis`in Mısır`da baltayla kafasının kesilmesi sahnesiyle başlayacak. Balta havaya kalktığında yere iki damla kan düşmesiyle de günümüze gelinecek. Filmde `Umut` adını alacak olan Metin Soylu`nun hayatı anlatılacak. Soylu`nun projeye başlamasından haritayı bitirmesine kadar bütün sırlar filmle açığa çıkacak. Filmin adı ise yine dünya ve dünyanın onaltıgen olmasından geliyor. Onaltıgen kelimesindeki `gen` ve dünyadaki `ya` birleştirilerek filmin adı ortaya çıktı.

Da Vinci`yi sallayacak

Yapımcı Tekin Şahin, bu sinema projesinin dünyayı ayağı kaldıracağını belirterek, `Piri Reis`in bir denizci olmasından dolayı, denizcilik şirketleri projeye çok ilgi gösteriyorlar. Çok büyük bir altyapımız var. Bu sırrı çözen Metin Soylu`nun askerden dönmesini bekliyorduk. Askerden gelince filmi hayata geçirmek için çalışmalarımızı hızlandırdım. Konsept danışmanı olarak kendisinden bilgileri alıyoruz` dedi. Soylu ise, `Piri Reis`in 16. yüzyılda hiçbir teknoloji kullanmadan çizmiş olduğu bu harita, 21. yüzyılda en son teknoloji ile yeni yeni ortaya çıkmaya başlamıştır. İddia ediyorum ki; haritadaki sır son zamanlarda tüm dünyada konuşulan Da Vinci`nin şifresini dahi sallayacak gerçekliktedir. Piri Reis gerçeğini dünyada hiç kimse beyninden atamayacak` şeklinde konuştu. Seda KILIÇ/ İSTANBUL

PROJEMİ NASA ÇALDI

Yıllardır haritanın sırrını çözmeye çalışan Metin Soylu`nun birbirinden ilginç iddiaları var. Soylu, NASA`nın projesini çaldığını iddia ediyor. Soylu iddiasını şöyle açıklıyor: `Hazırladığım projeyi 1999 yılında NASA`ya gönderdim. Ancak, NASA, bana projemle ilgili hiçbir cevap yazmadı. Ardından NASA, 2003 yılında yaptığı açıklamalarda dünyanın şeklinin yuvarlak olmadığını söyledi. Bence Amerika, dünyanın yuvarlak olmadığını kabul etti. Dünyanın onaltıgen olması, koordinatların da değişmesi anlamına gelir. Amerika, Irak`ta bir yerleri ele geçirdiyse, bunu nokta atışlarıyla yapmıştır. Nokta atışlarında başarıyı da bu dünyanın onaltıgen oluşunu kabul etmesiyle elde etmiştir. Dünyanın yeni koordinatlarını silahlara girerek buna göre atışlar yapıyor ve tam tutturuyor. Oysa bilinen koordinatlarla atışlar yapıldığında sapmalar oluyor.`

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Piri Reis Haritası`nın

Piri Reis Haritası`nın sırrı

1929`da Topkapı Sarayı`nda, rastlantı sonucu ünlü denizci Piri Reis`in dünya haritasının bir parçası bulunur. Daha sonra bu harita üzerinde uzaylılardan, cinlere uzanan sayısız spekülasyon üretilir. İşte haritanın esrarı ile ilgili bir yazı.

Milli Müzeler Genel Müdürü Halil Ethem Eldem, 9 Kasım 1929`da Topkapı Sarayı`nda rastlantı sonucu bir harita bulur. Bu, ünlü Osmanlı denizcisi Piri Reis`in 1513`te yapıp 1517`de Mısır`da padişah Yavuz Sultan Selim`e sunduğu dünya haritasının bir parçasıdır. Bu parçada, Atlantik Okyanusu, Avrupa ile Afrika`nın batı kıyıları ve Amerika`nın doğu kıyıları yer almaktadır. Harita üzerinde birçok not bulunmaktadır. Bu notlar Hasan Fehmi Bey tarafından Latin harflerine aktarılmış, 1937`de Türk Tarih Kurumu Başkanı Yusuf Akçura`nın `Piri Reis Haritası` adlı kitabında yayınlanmıştır. Ancak bilim çevrelerinden önce `Sırlar Dünyası` meraklıları ve tüccarları el atmışlardır konuya. Amerikalı Charles Hapgood, Kayıp Mu kıtası konusundaki iddialarıyla öne çıkmaya çalışırken, 1966`da `Eski Deniz Krallarının Haritaları: Buz Çağında İleri Bir Uygarlığın Varlığının Aşikarlığı` adlı kitabında, haritada, çizildiği tarihlerde bilinmeyen Antarktika kıyılarının çok doğru bir şekilde çizildiğini ileri sürmüştür. İsviçreli `uzaylıların izleri` uzmanı Erich von Daniken de 1968 tarihli `Tanrıların Arabaları` kitabında, haritanın uzaylılarca çizildiğini iddia etmiştir! Daha sonra bu harita üzerinde çokça spekülasyon icat edilmiştir.

PEYGAMBER ÇİZDİ İDDİASI

Aralık başında Yeni Şafak gazetesinde Ayşe Olgun imzalı ve `Piri Reis`in Haritası Hz. Süleyman`ın Mirası` başlıklı bir yazı çıktı. Yazıda şunlar söyleniyor: `Rus ve İngiliz bilimadamları, Türk denizcilik tarihinin önemli isimlerinden Piri Reis`in çizdiği haritada yer alan Antarktika kıtasında milattan önce yaşamış bir uygarlığın izlerini yaptıkları araştırmalar neticesinde doğrularken, akıllarına takılan soru bu bilgilere Piri Reis`in 500 yıl önce nasıl ulaştığı yönünde. Araştırmacılar çok eski uygarlıklara ait haritaların Piri Reis`in eline geçtiğini ve bu haritalardan yola çıkarak kendi haritasını çizdiğini ileri sürerken, ünlü denizci kaleme aldığı Bahriye Kitabı`nda bu kadar ayrıntılı haritayı Süleyman Peygamber`in çizdiğini ve ondan kendine intikal ettiğini söylüyor. Harita üzerinde yaptığı çalışmalarını `Piri Reis Haritası`nın Şifresi` adlı kitapta toplayan Metin Soylu ise, Bahriye kitabındaki bu bilgiden yola çıkarak, Hazreti Süleyman`ın haritayı kuşlara ve cinlere çizdirdiğini söylüyor. Soylu, haritanın bundan 500 yıl önce gökyüzünden kuşbakışı olarak çizilmiş olmasını da delil olarak ortaya koyuyor`. Piri Reis haritasının `esrar` avcısı sözümona bilim değil de, gerçek bilim dünyasında nasıl karşılandığına gelmeden önce Metin Soylu`nun iddialarını ele almak gerekiyor. Bir kere Antarktika buzdan bir kıta, buz kalınlığı çoğu yerde 4.500 metreyi geçiyor. Bu buz kitlesinde ancak meteorolojik ve sismik araştırmalar yapılabiliyor, öyle geçmiş uygarlıkların izlerini arayan filan yok. Zaten kışın -70, yazın da -35 derece civarında olan ortalama ısılar böyle araştırmalara da olanak bırakmıyor. Öte yandan Piri Reis `Amerika Haritası` nı nasıl çizdiğini haritanın üzerine yazdığı notlardan birinde anlatmaktadır. Süleyman Peygamber`den ise `Kitabı Bahriye`de söz etmektedir: `Harita ve pusulayı doğru bil. Süleyman peygamberdir ona delil. Çünkü ona inler, cinler, hayvanlar ve kuşlar, hepsi ama hepsi baş eğerdi hem karıncalar. Sen de inan çünkü Kuran`da hak buyurmuştu, denizler ilmi de hep verilmişti ona... Malum oldu deniz ona mil be mil`. Piri Reis, burada genel olarak haritaların pirinin Süleyman Peygamber olduğunu söylüyor.

NOTLAR GERÇEĞİ ANLATIYOR Amerika haritası üzerinde, VI numaralı notta (toplam 24 not vardır) aynen şöyle yazar: `Böylesine bir harita dünyada kimsede yoktur. Özellikle yirmi kadar harita ve dünya haritasından yani Büyük İskender zamanında derlenmiş haritadır ki, insanların yaşadığı alanın dörtte biri onun içinde bilinmektedir- Araplar o haritaya Caferiye derler. Onun gibi sekiz Caferiye ve bir Arap Hint haritasından ve dört Portekizli`nin şimdi yapılmış haritalarından ve bir de Colomb`un Batı tarafında yaptığı haritadan karşılaştırma yoluyla elde edilip bu harita meydana geldi`. Yani Piri Reis `Amerika haritası` nı 20 kadar haritadan derlediğini söylemektedir. Haritanın nasıl `kuşbakışı` olduğunun cevabını da vermektedir: `geometri yoluyla`. Haritanın Hz. Süleyman zamanında kuşlara ve cinlere çizdirilmesi, sonra Piri Reis`in eline geçmiş olması iddiası tutarsızdır. Süleyman peygamber olarak bilinen Salomon, Davut`un oğlu ve İsrail kralıdır. Yaklaşık MÖ 972- 932 tarihlerinde yaşamıştır. İslami gelenek onu cinlerin ve hayvanların efendisi saymaktadır. Bu durumda Hz. Süleyman eğer bir harita yaptırdıysa, bu ancak dünyanın bundan yaklaşık 3 bin yıl önceki halini resmedebilir. Oysa Antarktika`nın buzla kaplanması bundan 6 bin yıl öncesine tarihlenmektedir. O halde Hz. Süleyman`ın harita çizmek için havalanan cinleri ve kuşları ancak buzlar altında bir Antarktika görebilirlerdi. Aynı şekilde Piri Reis haritasında Antarktika ile Güney Amerika birbirine bir kıstakla bağlı olarak gözükmektedir. Oysa bu kıstak yok olalı 10 bin yıl oldu. Demek ki Hz. Süleyman`ın haritacı cin ve kuşları kalem kağıt elde havalandıklarında, Ankarktika 7 bin yıldır tek başına bir ada halindeydi. Demek ki Piri Reis haritası Süleyman`ın cin ve kuşlarının işi değil. Acaba 10 bin yıl önce yaşamış eski bir uygarlığın işi mi, dünya dışından gelenler mi yaptı, yoksa bilimsel bir açıklaması mı var, bunu da haftaya görelim.

Mehmet Ali Kılıçbay-Pazar Sabah

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Piri Reis'in şifresi

Piri Reis'in şifresi sinemada

Genç araştırmacı Metin Soylu, "Piri Reis'in Haritası'nın Şifresi" kitabında ünlü denizcinin haritasının sırrını tartışmaya açıyor. "Piri Reis çok ileri bir teknolojiye sahipti" diyen Soylu, şifrelerin çözümünü bir sinema filmiyle anlatacağını söylüyor.

Ünlü Türk denizcisi Piri Reis'i ve onun tam olarak yorumlanamayan haritasını bilmeyen yoktur. 1513 yılında çizdiği harita günümüzde bile hala tartışılıyor. Son olarak ünlü yerbilimci Prof. Dr. Celal Şengör, Piri Reis haritasının bir haritacılık harikası olmadığını söylemişti. Şengör bir sempozyumda, "Bu harita bilim geleneği olmayan Osmanlı toplumunda, bilime susamış zeki ve çalışkan bir denizcinin toplumuna vermek istediği bir çağdaşlık mesajıdır. Çağının gerisinde bir haritadır" demişti. Celal Şengör bu haritanın çağının gerisinde olduğunu savunsa da genç bir araştırmacı olan Metin Soylu'nun hayatını baştan sona değiştirmiş. 16 yaşındayken Piri Reis hakkında ilginç bir makale okuyan Metin Soylu'nun 9 yıllık macerası da böyle başlamış. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay, Metin Soylu'nun bu konuda araştırma yapabilmesi için gerekli desteği sağlamış.

İKİNCİ BASKIDA
Araştırmaları sonucunda elde ettiği bilgileri ise "Piri Reis Haritası'nın Şifresi" isimli kitabında toplamış. Temmuz ayında basılan kitap daha şimdiden ikinci baskısını yapmış bile. Soylu, araştırmaları sonucunda dünyanın bu haritada yuvarlak değil onaltıgen olarak tasvir edildiğini tespit etmiş. Soylu; "Dünya yuvarlaktır mantığına göre enlem ve boylamları biliyoruz. Bu enlem ve boylamlara göre uzaydan nokta atışı yaptığınızda hedefi bulamıyorsunuz. Ama dünyanın köşeli olduğunu düşünürseniz koordinatlar tamamen değişir. Gerçek koordinatları girerseniz noktayı sıfır hatayla vurursunuz. 1991 yılında Amerika Irak'ı nokta atışıyla yok edemedi. 1998 yılında bu projeyi NASA'ya gönderdim. 2003 yılında Amerika dünyanın köşeli olduğu fikrine göre Irak'ı uzaydan sıfır hatayla vurdu. Amerika siyasi bir tuzak kurdu. Piri Reis Türk değil de Amerikalı olsaydı onun değeri anlaşılacaktı" diyor. Soylu, genç olduğu için bilim adamlarının kendisini görmezden geldiklerini de her seferinde vurguluyor. Kitapta bilimsel bir dil kullanılmış. Ancak içindeki bilgiler oldukça ilginç. Bunların tümünün bir kitapta bu kadar genç bir insan tarafından bir araya getirilmiş olması da takdire şayan. Şimdi 24 yaşında olan Metin Soylu'nun kitabında iddia ettiği şeylerden biri de bu haritanın aslında bir harita değil uzaydan çekilmiş fotoğraf olduğu yönünde. Bu araştırmayı NASA'nın da doğruladığını iddia ediyor. Ancak o dönem böyle bir teknolojinin olmadığı hatırlatılınca ilginç cevaplar veriyor! Soylu Piri Reis'in döneminin çok ilerisinde hatta 23. yüzyılda anlaşılabilecek bir yöntem kullanarak rakiplerinden daha öne çıkmak için fotoğraf mantığıyla harita çizdiğini ve bunu da bilerek yaptığını söylüyor."Eğer rakiplerinden sıyrılmak için döneminin en iyi haritasını çizdiyse ve bu o dönem anlaşılamıyorsa Piri Reis'in amacı neydi?" gibi soruları ise şimdilik cevapsız bırakıyor! Soylu, Piri Reis'e dair pek çok soruyu gündeme getiriyor ama hiçbirinin cevabını kitapta vermiyor. Sebebi ise bunların cevaplarını bir filmle aktarmak. Genç araştırmacı bulgularının yüzde 50'sini senaryosunu yazdığını söylediği filme saklamış. Yani bu haritanın o dönemin teknolojiyle nasıl çizildiğinden Piri Reis'in idam edilmesi gerekçelerine, haritanın neden Topkapı'daki Harem dairesinde parçalanmış olduğuna kadar aklınıza gelebilecek her soruyu filme saklamış.
Aynur ERDEM

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

The Piri Reis Map

Kaç köşeli?

Kaç köşeliymiş dünya?

xenix

Şu bilimin

Şu bilimin "çuvalladığı" benzetmesi..

Bilim adamları yanılmış olabilir mi, ya da ne bileyim bilim eski bir soruyu yeniden mi soruyor falan filan değil..İlle de "ÇUVALLAMIŞ"..

Kalp kası fizyolojisini ağzından bal damlayarak anlatırken hey gidi güzel bilim, ama konu evrim veya en ufak bir aksaklık olunca, habire çuvallayıp duran bir gudubet yaratık..İlginç..Bence bipolar afektif bozukluğu çağrıştıran bu duygu durum üzerine az biraz kafa yormak lazım..(Yöntem sorununa hiç değinmiyorum bile, zaten daha önceden fazlasıyla yazılmıştı)..neyse..

Peki ben de bir şey sorayım o zaman..

Dünyanın yuvarlak değil de onaltıgen olduğuna hükmeden arkadaşın (ki başlangıçtaki haliyle bu da bir önermedir nihayetinde) sunduğu önermenin doğruluğunu ya da yanlışlığını test edeceği alan neresidir acaba? Mümkünse "çuvallamayan" türünden, ama illaki BİLİM olmasın yine de?

Bilime çok güvenmemek lazımmış..ama tam da bu noktada siz fazlasıyla güveniyorsunuz sanırım, yoksa ben mi yanılıyorum??

bizim bilim(!)ciler neyle ugrasiyor..

galilei dünyayi döndürür
kopernik evren´in merkezindeki tanri´yi günesle kovar
aydinlik kiliseye meydan okur..

modern insan
tanri´nin ve adam-larinin olmadigi zamanlari düsler
dekart inanan insana süphe ettirir
newton dünyayi tanri´siz döndürür
bacon tanri´ya metafizik yanilgiyla bakar
hume habeslilerin tanri´siyla yunan-lilarin tanri´larini kilisenin Isa´siyla esitler
akil ve bilim freudcu bilincaltiyla bütün zamanlara kilise üzerinden meydan okur..

hapishanelerdeki aclarin
hayvanlarla parcalanan insanlarin sesi olur
kilisenin tanri-larina hayir der
inanc-larini giyotinlerdeki düsen baslariyla gösterirler
bütün dünyaya
bütün zamanlara..

bizim sözde bilim (!) ciler neyle ugrasiyor ?

slm.

Neden habire Türk ulusunun

Sn Ebubekir bey,

Neden habire Türk ulusunun fertlerini suçlama, yerme, aşağılama yoluna başvuruyorsunuz bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Bir araştırın 'ALLAH'ınız aşkına. Siz de bilirsiniz ki "kul hakkı" yemek "GÜNAH"ların en büyüklerindendir.

anlamsızlık

heryerde aynı tipler,aynı ilahi tekerlemeleri ezberden okuyup duruyor.yani gittiğim bir bilim sitesinde artık bu tip zırvaları görmeyeyim diye uğraşıyorum ama olmuyor.3 tarafı zırvalarla çevrilmiş bi toprakta yaşadığım için sanırım! yapacak tek şey ölümü öldürmektir,o sizi öldürmeden önce.

farkli=ateist

tipler ariyorsan
kendine
bir kaç
xxxteist forum bakınabilirsin mesela..

böylece sen bu tip ZIRVA! görmezsin
bizde senin tipik ZIRVA-larindan kurtuluruz uygunmu sizce?

slm.

ilkel

ilkel kitaplara göre hayatına yön verenler, gündemi kurtlar vadisinden öğrenenler kadar gereksizdir.

Bilimde inanç yoktur.

Bilimde inanç yoktur. İnançta değişmeyen dogmalar ve doğruluğu kanıtlanamayan iddialar vardır. Örneğin insan bir Tanrı’nın varlığına inanabilir. Ancak bunun bilimsel kanıtı olmadığı gibi, bulunduğumuz evrenin dışında olduğuna inanılan bir varlığı bilimsel yöntemler ile kanıtlamak da mümkün değildir. Aynı şekilde, Zeus’un varlığına da inanılabilir, ancak Zeus’u da bilimsel olarak tespit etmek mümkün görünmemektedir.

Kuran veya İncil'deki iddiaları ele alırsak, bunları günümüzde doğrulamak mümkün değildir. Ancak bir kimya kitabını, biyoloji kitabını, fizik kitabını ele alırsak bunları test edebilir ve doğrulayabiliriz. Bilimle dinin farkı buradadır. Bilime inanılmaz, bilim gerçeklenir.

www.agnostik.org

Islamafobia

yalanci_zerre
yazdi 09/12/2009 -

"ilkel kitaplara göre hayatına yön verenler, gündemi kurtlar vadisinden öğrenenler kadar gereksizdir."

*

sizde
calisin cabalayin DOGAnin sirlarini(tabiat kitabini=ayetler=Yaraticinin yasalari) ögrenmeye calisin..

O´nun
kurdugu mükemmel sistemin farkina varin ama inancsizlignizi bilime karistirmayin..

Bati
Uygarliginin bilim alaninda yaptigi buldugu herseyi kullanarak
inancsizliginiza dayanak olusturmaktan vazgecin..

komplekse girmeyin,rahat olun cünkü sizin inancsizliginizi kimse sorgulamiyor ama sizler beceriksiliginizin ve inkarinizin pirim yapmadiginin getirdigi eziklik icinde saga sola saldirmayi marifet sayiyorsunuz..

unutmayin
Vahiy sadece bir tekliftir dileyen inanir istiyen inkar eder..

isterseniz
helvadan put yapar taparsiniz ve aciktiginizda afiyetle yersiniz
kimin umurunda..

isterseniz
betondan moseleler yapar tapinaga cevirir aglama duvarina benzetirsiniz
kimin omurunda..

toplam 45 bin tanrinin bulundugu Hindistan bile füze yapiyor uzaya cikiyor..!

Islam ile problemli cagdas PUT severlerin becerisi ne ?

slm.

Kendinizi niye

Kendinizi niye kötülüyorsunuz sn. ebubekir? Siz onlardan değil misiniz? Tarih boyunca gasp ve cizye ekonomisinden başka ortadoğu islam aleminin ortaya koyduğu farklılık veya farklar nelerdir ? Şimdiye kadar yazdıklarınızı biraz okudum. Genel bir çerçeveye koyduğunuz bir bütün kitleyi geçmişle beraber yargıladığınızı gördüm.

komplekse girmeyin,rahat olun cünkü sizin inancsizliginizi kimse sorgulamiyor ama sizler beceriksiliginizin ve inkarinizin pirim yapmadiginin getirdigi eziklik icinde saga sola saldirmayi marifet sayiyorsunuz..

"Sizler" kimlerdir?
Bahsettiğiniz beceriksizlik veya beceri nedir?
Hindistan'ın başarısının sırrı çok tanrılı olmaları mıdır? Yoksa en azından bir tanrıya inanan başarılı olur sanrısı mı?
İnanmayanlar sağa sola mı saldırırlar?

Tek diyeceğim; bir kesimi veya kendinizi yüceltmek adına söylediklerinizin çocukça olduğudur.

Dünya yuvarlak olmayabilir

bilim, evren hakkında ne kadar bilgiye sahip ki? kuramlar, kuramlar, kuramlar..
En son kuram da "Zar dünyası" değilmiydi?
Hepimiz zar üstünde mi yaşıyoruz? yoksa sadece birer hologram mıyız? bilim bu soruyu soruyor.
Newton'un yerçekimi olmasa, yuvarlak olduğuna benim de inanasım gelmiyor.

Agnostik

cok tanriya
yada
tek tanriya
teslim olmak beceri-nin SIRRI degildir söylemek istdigim budur..

kainat´i yaratan yasasini yerlestirmis(kainat kitabi)
bu yasanin pesine deüsüp onu desifre edenler(El Kitap ehli) beyin zengini oluyor
nitekim bilgi güctür ve uygarlik/medeniyet dedigimiz de bundan ibaret..

-Allah´in yoklugunu kanitlamaya calismak ilkel-lik degilmi?
-bu ilkel dürtü iddiadan öte gecebildi mi?
-kim Allah´in olmadigini ispat edebildi?

Yani bir
RNA siradan bir molekül olarak görebilirmiyiz?

yoksa
bir RNA kendiliginden olusacak kadar basit mi?

tüm geleneksel bilgilerini çöpe atan kazaniyor..

kiminin
kafasi bilgiye/vahye karsı ilkel bir önyargı dağlarıyla doludur..

bizim
bu önyargi dağlarıyla büyümüşlere verecek birşeyimiz yoktur..

slm.

Zeus un yokluğu?

Zeus'un, olmadığını kim ispat edebildi? Varsa ispatınız sn. ebubekir buyrun sizi dinliyorum.

xenix: En zor şey zifiri karanlık bir odada siyah bir kediyi aramaktır. Hele odada kedi yoksa.

hissetmiyorsan yoktur

bir kişi nasıl suçluluğu ispat edilene kadar suçsuz ise , bir şeyin olduğu ispatlanana kadar o şey yoktur.

DÜNYANIN YUVARLAK OLDUĞU

DÜNYANIN YUVARLAK OLDUĞU KANITLANIP UZAYDAN ÇEKİLEN FOTORAFLARLA DA DESTEKLENMİŞTİR BİLGİNİZE SUNARIM

dünya yuvarlak değildir

biz yuvarlak görüyoruz, aslında altıgendir.
Çok yakında bunu ispatlarlar.
ezberbozan

bir ara biryerde okumuştum.

bir ara biryerde okumuştum. Daireden sonra en mükemmel şekil altıgenmiş. Sebebi de yanyana getirildiğinde aralarında hiç boşluk kalmaksızın biryeri doldurmasıdır. Arıların da bu şekli içgüdüsel olarak peteklerinde kullanmalarını sebebi de bu olsa gerek.

gerçeği

açıklıyorum ey insanlık...dünya üçgen..biz altıgen görüyoruz...allah öyle yaratmış!

??

ilkel kitaptan kastın nedir??

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş