KÖTÜLÜK
Tam da benzer bir konuyu forum olarak açmayı düşünürken Rinda'nın son paylaşısını (kötüyüm ben kötüyüm) görmek hoş oldu..Ben aynı yerden devam edeyim o zaman..
Evet,peki ya siz hiç kötülük yaptınız mı?
Ama lütfen, öyle kazayla, bir sinir anında yanlışlıkla veya istemediğiniz halde falan filan değil..
Aksine, senaryosunu bizzat kaleme alarak, kurgulayıp hesaplayarak, ve yaptığınızın kelimenin tam anlamıyla katıksız bir kötülük örneği olduğunu bilerek..kötülük yaptınız mı hiç?
Yaptınız tabi ki, ve yaptık tabi ki..
Konuşmak isteyen?.-)
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1291 defa okundu

Sibel Atasoy

Ya siz ?
Bunun için siz kendinizden örnek verip başlamalısınız!
Böyle forum başlığı açan kendisiyle ilgili bir kaç olay anlatmalıdır. Hiç değilse bir tane :)
Önder olmak forum başlığı açmakla olmuyor di mi ;)
Ama ben madem yorum yazdım, bir kaç tane anlatayım:
Eşimi (eski eşimi) kıskandım. Ona dünyayı zehir ettim, yerli yersiz onu inciitim. Kendimi kontrol etmek aklıma bile gelmedi. Haklı olmanın gruruyla o kadar mest oldum ki terk edilince gıkımı çıkaramadım :)
Kızıma babasıyla uzun süre görüşmemesi için baskı yaptım. Gizlice görüştüğünü anlayınca bayılma numaraları yaptım . İşe yaramayınca pes ettim . Daha sayayım mı :))
Elbetteki ben de
Elbetteki ben de anlatacağım kötülüklerimi,böyle bir forumu açanın kendi kötülüklerini saklamak gibi bir niyeti olabilir mi hiç?:-)
gamaro yoksa sen
gamaro yoksa sen çaktırmadan '' itiraflarınız '' forumu hazırladın'da haberimizmi yok.:)
Tamam itiraf ediyorum kötü diye bir şey yok. Doğada var olan her şey evrim halinde,bu yüzden herşey olması gerektiği gibi oluyor. Sevgiler gamaro.:)
Teessüf ederim venüs, yani
Teessüf ederim venüs, yani bu kadar yazdık ettik de, hepsinden sonra "çaktırmadan" iş yapan bir adam profili mi bıraktık şu ussal alemde?:-)
Şaka bir yana, itiraf forumu gibi birşey değildi benim aklımdan geçen..Hani ikinci dünya savaşında, Almanların en büyük zalimlikleri yaptıkları günlerin birinde sormuş ya esir kampındaki bir adam din adamına, "Tanrı bizim yanımızda diyorsun, tanrı bizim yanımızdaysa Almanlar'ın yanında kim var o zaman?"..benimki de biraz bu hesap işte..
Zaten forumlarda Alman havasından geçilmiyor bu aralar, belki de oradan çağrışım yapmıştır bana:-)
Belki sadece itiraf eder ya da günah çıkarır gibi mekanik bir tarzda değil,ama biraz da başka boyutlarıyla içimizdeki şeytanı konuştursak fena mı olur yani? Kendince nedenleri,iç dinamikleri, çelişkileri ve halet-i ruhiyesi ile mesela..
Nasıl bir şeydir o kötülük yaparken bize eşlik eden şey, neye benzer, neleri nasıl önemser, neleri vesaire kabul eder, vesaire, vesaire..:-)
Nedir kötülük
Nedir kötülük???????????
Neye göre belirliyeceğiz, ahlak kurallarına mı, toplum yasalarına mı, dinlere göre mi, ?????????????????
Yalan derseniz olabilir, yalanlar, itiraflar:)))))
İyinin ya da kötünün ne
İyinin ya da kötünün ne olduğu tartışmaya açık olabilir, ama bizim neyi "kötü" bulduğumuzun (ve kötü olduğuna inanarak yaptıklarımızın) tartışılacak bir tarafı yoktur.Kendine göre belirleyeceksin yani.
Elbette yaptım
Burda anlatmak doğru olur mu bilmiyorum fakat, ne kötülükler yaptım. Hem de senaryosu da yönetmenliği de oyunculuğu da bana ait kötülükler.
Sonra sonra farkettim ki, yaptığım kötülüklerin bazıları kötülük değil bazıları ise karşıdakine yapılmış bir şey değil.
Kendi kendine zarar verme yöntemleri. Kendini önemsemeyi arttırma çabaları.
xenix
İyi - Kötü
Çoğu insanın anladığı iyi ile gerçek iyi bence farklı şeyler.
Genelde bencillikten kaynaklanan, herhangi bir şeyin kendisi için fayda sağlaması olarak algılanır iyi. Fakat birine fayda sağlayan bir başkasına zarar verebilir ve bu yüzden iyi-kötü göreceli kavramlardır (İyiyi sadece kendimiz için iyi olarak algıladığımız sürece).
Genel olarak kurbağalar yeşildir diyilebiliyorsa, insanlar kötüdür, bencildir diyilebilir ve insanlık buysa insan olmamak daha iyi.
Bir Newcomb problemi olan mahkum ikilemindeki gibi insanlar sadece kendileri için en iyiyi değil, hem kendisi hem de karşısındaki için en iyiyi seçerse kazanacaktır. Fakat çoğunluk sadece kendi iyisini seçtiğinde kazandığını sanıyor. Genel olarak kazandığı da doğrudur ama bir yanlışın peşinden çoğunluk gittiği için o yanlış doğru sayılamaz.
İkilem şöyledir;
Ciddi bir suçtan ötürü tutuklanıp ayrı hücrelere konulduk; ikimizde kaderimizin şu şekilde belirleneceğini biliyoruz:
Biri itiraf eder, diğeri sessiz kalırsa; itirafçı serbest bırakılır, diğeri on yıla mahkum olur.
İkiside itiraf ederse, ikiside yedi yıl alır.
İkiside sessiz kalırsa, ikiside daha hafif bir suçtan birer yıl alır.
Varsayalım ki, ikimizde cezalarımızı en aza indirmek istiyoruz ve ikimizde rasyoneliz. O zaman ben itiraf ederim. Zira, sen itiraf edersen, benimde itiraf etmem daha iyi olur, yoksa ben on yıl alırım. Sen sessiz kalırsan, ben itiraf edersem serbest kalırım. Bu yüzden sen ne yaparsan yap, itiraf etmek benim için iyidir. Rasyonellik varsayımını göz önüne alırsak, sende aynı kararı vereceğine göre, ikimizde itiraf edeceğiz ve yedişer yıl alacağız. Ama ikimizde sessiz kalıp yalnızca birer yıl alsaydık, ikimiz içinde daha iyi olurdu.
Zaten sonucunu bilmeden ilk hareketi yapmak, karşılığını görmeyi düşünmeden davranmak gerçek iyilik değil midir?
Bu durumda insanlıktan çıkmış birilerine rastlamak ne güzel olurdu...
Başlığa gelirsek; bugüne kadar bilerek ve isteyerek hiçbir kötülük yapmadığımı biliyorum.
iyimiyim??? kötümüyüm?? ben ne büyüküm)))
İnsanlar insan olmayı, biz olmayı bilemeyip, egolarına yenik düşerek, her hakka tecavüz etmeye başladığında; karar veremeyi de bilemedikleri için, karar mekanizmaları, toplumsal yasalar koyar kendine yarattığı dünyasını yönetmek için.
İlkel çağlarda, bir ağactan izin alan, torenler duzenleyerek onu kesen, ilkel insan bizim su anki uygarlığımızın atası. Garip ama gerçek olan, kendini bir ağaçtan, böekten; hiçbirşeyden daha önemli olmadığını düşünen bir geleneğin çoçukları oluşumuz.
Kötü olup hakka tecavuz edince kotu olup ben zavallıyım deyip kendimize acıyacağız. Bunlar en büyük kötülük. Hem kendimize hemde türümüzdeki kardeşlerimize.
Bu suallerden vazgeçmeli; iyimiyim kötümüm. Yaptığı şeyleri, olduğu gibi çok da atla deve görmeden yapmayı başarmalı önce. Kendine bakmalı, iyiligi kendine olmalı. Bunu başaramassa kötülüğü de gene kendine olacaktır, bu vazgeçilmezdir...
Bireysel anlamda,
Bireysel anlamda, yaptığımız şeyleri onlar iyi ya da kötü oldukları için değil, bir şekilde yapmak istediğimiz veya zorunda kaldığımız için yaparız.Ama bu durum zaman zaman geriye dönüp bakmamıza ve geçmiş eylemlerimizle yüzleşmemize mani değildir.Bu işin kişisel tarafıdır ve her kişinin kendi adına ulaşacağı sonuç ve kazanımları da yine kendine özgü olacaktır.
Ama cümleye "insan olmayı bilemeyip.."diye başlandığında sorunun zemini değişir, olay kişisel olmaktan çıkar ve tarihselleşir.Bu önemli bir ayrımdır ve kendi tarihselliği içerisinde insan olmanın nasıl bir şey olduğunun anlaşılabilmesi bakımından, iyi ve kötünün her daim süren macerasından da alınacak dersler vardır.
(Ama lütfen dikkat, bu macera iyi ve kötü insanların değil, "iyinin" ve "kötünün" macerasıdır.)
İyi ve kötü, kendilerine
İyi ve kötü, kendilerine bu anlamları yükleyen normaların gel-gitleri arasında sürekli değişip başkalaşırlar.Bu bakımdan,iyi ve kötüyü var eden "normlar" ve bu "normların kökenleri" sorgulanmadıkça, insanın insan olmayı bilebilmesi meselesi de hiçliğe atılmış bir taş gibidir sadece.
Normlar büyüteç altına alındığında ise durum belirginleşir, bazı normlar bazen başka normlarla çelişebilir, kazaya sebebiyet verebilir.(Örneğin iyi bir vatandaş olabilmekle iyi bir inanan olabilmek arasında sınır çatışmaları baş gösterebilir)
Ama bütün bunlar farklı zeminlerde tartışılması gereken şeyler.Ben içimizdeki şeytanı biraz da muzipçe konuşturmak istemiştim sadece.
Sevgili cellin , ne kadar
Sevgili cellin , ne kadar içtenlikle paylaşmışsın yaşadıklarını :)
Bu anlattıkların yalnız Türkiye 'de değil dünyanın her yerinde yaşayan kadınların en az yüzde 70 i tarafından yaşanmıştır. Fark şu ki çoğunluğu durumu olduğundan farklı gösterir hatta buna inanır.. bir de terkedildiği için mağdurları oynayıp eşinden deve yükü nafaka alır.
Cellin'im canım helal olsun sana. Bence, başkasına değil kendine kötülük etmişsin ama zarardan dönüp iyi de kıyak çekmişsin . Kolay kolay farkedilemeyen bir duruma teşhis koymak sonra da kendiyle dalga geçebilmek yürek işidir.. yürek ;)
Not: Anlaşıldı gamaro, sen dahil cellinden başka kimse kötülüklerini anlatmayacak. Mübarek hepimiz iyilik perisiyiz ya :P :))
Ben benzer bir forumu bir
Ben benzer bir forumu bir kaç yıl önce bir başka sitede açmıştım..Bir süre sonra anlatma sırası bana geldi haliyle ve ben de kötülük hikayemi üç iletide toparladım..(Anlatması biraz uzundu açıkcası) Ama daha ilk iletide ortalık gerildi, ikincisinde ise kıyamet koptu, site yönetimi hem forumu kapattı hem de beni üyelikten attı..Sonucu yazamadım bile..düşün artık ne kadar kötü olabilir..:-)
Bir de burda deneyin
Başınıza öyle şeyler geleceğini sanmıyorum. En fazla gamaro yu istemiyoruz diye bir başlık açılır. :)
İnsan yaşlandıkça daha
İnsan yaşlandıkça daha bir çekingen oluyor herhalde sevgili sonsuz, o zamanki deli cesaretim maalesef şimdi yok.:-)
Ama kısaca özetlemek gerekirse,benim başıma gelen şey fiziki şiddet veye zorbalık içermeyen, ama onun dışında bütün bileşenleriyle terörize edilmiş bir aşk hikayesiydi aslında.Daha doğrusu bizim birbirimize bahşettiğimiz şey, önce birbirimizin gözlerinin içine bakabilme ve daha sonra birbirimize dokunabilme özgürlüğüyken, belli bir aşamadan sonra birbirimize karşı kötülük yapabilme özgürlüğüne kadar uzandı bu gönüllü bağış.Böyle anlatınca biraz çılgınca görünebilir, ama durum tastamam böyleydi ve herkes aslında nasıl bir "kötülüğü" sevdiğinin farkındaydı, hatta kötülük nerdeyse bağımlılık yapmıştı.
Bir kaç yıl öncesine kadar sadece bunları değil, ilgili eylem listelerini de deşifre edip üstlenecek kadar arsızmışım sanırım, ama dedim ya, artık daha fazlasını yapamıyorum:-)
Sonuç mu? Miras olarak bana nur topu gibi bir "yabancı" dil bıraktı bu "terör" macerası, bir de insan ruhuna ait başka yabancılıkları.
Ama ille de kötü birşey anlatmam gerekiyorsa...Aslında halen arasıra rüyalarıma giren bir çocukluk anım var.Dört yaşındayken üç tane yavru kediyi çuvala sokup suda boğmuştum ben.Neden böyle yapmıştım, bundan ne ummuştum, ne bulmuştum, arada bir hala sorarım kendime.Ve içimi çokca sızlatması bir yana, hala da anlayıp çözebilmiş değilim neden böyle birşeyi yaptığımı.
Su akar.. kotulukten
Su akar..
kotulukten kastiniz buysa, ben de sineklerin kanatlarini koparip sonra kibritle yakiyordum, 6 yaslarinda. bi nevi iskence..
3 yavru kedi; anne, baba, kardes?
Ben sinekleri hiç hesaba
Ben sinekleri hiç hesaba katmamıştım Levinstayn, belki o son anda vvzzzzrrrrtt diye bağırışmaları da fazlasıyla acıklıydı, ama evrimsel olarak dert edilmeyecek oranda geri kalmışlardı bi kere, biz ne yapalım:-)
Şaka bir yana,sineğin böceğin ötesinde memeli bir hayvanı zevk için öldürmek daha başka bir şeydir diye düşünüyorum.
Su akar.. oyle bi deneyiyim
Su akar..
oyle bi deneyiyim olmadi acikcasi; ama onlari oldururken yerlerine kimleri koydugunuz daha onemli sanirim; hani hala devam etmiyorsaniz zevk icin kedi oldurmeye, o yaslarda bi bunalim yasamis olmalisiniz. hem sineklerimi de kucumsemeyin lutfen=)
Mevzu kedi cinayetlerinden
Mevzu kedi cinayetlerinden açılmışken, bir arkadaşımın oğlundan işittiğim bir şey geldi aklıma, ona da sınıf arkadaşı anlatmış.
Çocuk artık nasıl nefret ettmişse evin kedisinden..anne baba 2-3 günlüğüne tatile çıktığında, buzdolabını açıp deep-freeze'e kapatmış hayvanı....Brrr..bu da ayrı enteresan..
Bu arada,ben bu üç yavru
Bu arada,ben bu üç yavru kediyi boğduğum zamanlarda açıkçası pek mutlu mesut bir çocuktum ve kedi boğazlamak için illaki bir bunalım yaşamış olmak şart mıdır,bilmiyorum.
Ama küçük yaşta yatılı okumaya başladığım için çok iyi bildiğim bir şey var ki,o da çocukların bazen yetişkinleri dahi hayrete düşürecek oranda gaddarlaşabilecekleridir.Ve bunu da çoğu zaman bunalım veya benzeri birşeylere pek de ihtiyaç duymadan ,hatta sadece keyif almak için yapabilirler.Kapalı bir alan kurup verin onlara,arkası bir şekilde gelir.
"Lord of The Flies" romanını veya filmini okuyup seyretmiş olan var mı hiç aranızda?
Sineklerin Tanrısı
Diye çevrilmişti o Türkçeye. Güzel filmdi. Evet çocukların etrafında ki canlılara zarar verme eğilimleri daha fazla olabilir çünkü henüz "can" ın önemini bilmiyorlar. Çocuklar kendilerini ölümsüz sanır dikkat ederseniz. Bütün çizgi filmler, çocuk filmleri de bu ölümsüzlüğü destekleyecek yöndedir.
Belki ölüm bilinci daha erken yaşta aşılanmalı çocuklara. (Gerçi insanların çoğu hala kendini ölümsüz sanır)
xenix
why you talking about:)
kısa ve net olarak doğada böyle bir kavram yoktur.doğada yarar zarar denilen bir kavram vardır.birileri yaşarken birileri ölür veya değişir bu nedenle kötülük toplumsal olamayacağı için kitlesel bir düşünce biçimi veya zihinsel linç propogandası olamaz.
Yeni yorum gönder