Bilgi İçselleşmemişse Bir Hiçtir

Çerez olarak biriken 20 problem, sistem tarafından çözümlendi ve temizlendi.

Yazar: Mustafa Emin Palaz

Farkındalık bir yoldur, mekânın olmadığı bir yol… İlerisi, berisinin olmadığı, başının sonunun görünmediği bir yol. Hepimiz yürüyoruz burada, hızlı ya da yavaş… Kat ettiğimiz mesafe, harcadığımız zamanla eş değer mi pekâlâ?

İndigo fenomeninin daha çok kitleye anlatımı, bilenlerin bilgisinin niteliğini derinleştirmek ve bilinçli veya bilinçsiz bir halde bu kavramdan ötürü yardım gereksiniminde olanlara ulaşmanın haricinde, zaman zaman bazı düşüncelerimi sizinle paylaşacağım.

Bu "tanışma" ve "tekrar selam" anımıza has yazım için aklımdan geçen de şu günlerde sıkça karşılaştığım konulardan bilginin içselleştirilmesi.

Eskiden çok çok az kişinin, mit tadında ilgilendiği kişisel gelişim olsun, ruhsallık olsun, vb konular, artık birçok kişinin ilgi alanı, hayat alanı, hatta ekmek kapısı.

Pekala, bunca zaman bir bilgi üzerine kitaplar okuyup, uygulamalara (workshop) katılıp, seminerler takip edip, terapiler almamıza rağmen neden ilgilendiğimiz ruhsallık bize fersah fersah uzak geliyor?!?!?!?!?

Düşünmüyor muyuz? İrdelemiyor muyuz? Üzerine kafa patlatıp ondan bundan fikir ve/veya yardım istemiyor muyuz? Nerede ne duyuyorsak beynimize kazımaya çalışmıyor muyuz? Olumlamalar, meditasyonlar...

Hepimiz bu ruhsallık macerasında entellektüel birer rambo olmadık mı?

"Reiki fışkıracak, auramı sıksan reiki

Olumsuzu, acıyı alsın benden yaratıcı enerji

Etmesin cennetlerden uzak beni"

Az önce uydurduğum yukarıdaki dizeleri kimse saygısızlık olarak görmez umarım. Ancak birçok enerji çalışması konusunda hem sayısı belirlenemeyecek kadar çok uzmanımız ve hatta eğitmenimiz var hem de yeni yeni enerji terapileri çıkıyor.

Pekala, neden kendimizi hala imgelemelerden öteye götüremiyoruz?

Üstelik ilgi alanımızda da zaafiyet var gibi geliyor bana; bir Reiki şifacısının hastalanması mesela, bu şifa enerjisini ve edindiği bilgiyi yeterince içselleştiremediği anlamına geliyor benim gözümde.

Bu durumun birkaç sebebi var ve bunların hepsine de değinmek istiyorum. Ancak bu ilk yazımda, aralarında bence ilgilenilmesi en kolay olanına değineceğim; irdelememek!

Suyun 100 derecede kaynadığını herhangi bir yerde okuduk, ancak kaçımız gerçekten de denedi ve suyun gerçekten de 100 derecede kaynadığını biliyor? O bilgi, doğru mu? Yanlış mı? Bunu biz mi diyoruz, bize söyleyen kişi/kişiler mi?

Bir kitap okuduğumuzda güzel gelen bir şeylerin altını çiziyor ya da notunu alıyoruz. Seminerler, terapiler, vs... Bir yerlerde hoşumuza giden ve kişisel gelişimimiz ya da yolculuğumuz için işe yarayacağını bildiğimiz şeyler oluyor ve yazıyoruz. Hatta diğer insanlar da bunlardan faydalansın diye paylaşıyoruz, anlatıyoruz...

Pekiyi, ya sonrası?

***

Evet, sessizlik. Çünkü duyuyor ya da görüyoruz ve ardından da konuşuyoruz. Onu süzmüyoruz, o bilginin beyne gitmesini ya da beyinde biraz vakit geçirmesini engelliyor, kısıtlıyor ya da buna benzer kendimizce bir şeyler yapıyoruz.

Üzerine düşünmüyoruz kısacası. Cevizi beynimizin minyatür bir hali olarak görmüyoruz. Beynimiz bir cevizin birkaç yüz katı büyüklüğü olan bir "şey" olarak kalıyor. Gelen bilgi ya direk kabul edilip paylaşılıyor ya da direk "gereksiz" etiketi yiyor ve unutuluyor. Akılda bir hazım süreci geçirmediği için er ya da geç unutulmuş oluyor.

Burada yazılanlar istisnasız hepimizin hayatında olan şeyler. Hatta bu yazıyı da beğenip ve "ne kadar da doğru" diye ünlemler koyup, bilgisayarınızda yer imlerine ekleyebilir, maille dağıtabilir, Facebook’ta paylaşabilirsiniz belki.

Ama biz, önümüzde duran bir suyu, içip sindirmedikçe, ne tadını bilebileceğiz ne yararını ne de zararını, doğruluğunu, yanlışlığını, geçerliliğini, hayatımıza katabileceklerini,... O bilgi bizde yer tutmayacak.

Beynin yağlanması durumuna takılıp kalır, ya imgelemelerimizi eğitmenlerden duyarız (o enerjiyi yaşamak yerine) ya da daima birilerine danışma ihtiyacı içinde oluruz.

Ve ilahlık... Ancak ve ancak bazı üstatların yönlendirmesiyle deneyebildiğimiz meditasyonlardan bazılarında edindiğimiz küçük imgelemelerden, hayallerden ibaret kalır.

Bizler insanoğluyuz! "Dünya" adındaki mükemmellik bizler için yaratıldı ve biz, olan ve olmayan en mükemmel "şey"iz. Bilgi ise; ne ifade ederse etsin, bu mükemmelliği idrak etmemize yarayan en temel aracımız.

Eğer ki biz, bilgiyi içimize alacak çabayı sarf edersek, bilgi de bizdeki gerçekliğin ihtiyaçlarına çaba sarf eder.

Bu durumun vahim olmadığı gerçeği ve çözümlerine dair biraz kafamızı yoralım ve bir sonraki paylaşımda hem biraz daha derinine incelemiş olalım hem de diğer sebepleri çözümleyelim.

Senin oyun: None Ortalama: 3 (5 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Ruhsal gelişimin, mistik

Ruhsal gelişimin, mistik müzik dinleyip, toplu, ruhsal enerji çalışmalarıyla olacağına inanmak gerçekten bilgisizlik. Çevremde sorunları yüzünden mutsuz olan bir çok insan,ya pisikologlarda yada reiki çalışmalarına başlamış. Gerçekten acı. Ne yazık ki dökme suyla değirmen dönmüyor. Yaşamın tam otasında hayatı yılmadan, herşeyiyle yaşıyorsan güçleniyorsun..Bence yaşayarak öğrenmek daha eğlenceli. Çünkü hayatın içinde merak ettiğiniz çözmeniz gereken bir çok şey var.Acılar da olabilir ama çözümsüz olan hiç bir şey yok. En iyi yol ve tek yol yaşayarak öğrenmek.

Teşekkür ederim rinda, bilinmesi gereken bir konu.

Deneyim

Yazıda ki deneyimle ilgili kısımlara katılmakla birlikte katılmadığım bir çok nokta var.

Bahsedilen bilgi beyinsel değil bedensel bir bilgidir. Yazar, bilgiyi beyinde tutmaya çalışmakta ve dünyanın bizim için yaratıldığını düşünme hatasında.

Venüs'ün yorumuna ise artı 2 olsa verirdim. Sadece 1 verebildim. :)

xenix

Edindiğin bilgiyle kendine,

Edindiğin bilgiyle kendine, hayatına ve çevrene bakıp 'olan'ı algılayabiliyorsan, bu faydalı bilgidir. Farkındalığını arttırır ve başı boş sürüklenmekten kurtulup hayatının kontrolünü eline alırsın. Neyi neden yaşadığının bilincinde olursun. Hem kendi hayatına hem de tüm evrene olan etkilerinin farkında olursun. Bunun için kendimizi gözlemlemeyi öğrenmeliyiz. Hiç bir şeyi atlamadan, kendimize yalan söylemeden her yönümüzle gözlemlemek. O zaman zaten var olan kodları çözüp gerçekten kim olduğumuzu hatırlarız. Evet hatırlamak diyorum çünkü yeni öğrenilen hiç bişey yok. Sadece unuttuklarımız var. Her an hatırlıyoruz. Bakmasını bilirsek tabii.

Sevgiler..

Başkalarını geçin...

Sanırım buradaki en önemli tespit bana göre "kendimize yalan söylemeden" kısmı. Başkalarını geçtim kendimize ne kadar dürüstüz acaba?

Bilgi İçselleşmemişse Bir Hiçtir (2)

Devamı...

“Çünkü onun geçindirmek zorunda olduğu bir aile derdi yok ve zamanını bunlara harcayabilir, ama benim ödemem gereken faturalarım var, gitmek zorunda olduğum bir işim, baskıcı bir patronum…”

Geçtiğimiz ay düşündük ki; birçok şeyi biliyoruz.

Pekala neden o bilgileri hala hayatımızda göremiyoruz?

Düşündük ki her hal; bilgiyi içselleştirmedik!

Bilgi okyanuslarında yüzüp neden ıslanamıyoruz?

Duyduk ki Reiki çok güçlü bir enerjiymiş. Biraz araştırdık ve baktık ki; sıcak birşeyler akıyor, hoş bir his, sevgi pıtırcığı sohbetler... Anladık ki bu ki'yi yönlendirirsek ne şifalara nail olacağız!

Hatta rol modeller alıyoruz; "bak, falanca filanca neler neler yaşamış da maşallah şimdi sapasağlam..."

Eğitimler de aldık reiki için, inisiyasyonlar tamam, uygulamalar tamam. Pekala neden hala rahatsızlanıyoruz? Ya da mevcut rahatsızlığımızı neden gideremiyoruz?

"Çünkü onun şusu var"... Ya da "çünkü benim şuyum yok..." en sık verdiğimiz cevaplardan biri değil mi?

Mesela; "çünkü onun geçindirmek zorunda olduğu bir aile derdi yok ve zamanını bunlara harcayabilir, ama benim ödemem gereken faturalarım var, gitmek zorunda olduğum bir işim, baskıcı bir patronum,.."

İkinci bölümü dilediğimiz gibi doldurabiliriz, tıpkı birinci bölümde uyduracağımız bahaneler gibi…

Pekala, bu kadar ayrılık varsa durumlar arasında, zamanlar, statüler, bilimum diğer olgular arasında... Birlik bilinci ya da siz neyle tanımlıyorsanız o, nereye kayboldu?

Onun fatura stresi yokken benimki varsa...

Ben bundan anlarım ki içten içe onun da herkesten sır gibi sakladığı bir fatura stresi var... Ya da benim "var" dediğim bazı şeyler aslında bir illüzyon...

Gayet tabi; birlik düşüncesi de bir asparagastan ibaret olabilir.

O zaman yeni sorumuz; bu üç olasılıktan mutluluğuma hizmet edecek olan hangisi?

Bilgiler aldık ve onları "bu iyi" diyerek rafımıza kaldırdık ya da "bu bana uymaz", "bu yanlış" diye etiketleyerek kenara attık.

Ama artık bilgimizin bize hizmet etmesine ihtiyaç duyuyoruz. Bu sebeple onları sorgulamaya, irdelemeye, soruşturmaya başladık. Kendimize cevaplar aldık.

Pekala şu an mutlu muyuz?

Hayır? O zaman durumu nasıl mutluluğuma çevirebilirim?

Evet? O zaman daha fazla nasıl mutlu olabilirim?

Yoksa halimden memnun muyum? İnşallah bir gün o da olacak.

Ancak şu an hangi konuyu sorguluyorsak, ondan maksimum şekilde nasıl mutlu olabilirim?

Yoksa zihnimin "ben" diye başlayarak kurduğu cümleleri mi benimsedim ve insanları da "onlar" diye ayırıp kendi kasvetli şatomda yaşamayı mı seçiyorum?

Pekala, doğru ya da yanlış, ama zihin bana gerçekten ıraksatıcı bir oyun oynayabilir mi? Mümkünse neden böyle bir şey yapsın ki?

Yarın, bir gün yaparsa pekala, ben nasıl fark edebilirim?

Yoksa! Yoksa ya böyle bir durumdaysam ama farkında değilsem?

Bu soruların cevapları sadece bende saklı, sadece Ben’de... O sebeple biraz düşünmeliyim.

Düşünmeliyiz.

Mutlu günler.

Mutluluk...

Sıradan insanlar mutlu olmak için nedenler ararlar
Bilge insanlar sırdan şeylerle mutlu olurlar.

Onur Duydum

Bir gece vakti, içimde bir ses adımı google'da aramak istedi ve çıkan sitelere baktım...
Okunması, yorumlanması, hele hele eskiye dair yeni birşeyler denediğim ilk yazımın üzerine böyle konuşulması...
Onur duydum.
dipnot: xenix'in benim hakkımdaki tespiti doğrudur; dünyanın insanlık için yaratıldığına inanırım.
Tekrar teşekkürler herkese,
saygılar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş