Toplumlar Neden Yıkılır?
Çöken uluslarda, son ağacı keserken, son kuruşu silah alımına yatırırken, son dost ülkeyi kaybederken,evet bunları yaparken kimse bunu farkedemiyor mu?
Cevap şu maalesef farkedemediler ve tarih sahnesinden silindiler! İki büyük sebeple bunu göremediler; bir: uzun ve kısa vadeli çözümlerin birbiriyle çelişmesi! Ki bu durumda siyasi otorite her zaman yakın vadeli çözümleri seçmekteler, yani ulusun bekasını değil kendilerini seçiyorlar.
İki: dahaönceleri o toplumu ayakta tutan DEĞERlerin, değişen şartlara uygun olarak terk edilememesi! Yani önce kurtarıcınız olan şey sonra çöküş sebebiniz oluyor!
Bu konuşma 18 dakika, biraz uzun gibi görünüyor fakat vakit varken ders almak lazım, bu sebeple ben dinledim:
Toplumlar neden yıkılır? Jared Diamond, Demir Çağı’nda Grönland’a yerleşen İskandinavyalılar, ormansızlaşmış Paskalya Adası ve bugünkü Montana’dan örnekler vererek, çöküşün yakın olduğunu ve vaktinde önlem alarak nasıl engelleyebileceğimizi anlatıyor.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1701 defa okundu

Sibel Atasoy

View Subtitles
Play butonun yanında ki View subtitles seçeneğini açarak Türkçe Altyazı ile seyredebilirsiniz.
xenix
Eline sağlık sevgili
Eline sağlık sevgili agnia. Öteden beri düşünüp tam olarak dillendiremediğim konuları uzmanları nasıl da net ve soru işaretlerine yer bırakmayacak şekilde açıklamışlar. Hem çok etkilendim hem yararlandım ;)
Kendimce bazı sonuçlar çıkardım. Ben de bunları paylaşayım. Yanlış veya eksik olanları diğer arkadaşlarımız tamamlasınlar :)
Bazı toplumlar diğerlerinden daha kırılgandır. Yani çökmeye , değişip dönüşmeye daha yatkındır. Buna yol açan beş temel sebep vardır:
1) Ekolojik olarak insanlar yaşadıkları coğrafyada çevreleriyle uyum içinde değildirler. Hızla doğal ve yenilenemeyen kaynakları tüketmektedirler.
2) Toplumlar üzerinde iklim değişiklikleri önemli bir yere sahiptir. Zira bu değişiklikleri yaratan da insanların çevresel koşullara aldırış etmemeleridir.
3) Toplumlar üzerinde onların gelişimlerine yardımcı olan ticari , kültürel alışverişlerin yapıldığı dost toplumlar olmalıdır ( ben komşu ülkeler anladım ama yanlış anlamış olabilirim :) )
4) Toplumların çökmesinde diğer bir etken de insanlar arasındaki husumet, hasım toplumlar , geçimsizlik gibi etkenlerdir.
5) Politik, sosyal ve ekonomik değerler ve bunlarla ilgili gelişmeler ve dengeler bir toplumun kırılma noktalarındandır.
Konuşmacının bence en can alıcı sorusu " hızla çöküş aşamasına gelen toplumlar neden sorunlarını göremiyorlar " sorusuydu.Cevabını çok etkileyici buldum :
* Yönetenlerin kısa vadeli çıkarları uzun vadede toplumlara zarar veriyor.
* Dini inaçlar ve yaptırımları gelişme ile ilgili tıkanmalar yaratıyor ve bir toplumda çelişkili değer yargıları oluşmasına yol açıp toplumları kilitleyebiliyor.
Ehh! Ne diyelim . Çözümsüz çekişmeler... konuların kişilerde takılması.... suçlamalar.. dedi .. dedim atışmalrı .. hiç bir camiada işe yaramıyor vesselam ;)
Bir kez daha teşekkürler agnia :)
Dikkatli dinlemişsin
Dikkatli dinlemişsin teşekkürler Canu.
Can alıcı sorulara verilen cevaplar konusunda farklı bir taktik uyguladığımızın farkında mısın?
http://sibelatasoy.com
Çözüm önerileri
Konuşmanın sonunda bazı çözüm önerileri sunuldu.
1. Kendimizin yarattığı sorunlara gerçekçi yaklaşıp nerde hata yaptığımızı görmek.
2. Kısa vadeli çözümlerle uzun vadeli sonuçları doğru analiz edip acele ve palyatif (geçici) çözümlerden kaçınmak.
3. Toplum değerlerinden hangilerinin günümüzde artık geçersiz olduklarını saptayıp onları değiştirmeye girişmek.
4. Ülkeye hangi diğer ülkelerin dost hangilerinin düşman olduklarını iyi değerlendirip uzun vadeli dış politikalar izlemek.
Bu dört öneriden hangilerini uyguluyoruz? Hangileri için doğru çözümler üretiyoruz?
Örneğin, orman yangınlarına ve ağaç kaybını engelleyecek doğru çareler üretiyor muyuz?
Kısa vadede AB'ye girmek faydalı gibi görünse de uzun vadede AB'nin dayatacağı yasalar bize ne derece yarar sağlayacak?
Dini vecibelerin tümü gerekli midir? Örneğin hâla Hr. İbrahim döneminden kalma yaklaşık 3,000 yıllık kurban kesme geleneği günümüzde gerekli midir? Hayvanları telef etmek ve hastalık yaymak bir yana kaç kişi kurban etini gereği gibi dağıtıyor?
Nihayet "demokratik açılım" adı altında kısa vadede verilen tavizlerin uzun vadedeki sonuçları hakkında bilimsel ve gerçekçi bir araştırma yapılmış mıdır?
İşte birkaç düşünmeye değer soru.
Sebeplerin sıralaması
Ben de çok yararlı buldum bu konuyu sn agnia teşekkürler. Günümüzde kırılma noktası çok olan bir ülke olduğumuz için konuşmacının değindiği temel sebepleri ibretle takip ettim. Konuşmacının toplumların çöküş sebeplerini irdelerken yaptığı sıralamayı da çok düşündürücü buldum. İlk sırada çevresel sebeplerin bulunması doğrusu hem şaşırrtı hem de düşündürdü. Yaptığı özetleme içinde sn. canu ya teşekkür ederim.
Sn. Bilgisev'in düşünmeye değer soruları da bir bilim adamının yaklaşımını yansıtıyor. Açılan başlık ve yorumlar bir forumun kalitesi için iyi bir gösterge olmuş. Yürekleriniz ve elleriniz dert görmesin arkadaşlar ;)
Unutulan bir nokta
Toplumların çöküş nedenleri arasında önemli olduğuna inandığım bir nokta unutulmuş. O da Toplumların kendilerine olan özgüvenlerini kaybetmeleri.
Tarihte bunun birçok örnekleri var. Örneğin Etrüskler M.Ö. 1000 ile M.S. 100 arasında bugünkü İtalya yarımadasında varlıklarını sürdürmüş zengin bir dil ve kültüre sahip bir toplum idi. Kendi özel abeceleri, kendi dilleri ve gelenekleri vardı. Fakat önemli bir de zaafları vardı. Fala çok inanıyorlardı. Her olayda fala bakıyor ve falcılara danışıyorlardı. Falcılar Etrüsk toplumunun yakında çökeceğini ve Roma halkının tüm bölgeye hakim olacağını söyleyip duruyorlardı.
Aslında, falcılar geleceği hem görmüşler hem oluşmasında katkıda bulunmuşlardı. Tüm Etrüsk halkı sonlarının geldiğine inandıkları için Roma ordusu gelince hiç direnç göstermeden teslim oldular ve dillerini de terk edip Latince konuşmaya başladılar. Sonuçta bir iki nesil içinde Etrüskçe unutuldu ve Etrüsk milleti tümüyle yok olup Roma halkı içinde eridi gitti.
Bugün de durum buna yakın değil mi? bakın sürekli kıyamet yakın deniyor. 2012 de dünyanın sonu gelecek deniyor. 2012 ile ilgili film gösterime giriyor ve hasılat rekoru kırıyor. İnanılmaz derecede büyük ilgi topluyor ve onay görüyor. Yani, insanlar bir değişime hazırlanıyor. Bu değişimde amerikanın veya daha doğru bir ifade ile uluslararsı güçlerin dünyayı kontrol edip yönetme planları yok mu sanıyorsunuz? Hollywood boşuna mı bu tür filmlere paralar döküp dünyaya yayıyor? Ayrıca, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) herkes tarafından biliniyor ve amacın yeni bir dünya kurup sınırları kendi arzularına göre yeniden düzenlemek. Bunu Bush ve yandaşları söylemediler mi?
Evet, toplumların yok oluş nedenleri arasında yok oluşa inanmak önemli bir yer tutuyor. Bu inancı sağlamak için toplumların değer verdikleri kurumlar küçümseniyor (TSK ve Hakimler ve adalet kurumu gibi), tarihte önem verilen destanlar ve kökenler küçümseniyor (Ergenekon destanı gibi), dil yok ediliyor (İnternet ve çet dili gibi). Sonuçta toplum yavaş yavaş istenen kıvama getirilip direnci kırılıyor ve yutulup hazmedilmeye hazır hale getiriliyor.
Bugün insanoğlu kendi
Bugün insanoğlu kendi yarattığı değerlerden gittikçe uzaklaşıyor. Yarattığı dile, sanata, kültüre ciddi şekilde yabancı kalıyor.Adına üretim denilen bir nesneleştirme süreci yaşanıyor. İnsanlar bu süreç içinde yaratıcılığını cisimleştirmekle birlikte kendinden ayrılan, kendi içinde büyük karmaşalar yaşayan maddi nesneler haline geliyor.Dünya genelinde amaç ile araç birbirine karışmış durumda. İnsanlık için üretim anlayışı yok edilerek, büyük bir tüketim eşiğine girilmiş. Doğaya ve insanlığa dair ne varsa üretim adı altında hırs, rant, küreselleşme ve yayılma politikalarıyla kirletiliyor.Gerek dünya kaynakları, gerekse insanlık değerleri çarkın dişlileri arasında hoyratça ezilerek, tüketiliyor.Hegemon ülkeler, tekelci medya kuruluşları, nükleer çalışmalara gaz vermiş bilim dinozorları gözlerini kapatıp vazifelerine bakmakta; üzerlerinde çeşitli trajikomik oyunlar kurgulanan ve piyon gibi kullanılanlar ise üç maymunu oynamakta.Üç maymun oynandığı sürece de araç olmaya devam edilecek, yabancılaşma iliklere kadar işleyecek
Yaşanan ekonomik ve sosyal bunalımlar, modernleşmenin tam olarak gerçekleşememesi, iletişim araçlarıyla küçülen dünyada diğer kültürlerden ve toplumlardan etkilenme ve bu etkilenme sonucunda doğan ithal bunalımlar, kentleşme sorunu, eğitim sorunu, nüfus artışı, işsizlik sorunu ve özellikle kuşaklar arası çatışmalar gibi sorunlar bir bütün olarak toplumumuzu olumsuz yönde etkiliyor.Ne olduğumuz, ne istediğimiz, neleri niye yaşadığımız bir bilinmez hale geliyor.İşte bütün bu olumsuz şartlar bizlerde topluma karşı yabancılaşmaya neden olmaktadır.
oysa ki;Çevreye, insanlara, dünyaya, doğaya karşı duyarlı olmakla başlar her şey.Bunun içinde okumanın, araştırmanın, incelemenin, tartışmanın, görüş bildirmenin, tepki göstermenin, katkı sunmanın, saygı duymanın, sevmenin ve değer vermenin payı büyüktür.
kendimizi tanımamız, insani değerlerimize sahip çıkmamız çok önemli..
Herkese sevgiler..
Yeni yorum gönder