Cesaretin bittiÄŸi yerde esaret baÅŸlar..
Bir Hint masalina göre, kedi korkusundan devamli endise içinde yasayan bir
fare vardir. Büyücünün biri fareye acir ve onu bir kediye dönüstürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu kez de köpekten
korkmaya baslar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürür. Kaplan olan fare,
sevinecegi yerde avcidan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsin
farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki,
"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüregi var.
O yüzden ben sana yardim edemem."
Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor:
"insanlarin çogu kaybetmekten korktugu için sevmekten korkuyor...
Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için.
Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korkttugu için.
Yaslanmaktan korkuyor, gençligin kiymetini bilmedigi için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir sey vermedigi için.
Ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi için."
- creative ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1255 defa okundu

Sibel Atasoy
Yenilgilerinin isyanı mı
Yenilgilerinin isyanı mı ya da sahte zaferlerinin hırsı mı? Şunu unutmamak gerekir ki; tek bir seçenek insanı köleleştirir çünkü başka seçeneğin yoktur, iki seçenek de insanı köleleştirir çünkü kararsız kalırsın ve aklın hep o seçmediğin diğer seçenekte kalır, üç seçenek te insanı köleleştirir çünkü kırık bir kalbin esaretini taşırsın boynunda... Üçten fazla seçenek ise insanı özgürleştirir. Yürek, her zaman seni özgürleştiren şeyin peşindedir... Cesaretse yürekten gelir. Ve yürek, seni özgürleştirirken herkesi özgürleştiren şeyin peşindedir.
Bir gün..
Bir gün
insan virgülü kaybetti..
O zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı..
Cümleleri basitleşince düşünceleri de basitleşti..
Bir başka gün
"ünlem işareti"ni kaybetti..
Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı..
Bir süre sonra
"soru iÅŸareti"ni kaybetti ve soru sormaz oldu..
Hiç bir şey ama hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu..
Ne kâinat
ne dünya
ne de kendi umrundaydı..
Bir kaç yıl sonra
"iki nokta üstüste işareti"ni kaybetti ve davranış sebebini başkalarına açıklamaktan vazgeçti..
Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız "tırnak işareti" kalmıştı..
Kendine özgü
tek bir düşüncesi yoktu..
Son olarak "nokta"ya gelindiÄŸinde
düşünmeyi
ve
konuşmayı
unutmuş durumdaydı..(Kandevski)
"dogru olan her seyi gördügü halde yapmanak
cesaretsizliktir..(Konficyüs)
slm.
hay allahım siz de
hay allahım siz de okuyorsunuz değil mi yazdıklarınızı? bir okusanız ne çok hayret edeceksiniz kendinize ne çok...
kompleks(li) cümleler
Evet sn. ebubekir'in yazılarını inceledim de haklısınızı kurduğu cümleler pek uzun sayılmaz; yada başka bir değişle kompleks cümleler kurduğunu görmedim. Alıntıladığı yazılar hariç.
Saygılarımla
Not: Benimde alıntıladıklarım yok değil. (belki benim alıntıladıklarımı bana karşı kullanmak isterseniz, ama ben kendimin farkındayım)
kandevski kim?
kandevski kim?
Yeni yorum gönder