Bu bir cehennem yazısıdır…

rinda kullanıcısının resmi

ALINTIDIR...

Biz Hazret-i Muhammed’i bir tane zannediyorduk.
Binlerce varmış meğer…
Biz, Mirac’a sadece onun çıktığını zannediyorduk.
Ohoo… Herkes hergün göğe gidip gelmekteymiş meğer.

Bunlar Allah katına çıkmışlar.
Cennet’i görmüşler gözleriyle.
Cehennem’i tavaf etmişler.
Bu kadarla da kalmamışlar.
Peygambere nasip olmayan bunlara nasip edilmiş.
Meleklerle, cennetin ve cehennemin sakinleriyle röportajlar yapmışlar.
Gezmişler, görmüşler, geri gelmişler…

Sen öğrenmeye çalışıyorsun Ahiret’i.
O “biliyor” halbuki.
O kadar emin ki herşeyden.
Dokunmuş. Biliyor da biliyor.

Ahireti, Allah’ın katını,
gözleriyle görmüş insanlara nasıl duyurabiliriz ki sesimizi?
Adam dinler mi seni?
Cenab-ı Allah misafir etmiş onu, katına buyur etmiş.
Sırlarını vermiş ona.
Sonra da geri buraya göndermiş.
Buraya neden geri gönderildi, bu kısım ilginç tabi…

Tekrar söylüyorum;
Tanrı’nın doğum günü, faniler katına gönderilmiş bir kitaptır.
Biz ölümlüler için ahirete dair bilgiler gaybdır
ve biz gerçeğin ne olduğunu bulmaya çalışıyoruz. Kendi çapımızda.
Tek çabamız budur.
Sizin işiniz kolay tabi.
Siz herşeyi zaten “biliyorsunuz”.

Öğrenenler ölümlüdür.
Bilenler Melek.
Sizi hangi sınıfa koymalı bilemedim.
Malum melekler kendi kafalarına göre hüküm vermiyorlar ya.
Sizi ara geçiş formları olarak görmek daha doğru sanıyorum.
Belden aşağısı insan-belden yukarısı ermiş.

Melekler de şaşırmıştır herhalde bu işe.
Azapla dolu cehenneme,
bazılarının bu kadar körü körüne bağlı olmasına.
Ne diyebilirim ki?
Madem bu kadar arzu ediyorsunuz,
girin o zaman cehennem’e.
“Hayır ben cennete giricem”
Orada dur paşam.
Allah yolunda savaşmadan nereye gidiyorsun?
Cennet’e gireceğinden nasıl bu kadar eminsin?
“Yo ne alakası var. Ben Allah korusun cehenneme girme ihtimalime de inanıyorum.
Müstağni görmüyorum kendimi”
Hmmm…
Bi bakalım bu dediğinde samimi misin?

Her an ölebilirsin.
Ve öldüğün anda Allah’ın huzuruna çıkacağının farkındasın.
Seninle ilgili yüzbinlerce soru soracak sana.
Cevaplarını bildiği halde.
Yeterli bulmazsa cehennem’e gönderecek seni.
Sonsuz azapla dolu bir yere.
Çıkışı asla olmayan bir yere.
“Alevlerle dolu cehennem”…
Ona gerçekten inanıyorsan,
söyleyeceğin tek şey budur sevgili dostum;
CEHENNEME GİRMEMEK İÇİN HERŞEYİ YAPARIM.

Herşeyi yaparım AMA peşin hükümlü olmaktan vazgeçmem…
Herşeyi yaparım AMA inandığıma inanmakta inat ederim…

“İnsanların çoğunluğu girecek oraya” demiş Kur’an korku düzleminde.
Gel gör ki insanların çoğunluğu, kendini azınlığın içinde görmekte.
Gel de çık işin içinden…
İyi de bu cehenneme kim girecek ben onu merak ediyorum.
Kediler, köpekler herhalde…

Cehennemi inkar ediyorsun demiş biri.
Ben cehennem’e inanmaz olur muyum?
İnkar eder miyim hiç?
“Cehennem, senin içinde olduğundur” diyorum sadece.

Ben, ortaya getirdiğimiz bu yeni ahiret bilgisine inanmadığın için suçlamıyorum seni.
Onu bırak.
Sen, geleneksel ahiret bilgine bile yeteri kadar inanmıyorsun.
İnansaydın böyle olmazdın.

Ben Rahman’ın sonsuz sevgisine inanmamaktan da sorumlu tutmuyorum seni.
Senin Allah’tan yeteri kadar korkmadığını söylüyorum.
Korksaydın böyle olmazdın çünkü.
Herşeyin üstünde, cennet’e gün sayan biri olarak görmezdin kendini.
Cehennem’e girebileceğine binde bir bile ihtimal verseydin, bizim kitabımıza böyle yaklaşmazdın.

Şimdi yeni moda; Okudum… demek.
Bakmak görmek değildir sevgili dostum…
Doğru olabileceği ihtimaline kendini açık tuttun mu hiç?
Ezberini bozacak cesareti “niyaz ettin mi Cenab-ı Allah’tan?”
Senin felsefen üzerinden konuşayım;
Bu kitabı okurken kovulmuş şeytandan kaç kere sığındın Allah’a?
Kendi satırlarımızı kastetmiyorum,
kitabın içindeki yüzlerce Kur’an ayetinden bahsediyorum elbette.

Her an cehenneme girebileceğinin ayırdında olan bir insan psikolojisi değil seninkisi.
Sen cennetlik mertebesinden sesleniyorsun bize.

Merak edenler için söylüyorum;
Bugüne kadar zihinlerde şekillenmiş ahiret mahkemesi,
eğer bir gün sizin inandığınız gibi gerçekleşirse,
Bilin ki bugün o sınavı verebilecek bir tek Allah’ın kulu yoktur yeryüzünde.

Allah yolunda neden savaşmadın denecek sana.
Mazlum olanların üzerindeki zulmü neden durdurmadın,
biz seni yeryüzüne halife olarak göndermedik mi diyecekler sana.
Sen ne diyeceksin?
Efendim ben fitre verdim her sene.
Doğru ya…
Cennet bir toplu konut projesi…
Sen de ödediğin taksitlerin makbuzlarını gösteriyorsun haliyle.

Ödemelerinizden bu kadar emin olmayın derim ben…
Çok zorlu bir sınav bekleyen.
Çalışmadığın yerlerden gelebilir sorular.
Dikkatli ol.
Eğer gerçekten korkuyorsan.

Sen bilir misin ki,
o zavallı ayıcığı zulmederek öldüren o güzel şehrimizin,
bütün halkı sorumludur bu fiilden.
Topluca arınacaklar bu günahlarından.
Arınmadan Cennet’e girmek?
Girebilirler tabi.
Bakarsın halat da iğnenin deliğinden geçer.
Neden olmasın?

Öyle bir mahkeme kurulursa, şahsen ben de veremem o sınavı.
Elimdeki bu kadar bir kadim bilgiyken,
senin peşin hükümlerini neden aşamadığımı sorarlar bana.
İyi niyeti geç derler, başarı bilançosu isterler.

Allah affetsin seni!… demiş dostumuz.
Bir de bana diyorlar bu ne cüret diye…
Şaka yaptım, dert yandım, soru sordum.
Ama onunla emir kipinde konuşacak cesareti hiçbir zaman bulamadım kendimde.
İtiraf ediyorum, senin cesaretinin onda biri yok bende.

Sen Kur’an’ı da defalarca “okumuştun”,
bu ayeti nasıl atladın hayret;
Günahın için mağfiret dile;
akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et.
Kur’an-ı Kerim Mümin Suresi 55. Ayet

Ayet böyle sen ne yapıyorsun peki?
Günahı için mağfiret diliyorsun.
Güzel kardeşim önce kendi günahlarından bir arın,
sonra gel başkalarınınkine.
Peygamber mertebesinde olduğun için söylüyorum.
Onlara da böyle söylenmişti.

Dinin temel değerleri alt üst etmişsin sen…
Hayır. Senin dininin temelleridir benim alt üst etttiğim.
İslam’ın değil…
Bu yeni bir İslam falan da değildir.
Bu en eski İslam’ın ta kendisidir. Özüdür.
İşine gelir gelmez, o senin konundur. Beni hiç ilgilendirmez.

Bizim okuyucularımız işin kolayına kaçtığı için bu kadar seviyormuş Tanrı’nın doğum günü’nü…
Bana söylesene.
Seninkinden daha kolay bi hayat var mı şu dünyada?
Oh. Ermişsin. Fitreni ver, camine git, Elhamdülillah, Maşallah, İnşallah, Maazallah…
Allah’lı cümleler kur.
Hadi Allah cennet’e.

Lüküs hayat.
Lüküs hayat.
Oh ne rahat.
Bak keyfine,
Yan gel yat…

Düşünmek, kafayı çalıştırmak, Kur’an’ı ilk defa inmişcesine okumak, inançlarını yenilemek ve yanlışlarından arınmak dünyanın en zor işidir sevgili dostum. Bizim okuyucularımız bunu yapıyor işte. Şu günlerde harıl harıl hazırlanıyor herkes Kadir gecesi’ne.

Söyle bakalım Ramazan arınması için sen ne yapıyorsun? Herkes oruç tutucak. Arınacağın konularla ilgili ne yaptığını soruyorum. Herhangi bir telaş, herhangi bir gayret var mı? Yok. Neden olsun ki? Malum cennetin tapusu yan cepte.

İnançlarını gözden geçirmene hiç gerek yok.
Aynen, futbol için dedikleri gibi;
Galip takım bozulmaz.
Şampiyon sensin nasılsa.
O yüzden aynı takım, aynı kadro aynen devam.
Bir başka deyişle;
Aynı tas aynı hamam.

Başkalarının günahı için bağışlanma diliyorsun. Küfreder gibi bir üslupla “merhamet” dilemek… Allah belanı versin’in yumuşamış haliyle. Sana tavsiyem, yalan yanlış bilgilerle başkalarının psikolojilerini tahlil etmeye çalışacağına, kendi psikolojine odaklan. İşe kendinden başla.

Rahman’ın sevgi dolu İslam’ını yaşamanın yolu,
korku dersini başarıyla vermekten geçiyor.
Ve ben seni asla sevginin kadim bilgilerini kabul etmediğin için suçlamıyorum.
Herkes ne zaman hazırsa, o zaman buluşur, o zaman idrak eder. Benim işim buraya kadardır.
Derdim, çabam, gayretim halihazırda olanlara sesimi duyurmaktır.

Ben, kendi inançlarının mahkemesine emanet ediyorum seni.
Cehennem’den yeteri kadar korkmadığını söylüyorum sana.
“Zorlu günün azabından” gereği gibi korksaydın, yerleri tırmalardın, uçan böcekten bile ders dilenirdin.
Zannettiklerinden bu kadar emin olmazdın.

Allah’tan yeteri kadar korkmayanlar,
Kur’anı içlerindeki şeytandan sığınmadan,
can kulağıyla dinlemeyenler,
bizim kitabımızda, arınanlara vaad edilen
cennet’i dikkate almasınlar.
Onlar için ahiret modeli, eski azametiyle
“aynen” devam ediyor.
Cehennem tutuşturulmuş yanıyor.
Harıl harıl.
Yanıyor bazılarının buna ihtiyacı var çünkü.
İyi ki yanıyor iyi ki de var.
Olmasa seni durdurmak hiç mümkün olmayacaktı çünkü.

Ne güzel dedirtmişler peygamberimize;
Benim dinim bana,
Senin dinin sana.
Hadi bakalım sevgiyle

buRAK özDEMİR

Senin oyun: None Ortalama: 3.7 (Toplam 3 oy)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><blink>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen sonucu yazınız.
6 + 9 =
Matematik işleminin sonucunu yazmalısınız. Örneğin 1+3, için 4