Siyasallaşmış kişisel çıkarlar

Özgürlüğün tanımında “başka bir kişinin özgürlüğünde kısıtlama baş gösterdiği an özgürlükten söz edilemez” der.

Laikliğin tanımı da çok konuşuldu konuşuluyor , çok tartışıldı tartışılıyor. Bir anlamı bir tanımı yokmuş, bir tanımı yokmuş gibi tanımlanmaya, anlamlandırmaya çalışıldı. Ama dikkat ettim de hiç kimse, herkes biliyor diye tanımını yapmadı. Bu durumda anlam kargaşasına ve yeniden tanımlanma cesareti gösterilmesin sebep oldu.

Bilir misiniz bir şarkıcı şarkınsın sözlerini unuttuğu zaman (her zaman değil), mikrofonu salona uzatıp coşkunun dozunu arttırmak adına ve seyirciyi de hava sokmak görüntüsü arkasına saklanarak seyirciye söyletir. (Bunu bir sarkıcı bir röportajına kendisi söylemişti)

İşte laiklik tartışmaları ve tanımlanması da buna benzedi. Siyasetçiler “Halk nasıl olsa biliyor, onlar ne demek istediğimiz anlar.” Deyip tanım kısmını … (nokta nokta nokta) olarak geçip bir türlü tanımlamayı dile getimiyorlar. Gerçekten biliyorlar mı, yoksa biliyor-muş gibi mi yapıyorlar.

Bilmiyorsanız ben yapayım tanımını. Laiklik: Din ile devlet işlerini birbirinden ayrılmasıdır.
Ama durun bir dakika. Burada tanımlanması gereken tanımlamanın kendisi. “Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması” ne demek ? İşte sanırım asıl anlaşılmayan can alıcı nokta tam burası.

Öncelikle din kavramını ele alırsak; kişisel manevi inancın toplumsal inanca dönüştüğü an inancı yerini din alır. İnanç kişiseldir, din toplumsaldır. Aynı birey ve aile ilişkisi gibi.

Ama din özünde hala inançtır. Yani inanç kişiye özeldir, mahremdir ve aradaki ilişki kendisiyle inandığı şey arasındadır. Bu kendisine özel inancını başkasının özgürlüğüne ve yaşam tarzına müdahale etme hakkını vermez, ancak ve ancak feyz verebilir, ya da alabilir.

Kişilerin özgürlüğüne, inancına müdahale etmeye teşebbüs ettiği an din kişisel olmaktan çıkar ve siyasallaşır, din ve inanç kavramlarını kirletir.

İşte tam bu noktada “Siyasallaşmış kişisel çıkar” kavramı ortaya çıkar ve din artık devlet işlerine karışmış olur.

Bu “Siyasallaşmış kişisel çıkar”ı önlemek ve herkese ve her kesime eşit uzaklıkta olmak için LAİKLİK kavramı vardır. Yani Laiklik kişisel inancın etkisinde olanları ve olmayanları rolü üstlenmiş bir kavramdır, bir otokontrol sistemidir.

Laiklik aslında bir çok siyasi kavramın kişisel kavramlar ve yaptırımlar karşısında bir kontrol mekanizması görevi üstlenir. Örneğin Laik bir devlet diktatörlükle yönetilemez, Laik bir devlet şeriatla yönetilemez, laik bir devlet krallıkla yönetilemez v.s .

İşte bu laikliğin önünde durduğu anti-laik kavramlardan birisine bile sempati duyan bir yönetici , bir lider tabi ki laikliğe karşı çıkar ve kendi inancı gölgesinde kendi yaptırımlarını uygulatmayı dayatacaktır. Bu uğruda da kendi inanç sistemini dayatmak için karşısındakilere güç kullanmaktan çekinmeyecek, tereddüt dahi etmeyecektir.

Başka bir deyişle kendi inanç özgürlüğünü yaşamak ve yaşatmak uğruna karşısındakilerinin özgürlüklerini kısıtlamakta, mahalle baskısı uygulamakta bir sakınca görmeyecek, yandaşlarını da bu uğurda mücadele etmelerine ses çıkarmayacaktır, hatta onları yüreklendirecektir.

Senin oyun: None Ortalama: 5 (2 oy)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş