Doğayı Kontrol Edebilir Miyiz? Sizce ?
Merhaba sevgili Sonsuz.us üyeleri;
Sizce Doğa kontrol altına alınabilir mi? Bazı noktalarda doğayı kontrol altına alabiliceğimize inanıyorum.Yada doğal feleketlere karşı önlemler alınabileceğini düşünüyorum. Dünyayı bu duruma getirebildiğimize göre,doğa üzerinde etkilerimiz azımsanmayacak kadar fazladır. Mesala seller;selleri önleyebiliriz.Nasıl mı?Çevre düzenlemesi akarsu yataklarına evlerin yapılmaması,su gider sistemlerinin sellere karşı dayanıklı inşa edilmesi gibi ve buna benzer önlemler alabiliriz.
Düşünecek olursak hayvanlar bile su yataklarına yuvalarını inşa etmezken,biz insan oğlu bile bile su yataklarına binalar yapmaktan vazgeçmiyoruz.Ama bunu yapan bilinçsiz toplumlardır. Bilinçli toplumlarda böyle sorunlar yaşanmıyor. Çünkü:O toplumlar doğayı kontrol etmeyi veya doğadan gelen etkileri en az seviyeye indirmeyi öğrenmiş toplumlardır.
Bu konuyla ilgili fikirlerinizi,düşüncelerinizi ve paylaşımlarınızı bekliyorum.
SAYGILARIMLA
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2958 defa okundu

Sibel Atasoy

Aslında
Aslında insanın doğaya hükmetmeye çalışmasının tek sebebi, ölümdür. Ölüme hükmetme ve yaşamı uzatma isteğidir bütün çabamız. Fakat yaptıklarımız bize bazen daha hızlı ölüm getirir ayrı konu. Bu yüzden bir yandan yaşamlarımızı uzatmak için doğal felaketleri engelleme, yaşam standartlarımızı yükseltme, mikrop ve virüslerle mücadele açısından bakıldığında gelişme var. Fakat bazen ehli keyif davranarak uzun vadeli zararlara da yol açıyoruz. Olaya ülke bazında değil, tüm insanlık olarak bakmak gerekir.
Bugün bazı ülkeler rahat içinde yaşıyor fakat doğaya verdikleri zarar daha sonra bütün insanlığa mal olacaktır.
xenix
Bence
Bu konunun ölümle nasıl bağdaştırıldığını anlayamadım.Benim savunduğum doğanın bizlere verdiği zararların üstesinden nasıl gelebileceğimizle ilgilidir, ölüm zaten istesekte istemeksekte başımıza gelecek bir son(başlangıç)tır. Sizler ve biz şuan da doğadan yararlanmıyor muyuz? İlaçlarımızı nerden üretiyoruz?
Doğa aslında bizlere zarar vermekten ziyade kendi doğal döngüsünü yaşamaktadır.Asıl biz bu doğal döngüye zarar vererek,doğayı kendi aleyhimize döndürüyoruz.Zaten sorunda bundan kaynaklanmaktadır.Burda yapacağımız tek şey önlemler almaktır.Ben zaten doğayı kendimize uydurmaktan bahsetmiyorum.Doğayla eş güdümlü yaşamayı öğrenmeli ve doğadan en üst düzeyde faydalanıp,bizlere gelebilecek zararları en aza indirgemeliyiz.Benim anlatmaya çalıştığım budur.
Doğaya vermiş olduğumuz zarar çok büyük bu konuya katılıyorum.
Ölümsüz bir yaşam için çabalayan insanlar nasıl olur da doğayı tüketir?İnsanlığın varlığını sürdürme sebebi doğadır.Doğa olmadan ne yapabilirsiniz?Niye yok etmeye çalışılıyor?İnsanlar nasıl ölümsüzlüğü elde edecek doğa olmadan?
Bence buradaki sorun ölümsüzlük değil insanoğlunun doyumsuzluğudur.
Doğa her daim biz ne yaparsak yapalım cömert olmadı mı ve olmaya devam etmiyor mu?İnsanoğlunun bu nankörlüğü niye?
Saygılar
Doğayı ayrı düşünmeyin
Doğayı insandan ayrı bir şey olarak düşünmeyin. Bizde doğanın bir parçasıyız. Bu yüzden ondan zarar gelmesi veya yararlanmak türü durumlar kişisel yorumlardır. Sizin de dediğiniz gibi, doğa kendi döngüsünü yaşar. Bizim mücadelemiz doğa ile değil zaten, bu yüzden ölümledir.
xenix: Deprem öldürmez, bina öldürür.
kontrol etmek?
Doğayı kontrol etmek değil, aslolan doğayla birlikte akabilmektir. Ne kadar gelişmiş olursa olsun bir ülkenin insanları doğayla uyum içinde yaşamayı başarırsa sağlıklı olur. Huzurlu olur. Mutlu olur. Mücadele kelimesi doğayla veya başka bir şeylede ilgili olsa karmaşa ve geçimsizlik çağrıştırıyor. Uyum ve denge içinde olunduğunda hiç bir şeyle mücadele gerekmez. Akar geçersiniz.
tabiat kitabini okumak
degismek istedi
mücadele etti
yenilendi
gelisti
bilinclendi
beyin zengini oldu
El-Kitabi(tabiat kitabi)okudu
sünnetullah (kosmosa hakim yasa) da onu mükafatlandirdi..
O simdi evreni desifre ediyor
altini üstüne getiriyor
asalaklarin ayaginin altindan madeni cikartip isliyor
zenginligini ve gücünü genisletiyor
halkina,insana yakisir kaliteli ve güvenli yasam sunuyor..
asalak ise bir elma sekerine tav..
marifet ve keramet yer alti zengini olmaktan cok beyin zengini olmaktan gecer..
ham madde zengini islam cografyasinin hali ortada inziva evlerinde(tekke)teselli bulmaya calisiyor..
slm.
suyun intikamı
Su intikamını feci bir şekilde aldı yine. Megaköy İstanbul harabeye döndü. Kültür başkentinin haline bakın! İnsanlar arabaların içinde, Rize dağlarında değil!, havaalanı yolunda, ana caddede öldüler. Tırlar kibrit kutusu gibi savruldu, otomobiller suyun içinde açık denize yolculuğa çıktılar. Yurdum insanları Londra asfaltında kurtarılmayı bekliyorlardı. Hayvanlar çaresiz, telef olmuş, suyun üzerinde akıyordu..
Böyle bir afet görülmedi. Denizle kara birleşti. Televizyonlar su üstünde yüzüyordu, porselen fabrikasından taşan porselen takımları kapanın elinde kalıyordu. Kıyamet nasıl olacak diye merak ediyorduk, işte size kıyametin provası. Daha ne bekliyorsunuz? Suyun yolunun Saray, Çatalca, Silivri ve en son İkitelliden sonra Dolapdere vadisinden Taksime gelmesini mi? İşte size küçük kıyamet. Tsunamiden ne farkı var bu afetin?
Suyun gücü
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Sel suları tsunamiye
Sel suları tsunamiye eşit
"Tek farkı sular ters yöneydi"
10.09.2009 09:57
Türkiye Jeofizik Kurumu Onursal Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, "Ayamama ve Tavukçu derelerinde yaklaşık 2,5 ile 3 metreyi bulan sel suyu yüksekliği İstanbul'da beklenen tsunami dalga yüksekliğine eşit" dedi.
Yazılı bir açıklama yapan Prof. Dr. Ahmet Ercan, "İstanbul'da ileride beklenen depremin yaratacağı süpürtü(tsunami) dalgaları kaygıyla tartışılırken 8-9 Eylül 2009 günleri 80 yılda bir oluşan bir sel kıranı oldu. Yaklaşık 30 kişiyi sel suyu ile boğan, araçları denize sürükleyen, evleri, işyerlerini basan, barajları patlama düzeyine getiren bu kabarmış sular beklenen tsunaminin ters yönde uygulamasıydı. Ayamama, Tavukçu derelerinde yaklaşık 2,5 ile 3 metreyi bulan sel suyu yüksekliği İstanbul'da beklenen tsunami dalga yüksekliğine eşit" ifadelerini kullandı.
Ercan, suların yüksekliğinin, Basın-Ekspres Yolu ve Ataköy'den İkitelli'ye dek her yerin suyla dolacağının bir göstergesi olduğuna değinerek, "Bununla yetinmeyip bu uygulama tüm Marmara kıyı kuşağındaki eski dere yatakları, marina, iskele, liman, Haliç, Yeşilköy, Büyük ile Küçükçekmece, Azatlı Deresi, Beşiktaş Ihlamurdere ile Ortaköy Dereiçi, Kurbağalıdere, Çobançeşme, Bakırköy, Yedikule, Zeytinburnu'nun kıyı kesimi, Tuzla ile Üsküdar gibi yerleri etkilemesi beklenir. Adı sayılan bu yerler ile denizden yüksekliği 4 metrenin altında olan, denize birleşen tüm İstanbul çukurlarında gerekli önlemleri almak gerekir. Eylül selinden sel getirileri altında kalan araçlar jeofizik(manyetometrik) araştırmalarla belirlenebilecektir" açıklamasında bulundu.
İHA
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
En Son Sözü.......
Sevgiler Zeus öncelikle hoşgeldiniz:
Bir sel gibi coÅŸkun geldiniz!
Ne demeli,daha ne demeli?
Doğa zaten söylenecek bir şey bırakmıyor,her şey göz önünde yeterince açık ve net.En son sözü Doğa söyledi!Bize ne hacet!
Sevgili Bodan Zaten sayın Zeus da Doğayı konrol etmeği değil doğayla eşgüdümlü yaşamayı savunuyor........Doğanın bize zararını(aslında bize göre zarardır,tamamen Doğa kendi doğal döngüsünü yaşamaktadır tıpkı vücudumuz gibi...)en aza indirgemeliyiz tıpkı sevgili Zeus'un da savunduğu gibi.
Zaten biz Doğanın bir parçası değilmiyiz?Ki öyleyiz o zaman tamamen onunla uyumlu bir hayat sürmek zorundayız.
Bakın etrafınıza Doğayla uyumlu bir yapılaşma,yaşam görebiliyormusunuz?Öyleyse sonuçlarına sızlanmak yerine,katlanmak zorundasınız!!!!
Ya bu tüm olanlara seyirci kalacaksınız,ya da Doğanın sözüne gelip onunla Bir yaşamayı öğreneceksiniz!
Saygılar
Medeniyet!!!!
Hangi medeniyete doğayı katletmek yakışır.O nasıl bir uygarlık anlayışıdır?
Biz herşeyi Doğadan ödünç aldık artık geri verme zamanı?İstesekte istemesekte Doğa zaten geri alacaktır!
Yaptıklarımızın hesabını en ağır şekilde ödüyoruz,ölümlerimizle borcumuzu ödüyoruz!
Tabiki Doğanın bizden istediği canımız değil sadece biraz daha duyarlı olmamız hepsi o!
Daha fazla diyet ödemeden lütfen artık kendinize geliniz !
SON NEHİR KURUDUĞUNDA,SON BALIK TÜKENDİĞİNDE,SON AĞAÇ KESİLDİĞİNDE;PARANIN YENMEDİĞİNİ ANLAYACAKSINIZ(BEYAZ İNSANLAR)!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
SAYGILAR
Küresel Isınma
ÖLÜM
Sayın xenix:
Sizinde dediğiniz gibi "deprem öldürmez,bina öldürür." bu zaten bilinen bir şey artık benim demek istediğim o binayı ne yaparsak doğanın en az etkisi ne maruz kalırız.Benim doğayı kontrol etme anlayışım doğanın tüm etkenlerini ortadan kalıdırmak değil doğa kendi döngüsünü yaşarken insanoğluna vereceği zararı en aza indirgemekti.Belki yanlış anlaşıldı.Olabilir.
Yanlız benim anlayamadığım.İki yorumunuzun içinde bu kadar ölüm geçmesini anlayamadım.Ölüm zaten doğal birşey değil midir ki?Ölümden bu denli korkmak niye?
Ölüm
Ölümü doğal bir şey kabul ederiz fakat bütün çabamız onu ertelemek içindir. Doğayı mafetmemizin tek sebebide budur. Çünkü kendimizden sonra gelecek nesilleri düşünmez çoğumuz. Kendi yaşamıyla uğraşır, kendi hayatını uzatmakla ilgilenir. Bundan dolayıdır ki git gide daha kötüye gidilmektedir. Sence insanlar ölümsüz olsaydı, doğayı mafederler miydi? Daha çok şey yaşamak için, daha hızlı ulaşım için, daha kolay yaşamlar için teknolojik aletler kullandıkça ister istemez doğaya zarar vermemiz kaçınılmaz.
xenix
Ve arabalar deryanın
Ve arabalar deryanın içinde koyun koyuna yüzüyorlardı..
Ve evler kağıt gibi ikiye ayrılmıştı..
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Doğa için ne yapıyorsunuz?
Sayın xenix
Siz doğaya zarar vermemek için ne yapıyorsunuz? Bilgisayarınızı kapatıyor,cep telefonunuzu sarj ettikten sonra adaptörünü fişten çıkarıyor,fazla su harcamamak için su tasarrufu yapıyor,cep telefonlarının yaymış olduğu yüksek frekansları ve bu frekansların ne kadar zararlı olduğunu bilerek,doğaya ne denli zararlar verdiğini bilerek cep telefonunuzu kapatmayıp kullanmaya devam etmiyor musunuz? Kablosuz bağlantı kullanıp bu frekans kirliliğine katkıda bulunmuyor musunuz? Başka şeyler de var bunları yapmaktan vazgeçersek kendimize zarar vermekten kurtuluruz.Ama doğa bu yaptıklarımızı telafi etmenin bir yolunu bulur.Ama insanoğlu kendine vermiş olduğu zararın telafisini bulabilecek mi?Sizin dediğiniz şu;insan doğaya zarar veriyor.Ölümden korktuğumuz için doğayı yok etme şansımız olamaz.Kim ne derse desin doğa kendi normal haline er yada geç dönecektir. Ama insanoğlu kendine vermiş olduğu zararın farkına varana kadar iş işten geçmiş olacaktır.İnsan doğaya zarar veremez.İnsan kendine zarar verir.İşte o zaman ölüm olur ama doğa için değil bizler için!!!!!!!!!!
Bu herşeyi alatıyor olmalı.
Ve insanoğlu ölümsüz olsaydı daha da doyumsuz olurdu.Çünkü;ölümsüz bir insanın kaybedecek neyi var ki? Sonuçta ölmeyecek sonsuz yaşam neye ihtiyacı var? Ancak yüksek bir bilince ulaştığı zaman zarar vermekten kaçınacaktır Doğaya!
sevgili zeus
Bütün teknolojik gelişmeleri, doğaya verdiğimiz zararları, ya da yaptığımız araç gereçleri düşünün. Bunların amacı daha hızlı ve daha çok yaşamak içindir. Mesela bir yol düşünün, bu yolu arabayla mı yürüyerek mi gidersiniz? Elbette daha hızlı gitmek, daha çok şey yaşamak için arabayla gidersiniz. Bu arada çıkan egzozu düşünmezsiniz. Küresel ısınmayı düşünmezsiniz. Tek düşündüğünüz daha erken ve daha rahat yaşamaktır. Bütün gelişmeleri düşündüğünüzde daha kısa zaman dilimlerine daha çok şey sığdırmak için (yani daha çok şey yaşamak için) olduğunu görürsünüz.
Son paragrafınıza ise hiç katılmıyorum. İnsanın doyumsuz olmasının sebebi ölümlü olmasıdır. Bu yüzden saldırır her şeye görmemişler gibi. Ölümsüz bir insan, can sıkıntısından patlardı.
xenix
Sizin görüşünüz
Tabiki bu sizin düşünceniz. Bu konunun nasıl ölüme,doyumsuzluğa ve ölümsüzlüğe geldiğini anlayamadım?Sizlere anlatmak istediklerimi önceki yorumlarda yazmıştım.Ama anlatamadım yada anlaşılmak istenmedim.Önemli değil fikirlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.
Ben anladım sizi
Sadece şunu belirtmeye çalışıyordum. İnsan doğaya hükmetmeye çalışmaz. Şu an dünyada diyelim ki 7 milyar insan var. Ve tek tek bu insanlara sorduğumuzda "fokların soyu tükeniyor, bunu ister misiniz?" derseniz. 7 Milyar insan sanki ağız birliği yapmış gibi, "hayır tabiki, doğa düşmanı insanları engellemeliyiz" derler. Oysa fokların soyu insan yüzünden tükeniyor. Üstelik kimse doğa düşmanı değilken ve kimse doğaya üstünlük kurmaya çalışmazken.
xenix
haksız mı insanlar
haksız mı insanlar.elbette ölümle mücadele edecekler.başka mücadele edilecek ne var ki?elimizde ki tek gerçek ölecek olmamız.
felaketler!
felaketler!
kendimize ve etrafımıza tamamen zararsız bir şekilde yaşayabiliriz.hatta bunu son teknolojik ürünleri kullanarakta başarabiliriz.artık tamamen geri dönüşümlü, çevreye tamamen zararsız ürünlerde üretilebiliyor olduğunu görüyoruz.yani aslında bunlar en baştandan yapılabilirdi! ama yapılmadı! çünkü düşünceler BENCİLDİ,BENCİYDİ !
neyse hiç bir şey için geç değil.
Şu başımıza gelen felaketlerin nedenini,Japon Bilim Adamı EMOTO'nun ''SU'' ile ilgili yaptığı müthiş buluşundan sonra daha net anlayabilir, zihnimiz daha berrak düşünebilir diye ümid ediyorum.çünkü bu durum her şeyi ortaya çıkartıyor!
e hala aynı şekilde devam edersek te, bize müstaak derim!
felakette, mucizede bizden çıkıyor!
Bu arada su ile ilgili bu konu açılmışken söyleyemeden geçemeyeceğim.Hz.Muhammed abdest alırken dua okuyun dermiş, ama ne yazıkki 'sözler günümüze açık ve net bir şekilde getirilmediği için ( her ne saçmalıktan gizleniyorsa >:( ) geçmişle ilgili her şeyi yanlış algılıyoruz.
SAYIN SONSUZ
SAYIN SONSUZ,
VİDEO İÇİN ÇOK TEŞEKKÜRLER.ÇOK GÜZEL BİR KATKI.
SAYGILAR
Şöyle Zarar Veririz!
Sevgili dostlar;
Sevgili Xenix Doğaya ölümden korktuğumuz için değil!
Doğaya daha iyi,daha lüks bir yaşam arzuladığımız için zarar veririz!
Nasıl mı?Amacımız en az güç harcayarak bir iş yapmak değil midir?Bunun için ne yaparız;aletler,makineler icat ederiz.Amacımız işlerimizi kolaylaştırmak ve zamandan,güçten tasarruf etmektir.Bu nedenle arabalara bineriz;onların hızları bize yetmeyince daha hızlılarını icat etmenin yollarını arar ve buluruz da.Bilirsiniz ki;en büyük icatlar tembellikten türemiştir.Mucitler kaslarını çalıştırmak yerine beyinlerini çalıştırırlar;en az kas gücüyle en çok iş yapma peşindedirler.Utanmasak Dünyayı ayağımıza getiricez.Neden kas gücü harcamayı sevmiyoruz da ondan.
Elimizi şıklattığımızda açılan ışıklar-televizyonlar-müzik setleri,ayarladığımızda vaktinde çalışan fırınlar-çamaşır makineleri-bulaşık makineleri,yürüyen yollar-merdivenler,asansörler,akıllı robotlar v.s.
Bir çok konuda daha ne kadar konforlu yaşayabileceğimizin yollarını arıyoruz.Hatta gelecekte bir gün;yapay zeka sahibi robotları bir çok alanda çalıştırıp bizlerde keyfimize bakacağız....Bunlar mümkün değil mi sizce?Bana sorarsanız elbette mümkün.
Tabiki lüks,konfor çok güzel şeyler ama;bunların bir bedeli var.Ve biz bu bedeli fazlasıyla ağır ödüyoruz.
Ne yapabiliriz;
1.Tamamen doğayla uyumlu ürünler geliştirip rahatımızdan vazgeçmeyeceğiz.
2.Eğer ki Doğaya uyumlu ürünler geliştiremiyorsak(ki gayet güzel yapılabiliyor)o zaman lüksten vazgeçip eski zamanlardaki gibi yaşayacağız.
3.Çevreye uyumlu yakıt tüketimiyle başlayabiliriz bu işe.
4.Zararsız yakacaklar kullanabiliriz.
5.Geri dönüşebilen ürünler almaya dikkat edip:miadları dolduğunda bunları Doğaya atmak yerine geri dönüşüm konteynırlarına atmalıyız.
6.Her konuda yediğimizden tutunda,giyeceğimize,eşyalarımıza,yakacağımıza kadar her konuda çok iyi bir şekilde eğitim alıp toplum bilincini en üst düzeye taşımalıyız.Ve bu bilinci gelecek nesillere aktarmalıyız.
7.BİLİNÇLİ BİR TOPLUM HER KONUDA DUYARLI DAVRANIR.BÖYLECE DOĞA YOK OLMA TEHLİKESİYLE KARŞI KARŞIYA KALMAZ.
Arkadaşlar burda hepimize sorumluluk düşüyor yapılabilecek çok şey var.Ağaçların bilinçsizce katledilmesi yüzünden yılda milyonlarca metreküp toprağımız Denizlere akıyor.
EĞİTİM,EĞİTİM VE YİNE EĞİTİM DİYORUM.Unutmayın Doğa bizden ayrı değil biz Doğayız.Böylece kendimizi yok etmekten öteye gitmiyoruz ve çocuklarımızıda.
Sayın shamanichealing
yazılarınızı her zaman ilgiyle , coşkunuza büyük bir hayranlık besleyerek ve aynı coşkuyla katılmaya çalışarak okumaktayım, ancak bu son yazınız bende aynı duyguları uyandıramadı.Şamanların davranışlarının temeli olan doğa ve ölüm konusunda daha hassas ve yaratıcı yaklaşımlar bekliyordum doğrusu. Çünkü şamanların gerçekten ya da görünenin ardındaki gerçekten söz ettiklerini ve bunları gördüklerine eminim. Yani hiç bir şeyi uydurmadıklarına ve mantık yürütmediklerini, gelen zamanı , ya da çeşitli farklı enerji alanlarını gördüklerini,bilmekteyim.(bu da bildiğim kadarıyla bir görme edimine dayanır farklı bir görme edimine ki bu herkesin becereceği bir edimdir, sadece herkes bu görme edimine hazır ya da istekli değildir der şamanlar) Elbette bunları siz benden daha iyi bilmektesiniz. Sanırım yukarıdaki konuda pek fazla düşünülmeden ve görmeden yanıtlamak gibi bir durum söz konusu olmuş. Çünkü şamanların temel felsefesinin bütün her şeyin burada ve bu bedenle ilgili olduğunu savunduklarını sanmaktayım. Amacımızın en az güç harcayarak, en çok iş yapmak olarak belirtmişsiniz. İşi anlamakta zorlandım desem, ama diyelim ki iş var ve gerekli, o zaman niye böyle olsun, sanırım bu kaytarma mantığı en çok askerde görülür ama nedeni o insanların niye orada olduklarını anlamamaları ve anlamsız bazı işlerle meşgul edilmeye çalışılmalarından kaynaklıdır.Yoksa bizde dünyada bu durumdamıyız? Sizce bu çok iş, az güç mantığı sadece şişmanlamamıza ve hantallaşmamıza yol açmaz mı? Sizce bu şamanlarca savunulan bir durum mudur? Bu bana daha fazla bir bankacı mantığını çağrıştırdı , en az yatırımla en yüksek kazanç... gibi. Bir koyup üç almak gerçekten insana ait bir durum mudur? Daha doğrusu doğaya ait bir durum mudur? İnsan doğaya ait midir? Şamanların bu konuda söyleyeceklerini merak ediyorum doğrusu? Gerçekten de bu konuda da diğer konularda ki gibi rivayet ve tevattür dışı bir yaklaşımda bulunmuyoruz.Sizin böyle somut konulardaki yol göstericiliğinizin önemli olacağına inancım tam. Yani ölüm, yaşam, teknoloji, doğa gibi temel konularda şamanların yaklaşımı nedir? Aydınlatırsanız sevinç duyarım.Belki başka bir başlık altında da olabilir.
sevgi ve saygılarımla
Sevgili Yunus.........
Sevgili Yunus çok teşekkür ederim alakanıza:Benim bir Shaman olmam Dünyadaki gelişmelerden uzak kalacağım anlamına gelmez.Bilirsiniz ki bizde(shamanlarda herşey ruhsal ve beyinseldir).
Şimdi burda anlayamadığım yazımla ilgili tatminsizliğiniz.Zaten aleni bir şekilde tüm gerçekleri yazdım.Anlatmak istediğim insanoğlu(ben değil)ölümden korktuğu için Doğayı yoketmiyor;sadece daha lüks bir yaşam için Doğayı yokediyor.
Şunu kastediyorum tembellik insanoğlunun vazgeçilmez davranışıdır:
1.Çamaşır makinesi varken kim çamaşırları elde yıkamak ister,tabi çamaşır makinesinde kullanılan deterjanın ne denli zararlı olduğunu bile bile,
2.Elektrikli süpürge dururken kim çalı süpürgesi kullanıyor,
3.Asıl şaşkınlığım artık bu konforun köylere dahi girmiş olması;köylü kadınların evi bile şehirlilerden farksız.Çamaşır,bulaşık makinesi,elektrikli süpürge,su ısıtıcısı,derin dondurucu,uydu ve daha aklıma gelmeyen birçok teknolojik alet.
EEEEEEEEEEE ne bekliyoruz ki teknolojinin girmediği bir yer var mı?Malesef yok.Çünkü;insanlar daima daha fazla konfor arayışı içinde.Bunun için neler yapılmalı ben onu anlatmaya çalışıyorum.Madem konfordan vazgeçilmiyor o zaman Doğaya en az zararı olan ürünler kullanılması gerekiyor onu savunuyorum.
Sevgili dostlar;Ben tam bir Doğa düşkünü olarak,hiçbir konfor umurumda bile değil.Ben tamamen Doğal yaşamdan yanayım tıpkı eski zamanlardaki gibi.Kuzineyle ısınıp,kuzinede yemek pişirmeyi tercih ederim,çalı süpürgesiyle evimi temizlemeyi isterim,gaz lambası yada mumla aydınlatmayı,soğuk bir akarsuda yiyecekleri saklamayı,bahçeme kendim ekip biçmeyi,hayvanlardan elde ettiğim yünlerden ip eğirip kıyafet dokumayı,televizyon izlemek yerine(ki doğru dürüst izlemem zaman kaybı olduğu için)komşularla muhabbet etmeyi istiyorum.Ve ileriki günlerde bunları gerçekleştirmek için çabalıyorum.Doğal yaşamın tüm olanaklarından faydalanabileceğimiz bir köy kurmayı amaçladığımız bir projemiz var.
Teknolojiye gelince tabiki Hindistana aylarca yürümek yerine,yada at sırtında gitmek yerine uçmayı tercih ederim.Uzun zamandır görmediğim Dünyanın bir ucundaki yakınımla görüntülü sohbet etmek isterim tabiki teknoloji bu yönde kullanılırsa aslında çok da kötü değil.Ama abartmadan,Doğaya zarar vermeden,tükettiğimiz kaynakları yerine koyarak.Yada yenilenebilir kaynakları kullanabiliriz.
TEKRAR SÖYLÜYORUM BİZ DOĞAYIZ,KENDİMİZİ DOĞADAN AYRI GÖRMEK ÇOK BÜYÜK BİR HATADIR.DOĞAYA ZARAR VERMEK DEMEK KENDİ İPİMİZİ ÇEKMEKTİR.GELECEK DOĞA VAR OLDUKÇA VARDIR.DOĞA YOKSA YAŞAMDA YOKTUR.DOĞAYA ZARAR VEREREK ÇOCUKLARIMIZIN YARINLARINI ÇALIYORUZ HEPSİ BUNDAN İBARET.
SON BALIK TÜKENDİĞİNDE,SON NEHİR KURUDUĞUNDA,SON AĞAÇ KESİLDİĞİNDE;PARANIN YENMEDİĞİNİ ANLAYACAKSINIZ(SİZ BEYAZ İNSANLAR)!!!!
Bence Yunus
Bence yunus, bunun böyle olmadığını iddia ediyor. Haklı gibi de. Shamanları bilmiyorum da şamanlarda beyinsel bir şeyler olduğunu sanmıyorum. Bedensel, deneyimsel, ruhsal deseniz tamamda. Şamanlıkta mantık aranmaması gerekir. Yapılan iş mantıklı bir iş değildir çünkü. Mantık yoluyla giderseniz, bugünkü teknolojik gelişmişlik ama her şeye zarar veren bir duruma ulaşırsınız. Ki gidilen yol da budur.
xenix
Neden Bizim....
Neden sevgili Xenix bizim beynimiz yok mu?Beyinselden kastım zihinsel.Zihin nedir, nerdedir?Tabiki beyinde.Ayrıca ben mi Shamanım sizler mi bilemedim?
Bedensel diyebiliyorsunuz ama beyinsel diyemiyorsunuz.Beden bir sistemler bütünüdür ve beyin de kontrol mekanizmasıdır.Yani bedenin kontrolü beyinde.Öyleyse beyinsel diyebiliriz.
Siz beyin gücü nedir bilir misiniz?İşte biz Shamanlar hem ruhsal hem beyinsel aktivitelerde bulunuyoruz.Ayrıca unutmayınız ki ruh ve beden ayrı düşünülemez.Tabi bazıları var ki hala anlamamış bedeni ve ruhu ayrı düşünmekte.
Benim Atalarım da Sahamandı ve bende bir Shamanım bundan büyük bir gurur duyuyorum.Atalarım ve ben şifacıyız.Bugüne dek Dünya yüzeyine çok yüksek enerjiler indirdik ve sonsuz Yaradanın izniyle birçok insan iyileştirdik.Ve bir çok insana çare olmaya devam ediyoruz çok şükür.
Şimdi anlayamadığım deneyimlemeden bir şeyi ne kadar anlayabilirsiniz.Belki biraz.Sizi anlıyorum.Fakat bazı şeyler okuyarak anlaşılmaz.Benim yaşadığım fiziksel,beyinsel,ruhsal deneyimleri en az bir defa sizde yaşamalısınız ki ne demek istediğimi anlayabilesiniz.
SONSUZ SAF BİLGELİK IŞIĞI;BİZLERİ KUŞATSIN VE AYDINLATSIN.SONSUZ SEVGİ YÜREĞİNİZE DOLSUN VE KALBİNİZİ YUMUŞATSIN...
Åžamanlar
Sitemizde 10 a yakın şamanist var. Bkz. http://www.sonsuz.us/?q=node/1815
Belki onları; yazılarını veya enerjilerini takip ederek bulabilirsiniz.
Benim Atalarım da
Benim Atalarım da Sahamandı ve bende bir Shamanım bundan büyük bir gurur duyuyorum.Atalarım ve ben şifacıyız.
))))) Sonunda Doğayı ilkellikte kurtarabileceğiz... Bunca akil niye aktı zamanın içinde....
Yeni yorum gönder