AYNI TENGRİNİN ÇOCUKLARI

Çerez olarak biriken 20 problem, sistem tarafından çözümlendi ve temizlendi.
samire kullanıcısının resmi


Türklerle Kızılderililerin ataları aynı mı?

İnsanların birbiri ile iletişim kurmasının en bilinen yolu konuşmaktır ve bunun aracı da dildir… Dilin söylediğini unutmamak ve duymayanlara aktarabilmek için “yazı” denen sembolleştirme yöntemine ihtiyacımız vardır. Yeryüzünde bugün mevcut olan yüzlerce farklı dil ve yazı; aynı atadan geldiğine inanılan insanı ne yazık ki “iletişimsizlik” konumuna düşürmüştür. Evrensel dil yapılma çabasında olunan İngilizcenin, ‘ Tüm’ halkları birbiri ile nasıl iletiştirdiği ise tartışılır bir konu bence…

Yazı ve semboller olarak elimizde bulunan tüm kaynaklar şimdiye kadar doğru yorumlanabilmiş midir?
Bizim klasik bilgilerimizle uygarlık tarihimiz 6.000 yıla dayanıyor olsa da, acaba tüm gerçek bu kadar mıdır?

İlk yazıyı Sümer’ler mi kullandı gerçekten?

Sümer’lerin kendi dillerine ait sesleri semboller halinde tabletlere geçirmiş olmaları ve bunun çözümlenmesine kadar geçen 5500 yıl, insanın var oluş cetvelindeki bütün uygarlığı temsil etmekte yeterli midir?

Yazının Sümerlerden intikal ettiği söylenen; Akadlar, Elamlılar, Babilliler, Asur, Hitit ve Urartu sıralaması ve dağılımı ne kadar doğrudur?

Bu soruların sayısı epeyce arttırılabilir.

Aslında son yıllarda bilinen bazı gerçeklerin o kadar da “ gerçek” olmadığı yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlasa da, Arkeolojik yaş tespiti için kullandığımız eski metotların yerini alacak yeni yöntemler, geçmiş tarihimizin yeniden yazılmasını sağlayana kadar bazı şeyler sadece iddia olmaktan öte geçemeyecek bir süre daha.

Bu iddialardan bir tanesi var ki çok ilginçtir:

Türkler ile Kızılderililer'in ataları aynı (mı)?

Asya'da uygarlık yaratan Türkler ile Amerika kıtasında yaşayan eski uygarlıklar Maya- Aztek- Olmek uygarlıkları arasında sembollerle başlayan benzerlik, bir sürü konuda şaşırtıcı noktalara ulaştı.

Asya’da Hitit Güneşi olarak bilinen semboldeki TENGRİ (yani evrenin her yerindeki tanrı) ile Maya ve Aztek tanrısı Quetzalcoatl ‘ın sembolü arasındaki benzerlik karşılaştırmaya değer. Hele bu tanrının adını “kutsal katlı” olarak okuduğumuzu düşünürsek anlamsal ve sembolik benzerlik iyice artar. (Kutsal katlı, Tengri ile aynı anlamdadır)

Maya ve Aztek tanrı isimlerinde Türkçe ile başka hoş benzerlikler de mevcuttur.

Chac: Yani "Çak" Mayaların yıldırım ve şimşek tanrısıdır. Çak şeklinde okunan bu sözcük halen bile dilimizde “Şimşek çaktı” şeklinde varlığını sürdürmektedir.

Kinich Ahau: Maya güneş tanrısıdır. Kinich veya Küniş, Türkçe “Güneş” kelimesi ile neredeyse birebir aynıdır. Eski Türk inancında “Künhan” Güneş-Han adı kutsal güneşe verilen isimlerden biridir. Ahau ile Han sözlerinin yakınlığı ise dikkat çekicidir.

Xiuhtecuhtli: ateş ve zaman tanrısıdır, çifte göreve sahiptir ve çifte kutlu olarak okunabilir.
Tezcatlipoca: Tez = hızlı, Katlı = Kat eden (hareket eden) ve B den P ye dönüşümle Bora sözü “poca” şeklini almış olabilir. Tezkatlıbora rüzgâr tanrısıdır.
Xochiquetzal: Güzellik ve çiçek tanrıçası idi. Burada “quetzal” sözünün kutsal olduğunu Xochi’nin çok olduğunu kabul edersek bu durumda “Çokkutsal” adı ortaya çıkmış olur.
Aşağıda sıralanan Kızılderili dilinde kullanılan kelimeler ile Türkçe arasındaki benzerlikler gerçekten dikkat çekici.

Yat-kı: yatılan ev

Tamazkal: Hamam, temiz kalmak

Yanunda: yanında

T- sün: uzun

Misssigi: Mısır

Tepek: tepe

Hu: selam

Türe: töre

Tete: dede

Atış-ka: ateş

Aş- köz: yemek

Yu: su

Yu-mak: yıkamak

Köç: göç

Tekun: tekin

Atağ: ata

Yaşıl: yeşil

Çakira: çakır

Kün: Gün

Atapaskan: Kızılderili kabilesinin adı

Ata-Hualpa: Son Maya kralının adı

Kalakmul, Uaxactun, Kopan: Maya şehirlerinin isimleri

Kızılderili kelimeleri ile Türkçenin karşılaştırıldığı bu birkaç örnek dışında Fransız dilbilimci Dumesnil, Kızılderililerin kullandığı 320 kelimenin Türkçe ile aynı olduğunu tespit etmiştir. Tarihçi Ord.Prof. Denis Sinor’ un araştırmalarına göre, töre, kültür, inanış, din, semboller, dil ve gelenekler arasında çok ciddi benzerlikler mevcut. Bazı bilim adamı ve tarihçilere göre genetik incelemelerde de ciddi kanıtlar tespit edilmiştir. (Gen araştırmaları etiklik açısından genellikle gizli yapıldığı için kaynaklarımız sınırlı ne yazık ki.)
Türk kelimesinin tarihine baktığımızda Sümer tanrıçası İnanna ile karşılaşırız, tıpkı Anadolu kültüründe olduğu gibi…

Tarihteki araştırmalara göre Kızılderili gelenekleri ile Türk gelenekleri arasında aşağıda listelenen benzerlikler tespit edilmiştir.

Sümer Tanrıçası İnanna’yı sembolize eden “Ay kayığı”simgesi olan hilal şeklindeki, boğaza takılan kolyeye Tork denilmektedir. (Anadolu’da Hitit devleti kurulmadan evvel yaşayan Tork-lar (Torkom) Hitit devleti sonrası kralları Pamba devrinde Hititlere boyun eğmek zorunda kalmışlardı.)

Tork isimli, hilal şeklinde kolyeyi tıpkı Torkom’lar gibi Bozok kabileleri olan sarışın Kızılderili kabilelerinden Navajo’lar, Şanı’lar, Ocibya’lar kemikten yapılmış olarak boyunlarına takmaktadırlar. Bu “Tork”ları, Çokta Kızılderilileri hilalin ortasına yıldız koyarak göğsü kaplayan geniş bir Ay yıldız kolye olarak kullanırlar.

Mayalar kendi dillerine aynı bizim ifademizle Mayanca demektedirler. Maya’ların Orta Amerika’daki önemli yerleşim yerlerinden olan “Yuka-tan” isminin Türkistan’ın Yok-Tan bölgesinden gelme olduğu anlaşılmıştır. Bu bölge Sümer Türklerinin Mezopotamya’ya göçmeden evvelki yerleşim sahası idi…

Tahiti adasına ayak basan Kaptan Cook Kızılderililerin başlarına taktıkları çiçekten başlığa Türk adı verdiklerini 1769 yılında tespit etmiştir.

Fiji adalarında Rotuma yerlilerinin dillerinin Altaik dil olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Endonezya adalarının dillerinin de Altay dillerinden olduğu anlaşılmıştır.

Doktor kelimesi yerine Ah-men, kırık çıkıkçıya Kak-bak, şifacı hekime Ah-bak, çocuk doğurtan ebeye ilk-alan-zah derlerdi. Bütün Altaylılar gibi Kızılderililer birbirlerine amca, baba, teyze, hala, ağabey diye hitap ederler. Maya Kızılderililerinde 1878 yılında el öpme adeti tespit edilmiştir.
Mohavk Kızılderilileri uzun eşek oyunu da dahil 12 Anadolu oyununun 11 tanesini bilmektedirler. Güreş ise bütün Kızılderili kabilelerinde dua ile başlanılan en önemli ata sporu olarak tatbik edilmektedir.

Anadolu Türklerinin parmaklar arasına sicim gererek oynadıkları sicim oyunu Atapaskan ve Keçuva kabilelerinde de oynanmaktadır. Üstelik figürler ve isimler de aynıdır. Eğer Anadolu’da bir figüre yıldız deniliyorsa, Kızılderililerde de yıldız denmektedir.

İnka’lar kök sülalesine “Ay-ullu” yani ulu soy demekle beraber, kendi yöneticilerine Kur-Hakan demekteydiler.

İnka’lar çocuklarına bir kahramanlık gösterene kadar ad vermezlerdi. Ad verme işlemi merasimle yapılırdı bir kişi ölene kadar bir düzine ad ve nam sahibi olabilirdi. (Dede Korkut Hikayelerinden Boğaç Han’ın Hikayesini hatırlatıyor.)
Kına yakma bütün Kızılderili kabilelerinde, Anadolu ve Orta Asyalı Altaylılar gibi uygulanmaktadır. Beşik kertmesi töresi aynı şekilde yaygın bir töredir.

Loğusa kadın bütün Altaylılar gibi kutsal sayılırdı. Loğusanın kırkını yaparlardı. Ölülerini bütün Altaylılar gibi, silahları ve atı ile birlikte “Kur-gan”lara gömerler. Kan davası bir töre olarak uygulanırdı.
Mayalar ölüm yıl dönümünde Yıl aşı verirler, cenaze törenlerinde erkekler yüzlerine kara boyalar sürerlerdi.

Toltek Kızılderililerinin gebelik ve bereket tanrısı Tez Katlı Poka (Tez katlı boğa)dır. Kızılderililerde cennet ve sırat köprüsü kavramı vardır. Cennete Vakui (Akui-(Altından ırmaklar akan yer) derlerdi.

Siu Kızılderilileri’nin 1870 yılı sonlarında Papıti, Muhave, Kalamat, Şoson, Irok gibi kabilelerinde “Hu” çekerek Bektaşi semahlarına benzeyen ayinler yaptıkları tespit edilmiştir.

İnkalarda Kopuz benzeri bir saz kullanıldığı tespit edilmiştir. Aztek ve Mayalar Ç-şıra (şıra) isimli içki içerler. İnkalar ise bu içkiye Çira derlerdi.

Tarihte Türklere ait heykel başları
Meksika'da Parque Muzesindeki Olmec heykel başları

Bu ilginç benzeyişlerin gerçek sebebi ne olabilir?

Peki ama dilde, sembolde, dinde, kültürde bu kadar benzeşmemiz biraz şaşırtıcı değil mi? Biz daha motorlu gemileri ve uçağı yeni bulmuşken, binlerce yıl önce aradaki koskoca Pasifik Okyanusu nasıl aşılabilmiş ve aynı genlere, aynı dile, aynı törelere, aynı törenlere, aynı sembollere nasıl sahip olmuşuz acaba?
Bu sorunun cevabını ararken karşılaştığımız kaynaklar bize şimdiye kadar öğretilen tarih bilgisinin eksiklerle ve yanlışlarla dolu olduğunu göstermeye yetiyor bence. Resmi tarihte bulunan eksiklikler, maddesel kanıtların yokluğundan kaynaklanmaktadır ama Dilbilim söz konusu olduğunda dillerdeki benzeyişler yeterince kanıt olmalıdır.

Atatürk’ün ilgisi

Yıllar öncesinde Atatürk’ü epey heyecanlandıran bir araştırma Türkiye’de ortaya çıkabilmek için yıllarca beklemek zorunda kalmıştır. Türk tarihinin ve coğrafyasının araştırılmasını isteyen Atatürk, ilkel diller uzmanı ve tarihçi-diplomat Tahsin Mayatepek'i görevlendirmiş ve ömrünün son yıllarında ilginç kaynaklara ulaşmıştır. Mayatepek’in sunduğu ön raporda Güney Amerika uygarlıklarından Maya uygarlığının dil ve kültürleriyle Anadolu ve Orta Asya kültürleri arasındaki benzerlik dikkat çekiciydi. Süreci inceleyip Atatürk’e raporlar halinde iletmesi için 1935’de Meksika’ya maslahatgüzar atandı ve Arkeolog William Niven’in Meksika’da yaptığı kazılarda bulduğu yaklaşık 15 bin yıl öncesine ait tabletlerin deşifrelerinden ve ardından James Churcward’ın Hindistan’da bulduğu benzer tabletlerin çevrilerinden Atatürk’ü haberdar etti. Sağlığının bozuk olmasına rağmen Atatürk, Türkiye’ye getirilen kitaplarla çok ilgilendi ve hızlıca çevirilerini yaptırıp, bizzat kendisi geceler boyu okuyup üzerlerinde notlar aldı. Halen Anıt kabir’de bir kısmı sergilenen kitaplar ancak 2000 li yıllarda Türkçeye çevrilebildi. (Kayıp Kıta Mu , Mu’nun Sembolleri)


Günümüzde bile bilimselliği hala tartışılan adres, MU kıtasından başka bir yer değildi. Mu kıtası üç büyük kara parçasından oluşuyordu, günümüzde küçük adacıkların olduğu bölgede dört ayrı ırk, tek tanrılı bir din, sembolizme dayalı bir öğretim sistemi ve gelişmiş bir uygarlık mevcuttu. Kıtadaki uygarlık devam ederken Asya’da ve diğer kıtalarda koloniler kurmuşlardı. Bu kolonilerden bir tanesi de Uygurlardı.


Azımsanmayacak sayıda bilim adamına, mevcut ve geçmiş medeniyetlerdeki pek çok ortak noktanın kaynağının Mu kıtası olduğunu düşündüren kanıtlar ciddiye alınmayacak gibi değil. Sadece yazılı kaynakların değil, imgelere ve simgelere dayanan kültürel tarihin de incelenmesi bugünkü geçmiş tarih bilgimizin değişmesini sağlayacaktır. Buzul çağından önce yani, günümüzden 30.000 ile 15.000 yıl öncesi göçlerle oluşan Maya, Aztek, İnka kültürlerinin incelenmesi, efsanelerinin tekrar gözden geçirilmesi bakış açımızı mutlaka değiştirecektir.

Mu kıtasının Pasifik Okyanusta batacağını anlayan uygarlığın yaşamın devamını sağlayabilmek için diğer kıtalara göçler yaptığı Dil ve kültür araştırmalarında ortaya çıkmaktadır, tıpkı yıllardır konuşulan Kızılderililer ile Türkler arasındaki benzeyişler gibi…

İstanbul Üniversitesi Mezunları Derneği USA (IEMEZUSA) 26 Ocak tarihinde New York’ta İki kültürün benzerlikleri konusunda bir panel düzenledi:

Türk dünyası ile Kızılderililer arasındaki ortak bağlar?

Panel konuşmacıları:

Prof. Türker Erdoğan (George Washington Üniversitesi), Prof. Timur Kocaoğlu (Michigan Devlet Üniversitesi), Araştirma Profesörü Marjorie Mandelstam Balzer (Georgetown Üniversitesi & Eurasia Antropoloji ve Arkeoji Dergisi Editörü), Doçent Carol Lujan, Ph.D , (Amerikan Kizilderilileri Araştirma Bölümü, Arizona Devlet Üniversitesi)

Diliyorum ki; Milliyetçi bakış açılarının o ince tehlikeli çizgisinde sınırlı kalmadan, sadece Kızılderililer ile Türk dil ve kültürlerinin değil, bilinen eski uygarlıkların bıraktığı tüm maddesel ve sembolik kanıtlar, bütün dünya ülkelerinin katılacağı geniş kapsamlı sempozyumlarla araştırılır ve Mu Kıtasının gerçekte var olup olmadığı anlaşılır bir gün…

MU kıtasının var olduğu iddiasını savunan kaynaklar:

Dr. William Niven'in 1921-1923 yılları arasında keşfettiği, günümüzde Mexico Müzesi’nde bulunan 2600 tablet. Yucatan'da hazırlanmış eski bir Maya kitabı olan 'Troano El Yazması'. (British Museum'da bulunmaktadir) Maya kitabı olan Cortesianus Kodeksi. (Bugün Madrid Ulusal Müzesi'nde bulunmaktadır.) Paul Schlieman tarafından Tibet'teki bir Budist tapınağında keşfedildiği ileri sürülen “Lhassa Belgesi”. Yucatan'da (Meksika) Churchward’un batan Mu kıtasının anısına inşa edilmiş olduğunu ileri sürdüğü Uxmal tapınağındaki (bana uç mahal kelimesini hatırlattı nedense) yazıtlar. Bu tapınaktaki yazıtlarda “geldiğimiz yer olan Batı ülkelerinin anısını korumak için inşa edilmiştir” ifadesi bulunmaktadır. Meksiko şehrinin 96 km. güneybatısında yer alan Xochicalo Piramiti yazıtları. (Bu piramit, üzerindeki yazıtlara göre, “Batı ülkelerinin yıkımının anısına” inşa edilmiştir. ), Perezianus ve Dresden kodeksleri.

Kaynağımız neresi olursa olsun hepimiz aynı Tengri’nin çocuklarıyız!

NESRİN DABAĞLAR indigo dergisi

Senin oyun: None Ortalama: 4 (7 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Öncelikle hoşgeldiniz

Öncelikle hoşgeldiniz Nesrin hanım. Güzel bir çalışma olmuş. Bu sitede bu konular bilgisev üstad tarafında da dile getirilmişti daha önce. Okudunuz mu bilmiyorum.

Kızılderili ve diğer medeniyetleri meydana getiren insanların Amerikaya nasıl geldikleri konusunda yazıda bir soru işareti var. Halbuki bunun açıklaması çok basit. Bering boğazı yoluyla Asyadan Amerika kıtasına geçmişlerdir. O zamanlar Bering boğazı buz tuttuğu için yürüyerek geçilebiliyordu. Alaska ve Şimdiki Rusya topraklarının en yakın olduğu yerdir Bering boğazı.

Kızılderililerin ve Amerikadaki diğer Maya, Aztek ve İnka medeniyetlerinin Türk kökenli olduğu artık sır olmaktan çıkmıştır. Bunu herkesin kabul etmesi gerekiyor artık. Dünya da bunu kabul etmeye başladı. Çindeki piramitleri yapan Türkler aynı Piramitleri Dünyanın diğer bölgelerinde örneğin Mısırda, Bosna-Hersekte, ve Orta ve Güney Amerikada yapmışlardır. Bu Piramitlerin hepsinin Türk yapımı olduğu yakında ortaya çıkacaktır.

Bu yazıdan anladığımız yeni olan şey ise Tahiti gibi Endonezya, Fiji gibi Okyanusya adaları gibi yerlerdeki yerlilerin de Altaik diller konuşmaları, yani Türk kökenli olmaları gerçeği. Bu gidişle bütün Dünya Türk olacak hadi bakalım.

Son olarak Tanrının çocukları olmaz, kulları olabilir ancak. Böyle tabirleri kullanmasak daha iyi olur diye düşünüyorum.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

ÇOCUK- KUL

Kul Kelimesi yaradan yaradılan bakış açısıyla baktığımızda kullanılan bir sözdür. Makalelerimde daha farklı ve evrensel bakmaya çalışırım. Çok farklı inançlar da mevcut dünyada. İnsanlar dünyanın çocuklarıdır, dolayısıyla çocuk olmaları, kul oldukları gerçeğini ortadan kaldırmaz ya da inkar etmez. Kullanmakta bir sakınca görmüyorum ben, sizin düşüncenize saygı duyarım ama sonuçta benim makalem benim tabirimdir. Siz kendi yazdıklarınızda öyle kullanın ama bir başkasına dikte edemezsiniz.

Ayrıca TENGRİ kelimesi

Ayrıca TENGRİ kelimesi Allah ile aynı anlamda değildir. TENGRİ aslında gökyüzü demektir. Eski Türklerdeki gökyüzü tanrısı kelimesine tekabül eder. Değişerek türkçede TANRI kelimesine dönüşmüştür.Yazıdaki son cümlede; aynı GÖK'ün altında yaşayan insanlarız manasında AYNI TENGRİNİN ÇOCUKLARIYIZ ifadesini kullandım. Allahın çocukları desem belki haklısınız. Ki İslamda Rab, Rahman, Allah, kelimeleri yaradanı temsil eder.

Nesrin hanım niye dikte

Nesrin hanım niye dikte edeyim? Ben sadece böyle tabirlerin uygun olmadığını söyledim. Kullanıp kullanmamak size kalmış.

Müslüman biri böyle bir tabir kullanamaz. Eski Türk filimlerinde çok olurdu; Allah baba filan derlerdi(çocukları korkutmak için Allah baba kızar! filan denirdi)Allahla baba nasıl yanyana gelir? Allahın dişilik erkekliği var mı haşa? ne kadar büyük bir yanlış! Ama alışkanlık, bazı insanlar kullanırdı eskiden bilmeden. Hristiyanlık-yahudiliğin tesiri sanırım, içimize sokmuşlar.

Hristiyansanız tamam. Onlarda üçleme olduğu için Hz. İsyayı aynı zamanda Tanrı olarak görürler. Tanrının oğlu filan derler haşa. O zaman Tanrının nasıl oluyor da çarmıha gerilebildiğini hiç düşünmezler ama! Bu nasıl Tanrıki kendini düşmanlarından koruyamıyor?

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Nesrin hanım, son

Nesrin hanım, son açıklamanız yeterince açıklayıcı. teşekkürler. Bu anlamda yazdığınızı tahmin etmiştim. Ben genel olarak yazdım zaten.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Müslümanın kim olduğunu,

Müslümanın kim olduğunu, hangi tabiri nasıl kullanacağını siz belirleyemezsiniz. Allaha şükür ben kitabımı kendim okuyup kendim anlayabiliyorum, aracıya ihtiyaç yok. Dolayısıyla tabire dayandırıp hristiyan-müslüman kriteri koyamazsınız ve basit hristiyan üçlemesine atıf yapamazsınız böyle bir konuda.

İşin garibi, yazımın

İşin garibi, yazımın amacı aynı göğün altında hepimizin kardeş olduğu anafikrini anlatmaya çalışmaktı. Duruma bakın ki şurda bir kelimenin ayrıştırması ile nasıl bölündüğümüzü canlı canlı yaşıyoruz, allah sonumuzu hayırlara ulaştırsın...

Ben o anlamda söylemedim

Ben o anlamda söylemedim yanlış anlamışsınız. Müslüman-Hristiyan kriteri açısından söylemedim. Örnek vermek için verdim o örnekleri.

Sonra ben belirlemiyorum bu kuralları. Her dinin kuralları vardır ve bunlar kişiye göre değişmez. Benim yorumum değil yani bunlar, kime sorsanız aynı şeyleri söyler.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Bölünme filan yok.

Bölünme filan yok. Alınganlık gösteriyorsunuz. Bu konuya takıldınız, başka yorumlar da yapmıştım.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Teşekkür ediyorum...

Teşekkür ediyorum...

Kutadgu

Dünyada Tanrı için farklı farklı görüşler vardır. Üstelik BİR bi tanrıdan bahsedildiği halde herkesin dimağsında yarattığı farklıdır. Kimine göre o bir kraldır(mecazi) kimine göre bir enerji... Hristiyanların tanrısı içki içtikleri onları cezalandırmaz, buna mukabil müslümanların tanrısı cezalandırır. Bu ve buna benzer birçok farklılıklar vardır. Sonuç olarak; müslümanlar arasında bile aynı tanrı imajından sözetmek olası değildir. Bu olguyu test etmek için çevrenize şu soruyu yöneltiniz : "Size göre tanrı nasıl birşey?"

Bu durumda Tengri ile Allah iki farklı kavramdır.
Tengri cezalandıran, cennet ve cehennem öneren bir tanrı değildir. aynı durum alevi düşün planında da vardır: şaman ruhtan gelen Türklerin muhteşem felsefesinin ürünüdür ki bu arabın kalbindeki tanrıdan oldukça farklıdır.

Samire'nin yazısı dialektik bir düşüncenin ürünüdür, insanlığın tarihsel gelişimine bakmış ve tarihin o zamanındaki insan için tanrının ne olduğunu göstermeye çalışmış... Bir yaratıcı olduğu görüşünden hareketle, insan için ortak bir yol bulmaya çalışmış.

Aynı tanrı mı?

Pek katılmasam da çalışmasına ve emeğine teşekkür ediyorum.

Dikte

"Nesrin hanım niye dikte edeyim?

Müslüman biri böyle bir tabir kullanamaz."

Gerçekten hiç dikte olmamış.

)kapa parantez

Ben teşekkür ediyorum,

Ben teşekkür ediyorum, güzel açıklamalarınıza. Ben Tengri kelimesini GÖKYÜZÜ anlamında kullandım o yazının başlığında ve son cümlesinde...

Güzel Soru

Aynı Tanrı mı?

Sanırım kaç kişi varsa bir o kadar da Tanrı-Allah-Rab tanımı ve algısı var.

Sn oikos Din konusunda

Sn oikos Din konusunda malesef bilginiz çok sınırlı. Konulara çok yüzeysel bakıyorsunuz Her defasında aynı tartışmaları yapmak zorunda kalıyoruz.

Oysa kulaktan dolma bilgilerle yorum yapacağınıza bu konularla ilgili biraz kitap okusanız bazı görüşlerinizin değişeceğine eminim.

Tanrı kavramı o kadar karışık değildir söylediğiniz gibi. Tanrı yaratıcı demektir tek kelimeyle ve bütün kaderimize hükmeder. Semavi dinlere göre böyledir, sıfatlarında farklılıklar olsa da. Semavi olmayan dinlerde farklı düşünceler olabilir.

İslamda ise bir ve tek olan yaratıcının adı Allahtır ve sıfatları ve özellikleri bellidir ve kişiye göre değişmez. Siz sanırım sokaktaki, çok bilgi sahibi olmayan, adamların Tanrı algılayışı farklıdır diyorsunuz. Yine değişmez. Tanrı yaratıcıdır, görünmez ve herşeye hakimdir.

Tanrı nasıl bir şey diye madde olarak İslamda sorulamaz zaten. Çünkü İslama göre Allahı madde, fizik olarak tarif etmek mümkün değildir. Kuran insanın bunu düşünmekten aciz olduğunu söyler. İnsanın aklı fizik ötesini anlayabilecek ölçüde yaratılmamıştır.

Tengri ise eski Türklerin Allah adı yerine kullandıkları Tanrı adının diğer bir versiyonudur. Ben çok farklı görmüyorum.

Allah sadece Müslümanların yada Arapların Tanrısı değildir. Hz. Ademden beri gönderilen bütün peygamberleri O göndermiştir. Ve dikkat edilirse bütün gönderilen dinlerin emir ve yasakları aynıdır temel olarak. Dolayısıyla Tengri-Allah ayrımı yapılamaz. Eski Türklerdeki dinin kuralları ile İslamın kuralları arasında çok fark yoktur. Aşağı yukarı aynı kurallar vardır. Çünkü bütün dinler aynı Allahtan geliyor.

Bir de sürekli korku üzerinde duruyorsunuz! Allahın mağfiret denilen affetme, bağışlama ve ödüllendirme özelliklerini gözardı ediyorsunuz. Allahın bu özellikleri korkutma ve cezalandırma sıfatlarını kat be kat aşar. Eğer insanlar yaptıkları kötülüklerden dolayı Allah tarafından hemen cezalandırılsalardı yeryüzünde tek insan kalmazdı! Oysa Allah belki tövbe ederler diye sürekli insanların cezalarını erteler. Çoğu zaman da Ahirete bırakır.

Allah yapılan 1 iyiliğe karşı 10-100-700 sevap verdiği halde, kötülüğe karşı sadece 1 günah yazmaktadır. Eğer bir iyiliği kalbimizden geçirip yapmaya niyet etmişsek, onu bir mazeretten dolayı yapamamış olsak bile yapmış gibi sevap veriyor. Ama kalbimizden yapmaya niyet ettiğimiz kötülüğü hiç hesaba katmıyor! Bu ve buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bu vesileyle Ramazan ayını içinde olmamız nedeniyle örnek olarak önümüzdeki günlerde yaşayacağımız Kadir gecesinden bahsetmek istiyorum: Kadir gecesinin, yani 1 gece, 1000 yıldan daha hayırlı olduğu bildirilmektedir. İnsan bu gecede yaptığı zikir ve ibadetlerle bütün geçmiş günahlarını affettirebilir, ilaveten 1000 yıllım sevap kazanabilir. Allahın böyle, kullarını bağışlamak ve onları ödüllendirmek için özel günleri vardır. Kadir gecesi Ramazanın son 10-14 gecesi(tek geceler)içinde gizlenmiştir. Hangi gece olduğu belli değildir. Bunun nedeni insanların her geceyi Kadir gecesi sanarak daha çok Allaha yönelmeleri içindir.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Sn. açparantez siz de

Sn. açparantez siz de yanlış anlamışsınız malesef.

O cümle ile ben 'siz müslüman değilsiniz o zaman!' demek istemedim ben. Eğer inancınız varsa, müslümansanız bu tür tabirlerin sakıncalı olduğunu, uygun olmadığını söylemeye çalıştım. Çünkü İslamın temeli Tanrının bir, tek olması doğmamış ve doğurmamış olması, ezeli ve ebedi olmasıdır. Bu çoğumuzun hergün okuduğu ihlas süresinde belirtilir. Müslüman birisinin Tanrının sıfatlarında yanlışa düşmesi inancını zedeler.

Yanlış anlaşılmadan dolayı özür diliyorum.

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

kutadgubilig;Din konusunda,

kutadgubilig;
Din konusunda, Allah konusunda, müslümanlık konusunda insanlara fetva vermeyi bırakınız lütfen, zira konuştukca daha da batıyorsunuz.İnsanların, Tanrı,Allah,Rab vs. nasıl algıladıklarına takılmaktan kendi özünüzü yaşayamıyorsunuz.yazılarınızı, okuduğum da birşey daha dikkatimi çekiyor sürekli insanlar bilmiyor da bilir kişi sizmişiniz gibi davranıyorsunuz.Bence idrak etmeniz gereken çok şey var çokkk...öncelikle allaha tapınmaktan vazgeçerek başlayabilirsiniz.Siz allahın yerine geçip insanları yargılamaya kalkıyosunuz ve bunu hep yapıyorsunuz. Kul ile allah arasına giriyorsunuz Ve fazlasıyla haddinizi aşıyorsunuz.

Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar.
Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla...Yok eğer Tanrı dendi mi evvela aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.
Şems-i Tebrizi

Tanrı-Tengri- Allah

"Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar."

Güzel söze ne denir?

mu kıtasının

ATLANTİS EFSANESİ ile olan ilişkisinden de bahsedebiliriz. Atlantis'in, MU kıtasının bir kolonisi olduğu bazı kaynaklarda verilmiştir.

Atlantis insanlık tarihinin en büyük muammasıdır...

Efsane şöyle baslar; zamanımızdan 11.500 yıl kadar önce genellikle bir çoklarının Atlas Okyanusu’nda olduğunu iddia ettikleri bir kıta varmış. Bu ülke insanlığın, özellikle beyaz-ari ırkın doğduğu ve çok üstün bir uygarlığa yükseldiği bir adaymış. Büyüklüğü Libya ve Asya (Anadolu)’nın toplam alanından daha genişmiş. Burada Güneş’e tapan bir dini ve teknolojide çok gelişmiş, bilimi benimsemiş, çok yüksek kültüre sahip ve çok uygar bir ulus yaşarmış.

Atlantisliler, Avrupa, Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ve Orta Amerika kıyılarına yaptıkları seferler ile ora halklarına bu uygarlıklarını aşılamış ve koloniler kurmuşlar. Sık sık olan depremlere ada halkı alışmışsa da yine oldukça zararını görüyorlarmış. Bir gün çok şiddetli depremler sonucu, Atlantis adası tümüyle sulara gömülerek yeryüzünden yok olmuş ve silinip gitmiş.

Bir çok bilgine göre Atlantis, Atlas Okyanusu’nda değil, başka bir yerdedir. Örneğin, Akdeniz'de, Ege’de Tera Adası’nda, Afrika’da, Kuzey Denizi’nde vb. Bazı araştırmacılar ise bu esrarengiz ülkenin Kafkasya'da olduğundan sözeder. Bunlar, Reginald A. Fessenden, Delisle de Sales, Hermann Wirth gibi tarihçi ve araştırmacılardır.

Atlantis anakarasının Kafkasya'da olduğu gerçekte ispatlanamayacağı ve mantığa aykırı olabileceği düşünülebilir, ancak gerçek olan bir şey vardır ki, Kafkasya ile Atlantis arasında çok yakın bir ilişki saptanmıştır.

Atlantis’ in sulara batışını izleyen büyük tufanın o zamanki bilinen dünyayı sular altında bırakmış olması da gerekirdi. Bu tufanda su yüzünde ancak yüksek dağların kalmış olabileceği de çok olasıdır. Avrupa'nın en yüksek dağları Pireneler, Alpler ve Kafkas dağlarıdır ve bu bölgede yaşayan insanlar en yakın kara olduğu için tufanda kurtulanlar arasında sayılabilir. Bu büyük felaketten kurtulabilen bazı Atlantisliler'in de böyle dağlık kara parçalarına sığınarak yaşamlarını kurtarabilecekleri de akla gelen bir teoridir. Eflatun da bunu bu şekilde yansıtmıştır.

Devam edecek..

KAYNAKLAR
1) BADDELEY, JONN F., Rugged Planks of the Caucasus. Oxford 1940.

2) BASHMAKOY, A1exander, Ciqnuante Siécles d’evo1ution Ethnique autour de la Mer Noire (Cimmertene-Circaseiene) Paris 1937.

3) BERLITZ, Char1es, Mystery of Atlantis. London 1976.

4) BERKOK, Gnl. İ. Tarihte Kafkasya – İstanbul 1958

5) BElL, James S., Journal of a Residence in Circassia. London 1839.

6) FESSENDEN, Reginald A., The Deluged Civilization of the Caucasus Isthmus, Boston 1923.

7) GUNOKUE K. ÖZBAY. Kuzey Kafkasya Dergisi. Sayı 58. İstanbul 1980.

8 ) P.T.S., Circassian Star. Dergi. No. 1, Vol. 1, New York 1978.

9) KESKIN, Bnb. Ali, Özel Notlar.

10) De MARIGNY, Travels in Circassia. London 1837.

11) NAMITOK, Aytek. Origines des Circassiens. Paris 1939.

12) NOGUMA Ş0RA Bekmurzin, Çerkes Tarihi (Vasfi Güsar) 1844. İstanbul 1974.

defol

O'na da defol Orta Asya'ya diyebilirdi pekala! :))

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

CENGİZ HAN'dan KAÇAN

CENGİZ HAN'dan KAÇAN TÜRKLER AMERİKA'da

'Kızılderililer Türk mü' tartışması sürüyor. İşte New York'ta düzenlenen panelde ortaya atılan tezler..

27.01.2008 11:02

ABD'nin New York kentinde düzenlenen ''Türkler ile Kızılderililer Arasında Ortak Bağlar'' adlı panelde, iki millet arasında çok ilginç benzerliklerin olduğu ortaya çıktı.

ABD'de faaliyet gösteren İstanbul Üniversitesi Mezunlar Derneği'nin (İÜMEZUSA) Türkevi'nde düzenlediği etkinlikte, George Washington Üniversitesinden Prof. Dr. Türker Özdoğan başkanlığında Türklerle Kızılderililer arasında tarih, kültür, dil, Şamanizm inancı ve el sanatlarında kendini gösteren benzerlikler tartışıldı.

Özdoğan açılış konuşmasında, konunun çok popüler olduğunu belirterek, modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün de bu konuyla ilgilendiğini anımsattı.

ABD'DE ''HAVASU'' KENTİNİN ANLAMI

DNA testlerinin yapılmasıyla son yıllarda Türkler ile Kızılderililer arasındaki bağların net şekilde ortaya çıktığını kaydeden Özdoğan, Orta Asya'daki Türkler ile Sibirya Türkleri ve Kızılderililerin DNA örneklerinin çakıştığını söyledi.

Özdoğan, iki halk arasında kültürel, ruhani pek çok bağ olduğunu çeşitli örneklerle anlattı. ABD'nin Arizona eyaletinde Kızılderililerin yaşadığı ''Havasu'' kentinin ne anlama geldiğini yerlilere sorduğunda Türkçe'dekiyle aynı anlama geldiğini öğrenince çok şaşırdığını anlatan Özdoğan, Türk ve Kızılderili kilim motiflerinin birbirinden ayırt edilmesinin zor olduğunu, dil, müzik, heykel, mücevher ve diğer el sanatlarında büyük benzerlikler olduğunu belirtti.

CENGİZ HAN'DAN KAÇAN UYGUR ASILLI TÜRK GRUPLARI

Özdoğan, Kızılderililerin Bering Boğazından Amerika kıtasına göç ettiklerini ifade ederek, en son MS 1233 yıllarında göç edenlerin Cengiz Han'dan kaçan Uygur asıllı Türk grupları olduğunu söyledi.

Özdoğan, bu insanların Amerika'da Atabaşkan lisanı konuştuklarını ve bu lisanının Türkçe'ye çok benzediğini belirtti. Özdoğan, Kızılderililerin Navaho klanından olanların yaratılış hikayesini anlatan ''Dine Bahane'' isimli kitabın da yine Türkçe çağrışımlar yaptığını ifade etti.

TÜM KIZILDERİLİLER TÜRK KÖKENLİ DEĞİL

Georgetown Üniversitesi Sosyoloji-Antropoloji Bölümünden Prof. Dr. Marjorie Mandelstam Balzer de konuşmaSInın başında, tüm Kızılderililerin Türk kökenli olduğunu söylemenin yanlış olacağını, ancak bazı kabilelerle arada büyük benzerlikler olduğunu söyledi.

Balzer, Doğu Sibirya'da yaşayan Türk gruplarının Cengizhan'dan kaçarak Bering Boğazından 800 yıl önce Alaska'ya göç ettikleri bilgisini de teyit etti.

ŞAMANİZM VE TOTEMLER ORTAK

Balzer, Kızılderililer ile Türkler arasında ''ayı, kurt, kartal'' gibi totem ve simgelerin aynı şekilde yaygın biçimde kullanıldığını, dil, tarih, biyolojik ve ruhaniyet açısından büyük benzerlikler olduğunu söyledi.

Rusya'daki ''Yakutistan'' adıyla bilinen Saha Cumhuriyetinde yaşayan Türk kökenlilerle Kızılderililer arasında yine büyük benzerlikler olduğunu anlatan Balzer, örneğin Alaska'daki Kızılderili grupların başından beri demir işleme konusunda çok ileride olmasının da yine bu göçten kaynaklanabileceğini ifade etti.

Ruhaniyet ve Şamanizm'in Türkler ile Kızılderililer arasında en büyük benzerliklerden biri olduğunu kaydeden Balzer, Şamanların o dönemin doktorları sayıldığını ve Kaliforniya'da halen Şaman teknikleri kullanan ''doktorlar'' olduğunu belirtti.

KIZILDERİLİ VE TÜRK KİLİMLERİ ARASINDA FARK YOK

Balzer, Türk ve Kızılderili gruplar tarafından dokunan kilimlerin, coğrafi uzaklığa rağmen birbirinden ayırt edilmesinin son derece güç olduğunu da belirterek, yapılan bir deneyde insanlara kendilerine gösterilen Türk ve Kızılderili kilimleri birbirinden ayıramadıklarını anlattı.

Arizona State Üniversitesinden Kızılderili kökenli Doçent Carol Jujan da kendisinin bağlı bulunduğu Navaho klanıyla ilgili detaylı bilgi verdi. Jujan, ABD'de 2.5 milyon dolayında Kızılderili ve 300 bin civarında Navaho klanından Kızılderili olduğunu söyledi. Navaho (Dine-halk) Kızılderililerinin ABD'nin güneyindeki Utah, Arizona ve New Mexico'da yaşadıklarını kaydeden Jujan, kendileri için ''aile, kadın, arkadaşlık, eğitim ve sanatın'' çok önemli olduğunu anlattı.

DİLDE GRAMER BENZERLİĞİ

Michigan Devlet Üniversitesinden Prof. Dr. Timur Kocaoğlu ise Türkçe ile Kızılderili dilleri arasında bağ bulunduğunu, bu bağın kendisini ortak kelimelerin ötesinde gramer açısından gösterdiğini söyledi.

Kelimelerin zamanla değiştiğini, bu açıdan karşılaştırma yaparken sadece kelimelerin değil başka bilimsel ölçütlerin de kullanılması gerektiğini, ancak yine de zaman değişse bile bazı kelimelerin anlamının ve şeklinin değişmediğini anlattı.

''TÜRKLERİN ATALARI BELKİ DE AMERİKA'DAN GÖÇ ETTİ''

ABD Doğu Yakası Kabileleri (Ayı Klanı) Başkanı Brian Paterson da geleneksel
Kızılderili başlığıyla yaptığı konuşmasında, Türkçe ''merhaba'' diyerek konukları
selamladı.

Paterson, ABD'de Kızılderililerin geçmişte ezildiğini, ancak şu an daha iyi koşullar altında yaşadıklarını, modern yaşama uyum sağlamakla birlikte kültürel miraslarını korumaya çalıştıklarını belirtti.

Paterson, Türkleri kardeş ve aynı aileden gördüklerini, aynı değerleri paylaştıklarını kaydederek, esprili şekilde, ''Türk insanların ataları da belki de bu topraklardan (Amerika'dan) göç etti'' dedi.

TÜRK DOKTORUN DNA SONUCU

Bu arada Prof. Dr Özdoğan, Paterson'a, ''Size bir müjdem var'' diyerek, İstanbul'dan Levent Bozatlı adlı doktorun DNA testi sonuçlarının kendisinin Kızılderili olduğunu kanıtladığını söyledi.

New York'a gelemeyen Bozatlı panele telefonla bağlanarak Paterson'la konuştu. Paterson daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, DNA testi sonucunun kendisini şaşırtmadığını, Türkleri kardeş gördüklerini ve toplantının da aralarındaki dostluğu pekiştirdiğini belirtti.

ABD İçişleri Bakanlığı Kızılderililer Doğu Yakası Başkanı Frank Keel de yaptığı konuşmada Türk misafirperverliğini övdü ve ''Aradaki bağın derecesi ne olursa olsun veya bağ olsun ya da olmasın iki halk her zaman dost olacak'' dedi.

Özdoğan daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada ise Türkler ile Kızılderililer arasındaki benzerlikleri yıllardır anlatan tarihçilerin, antropologların, dil bilimcilerin söylediklerinin DNA testleriyle kanıtlandığını ve testlerin artık benzerliğin Orta Asya ve Sibirya'da yaşayan Türkler ile Kızılderililer arasında olduğunu ortaya çıkardığını belirtti.

Özdoğan, toplantıya katılan Kızılderili liderlerin toplumlarında önemli kişiler olduğunu vurgulayarak, bu vesileyle iki toplum arasındaki dostluğun yeniden altının çizildiğini ve bundan ileride de yararlanılması gerektiğini söyledi.

ABD'deki Türk toplumunun Kızılderili asıllı Amerikalı bir Kongre üyesini desteklemesinin yararlı olabileceğini kaydeden Öztürk, Kızılderili gruplarının da Türk lobisi için çok aktif olabileceklerini belirtti.

AA

HABERTÜRK

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

Yakut Türkleriyle Mayalar

Yakut Türkleriyle Mayalar Akraba

Araştırmacılar, yeni DNA çalışmalarında Sibirya’daki Yakut Türkleri’yle yerli Amerikalılar arasında yakın akrabalık bulunduğunu ortaya koydu. İşte şaşırtan genetik benzerlik:

23 Şubat 2008 08:30

Stanford Üniversitesi’nden Richard M.Myers başkanlığındaki ekibin, Science dergisinde yayımlanan çalışmasında, 51 halktan 938 kişinin genetik ayrıntıları incelenerek, insanların nasıl benzer ya da farklı olduğunun kanıtı ortaya kondu. Çalışmada ortaya çıkan bulgulardan biri de Sibirya’da yaşayan Yakut Türkleri’yle Meksika, Orta Amerika, Kolombiya ve Brezilya’da yerli halklar arasında bulunan genetik benzerlikler oldu. Yakutlar ile Amerika’da akrabalıkları bulunan yerli halklara Orta Amerika’da Mayalar, Brezilya’da Surui ve Karitianalar dahil.

Araştırmacılar, Yakut Türkleri’yle, deniz seviyesinin daha alçak olduğu dönemde kara köprüsü üzerinden Sibirya’dan geçtiklerine inanılan yerli Amerikalılar arasında yakın akrabalık bulduklarını belirttiler. Bulguların, insanların Amerika’ya muhtemelen 12 bin ila 30 bin yıl önce var olan kara köprüsüyle Bering Boğazı’nı geçerek Sibirya’dan göçtüğü teorisine uygun olduğuna işaret ediliyor. Daha önceki araştırmada, Yakutlar’la Amerikalılar arasında genetik bağlantının ortaya konulduğu, ancak yeni bulgularda daha derin genetik bağlantı ortaya çıktığı belirtiliyor.
AA

http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm

son mohikan

Ezoterik bilgilere göre,MU

Ezoterik bilgilere göre,MU medeniyetinin devamı olan ATLANTA medeniyetinin TÜRKLERİN kökeni olduğu kabul ediliyor.Atlantalılar kozmik bilimde ilerlemelerinin nedeni birlik düşüncesine hakim olmalarından kaynaklanıyor.Öyleki tüm çocuklar bizim çocuklarımız anneler annelerimiz(tabii bunlar lafda değil)diyecek kadar birlik bilinci sağlamışlar.Kozmik bilgileri kötü amaçla kullananlar çıkmaya başlamış ve giderek çoğalmışlar.Bu yüzden aralarında iyi ile kötü mücadelesi başlamış. Atlanta ikiye ayrılmış.Sayıca üstün olan kötülerle iyiler arasında tarihte ilk kez majik yöntemlerinde kullanıldığı savaş çıkıyor.Kötüler galip geliyor.Kıtaların fiziki ve atmosferik dengeleri bu savaşla iyice bozuluyor ve arkasından tufanlar yaşanmasına sebep oluyor.Kıtaların tamamen sulara gömülmesinden önce iki gurubun temsilcileri çevre kıtalara göç ediyor ve kendilerine iki ayrı yer altı merkezleri kuruyorlar.İyilerin kurduğu merkez AGARTA kötülerin ŞAMBALA adıyla anılılıyor.
Aslında iki gurubunda eindeki bilgiler aynıydı ama kullanım alanları çok farklıydı.Ezoterik bilgilerde bu iki gurubun hala yer altında olduklarını ve dünyaya oradan yön verdiklerini söyler.

Kutadgubilig'in soylediklerine verdiginiz cevaplardaki uslup

Sayin Samire,
Makalenizi ilgi ile okudum. Elinize ve emeginize saglik.
Kutadgubilig ile aranizda gecen yazismalari da okudum. Bir ilahiyat prof. olarak cevaplarinizi ne yazik ki yanlis, defensive ve hircin buldum ve uzuldum. Keske ogrenmeye daha acik bir tutum icinde olsaydiniz ve daha uygun bir uslubu tercih etseydiniz. Boylece okuyucularinizin sizinle ilgili goruslerini negatif yonde etkilememis olurdunuz.
Saygilar,

Sayin Kutadgubilig,

Tesbitlerinizde haklisiniz. Saygili ve olgun tavrinizdan dolayi sizi tebrik ediyorum.

Calismalarinizda basarilar dilerim.
Selamlar,

Samire

Gerçekten güzel anlatmış ve tartışmışsın, iç içe dürülmüş ve alt alta, yan yana, iniş ve çıkış şeklinde dalgalanan, bir biri ardınca dizilmiş dengeyi işaret etme gayretinde, fevkaladenin fevkinde bir perspektif yaklamışsın. :)

Emeğine sağlık ayrıca.

Dikkat edilmesi gereken nokta..

Asya’da Hitit Güneşi olarak bilinen semboldeki TENGRİ (yani evrenin her yerindeki tanrı) ile Maya ve Aztek tanrısı Quetzalcoatl ‘ın sembolü arasındaki benzerlik karşılaştırmaya değer. Hele bu tanrının adını “kutsal katlı” olarak okuduğumuzu düşünürsek anlamsal ve sembolik benzerlik iyice artar. (Kutsal katlı, Tengri ile aynı anlamdadır).. Dikkat çekilmesi gereken bir nokta...
www.videonom.com
www.amasra.biz
www.bartin.biz

KIpçaklarla ilgili yayınlanmış ilginç bir kitap

Kıpçaklarla ilgili yayınlanmış ilginç bir kitabın internette yayınlanmış halini bilgilerinize sunuyorum. İlginizi çeker sanırım. Yukarıdaki Kızılderililerle ilgili yazıyı okuyunca , bu kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Saygılarımla.

http://yunus.hacettepe.edu.tr/~unan/kipcaklar.html#MilletNedir

Cenk bey'e

Öğrenmeye açık tavırın ne olduğu konusunda fikrinizi alabilir miyim? Acaba şunu mu demek istediniz;

Çocuk yerine kul demem uygundur, hemen değiştireyim...

Kutadgu'nun öğretmek istediği buydu da...

Yok başka bir öğrenmeden bahsediyorsanız seve seve sizden öğrenmek isterim bir ilahiyat prof. olarak...

s a m i r e

Teşekkürler

Vermiş olduğunuz bu güzel bilgiler için teşekkür ederim.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş