Küçük kıyamet

statik kullanıcısının resmi

11.11.2011 tarihinde, teröristler tarafından oluşturulacak kıyamet senaryolarına dikkat!! İnsanoğlu kıyameti tanrıya bırakmaz, kendileri yaratır..

2012 falan hikaye.

Senin oyun: None Ortalama: 5 (2 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

neden böyle

koca evrende ancak bir toz zerresi kadar olan şu dünyada neden sevgi, barış, hoşgörü içinde yaşanmaz ki.
bu kadar mı zor bu?

bu böyle

Eğer bu bu kadar kolay olsaydı, Dünya da iyi- kötü kavramı olmazdı ,yalnızca iyiler sadece cennette olur heralde,Dünya bunun için hazırlanan bir yer değil galiba

valla ben çok isterdim.

valla ben çok isterdim. keşke kötü(lük) diye bir kavram olmasaydı. dolayısıyla keşke herkes cennete gitseydi.
ne güzel olmaz mıydı?

bende isterdim

ewet denge çok güzel olurdu , zaten öyle olsa burası da cennet olurdu ,

Katil seven ülke

Zülfü Livaneli

Çünkü bu memlekette katillerin sevildiğini, el üstünde tutulduğunu uzun zamandır biliyorum.

Acı da verse gerçek bu.

Bir insan öldürmek; çok ağır bir suç değil bu kültürde.

Hatta o iğrenç öldürme eylemi birçok nedenle yüceltilir bile.

Vatan uğruna, namus uğruna, siyasi görüş uğruna, futbol takımı uğruna vs. adam öldürmek katili yüceltir.

Katillere “Türkiye seninle gurur duyuyor” diye tezahürat yapılır, katil omuzlara alınır.

Cezaevlerinde diğer suçlular aşağılanır ama katillere ağır mahkûm diyerek saygı gösterilir.

“Üç leşi var, beş leşi var” denir.

Zavallı kurban “leş” olmuştur.

Gündelik dilde bile adam öldürmek için “temizledi” sözü kullanılır.

Yani insan öldürmek dünyayı temizlemektir.

Birkaç yıl önce televizyonda bir şarkıcı yarışması yapılıyordu.

Birkaç hafta sonra baygın bakışlı bir çocuğun katil olduğu ortaya çıktı.

Ne oldu dersiniz?

Bu bilgiden sonra o çocuk necip ve asil milletimizin oylarıyla birinci seçildi.

Bu yüzden Ağca’ya gösterilen basın ilgisine şaşırmıyorum ben.

İçinde çok iyi insanlar barındırmasına rağmen Türkiye’nin çoğunluğu maalesef böyle.

Güce tapan, zayıfı ezen, kadınları çocukları paralayan, masum hayvanları eziyet ederek öldüren, cahil, bulunduğu yeri kokutan, ensestin yaygın olduğu ilkel bir topluluk.

Medeni insanlara acı çektiren bir güruh.

İşte bazı çevrelerin “milletimiz” diye yere göğe koyamadığı, her davranışında bir demokrasi hikmeti aradığı çoğunluğun gerçek yüzü bu.

Gerçek sorunlarla yüzleşmeye cesaret edilemediği ve aynaya bakılmadığı için ahlaken giderek geriliyoruz.

Meselenin sadece zenginleşmek değil aynı zamanda medenileşmek olduğunu kavrayamıyoruz.

Çünkü Atatürk’ten sonra hiçbir yönetim “insan ve onun kültürü” sorunuyla uğraşmadı.

***

Son bir örnek vereyim:

Abdi İpekçi öldürüldüğü gün hüngür hüngür ağlamıştım ama, bir süre sonra onun Milliyet gazetesinde “Ağca yakışıklı mı?” soruşturmasını görünce midem bulanmıştı ve “Lanet olsun böyle basına” demiştim.

Bu yüzden artık olan bitene şaşırmıyorum.

Bu ülke katile değil, barış isteyene düşmandır.

el Kaide operasyonu

hürriyet.
16 ilde 140 gözaltı

23.01.2010

Terör örgütü El Kaide’ye Türkiye çapında eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Başta İstanbul olmak üzere 16 ilde 140 kişi gözaltına alındı. El Kaide operasyonunda, İstanbul’da örgütün Türkiye sorumlusu M.P., İstanbul sorumlusu Hakan Karakaya ve askeri kanat sorumlusu Şaban Ali Yarpazoğlu’nun da aralarında bulunduğu 25 kişiyi gözaltına aldı. 29 adrese düzenlenen baskınlarda, Rus ve MKE yapımı el bombaları, Takarov’larında aralarında bulunduğu tabancalar, av tüfekleri ele geçti. İstanbul’daki operasyonda öğretmen, imam ve yazar bulunduğu belirtildi.

Eylem hazırlığı

Yakalanan örgüt üyelerinin İstanbul, İzmir ve Ankara’da ABD, İngiliz ve İsrail hedeflerine eylem hazırlığı yaptıkları belirlendi. Saldırılacak hedeflerle ilgili fotoğraf ve kroki çalışması yaptıkları tespit edildi. Üst düzey bir emniyet yetkilisi, “Örgütün silahlı eylem kanadı ve üst düzey sorumluları yakalandı. Büyük eylemlere hazırlanıylorlardı” dedi. Diğer illerde yakalanan El Kaide üyelerinin bu illerde savcılığa çıkartılacakları belirtildi.

G Milat, Şok Doktrini

Enternasyonal demiştin değilmi Chavez hala çağırıyormu gidelim bir endamımızı gösterelim.

Dünya değişti hemde hızla... Enternasyonal, sosyalist devrimler, işçi hakları, barış v.s v.s bunlar masaldan ibaret artık diye düşünüyorum.

Kapitalizm ve faşizm in birer piyonlarıyız dolaylı yollardan..

Ben değilim!...

Ben değilim!...

Hüseyin AKTAŞ

Saygı duyuyorum lakin inanmak istesemde beni hayat şaşırtıyor.

Hapishaneleri kuran kapitalizm ve faşist yönetimlerdir ve orda yatan insanlar piyondur kanımca....

Xmen yanıldın

hapishaneleri hırsızlar kurdu..

git bak istersen;)

http://www.sonsuz.us/node/1327

"Hapishaneleri kuran

"Hapishaneleri kuran kapitalizm ve faşist yönetimlerdir ve orda yatan insanlar piyondur kanımca...."

Hangi takımın piyonu pekiyi?...

Kapitalizme ve onun sonuçlarından biri olan faşizme karşı savaşan bir halkın piyonu olmaktan onur duyarım!

Philidor adlı satranççı "Piyonlar satrancın ruhudur" der ayrıca. Diğer taraftan vezire terfi etme olasılığı da vardır piyonların. Ya da satranç tahtasında bir piyonun olduğu sürece her an rakip şahı mat edebilirsin. Yani piyon deyip de geçme. Hele ki senin ifade ettiğin düşünceleri ifade eden bir hiç olmaktansa, piyon olmayı tercih ederim!

Ha, size bir şey söyliyeyim mi? Ben şahım şah! Çünkü kendi oyunumu oynuyorum!

Karşı olduğun sistem ile savaşırken tutsak düşebilirsin.
Her savaşta tutsak düşmek olabilir.
Savaşmadığın zaman zaten yoksun. Savaşa girişince de bu olasılık her zaman vardır.
Yenilmek istemiyorsan, hiç hapse düşmeyi göze alamıyorsan, ellerinin üstüne otur ve öylece kal! Ya da at kendini bir uçurumdan aşağıya, asla hapishaneye düşmezsin!

Sistemle sorunum olmadı

Hüseyin sistemle sorunum olmadı ama sistem çarkları benide içine aldı. Statik güzel bir hikaye ama yazdım ya hikaye gerçeklerle örtüşmüyor.

Sizlerde iyi bilirsiniz yazılı kanunlarla uygulamalarda çok farklılıklar var. Nasılki Adalet Mülk/ü olanın/ün temeliyse ne yazılsa ve sistemin yanlışlarını hatalarını bilmemize rağmen elimiz kolumuz bağlı kalıyorsak. (ergenekon, balyoz davaları, gazetecilerin susturulması, içerde kilit adamların öldürülmesi ve tabiki dışarda da aynı şekilde susturulmalar pasifize edilişler). Nasıl karşı geleceğiz bu sisteme hepimiz bize dokunmayan yılanla arkadaş değilmiyiz..

Son tümceniz: "Nasıl

Son tümceniz: "Nasıl karşı geleceğiz bu sisteme hepimiz bize dokunmayan yılanla arkadaş değilmiyiz.."

Buradan başlayabiliriz!
Şöyle düzeltelim önce: "Nasıl karşı geleceğiz bu sisteme; hepimiz bize dokunmayan yılanla arkadaş değil miyiz?..."

Böyle küçük küçük şeyleri düzelterek devam edelim.
Sonra sorunuzu yeniden soralım?
Soru sormakla başlar her şey! Sorgulamakla başlar! Kendimizden başlayalım! Yanı başımızdaki ile devam edelim.
Hiç uyuyan bir denizin dalgalanışını izlediniz mi?
Rüzgar çıkar önce.
Küçücük damlalar kıpırdar sonra.
Kıpırtı kıpırtı ile birleşir.
Kıpırtılar kıpırtılarla sonra.
Sonra dalga oluşur.
Dalgalar dalgalarla birleşir.
İçi dışına çıkar denizin.
Başlar kıyılarını dövmeye.
"Gemisini yüzdüren kaptanlar" gemisini yüzdüremez olur.
Ve
Büyük kavgalara yelken açanların yeli kesilmez!
Çünkü onların rüzgarı kendinden eser!

Karamsarlık da iyidir, iyimserlik kadar. Marifet her ikisinden de olumlu sonuç çıkarabilmekte. Gelişmenin yönünü kendimiz için tayin edebilmekte. Bunu sen kendin için yapmazsan, başkasından hiç bekleme!

Çaresizseniz, çare sizsiniz!

Aklıma Ferhan Şensoyun bir denemesi geldi,

"Ferhan Şensoy ve bir kaç arkadaşı, çok uzun bir zaman önce Taksim’de bir deney yapmıştı. Nazilerin SS subayı üniformalarını giyerek İstiklal Cadde’sini dolaşmış; insanların kimliklerini sormuş, bazılarını da darp etmişti.

Üzerlerinde üniforma olduğu için kimse hiçbir şey diyemedi. Üstelik, bu üniforma SS üniformasıydı! Yani Almanya’da kullanılmıştı!"

Hiç bir yorum yazmıyorum. Sen kendin düşün.

"Hüseyin AKTAŞ:

Bazı insanlar hapishane yatar. Bazı insanların yalnızca yatakları yatar. Bazıları ise hapishanelere sığmaz; daima firar ederler."

Ama Hapishaneler hep vardır. Firari düşünceler olsada kale gibi orda yeni misafirlerini beklerler. Yataklar aynı, yatanlar farklı olarak.....::)))

Yanlış anımsıyorsun

Yanlış anımsıyorsun Xmen,

Orta Oyunu oyuncularının o denemesinde, çoğunluk emirlere itaat etse de, bir üniversite öğrencisi ve kabadayılık aleminden gelen bir adam "Siz Nazi subayısınız, siz kimsiniz ki ben size kimlik göstereyim?!" diyebilmişti...

12 Eylül 1980 darbesinden bir kaç yıl sonraydı ve tüm toplum korku ve işkence ile sindirilmiş durumdaydı. Böylesi durumlar hep sürüp gidecek sanıyorsan aldanıyorsun! Biz o öğrencileri ve o yiğit insanları çoğaltacağız işte!

Evet; hapishaneler yatanları değişerek hep var oldular... Bu çok önemli bir tespit değil:)

Hapishanelerin hiç olmayacağı bir dünyayı her zaman düşleyeceğiz. O güne kadar da Bastil'in yıkıldığı gibi yıkmaya devam edeceğiz. Yıkamazsak tünel kazacağız. Beden olarak "içeri" düşmenin hiç bir önemi yok, önemli olan ruhunu; düşüncelerini teslim etmemektir. Bu bizi hayvanlardan ayıran bir özelliktir!

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş