İnsan için neresi gurbet?

Kaplumbağa kullanıcısının resmi

İlahi aşkı ararken sûfi bir grubun peşine düşerek Konya’ya gelen ve burada aradığı aşkın yanı sıra mecazi aşkı da bulan Silvia, memleketini pek özlemediğini, buraya farklı bağlarla bağlandığını, buralardan ayılmanın kendisi için artık çok zor olduğunu söylemektedir.

Bırakın Arjantin gibi başka bir ülkeden gelmeyi, Türkiye içinde bile doğduğumuz şehirden farklı bir şehirde yaşadığımız zaman kendimizi gurbette hissediyorsak, Silvia’nın bu duygusunu ve ardındaki besleyici gücü sorgulamak gerek diye düşünüyorum.

İnsan için neresi gurbet gerçekten?

Hep bir arayış içerisindeyse insan, bulunduğu yer, doğduğu yer de olsa gurbette sayılmaz mı?

İnsanın aradıklarını bulduğu ve huzura kavuştuğu yer, dünyanın öte başı olsa da, orası ne kadar gurbet sayılır peki?

Arayan için, bir ırka mensup olmak, bir ülke vatandaşı olmak neyi ifade eder peki? Özgürlüğü kısıtlayan bir zincir değil mi?

İşte bu yüzden her gün dünyanın bir yerinde uyumak istiyorum ben. Bir gün Asya’da Sarı Nehir’in kıyısında bir kulübede, bir gün Güney Amerika’da, bir gün Afrika’da bir yerli kabilenin çadırında, bir gün İzlanda’da bir balıkçı, bir gün Sibirya’da buzları kırarak balık yakalamaya çalışan biri olarak güne başlamayı bu yüzden arzu ediyorum ben. Tüm insanlar kardeşse eğer, onlarla birlikte niye olmayayım; acılarına, sevinçlerine niye ortak olmayayım.

Ah, bak işte; Orhan Veli de bu özlemini şöyle dile getiriyordu yıllar önce.

HOY LU-LU

İsterim benim de acaip isimleri
Hiç duyulmamış zenci arkadaşlarım olsun.
Onlarla Madagaskar limanlarından
Çin'e kadar yolculuk yapmak isterim.
İsterim içlerinde bir tanesi
Vapurun güvertesinde, yıldızlara karşı
'Hoy lu-lu' şarkısını söylesin her gece.

Ve bir gün ansızın bir tanesine
Rastgelmek isterim
Paris'te...

Senin oyun: None Ortalama: 4 (Toplam 1 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Dört Duvar

Dört duvara mahpus olmuşuz,
Adını ev koymuşuz,
Cesaretimiz ancak buna yetmiÅŸ.
Oysaki nehir dönüp dolaşır aynı denize akar,
Umarım kaplumbağa birgün sende bende yarım bıraktığımız yolculuğumuzu tamamlarız.

Yolculuk hep devam ediyor.

Bırakılan bir yolculuk yok sevgili sarhoş; yolculuk hep devam ediyor, kaplumbağa adımlarla olsa da...

Ve yolculuk da tamamlanmaz hiç bir zaman; arayış hep sürer. Menzilden sonra da menziller vardır yolcu için; yoksa vardığımız her durak menzil değil de bir istasyon mudur?

Biz yola aşığız; günebakan çiçekleri gibi güneşi takip etmektir işimiz.

Gurbet

Bir gün almanya gurbette ki arkadaşlarla oturuyoruz. Birisi dedi ki, buraya geldiğimde memleketi özlüyorum, memlekete gitsem burayı özlüyorum. Hangisi gurbet şaşırdım kaldım dedi.

Gurbet, senin bu bedende çıktığın yolculuktur dedim. Sen bedenini ve kişiliğini sen sandığın sürece gurbettesin.

yani

Yerleşmemiş kimlik duygusuna sahip olanlar kendilerini bir yere ait hissetmekte zorlanıyor olabilirler. Bu kötümüdür? Bence hayır.
Aidiyet bağlayıcı olsa gerek. Hem bir yere ait olmalıyım hem de hiç bir yere ait olamıyorum duygusu çelişki yaratıyor olabilir. O zaman şarkı sözündeki gibi :
"Ben gurbette değilim gurbet benim içimde"
durumları oluşur ve insanlar kendilerinde bir gariplik varmış gibi hissederler. Garibanlık böyle bir şey mi acep;)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş