Ah Keşke Bir Zeytin Ağacı Olsaydım !

Keşke bir zeytin ağacı olsaydım. Ah evet keşke. .. Düşünseniz ya: tekâmülüm içinde; onlarca hayat dersi tek bir bedende, tek bir gövdede yapardım. Ülkemizde insan ömrünün ortalama 50 -60’ lar da olduğunu düşünürsek 2000 yıl gibi bir süre yaşayabilmek nasıl bir birikim, görmüş, geçirmişlik katardı bana. Ne çok iz bırakırdım geride, ne çok faydam dokunurdu, evrene.
Meyvelerim sofraları donatır, en keyifli ziyafetlerde iz bırakırdı. Çıkan çekirdeklerim tespih olur, umut olurdu. Kimisi zikir çeker, kimisi nara atardım eline alıp. Yağını çıkartıp meyvelerimin; besinleri korumak için ya da sabun yapıp arınmak için kullanırlardı. Bazılarının derdine derman olurdum. Bazılarının saçlarına, cildine sağlık; güzelliklerine güzellik katardım. Lambalarında ışık olurdum; karanlıklarını aydınlatan. Evleri, ocakları; ateş olur, ısıtırdım. Dallarımı budayıp; kaşık, tabak ve birçok başka eşya yaparlardı. Bedenlere, zihinlere, mekânlara sevgiyle ve kalpten kabul edilirdim. Meyvelerimden geriye kalan küspem, gübre olur; bereketine bereket katardı toprakların. Topraktan gelip, toprağa dönmek; bir olmak bu olsa gerek.
Her bir su tanesinin hafızasındakileri, 2000 yıl boyunca gördüğü, geçirdiği her şeyi ; bünyesinde , olabilecek en hayırlı şekle dönüştürüp ; yine bir o kadar hayırlı ve kusursuz bir hizmeti evrene veren bir zeytin ağacı olmak.
Yeniden doğuştur zeytin: Nuh peygamber tufanın bittiğini; yanında getirdiği bir güvercinin gagasında getirdiği bir zeytin dalından anladı. Sular çekildiğinde ayakta kalanların içinde yine bir zeytin ağacı vardı.
Bereketin adıdır Zeytin: Zeytin meyvesi çok uzun bir toprak demi,uzun ve meşakkatli bir çaba ve narin ,hassas bir sulama ve bakım sonucunda ve uygun iklim şartlarında yetişir. Bu nedenle Zeytin Üreticilerine ‘’Zeyyad’’ denir. Cenabı-hakkın güzel isimlerinden biride El Zeyyad ‘dır. Aslında, salt anlamında ‘’zeyyad ‘,ziyade yapan, artıran, bereketlendiren demektir.
Bilginin ta kendisidir: Havva ile cennetten yeryüzüne kovulan Adem 930 yaşındayken öleceğini hisseder ve Tanrı’nın kendisini ve dolayısıyla tüm insanlığı bağışlamasının dilemeye karar verir.Bu amaçla oğlu şit’i cennet bahçesine gönderir. Bahçenin bekçiliğini yapan melek ,şit’in duası üzerine bilgi ağacından aldığı 3 tohumu ona verir ve öldükten sonra babasının ağzına koyup öyle gömmesini söyler. Adem ölür ve Tabor dağı yakınında Hebron vadisine gömülür.Adem‘in ağzında yeşeren ve kök salan üç tohumdan ; 3 ağaç Filiz verir. Zeytin , sedir ve servi.
Işığın ta kendisidir zeytin : Nur suresinde ;’’Allah yeryüzü ve gökyüzünün nuru olandır.Sanki minber üzerine konmuş çırağdır. Billur bir kandil içinde yıldız gibi parlamaktadır.O yaðý mübarek bir aðaçtan çıkar. O mübarek ağaç öyle bir zeytin ağacıdır ki ; ne doğuda ne batıda bulunur. ‘’ diye geçer kutsal kitabımızda.
Mitoljide de zeytin hak ettiği değeri almıştır. Tanrı Zeus’tan hamile kalan Titan kızı Tanrıça Leto ;ikiz çocukları Apollon ve Artemis’i delos adasındaki zeytinlikte doğurur. İnançlarına göre ;tanrıların çocukları zeytin ağaçları altında doğardı. Antik çağlarda doğan çocuğun müjdesi kapıya asılan zeytinden çelenkle verilirdi.
Kutsama sembolü olarak zeytinin kullanılması boşuna değil . Bize emanet bedenler alıp, 50 -60 yıl bakamıyoruz onlara. Bırakın bedenleri, ruhumuza ne kadar hizmet ediyoruz ki. Bütün yollarını bilmemize rağmen.
İşte bu nedenle: Bilginin, yaşamın ta kendisi olmak için bir sonraki kontratımda zeytin ağacı olmayı seçiyorum.
Bu defa ki seçimim konsantre birkaç hayatı bu bedende yaşamaktı ve her akşam hücrelerimi 150 yıl kodluyorum. Tüm kalbimle, sevgiyle bu hayatı kabul ediyor ve onaylıyorum. Ve de öyledir.
ASUDE MAKBULE
www.ruhsalplatform.com/simir
- medisis ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 3825 defa okundu

Sibel Atasoy

Keşke ben de bir zeytin ağacı olsaydım...
Ah, evet; keşke ben de bir zeytin ağacı olsaydım.
Zeytin ağacı olamadım, ama zeytin yağının mucizevî tadını her sabah yaşıyor, ekmeğimi zeytin yağına banıyorum.
Dalından çekirdeğine kadar her şeyiyle şifa kaynağı...
Kışın sobada da en çok zeytin odunu yakmasını seviyorum; kırdığım odunlar mis gibi kokmaktadır. Bu yüzden yeni yarılmış zeytin odunlarını alır koklarım.
O kadar çok ki zeytin üzerine söylenecek şey. Bu yazı ise ana hatlarıyla söylenecek bir çok şeyi söylemiş.
Yakmaya Kıyamam Ki....
Nasıl Güzel Anlatı O;
Sevgiler Medisis
Ah ne güzeldir zeytin ağacı biz ondan geçeriz de o bizden geçmez.Sevgili Kaplumbağa çok güzel yazmışsın ama canım zeytini yakmaya nasıl kıyıyorsun?Herşeyinden faydalanılabilir ama yakmak konusunu bir düşünmeli bence!
saygılar
Sırtını Yaslayıp Zeytine..........
Sırtınızı yasladınızmı hiç bir zeytin ağacına?
Ben ne zaman bir zeytin ağacı,çınar ağacı ve sedir ağacı bulsam hemen oturup dibine sırtımı yaslıyorum.Hepside tanıdık çok eski bir dost edasıyla karşılıyorlar beni.Ve başlıyoruz laflamaya,bu söylediğim şaka değil gerçeğin ta kendisi.Lütfen sizlerde deneyin anlıyacaksınız ne demek istediğimi.Öyle güzel hikayeleri varki;onlarki biz ne yaparsak yapalım affediciler,onlar ki herşeye rağmen sonuna kadar cömertler bizlere karşı ve insanların tüm nankörlüklerine rağmen!
Her seferinde sonsuz bir huzur,bilgi,enerji ve sevgiyle dolduruyorlar içimi.
Sadece şunu bilmelisiniz medisis tekrar bir zeytin ağacı olarak gelmenize lüzum yok zaten zeytinde biziz,biz herşeyiz.Gördüklerinde Ben'im, Görmediklerinde,Bildiklerinde Ben'im Bilmediklerinde!BİZ HER ŞEYİZ,HERŞEY OLDUĞUMUZ İÇİNDE HİÇ BİR ŞEYİZ!Sadece herşeyle bir bütün olduğumuzu idrak ve kabul ettiğimizde,asıl ozaman insan olma mertebesi başlıyacaktır.Şu an sadece korkularımızdan örülü bir hapishanenede(kısıtlı düşüncelerimiz)gün doldurmakla meşgulüz hepsi o.Lütfen kendinizi sınırlamayın biz bir bütünüz.Sizler arzu ettikçe ben herşeyi paylaşacağım sonsuz bir sevgiyle.
Herşeyi Olduğu Gibi Sonsuz Bir Sevgiyle Kabul Ediyorum.
Sevgili shamanichealing,
Sevgili shamanichealing, söylediklerinize tüm kalbimle katılıyorum.''BİZ HER ŞEYİZ,HERŞEY OLDUĞUMUZ İÇİNDE HİÇ BİR ŞEYİZ!''
O güzelim ağaçları yaşadığım yerde, öylesine acımasızca baltalıyorlar ki... Ve bunlara dur diyecek onları koruyacak bir yasa da yok. Evimizin önündeki kiraz ağacının kesilmesine izin vermemiştik ve biz evde yokken köküne tuz ruhumu yoksa kezzab mı artık bilemiyoruz eve geldiğimizde ağacımızın dibi kapkara idi. Zavallı ağaç kuruyup gitti. Maalesef doğayı harap etmekte üstümüze yok. Oysaki doğaya yaptığımız her saldırı kendimize ve çocuklarımızın geleceğine yaptığımız saldırı oluyor.
Sevgili kablumbağanın da duyarlı biri olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen kurumuş ağaçları ve belkide budanmış dalları yakıyordur.
Havada zeytin kokusu...
Sevgili arkadaşlar; ben tüm ağaçları korumaktan yanayım; ancak bir gün kesilmesi gerekenler varsa, kesilmelidir de.
Biz bahçeli bir evde oturduğumuz için bahçemize son yıllarda bir çok yeni zeytin ağacı diktik. Hatta bu yıl topladığımız zeytinleri sıktırdık ve yıllık zeytinyağı ihtiyacımızı karşıladık.
Bunun yanı sıra yine bahçemizde bulunan bir zeytin ağacını, hem de kendi ellerimle kestim geçtiğimiz kış. Çünkü arabamızı parkederken sürekli problem çıkıyordu; kaç kez de arabayı sürtmüştük. Bu yüzden kesmek zorunda kaldım, ama keserken içimden bir şeylerin kırılıp döküldüğünü de söylemeden geçemeyeceğim.
Yeri gelmişken, bu yıl zeytinyağı sıktırırkenki gözlemlerimi anlatan yazımı aşağıya ekleyeyim:
"İki gündür ne yana baksam zeytin… Siyah, yeşil, mor, renk renk, irili ufaklı çuval çuval zeytin. İçim dışım zeytin kokusuyla dolu. Havada zeytin kokusu… Hep hayranı olduğum deniz kokusu gibi…
Zeytinlerin başında tıpkı zeytinler kadar çeşit çeşit insan… Güneş yanığı yüzler, damarlanmış ve yıllara meydan okuyan eller kırış kırış… Kimi şalvarlı çiçek çiçek, kiminin ayağında lastik ayakkabı, tıpkı zeytinler gibi yeşil yeşil, mavi…
Çoğu yaşlı, genç olmayan… “Bilmez mi gençler zeytini yoksa, bu yaşlılık da niye?” diye düşünüyorum. Genç, utangaç bir kız olmasını ne çok isterdim oysa; ürkek bakışlarını seyretseydim ve bakışlarıyla oynasaydım onun. Utanınca yanakları al al olsaydı ve görünmeyen ellerimle uzanıp şefkatle okşasaydım yanaklarını; dokunsaydım hayallerine, uyandırsaydım içinde uyuttuğu bir düşünü.
Yaşlanınca insanların yüzündeki aydınlık kayboluyor. Kış ortasında yapraklarını dökmüş bir ağaç gibi ve öyle anlamsız… Suların çekildiği çorak topraklar gibi… Ah, görünmez ellerimi uzatıp o donuk suratlara renkler kondurmayı ne çok isterdim eğer bir ressam olsaydım.
Zeytin mevsiminde havada zeytin kokusu…
Çuvallarda zeytin.
Ve kasalarda…
Renk renk tane zeytinler el değmeden makinenin bir ucundan girip öbür ucundan yağ olarak çıkarken ne çok istedim geçmiş zamanda olmayı. Gözleri bağlanan atların bir daire etrafında mütemadiyen dönmesiyle büyük taşlar altında ezilen zeytinleri düşündüm. Yüzlerce kez üzerinde dönülerek ezilen zeytinlerin, altına harlı ateşler yakılan kocaman siyah kazanlarda kaynatılması geldi gözlerimin önüne. Sonra keselere doldurulup üzerine kaynar sular dökülerek yağın çıkarılması… Uzun saplı ağaç kaşıklarla siyah suyun üzerinde biriken yağların özenle bir kaba toplanması…
Çok kolaydı şimdi, çok kolaydı yağın çıkması. Ama anılardan sıyrılmış olarak ve gözü bağlı atlar olmadan… Kazanlar da olmadan üstelik.
Kadınlar yine vardı, elleri damarlı, yüzleri kırış kırış… Üstelik ayaklarındaki de yine aynı yemeniydi; üzerlerinde de aynı çiçekli şalvarlar… Ama ellerinde kocaman uzun saplı kaşıklar olmadan… Sanki “Sen karışma!” dercesine öylece itilip bir kenarda bekletilen, yürek burkan…
Bugün annemle zeytinyağı çıkardık fabrikada.
Annem topladı.
Ben getirdim.
Makineler çıkardı.
Ve biz seyrettik.
Ne güzel! İçim dışım zeytin kokusuyla dolu. Havada zeytin kokusu… Hep hayranı olduğum deniz kokusu gibi… "
Elbette Sevgili Medisis Bende Öyle.....
Bende sevgili kaplumbağanın duyarlı bir insan olarak sadece kurumuş bir zeytin ağacını yada kurumuş dalları yaktığını düşünmüştüm.Bu konuda hemfikiriz sevgili medisis fakat ne olursa olsun sanırım zeytin mecbur kalmadıkça yakmayacağım ağaçların başında gelir.Sakın olaki burdan ağaç ayrımı yaptığım sonucu çıkarılmasın çok üzülürüm.Doğaya ve herşeye tüm sonsuzluğa tapıyorum.Ağaçları yakmaya kıyamıyorum ama şu namussuz şömine çıtır çıtır yanarken karşısına oturup ateşin o bitmez tükenmez dansını seyre dalarken bir kadeh kırmızı şarap yada kanyak'ın ılık ılık boğazımdan aşağı süzülmesine bir türlü hayır diyemiyorum.Sonra gelsin sevgiliyle uzun uzun muhabbetler taki alevler dansetmekten yorulup uykuya dalana dek.Sanırım birçoğumuzda vardır bu şömine sevdası belkide özümüzdeki ateşin bir yansımasını evimizde görmemiz hoşumuza gidiyordur.
Sevgili medisis o alçaklar kiraz ağacını öldürmediler kendilerini öldürdüler ama farkında değiller.Bir gün farkına vardıklarında çok acı çekicekler.Bir bütün olduğunuzu farkettiğinizde bir böceği öldüremezsiniz çünkü;onun canı yandığında sizinde canınız yanar(bu konu deneyimlerime dayalıdır)bir ağacı kestiğinizde çooookkk canınız yanar.Evet böyle nasıl parmağınızı kesip atamazsanız bir gün gelicek gerçekleri gördüğünüzde kendinizden ayrı olduklarını(tamamen bir yanılsamadır ayrı olduklarını düşünmemiz) düşündüğünüz varlıklara,nesnelere asla bir daha zarar veremiyeceksiniz.
Sevgili kaplumbağa ne şairane bir anlatı o öyle ve ne güzel bir yerde yaşıyorsun ne mutlu sana.Ağzına ve yüreğine sağlık şu an içimi dışımı zeytin kokusu sardı ve bir hoş oldum.Immmmmm mis gibi kekik kokulu kırlarda sırtımı yaslamışım eski bir dosta(zeytin)ben beni kucaklarken denizi dolduruyorum ciğerlerime.
"SON AĞAÇ KESİLDİĞİNDE,SON BALIK TÜKENDİĞİNDE,SON NEHİR KURUDUĞUNDA;PARANIN YENMEDİĞİNİ ANLAYACAKSINIZ"
Sevgiyle Bir Olunuz....
Sevgili shamanichealing, iyi
Sevgili shamanichealing, iyi ki, siz ve sevgili kablumbağa gibi diğer arkadaşlar varsınız.Yorumlarınızla son zamanlarda sitemizde dolanan negatif rüzğarlar bir anda yerini sımsıcak, sevgi dolu kelimelere bıraktı...Zaten gündelik yaşantılarımızın içinde yeteri kadar kaos ve sevgisizlik bizlerle içice. Hiç olmazsa en azından, buralarda sevgi dolu paylaşımlarda bulunmak beni mutlu ediyor. Her ikinizede yorumlarınızdaki güzel anlatımlar için sonsuz teşekkürler :)))
keyif verici ifadeler
Hakikaten ne keyif verici ifadeler bunlar; bir tarafta mis gibi zeytin kokan bahçeler(bu arada zeytinden yapılan doğal sabunun kokusuna bayılırım) diğer tarafta şömine karşısında şarap içerken sevgiliyle uzun uzun sohbetler.. Hayali bile güzel:) Sayenizde bir süre de olsa yaşamış kadar olduk.. Aslında ne şanslıyız, ülkemiz doğal güzellikleriyle, yeşili ve mavisiyle ne bolluklar sunuyor bizlere.. Bunu hep söyleriz de bunları farkında olarak, gerçekten değerlendirmek ve dolu dolu yaşamak herkesin yapabildiği bir şey değil bana kalırsa.. Ben en çok çam ağaçlarını severim, belki de yaz kış yemyeşil olduğundan ve yapraklarını dökerek kışın geldiğini hatırlatmadığından.. Ege ve Akdeniz’de arabayla kıyı boyunca yolculuk ederken çam ormanlarına girmek, sevdiğim bir dostla yeniden karşılaşmak gibi mutluluk verir.. Gölgelerin artıp, azalışı, aynı resimde masmavi denizin ara ara ortaya çıkışı içimi kıpır kıpır eder..
Ne kadar güzel bir yazı ve
Ne kadar güzel bir yazı ve yorumlarda pozitif. İşin en güzel yanı da burada karşılıklı güzel bir söyleşi olmuş. Tebrikler...
Sonsuz Sevgiler Medisis
Hepinizi Sonsuz Sevgiyle Sarıyorum ve Kuşatıyorum
Böyle güzel duygularınızı bizimle paylaştığınız için asıl ben teşekkür ediyorum size sevgili Medisis.
Ve paylaşımlarınızın devamını sevgiyle ilgiyle bekliyorum
SONSUZ SEVGİ,SONSUZ SEBAT VE SONSUZ İMANDIR YOLUMUZU AYDINLATAN
SAYGILAR
keşke bir zeytin ağacı olsaydım
Merhaba ;
keşke bir zeytin ağacı olsaydım yazımın dışında birçok başka yazımı okumak için benimle irtibata geçebilirsiniz ......
zeytin ağacı değilde
zeytin ağacı değilde benim bir arkadaşım vardı meşe ağacı olmuştu.en son güneşte fotosentez yapabildiğine hepimiz şahit olmuştuk.yeme içmeyi bırakmıştı, sadece güneş ışığı ile yaşayabiliyordu.biliyorsunuz insanların, kendilerini insan sanmaları yüzünden bu tür yeteneklerden mahrumdurlar.
asude hanım
Ben yazılarınızı merakla bekliyorum. Burda yayınlarsanız hepsini okuyacağıma söz veririm.
xenix
Zeytin ağacı ve
Zeytin ağacı ve zeytinlikler ne kadar güzeldir. Ege kıyılarımızı bir dantel gibi örer gider. Zeytinin yeşili, denizin yeşili ile karışıp, gökyüzünün mavisiyle nikah kıyarlar sanki.
Zeytin ve zeytin yağı gerçekten gerek beslenme açısından ve gerekse diğer yönlerden son derece faydalıdır. Zeytinyağı yağlar içinde Akdeniz mutfağının vazgeçemiyeceği şifa dolu bir bitkidir. Dünyaca ünlü Akdeniz mutfağının beslenme üstünlüğü zeytinyağından gelir. Bizim kültürümüzdeki zeytinyağlılar ünlüdür biliyorsunuz.
Zeytinyağından yapılan sabunlar son derece sağlıklıdır. Ben şahsen çoğu zaman şampuan yerine zeytinyağından yapılmış kalıp sabunlarını kullanıyorum ve çok memnunun gerçekten.
Zeytin ve incir kutsal meyvelerdir. Kuranda bir surede geçer. Allah ayette zeytin ve incir üzerine yemin ediyor! Demekki çok kutsal ve öneminin daha farkında olmadığımız meyvelerle karşı karşıyayız! :
KUR'AN DA ZEYTİN
O(Allah) ki, Gök’ten su indirdi. Onunla, her şeyin bitkisini bitirdik ve ondan bir yeşillik çıkardık. Biz ondan kümelenmiş taneler; hurma ağacının tomurcuğundan sarkmış salkımlar, birbirine benzeyen-benzemeyen üzümler, zeytinler ve nardan bahçeler çıkarıyoruz. O olgunlaşıp ürünlerini verdiği zaman, ona bakın! Muhakkak bunda, iman eden bir kavim için ayetler(deliller) vardır.
[EN'AM(6)/99]
O (Allah) ki yükseltilmiş(asmalı) ve yükseltilmemiş(asmasız) bahçeler; hurmalar, ürünü(yemişi) farklı ekinler, zeytinler ve benzeyen-benzemeyen narlar inşa etti. O ürününü verdiği zaman, ürününden yiyin ve hasad günü hakkını verin. İsraf etmeyin, muhakkak O, israf edenleri sevmez.
[EN'AM(6)/141]
Onunla(suyla), sizin için ekinler, zeytinler, hurmalıklar, üzümler ve ürünlerin her türlüsünden bitirir. Muhakkak bunda, tefekkür eden bir kavim için, ayetler vardır.
[NAHL(16)/11]
Sema'dan ölçüyle su indirdik. Onu, yeryüzünde iskan ettik. Muhakkak biz, onu(suyu) gidermeye de kadiriz.
Onunla, sizin için üzümden, hurmadan bahçeler inşa ettik. Orada, birçok ürünler vardır ve ondan yersiniz.
Tur-i Sina'dan çıkan bir ağaç vardır. O (ağaç), yiyecek olanlar için, katık(zeytin yağı) verir.
[MÜ'MİNUN(23)/18-20]
Allah, ‘Göklerin-Arz’ın (Evren’in) ‘Nuru’dur. ‘Allah'ın Nuru’nun misali, ‘Oyuk’ içinde bulunan bir ‘Lamba’ gibidir. Lamba, bir sırça içerisindedir ve sırça, sanki ‘incimsi bir yıldız’dır(kuasar yıldızı gibi). O(Lamba) ki, ne doğuda, ne de batıda bulunmayan, mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Neredeyse, ateş dokunmasa da, onun yağı, ‘ışık’ verir. (Bu), Nur üzeri Nur'dur. Allah, kimi dilerse, onu Kendi Nuru'na doğrultur. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyin Âlimi'dir.
[NUR(24)/35]
Muhakkak biz, (suyu) bir boşaltmayla boşattık.
Sonra arzı parçalayıp-yumuşattık.
Orada bitirdik habbeler,
Üzümler, meyve veren ağaçlar,
Zeytinler ve hurmalar.
[ABESE(80)/25-29]
Andolsun incire ve zeytine!
Ve Sina Dağı'na,
Ve şu Emin Belde'ye.
[TİN(95)/1-3]
HADİS’DE ZEYTİN
Ömer bin Hattâb dedi ki:
Allah'ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, mübarek(bereketli) bir ağacın ürünüdür."
Tirmizi, C. 2. Hno: 1851
Ömer bin Hattâb dedi ki:
Allah'ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Zeytinyağını, ekmeğe katık ediniz ve bu yağı kullanınız. Çünkü bu yağ, mübarek bir ağaçtan alınmadır."
Sünen-i İbn-i Mace, C.9. Hno:3319
Ebû Esîd dedi ki:
Allah'ın Elçisi(s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Zeytinyağını yiyiniz ve sürününüz. Çünkü o, bereketli bir ağaçtandır."
Tirmizi, C. 2. Hno: 1852
Muaz diyor ki:
Allah'ın Elçisi(s.a.v.): "Ümmetime meşakkat verme korkusu olmasaydı, kendilerine her namaz kılarken, zeytin ağacından misvak(kullanımını) emrederdim."
Sahih-i Buhari C.3.Hno.484
Zeyd bin Erkam dedi ki:
"Allah'ın Elçisi(s.a.v.); Zatülcenb hastalığının tedavisi için; vers(Yemen za'feranı bitkisi), kust(topalak denilen bitki) ve zeytinyağını birbirine karıştırıp, hastanın ağzına vermeyi övmüştür."
Sünen-i İbn-i Mace, C.9. Hno:3467
Zeyd bin Erkam dedi ki:
"Allah'ın Elçisi(s.a.v.); Zatülcenb hastalığı için; zeytinyağı ve kustu bahri(topalak otu) karışımını tavsiye ederdi."
Tirmizi, C. 2. Hno:2079
İbn-i Ebi Atik bize şöyle dedi:
"Size, şu Habbetü's-Sevda'yı kullanmayı tavsiye ediyorum. Ondan, beş veya yedi tane alıp, iyice ufalayınız. Sonra onu, birkaç damla zeytinyağı içinde, hastanın burnuna bu taraftan ve şu taraftan damlatınız. Çünkü Aişe, Allah'ın Elçisi(s.a.v.)'den şu hadisi işittiğini söyler: "Şüphesiz şu Habbetü's -Sevda(çörek otu), her hastalığa şifadır, samdan başka."
"Ben, Sam nedir? "dedim.
"Sam, ölümdür." dedi"
Sünen-i İbn-i Mace, C.9. Hno:3449
yaklasansaat.com
ZEYTİN ÇEKİRDEĞİNİ YUTUN!
Ayrıca size kimsenin pek bilmediği bir bilgi vereyim: Zeytin çekirdeğini yutmak son derece sağlığa faydalı bir şeydir. Mideyi rahatlatır. Ben şahsen zaman zaman yutuyorum. Sayı olarak farketmez. İstediğiniz kadar yutabilirsiniz. Hiçbir zararı ve yan etkisi yoktur!
Diyeceksiniz taş gibi şeyi nasıl yutalım, nasıl hazmedelim?
O taş gibi gördüğünüz şey aslında bir yağdır! Ve mideye gider gitmez 15 dakika içinde erir. Ve mide asidini düzenler. Mide rahatsızlığı olanlara tavsiye ederim. Kiraz çekirdeğini eritemezsiniz ama zeytin çekirdeği dakikalar içinde midede erir!
Bu bilgileri doktorda bulamazsınız söyliyeyim:)) benden size kıyak. Afiyet olsun.
Güzel yazısı için Asude hanıma ve eklediği için Medisise teşekkür ediyorum.
Sanırım medisis ve kaplumbağa Ege kıyılarında yaşıyorlar. Ne güzeldir oraları. Her yaz gitmek isterim.
Sevgilerimle
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Güncelleme
Güncelleme
"24/35 Nur (37)" ve Şecereli Zeytin ..
"24 / 35 Nur" ayetinde sözedilen "Şecereağacı Zeytin"; ne doğuda, ne batıda olmadığına göre; canewimizdeki
"DNA-Soyağacı"dır ve DNA'nın (ateş değmeden) kendinden Işık verdiği, Yüce BİLGİ Kitabında, sanırım Ateşböceği'ne benzetilerek tefsir edilmiştir.
"24 / 37 Nur" ayetinde "Zekat" sözcüğüde bu bağlamda Hücreler arası Parça alış-verişi anlayışıyla örtüşmektedir ..
(dawetsiz konuk "Ğ - Q")
Ğ-Q
Sevgili Ğ-Q,
Sayenizde Kuran'ın, aslında moleküler biyoloji kitabı olduğunu öğrendim.
xenix
Sümmehaşa Sn Xenix ..
Sn Xenix; haşa, sümmehaşa Efendim; Sizin Yüksek Kuran bilginize dokundurabilecek bir üslup ayarsızlığı olmasın diye bilhassa müteyakkız olduğumdan ve bu nedenle kısa kestiğimden "24 / 35 Nur" ayetinden anlayabildiğim bence önemli olan konuyu tam ifade edememiş olmalıyım ..
TSK'nin "içhizmet 35"ine de; dewrimci görew şuuru ve yaratıcı dinamizm özelliğiyle benzeşen Ayet, bana göre Kuran'ın Kalbi konumundadır.
DNA'nın "yaratıcılık" vasfı gözönüne alındığında; Allah'ın Kendinden örnek verdiği yegâne Ayet olarak düşünülebilir. Bunun bir başka tercümesi "Halife / Hilafet" ve "Biat" konusunda tabuların yıkılması ve Yüce BİLGİ Kitabı deyişiyle "küçüğün büyümesi, büyüğün küçülmesi" tefsiriyle bağlantılı değerlendirilebilir ..
Allah'ın Yeryüzündeki gerçek Halifesi ve "biat" edilmesi gereken gerçek Hilafet Sistemi; DNA-Soyağacı'nın vb DNA-Düzeni'nin "yaratıcılık" Vasfıdır ve bunu idrak edebilecek Özgür Düşünceye rehberlik edecek olan Bilim ve bilime teşviktir (tam Özgür İrade).
Beşeri (Arabi) Halife / Hilafet ve "Biat" anlayışında ise; özgür düşünce ve yaratıcılığa engel teşkil eden "bilinç Esareti" ile kayıtsız-şartsız örneğin Sapık İmam Buhari'ye ve son ortaçağ Temsilcisi "Pensilwanya Mandası Takunyalı Yobaz HUDİ Waiz'e" , "tam Biat (!)" gerekmektedir.
Bu Şirk Allah'ları HUDİ'ler silsilesinin örneğin Sidretülmünteha'ya kayıtsız-şartsız "Biat bilinci"; sadece ve ancak içi-boş bir Kutsal-Arabi-PUT'tur. Çünkü DNA-Alemlerinin Rabbi olan DNA-Soyağacı'nın Esmaülhüsna faslından bir İsmi de Necm-Suresinde "Sidretülmünteha"dır.
Bunun gibi daha nice büyükler küçülecek, küçükler büyüyecektir düşüncesindeyim Efendim.
"Ğ - Q"
Sayın Ebubekir Ğ - Q
Sayın Ebubekir Ğ - Q hakkında ne düşünüyor acaba?
"Çomağını saklamayı"
"Çomağını saklamayı" düşünüyordur bence:)
Allah'ın Yeryüzündeki
Allah'ın Yeryüzündeki gerçek Halifesi ve "biat" edilmesi gereken gerçek Hilafet Sistemi; DNA-Soyağacı'nın vb DNA-Düzeni'nin "yaratıcılık" Vasfıdır ve bunu idrak edebilecek Özgür Düşünceye rehberlik edecek olan Bilim ve bilime teşviktir (tam Özgür İrade).
Bak bu dediğine katılıyorum yumuşak g...
Tek şartla; Meczubi bir arabın ürettiği lafazanlığın(edebiyatın) yok burda DNA demiş yok orda RNA demiş şeklinde bir meali değil de, senin vardığın gibi aklın yoluyla... Ya da her halükarda aklın yoluyla...
Evet! hücrenin varoluş gayreti -kendini sürekli bir diğerine atayarak- ölümsüzlüğü bulmak için belki...
Yüksek Ferasetli Sn Oiküs ..
Yüksek ferasetli Sn Oiküs; Sizinle aynı müşterekte buluşmuş olmaktan büyük keyif aldığımı söyleyebilirim. İzin verirseniz şu kadarını ilawe etmek isterim ki; DNA'nın wurgulanarak özellikle telaffuz edilmesi gereken ayetler wardır. Çünkü ancak böylelikle "Kuran'da DNA yoktur (!?)" diyebilen çağdaş İnkarcı Diyanet'in HUDİ'ler Cuntası İlahiyatçıları, kızgın demirden daha kızgın Furkan-Çomağı ile dürtüşlenebilirken; diğer taraftan da Kuran'ın 14oo yıl önce de DNA bilgisini bilen birileri (DNA düzeninde Uzaylı Hiyerarşik Tanrı'lar Bütünlüğü) tarafından yazıldığını, yani Deweçobanları Bedewi Araplar tarafından yazılamayacağını, Muhkem Kuran'ın belagatiyle tebarüz ettirebiliyoruz.
Ne ki; çağdaş Din Şarlatanları Ulema, bu Kuran gerçeğini de, nalıncı keseri gibi kendine yontup, kendilerinin kokuşmuş Batıl ve Hurafe İlim anlayışını Lokomotif; Bilimi ise, yedeğinde bağlanmış Kompartımandaki "Kuran Mucizeleri (!) Wagonu" gibi prezente ve pazarlama triblerine girmektedirler .. İlim yayma Cemiyetleri, Harun Yahya Bilim(!?) Enstitüleri gibi ..
"Ğ - Q"
Şu apaçık
Şu apaçık Kuran'ı bir ben anlayamadım. Benim dışımda herkes anladı.
xenix
Yeni yorum gönder