Sahibi Olduğun T-Shirt, Canını Alır mı?
En sevdiğin T-Shirt’ünün başına hiç kötü bir şey gelmesin. Kahve dökülmesin mesela üzerine. Eline dökülsün, yansın tenin; kendini yenilemeyi bilen hücrelerin sağ olsun. En sevdiğin T-Shirt’üne bir şey olmasın. Mesela duvara yaslandığında izi kalmasın üstünde. Bu yüzden iki büklüm durup yormana değer özel bedenini. Yeter ki leke yapmasın güzel T-Shirt’ünde...
“Sahibisin” ya onun. Sıkı sıkıya sarıl ona. Hep senin kalacakmış gibi sarıl da, kaybettiğinde yığıl, yırtıldığında yerle bir ol, geber T-Shirt’ün için. Acı çekmeye değer, değil mi? O “sahibi oldukların” arasında en güzeli! Onunla gurur duy üzerindeyken, içine sığamadığında lanetler et kendine. Sen mutsuz ol ama en sevdiğin T-Shirt’üne bir şey olmasın. Çünkü sen onunla parıldarsın. Eğer rengi solarsa, git bir köşede ağla. Göz yaşların hıçkırıklarında titresin. Ne olur en sevdiğin T-Shirt’üne bir şey olmasın.
Yazın bol bol giy, sahibisin ya, gezdir üzerinde onu… Kışın hava soğuyunca içinde donarak can ver. Hem ne olacak ki? Belki güzel bir heykel olursun. Aman ha, üzerinde kalsın. Sakın çıkarmayasın ölürken. Kefenin altına giy ki, üzeri toz toprak olmasın. Sahibisin ya onun, bütün kullanım haklarını aldın ya, yalnızca sen zarar verebiliyor olmalısın… Yalnızca sen! Bu bilgiyi koca dünyaya anlatmalısın!
Sen, bencilliğinin kayıtsız şafağında yol alırken, sahibi olduğun tüm en sevdiğin T-Shirt’ler senden kopup gidecek. Hem de her biri bir parçanı da sökecek, et ve kemik bedeninden. Zincirlerle vücuduna bağlanmış köleler gibi özgürlüğe doğru koşacaklar. Onlar senden koptukça, parçalanacak bedenin. Sen acılar içinde yere yığılırken öğreneceksin. Her sahip olmanın finalinin bu olduğunu. Belki farkında değilsin ama, sahip oldukça acı çekersin…
Şimdi, hayatta en sevdiğin T-Shirt’lerini düşün. Biri gelip lastiğini patlatsa ya da tüm pencerelerini taşla indirse için acımaz mı? Biri ona senden daha sıcak sarılırsa ya da ondan kovulursan, canın yanmaz mı? Bir şeylere sahip oldukça, eleğe dönmüyor mu ruhun, bedenin? Can Yücel çok haklı; “İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin”. Yoksa öyle bir yanarsın ki, ne en sevdiğin T-Shirt’ün kalmış ortada, ne de senden bir parça… Adım adım intihar ediyorsun haberin yok. Bir bakmışsın, sahip olduğun, canını almış.
- Yorgun Yaşayan ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 936 defa okundu

Sibel Atasoy
Sahiplenme
İnsan kendini sahip olduğu şeylerle tanımladığı sürece, sahibi olduğunu sandığı şeyler insanın canını alır...
xenix
Sahip olduğumuzu
Sahip olduğumuzu sandığımız ne çok şey için kendimizi harap ediyoruz.. Yazınızı okuyunca en sewdiğim T-shirtleri dağıtmak, birilerine hediye etmek geldi içimden. Umarım pişman olmam sonrasında...
Teşekkür
Maddeyi araç değil amaç olarak gören hiç bir insan''Ben özgürüm''diyemez.
Yorgun Yaşayan,konu çok güzel güzelden öte derinliği olan bir konu,teşekkür ederim.
Hiç
Hiç
Sahip oldukların zamanla sana sahip olurlar. Bir filmde de duymuştum, sonra baktım sahiden öyle oluyormuş.
Sonra aydınlatıldım. Sahip olmak mı, Olmak mı diyen biri tarafından.
ideal olan diye bahsedilir
ideal olan diye bahsedilir sahiplenmemekten.
özgür bırak gitsin.
hiçbir şeye sahip olma ki, hiçbir şey de sana sahip olmasın.
bir şeylerden özgürleştiğinde kendinden de özgürleşirsin sonunda.
kişileri sahiplenmemek.
yine idealize edilmiş bir duruş olarak tanımlanır bu da.
ama sahiplenmediğinde de hiç olmadık sorunlarla karşılaşırsın.
sevgisiz ve ilgisiz varsayılırsın.
kıskanmadığın için bu sorun kabul edilir.
hatta bi dakka en sevdiğim sözcüğü unuttum bak.
"umursamaz" :)) ilan edilirsin "duyarsız" demek istemedikleri için bu sözcüğü tercih ederler ama sen nereye gittiğini zaten bilirsin.
bunların hepsi toplanır senin çatının altında.
hal böyleyken;
sahiplen-e-meme de en az sahiplenme kadar zorlayıcı değil midir?
Yeni yorum gönder