neden evlenmeli ki??
Aslında...
Evlenmek isterdim,
süper bir düğünüm olsun,
bembeyaz, sırtı açık bir gelinliğim olsun,
annem sevincinden ağlasın diye..
Kıvırcık saçlı bir kız çocuğum olsun
ve bana anneler gününde
çarpık çurpuk yazısıyla
okulda yaptıkları kartı getirsin diye...
Geceleri gök gürleyip fırtına çıktığında
korkarak yastığıma sarılmayayım diye...
sevdiÄŸim erkek bana! :
canım karıcığım desin diye...
Artık yemek yapmayı öğreneyim,
devamlı
yumurta ve makarna piÅŸirmeyeyim diye...
Ama
EVLENMIYORUM:
SevdiÄŸim erkeÄŸin
kirli çamaşırları,
Lavobodaki sakal artıkları,
Kaprisleri, küfürleri,
! ;vurdumduymazlıklari ve
yalanları arasında
onu neden sevdiğimi unutmayayım
diye...
işin içine
para ve çıkar hesapları girdiği zaman
büyük aşkların
nasıl küçüldüğünü görmeyeyim
diye..
Aldatılmanın dayanılmaz hafifliği (!) ile
tanışmayayım diye...
Canım babacığımdan kalan tek sahip olduğum şeyi,
soyadımı verip
yerine
bana soyadından başka verecek
çok büyük
birÅŸeyi olmayan birininkini
almayayım
diye....
Gece
kız arkadaşim ağlayarak bana telefon
açtığı zaman
kedime ertesi gün için mama koyup
geceliğim ve diş fırçamla
onun evine gidebileyim
diye..
Ben olgusunu daha yeni yeni öğrenmişken,
bunu Biz olgusuna deÄŸiÅŸmeyeyim
diye...
Hiç düşünmüyorum evlenmeyi
bir gün beni çok! üzer gereksiz şeylerle
ve bir özür dilemeyi akıl bile edemez diye
CAN DÜNDAR
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1879 defa okundu

Sibel Atasoy
bu adam çok orjinal
bu adam çok orjinal yakalıyor mevzuları.
tercih meselesi..
Konuyla pek alakalı değil ama konu evlilik olunca paylaşmak istedim. Yapılan bir araştırmaya göre, evlilik hazırlığı yapan genç kızlar daha çok asosyal erkekleri tercih ediyormuş çünkü bu tip erkeklerin evlerine bağlı olacağını ve kendilerine daha fazla vakit ayıracağını düşünüyorlarmış. Uyumlu evlilikleri inceleyen araştırmalar, asosyal erkeklerin sosyal kişiliğe sahip erkeklere göre daha uyumlu evlilik yaptığı gerçeğini ortaya koyuyormuş. Buna ne dersiniz? :)
Güvenilir ama asosyal mi, hareketli ve eğlenceli mi? Tercihlerin ikinci seçenek üzerinde yoğunlaşacağını düşünürdüm ancak araştırma sonuçları böyle demiyor..
SEVGİLER
Sevginin ilk dersi onu talep
Sevginin ilk dersi onu talep etmemektir. Verici ol.
"...Ve evliliğin kendisi hiçbir şeyi yok etmez. Evlilik içinde ne gizliyse basitçe onu getirir, dışarı çıkarır. Eğer içinde sevgi gizliyse evlilik onu dışarı çıkartır. Şayet sevgi yalnızca bir gösteriş, sadece bir yem idiyse, er ya da geç yok olmak mecburiyetindedir. Ve o zaman senin gerçekliğin, çirkin kişiliğin yüzeye çıkar. Evlilik en basitinden bir fırsattır, o yüzden içinde her ne varsa o dışarı çıkacaktır..."
OSHO
Güzel bir yazısıydı uzun zaman önce sitede okumuştum.Güzel bir farkındalık oluşturdu ve bende değişikliğe yol açan bir yazıydı benim için.Yazının tamamı:
"http://www.sonsuz.us/?q=node/1163"
Okumakta fayda var ;}
Evet sevgili nurcihan,
Evet sevgili nurcihan, oshoya katılmamak mümkün değil. Yani bizde ne mevcutsa ortaya çıkar. Ben evliliğin sadece kişinin kendisini garantiye alma çabasından ve bir formaliteden başka amaçı olmadığı inançındayım. O imzayı attıktan sonra herşey farklılaşıyor. Sanki biri senin sahibin ya da sen birine sahip olmuşsun gibi, özgürlüğün kısıtlanıyor. Tabii bu çoğunluk için geçerli olamamakla beraber, istisnalar da vardır. Maalesef çoğunlukla evliliklerde böyle yaşanıyor.Oysaki bunun sadece birlikte bir yaşamı paylaşarak, kişinin kendisi olma özgürlüğüne saygı göstererek olması halinde harika bir birliktelik ve karşılıklı destekleyici bir gelişim olur diye düşünüyorum.
BİR DE FARKLI AÇIDAN BAKIN EVLİLİĞE
Pırıl pırıl ütülü giysili, misler gibi parfüm kokulu, saçları taralı, dişleri fırçalanmış adamı/kadını sevmek kolaydır.
Aslında aşk, aynı insanı, sabahın körü uykudan uyandırdığındaki en sinirli hali ile de kabul edebilmek, aynı tuvaleti bir dakika arayla kullanabilmek, diz yapmış pijamalarla kanepede yastıklara sarılıp sızmışken bile şefkatle okşayabilmektir.
Buna katlanamayanlar zaten aşık değillerdir.
Zira aşıksan, aynı havayı solumak bile zevk verir. Hep beraber olmak istersin. Banyodan gelen su sesi bile onun evde olduğunun işaretidir ve huzur verir.
Ütülediğin gömleğin ona ne kadar çok yakışacağını düşünürsün,
pişirdiğin yemeği ne çok seveceğini, o bin tane ayakkabısı dururken bin birinciyi almaktan mutlu olacak diye, istediğin gömlekten vazgeçersin. zamanla, almaktan çok bir şeyler vermekten mutlu olduğunu keşfedersin.
Eğer evlilikte ikinize yemek pişirecek, dolabı düzenleyip ütüyü
yapacak bir anne olacak sanılıyorsa, o kadının saçlarının hiç yağlanmadığı ve adamın geceleri terlemediği düşünülüyorsa, asla kavga edilmeyecek ve lavabo tamir edilirken dahi gülüşüp öpüşülecek zannediliyorsa zaten beklenti bir evlilik değil, bir amerikan filmini yaşamaktır.
Evlilik; sadece aÅŸk deÄŸildir.
Evlilik; ev arkadaşlığı, kankalık, sırdaşlık, ortak hesaba sahip mudilik, ayrı kökenlerin birleşmesi, başı hatırlanmayan bir akrabalık ilişkisidir.
Aşk bu ilişkide tutkuyu sağlar ama zaten tek başına ayakta tutamaz.
Hala canınız sıkıldığında onu değil de annenizi arıyorsanız, yalan olmuştur o evlilik.
Aşk evlilikte gider gelir. Halıya kola döktüğünde aşk biter, ama o, halıyı temizleyebilirse gene aşık olunur. O aradaki sinir evresini aşabilenler ellinci yıla kadeh kaldıranlardır.
Tahammül edemeyenler ise ikinci evlilikten sonra artık evliliğin yalan olduğuna inanacaklardır.
Sonuçta zafer, direnenlerin olur..
.....
Herkes farklı açıdan bakınca ewliliğe bundan başka söyleyecek bir söz bulunmamış galiba... :-)
Pek çok erkek güzel bir
Pek çok erkek güzel bir yüzle baştan çıkar..doğa kadınları bütün güzelliklerini bir anda sergilemeye ve heycan yaratmaya teşvik eder.ama doğa (kadınların) bitmek bilmez masraflar, çocuk sevgisi,inatçılık,yaşlanmak ve birkaç yıldan sonra çirkinleşmek,aldatma,kocasını boynuzlamak,kapris garip meraklar,cehennem ve şeytan gibi pek çok kötülüğü içinde barındırdığını gizler.Bu yüzden evliliği gençlikte alınan ve yaşlılıkta ödenen bir borç olarak görüyorum.. Bir bakış açısı da Arthur Schopenhauerdan gelsin o zaman..
Evlilikle takıntılı
Evlilikle takıntılı olmayı anlamıyorum.
Yok sevdiğim erkeğin kirli çamaşırı, yok gece yarısı ağlayan arkadaşımın bilmem nesi, yok lavobo kılı, yok biricik babacımın soyadı, yok biten kedinin maması, yok aldatılmanın dayanılmaz zartu zurtu...
Evlenmiyorum demek için bu kadar melankolik izahate gerek yok yahu, daha neşeli anlatılırsa daha gerçekçi olur:)
bir kadının erkeklere
bir kadının erkeklere salya sümük gözyaşları içinde "sizin yüzünüzden evlenemiyorum" demesi gibi saçma...yazıdaki profil evliliği içine girilecek bir şey, bir kulüp falan sanıyor herhalde...edebi bir tat almadığım için direkt durum değerlendirmesi olarak okuyunca can dündarın bir erkek olarak bu beklentilerle evlilikten bir tat almadığı ve bir halt da anlamadığı ortada...ki insana bazen (hatta çoklukla) kendisi batar...lavabodaki kendi saçları, dağınıklığı, sarsaklığı, tutarsızlığı vs...ki şimdi yine düşünüyorum evet evet benim evliliğim kendime katlanabilme yollarımdan biri..ha bir de yok özür dilemezmiş falan..herkes prenses ya..bu kadar beklentiyle olmaz ki...kıvırcık saçlı çocuk yastığa sarılmak falan...herşeyi bekle karşılığında yumurta ve makarna yapma..yok ya! neyse:)
Aynen:)
Kendi müthiş de, kocasında iş yok yani. (veya tersi)
Ve bu da lanet olsun ki evlilikten dolayı.. Halbuse bi evlenmese, kulakları sağır edici bir farkındalıkla kirletmeyecek lavoboyu..
Tuhaf biÅŸi tabi:)
(Bi film vardı. Salak suluk konuşup duran ve bunu da efenim ben onun (kadının) büyüsü bozulsun istemiyorum cümlesinin garabetiyle taçlandıran adama şöyle demişti bir diğer adam: Desene sen asıl kendi büyünün bozulmasından korkuyorsun.)
Kıllar tabi kıllar... Kesin "diğerinin" kılıdır o. Ne de olsa kahramanımız* tüysüz, istese de dökemez yani:)
hayat bazen karmasa icinde
hayat bazen karmasa icinde olur bazen cok keyifli olur..o keyif olmasa o karmasaya katlanilir mi hic? Evlilikte hayat gibi karmasa da var keyif de yok ben oynamiyorum demek olmaz, gul var oyle guzel oyle hos ama dikenide batar arada iste...
Bardağın sadece boş
Bardağın sadece boş yerini görmemek gerek.
İnsanlar hatasız değildir kızım.
Hatasız eş arayanlar yanlızlığa mahkumdur.
İnsanlar hayatlarını çeşmeleri akarken doldurur.
İhtiyar ve yalnız sırtlarda hayat ağır bir yük olur.
Dost bir nefesin var olmasını istersin delicesine..
ama...
Kendi ipini kendinin çektiğini,
Çok ama çok geç kalmış olduğunu farkedersin.
Yalnızlık ise ....
Ölümden çok dahfeynmana beterdir.
Hayat arkadaşım...
Nedir bu insanların imza atma ve ayağa basma merakı. Bunlar olmadan birliktelik olmuyor mu? Alın boş bir kağıt üzerine istediğiniz kadar imzanızı atın. Ayak basma meselesine gelince de; eğer ayağa basmadan hükmünüzü sürdüremiyorsanız, bilin ki asanız olsa lafınız geçmez karşınızdakine. Hoş neden geçecek, nedir bu laf geçirme kaygısı onu da anlamış değilim. Beni bilen bilir. Ben 10 sene erkek arkadaşımla bir birliktelik yaşadım ve 10 yılın sonunda bir bebeğimiz olduğu için doğumdan 13 gün önce evlendim, Türkiye prosedürleri karşısında çocuğum zorluk çekmesin diye. Belki ilerde eserse eğer boşanır yine birlikte yaşarız "hayat arkadaşım"la
Yeni yorum gönder