2012 KOVA ÇAĞI(ALTIN ÇAĞ) BAŞLANGICI MI?
Kova Çağı, Mayalar ve 2012
Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Ancak bu son kavramı yok oluş anlamında bir son değil fiziksel ve ruhsal bir değişim. Mayalara göre; 2012 yılı insanlığın yükselişinin başlangıcı olacak.
Günümüzde çok sık konu edilen Kova burcu çağı başlıyor mu? Başladı mı? Başlayacak mı tartışmalarını ele almadan önce önemli bir Maya kehanetini anımsatmayı doğru bulduk. Konuyu araştıran herkes görür ki, Maya Kehanetleri'ne göre 22 Aralık 2012 tarihi dünya için çok önemli. Çünkü bu dönemde içinde yaşadığımız çağ ruhsal anlamda sona ererek yeni bir çağ başlayacak.
Mayaların şifreleyerek günümüze taşıdığı, büyük bir tufanla gelecek olan bu yeni çağın ipuçlarını bilim adamlarının verileri de destekler konumda, iklimsel değişimleri şimdiden hepimiz zaten gözlemleyebiliyoruz. Özellikle tufan da gerekli değil. Bir göktaşının yaklaşımı ve atmosferi etkilemesi de değişimlere yol açar ama yöresel ve bölgesel değişimlerdir bunlar, tüm dünyayı yok etmez. Dünyayı yok ederseniz değişimin ne anlamı kalır ki?
Büyük değişim adını verdiğimiz ölümle karşılaşmak kaçınılmazdır. Yaşamın iki temel gerçeği var. Biri doğmak diğeri de ölmek, dünya tiyatrosu içinde hepimiz geçici rollerimizin hakkının verdikten sonra buradan ayrılacağız zaten ama önemli olan yaşarken farkındalığımızı ne kadar arttırdığımız, bireysel gelişimimize ne gibi katkılarda bulunduğumuz ve yasalarla uyum içinde olmamız. Buradan ayrılırken yanımızda götüreceğimiz tek şey bilincimizdir. Bilinç uyanık mı? Yoksa geldiği gibi mi gidiyor gibi temel kavramlar ruhsal konularla uğraşan insanlar için önem taşımaktadır.
Ezoterik tradisyonlara göre, "Beşinci kutupsal kayma" olarak adlandırılan bu değişiminde daha önceki değişimlerde olduğu gibi yine kutupların manyetik alanının değişmesiyle meydana geleceği söyleniyor. Tabii ki, böyle durumlarda hipotezler çoktur ve farklı farklıdır. Bilim adamlarının görüşleri ezoterik bilgiler, astrolojik ve astronomik verilerle de uyuyor.
"Kutuplar yer veya açı değiştirdiğinde kutuplarda buzlar eriyor. Küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu'ndaki buzullar erimeye başlamış durumda. Mayalar'a göre de daha önce yaşanan dört çağda tıpkı bu şekilde sona erdi. Olayları iyi gözlemlemek ve aralarındaki bağları, benzerlikleri iyi takip etmek gerekir.”
Dünyanın en az dört kez kutupsal kayma (kuzey ve güney kutbu) yaşadığı bilimsel verilerle kanıtlandı. Bunun da en büyük nedeni güneşte meydana gelen değişimler. İlginç olan Mayalar bunu biliyordu.
Konunun bir diğer yanı da Mayaların bununla da yetinmeyip, gelecekte tüm insanlığı etkileyecek trajediyi bizlere şifreli bir şekilde duyurmuş olmalarıdır. Mayaların kriptolarına göre dünya için 2012 yılı çok önemli. Çünkü onlar üzerinde çok spekülasyon yapılan kova çağının başlangıcını 2012 olarak kabul ediyor yani düşüşün yükselişe geçmesi ve yeni bir başlangıç olasılığı.
Yalnız Mayalar değil Sümer takvimleri de aynı tarihleri işaret etmekte. Mayalar 2012 için 'zamanların sonu' diyor. Fakat bu anlatımlar da sembolik. Sembolik olarak zamanların sonu demek yeni bir zamanın da başlangıcı demek anlamına gelir çünkü her son bir başlangıçtır tıpkı ölüm ve doğum gibi.
Sembolik bilgileri iyi yorumlamak gerekir. Dünyanın yeni yaşayacağı dönemler için hepimizin az çok ezoterik bilgileri olursa ya da bu tip ezoterik konularda doğru yorumlar yapan kaynaklara başvurursak, aslında rahatlarız çünkü pek çok şey yanlış anlaşılıyor. Gezegenin top yekun yok oluşu değil, bir fiziksel ve dolayısıyla ruhsal değişim söz konusu. Daha önce yaşanan tufanlar gibi düşünebiliriz. Bu fiziksel değişimlerle birlikte ruhsal değişimler de birbirleriyle orantılı devam ediyor. Her bir büyük fiziksel değişimlerle birlikte insanlık ruhsal değişimde yaşıyor. Şu ana kadar insanlar aşağıya inişi yaşadı. Yani sık sık şikayet ettiğimiz hızlı dejenerasyon ve tüm değer yargılarının alt-üst oluşu. Ezoterizm buna “ayakların baş başların ayak oluşu” adını veriyor.
Birincisinde biraz daha kabalaştı, ikincisinde biraz daha, üçüncüsünde biraz daha... Dördüncünün sonunda tam anlamıyla bir dip yaptı. Bu yüzden 2012'yi Mayalar insanlığın yeniden yukarı çıkışın yaşanacağı bir çağ olarak tanımlıyor. Hatta çeşitli dinler bundan Altın Çağ, Vaat Edilen Cennet veya Nirvana, Aydınlanma Çağı diye söz ediyor.
2012'nin önemi burada. Aşağıya inen insanlık tekrar yukarı çıkışın ilk adımlarını atmaya başlama zamanının geldiğini anlayacak olabilir.Yani daha açıkçası, “ruhsal değerlerin, sevginin kardeşliğin, dayanışmanın, insanı insan olarak kabul edip sevmenin, günlük yaşamı ruhsal yasalara uygun yaşamanın zamanı” diye anlamaya çalışmak bizleri daha ileriye götürücü, bir basamak daha yükseltici bir anlayış olarak kabul edilebilir ve kimseye de zararı yoktur. Bunun da ilk basamağı 2012'dir diyor Mayalar.
O nedenle bu tarihi tufan, kutup kayması, dünyanın sonunun gelmesi gibi henüz tam olarak bilmediğimiz olgulara ait kehanetmiş havasından çıkarıp, bu olaya daha spiritüel bakmak yararlı olacak ve bizi gereksiz korkulardan koruyacaktır.
"Bu tarih biz göre Newage akımının çok ilgilendiği ünlü Kova Çağının başlangıcı…"
Efsanevi Balık Burcu Çağı
Ezoterik tradisyona göre bundan önceki Balık burcu (Pisces) çağı ismini verdikleri devreye aşağı yukarı milattan önce altıncı asır civarlarında girmiş olmalıyız. Bu dönem dünya üzerinde Grek filozofların en etkin olduğu bir dönem. Aynı zamanda İbranilerde de peygamberliklerin başladığı bir dönemi işaret ediyor. Doğuda Zerdüşt, Laotse, Buddha, Konfiçyüs, Jaina ve diğer öğretilerle birlikte yeni felsefeler ortaya çıkıyor. Düşünce, din, inanç akımlarında büyük bir bereket ve bolluğun olduğu bir dönem.
Daha gerilere gidersek, daha önceleri aynen Grek medeniyeti gibi Maya medeniyeti de altın çağını yaşamakta idi. Milattan önce 2000 'li yıllarda başlayan Koç (Aries) burcu çağına girerken Meksika'da ve Mısır'da piramitler inşa ediliyordu. Daha önceki tarihlere inebilmek için yeterli materyal olmadığından genel geçer bilgiler vermekten başka çaremiz kalmıyor. Aşağı yukarı milattan önce 8400-8000 arasında Aslan burcundan çıkıp Yengeç burcuna girildiği tahmîn edilebilir. Astronomik hesaba sıkı sıkıya bağlı kalmak isterseniz, Kova burcuna girilen tarihten tam 11027 sene öncesini kabul etmeniz gerekir. Fakat bu sayı sadece matematik bir çözümlemedir. Çünkü bu kadar uzun bir zaman periyodu içinde arzın beklenmedik değişmelere maruz kalmış olması her zaman mümkündür.
Efsanevî Atlantis kıtasından da, inisiye eğitmenlerin kıtanın batacağını anlayıp aşağı yukarı bu tarihte ayrılmak ihtiyacını hissettikleri söyleniyor.
26000 yıllık devre
Görüldüğü gibi, ezoterizmin ifade ettiği 26000 yıllık devir ve periyotları hesaplamak sanıldığı kadar kolay değildir bu nedenle de Kova burcu çağı aslında başı-sonu kesin olarak hesaplanamayacak bir zaman aralığıdır. Şu burçta doğan insanların tamamında aynı günde aynı değişikliklerin olması nasıl imkânsız ise, Kova burcu çağıdır diyerek iki bin yıllık bir devreye aynı etiketi yapıştırmak da o derece gereksiz olur. Aslında, Astroloji'de bir araştırma branşı olan gezegensel periyotlar ve zodyak siklusları hakkındaki incelemelerin bir bölümünü teşkîl eden bu konu yeterince açığa çıkmamıştır. Yoksa bu 26000 yıllık devirden çok daha sağlam temellere oturtulmuş periyotlar ve sikluslar vardır.
" Bu nedenle biz de Astroset olarak eğer Kova çağından söz edilecekse o çağ kadim Aztek-İnka-Maya-Sümer medeniyetlerinin işaret ettiği zaman aralığı neden olmasın demek istiyoruz."
İsterdik ki, astrolojinin bütün incelemeleri halka değiştirilmeden duyurulsun. Böylece halk arasında hala “yıldız falı” diye hafife alınan disiplinin aslında kadim bir bilim olduğu anlaşılsın.
Astroset olarak dileğimiz şu an izlerini sürdüğümüz ve 2012 başlayacağını düşündüğümüz Kova burcu çağında Astroloji'nin ve Bireysel Gelişimin ne olduğunun doğru dürüst anlaşılmasıdır. Fakat şu sıralar araştırmalar gösteriyor ki içinde bulunduğumuz bu şaşkınlık devresi daha bir süre devam edecek.
Ama yine de son sözü söylemek bizlere düşmez. Melamiler son söz için “Her şeyin doğrusunu Tanrı Bilir” derler. İnsana yakışan şey felaket senaryolarına kendini kaptırmak yerine uyanıklığını arttırmak ve yaşam planına uygun bir gelişimi tamamlamaya çalışmaktır.
Bize göre Kova Burcu Çağı bu şaşkınlık ve bilgi karmaşası devresi bitip, "ben kimim" sorusunun sahiden sorulduğunda başlayacak bir çağ…
http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/ezoterizm/kova.htm
Yazıdaki görüşlere bir konu hariç aynen katılıyorum. 2012 yılında altın çağ başlayacaktır.
Küresel ısınma olayına katılmıyorum. küresel ısınma yoktur! daha doğrusu tanrısal, kendiliğinden değildir. insanların eliyle olmaktadır. yanıltıcıdır. daha sonnra ayrıntılı yazacağım.
Kova burcu olarak kova çağndan çok umutluyum ve gururluyum. :)
Kova çağı aynı zamanda Türklerin çağı olacaktır. Türkiye 2016 yılında süper güç olacaktır.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 27846 defa okundu

Sibel Atasoy

Şu yorumunuz
Şu yorumunuz;
aklıma bir başka şeyi getirdi. :)
Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.
İcabi halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabi reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?
İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.
Kolestrol, kebapları yedikten sonra
iki şise soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakın bu oyuna düşmeyin.
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.
Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.
Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!
SİZ KEBAP, CİĞER KAVURMA,NOHUTLU DÜRÜM, BEYRAN VE MİS GİBİ FISTIKLI BAKLAVA YEYİN.
Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!
xenix
DİNLER 2012'YE
DİNLER 2012'YE HAZIRLANIYOR...
Dan Brown güç ibresini Hristiyanlık'tan yana çevirmeye çalışmış. İslam alemi acilen kendi Dan Brown'unu yaratmalı. Serdar Turgut yazdı.
07.10.2009 12:44
Dünyada bir fırtına gibi esen 'The Lost Symbol' kitabı sadece krizin eşiğinde olan yayıncılık sektörünü tek başına kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda çok yakında inanç ve dinler üzerine bir tartışmayı da başlatacak gibi gözüküyor.
'Da Vinci Şifresi'nden sonraki kitap' diye bilinen bu kitabın zamanlaması da çok iyi. Zaten yazar Dan Brown zamanın trendine, gidişatına göre konular bulmakta artık uzmanlaştı.
2010'lu yıllarda tüm dünya ölçeğinde dinler arası çekişmelerin bir yana bırakılıp herkesi kapayan daha büyük bir inanç patlaması olacağı tespiti uzun zamandır yapılıyordu. Bu tür düşünceler Maya takviminin 2012 yılında bir 'Son'u işaret etmesinden ve çeşitli tabiat felaketlerinin bir anda artmasıyla birlikte 'Son'un geleceği beklentisinin güçlenmesiyle yakından bağlantılıdır.
Fakat yaklaşanın gerçekte bir 'Son' olmadığı, yeni ve çok parlak bir başlangıç olacağı yorumu da vardır. O yeni başlangıç tarihine yaklaşılırken tüm dünyada maneviyatın ve inancın çok güçleneceği, insanlığın yeni ve aydınlık bir geleceğe yürüyeceği de anlatılmaktadır.
Bu süreç ve yeni yaklaşan dönem, masonların güçleneceği dönemdir. Çünkü uzmanlara göre sanılanın aksine mason örgütü inançsız değil aksine inanç olgusu hakkında en ciddi düşünen ve ritüelleri de bulunan bir kuruluştur.
Maya takvimi bir 'Son'u işaret etmektedir ama bir gün sonrasının yeni bir başlangıç günü olacağını da anlatmaktadır. Hıristiyan dinindeki 'Son'u, kıyameti anlatan 'Apocalypse' kelimesi, Dan Brown'un da kitabında uzun uzun anlatıldığı gibi 'Yok olma' ve 'Kıyamet' anlamlarının yanı sıra büyük gerçeğin görülmesi ve ifşa edilmesi anlamına da geliyor.
Yok olmalarla, sonlarla uzunca bir süre uğraşmış, onlarca kitap yazmış bulunan insanların, 'Son' için verilen tarihin yaklaşmasıyla birlikte daha önce anlatılanların içinde daima var olan ikinci ve daha pozitif anlama sahip çıkmaya başlamaları da ayrıca ilginç tabii ki.
Kendi bünyesinde birtakım gizemleri barındırdığını ve üyelerini kademe kademe bu gizemlere yaklaştırdığını iddia eden mason örgütleri, önümüzdeki dönemde dünyada kendi önemlerini artıran uygun ortamı bulacaklar gibi gözüküyor.
Dan Brown bu trendleri çok iyi kavrayıp kitabına kurduğu çerçeve ile kendisini dalganın önüne bıraktı ve o dalga da şimdi onu tekrar milyarder yapıyor.
Şurası artık biliniyor. Bir 'Son' da gelse yeni bir başlangıç da olsa ne olursa olsun Dan Brown mutlaka her iki duruma da milyarder olarak hazır.
Bazılarında hayli iddialı bir tespit var: Yakın gelecekte spesifik dinlerin önemı azalırken inancın önemi daha da artacak.
Bunu söyleyenlerin dayandıkları nokta şu: Önümüzdeki yıllarda pek çok tabiat felaketi yaşanacak, gökten gelecek belalar ve salgınlar olacak. (Seller ve çeşitli virütik salgınlar başladı bile. Bu trendi iyi görüp konuya girmiş olan Margareth Atwood 'The Year of the Flood' adlı son derece mistik unsurlarla dolu olan bir başka best seller kitabını da yazdı. Bu kitabı best seller listelerinde Dan Brown kitabından sona ikinci sırada görürseniz hiç şaşırmayın. İkisi de yeni dönemin hissiyatına ve manevi ortamına son derece uygun kitaplar).
Okumalarımdan bildiğim kadarıyla kendi bünyelerinde her inaçtan her ırktan üye bulunduran masonlar inanç üzerine söylemlerinde bir dini ötekine kıyasla daha ön plana çıkarmıyor. Ancak Dan Brown kitabında kurduğu çerçevede masonları Hıristiyanlığa açıkça bağlıyor. Kitapta, ABD'nin başkenti Washington DC'nin göbeğinde dikili Washington anıtının dibinde çok eski bir İncil'in gömülü olduğu iddia ediliyor. Bu anıt son derece net bir biçimde eski Mısır'a ait bir anıt ve Amerika'nın kurucuları olan üst düzey masonlar (Bu tarihi gerçek, edebiyat değil) tarafndan diktirildi başkentin göbeğine. Zaten Amerika kendi kuruluşunun masonlarla bağlantısını dünyaya yıllardır parası doların üstüne koyduğu sembollerle açıkça anlatıp duruyor. Dolarda masonların sembolleri, sloganları net biçimde bulunuyor.
Bunun önemi ne, bizi neden alakadar ediyor diyorsanız; şöyle ediyor: Dünyanın içine gireceği koşullarda, manevi ortamda önümüzdeki dönemde tüm insanlığın birbirine yaklaşacağı ve aralarındaki farkları değil inançlı olma ortak özelliğini ortaya çıkaracakları belki doğru olabilir. Bu soyut inancın kendisine özgü bir söylemi gayet tabii ki vardır. Ama hiçbir büyük din o söylemin kendi başına kalıp kendi kurallarını koymasına izin vermek istemeyebilir. Dan Brown çok etkili olan ve dünya ölçüsünde okunan kitabıyla (Türkiye'de dünyayla aynı gün piyasaya çıktı kitap) yükselen inanç ortamında güç ibresini Hıristiyanlık'tan yana çevirmeye çalışmıştır.
Bunda kınanacak, kızacak bir şey yok tabii ki. Adam kendi dininden yana tavır koyuyor sadece ama bu örtülü rekabet dünyanın geleceğini belirleme açısından çok önemli ve önümüzdeki yıllarda daha da önem kazanacak. Sadece biz haklıyız bizim inancımız daha üstün demek yetmeyebilir.
Bu ortamda dinamiği ele geçirmek için İslam aleminin bir an önce kendi içinden kendi hassasiyetlerini bilip tanıyan kendi Dan Brown'unu yaratması gerekiyor. Hem de acilen.
Dediklerimin abartılı ve çok soyut olduğunu düşünenlere sadece bu sonuca varmak için yıllardır bu tür konular üzerinde düşündüğümü ve çeşitli kitaplardaki trendleri, alt metinleri iyi okuduğumu söylemek istiyorum.
Türkiye bu İslam alemi içinde kendi Dan Brown'unu çıkaracak ülke neden olmasın ki?.. Hayal mi? Çok abartılı bir hayal değil. Yakında olabilir mi? Kafaya takılırsa tabii ki olabilir. Sadece kurgu gücü iyi olan, Kuran'daki şifreleri ve gizemleri iyi okuyup bunları romanına uyarlayabilecek iyi yazara ihtiyaç var.
Kitabın Türkçe çevirisi yakında piyasaya çıktıktan ve kitabı dikkatle okuduktan sonra tekrar hatırlarsanız çok sevinirim.
Serdar Turgut
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Kıyamete hazır
Kıyamete hazır mısınız?
Ayten SERİN
11.10.2009
Kıyamet teorilerinin kaynağı, eski uygarlık Mayaların takviminde 21 Aralık 2012 tarihinin zamanların sonu olarak gösterilmesi, yetmezmiş gibi Sümerlerin de aynı dönemi işaret etmesi. Amerika’da bu konuda yüzlerce kitap yayınlandı. 2012 için yazılan şarkılar, açılan internet siteleri, üretilen oyunlardan sonra Hollywood yapımı büyük bir felaket filmi de kapıda.
Kasım’da gösterime girecek 2012 filminin fragmanını görmeniz dünyanın başına geleceği iddia edilen “olası felaketin” boyutlarını anlamanız için belki bir ipucu olabilir. Bir iddiaya göre Marduk, Nibiru ya da Gezegen X denilen meçhul gezegen, dünyaya çok yakından geçecek ve bir felaketler zincirine yol açacak. Bu felaketler ve değişimler arasında öyle böyle tahminler yok. Tufan, deprem, toprak kayması gibi büyük doğal afetler yaşanacağı, kutuplarda eksen kayması olacağı, dünyanın bir foton kuşağına gireceği, ardından 6 gün süren bir karanlık yaşanacağı, bu felaketlerle dünya nüfusunun 7’de 1’e ineceği, insan DNA sarmalının 2 sarmaldan 12 sarmala dönüşeceği, uzaylılarla iletişimin başlayacağı gibi... Türkiye’de de bir süredir “Maya Kehanetleri”, “Marduk’la Randevu”, “Dönüşüm Zamanı: 2012 Öncesi ve Sonrası” gibi kitaplar yayınlanıyor. Şarkılar, film ve oyunlar işin fiziki yönünü ele alırken kitapların büyük bölümü yaklaşan değişimin ruhani yönüyle ilgileniyor. Türkiye’de de bu konuyu yakından takip eden birçok isim var. Serdar Turgut’a göre 22 Aralık 2012’de yeni bir dünyaya uyanacağız. Medeniyet baştan kurulacak. Mardukçuların kimisi ibadet öneriyor, kimi aşk, kimi isyan.
BU İŞİN NİBİRU İLE İLGİSİ YOK
ERGUN CANDAN, Sınır Ötesi Yayınları Genel Yayın Yönetmeni ve Kıyamet Alametleri kitabının yazarı
Ben 2012’ye, 1980’den beri dikkat çeken araştırmacılardanım. Maya takviminde Aralık 2012’den sonrası yok. Ama ben bunu dünyanın sonu olarak ifade ettiklerini düşünmüyorum. Dünya üzerindeki kıtalar birçok kereler yok olmuştur. Ama beklenen, dünyayı topyekun yok edecek bir tufan değil. Dünyanın manyetik alanı değişmek üzere, kutupların eksen kayması da bununla ilgili. Aslında kaynaklarda 2012 Aralık sonlarına gelen bir tarih veriliyor. Bu ruhsal ve fiziksel bir değişimi işaret ediyor. Biz 2013’ün başlarından itibaren her türlü fiziksel değişimi bekliyoruz. Ama elbette 1 Ocak’ta her şey değişecek diye bir şey de yok. 2012 ile Nibiru gezegeninin geçişinin birbirine bağlanması temelde yanlış.
İNSANLIK KIYAM EDECEK
NURETTİN ERSOY, Merkez Bilgi Alanı Vakfı kurucusu ve başkanı, aynı zamanda yüksek mimar. Eşi Sevgi Ersoy ile birlikte 35 yıldır spiritüel çalışmalar yapıyorlar. 2012 konusunda ani felaket senaryolarından farklı düşünüyorlar
Bizim bu konudaki anlayışımız diğer insanlardan farklı. 2012 bir geçişin tarihidir, bir bitiş yoktur. Bu tarih Maya takvimiyle açıklanıyor ama Maya takvimini şu an kullandığımız Gregoryen takvimine bağlamak doğru olmuyor. Mayaların ifade ettiği 2012 tarihi ayı ve günü, o zamanda insanlığın oluşturduğu sebepler sonucu, doğru bir tespittir. İnsanlık böyle bir tarihte bir geçişi oluşturmuştur ama bu farklı bir geçiştir. Dünyada adem dönemleri vardır. Son adem dönemi de bu bahsedilen 2012 ve ona yakın olan yıllarda değişecek. İnsanlık 8-9 bin yıldır duygularla dünyayı deneyimlemeye programlanmış bir eğitim gördü. Hisseden varlık, bilmeden dünyayı deneyimledi. Oysa ki artık hem bilerek hem de duygularla harekete geçecek. Artık insanlar kıyam etmek durumunda kalacak, yani şuurda ayağa kalkacak. İnsanlık bunu bir takım fiziki tesirlerin de etkisiyle yapabilecek durumda, deprem, sel, gibi felaketlerle. Ama net bir tarihi beklemek yanlış olur.
METAL MÜZİK “KIYAMET”E BAYILDI
Metal müziğin özellikle ölüm, kıyamet, mahşer, şeytan gibi kavramları çok seven alt türleri Black Metal, Death Metal Marduk konusuna bayıldı. 2012 ve Marduk ile ilgili şarkı sözleri, adı üzerinde “kıyamet gibi”. 2012 ile ilgili yazılan şarkılardan biri Rock müzik sanatçısı Özlem Tekin’e ait. İşte Tekin’in Gezegen X şarkısının güftesi :
Fazla zaman kalmadı/ Geri sayım başladı/ Söylenenin tam tersine Gezegen X yaklaştı /Daha bir şey görmedik/ Gezip yiyip içmedik/ Öğrendiğimin tam tersine/ Mahşer günü yaklaştı/ Kalk yatağını boz arkana bakma / Koş yollara vur şansını zorla/ Git kuralını koy kendine oyna/ Sor hedefini bul kimseyi takma/ Bugün günlerden isyan/ Uzun ömür bir yalan /Beklediğimin tam tersine/ Neşe doluyor insan/ Zaman kalmadı sayım başladı /Uzun ömür bir yalan /10, 9, 8, 7, 6, 5, 4, 3, 2, 1, 0... Boo!
PARAYA BAĞLANANLAR CEHENNEMİ BOYLACAK
HARUN KOLÇAK, sanatçı, Papalığın Sonu adlı kitabın yazarı
Dünyanın haline bakın, insanoğlu maneviyatını tamamen kaybetmiş durumda. Dinsel inançlar politik ve maddi çıkarlar için kullanılıyor, insanoğlu birbirini öldürüyor. Teknoloji son 50 yılda sıçradı ve insanlarda da aynı oranda çökme oldu. Bana göre insanlık demir çağını yaşıyor. Bundan daha çok dibe çökeceğini sanmıyorum. Ben 2012’ye doğru, bunun daha da artacağını ve 2012’den itibaren insanlarda büyük bir manevi değişimin başlayacağına inanıyorum. Belli bir kesim tamamen çöküşe gidiyor. Dünyada yaşanan krizin daha da büyüyeceğini düşünürsek onlar zaten sembolik olarak cehennemi boylayacaklar. Bunu ekonomik analistler de söylüyor. Maddeye bağlanmış olanlar aynı dinsel kitaplarda yazdığı gibi, bu “ekonomik tufanla” beraber gidecekler.
Tufan senaryoları Hollywood’un işine yarıyor. Atlantis’in batışı, Nuh tufanı gibi çok büyük tufanlar dünyada olmuştur ama bu 2012’de olacak mı bilmiyorum. İçimden gelen sesin söylediği, ekonomik tufanla beraber para pul peşinde koşanların çökeceği.
İnsanlar hazırlıklı olsun manevi depolama yapsınlar. Ben et yemiyorum, sigara içmiyorum, düşünsel olarak spiritüel bilgileri, manevi, kozmik bilgileri zaten okuyorum, paylaşıyorum. İster Müslüman ister Budist, ister Hıristiyan olsun, herkesin kendi inancına sarılıp daha da çok ibadet etmesinden yanayım. Allah her yerden tezahür ettiğine göre bilgiyle inancı ayırmak bana göre en büyük gaflet. Manevi boşluğumuz çok büyük. O kadar ilkel, o kadar sıradan davranışlar sergiliyor ki insanlar... Birbirlerine yaptığını gördükçe yüreğim ağlıyor. Ama doğumlar çok sancılı olur. Hele hele dünya gibi bir devin yeniden doğumu... İnşallah manevi doyum içinde bu süreci daha iyi atlatırız. Ben, Teslim Oldum isimli bir parça yazmıştım o zaman birine teslim oldum sanmışlardı, ama ben orada Allah’a teslim oldum demiştim.
YENİ BİR MEDENİYET KURULACAK
SERDAR TURGUT, Akşam Gazetesi köşe yazarı
2012’de bir şeyler olacağı yolunda birçok kaynakta işaretler var. İncil’in bir yorumunda 2012’ye işaret edildiği söyleniyor. Çinlilerin değişimlerin kitabı olarak adlandırılan I Ching kitabında da bu tarih var. Keza Nostradamus da bu tarih işine girmiş, Stephen Hawking ve Cambridge’teki arkadaşları 2012 yılında sonun nasıl geleceği sorununa kafa yormuşlardır. Fakat tabii ki bir sonun yaklaşmakta olduğu yolundaki en etkili kaynak Maya uygarlığının hazırladığı uzun dönemli takvim. Bu takvimde 2012 yılında hatta gün verilerek 12/21/2012’de sonun geleceği ve yeni bir başlangıç olacağı söylenmiş. Tüm bunları okursanız 2012’nin son olacağına inanmamak mümkün değil.
Ben sonunda Maya takviminin yanlış yorumlandığını düşünmeye başladım. Dünyada volkanik patlamalar, depremler ve mevsim değişimleri gibi birçok değişim olacağını düşünmekle birlikte geleceği söylenen sonun, fiziksel bir son değil manevi bir son olduğunu düşünmeye başladım.
KUL HAKKI YİYENLER YENİK DÜŞECEK
YONCA EVCİMİK, sanatçı
10 sene kadar önce “Galaktik İnsan” isimli bir kitap okumuştum, 2012’de beklediğimiz şeylerin çoğu orada var. Biraz metafizik veya felsefeyle ilgilenen kişilerin okuduğu kitapların çoğunda üç aşağı beş yukarı bu yazıyor. Ben bu konuları çok okuduğum ve bunları deneyimlediğim için, bir değişim olduğunu biliyorum. Maya Takvimi bitiyor, foton kuşağına, yani yüksek enerjili ışıközlerinden oluşan büyük bir kuşağa giriliyor. Ama bu birden bire olacak değil. Toplu yok oluşları zaten yaşıyoruz. O güne doğru yaklaşıyoruz. Karanlıkta kalacağız, enerjimiz olmayacak gibi teorilerin olup olmayacağını göreceğiz. İnanıyorum ki, doğru insan olanlar manevi güçle işin içinden çıkacak.
NASA REDDETTİ
NASA internet sitesinde kendilerine gelen sorulardan bir “en iyi 20 listesi” oluşturmuş. Hepsini de biraz esprili bir dille reddetmiş. Aşağıdakiler NASA’nın reddettiği teorilerden sadece bir kaçı:
Nibiru, (Marduk ya da Gezegen X) dünyanın çok yakınından geçecek ve bu dünyada büyük felaketlere yol açacak.
Kutupların manyetik alanı yer değiştiriyor.
NASA ve Amerikan hükümeti 2012’de olacakları biliyor ama bunu gizliyor.
2012’de gezegenler sıraya dizilecek ve dünya Samanyolu’nun merkezinde yer alacak.
Güneşte güçlü enerji fırtınaları olacak ve bunlar dünyanın elektriksiz kalmasına yol açacak.
Dünya Samanyolu’nda bir karanlık kuşağına girecek.
HOLLYWOOD YAPIMI 2012
Türkiye’de, Amerika ile birlikte 13 Kasım’da gösterime girecek olan 2012 filmi dünyanın sonunu getiren büyük bir tufan ve bundan kurtulanların kahramanca mücadelesini anlatan epik bir macera. Filmin sinopsisinde şöyle yazıyor: “Daha önce hiçbir tarih bu kadar çok kültüre, bu kadar çok dine, bilimadamına ve hükümete bir anlam ifade etmedi.”
Hürriyet pazar
Özellikle Harun Kolçak'ın sözlerini çok anlamlı buldum ve aynı düşünüyorum. Kendisini tebrik ediyorum bu düşünceleri için. Uzaylılarla temas kurulacak olunması heyecan verici bence. kb
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
2012 Filimi
“Daha önce hiçbir tarih bu kadar çok kültüre, bu kadar çok dine, bilimadamına ve hükümete bir anlam ifade etmedi.”
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
21 ARALIK 2012 BILINMEYENE YOLCULUK
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Foton Kuşağı Haber7 - Prof. Dr. Ahmet Maranki
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
2012 Marduk, Nibiru, Foton kuşağı ve Uzaylılar
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Netpano okuyucuları artık
Netpano okuyucuları artık gayet iyi biliyorlar ki; Oktan Keleş'in açıkladığı her bilgi sonradan doğrulanıyor.Ehillerince bunun sebepleri malum.Ama doğrulanan onca habere rağmen, dünya çapında ifşalara rağmen, "YAZILARININ ASIL AMACI OLAN UYARILARI" yeterince dikkate alınıyor mu?
Oktan Keleş sadece söyler ve geçer.Çok önemli bir görevi yerine getirdiği de muhakkak.
Onlar gönül insanları, vazife adamları, açıklarlar ve olay onlar için orada biter...
Ben Oktan Keleş'i anlamaya çalışıyorum.Onun anlattıklarından çok şeyler öğrendiğim de muhakkak.İstiyorum ki; onun yazıları ve kitapları daha çok okunsun ve anlaşılsın. Çünkü onun yazılarında ve kitaplarında; hayatınızı değiştirecek çok önemli ip uçları var...İnanıyorum ki; Oktan Abi'yi okudukça her bakımdan geleceğe hazırlanacaksınız. (Erol DERMAN)
Bu girişten sonra gelelim Oktan Bey'in daha önce açıkladığı " Şeytanilerin Volkan Projesi"ne ( http://www.netpano.com/makale/?makale=1259)
İşte Hürriyet Gazetesi başta olmak üzere diğer gazatelerde de yer alan Volkanlarla ilgili dün çıkan haberler :
(Volkanlar nasıl faaliyete geçecek, Oktan Keleş'in dediği gibi bombayla mı? Aşağıdaki haber aynı anda dünyanın her yanına servis edildi. Kuşkusuz bu bir 'zihinleri hazırlama operasyonu.' Volkanlar patladığında herkes bunu normal sebeplere bağlayacaktır? Kimsenin aklına SUNİ BİR ETKİ ile patlatıldığı gelmeyecektir.)
İşte Haber:
YANARDAĞLAR BİRER BİRER CANLANIYOR...
Dünya'nın dört bir yanında faaliyete geçen yanardağlar, büyük depremlerin de habercisi olabilir. Uzmanlar 41 yanardağın 2009 yılı başından bu yana faaliyete geçtiğini açıkladı.
Amerika'da 3 bin 108 metrelik Redoubt, 1 bin 730 metrelik Cleveland volkanları ve devasa bir volkanik patlama çöküntüsü olan 3 bin 142 metrelik Yellowstone Caldera'da lavlar yükselmeye başladı.
Sadece Amerika'da değil, İtalya'dan Endonezya'ya kadar onlarca yanardağdan duman ve lav yükseliyor. Son olarak Filipinler'deki 2 bin 463 metrelik Mayon Yanardağı'ndan dumanlar yükselmeye başladı.
Uzmanlar yanardağın her an patlayabileceği konusunda uyarıda bulundu. Mayon yanardağı 1814'te patladığında bin 200'den fazla insan hayatını kaybetmiş ve bir kasaba yok olmuştu. Yanardağ 1979 yılında faaliyete geçtiğinde ise 79 kişinin hayatına mal oldu.
TÜM DÜNYA ALARMDA
Dünya'nın dört bir yanında ise uzmanlar patlama olasılığı olan volkanlara karşı uyarılarda bulunuyor. Bali, Endonezya'da Kasım ayının başı ile yapılan uyarılarda Batur volkanının her an patlayabileceği belirtildi.
Şili'deki Chaiten Volkanı ise Ekim ayında yapılan sismik ölçümlerde endişe verici sinyaller verdi. Uzmanlar yanardağın ağzının genişlediğini ve uzun bir süreden beri bu büyümenin yaşandığını açıkladı.
Hint Okyanusu'ndaki 2 bin 631 metre uzunluğundaki Piton de la Fournaise yanardağı 2007'den sonra yine lav püskürmeye başladı.
PATLAMALAR VE DEPREM
İtalya'daki Etna yanardağı ise 7 Kasım'da tekrar faaliyete geçerek, 4 ay aradan sonra püskürdü ve 4.4 büyüklüğünde bir deprem meydana getirdi.
Endonezya'da 9 Kasım günü yaşanan 6.7 büyüklüğündeki depremin merkez üssünün Tambora Volkanının 78 km doğu ve 18 km derinliği olduğu kaydedildi.
Yine Endonezya'da Ağustos ayından itibaren lav püskürmekte olan Krakatau Volkanı 3 Kasım tarihinde ciddi yer sarsıntılarına neden oldu.
SEBEP MANYETİK ALAN MI
Uzmanlar Avrupa, Asya, Afrika, Amerika ve Antartika kıtaları ile; Pasifik, Hint ve Atlantik okyanuslarında 41 yanardağın faaliyette olduğunu belirtti. Bilim insanları dünyanın erimiş iç çekirdeğinden yükselen lavların yeryüzüne çıkabilmesinin manyetik alanlar ile ilgili olabileceğini iddia ediyor.
netpano.com
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
2012 filimine giden var mı?
2012 filimine giden var mı? Yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim.
Ben gittim. Görsel efektler harika ama biraz hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Konusu çok fantastik gelmedi bana..Biraz boş bir filim. Beklendiği gibi değil.
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
ben bugun gidecegim epeydir
ben bugun gidecegim epeydir beklediğim bir filmdi. insallah hayal kırıklığı olmaz bende de :)
Ben dün gittim
Tipik bir amerikan filmi olmuş. Görsel efektler, kahraman amerikalılar, aşk aile ilişkileri falan...
100 üzerinden 30... :)
xenix
Maya takvimi ve 2012
MAYA TAKVIMI VE BILINCIN EVRIMI
/mayatakvimi.blogspot.com/
2012 ve Maya Takvimi Kanal Türk'te from Fatih Keçelioğlu on Vimeo.
Arkadaşın anlattığı şeyler çok yanlış değil ama kulağı ters taraftan göstermek gibi bir şey. Sonuçta o da Kuran filan demiş! Hangi teolojiyi incelesen de doğu mistizmini de, Maya mistizmini de incelesen geleceğin yer İslamdan başka bir yer olmaz.
Bence 2012 ile birlikte bir ALTIN ÇAĞ'a giriyoruz. Bunun anlamı nedir? İslam Peygamberinin hadislerinde belirtilen çok yüksek vasıflara sahip olağanüstü bir şahsiyet olan Hz. Mehdi'nin geliş tarihidir. Bütün dinler ortadan kalkıyor, Herkes müslüman oluyor. Tabi olmayanlar da var bunlar çok azınlık oluyor. Dünyada zulüm ortadan kalkıyor, refah ve mutluluk devri başlıyor.
Yukarıdaki sitede Fatih beyin de belirttiği gibi bu dönem, Dünyayı ele geçirmeye ve bütün insanlığı köle haline getirmeye çalışan bir avuç egemen Dünya gücünün, KÜRESEL KRALİYETÇİLER'in büyük bir ekonomik krizle bütün finansal güçlerini kaybetmesiyle başlıyor. Şu an o dönemi yaşamaya başladık! Finansal çöküş, Batı ekonomilerinin, felsefesinin, Biliminin de çöküşüne yol açacaktır! Kısacası BATI MATERYALİST SİSTEMİ toptan çökecektir. Yerine İnsana önem veren SONSUZ BARIŞ sistemi gelecektir.
Daha da ilginci geçmişte, tarihte yaşanılan ve günümüz teknolojisinden ve biliminden kat be kat üstün, aynen Hz. Süleyman devrindeki gibi, çok üstün bir teknolojik hayata geçiyoruz. Tabi bu teknoloji tamamen, Hz. Süleymanda olduğu gibi, Hz. Mehdi'nin elinde.
Ne gibi mesela; uçan dairlerle seyahat, UFO'ların Dünyaya inmesi, ve buna benzer geçmişte Peygamberlerin ortaya koyduğu çoğu mücizeler yaşanacak gibi.
İşin bizi daha çok ilgilendiren kısmı ise Hz. Mehdi'nin Türkiyeden çıkacak olması! Dolayısıyla Dünyayı Türkiye kurtaracak yine! Hz. Muhammedin Türk olmasına dudak bükenler Hz. Mehdi'nin, Peygamberin hadislerine göre Türkiyeden çıkacak olmasına ne derler acaba?
Eğer Hz. Mehdi Türk ise ve Hz. Muhammedin hadislerine güre Hz. Mehdi Peygamberin soyundan geleceğine göre(Hz.Ali-Fatıma ve Hz. Hasan soyundan) Peygamberimiz de Türk olmuyor mu?
Peki ne yapmamız gerekiyor o zaman? Bu çağa ayak uydurabilmek için Türklüğümüze ve Müslümanlığımıza sahip çıkıp, ruhumuzu kötülüklerden, şüphelerden arındırmak ve saflaşmak zorundayız.
Diğer ilginç bir nokta Türkiyedeki mezhep farkları ortadan kalkacak! Hz. Mehdi Sünnilerle Alevileri ve Kürtleri gerçek İslamda birleştirecek. Tabi Bu Türkiyede bir parçalanma, kardeş kavgası, bölünme yaşandıktan sonra olacak malesef. Küresel Kraliyetçiler bütün güçleriyle üzerimize çullanacak ve bizi haritadan silmek isteyecekler.
Bu dediklerim tabi şimdi bazılarına çok uçuk şeyler gelebilir. Ben de o zaman bekleyelim görelim diyorum. Halep orada ise arşın burada. 100 yıl sonrasından bahsetmiyoruz, şurada kaldı 1-2 yıl.
Ayrıntıları Hz. Mehdi konusunda anlatacağım.
geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
2012 değil 2011! de ne olacak?
2011’de ne olacak sorusuna Calleman’ın yanıtı
''2011'de düalist (ikilikçi) zihnin hâkimiyeti son bulacak ve insanlığın daha düşük bilinç düzeylerinden kaynaklanan tüm çatışmaları çözülüp ortadan kalkacaktır. Aydınlanma halinin perspektifinden, eski düzen artık gerçek olmayacaktır. Düalist zihnin geliştirdiği teknolojiler doğru yerlerini bulacaklar, yani, hükmetme araçları olarak değil, insanlığın ve canlı kozmosun hizmetinde kullanacaklardır. O zamana dek sadece eski monarşik yönetim değil, demokrasi de geçmişe ait bir şey olacaktır (eğer herkes Tanrısal Olan ile birlik ve uyum içinde yaşıyorsa, onları yönetecek birisini neden seçsinler ki? )Tüm hiyerarşiler yıkılmış olacaktır. Dualitenin son bulması ile birlikte, bir ruhun diğerlerine hükmetmesi doğal olarak sona erecek ve böylece (ulusun egosu gibi olan) bir hükümetin, insanları çatışan çıkarlar arasında yönlendirmesine hiç ihtiyaç olmayacaktır. Tüm insanlar şimdikinden çok daha derin bir anlamda, eşit değere sahip olarak- her biri Tanrısal Olanın bir tezahürü olarak- görülecektir. Evrensel bilinç düzeyine tırmanma sürecinde, tüm sınırlayıcı düşünceler ortadan kalkacaktır.
Ancak 2012 yılında ne olacağını görmek için beklemek hedefi tümüyle ıskalamak olacaktır. 28 Ekim 2011'den sonra- ya da en azından yeni realite kesinlikle tezahür ettikten sonra- aydınlanmak mümkün olmayacaktır. Düalist bir zihin ile tek gücün, yani Yaradan’ın altındaki yeni birlikçi ilahi realite ile rezonansa girmek mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla hepimizin bugünden başlayarak, kozmik zaman akışına katılarak ve düşünüş davranış ve varoluşumuzda düalist Altdünyaların etkisini mümkün olan her biçimde aşmaya çalışarak kendimizi hazırlamamız akıllıca görünmektedir. Sonuçta, Evrensel Altdünya aydınlanmış bir varoluş halini, sevgi ve sevinç varoluşunu kayırıp destekleyecektir ve bir kez bu oluşturulduğunda artık dualiteye geri dönüş mümkün olmayacaktır.''
Carl Johann Calleman, Maya Takvimi ve Bilincin Dönüşümü, Akaşa Yayınları
http://mayatakvimi.blogspot.com/
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
Belki
Belki müslüman mahallesinde salyangoz satabilmek için, önce "zaten salyangoz kuranda helaldir" şeklinde bir yaygara yapılıyor olmasın. Elbette kurana bağlayacak. Başka türlü müslümanlar neden para verip bu kitapları, cdleri alsınlar, seminerlere gitsinler?
xenix
mayatakvimi.blogspot.com
Yukarıda adı geçen http://mayatakvimi.blogspot.com/ sitesini mutlaka okuyun. Maya takvimi uzmanı Fatih Keçelioğlu ve Konunun duayeni Colleman'ın çok güzel yazıları var.
Yazılar içinde sonsuz us ta sık sık tartışılan Tanrı, "an'da yaşamak", yaratılış mı evrim mi?, ilahi plan, ezoterizm, maneviyat-tasavvuf, demokrasi sona mı eriyor? dualist anlayış nedir?, özgür irade var mıdır? maya takviminin sonu 2012 mi yoksa 2011 mi? Maya takviminden Dünya siyasi ve ekonomik olaylarının yorumlanması gibi daha bir çok konuya değiniliyor.
2011 de olacak kötümser senaryolara kanmamamız gerektiği, çevresel afetlerin yaşanmayacağı anlatılıyor. Dolayısıyla bu korku pompalamalara aldırmadan sistemi yıkacak KENDİNE GÜVENMEYE KAVUŞMAMIZ VE KENDİMİZE GÜVENMEMİZ VE İNANMAMIZ GEREKİYOR!
Ayrıca 2011 de olacak manevi yenilenmeye hazırlık ve İnsanlık düşmanı küresel kraliyetçi dünya hegemonlarının sömürü düzenini, ve onların aletleri olan tefeci bankacılık sistemini yıkmak için daha doğrusu köle olmamak, borç batağına sürüklenmemek için neler yapmalıyız?
İlk olarak yapmamız gereken bu sömürü düzenine karşı olduğumuzu haykırmalı ve kendi benliğimize sahip çıkmalı kendimize güvenmeliyiz.
Bankalarla ilişkilerimizi asgari düzeye indirmeli, borçlarımızı derhal kapatmalı ve artık BANKA KREDİSİ KULLANMAMALIYIZ! Kredi kartı kullanmamalıyız. Bankalara artık faiz ödememeliyiz. Çünkü sistem kredi, borç, faiz, borsa, döviz sarmalından ibarettir.
ABD doları tarihinin en yüksek düşüşünü yaşamaktadır ve artık çökmüştür. Çok yakın bir zamanda Dolar piyasadan kalkacaktır. ABD Doları bulundurmayın! Çünkü karşılığı yok! Paranız boşa gider. Onun yerine altın almaya çalışın.
Ticari faaliyetlerinizi kısın, büyük hedefleri iptal edin! 1-2 yıl içinde alıştığımız kapitalist sistem yok olacak, kar etmek gibi bir düşünce ortadan kalkacak! Yeni bir sistem geliyor artık. Kar amacı olmayan, insanın rahatça çalıştığı, hatta hiç çalışmadığı, Hayvanlar gibi koşuşturmadığı, kendi özel hayatına, insanlara zaman ayırdığı bir dönem geliyor. Manevi aydınlanma dönemi..
Yani ne kadar materyalist, kapitalist, ırkçı felsefe ve düşünceleriniz varsa terkedin. Para ortadan kalkacak, ABD Doları ortadan kalkınca. Paraya önem vermeyin! Paranın sonu geldi, Paracı felsefe ve düşüncelerin de sonu geldi.
http://www.geocities.com/harikasozler/kutadgubilig.htm
marduk
infitar suresi, hipernovalar ve kıyamet. hepsi ortak bir anlatım.
bir hipernova ateşi bize ulaşır ve her şeyi kıyamet suresinde tarif edildiği gibi parçalarsa çok geç olacak. MEHDİX nasıl çıkacak sizce?
jüpiterdeki gibi bir elektromanyetik akım ve bütün sistemler şut. kıyametler sadece hipernovaların çevresini kapsıyor gibi. çünkü getirilen cehennem içinden çıkan karadelik.
Astrolojik bilgilerin
Astrolojik bilgilerin bilimsel bir değeri olduğunu düşünenler neye dayanıyorlar?hep merak ettiğim bir konudur.
İnsanlara dair kaba ,üstünkörü gözlemler midir bu kadar fırtanın kopmasına sebep olan,öyle değilse nedir?
Astrolojiye neden itibar etmeliyiz?
Elbette
Elbette popolarına dayanıyorlar.
xenix: Takiplerim
Yeni yorum gönder