Evrim Teorisi Kuranla Çelişir....

Günümüzde bazı Müslümanlar, evrim teorisine inanan kesimlerin sayıca fazla olmalarından veya bu kişilerin genelde “bilim adamı” sıfatı taşıyor olmalarından yanlış yönde etkileniyor, bu nedenle de evrim teorisini savunma yanılgısına düşüyorlar. Oysa bu kişilerin ellerinde Allah'ın insanları evrimle yarattığına dair ne bilimsel bir delil var, ne de bu iddialarını Kuran'dan delillendiren herhangi bir ayet.

Evrim Teorisi'ni savunan Müslümanlar, Darwinizm'in tesadüf iddiasını görmezden geliyorlar

Evrim teorisinin Yaratılış ile çelişmediğini ileri sürenlerin en önemli yanılgısı, evrim teorisinin temel iddiasının “canlıların birbirlerinden gelişerek ortaya çıktığı” tezi olduğunu sanmalarıdır. Bu yanılgı içinde de, "Allah canlıları birbirlerinden evrimleştirerek yaratmış olabilir, bunda karşı çıkacak ne var?" diye düşünmektedirler. Oysa gözardı ettikleri önemli bir gerçek vardır: Evrimi savunanlar ile yaratılışı savunanlar arasındaki temel farklılık, "canlılar ayrı ayrı mı ortaya çıktılar, yoksa birbirlerinden gelişerek mi ortaya çıktılar" sorusu değildir. Asıl konu, "canlılar tesadüflerle ve doğa olaylarıyla mı oluştular, yoksa bilinçli bir şekilde mi yaratıldılar?" sorusudur.

Evrim teorisi, cansız maddelerin tesadüfler sonucunda biraraya gelerek, yine tesadüfen gelişen doğa olayları sonucunda canlılığın yapıtaşlarını ve nihayetinde canlılığı oluşturduğunu iddia eder. Farklı canlı türlerinin de, yine tesadüfler ve doğa olayları ile, hiç bir bilinçli müdahale ve plan olmadan ortaya çıktığını ileri sürer. Sonuçta, bu iddianın temelinde zaman, cansız maddeler ve tesadüfler yaratıcı güçler olarak kabul edilmektedir. Evrim teorisi hakkında çok az bilgi sahibi olan bir kişi dahi, Darwinist bilim adamların iddialarının temelini bu görüşün oluşturduğunu bilir.

Nitekim bu gerçek, Darwinistler tarafından da kabul edilmektedir. Darwinizm'in dünyadaki en önde gelen sözcülerinden olan, militan ateist Richard Dawkins, " Darwin bize entelektüel yönden tatmin olmuş birer ateist olabilme şansını verdi " derken, evrim teorisi denen inancın özetini yapmaktadır.

Evrim teorisinin hiçbir bilimsel delili yoktur

Evrim teorisinin iddiası "tesadüf" iken, bu teori ile İslam arasında bir "orta nokta" bulunamayacağı açıktır. Kaldı ki, böyle bir arayışa hiç gerek yoktur, çünkü evrim teorisinin hiç bir bilimsel dayanağı da bulunmamaktadır.

İlgili tüm bilim dalları, evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini göstermektedir. Fosil kayıtları, farklı canlı sınıflarının küçük kademelerle birbirlerinden evrimleşerek ortaya çıktıklarını değil, aksine çok farklı canlı sınıflarının kendilerine benzer hiç bir ataları olmadan bir anda ve özgün yapılarıyla ortaya çıktıklarını göstermektedir. Ne sürüngenler kuşlara dönüşmüş, ne de balıklar kara canlısı haline gelmiştir. Her canlı sınıflaması kendi özellikleriyle ayrı ayrı yaratılmıştır.

Özellikle son 50 yıldır paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik, karşılaştırmalı anatomi gibi bilim dallarında meydana gelen gelişmeler ve yeni buluşlar, evrim teorisinin doğru olmadığını, canlıların bugünkü farklı ve mükemmel formlarıyla aniden ortaya çıktıklarını ortaya koymuştur. Bu gerçek bilim dünyasında reddedilemez bir olgu haline gelmiştir. Bugün paleontoloji bilimi, dünya üzerindeki en temel canlı grupları olan "filumların" (yani eklembacaklılar, yumuşakçalar, omurgalılar vs. gibi en temel ve farklı hayvan sınıflamalarının) tamamına yakınının, "Kambriyen devir" adı verilen kısa jeolojik devirde hep bir anda aniden ortaya çıktıklarını göstermektedir.

Dolayısıyla, Allah'ın, yaratılışta evrim sürecini kullandığını iddia etmek için ortada hiçbir bilimsel neden de yoktur. Allah her canlı grubunu ayrı ayrı ve bir anda, "OL" emriyle yaratmıştır. Bilimin ortaya koyduğu bulgular bu gerçeği teyid eder nitelikte iken, ateizmin temeli olan evrim teorisine itibar etmek ve bu teoriyi "İslam'a uygun" hale getirmeye çalışmak, hem sebepsiz hem de son derece yanlış bir çabadır.

Darwinizm'i savunanlar, bu teorinin taşıdığı tehlikelerin farkında değiller

Darwinizm başlı başına hurafe ve mantıksızlıklardan oluşan bir inançtır. Ön yargılardan uzak, samimi ve hür düşenen hiçbir insan, şuursuz atomların tesadüfler sonucunda bir araya gelip, organize olup, düşünen, akleden, hisseden, gören, işiten, medeniyetler kuran, buluşlar yapan, sanat eserleri meydana getiren, sevinen, üzülen, sonra kendini oluşturan atomları elektron mikroskobu altında inceleyen insanları meydana getirdiğine inanmaz. Ancak Darwin'in teorisi insanlara bu akıl dışı inancı dayatır. Darwinizm'i savunan Müslümanlar bu önemli tehlikenin farkına varamamaktadırlar. Böyle bir iddiayı körü körüne kabul eden bir insanın faşist, komünist, ateist olması çok kolaydır. Düşünme melekelerini yitirmiş, çok açık gerçekleri kendini propagandif anlatımlara kaptırdığı için göremeyen, sırf çoğunluk kabul ediyor diye bir fikri körü körüne kabul eden bir insanın eline silah vermek, onu dağlara çıkarmak, ya da "Darwin bu insanın aşağı ırk olduğunu söylüyor, onun için onu öldürebilirsin" diye ikna etmek çok kolaylaşır. Bu duruma gelen insanlar, vicdanlarını ve akıllarını yitirirler.

Nitekim, 20. yüzyılı kan ve acı gölüne çeviren komünist ve faşistlerin tamamı koyu birer Darwinist'tir. Hitler'den Mao'ya, Mussolini'den Stalin'e tüm bu eli kanlı diktatörler katliamlarını Darwin'e dayandırmışlar ve ondan ilham aldıklarını sık sık belirtmişlerdir. (Detaylı bilgi için Harun Yahya, Darwinizm'in İnsanlığa Getirdiği Belalar , Vural Yayıncılık)

"Darwinizm zaten yıllar önce öldü, bu konuyla ilgilenmeye gerek yok" diyenler de büyük bir yanılgı içindedirler . Bugün Darwinizm'in birçok ülkede oldukça etkin olduğu çok açık bir gerçektir. Okul müfredatlarında çocuklara hala geçersizliği ispatlanmış veya sahtekarlık olduğu ortaya çıkmış sözde "evrim delilleri" birer bilimsel gerçek gibi anlatılmaktadır. Üniversitelerde eğitim görevlilerinin büyük bir bölümü Darwinist'tir. Evrim teorisini reddeden bilim adamlarının bilimsel makaleleri en ünlü bilim dergilerinde yayınlanmamaktadır. Bu duruma rağmen, Darwinizm öldü demek büyük bir yanılgı olur. Üstelik bir çok insanın bu önemli tehlikeye karşı tedbir almasını da engelleyen hatalı bir iddiadır.

Kuran'da Allah'ın evrimle yarattığına dair hiçbir ayet yoktur

Kuran'da, Allah'ın canlıları evrimle yarattığına dair hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Allah elbetteki canlıları evrimle yaratmaya da güç yetirendir. Ancak eğer böyle bir yaratılış şekli olsaydı, bunu Kuran ayetlerinde detaylı açıklamaları ile görmemiz mümkün olurdu.

Ancak, bazı kişiler, anlamları çok açık ve net olmasına rağmen bazı ayetleri sanki evrimden bahsediliyormuş gibi tefsir etmekte, ayetlere gerçek ve açık anlamlarından başka anlamlar yüklemeye çalışmaktadırlar. Oysa Kuran, Allah'ın indirdiği şekli ile, herhangi bir din dışı fikir ve felsefenin etkisinde kalınmadan, tamamen samimi bir kalple okunup o şekilde açıklanmalıdır. Bu durumda Kuran'da "evrimle yaratılış" manasında hiç bir bilgi bulunmadığı, aksine Allah'ın tek bir "OL" emri ile varlıkları ve canlıları yarattığı görülecektir. Eğer gerçekten Hz. Adem'den önce yarı maymun-yarı insan canlılar yaşamış olsalar Allah bunu bize Kuran-ı Kerim'de açık, net ve kolay anlaşılır bir biçimde anlatırdı. Kuran-ı Kerim'in "apaçık" olması ve "kolay anlaşılır" olması, evrimsel yaradılış iddiasının gerçek olmadığını göstermektedir.

Ancak bu iddiada bulunanların bazıları kasıtlı bir girişimde bulunurken, bazıları ise gaflet içinde hareket etmektedirler. Söyledikleri sözün anlamını düşünmemekte, Darwinizm'in nihai amacını gözardı etmektedirler.

Bu kişilerin delil olarak gösterdikleri ayetlerden bazıları şu şekildedir:

1• YANILGI

İNSANIN "EVRİMSEL MERHALELER" SONUCU YARATILDIĞI YANILGISI

"Size ne oluyor ki, Allah'tan bir vakarı ummuyorsunuz? Oysa O, sizi gerçekten tavır tavır yaratmıştır." (Nuh Suresi, 13-14)

Evrimsel yaradılışı savunanlar yukarıdaki ayette geçen “tavır tavır” kelimesini “evrim merhalelerinden geçirerek” şeklinde çevirirler. Oysa ayette geçen Arapça “etvaren” kelimesinin “evrim merhaleleri” şeklinde çevrilmesi bu kişilerin şahsi yorumlarıdır ve İslam alimleri tarafından da ittifakla kabul görmemektedir.

“Etvar” kelimesi “tavır, halet, durum” anlamına gelen “Tavru” kelimesinin çoğuludur ve Kuran'da bu şekilde başka bir ayette geçmemektedir. İslam alimlerinin bu ayetle ilgili tefsirleri de bu gerçeği ortaya koymaktadır:

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Kuran-ı Kerim Tefsiri'nde bu ayeti “Oysa o sizi aşama aşama birçok hallerden geçirerek yaratmıştır” şeklinde tercüme etmiştir. Ayetin tefsirinde bu aşamaları "evrim mertebeleri" şeklinde ifade etmiştir. Ancak burada "evrim merhaleleri" ifadesi ile kastedilen mananın insanın farklı bir canlı türünden kaynaklandığını öne süren evrim teorisi ile hiçbir ilgisi yoktur. Nitekim tefsirin hemen devamında bu aşamaların neler olduğu şöyle ifade edilmektedir.

“…Ebu's-Suud'un açıklamasına göre; önce unsurlar halinde, sonra gıdalar halinde, sonra karışımlar halinde, sonra sperma halinde, sonra embriyon halinde, sonra et parçası halinde, sonra kemik ve et halinde, sonra da bambaşka bir yaratılışla şekil vermiştir. "Yaratanların en güzeli olan Allah'ın şanı ne yücedir." (Müminun, 23/14). Bunları yapan o güzel yaratıcı ululama ve saygıya layık değil mi? O sizi daha başka bir şekil ve yaratışla yükseltemez mi? Yahut ezip yok ederek elem verici o azaplara düşüremez mi? Siz niye bunları düşünmüyorsunuz?”

Elmalılı'nın yukarıdaki ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, bu ayette geçen aşamalar bir insanın sperm olarak ulaştığı anne rahminde, önce embriyo, ardından bir et parçası, sonra kemik ve et haline gelişip, sonra da bir insan olarak dünyaya gelişini ifade etmektedir.

İmam Taberi'nin Tefsiri'nde Nuh Suresi'nin 14. ayeti Halbuki O sizi merhalelerden geçirerek yaratmıştır” şeklinde çevrilmiş ve “ Önce sperma halindeydiniz; sonra sizi kan pıhtısına, ondan sonra da bir çiğnem et parçasına dönüştürüp yarattı” şeklinde açıklanmıştır. (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 6. cilt, s. 2631)

Ömer Nasuhi Bilmen ise ayeti Halbuki, sizi muhakkak türlü türlü derecelerde yaratmıştır” şeklinde çevirmiş ve şu şekilde tefsir etmiştir:

“ O Haalık-ı Kerim (sizi muhakkak türlü türlü derecelerde) muhtelif suretlerde (yaratmıştır) Siz bidayeten birer nutfe idiniz, sonra kan parçası, et parçası, kemik sahibi oldunuz, sonra da bir insasn olarak vücut sahasına atıldınız. Bütün bu muhtelif, ibret feza hadiseler, inkilaplar, bir Haalık-ı Hakim'in varlığına, kudret ve azametine birer parlak delil değil midir? Ne için siz kendi yaradılışınızı hiç düşünmüyorsunuz!” (Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 8, s. 3851)

Görüldüğü gibi İslam alimleri Nuh Suresi'nin 14. ayetini ittifakla aynı şekilde yorumlamış, sperm halinden insan haline geliş arasındaki aşamalar olduğunu ifade etmişlerdir. Ayetin bu şekilde yorumlanması gerektiği ise, "Kuran ayetlerinin yine Kuran ayetlerine göre tefsir edilmesi" prensibi gereğince açıktır. Çünkü Allah başka ayetlerde insanın yaratılış aşamalarını anne rahmindeki aşamalar olarak anlatmaktadır. Dolayısıyla "etvaren" kelimesinden bu mananın çıkarılması gerekir. Bu kelimeden, insanın kökenini bir başka canlı türüne bağlamaya çalışan evrim teorisine dayanak aramak, dayanaksız bir yorumdur.

2• YANILGI

KURAN'DA EVRİMSEL SÜRECE İŞARET BULUNDUĞU YANILGISI

“ Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti .” (İnsan Suresi, 1)

Yukarıda ayet aynı çevrelerin evrime delil olarak sundukları bir diğer ifadedir. Kişisel yorumlarına dayalı bir çeviriyle “kendisinden anılmaya değer birşey değilken” ifadesi “insanın bir insan olmadan önceki hallerinin ifade edildiği” şeklinde açıklanmaktadır. Oysa ilk iddia gibi bu evrimci iddia da gerçeklerden uzaktır.

Altı çizili ifadenin Arapçası şu şekildedir:

“lem yekun şeyen mezkuren”

Lem yekun : değildi

Şey'en : bir şey

Mezkuren : zikredilen, adı geçen

Bu ifadeyi "evrimsel yaratılış"a bir delil olarak göstermek çok zorlama bir yorumdur. Nitekim bu ayet İslam alimleri tarafından evrimsel bir süreç olarak yorumlanmamaktadır. Örneğin Elmalılı Hamdi Yazır bu ayetteki zaman ifadesini şu şekilde tefsir eder:

“Başlangıçta ilk maddeleri olan unsurlar ve madenler, sonra onlardan aşama aşama yaratılıp orta maddeleri olan bitkisel, hayvansal gıdalar "çamur hülasası" (Müminun, 23/12), sonra onlardan süzülen yakın maddesi olan meniye doğru yavaş yavaş aşama ve mertebeler içinde gelen bir şey olmuş, fakat insan diye anılan şey olmamıştı. Gerçekte insanın her ferdi gibi cinsi de ezeli değil, sonradan olmadır. Hem dehrin başlangıcından, âlemin yaratılışından çok sonra var olmuştur.”

Ömer Nasuhi Bilmen ise ayeti şu şekilde tefsir eder:

“ Bu ayetler, Cenab-ı Hak'kın insanları hiç mevcut, malum değillerken bilahare birer katre sudan işitir ve görür bir halde yaratmış ve onları imtihana tabi tutmuş olduğunu bildiriyor ... Nev'i insan, bidayeten hiç mevcut değildi, sonra bir müddet içinde bir katre sudan bir topraktan ve çamurdan musavver bir ceset haline gelmiştir. O insan, o zaman malum değildi, onun ne gibi bir ismi haiz ve ne için yaradılmış olduğu gök ve yer halkınca bilinmiyordu. Sonra kendisine ruh bilini yadedilmeye başlanılmıştır.” (Ömer Nasuhi Bimen, Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 8, s. 3851)

İmam Taberi ise ayeti, “İnsanın ‘(Adem'in) üzerinden öyle bir zaman dilimi geçmiştir ki; o esnada o, şanı ve üstünlüğü olan bir şey bile değildi. O sadece yapışkan bir çamur ve değişken bir balçıktı” şeklinde tefsir etmektedir. (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 6. cilt, s. 2684)

Dolayısıyla da bu ayette geçen ve zaman ifade eden tanımı “evrimsel süreç” olarak yorumlamak, Kurani yönden dayanağı olmayan subjektif bir yorumdur..

3. YANILGI
SUDAN YARATMANIN EVRİMSEL YARATILIŞA İŞARET ETTİĞİ YANILGISI

Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık . (İnsan Suresi, 2)

Evrimsel yaradılışı savunanlar birçok ayette geçen “insanın sudan yaratıldığı” şeklindeki ifadeleri de kendi iddialarına bir delil olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Sudan hareketle bütün canlıların oluştuğunu iddia etmektedirler.

Oysa insanın sudan yaratıldığının ifade edildiği ayetler de yine İslam alimleri ve tefsirciler tarafından her zaman spermadan yaratılma olarak açıklanmıştır. Örneğin Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır İnsan Suresi'nin 2. ayetini şu şekilde tefsir eder:

“… Şu şekilde yaratıldı bir nutfeden. Rağıb'ın açıkladığı üzere nutfe, esasen saf suya denir. Erkeğin suyuna da nutfe denilmiştir. Örfte nutfe ile meni eş anlamlı gibi sayılmıştır. Fakat Kıyamet sûresinin sonunda da geçtiği gibi Kur'ân'da "Dökülen meniden bu nutfe." (Kıyamet, 75/37) buyrularak nutfenin meniden bir parça olduğu ifade edilmiştir. "Sahih-i Müslim"de rivayet olunduğu üzere "Suyun hepsinden çocuk olmaz." hadis-i şerifinde de bir bütünün her parçası kastedilerek "Bir suyun her bir parçasından" buyrulmamış, bir parçası kastedilerek "suyun tamamından" buyrulmuş olmasından çocuğun meydana geldiği o suyun, suyun toplamı olan bütün meni değil, onun bir parçasından ibaret olduğu anlatılmış bulunduğundan nutfe, meniden bir cüz olan saf tohumun adı olduğu anlaşılır.”

İbni Taberi ise bu ayeti “… Adem'in zürriyetini erkeğin ve kadının birbirine karışan döl sularından yaratmışızdır” şeklinde tefsir etmektedir. (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 6. cilt, s. 2684)

Ömer Nasuhi Bilmen tefsirinde ise bu ayet şöyle açıklanmaktadır:

"... (Şüphe yok ki: Biz insanı karışık bir damla sudan yarattık.) Erkek ile kadının birbirine karışan sularından vücude getirdik. Evet... İnsanlar, bir müddet, nutfe, yani: Duru, safi bir su halinde ve bir müddette "alaka" yani: uyuşmuş kan halinde ve bir müddette muzga, yani: Küçük et parçası halinde bulunmuşturlar. Daha sonra da kemik kesilip et ile bürünmüş, berhayat hale gelmişlerdir..." (Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri, Cilt 8, s.3915)

Bu açıklamalardan da görüldüğü gibi insanın "karmaşık olan bir damla sudan" yaratılmasının evrim teorisinin suyun içinde tesadüfler sonucu oluşan bir tek hücreden aşama aşama insanın meydana gelmesi iddiası ile hiçbir bağlantısı yoktur. Tüm büyük müfessirlerin açıkladığı gibi bu ayette insanın anne karnındaki yaratılışına dikkat çekilmektedir.

İnsanın yaratılış aşamalarının anlatıldığı bir diğer ayet de dikkatli incelendiğinde bu yorumlardaki köklü yanılgı gözler önüne serilmektedir:

Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiçbir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir. (Hac Suresi, 5)

Ayette bir insanın yaratılış aşamaları tarif edilmektedir. Birinci aşama olan toprak, insandaki temel mineralleri ve elementleri içeren hammaddedir. İkinci aşama ise bu elementlerin, anne karnındaki yumurtayı döllemek için gerekli yapıya ve genetik bilgiye sahip olan spermleri içeren ve Kuran'da karmaşık bir su tabiriyle tarif edilen menide bir araya gelmesidir. Kısacası insanın temel hammaddesi topraktır. Toprağın özü, bir damla menide o insanı meydana getirecek bir şekilde toplanmıştır. Ayette bu "su" aşamasının hemen ardından insanın ana karnındaki gelişim aşamaları belirtilmiştir. Oysa evrim teorisi, canlılığın sözde suda başlamasından insanın ortaya çıkması arasında milyonlarca farazi aşama (ilk hücre, tek hücreliler, çok hücreliler, omurgasızlar, omurgalılar, sürüngenler, memeliler, primatlar, vs. ve bunların sayısız ara aşamaları gibi) olduğunu var sayar. Oysa ayetteki sıralamada hiçbir şekilde böyle bir mantık ve tarif olmadığı çok açıktır. İnsanın bir damla su halinden sonra alak haline geldiği bildirilmektedir.

Dolayısıyla, çok açıktır ki ayette, insan türünün geçirdiği evrim aşamaları değil, tek bir insanın anne karnından önceki, anne karnındaki ve doğduktan sonra yaşlılığına kadar devam eden yaratılış aşamaları tarif edilmektedir.

İnsanın ve diğer canlıların sudan yaratıldığını bildiren diğer ayetlerde de yine evrim teorisine dayanak oluşturacak bir mana yoktur. Bu ifadeyi içeren bazı ayetler şu şekildedir:

O inkâr edenler görmüyorlar mı ki, (başlangıçta) göklerle yer, birbiriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık . Yine de onlar inanmayacaklar mı ? (Enbiya Suresi, 30)

Allah, her canlıyı sudan yarattı . İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir . (Nur Suresi, 45)

Bazı yorumcular bu ayetlerdeki "canlıların sudan yaratılması" ifadesinde, evrim teorisine paralel bir mana var zannetmektedir. Oysa bu çok yanlış bir yorumdur. Ayetlerde canlıların sudan yaratıldığı bildirilerek, canlıların temel malzemesinin su olduğu haber verilmektedir. Nitekim modern biyoloji ortaya koymuştur ki su, dünyadaki her canlının vücudunun en temel unsurudur. İnsan vücudunun yaklaşık % 70'i sudur. Her canlı, vücudundaki su sayesinde hücre içi, hücreler arası ve dokular arası ulaşımı sağlar. Su olmadan canlılık olamayacağı kabul edilen bir gerçektir.

Bunun evrim teorisiyle hiç bir ilişkisi olmadığı ise açıktır. Evrim teorisinin, "her canlının sudan çıkıp evrimleştiği" gibi bir iddiası yoktur ki, böyle bir ilişki kurulsun. Aksine teori, canlı türlerinin birbirlerinden türediklerini ileri sürmektedir ki, bu iddia her farklı canlı grubunun Allah tarafından sudan yaratılmış (yani ayrı ayrı yaratılmış) olduğu gerçeğiyle tamamen çelişkili bir iddiadır.

4. YANILGI
ÖNCE TOPRAKTAN SONRA SUDAN YARATILMANIN EVRİMSEL YARATILIŞA İŞARET ETTİĞİ YÖNÜNDEKİ YANILGI

" Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, sonra da seni düzgün (eli ayağı tutan, gücü kuvveti yerinde) bir adam kılan (Allah)ı inkar mı ettin ?" (Kehf Suresi, 37)

İmam Taberi bu ayeti şu şekilde yorumlamaktadır:

“... Baban Adem'i topraktan yaratan, sonra seni bir erkeğin ve kadının spermasından meydana getiren , sonra seni tastamam bir insan kılığına büründüren, kadın değil, erkek haline getiren Allah'ı mı inkar ediyorsun? Sana bunca şeyleri veren ve seni bu hale getiren Allah, ölüp toprağa dönüştükten sonra seni yeniden yeni bir mahluk olarak meydana getirdi” (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, 3. cilt, s. 1268)

Ömer Nasuhi Bilmen ise aynı ayeti şu şekilde tefsir eder:

“... Senin aslın ve yaradılışın sebebi olan Hazreti Adem'i (topraktan) yaratan (sonra) da seni (bir nutfeden) en yakın maddei vücudun olan bir katre meniden (yaratan sonra da seni bir erkek olarak tesviye eden) seni böyle müteaddit etvari hayatiye neticesinde tam, baliğ bir insan olarak vücuda getiren Haliki Kerimi (inkar eder mi oldun) çünki ahiret hayatını inkar, onun zuhura geleceğini haber veren ve ona kadir olan Allah Teala'yı inkar demektir...” (Ömer Nasuhi Bimen, Kuran-ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, cilt 4, s. 1958)

Yukarıdaki tefsirlerde de görüldüğü gibi Kehf Suresi 37. ayetin ve insanın sudan yaratıldığının ifade edildiği diğer ayetlerin evrimsel yaratılışa bir delil olarak gösterilmesi sadece kişisel yorumdur; ayetin böyle bir manası yoktur. Ayette geçen ‘topraktan yaratılma” Hz. Adem'in yaratılışını, sudan yaratılıp düzgün bir adam haline gelme ise spermden başlayan gelişmeyi anlatmaktadır. Zaten Kuran'da anlatılan yaratılış aşamaları dikkatle okunur, birbirini takip eden süreçler gözönünde bulundurulursa bu yorumun yanlış olduğu da hemen anlaşılır. Kuran'da aynı konuya işaret eden pek çok ayet bulunmaktadır:

Şüphesiz, Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona "ol" demesiyle o da hemen oluverdi. (Ali İmran Suresi, 59)

Evrimsel yaradılışı savunanların bu yorumlarını bir an için kabul ettiğimizi varsaysak, o takdirde yukarıdaki ayetten yaratılışı Hz. Adem'e benzetilen Hz. İsa'nın da evrimle yaratıldığı gibi bir sonuç çıkarmak gerekir ki bunun ne kadar mantıksız olduğu ortadadır.

Topraktan ve sudan yaratılmanın geçtiği diğer ayetlerde de, az önceki maddede incelediğimiz gibi insanın evrim aşamaları değil, insanın yaratılışının anne karnına düşmeden önceki, ana karnındaki ve doğumdan sonraki aşamaları tarif edilmektedir:

Ey insanlar, eğer dirilişten yana bir kuşku içindeyseniz, gerçek şu ki, biz sizi topraktan yarattık, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo), sonra yaratılış biçimi belli belirsiz bir çiğnem et parçasından; size (kudretimizi) açıkca göstermek için. Dilediğimizi, adı konulmuş bir süreye kadar rahimlerde tutuyoruz. Sonra sizi bebek olarak çıkarıyoruz, sonra da erginlik çağına erişmeniz için (sizi büyütüyoruz). Sizden kiminizin hayatına son verilmekte, kiminiz de, bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en aşağı ucuna (yaşlılığa) geri çevrilmektedir. Yeryüzünü kupkuru ölü gibi görürsün, fakat biz onun üzerine suyu indirdiğimiz zaman titreşir, kabarır ve her güzel çiftten (ürünler) bitirir. (Hac Suresi, 5)

O'dur ki, sizi topraktan, sonra bir damla sudan, sonra bir alak'tan (embriyo) yarattı; sonra sizi bir bebek olarak çıkarmakta, sonra güçlü (erginlik) çağınıza erişmeniz, sonra da yaşlanmanız için size (belli bir ömür vermektedir). Sizden kiminin daha önce hayatına son verilmektedir; adı konulmuş bir ecele erişmeniz ve belki aklınızı kullanmanız için (Allah sizi böyle yaşatır). (Mümin Suresi, 67)

Bir damla sudan (döl yatağına) meni döküldüğü zaman. (Necm Suresi, 46)

5 • YANILGI

İLK İNSANIN BİR SÜREÇ İÇİNDE YARATILDIĞI YANILGISI

Hani Rabbin meleklere: "Gerçekten ben, çamurdan bir beşer yaratacağım" demişti. (Sad Suresi, 71)

Evrimsel yaradılışla ilgili bir diğer yanılgı ise yine ayette geçen bir ifadenin yanlış bir şekilde yorumlanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Ayetteki altı çizili ifade “çamurdan bir beşer yapmaktayım” şeklinde tercüme edilmekte ve bunun evrim süreci içinde, yavaş yavaş yaratılışa işaret ettiği iddia edilmektedir. Ancak ayetin Arapçası bu şekilde bir çevirinin kişisel bir yorum ve kasıtlı bir çarpıtma olduğunu açıkça ortaya koymaktadır:

“İnni halikun beşeren min tın.” = “ Ben çamurdan bir beşer yaratanım ”

Bu ayette “yapmaktayım” şeklinde bir ifade bulunmamaktadır. Nitekim ayetin devamında "onu bir biçime sokup üflediğim zaman O'na secdeye kapanın" şeklinde geçmekte ve buradan da “yaratma” fiilinin bir anda olup bittiği anlaşılmaktadır.

Nitekim İslam alimleri de bu ayeti “Yapmaktayım” şeklinde çevirmemektedir. Örneğin Süleyman Ateş tefsirinde şu şekilde açıklamaktadır:

“Rabbin meleklere demişti ki “Ben çamurdan bir insan yaratacağım.”

Allah, kokuşmuş çamurdan bir insan yaratacağını meleklere söylemiş, çamuru insan şekline koyup içine de kendi ruhundan üfledikten sonra meleklere, insana secde etmelerini emretmiş. Meleklerin hepsi secde temiş. Yanlız cinlerden olan İblis, kendisinin ateşten yaratıldığını, çamurdan yaratılan insandan hayırlı olduğunu ileri sürerek insanın atasına secde etmemiştir.”

İbni Taberi de aynı ayeti “”Ben çamurdan bir insan yaratacağım” şeklinde çevirmiş ve şu şekilde tefsir etmiştir:

“… Bir zamanlar Rabbin meleklere: Ben, çamurdan bir adam yaratacağım, buyurmuştu… Onun yaratılışını tamamladığım, suretini düzelttiğim, ruhumdan da ona üflediğim zaman, kendisine secde edin . ” (Taberi Tefsiri, İmam Taberi, cilt 4, s. 1991)

6• YANILGI

HZ. ADEM'İN İLK İNSAN OLMADIĞI YÖNÜNDEKİ YANILGI

Evrimsel yaradılışla ilgili olarak ortaya atılan bir diğer iddia ise, Hz. Adem'in ilk insan olmayabileceği ve hatta insan olmayabileceği şeklindedir. Bu iddiaya delil olarak aşağıdaki ayet gösterilmektedir:

Hani Rabbin, Meleklere: "Muhakkak ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi ben bilirim" dedi. (Bakara Suresi, 30)

Bu iddiayi savunan çevreler ayette geçen “halife var edeceğim” şeklindeki ifadede geçen Arapça “ceale” fiilini, “tayin etmek” kelimesi ile açıklamaktadırlar. Oysa "ceale" kelimesinin Kuran'da kullanılan anlamları şu şekildedir:

Ceale: Yaratmak, icad etmek/ çevirmek, yapmak, koymak, kılmak

Kur'an'da “ceale” filinin geçtiği diğer ayetlerden birkaç örnek şöyledir:

Sizi tek bir nefisten yarattı, sonra ondan kendi eşini var etti (ceale) ve sizin için davarlardan sekiz çift indirdi… (Zümer Suresi, 6)

De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren (ceale) O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?" (Mülk Suresi, 23)

"Ve ayı bunlar içinde bir nur kılmış, güneşi de (aydınlatıcı ve yakıcı) bir kandil yapmıştır. (ceale)" (Nuh Suresi, 16)

"Allah, yeri sizin için bir yaygı kıldı. (ceale)" (Nuh Suresi, 19)

Yukarıdaki ayetlerde de görüldüğü gibi “Ceale” kelimesi Kuran'da "tayin etmek" manasında kullanılmamıştır. Çoğu yerde “yaratmak, icad etmek, yapmak” gibi anlamları vardır.

Ayrıca pek çok ayette de Hz. Adem'in topraktan yaratıldığı belirtilmektedir. Hz. Adem'in, diğer insanlar içinde bir insan olmadığı, özel ve farklı bir yaratılışa sahip olduğu bu ayetlerden de anlaşılmaktadır.

Kuran'da Hz. Adem'in ilk insan olduğu hakkında verilen bir diğer önemli bilgi de onun cennetten çıkarılmasıdır. Hz. Adem ilk insandır ve Allah'ın ilk elçisidir. Bu konudaki ayetler herhangi bir yoruma yer vermeyecek kadar açıktır. Tek yapılması gereken şey insanların samimi bir kalple, vicdanlarının sesini dinleyerek ve ihlasla Kuran ayetlerini okumalarıdır. Allah bu niyetle ayetlerini okuyan kullarına mutlaka doğru olanı gösterecektir.

7. YANILGI

KURAN'A GÖRE MAYMUNLARLA İNSANLAR ARASINDA SOY YAKINLIĞI OLDUĞU YANILGISI

Evrim teorisi tartışmaları sırasında yanlış yorumlanan ve bazı kimselerce sanki evrim teorisine yönelik bir işaret gibi yanlış anlaşılan bir ayet de, Allah'ıh geçmişte bir grup Yahudiyi maymun kılmasıyla ilgili ayettir:

Andolsun, sizden (İsrailoğullarından) cumartesi (günü) yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. İşte biz, onlara: "Aşağılık maymunlar olun" dedik. Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık. (Bakara Suresi, 65-66)

Oysa ayetten evrim teorisine paralel bir mana çıkarılamayacağı aşikardır. Bunun bir kaç ayrı sebebi vardır:

1) Ayette kast edilen ceza, büyük olasılıkla manevi bir anlamdadır. Yani sözkonusu Yahudilerin fiziksel anlamda değil, karakter yönünden maymuna benzetilmiş olması kuvvetle muhtemeldir.

2) Eğer kast edilen ceza fiziki manada gerçekleşmiş olsa bile, bu doğa kanunlarının dışında gerçekleşen bir mucize olur. Burada Allah'ın dilemesiyle, bir anda mucizevi bir dönüştürme, yani bilinçli bir yaratılış söz konusudur. Evrim teorisi ise, türlerin milyonlarca yıllık zaman dilimlerinde rastlantılarla yavaş ve kademeli olarak birbirlerine dönüştüklerini öne sürer. Dolayısıyla Kuran'da bildirilen bu hadiseyle evrimin savunduğu senaryonun birbirleriyle hiçbir ilişkisi yoktur

3) Ayette kast edilen ceza, tarihte tek bir kez ve sınırlı sayıda insan için gerçekleşmiştir. Oysa evrim teorisi tüm insanların maymunlar ile akraba oldukları gibi bir senaryo öne sürer.

4) Ayette, insanların maymuna dönüşmesinden söz edilmektedir. Oysaki evrim teorisinin iddiası ters yöndedir.

5) Kuran'da, Maide suresinin 60. ayetinde de Allah'ın gazablandığı sapkın bir topluluğun maymunlara ve domuzlara çevrildiğinden bahsedillir. Ayet şöyledir:

De ki: "Allah katında, 'kesinleşmiş bir ceza olarak' bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın kendisine lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve onlardan maymunlar ve domuzlar kıldığı ile tağuta tapanlar; işte bunlar, yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır." (Maide Suresi, 60)

Bu durumda, baştan beri incelediğimiz hatalı mantık örgüsü, ayette insanın yalnız maymunla değil domuzla arasında da bir evrimsel bağa işaret olduğu gibi gerçek dışı bir sonucu çıkartacaktır. Halbuki evrimcilerin dahi domuzla insan arasında böyle bir bağlantı olduğuna dair bir iddiaları yoktur.

Buraya kadar da anlaşıldığı gibi, Kuran'ın bazı ayetlerinde evrim teorisine dair bir takım işaretler bulunduğu iddiası hem Kuran'ın bütünüyle hem de evrim teorisinin kendi tezleriyle çelişen bir yanılgıdır.

Sonuç

İman eden insanların, Allah'a ve dine karşı mücadele veren fikir sistemlerine karşı uyanık ve dikkatli olmaları son derece önemlidir. Bugün dünyada önde gelen birçok evrimci, evrim teorisine karşı güç kazanan fikirleri çökertmenin en önemli yolu olarak şunu tavsiye etmektedirler: "Yaratıcıya inanmasanız dahi "Allah evrimle yaratmıştır" iddiasını kullanın. Böylece Yaratılışçıların gücünü azaltmış, bir kısmını kendi safınıza çekmiş olursunuz."

Yeterli incelemeyi yapmadan, sadece bazı Darwinist bilim adamlarına karşı duyulan eziklikten dolayı "evrim vardır" diyen Müslümanlar nasıl büyük bir tehlikeye arka çıktıklarını bir kez daha düşünmelidirler. Aslında, asıl tehlike bu konuyu önemsiz görmektir. Vicdan sahibi her Müslüman konunun önemini anlayarak, gereken ilmi çalışmayı gösterdiğinde, Darwinizm son dayanaklarını da yitirecektir. Durumun ciddiyetini kavrayamayanlar ise istemeden de olsa Darwinizm'in insanlık için oluşturabileceği belalara destek olacaklar ve belki bunun vebalini taşıyacaklardır.

Unutmamak gerekir ki, tüm müslümanlar için, dine karşı, Allah'ın varlığını inkar eden her fikri, fikri mücadele ile çürütmek, hakkı kullanarak batılı yok etmek önemli bir sorumluluktur. Bu sorumluluk, " yenilgiyi kabul et, taviz ver, orta bir nokta bul " anlayışı ile yerine getirilemez.

Örneğin komünizmin yayıldığı bir toplumda müslümanın görevi "komünizmi İslamlaştırmaya çalışmak" değildir. Bu, din lehinde hiç bir sonuç vermeyecek, aksine komünizme fayda sağlayacak çıkmaz bir yoldur. Müslümanın görevi, komünizmi tüm bir felsefe olarak çürütmek, yıkmak ve buna karşı İslam'ın hakikatini ortaya koymaktadır. Aynı şekilde Darwinizm'e karşı da Müslümanın görevi "Darwinizm'i İslamlaştırmaya çalışmak" değil, bu büyük yalanı fikren çürütmek, yıkmak ve buna karşı yaratılış gerçeğini ortaya koymaktır.

Tüm Müslümanlar bu bilinçle hareket etmeli, ateizmin temeli olan ve 150 yıldır dünyayı aldatmış bulunan evrim teorisine karşı yürütülen fikri mücadeleye destek vermelidir.

Bu makale hakkında ek bilgi eklemek için buraya tıklayınız

Yazar & Kaynak: HARUN YAHYA

Senin oyun: None Ortalama: 2 (8 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

türlerin ortaya çıkışı

türlerin ortaya çıkışı ayı andamı olmuştur...
mesela,insan türünün ortaya çıkışı kutsal kitaplara göre 5-10bin yıllık

ismail yakıt

prof.ismail yakıt,kuranı anlamak kitabı sh.59
biyolojik nesil agacının ana gövdesi ve uzantısı olan DAL diyebileceğimiz İNSAN,daha sonra akıl ve idrakine kavuşarak,,organik dünyanın en mütekamili olmuştur....diyor....

evvela dünya yaratıldı ve

evvela dünya yaratıldı ve Hz. Adem bu kurulu düzen içine indirildi, hadise budur...

Herşeyi bir kenara bırakıp düşünelim şimdi, (araya asla dini katmadan düşünelim)

darvinciler ne der? kademeli olarak gelişim öyle değil mi? düşünün şimdi, gözün, kalbin, beynin, sinir sisteminin kademeli olarak geliştiğini.... aklınız kesiyor mu?

gözü göz yapan, gözyaşı bezi, retina, iris, göz sinirleri, gibi yapıların aşama aşama var olduğunu düşünebilirmisiniz? biri olmadan birisi nasıl olabilir ki?

sadece göz değil, doğaya bakın tüm canlılar bir uyum içerisinde ve muhteşem ötesi bir kompleks ile yaratılmışlardır.

hocamıza cevabı da yukarıda verdik zaten...

Ayıptır sorması da bu

Ayıptır sorması da bu Harun Yahya'nın laboratuvarı nerde?Bu çalışmaları nerede yapıyor?

İnternetten topladığı resimleri (ki bazılarının arkalarında metal kanca var,balıkçılık sitelerinden toplamış garibim,sahte sinek fotolarını) bize bilim diye gazlamaya çalışan lise mezunu multi fonksiyonel bilim adamı nerede yapıyor bilimsel çalışmalarını?

Ayrıca yanılgı 1-2-3-4-5... diye sıralayıp durmuşsun arkadaşım,evrim bilimsel değil ama akıllı tasarım bilimsel öyle mi?

Ayakkabınızla dişlerinizi fırçalamaktan vazgeçin,

Eğer kuran evrim teorisiyle çelişiyorsa o zaman kuran yanlıştır çünkü şimdiye kadar evrim teorisini yanlışlayan hiç bir bulgu yoktur.Bütün dünyanın en prensipli,en müstesna bilimsel kuruluşları,üniversiteleri yanılıyor ama Harun Yahya liseden mezun olup deli raporunu da alınca işi çözmüş öyle mi?

Acaba akıllı tasarımı çetecilikten tutukluyken motorlarından ayrı kaldığı için "ülen ölürsem de cennete gidemezsem ben hurisiz naparım,daha 3 gün oldu kafayı sıyırdım,illa bir yol bulup yalakalık yapmam lazım" dediği için uydurmuş olabilir mi?

tekamül

evrenin kökeni,milyarlarca yıllıktır....
ama,ademin kökeni yenidir....
tanrının iradesi, evrenede bir amaç vermiş,nihai amaç ta insan olmuştur....
insan idrak üstünlüğüyle,yaratılışın son halkasıdır...
dünya,bütün halleriyle,tertip edilerek insana verilmiştir...

*/*

bu kadar işte, başka sözüm yok....

medisis kullanıcısının resmi

''Ayette, insanların

''Ayette, insanların maymuna dönüşmesinden söz edilmektedir.'' Gerçekten de bilen bilmeyen, azıcık birşey öğrenip ahkam kesen o kadar insan var ki... İnsanlık maymun gibi daldan dala atlıyor.:)))

sonsuz kullanıcısının resmi

İnsan evriminin kayıp halkası bulundu

Aynur TATTERSALL/ LONDRA, (DHA)

BİLİM adamları, Almanya'nın Messel maden ocaklarında bulunan, 47 milyon yaşındaki bir madagaskar maymununa ait fosilleşmiş iskeletin, insan evriminin ’kayıp halkası’ olduğunu ve bu konuda devrim yaratacak kanıtlar sunacağını açıkladı.

Bilimadamları, ‘Ida’ adını verdikleri 3 ayak uzunluğundaki Madagaskar maymununa ait fosilleşmiş iskeletin, maymun ve insanın ortak atası olabileceğini ileri sürdü. 47 milyon yıl önce gölde ölen ‘maki’ türü yaratığın kalıntılarını muhteşem sunumla gözler önüne seren bilim adamları, kalıntıların insanoğlunun soy ağacı ve evriminin önemli ‘kayıp halkası’ olduğunu iddia etti.

Almanya'nın Frankfurt şehri yakınlarındaki Messel taş ocaklarında 1983 yılında keşfedilen Ida'yı bulan kolleksiyoncu, yıllarca duvarında asılı duran bu fosilin öneminden habersizdi. 2006 yılında tüccarın, Oslo Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi’nden Dr. Jorn Hurum'un dikkatine getirmesiyle önem kazandı. Dr. Hurum ve beraberindeki uluslararası ekip, araştırmalarını derinleştirerek Ida'nın insan evriminin ’kayıp halkası’ olduğu yönünde hem fikir olduklarını açıkladı.

'DÜNYANIN 8'İNCİ HARİKASI'
Dr. Hurum, kızı ‘Ida'nın adını verdiği fosilleşmiş iskeletin, insanlara ilk bağlantı ve dünya mirası olduğunu söyledi. Bir başka bilimadamı Dr Jens Franzen ise, iskelet ‘olağanüstü bütünlüğü'nden dolayı ‘Dünyanın 8'inci harikası’ olarak nitelendirdi.
Dr Jens Franzen, “Ida, bir büyükanne gibi doğrudan ‘ata’ olmak yerine, daha çok bir ‘teyze’ konumunda. Yüksek primatlar ve insanın geliştiği fakat benim görüşüm, ’doğrudan olmayan’bir gruba dahil” dedi. 19 Mayıs’tan itibaren ’Natural History Museum’da (Doğa Tarihi Müzesi) sergilenmeye başlanan Ida'nın, insan evrimine ışık tutacak en çok bilinen fosilden 20 kez daha eski olduğu vurgulayan bilimadamları, fosillerin primat aile ağacının insanlar, maymunlar ve maki (madagaskar maymunu) ile galagolar olarak farklı iki gruba ayrılan insan dışında primatlardan geldiğini kaydetti.
Bilimadamları ayrıca, Ida’nın öne doğru çıkan gözleri ve başparmaklarının insanlarınkine benzediğini vurguladı.


Bugün googleın anasayfasındaki google resminde de konu buydu. Belki bu tartışmaların üstüne yeni bir haber olarak denk geldi.

xenix kullanıcısının resmi

Hadi düşünelim

Herşeyi bir kenara bırakıp düşünelim şimdi, (araya asla dini katmadan düşünelim)
Hadi düşünelim...

darvinciler ne der? kademeli olarak gelişim öyle değil mi? düşünün şimdi, gözün, kalbin, beynin, sinir sisteminin kademeli olarak geliştiğini.... aklınız kesiyor mu?
Yok kesmiyor, bi anda çamurdan oluştuğu daha mantıklı geliyor..

sadece göz değil, doğaya bakın tüm canlılar bir uyum içerisinde ve muhteşem ötesi bir kompleks ile yaratılmışlardır.
Hani dini asla katmadan düşünecektik. :)) Bu yaratılmışlardır fiili dinsiz bir bildiri mi?

xenix

:))

evet çamurdan yaratılması, bir anda yaratılması, kusursuz bir şekilde yaratılması daha mantıklı zira bir yaratıcının delaletine işaret bu...

yoksa Allah'ın kudretine, büyüklüğüne ve varlığına dair şüphen mi var? (şayet öyle ise -ki öyle görünüyor, neden sıkı sıkıya bir evrimci olduğun ortaya çıkıyor)

Hani dini asla katmadan düşünecektik. :)) Bu yaratılmışlardır fiili dinsiz bir bildiri mi? orada dini katmadan cevap verilmiş işte, sonrası din katılıyor, mantığınız kabul edemiyor çünkü, öyle değil mi.

kademeli bir şekilde gözün oluşması, beynin oluşması, kalbin oluşması? biri olmadan birinin mevcudiyeti olur mu ? biri olmadan bir diğerenin çalışması olur mu?

böbrekler oluşmuş, ama daha kalp ortada yok, mide var ama daha karaciğer tam gelişmemiş, beyin deseniz hiç yok.... şimdi bunlar yavaş yavaş milyon zaman geçirerek oluşmakta, ve ne hikmetse artık, tüm herşey evrim geçirince, (tüm iç organlar) bir den çalışmaya başlamış... offff kompleksin güzelliğine bak, sinirsistemi, o bu şu, kol, bacak, kemik, ayakların hassasiyeti, tendomlar, vs. vs. vs.... haa bu arada diğer erken evrim geçiren parçalar yaşıyor hala, orasıda bir garip tabi...

tamam bilim bilim de, yani safsatanının, uydurmanın, akıl dışılığın bu kadarını görmedim... gerçekten bir anda yaratılmışlık daha akla yatkın çünkü, hemde çamurdan...

darvinciler de bir avuç tuzla HIYAR tarlasına koşmaya devam etsin....

*/ *

CANSIZ MADDE + ZAMAN= MİLYONLARCA KOMPLEKS CANLI TÜRÜ

Yukarıdaki formül, evrim teorisinin en kısa özetidir. Evrimciler, cansız ve bilinçsiz atom ve molekül yığınlarının, zamanla birleşince kendi kendilerine organize olup canlanacağına ve son derece kompleks ve mükemmel milyonlarca farklı canlı türüne dönüşeceğine inanmaktadırlar. Bu batıl inanç, bilinen hiçbir fizik veya kimya kanunu tarafından desteklenmez. Aksine, fizik ve kimya kanunları, zamanın "düzenleyici" değil, "düzensizleştirici, tahrip edici" etkisi olduğunu göstermektedir. (Termodinamiğin 2. Kanunu)

Gerçekte "zaman" faktörü, evrimcilerin, teorilerini gözlem dışı bırakabilmek için kullandıkları bir kaçamaktan başka bir şey değildir. Doğada yeni canlı grupları var eden bir "evrim süreci" asla gözlemlenmediği için, evrimciler "evet evrim gözlemlenemiyor, ancak geçmişteki milyonlarca yıl içinde gerçekleşmiş olabilir" diye bu açığı kapatmaya çalışırlar. Bu iddia ise fosiller tarafından çürütülmekte, fosil kayıtları geçmişte hiçbir evrim yaşanmadığını göstermektedir.

örnek verecek olursak;

Doğa şartlarında kendi haline bırakılan bir arabanın zamanla daha gelişmiş bir model haline gelmesi mümkün değildir. Tam aksine metal aksamı paslanacak, boyası dökülecek, camları kırılacak ve bir süre sonra çürüyüp bir hurda yığını haline gelecektir. Aynı kaçınılmaz süreç organik moleküller ve canlılar için çok daha hızlı işler.

Bir canlı hücresinin tesadüfen oluştuğunu iddia etmek ile bir jet uçağının tesadüfen meydana geldiğini iddia etmek arasında "akılsızlık" açısından fark yoktur. Bir canlı hücresindeki tasarım, son derece ileri bir teknolojiyle, en modern tesislerde, en zeki mühendislerin ve en gelişmiş robotların ürettikleri bir uçaktaki tasarımdan kat kat daha üstündür.

acaba kim ayakkabısıyla diş fırçalıyorsa .....

....

Darwinistler çaresizlikten perişan durumdalar. Tam gelişmiş soyu tükenmiş bir lemuru ara fosil olarak göstermeye kalktılar.

Dünyada yaşamış türlerin %90’ının soyu tükenmiştir. Lemurun ise 99 türü vardır. Ve bu 99 türün 16’sının soyu tükenmiştir Yeni bulunan fosillerle de soyu tükenmiş lemur türlerinin sayısı artmaktadır. Pek çok tür ise tükenip kaybolmuştur.

Bulunan fosil Ida da soyu tükenip kaybolan lemur türlerinden biridir. Bu fosil, diğer bulunan soyu tükenmiş türler gibi hiçbir ara form özelliği göstermemektedir, mükemmel bir canlıdır. Bu da yaratılışa delildir.

Bugüne kadar günümüz insanına ait (homo sapiens) pek çok kafatası bulunmuştur. Ancak 3-4 milyon yıllık bu fosiller Darwinistler tarafından incelendikten sonra imha edilmiştir. Ayrıca bugün yaşamakta olan canlılara ait yüz binlerce “yaşayan fosil” halen bazı müzelerin depolarında gizlenmekte, kamuoyuna gösterilmemektedir.

ALT TARAFTA Kİ RESİMLER HERŞEYİ AÇIKLAYACAKTIR... BİZZAT GAZETE MANŞETLERİ


toplumsal evrim

yazılı tarih,3500 yıl öce sümerle başlatılır....
homo sapies ise 10bin yıl denilir...
insanlık,bir anda diger türlerle aynı anda çıkması muhal görünüyor....
evrenin ve dünyanın bugükü gibi oluşunun bir gelişim süreci var....
gezegenlerin oluşumu
yeryüzünün oluşumu
bitkilerin oluşumu
hayvanların oluşumu
insanın oluşumu
bunlar tanrıyı inkarı gerektirmez....
düşünce ve alet kullanımının gelişimi toplumsal tekamüle yol açmıştır....

Bir tek kıytırık

Bir tek kıytırık hücrenin bile kendi kendine oluşamayacağını iddia edenler acaba taptıkları masal kahramanının böylesine büyük,güçlü,komplex bir şekilde varoluvermiş olmasını hangi "bilimsel doneler" ile açıklayacaklar çok merak ettim...

Evrimi mesihlik iddiasındaki evangelist maşası delilerden değil bilim insanlarındanın öğrenin de gelin,

Akıllı tasarım yandaşı arkadaşlar,evrim kuramı varolan türleri önceki formlarıyla sınıflandıran/gruplayan bilimsel bir ekoldür,evrimsiz bir biyoloji olması mümkün bile değildir,

Acaba akıllı tasarım "taksonomi" için ne kullanıyor,Nuh'un gemisinden iniş sırasını mı?

Ne lümpen adamlarsınız ya,

Ve şu sorumu tekrarlıyorum,özellikle de cevap bekliyorum "akıllı tasarımın taksonomi için kullandığı metod nedir,neye dayanır?"

Ha bu arada akıllı tasarım safsatasını bir halt zannedenlerin içinde azıcık ahlağı ve dürüst bilim merağı olan kalmışsa aşağıdaki DaVinci'ye ait linki bir okuyuversinler,

http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/

Bu arada DaVinci yukarıdaki linkte tüm akıllı tasarımcı/yaratılışçı tayfayı bizzat tartışmaya çağırmıştır (ki bu aslında onlar için bir lütuf sayılır zira cahil cühela kesim haric ciddiye alanları yoktur)buna rağmen adamların yapabildiği şey "wordpress"i kapattırmak olmuştur,kendinden bu kadar emin olanların kaçacak delik bulamayınca site kapattırmaları esas acizliğin tanımına daha çok uyar.

Bu çağrı her zaman için açıktır,maçası yiyen,bilgisine güvenen herkese de yöneliktir,Deliderviş arkadaşa iddialarına orada da devam etmesini öneririm,

Tüm bilimsel çalışmalar dahilinde şimdiye kadar evrimi yanlışlayabilen "tek bir tane" bile bulgu olmamıştır,

Daha "evrimi içerik olarak" anlayamış arkadaşların kendi değersiz ve sahtekarlık mahsulü kopyala/yapıştır mesajlarını bile okuduklarını sanmıyorum.

"Maymundan gelmek" diye cahilce iddialarla evrime karşı reaksiyon gösterenlerin "ensest üremeden" çoğalmalarıyla gururlanlamarı da ayrı bir tezattır.

Yaratıcı iddialarındaki "tanrı" bile maddesiz bir şey yaratamış illa "çamur" gerekmiştir,halbuki neydi "kunfeyekun" "ol deyince olur"du ya hani,çamur olmasaymış neden yapacakmış acaba?

Siz kim bilim kim,okuyun da öğrenin...

Totemler vardı önce,

Totemler vardı önce, tabulara dönüştüler... tanrılar geldi totem ve tabuların açtığı yoldan...yer tanrı, gök tanrı, su tanrı, rüzgar tanrı, ateş tanrı, yani yer gök tanrıya kesiyordu... Tanrıları birleştirdik daha sonra tek tanrı yaptık... Tek bir tanrı hepimize yetmedi sonra... bu yüzden tek tanrı bazılarımıza yakın bazılarımıza uzak düştü... hepimizle ilgilenemez oldu yani...ya da haepimiz tanrı ile aynı oranda ilgilenemez olduk…bazılarımıza "yürü ya kulum" derken bazılarımıza "otur oturduğun yerde" dedi tanrı... bazılarımıza günde beş vakit görevler verdi... bazılarımıza hiç bir şey demedi... bazılarımız onu hiç görmedi o da bazılarımızı hiç görmedi... büyük çoğunluk şimdi bu bireşime tanrı diyor ve inanıyor tapıyor...

İşin asıl komik yanı ise şudur ki; evrende kendi yarattığı bir soyutlamaya tanrı diye tapan bir başka canlı türü daha bu güne değin tespit edilemedi... Ne hayvanlar aleminde ne de bitkiler aleminde böyle bir olay yok... Bir tek insan kendi yarattığına tapındı ve tapınıyor...
Eğer “tanrıyı insanın yarattığını” kabul edersek, yukarıdaki tartışmaların ne denli gereksiz olduğu görülecektir. Yok insanları tanrı yaratmışsa, bu tartışmanın sonuçlandırılmasına izin vermez tanrı!!...:))

"2x2:5 ettiğine göre" diye başlıyorsa soru, bu soruya vereceğiniz yanıtı sonsuza değin ararsınız...

evet çamurdan yaratıldın

evet çamurdan yaratıldın deyince senin aklına bu mu geliyor:) onada cevap veririz yorma kafanı, bilimsel açıklamalı kardeş...

insan metabolizmasına bir bak, hemen hemen bütün elementler topraktan gelme. ama yok sen illaki bir kudret aramadan, herşey tesadüfen oldu diyorsanda o da başka. çamurdanda yaratır yoktanda yaratır, maymundanda yaratır, domuzdanda yaratır. Mutlak güç sahibi o dur çünkü, onun herşeye gücü yeter.

kendi varlığından dahi bir haber olan maddenin (aklı yok, şuuru yok) hücrenin birleşmesi, organ olması, balık olması, sonra karaya çıkıp kuş olması, o olması bu olması vs. vs.vs.. bu senin mantığına yatıyor da, Allahın seni insan olarak yer yüzüne indirmesine aklın yatmıyor öyle mi? ve eklemeden edemiyorsunuz, bilim, bilim, bilim.... bilim hiç yanılmamışmıdır? ortaya atılan herşey doğrumudur ki? sizin bu körü körüne tutumunuz ancak ve ancak yaratıcıyı inkar etme hadisesidir. bilim istaplıyacak olsaydı zaten şuan en mükemmel laboratuvarlarda kendi kendine hücreler yapabilir, oradan canlı türetebilirlerdi. düşünün bilim ne kadar ilerleşim, 1 sny de dünyanın öbür tarafıyla konuşuyorsun, ayı bırakmış marsa yelken açmışız ama bir hücre yapmaktan acizler değl mi? çünkü karşılarına DNA çıkıyor bu sefer. siz bilimle iç içe olduğunuz için dna yı bizim gibi cahillerden daha iyi bilirsiniz.

işte sizin biliminiz, inandığınız şey de budur. seni sen yapan vücudun değil ruhundur. neticede hepiniz öleceksiniz, kim ilelebet yaşayabilmiş ki:) Kurandan evrim alakalı deliller toplamaya çalışırken sizlere gülüyorum, inanmadığınız bir şeyden neden medet umarsanız? diyelim ki kuran bizlerin sizin dediğiniz gibi evrim süreciyle yarattı, bu yine ALLAH 'ın büyüklüğünü gösterir. İşinize gelen kısmını alıp da işinize gelmeyen kısmını bertaraf etmek de üzerineze yok. Madem kuran da da yazıyor, kuranda yazan daha başka çok şey var, hangi birine biat ettinizde evrime sıkı sıkıya sarılıyorsunuz?

Unutmayın ki, inkarcıları kötü bir akibet beklemektedir. Umulur ki doğru yolu bulursunuz, içinde bulunduğunuz bu şirk kulvarından bir an önce çıkarsınız.

Selam ve dua ile

neden

"inkarcıları kötü bir akibet beklemektedir" tanrının çabuk incinen bir egosu mu var?

Deliderviş arkadaşım, Laf

Deliderviş arkadaşım,

Laf salatasını bırakın,sizin dininizi sizden iyi bilirim ben,o konuya hiç girmeyin,altından kalkamazsınız,

Ben tek bir soruya cevap arıyorum sizden;"akıllı tasarımın taksonomi için kullandığı metod nedir,neye dayanır?"

Akıllı tasarımcı "BAV" sitelerinden kopyala/yapıştır şeklindeki mesajlarınızın hiç birinde buna dair bir bilgi yok,madem "akıllı tasarım" bilimmiş gibi savunuyorsunuz,"müfredata konulsun okullarda okutulsun" diyenlerin bayraktarlığına soyunuyorsunuz bu kadar basit bir soruya cevabınız da olmalı değil mi?

Hiç bir polemiğe girmemize gerek yok,sadece bunu cevaplayın bana kafi,

Bilim mi dediniz buyrun hadi,"taksonomi" metodunuzu yazınız...

bu arada video yu seyrettim...

Evrim Teorisi Karşıtı 10 İddia ve Cevapları adlı youtieb videosunu

ardipithecus-çizim

australopithecus afarensis
http://tr.wikipedia.org/wiki/Australopithecus

buyrun linkten sizde bakın, el ile yapıldığı ne kadar bariz, açık açık soruyor size, böyle birsey var ise, hani ara geçişte fosiler olur, kanatlı trex, köpek dişleri olan kurbağa, vs. vs. hayal gücünüzü zorlayın işte, mesela ceylan ile aslan karışımı birsey, hani belki o canlı arada kalmıştır, ceylanmı olayım aslanmı olayım diye o bakimdan yani:)))) bu arada bir arkadaş kendisi söylemişti evet bazen bilimde sahtekarlık oluyor diye. hani şu insan kafası ile orangutan çenesini birleştirip ahandaa bulduk diye gösterdiklerinde

dört ayaklıların evrimi

hepsi çizim,

( soru gayet net, ara geçiş fosilleri var mı? diyor ki video var, ee hani göster o zaman, bi bakıyorsun çizilmiş resimler)

yaşamın, sistemlerin, hücrelerin kendi kendilerine oluşmuş olma ihtimalleri çok düşük, bu yüzden tasarlanmış olmalı, evrciler diyor ki yanlış ve cevap veriyorlar..

satandart olasılık hesaplama yöntemleri, evrime yanlış şekilde uygulanmaktadır... hiçbirsey bir anda kendi kendine meydana gelmez... canlılar yavaş adımlarla evrilirler. örnek olarak da, 10 sayı ile oynanan bir lotoda 6 yakalamak çok güçtür deniyor. ama eğer her çekilişte doğru seçilen toplar sabit tutulursa, kazanma oranın kolaylaşır. şimdi burada 10 tane sayıdan bahsediyor? daha hücrenin yapısını dahi bilmedikleri, DNA-RNA nın olmazsa olmaz olduğunu sanıyorum esgeçiyorlar.. birde şifreleme sisteminin açılımı bilseler ne yaparlar acaba:))

deniyor ki, evrim tesadüfen gelişen bir sürec değildir. mutasyonlar tesadüfi olabilir, ancak doğal seçilim tesadüf değildir. evrimcilere göre bu yanlışmış ve örnek gösteriyorlar göz ile...

indirgenmesi mümkün olmayan karmaşıklıkta sistemler vardır, ve bu sistemler evrilmiş olamazlar...bunun için örneklemeyi göz ile yapmışlar, bir hücre ortaya çıkıyor, önce ışığı alıyor, daha sonra o hücre çoğalıyor, kendi kendini hem yeniliyor hemde kendine süper ötesi özellikler katıyor yetliyor, göz yaşı ekiyor, göz kapağı ekliyor, kirpik ekliyor, ekliyor oğlu ekliyor, haa unutmadan bunu yapan aklı bile olmayan bi hücre:))))

hayatın başlangıcına tesadüf diye giriş yapıyorsan zaten diyecek birsey yok bu konuda.

evet arkadaşlar lütfen sizde bakın, ve videoyu seyretmenizi ısrar ile istiyorum. kendi kendini çürüten bir video anca bu kadar olur. delil istiyorsun ortada yok, fosil göster diyorsun çizilmiş şeyleri önüne koyuyorlar, yaa daha ben ne diyeyim size...

http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/

BU LİNKTEN SEYREDİN KENDİNİZ GÖRÜN KOMEDYAYI....

İüdex al sana cevap

işte burada yazmış cukk oturmuş, kopyala yapıştır yapmadan direkt linki vereyim dedim:)))) bizim dinimizi sen nereden bileceksin ki? müslümanmısın ki kardeşim, konuşuyorsun... neyi biliyorsunda konuşuyorsun, bu dini o kadar çok iyi biliyor olsan şuan camiden çıkmıyor olman gerekirdi:)))))

bu arada laf salatılığını yapan sizlersiniz,

http://www.harunyahya.org/evrim/turlerin_evrimi/turler3.html


Ben ademoğluyum asla maymunla mukayese edilemem, senin atan maymunsa ona da birşey diyemem...

Deliderviş

Deliderviş arkadaşım,

"http://www.harunyahya.org/evrim/turlerin_evrimi/turler3.html"

Yukarıdaki linkte ne yazıyor okudunuz mu,tabi ki okumadınız,ama ben okudum,size açık ve net tekrar soruyorum "akıllı tasarımın taksonomi için kullandığı metod nedir,neye dayanır?"

Orada "evrim kuramının" taksonomik düzenini beğenmeyenlerin alternatifi nedir?

Bakın üşenmedim okudum artık bunun cevabını istiyorum,Carl Linnaeus'dan beri çok şey değişti,hatta Darwin bile bugünkü aşamalarımızı tahmin edemezdi,teorinin üzerine çok şey eklendi,değiştirildi,yeni bilgiler çıkartıldı,denendi onaylandı,

Anlamıyor musunuz?

"Ben ademoğluyum asla maymunla mukayese edilemem, senin atan maymunsa ona da birşey diyemem..."

İsterseniz işi cahilce hakaretlere vardırmayalım,teori zaten "maymundan geldik" demez,daha bunu bile anlamamış biriyseniz ne demeye gelip borazanlık yapıyorsunuz ki?

Şimdi anlatın bakalım akıllı tasarımın “Filogenetik sistematik” metodunu neye dayandırdığını,

Malum mikro ve makro bazda evrimsel metodu benimsemiyor,verdiğiniz linkte de bir alternatif yok,

Yerine ne koyuyor?

Fosilleşme Fosilleşme

Fosilleşme

Fosilleşme çok özel koşullarda ve yerlerde olmalıdır. Şartlar şöyle;

Canlı öldükten sonra ceset parçalanmamalı

Çevrenin etkisiyle değişikliğe uğramamalı

Çamur veya mil içine gömülmeli

Gömülme suda daha çok, serin yerlerde daha çok görülür. Ayrıca çökelmenin olduğu nehir ağızlarında ve göllerde daha çok görülür. Çökelme de belirli zamanlarda olur.

Bu yüzden belirli zamanlara ait fosiller bulunur. Yani her canlıya ait, her çağa ait fosil bulmak çok zordur, hatta bugün fosil bulabiliyorsak şanslıyız. Bu yüzden dincilerin “hani nerde ara fosilleriniz” sorularına aldırış etmemek gerekir. Ki zaten birçok ara fosil bulunmaktadır.

Yani bir türden diğerine geçerken arada her iki türün özelliklerini taşıyan canlıların olması gerekir, mesela sürüngenlerden kuşların türediği söyleniyor, dolayısıyla yarı kuş yarı sürüngen canlıların olması gerekir ki bunlara ait fosiller bulunmuştur.

internette arama motorlarında çıkan tek söz ara geçiş fosili yoktur " .Fakat bu kulliyen yalandır .

Eylül 1997’de bir

Eylül 1997’de bir Avustralyalı film ekibini,gerçek niyetlerinin yaradılışçı propoganda olduğunu fark etmeden Oxford’daki evime kabul ettim.Şüpheli bir biçimde amatörce yapılan röportaj sırasında saldırgan bir tarzla meydan okuyarak benden “genomdaki bilgiyi arttıran olarak görülebilecek genetik mutasyon veya evrimsel süreç”örneği vermem istendi.Bu sadece bir yaratılışçınının bu şekilde sorabileceği türden bir sorudur ve yaratılışçılara bir röportaj vermek(normalde yapmamam için iyi sebeplerim olan bir şey*) üzere kandırıldığımı anladım zaman o andı.Bu öfke ile soruyu daha fazla tartışmayı reddettim ve kamerayı kapatmalarını istedim.Ancak röportajı sert birşekilde aniden bitirme kararımdan vazgeçtim çünkü bana yalvararak Avustralya’dan buca yolu özellikle benimle röportaj yapmak için geldiklerini söylediler.Bu epey abartılı olsa da,düşündükten sonra yasal izin formunu yırtıp onları dışarı atmamın cömert olmayacağını düşündüm.Bu yüzden yumuşadım.

Cömertliğim,aşırı dincilerin taktikleriyle aşina olmuş herkesin tahmin edebileceği şekilde ödüllendirildi.Bir yıl sonra filmi gördüğümde **,bilgi içeriğiyle ilgili soruya cevap vermediğim izlenimini bırakmak için filmin değiştirildiğini gördüm.*** Dürüst olmak gerekirse,bu arada gözüktüğü kadar kasten haince planlanmış olmayabilir.Bu insanların,sorularının gerçekten cevaplanamayacağını zannettiklerini anlamamız gerekir!Avustralya’dan yaptıkları yolculuğun büyün amacının bu soruya cevap vermeyişini kaydetmek olması acıklıdır.

Sonradan geçmişe bakınca(zaten evime girmelerine izin verecek şekilde kandırıldığımı düşününce) basitçe soruyu cevaplamam daha akıllıca olabilirdi.Fakat ağzımı açtığım her defasında anlaşılmaktan hoşlanırım(insanları bilimle köreltmek gibi bir korkum var) ve bu tip bir soru iki cümle ile cevaplanabilicek bir soru değildi.İlk olarak “bilgi” nin teknik manasını açıklamak zorundasınız.Sonra da evrimle olan karmaşık ilişkisini.Çok zor değildir ama zaman alır.Röportaj anında tam olarak ne olduğu konusu ile uğraşıp,suçlamalar ve münakaşalara girmeyeceğim.Bunun yerine yapıcı bir yöntemle konuyu tekrar ele alıp orijinal soruyu “Bilgi Meydan Okumasını”,kafi uzunlukta(uygun bir makalede elde edebileceğimiz bir uzunluk) cevaplamaya çalışacağım.

...

*: Bknz.”Ağırsiklet bir Darwinciyle Bitirilmemiş Yazışma (Sayfa 303)

**:Yapımcılar asla bana bir kopya gönderme zahmetine katlanmadılar : Bir Amerikalı meslektaşım dikkatimi çekene kadar bunu tamamen unutmuştum.

***:Barry Williams’ın Şüpheci(Skeptic) isimli dergisinin 18’nci sayısındaki (1998) “Yaradılışcı aldatma açığa çıkarıldı” yazısında (Sayfa 7-10) uzun bir süre duraklamamın onları dışarı atıp atmamaya karar vermeye çalışırken) nasıl soruyu cevaplama yetersizliğim varmış ve tamamen başka bir konuda alakasız bir cevap vererek konuyu değiştirmeye çalışıyormuşum gibi gösterilmeye çalışıldığının hikayesini okuyabilirsiniz.

Bir Şeytan’ın Papazı Sayfa 133-134

Tübitak tarafından

Tübitak tarafından Türkçe'ye çevrilmiş bir çok kitabı olan Oxford Üniversitesi Zooloji Profesörü olan Sayın Dawkins'in bir süre önce de Tanrı Yanılgısı adlı kitap ülkemizde yasaklanmak istemişti.Yorum yapmayacağım herkes kendi yapsın , MAHKEME KARARI ile bu siteye yasak koyma ne durumda olduğumuzun en açık göstergesi olmalı. Bir de sözde hoşgörü üzerine nutuk atan insanların hoşgörüyü yasak ile eşit tuttukları görülüyor sanırım.

Ünlü evrimcilerin sitesine yasak adlı haber:
http://www.ntvmsnbc.com/news/459241.asp

özgürlük ,laiklik ,demokrasi kelimelerini ağızlarına sakız edenler işlerine gelmeyecek bir konu olduğunda yasakçı zihniyetlerini saklayamıyorlar. arama motorlarında çıkan sayfaların dinci yobazların ellerinde olması da tehlikelerini açıkça gösterir.deliderviş madem kimsenin neye inandığının bir önemi yok peki bu içi boş ,hiç bir dayanağı olmayan sayfalar dolusu yazıların niye?
dolu diyorsan iüdex'in sorularına cevap verebilirdin ...ama o kapasiten olmadığından adım gibi eminim .

* / *

İsterseniz işi cahilce hakaretlere vardırmayalım,teori zaten "maymundan geldik" demez,daha bunu bile anlamamış biriyseniz ne demeye gelip borazanlık yapıyorsunuz ki?

bende diyorum ki, evrimciler bizlerin atasının maymun olduğunu aaa pardon kuyruksuz maymun ve başka bir yaratığın ortak oluşumu diyor? yanılıyormuyumm? burdaki kuyruksuz maymun başka birşey mi, maymun işte,

ayrıca burada hakaret asla yok, lütfen kendi üzerinize alınmayın zira nevi şahsınıza münhasır bir cümle değil ol. ama evrimciler kökümüzün maymundan geldiğini düşünüyor ve onu atası olarak kabul ediyorsa (siz şayet kabul etmiyorsanız, evrimede inanmıyorsunuz demektir) bunu yazmakta ve söylemekte ne var= xenix dye bir arkadaş eklemişti buraya, bir prof yazdış işte. KUYRUKSUZ MAYMUN ve BAŞKA BİR BİLMEM NEYİN BİRLEŞKESİ. yani atalarının genine maymunluğun bulaştığını idda eden bir gürüha ne diyeyim orada hiç hakaret var mı, yok. evrim size göregerçekse ortak atanız maymun olması gerek, bu kadar basit...

sorduğunuz onca Filogenetik sistematik muhabbetinden pek anlamam, zira o derece tahsil görmüş bir kişi değlim. görüyorumda tahsildar kişiler olmamış ve olmayacak bir şeyin ardında koşup durmaktalar...

tegafüle

Prof. R. Dawkins... Knocked Out!!!

http://www.youtube.com/watch?v=2klREiCejzI&feature=related

al buda bire bir, :)))))

ingilizce bilmiyorsan türkçesini yaparım sana ben:)))

yine lügutüfe

bu iş kapasite meselesi değil tamam mı kardeşim idrak meselesi. darvinci evrimci neden ısrar ile bu kanunun peşinde gider=? ben sizler kadar okumamış (mektep olarak) o yüzden sizin o süslü mikli muklu latince köklü kelimelerinizi pek anlamam. görüyorum ki ne kadar boşa okuduğunuz anlaşılıyor. eee allah akıl fikir vermeyince tabi naparsın.

sizler istediğiniz kadar yaratıcı yok diyin, allah yok deyin umruma gelmez bu sizin kaybınız olur, ben sizin o bilim diye taptığınız şey bana hiç birsey kaybettirmez. ama sizin bilim diye koştuğunuz şey ya yanlışsa koca hayatınız bir hiçden ibaret olur çıkar.

sen neden ısrarla evrim

sen neden ısrarla evrim yoktur deme gereği duyuyorsun ?araştırıp bulsunlar diyemiyorsun madem bukadar rahatsın eminsin olmadığından ?Biz yaratıcı yok allah yok demiyoruz o yaftayı yapıştıran senin gibi örümcek beyinler.araştırmaktan gelişmekten korkan.

halen boş konuştuğnun

halen boş konuştuğnun farkında değilsin, araştırdık diyelim -ki araştırıldı 50 milyon kere ispat olmadığını sadece ve sadece yaratıcıyı yok etmek ve ideolojiye zemin hazırlamak için yapıldığı belgelendi. şimdi sen diyorsun ki biz allah yok demiyoruz? evrimin varligi insana ne fayda saglar. neden bu kadar zorluyorsunuz evrim vardir diye. evrimin varlığı olması kimin işine gelir bi düşünün bakalım. şayet evrim kanunun geçerli bir kanun olursa (-ki olmadığını biliyoruzda sizin pencerenizden bakalım) din diye birsey kalmaz o zaman. allahın yaratma kudreti bir anda yok olup gider. bunu da kim ister. elbette ki allaha düsman olan dini sevmeyen, kişiler ister. evrimin var olduğu bana neyi kazandıracak ki? bilim sadece evrimden ziyade mi ki bunca israr bunca konuşma evrim evrim evrim üzerine. ne olacak peki, ahanda diyelim evrim ispatlandı? sonu neye varacak yani? onu bi deyin siz ... buna dersiniz ki, bu bilimdir şudur budur. iyide kardeşim, evrim teorisi allahın mevcudiyetini ortadan kaldırır hala bunu fark edemiyorsanız ben ne diyim size...

Yani !

iyide kardeşim, evrim teorisi allahın mevcudiyetini ortadan kaldırır hala bunu fark edemiyorsanız ben ne diyim size...

Ya bu nasıl bir Allah anlayışıdır ki kıytırık bir teori ispatlanırsa ortadan kalkıyor. Tööbeee tööbeee!
Yetti bu saçma sapan çekişmeleriniz .. Amway muhabbetlerini aratmak için yapıyorsanız.. he valla razıyız :))

açparantez kullanıcısının resmi

Bence

delidervişin yapmak istediği, önce Allahın varlığını evrim teorisinin yokluğuna bağlamak ve insanları bu yönde bilinçlendirmek. Arkasından evrim teorisinin geçerliliği ile insanlara, "Allah yokmuş, napalım? evrim teorisi Allahın mevcudiyetini ortadan kaldırdı" kıvamına getirmek.

)kapa parantez

parantazi bir de biz açalım

doğru değil mi peki? evrim Allahın yaratma kudretini ortadan kaldırmıyor mu? tesadüfen oluşum meydana gelince bir yaratıcının olmasına ne hacet o zaman? şayet evrimi kabul edip benirsek isek, bu sefer kaos meydana çıkmayacak mı? evrim nasıl oluşa gelmiş, güçlü güçsüzü ezmiş ve yaşamasına fırsat vermemiş? o zaman ona göre hareket edelim evrimi benimseyip? daha mı iyi olur dersiniz? Allaha inanmak zorunda değilsiniz elbette. Evrime inanıp şundan bundan türedik yakıştırmalarını kendinize yakıştırıyorsanız zaten ne diyim,

misarif kardeşim, darvini ve savunucularını oku, materyalist felsefenin ne işe yaradığını oku anlayacaksın, yani hem yaratıcı var hemde evrime inanıyorum demek biraz saçma olur. çünkü evrimi savunanlar (bizim evrimciler bi garip, hem allaha inanıyoruz diyorlar hemde evrime) tanrı tanımaz bir sistemi savunmaktalar. evrimcilerin önde gelenleri..

derviş bey

canlılıgı ,aşamalı olarak nasıl tasnif ediyorsunuz,isa idraki ve eylemleri,nihai aşamamıdır,sonrası varmı

insan idraki

insan idraki olacaktı...

derviş bey,

cahiz,mevlana,ibni haldun,muhammed ikbal ,ali şeriati gibi şahsiyetli müslümalardada evrim düşüncesi var....

evrim

Müslümanlıkta doğru olanı veya olmayanı mevlana ibni haldun veya bir başkası belirlemez müslümanlarda caiz olanı kuran belirler sünnet belirler menkıbeler vede alimler üzerine bir islam anlayışı olursa müslümanlıgın özünden uzaklaşır özü olmayan ama özüne kuvvet veren bir araçı amaç haline getiririz ali k epey zamandır sizi dinliyorum bir cok yazınızı okudum ama bir cok şey arasında takılmış bir şeylerde derinlik yakalamış ama aynı şeylerde ifrata kaymışsınız.Din insanın keyfiyetine göre doğrulugu olacak bir mühesese değildir. Biz hep yanıldığımız nokta dini kendimize göre bakıyoruz öyle görüyoruz.Dini kendine göre görme düşüncesinden dine göre yaşama düşüncesine geçmek en mantılısıdır.Evrim vardır yada yoktur bişe demiyeçem.Ama evrimçiler yaratılışçılara nazaran büyük bir paranoyada yaratılışçılar ise evrimçilere göre büyük bir tranbada görüyorum her an birbirlerini yutma cabasında(bir cok insan tenzi ederim)Böyle bir hakimiyet ve enaniyet müçadelesinde bir doğru bulunmaz derim

Hoşcakalın

denge kullanıcısının resmi

iyide kardeşim

"evrim teorisi Allah ın mevcudiyeditini gösterir" diyen ilahiyatçılarda var. bunu nereye koyacaz şimdi?

maceranın özeti mi, değilse nesi?

insanın yolculuğa ilk başladığı ana dönelim. bir parçası bir kadının yumurta hücresi, diğer parçası bir erkeğin sperm hücresi. sonra kadının rahminde (okyanus) bir macera başlıyor. önce çok hücreli bir yapı oluşuyor. giderek karmaşık bir yapı ortaya çıkmaya başlıyor. ve her aşamada bir başka canlıyla çok fazla benzerlik gösteriyor bu yeni varlık. mesela sürüngene çok benzediği bir aşama var ana rahmindeki bu insanın. dünya ananın garip ve gizemli rahminde gerçekleşmiş olan hikayenin, bir türün oluşum hikayesinin, bir özeti sahneleniyor bir kadının rahminde.

Evrimin Olup olmaması..

Evrimin olup olmaması o kadar mühim bir mesele değil. Zira Allah (c.c) istese herşeyden bizi evrir yaratırdı buna lafımız yok. Ama görüyoruz ki evrim teorisini savunan kesim , hadiseyi ALLAH yoktura getirmekteler. yani biz evrimci zihniyete göre tesadüfen oluştuk, yeryüzü, su, bulutlar, gökyüzü, ozon tabakası herşey tesadüfen oluştu, suda ilk canlılık (ilk hücre) tesadüfen oldu, herşeyin başlangıcı tesadüf sonra bu tesadüflerden canlılar o canlılardan da insan türedi. Şimdi bunu kabul ettiğiniz vakit insan kendine şunu sorar? madem ben tesadüfler eseri oluştum (HAŞA) Allah da kim? Ben kendi kendime oluşmuşum, öyle bir kavramı düşünmem bile. Allahı da ortadan kaldırdığım vakit, iyi ve güzel, güzel ve çirkin hadiseleride benliğimden çıkartır atarım. Keyfime ve sadece kendimi düşüneceğim için her daim zayıfı ezeceğim. Ne de olsa allah yok kavramıyla hareket edip (sevap ve günah, ahiret hayatı gibi ) önüme geleni ya keserim, ya tecüvüz ederim, yani aklınıza ne kötülük geliyorsa , ne fesatlık geliyorsa.

Evrim teorisi özünde sadece evrimleşme değil, ırkların birbirine üstünlüğü doğada sadece güçlü olanın kazanacağını savunur. oysa bi aslan ceylandan çok ama çok güçlüdür, ne hikmetse ceylanın neslini bir türlü bitiremez. ama insan öyle değildir, örnek verecek olursak bugün USA istesin ortada kolombiya gibi bir devlet bırakmaz, yerle bir eder, gider onun yerine yerleşir. evrim işte bunları destekler çaktırmadan. yoksa maymundan gelmişim, domuzdan gelmişim umrumda mı? Allah öyle istemişse olay kapanmıştır benim için, çünkü bilirim ki, bu dünya benim için geçici ve ola bildiğince ALLAH'ın rızasını kazanmalıyım. buna görede hareket etmekteyiz....

ilginç

Keyfime ve sadece kendimi düşüneceğim için her daim zayıfı ezeceğim. Ne de olsa allah yok kavramıyla hareket edip (sevap ve günah, ahiret hayatı gibi ) önüme geleni ya keserim, ya tecüvüz ederim, yani aklınıza ne kötülük geliyorsa , ne fesatlık geliyorsa.

ilginç bir mantık. aman sakın inancınızdan vazgeçmeyin :)

hahahahhaaa:):):)

hahahahhaaa:):):)

Gülüyorum ama bu durum çok acı.Bu alik ile yaptığımız tartışmadaki soruyu sorduruyor .Ölçülülük veya ölçüsüzlük ; insani değerler ,kendini bilme yada bilememe...

Demek ki bu deliderviş

Demek ki bu deliderviş türündekilerin ahlak edinebilmeleri için tek yol birilerinin onlara gökten yağdırmasıymış,yoksa kendi kendilerine bir ahlak betimlemesi yapabilecek zekasal ve vicdani marifetten mahrumlarmış.Ne acı...

Yazık yahu insan kendini bile bile böyle hakir görür mü hiç,aynen şöyle demek istemiş "ben bir hiçim,yazmasaydı nefes bile alamazdım",tebrik ediyorum burada ona sabırla laf anlatmaya çalışanları,ama boşverin,anlayacak gibi değil.

pasiflora kullanıcısının resmi

deli

çok güzel kafa yapıyosun , sinirlerini iyi bozuyosun ..

xenix kullanıcısının resmi

sinirlerini bozmuyor :)

Ama delidervişin dalga geçtiği konusunda hak veriyorum. Çizilebilecek en kötü profille eğleniyor bence. :)

xenix

pasiflora kullanıcısının resmi

iyi profilleri de gördük,

iyi profilleri de gördük, burunları kaf dağında maşallah..

misafire cevap

taknıtım ne konudadır...

kuran-oluşu izah etmiyormu....
ademiyyet esas degilmidir....
tanrı-evren-süreç-insan diyalektigidir konusu...
tabi bir insan felsefesi izahı güçtür...
insan her düşüceye göre farklılaşır...

))))

Kendiniz evrim teori diyorsunuz, sonra da tamam evrimi kabul edip ona göre yaşayalım diyoruz bu sefer akıl ile dalga geçiyorsunuz? ne oldu, kabullenmek zormu geldi? evrim öyle birsey değil mi? güçlü güçsüzü yenmiyor mu? yoksa doğada nasıl varolacaklar dı değil mi? evet bunu getirin şimdi getirin insan yaşantısına. eee nede olsaa evrililip çevirildik, nede olsa bir hiçim ve hesap vereceğim bir mercide yok, neden düzgün yaşayayım ki? hem ahlaki kuralları kim neye göre belirliyor ki? insan olmanın bir ahlakımı var? özünde atam yarı maymun yarı başka birsey değil mi? buyur evrime inanınca böyle sapır saçma o kadar çok şey üretebiliriz ki...

bizim insani ahlakımız yaradandan ötürü geliyor, hesap vereceğimiz bir merci olduğu için ona göre hareket ediyoruz, böyle davranarak ne kaybediyorum ki? hiç birşey. ama evrimciler gibi düşünsek, ne takacam o zaman nede olsa Allah yok, ölüm atom olacağım sonunda, istediğimi yaparım vallahi:))) kimseyede acımam, zira evrimde acıma yoktur, bunu sizler daha iyi bilirsiniz. hani acıma hissi, şevkat, merhamet vs. şeyler evrimde bulunmaz...

siz alay etmeye devam edin, sizler gülüyorsunuz ağlanacak halinize....

ama evrimciler gibi

ama evrimciler gibi düşünsek, ne takacam o zaman nede olsa Allah yok, ölüm atom olacağım sonunda, istediğimi yaparım vallahi

istediğini yapabilme olasılığından neden korkuyorsun ki? korkma o kadar, sorumluluk senin, yaptıklarının sonuçları elbet olacaktır ama şimdi ve burada olacaktır bu sonuçlar... ilahi bir mahkeme olur mu olmaz mı bilemem ama yaptıklarının şimdi ve buradaki sonuçları yokmuş gibi davranmasan iyi olur.

pasiflora kullanıcısının resmi

deli

Allah'a inanmayan insanlar sırf cehennem korkusu taşımadıkları için gidip tecavüz mü etsinler, hırsızlık mı yapsınlar, adam mı öldürsünler, vs vs vs vs.bunları yapsalar çok mu güzel olur sence? unutma onlar da insan.onlar da vicdan sahibi. ve unutma ki bu saydıklarımı Allah'a inananlarda yapıyor.

güzel gidiyodun ama tökezledin be deli:))

xenix kullanıcısının resmi

Çok ilginç

Ben delidervişin dalga geçtiğini düşünüyordum ama, şimdi buna şüphe ile bakmaya başladım. Bir an için ciddi olabileceğinin ürpertisini duydum.

Sen bu yazdıklarında ciddi misin?

xenix: En iyisi kendisine sormak...

anlamamak için uğraşın durun

Bakıyorum bir anda vicdan, merhamet, acıma, İNSAN (-ki yarısı maymun yani hayvan) gibi yaşama, velhasılı kelam insani duygulardan konuşmaya başlamışsınız. Ne oldu o zaman evrim? Oysa evrimde vicdan, merhamet, acıma ve çoğu duygu yoktur. Güçlü güçsüzü ezer yaşamak için bunu yapar değil mi? youtube de izleyin o zaman sizlerin ağa babası olan richard dawkins videosunda evrim teorisi hakkında sunucu şu soruyu soruyor;

" Madem doğal seleksiyonda güçlü olan kazanır ve her birey hayatta kalmak için çabalar
o zaman insanların birbirine zorda kaldığında yardım etmesini nasıl açıklıyorsunuz"

şimdi kim deli kim akıllı acaba:)))))

oik0s kullanıcısının resmi

Ooo

Evrimde merhamet vicdan acıma vs.. yokmuş...
Hangi deli demiş bunu?

Soruya da cevap vereyim:

İnsanların birbirine yardım etmesi, insanın zayıf bir varlık olmasıyla doğru orantılıdır. İnsan diğer bir insana muhtaçtır. Denize düşen birini kurtarmak ne dini bir vazifedir ne de vicdanla açıklanır. Denize düşen adamı kurtarmak insanın kendi yararına bir eylem olup, kendisini gelecekte korumaya odaklıdır, zira denize kendisi düştüğünde bir başkası aynı yardımı ona yapabilir.

Dinlere rağmen hala insanlar birbirini öldürüyorsa demek ki suçlu evrim değildir.

" Madem doğal seleksiyonda

" Madem doğal seleksiyonda güçlü olan kazanır ve her birey hayatta kalmak için çabalar
o zaman insanların birbirine zorda kaldığında yardım etmesini nasıl açıklıyorsunuz"

sürü psikolojisi olabilir mi bunun nedeni, farklı sürüden olan, ya da bir başına olan insana pek merhamet gösterilmez haliyle.

aklıma bir şizofrenin sorusu geldi: sürüden ayrılanı kurt kaparmış, sürüden ayrılmayana ne olur peki, onu kim kapar?

Atalarına şizofren mi

Atalarına şizofren mi diyorsun sen?

bilmem

şizofrenin sorusu dedim, dikkat edersen soru açık. iki nokta üst üste den sonrasının bir kısmı atasözü bir kısmı soru. cümlenin tamamı ise bir şizofrenin sarf ettiği cümle. bu kadar zor mu anlaşılıyor?
bu arada atasözü diyorlar ama belki de şizofrendirler o sözlerden bazılarını söyleyenler, bir sakıncası mı var?

xenix kullanıcısının resmi

Bakın bakalım

Oysa evrimde vicdan, merhamet, acıma ve çoğu duygu yoktur.

Sayın deliderviş, olaylar sizin anlayacağınızdan daha karmaşık işliyor.
http://www.sonsuz.us/?q=node/672

Seyredin bakın...

xenix

atasözünü söyleyenin kim

atasözünü söyleyenin kim olduğunu bilmediğimden şizofren olması da mümkündür .cümlen açıkmış aslında da ben yanlış yorumlamışım .kusura bakma.evet şizofrenin sorusu atasözünden çıkardığı soru .

Dayanışma sadece insanlar arasında vardır diyemeyiz .Hayvanlar göç ederken birlikte hareket ediyorlarsa ,tehlike anında topluca karşı koyabiliyorlarsa ,yada annesiz kalmış bir yavruya annelik yapabiliyorlarsa onların arasında dayanışma vardır .Su bulmak için göç eden büyük bir sürüden yolculukları sırasında karşılaştıkları tehlikelerden kalanlar şanslı ve güçlüdürler ,kimi kendilerini onlar için feda ederlerde ...Bu doğal seleksiyondur . bunun içinde bile bir dayanışma vardır .Amaç türlerin devamıysa ve güçlü sağlıklı canlılar olması makul olduğundan zayıf bu doğrultuda bu güdülerle kendini feda eder.

insanda doğal seleksiyonu anlatan bir filim izlemiştim .2 arkadaş çöle gidiyorlar .aralarındaki hesaplaşmalarla kurgulanmış ve bunun içinde yardımlaşmayı gösteren ve güçlünün hedefe ulaşabildiği sağlam bir filimdi .izlemenizi tavsiye ederim .oyuncular: Matt Damon, Casey Affleck Filmin Adı :Gerry

önemi yok, olur böyle

önemi yok, olur böyle yanlış anlamalar.

xenix kullanıcısının resmi

Bu da bişey mi?

Adamlar "evrim teorisini" yanlış anlıyor. :) Sizinkisi solda sıfır kalmış...

xenix

heh heh he

eğlenceli olan şey şu ki adam seni,onu,şunu falan anlamıyor ama tanrıyı anlıyor. güzel, değil mi?

evet evrimi biz yanlış anlıyoruz...

zayıf bu doğrultuda bu güdülerle kendini feda eder

yada annesiz kalmış bir yavruya annelik yapabiliyorlarsa onların arasında dayanışma vardır

demek hayvanlar kendinileri artık feda ediyor sürünün devamı için öyle mi?

sen hiç annesini kaybetmiş yavru zebranın akibetini bilirmisin evrimci arkadaş:))) zebralar asla annesi olmayan bir yavruya sahip çıkmaz, onu seleksiyon meleksiyon artık neyse, öldürürler... şimdi burada seçimi kim yapıyor? yavru zebramı, onun düşünme yetisimi var , abilerim ablalarım ben size ayak bağı olurum siz beni öldüründe sürünün devamını sağlayalım:)))))

ayrıca aslanda kendinden olmayan yavru aslanı öldürür, dahası başka bir disi aslanla çiftleşe bilmek için yine yavrularını öldürür? şimdi burada nerde sürünün devamlılığı, var olanı zaten öldürüyorlar? bu neyin güdüsü? şayet sizin dediğiniz gibi düşünecek , sürüsünün devamlığını isteyen HAYVAN var olanı öldürmek yerine onu korur kollar.

her konuşmanızda kendiniz batıyorsunuz fark etmiyorsunuz, güdü diyorsun? ne güdüsü neyin güdüsü? evrimde bir canlı kendinden başkasını düşünmez beyim, bunu benden daha iyi biliyor olmalısınız?

hele sizin birde herşeyi bilirim edanız yok mu:)))) richard dawkins bile cevaplayamadığı soruları siz cevaplıyorsunuz ya, helalll olsun... sanki alayınız ordünaryüs...............

yapmak istediğiniz yegane şey, aslına maymun , öküz, yada başka birşeylerin evrimleşip evrimleşmediği değil, tanrının yok olduğunu, hiç bir zaman olmadığını ispat edebilmek için çırpınıyor, kendi görüşünü meşrulaştırmaya çalışıyorsunuz. ama nafile. çevrenin düzeni, tüm canlıların MÜKEMMEL dizaynı ALLAH'ın varlığının ve kudretinin en büyük delilidir. zoruna gidene de uludağ sodası...

teori olarak yaklaştığımızda da yine batıyor, çıkmazlara düşüyor, öğrenmiş oluduğunuz iki üç süslü kelime ile caka satmaya çalışıyorsunuz. yemezler kardeşim, bu kadar muntazam ve düzenli bir vücudun (hayvan yada bitki) tesadüfler eseri oluştuğuna, mutasyonlar geçirerek geliştiğine, kör kargalar k...la güler. karganın bile k.. la gülüdğüne siz inanıyorsanız ve bunu tutup da BİLİMMMMMMMMM BİLİMMMMMMMMMMMM diye yutturmaya kalkıyorsanız, (-ki sizin bilimizini milyon kere milyon yerle bir etmelerine rağmen) en yakın ruh ve akıl sağlığı merkezine danışın, belki bir faide görürsünüz...

xenix kullanıcısının resmi

Durum gitgide daha da komikleşiyor...

sen hiç annesini kaybetmiş yavru zebranın akibetini bilirmisin evrimci arkadaş:))) zebralar asla annesi olmayan bir yavruya sahip çıkmaz, onu seleksiyon meleksiyon artık neyse, öldürürler..

1- Bu öldürme olayı evrimin suçu mu, Allah ın suçu mu?

ayrıca aslanda kendinden olmayan yavru aslanı öldürür, dahası başka bir disi aslanla çiftleşe bilmek için yine yavrularını öldürür? şimdi burada nerde sürünün devamlılığı, var olanı zaten öldürüyorlar? bu neyin güdüsü?

2- Bu öldürme olayları kimin suçu? Evrimin mi? Allahın mı?

çevrenin düzeni, tüm canlıların MÜKEMMEL dizaynı ALLAH'ın varlığının ve kudretinin en büyük delilidir.

Madem herşey MÜKEMMEL dizayn edilmiş, ne diye kendince çarpıklıkları sıralıyosun?
3- Bu kimin suçu? Bizim seni okuyup bişey anlatmaya çalıştığımız için bizim mi? Yoksa sen yazılanları okumadığın için senin mi?

4- Seviyesizleşmeye başlaman aldığın islam ahlakının mı suçu? Yoksa genetik mi?

xenix

:)))

Bakıyorum verecek cevap bulamayınca suçu ALLAH'a yıkmaya pek heveslisin. kendiniz söylüyor kendiniz savunmuyormusunuz evrimi? merhabeti açıklamaya çalıştınız, karşılık verdim onu cevaplayacağına bu suç kimin? ben ne diyorum okuyup anlamayan asıl sensin, ben dizaydan bahsediyorum, senin metabolizmandan, kulağından, burnundan kalbinden vs şeylerden. böyle harukulade bir yaradılış tesadüfmü olmuş diyorum, sen nereden anlıyorsun.... davranış bilimcisimiyim ben? aslanın yada zebranın neden kendi ırkından olanları öldürdüğünü ben değil onları araştıranlar iyi bilir. Haa ALLAH onu da öyle buyurmuşsa zaten birsey demeye yetkimiz yok. (siz istedğiiniz kadar hüküm verirsiniz tabi)

seviyesizlik ise size haiz bir durum olsa gerek, zira yazılarınızdan çıkartmaktayız ve görmekteyiz ki, kendinizden başka insanları hakir görüp onları seviyesizlikle ve cahillikle suçlayabiliyorsunuz. tamm evrim kafası işte. karşılık vermek durumunda ve zorunda da değilsin, karşılık verebilecek yetiyi zaten sende göremiyorum. verdiğin hiç bir karşılık yok çünkü, hiç bir açıklama yok, sadece sataşma, kelime oyunu o kadar. her lafınınız karşılığı illa ki var bu konuda.

ne fosil göstere biliyorsunuz, ne ara geçiş örneği gösterebiliyorsunuz, ne duyguları, vicdanı, merhameti açıklaya biliyorsunuz velhasılı kelam hiç bir şeyi açıklayamadığınız gibi (kaldıki yönlendirmiş olduğnuz videoyu da seyrettim, çizimlerle işi götürmeye çalışıyorsunuz) vayyy şu şöyle vayy bu derslerde şöyle okutuluyor üniv. böyle öğrenim gösteriliyor. ee sizin gibi düşünenlerin sistemi naparsın.

size söyledim işte, bu işin piri olmuş, sizi elli milyon kere bilgide çarpıp bölecek adam bile cevap veremiyor bazı şeylere, ama siz herşeyi bilirim edasına bir yazı yapıştırıyorsunuz. siz bu savunduğunuz teori hakkında richard dawkins den dahamı donanımlısınız, daha mı bilgilisiniz, daha mı ensiniz ki, herşeyi açıklama gereği hissediyorsun.

biliyorsan konus feyz alsinlar bilmiyorsan sus adam sansinlar

Deliderviş, sen herşeyin

Deliderviş, sen herşeyin bu kadar açık olduğundan eminsen niye endişeleniyorsun ki? Bırak da isteyen istediğini sorgulayıp araştırsın. Herşey çok açık nasıl olsa değil mi? Allah yok diye insanlar ikna olacaklar diye mi korkuyorsun? yav herşey bu kadar açık ve delilli iken niye korkuyorsun birader? Yoksa sende mi şüphedesin bir açık varsa ya bu açığı yakalarlarsa diye, öyleyse çok gülerim haline.

xenix kullanıcısının resmi

Son yorumum

Anlaşılan o ki, seninle anlaşamayacağız. :) Bu iletişimi kasten yapmadığını düşünüyorum.

Herşeyden önce kafanı biraz kaldırıp araştırma merakın olsa, sitede Allahın varlığı-yokluğu ile ilgili onlarca felsefik yazı olduğunu görür hiç olmazsa biraz daha bilgili olduğun bir alanda tartışırdın. (bkz. felsefe forumu, (tabii kuran-hadis bilginiz varsa giriniz tartışmalara, yoksa burada ki ben bilmiyorum, cahilim, anlamıyorum, vs vs türünden durumlarda kalmayasınız.) )

Vicdan merhamet diyorsunz, size bir link gönderiyorum yine siteden. Hiç seyretmeden bakmadan güzelim belgesele çizim diyorsunuz ardından. Tamam bakmazsınız anlıyorum da, bari bakmadığınızı belli edecek kadar durumu çaktırmayınız.

Ardından yine bir soru soruyorsunuz. Sorunuzun cevabı soruyu sorduğunuz (Richard Dawkins) adamın kitabında mevcut. Üstelik bu kitabın özeti de sitede mevcut. Ama nerde araştırma, nerde okuma?

Herşeyi açıklama gereği hissetmemin ise tek sebebi vardı. Bir an için anlayabileceğinizi düşünmek. Ama şimdi farklı bir sebebi var. Sizden vazgeçtim de hani başka okuyanlar olursa diye yazıyorum.

Gelelim asıl meseleye. Temsil ettiğiniz dinin o kadar kötü bir örneğisiniz ki, sitede %57 müslüman kesim olduğu halde, bir kişi çıkıpta size destek olamadı. Asıl bunu sorgulamanız gerekiyor önce.

Her neyse, daha bilgili olduğunuz konularda seve seve tartışmak dileği ile...

xenix: Mavi yazılar birer linktir. Tıklandığında yine site içinde bir takım referans noktalarına gider. Tıklamaktan ve okumaktan çekinmeyiniz.

sorularınıza cevaplar

siz anlamamak için ısrar ediyorsunuz ya yanarımda buna yanarım.... tutmuş leopar belgeselini şimdi gösteriyorsunuz bana, ben leopar belgesilnden mi bahsettim?

(İüdex)

http://yaratiliscilaracevaplar.wordpress.com/

bu linki sizin gibi düşünen arkadaş vermedi mi? onu kastediyorum seyrettim baktım, somut bir delil yok dedim hepsi çizim dedim.. ama nafile. tabiii kimin okumadığınıda buradan gayet net anlıyoruz. zira kamera ile çekilmiş bir filme çizim demekde seyretmeyenlerin işi olsa gerek, yada okudunuğu idrak edemeyenin...

2. asla size ALLAH'ın varlığını gösterme gibi bir niyet de taşımıyorum, zira sizlerin islamiyeti benden daha iyi bildiğinizi, islamiyetin özünü çoğu müslümandan fersah fersah yuttuğunuzuda biliyorum. Ama ne yaparsın işte hidayet benim elimde değil. Siz insan maymun+bir yaratık dan gelmişsiniz dediniz, bende hayır, insan doğrudan yaratıldı evrim felan olmadı, yaratanda ALLAH dır dedim. ne senin inançına laf söyledim ne de hakaret ettim...

Evet gelelim asıl meseleye onun için güzel bir hikaye neşreyleyeyimde sende o zaman bazı şeyleri anlarsın...

Müslüman Haram" çeşmesi

Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adi “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adi Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve basına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...
Gitmişler kadıya şikayete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu
Müslüman’a yasakla!.. Olacak is midir, nedir sebebi, aklini mi yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam:
- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”
dedikçe kadı kızmış:
- “Ne delili, ne ispati?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.
Adam:
- “Bir tek Sultan’a derim…”
diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl istir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,
Müslüman’a haram yazarsın?..”
Adam, bası önünde konuşur:
- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”
- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânim…”
- “Eeee?!..”
- “Sultânim, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakin neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, baslarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim...”
Cevre ülkelerden bile elciler gelmiş, elciler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
- “Sultânim, artık bırakmak zamanıdır” demiş..
Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler…
Az zaman geçmiş ki, adam:
- “Ayni isi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultânim” demiş.
Ayni şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alinmiş Pazar âyininden ve ayni tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar... Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla
daha bir sarılmışlar birbirlerine...
Sultan:
- “Bitti mi?..” demiş adama.
- “Sultânim son bir is kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
- “Simde nedir isteğin?..”
- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini aliniz minberinden…”
Adamın dediğini yapmışlar, Ulu câmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler...
Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir Allah’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaizi bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın pesinden giden, arayan-soran olmamış...
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o gecen hafta derdest edilen koca âlim için:
- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
- “Vah vah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
- “Sorma, sorma...”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:
- “Eee, ne olacak simdi?..
Adam:
- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”
“Haklisin” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam bası önünde konuşmuş:
- “Ey büyük Sultânim, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş...

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş