FİLİS-TİN FİLİS-DİN YA DA KANLA BOYAMAK
Aşağıdaki yazıyı Gazze katliamı sırasında kaleme aldım. Bu güne değin yayınlamayışımın nedeni, bir gerçeği canlı bir şekilde ortaya serebilmekti. Nedir o gerçek? Şudur: Hepimizin balık hafızalı insanlar haline getirilişimiz!... Gazze Katliamı sırasında hepimiz İsrail'i kınadık ama şuan unuttuk değil mi? Geriye ne kaldı?
FİLİS-TİN, FİLİS-DİN YA DA KANLA BOYAMAK!!
Tel Zaatar katliamı olduğunda çocuk yaşlardaydım, ama siyasal düşüncelerle, felsefe ile tanışma dönemimdi ve olayı algılayacak bilinçteydim. Şimdi kendi çocuklarımın katılmasına kıyamayacağım sokak eylemlerine de o tarihlerden beri katıldım, yaşamın her anında Filistin davası yanında oldum. Tel Zaatar katliamından birkaç yıl sonra 19 yaşındaydım ve dernek çalışmalarımız içerisinde, Filistin ve İsrail konulu bir semineri ben hazırlamıştım. Filistin’i Tel Zaatar katliamı ile derinden tanımıştım… O günden beri içimde kanayan bu yara hiç dinmedi…
12 Eylül 1980 önceleriydi. İnternet yoktu. Gazeteler çoğunlukla siyah beyaz yazılarla doluydu ve okunurdu. Basın bu denli boyanmamıştı… İnsanlar bu denli aldanmamıştı…
Emperyalistler kar hırsıyla kudurdukça, basını, medyayı boyamakla kalmayıp, sokakları da kan ile boyamaya başladılar. Sokaklar yetmedi, ülkeler kana boyanıyor artık… Dünya kana boyanıyor. Dünyayı kana bulayanlar belli ama insanların bilinçleri bulanık… Bilinçler kan ve irinle bulandırılıyor…
Şimdilerdeki Gazze katliamı başlayalı beri düşünüyorum. Her alandaki tepkileri izliyorum. İnsanlığın bir gün kazanacağına olan umudumu yitirmemekle birlikte, gördüğüm manzara karşısında hiç de umutlu değilim. Ortaya konan tepkiler, tam da emperyalistlerin istediği tepkiler olarak gelişiyor!...
Hunharca katledilen dünya halkları, “basını boyamakla” aynı içerikte ve amaçta olan, insanların bilincini kanla boyamaktan öte bir anlam taşımayan katliamlar sonrasında, Allaha sığınmaktan başka bir şey yapmıyor ki; Emperyalistler tam da bunun için katliam yapıyorlar! Çaresizlik duygusu bir ateisti bile Allah’a yöneltecek, Allah’a dua ettirecek denli acıdır! Hele ki bu çaresizlik bebeklerin bile katledildiği insanlık dışı yöntemlerle, savaş kurallarını çiğneye, çiğneye yapılan, sonuna değin kalleşçe ve eşit olmayan bir savaş içerisinde yaşanıyorsa…
Katliamlar insanları dinsel kökenli gericiliğin kucağına itiyor. İsrail vuruyor, Ortadoğu halkları dini örgütlenmelere sarılıyor. Oysa dünya üzerindeki tarikatların %70’ini emperyalistler finanse ediyor ve bu finansman faaliyetinin taşeronu olarak da merkezi Pentagon olmak üzere, Mossad kullanılıyor!
Sorunu çözecek olan, bilimsel temelli örgütlenmeler yerine tarikatlar, yardım kuruluşları devreye giriyor, ortaya konan çözümler, üç beş yıl sonra katledilecek yeni Filistinli çocukların yetiştirilmesinden öte gitmiyor. Yapılan ateşkes sonrasında arabuluculuk görüşmeleri sürerken, sözüm ona uluslararası yardım kuruluşları iyilikseverlik gösterisi yaparken ve kendilerini böylece maskelerken, aradan bir on yıl kadar geçiveriyor ve katledilecek yeni gençler yetişmiş oluyor ve İsrail yeniden sahneye çıkıyor vuruyor, vuruyor, vuruyor! Hep beraber Türkiyeliler de, orta doğu halkları da “kahrediyoruz” İsrail’i, yardım kampanyaları açıyoruz, yaraları sarıyoruz!.. Emperyalistler ise kazançlarına kazanç katmaya devam ediyor. Açık işgallerin sona erdiğinin söylendiği bir çağda, Atlantik ötesinden, binlerce kilometre uzaktan gelinerek ülkeler işgal ediliyor…
Dinsel kökenli gericiliğin taşeron örgütler olarak kullanılması yoluyla, halkların bilimsel temelli örgütlenmeleri engellenmektedir. Ortadoğu’daki hakimiyet ve sömürgeleştirme çalışmaları, “Radikal İslamcılıkla” ayrı, “Ilımlı İslamcılıkla” ayrı bir koldan yürütülmekte, emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda sözde İslami örgütler eni konu kullanılmaktadır! Türkiye için yazılan reçetede tırnakları sökülmüş, dişleri çekilmiş, başına çuval geçirilmiş, emperyalizmin hizmetçisi durumuna getirilmiş “Ilımlı İslamcılık” yürürlüğe konulurken, Afganistan, Irak ve Filistin için radikal İslamcılık daha geçerli ve etkin bir “ilaç” olarak kullanılmaktadır! ABD emperyalistleri “Radikal İslam” sayesinde, Afganistan’ı altın tepsi içerisinde elde etmişlerdir! Filistinli çocuklar, her beş on yılda bir, ortaçağ arenalarında aslanlara yem edilen insanlar misali, emperyalistlerin katliam gösterilerine malzeme yapılmaya devam ediliyor. Bu gösteri karşısında ise bizlerin yaptığı, gözleri görmeyen, bilinci kanla kapanmış vicdanımızı rahatlatmaktan öte bir şey değildir!....
İnsanlığın erken dönemlerinde toplumu ve bireyi düzenlemek ve eğitmek üzere ortaya çıkan DİN kavramı ile, insanın doğa ve ölüm karşısındaki çaresizliğine bir yanıt olarak yaşanan ve her bir insanın yaşamasında sonuna değin özgür olduğu İNANÇLAR ile benim sorunum yoktur! Hatta tamamen insancıl nedenlerle bu inançları savunan insanların, dünyanın birçok noktasında emperyalistlere karşı bir direniş unsuru olarak konumlandıklarını, emperyalistlerin ise bu durumdan hiç de hoşnut olmadıklarını düşünüyorum. Bu alandaki sorun herkesin kendine aittir. Benim sorunum, siyasi ve ekonomik arenada, insanların sermaye çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesi için kullanılan, çıkış ve doğuş nedenlerine yabancılaşmış, bir kılıf olarak kullanılan, insanların yanlış yollara saptırılması için kullanılan yöntemlerden, örgütlenmelerden bahsediyorum!
Şimdi biraz gerilere gidelim.
İsrail nasıl kuruldu?
İsrail’in kuruluşu sözüm ona 2000 (İKİ BİN) yıllık bir efsaneye dayanır! (Her türlü eylem mutlak bir ideolojik gerekçe bulmak zorundadır; bazen gerçek bazen yalan!) İddiaya göre 2000 yıl önce İsrail Oğulları bu günkü Filistin topraklarından Filistinlilerce kovulmuştur ve dünyanın her yerine dağılmışlardır. Bir zaman Filistin’den toprak satın almaya başlayan Yahudiler İkinci dünya savaşı sonrasında, 1948 yıllarına doğru, Filistin topraklarının %6’sına (Yüzde altı!) sahip olurlar. Daha sonra Amerikan güdümlü Birleşmiş Milletler girişimiyle, bölgede bir Yahudi devleti projesi gündeme getirilir. 14 Mayıs 1948’de de İsrail devletinin kuruluşu resmen ilan edilir. İlk tanıyan ülkeler arasında %99’u Müslüman diye övünülen Türkiye’nin de bulunması dikkat çekicidir!
İnsan bir an, Yahudilerin de yüzyıllar önce bu topraklarda yaşadığını ve sanki anayurtlarına, anayurtlarını yeniden satın alarak döndüklerini, eh bir devlet de kurmalarının normal olabileceğini düşünebilir. Ancak tarihin tekerleği öyle dönmüyor. Bu mantıkla bakıldığında Yunanistan Anadolu’dan, Türkler orta Asya’dan toprak mı talep edecek? Kavimler göçü geri mi dönecek? Hayır! Böyle değil! İsrail bir kukla devlettir! Bir hayale, zora ve işgale dayalı olarak kurulmuştur. Hukuki bir devlet değildir? Yahudilerin bir ulus mu yoksa dinsel kökenli etnik bir gurup mu oldukları bile tartışmalıdır. Varlıkları uluslaşma teorisine aykırı bir süreç izlemiştir. Ulus olmanın ölçütleri dışındadırlar. İsrail’i oluşturan kavim, soy, klan ve benzeri unsurların dil, tarih ve toprak birliği yoktur! İsrail emperyalistler tarafından Filistin topraklarının %6’sı satın alınarak bölgede bir Amerikan karakolu olarak kurulmuştur. Ülke ve devlet diye tüm dünyaya yutturulmaya çalışılmaktadır. Tüm dünyanın gözleri önünde Filistin adım adım işgal edilmiştir. İşgal eden Amerika’dır. Amerika burayı işgal ederken Yahudi efsanelerine dayanarak saksıda ulus ve devlet yaratmıştır! İsrail’in ömrü Amerikanın Ortadoğu’dan kovuluşuna değindir. Ya da Amerikan kapitalizminin Amerikan emekçilerince yıkıldığı gün, İsrail de yıkılacaktır!
Bir toprak parçasının ülke, üzerindeki siyasi yapının da devlet kabul edilmesi için, o toprak parçasının bir ulus tarafından, ulusun kendi özgücüne dayalı olarak zapt edilmiş hakimiyet altına alınmış olması gerekir! İsrail ise, Amerikan transferleriyle devşirme Yahudi topluluklarıyla, Amerikan sermayesi ile kurulmuştur ve Amerika’nın, Ortadoğu petrollerine konma çabasının ilk kaması ve karakoludur! Ülke ve devlet değildir!
Büyük hırsızlıklar büyük organizasyonlar gerektirir ve İsrail çok büyük bir Amerikan organizasyonudur! Amerika kadar büyüktür, Amerika kadar da küçüktür!.. Sorun büyüklüğünün ve küçüklüğünün bilince çıkarılması sorunudur ve bu bilinç temelinde bilime dayalı olarak örgütlenme sorunudur! Bu olmadığı takdirde arada bir Amerika’nın ve onun jandarmalarının dünyaya izlettiği KAN ŞOVLARI izlemeye devam edeceğiz!.. Bilincimiz kanla örtülmeye, kanla boğulmaya devam edecektir.
Yetmişli yıllarda Filistin’e baktığımızda FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) içerisinde ve dışarısında yer alan irili ufaklı bir çok Filistin direniş örgütlerinin tamamına yakını yok edilmiş durumdadır. Bu operasyonu en önemli aktörü ise HAMAS örgütüdür. HAMAS örgütü Filistinli direniş örgütlerini yok etmek için İsrail tarafından desteklenmiştir. İsrail-HAMAS ilişkisi, Amerika- Bin Ladin ilişkisi gibidir!.. Sözüm ona İsrail’e karşı olarak kurulmuştur ama İsrail taşeronudur! Göz boyayıcı eylemlerle Filistin gündemine girmiş, gerçekten Filistin davasını savunan örgütleri bir bir yok etmiş, şimdi de İsrail çıkarları doğrultusunda görevine devam etmektedir! Oynanan oyun çok büyüktür ve hem İsrail’den hem de Filistin’den hayatını kaybedenlerin hayatlarının hiç mi hiç önemi yoktur; Amerika’yı da yönetenler arasında bulunan Yahudi lobisi ve Amerikan emperyalizmi açısından Filistinli insanlar, birer kasaplık koyundan ibarettir… Üzeri KANLA örtülen Ortadoğu pazılının dili bu gerçeği bağırmaktadır!.. Ancak insanların gördüğü ve duyduğu bu değildir! Çünkü Amerikan burjuvazisi ve oligarşisi dünyayı ve insanların bilincini kan ile, katliam ile boyamaktadır! Kitaplarımız, gazetelerimiz, televizyonlarımız, radyolarımız derken, topraklarımız bebeklerimiz, çocuklarımız kan ile boyanmaktadır!
Duyulan acı, nefret, dehşet, zulüm bilincimizi karartacak, yok edecek denli ağırdır ve küresel terör ile amaçlanan da budur! Çaresizlik karşısında sığındığımız tek güç Allah olmaktadır! Bunu emperyalistler de böyle istemektedir! Allah’a sığınalım; başka bir şey yapmayalım! Yapalım mı? O halde haydi HAMAS göreve! Saptır! Bilimden saptır! Tehlikeli oluşumları yok et! Bu senin en kutsal görevin!...
Filistin HAMAS gibi gerici örgütlerden kurtulmadığı sürece, daha çok evladını KAN ŞOVLARA kurban edecektir! HAMAS, gerçek anlamda İslami bir örgüt değildir! Amerikan güdümlüdür! Suudi Arabistan tarafından desteklenmektedir, Irak işgali sırasında da Suudi Arabistan’ın tavrı herkesçe malumdur!
Evet; Filistinli çocuklar “ihtiyaç” oldukça, dünyaya ibret olsun diye, Amerikan’ın Küresel işkence örgütlerinden biri olan İsrail tarafından kana belenmektedir!...
Bu vahşete dur demeye tek başına artık Filistin’in gücü yetmeyecektir. Emek güçlerinin bilime dayalı örgütlenmeleriyle yeryüzünün her bir yüzünde emperyalizme karşı direniş cephelerinin açılması gerekmektedir! Sermayenin küreselleşmesine koşut olarak küreselleşen teröre karşı, emeğin küreselleşmesini (Enternasyonal’in amacı buydu!...)sağlayacak örgütlerin kurulması ve emperyalistlerin terörüne karşı emek cephesinin her yoldan, her koldan direnişinin hayata geçirilmesi gerekmektedir! Emperyalistlerle emek güçlerinin çelişkisi uzlaşmaz bir çelişkidir ve uzlaşmaz çelişkilerin tek çözüm aracı şiddettir! Onların şiddetine karşı halkların şiddet uygulama hakkı çoktan doğmuştur ve halklar bu hakkını kullanmadan bu belanın yeryüzünden silinme olanağı yoktur!
İsrail barış istemiyor; çünkü onların kan dökmeye gereksinimleri var! Bu nedenle barış yanlısı örgütler Hamas’a yok ettirildi. Sözde radikal İslam olan Hamas sayesinde, İsrail’in Filistin’e saldırı imkanları sürekli kılınmaktadır. Usama Bin Ladin bahane edilerek Afganistan’a girildiği gibidir durum. İsrail’e aslında toprak da gerekli değildir. Amaçları dünyaya korku salmaktır. Filistinli çocuklar ise bunun malzemesi yapılmaktadır. Çünkü Filistin bu gösteri için uygun noktadır.
Öyle ya, 2000 yıl önce İsrail Oğulları, Filistinlilerce bölgeden kovulmadı mı?!
Burası aslında İsrail Oğullarına ait değil miydi?!
Yani ideolojik- teorik dayanak(!) var. Sözüm ona Hak- Hukuk ise işte bu “haklılık” da var. O halde bu savaş meşrudur! Direniş de var. O halde savaş da olacak! Bundan daha iyi bir gösteri alanı olabilir mi? Bu iddiayla adam gelip de Konya’da katliam yapacak değil ya! Filistin en uygun yer.
Filistin başka neye uygun? Orta Doğuya Akdeniz’den; Akdeniz’e Orta Doğudan giriş çıkış için uygun. İlk karakolun bu bölgede olması fena fikir değildir. İkinci karakol Irak olabilir mi? Irak’taki “Kürdistan”… Bakın onlara da ne diyorlar: “Iraklı Kürtler Yahudilerin “Kayıp 13. Kavmidir”… Iraklı Kürtlerin dillerinde bilmem kaç tane İbranice sözcük varmış, bu sözcükler de bu iddiayı kanıtlıyormuş...
Üçüncü karakol Afganistan’da inşa edilebilir mi? Çine değin bir Amerikan İmparatorluğu buradan yürüyebilir mi? Büyümekte olan Çin sırtından kuşatılabilir mi? Rusya’nın Orta Asya’ya olan egemenliğine buralardan karşı konabilir mi? Asya’nın madenleri petrolleri bu hattan gasp edilebilir mi?
“Türkiye mi? Orası da neresi? Ha, soğuk savaş zamanında Sovyetleri sırtından vurmak için mükemmel bir ülkeydi. Yıllarca kendilerini “küçük ortak” sandı garipler. Ama şimdi ihtiyacımız kalmadı. Biraz daha çalışarak belki orayı da silebiliriz haritalardan…”
Filistinli çocukları katledenler, bu ülke; Türkiye için de böyle düşünüyorlar! Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın!
Şimdi bize gösterilenlerden kuşku duyma zamanıdır! Soru sorma zamanıdır! Derinlemesine bilme zamanıdır! Bilme, davranma, örgütlenme zamanıdır.
Bağımsız Türkiye sloganları ile sokaklara çıktığımızda katledildik!
Altıncı Filo’nun askerlerine sopa çekerken de katledildik!
Bizleri katledenler ya da katlimize seyirci kalanlardan bazıları da bugün “Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi” demeye başladılar.
“Hayın tuzaklarda kan uykularda vurulanların” sesi yeni yeni anlaşılıyor.
Mahsuni Şerif yıllar önce; “Dünyayı kana boyayan Amerika katil, katil” dedi, yeni anlaşılıyor.
Maraş'ta Sivas'ta 2 Eylül 1980 öncesi tüm katliamların ardında onlar vardı!
37 İnsanı Madımak’ta diri diri yakanlar da onlardı!
Onlar dünyanın her yerinde örgütlendiler.
Ellerinde kana belenmiş sermayeleri var!
Onlar ki savaşları bile kirlettiler!...
Bizlerin ellerindeki ve beynindeki emeğin değerini anladığımız gün, bununla ne yapılırmış anladığımız gün, emek olmadan yemek olmazmış anladığımız ve anlattığımız gün, Filistin ya da yeryüzünün herhangi bir yüzü, bakın nasıl güldürecek yüzümüzü!
O gelen büyük güne selam olsun!...
Saygılarımla...
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2460 defa okundu

Sibel Atasoy
Şimdi
Şimdi tıkladım yazıyı ve yukarıda ki rastgele söz şöyleydi.
Mutsuzlar tehlikelidir. ~Goethe~
bende şimdi
tıkladım. söz şöyleydi.
Kötümser yalnız tüneli görür,
iyimser tünelin sonundaki ışığı görür,
gerçekçi tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür.
~ J.Harris ~
Gerçekçi olmakta fayda var, ama nasıl?
bunların hepsini yıllardır biliyoruz, çözüm lazım.. çözüm.
Çözüm
Çaresizseniz çare'sizsiniz!
Emek cephesinin bilime dayalı örgütlenmesinde çözüm! Kendi beyninden başlayarak, kendi bedeninde, ailende, sülalende, işyerinde, okulunda, fabrikanda, toprağında, mahallende, ilçende, ilinde, ülkende, dünyada; YAŞASIN ENTERNASYONALİZM!
metod
hüseyin aktaş bey...
bu enternasyonalizm
diyalektik menşeilimi
yoksa hangi metoda dayanıyorsunuz...
Doğrusu
Ben de tam anlayamadım "enternasyonalizm" kendi bedenimizde, ailemizde ve sülalemizde nasıl yaşayacak ?
Diğer ölçeklerde (işyeri, okul.... ülke) çok şükür istesekde istemesek de dilimizden başlayarak herşeyimiz enternasyonal eni konu da.. Diğerleri ile pek bağdaştıramadım ;)
Ben komple metni hiç bir
Ben komple metni hiç bir şeyle bağdaştıramadım.
Siyonizm karşıtı mı, emperyalist karşıtı mı bilemedim.
Din simsarlarının çoklukla kullandığı siyonizm söylemlerinden farkını da anlayamadım.
Filistin halkının acısını paylaşmakla birlikte, duvarların ötesindeki savaşı kesinlikle tek taraflı betimleyen bir makale olmuş. Hani sınırlarını mültecilere kapatan MISIR, SURİYE, LÜBNAN ? Ki bu ülkeler arkalarına Suudi arabistan desteğini alarak İsrail'e saldırmasalardı bugün İsrail topraklarını ÜÇ misline çıkaramayacaktı. Yenildiler ve bedelini mültecilere ödetiyorlar. Suçlu o bu değildir. Arabın aymazlığıdır.
oik0s: Yüzünüzü Ermenistan işgalindeki dağlık Karabağ'a çevirmenizi öneririm.
"mutsuzlar tehlikelidir" Bu
"mutsuzlar tehlikelidir"
Bu tehlike gizildir. Yeterli bilince ve donanıma erişip "davranmazlarsa", mutsuzluk mutsuz olanı yer bitirir... Zapata'nın örneğin, "mutsuzlara" önerisi şu şekildedir: "Zalim hükümetlerden elinde şapkanla değil, silahınla adalet iste!"...
Benim bildiğim bir tek
Benim bildiğim bir tek enternasyonal var Arkadaşım; kafa ve kol emekçilerinin en sonunda kurmak zorunda oldukları uluslararası dayanışma örgütü... Bunun sizin deyiminizle "menşei", salt diyalektik değil, Materyalist Diyalektiktir...
Beyindeki Enternasyonal...
Bir şeyi kendi beyninizde bulamazsanız(bilemezseniz), başka bir yerde hiç bulamazsınız. Ona denk gelirsiniz ama o sizi tanısa da siz onu tanıyamazsınız...
"Karaciğeri de çürütmek mücadeleden kaçmak değil mi" diyen şair, bedenini ideolojisi ile bütünleştiren insan tipine atıfta bulunur.
"Akvaryumlu meyhanelerde sütun bacaklı kızların mavi göz bebeklerine bakarak" dünya sorunlarını tartışanlar, değil dünya sorunları, kendi sorunlarını çözmekten aciz insanlardır.
Son on yılda 600'ü aşkın insan açlık grevlerinde öldü bu ülkede. Bu ölen insanlar son çare olarak bedenlerini sürdüler namluya... Fikirlerine katılmasanız da, eleştirseniz de bu yöntemi, hırsızın hiç mi kabahati yoktu? Ya da o insanlar bedenlerini ateşlerken seyreden bizlerin?!...
Yaşamımda benim de içinden geçtiğim 43 günlük bir ölüm orucu var. Bu sırada öğrendim bedeninde enternasyonali yaşatmayı. Dilerim sizler daha iyi koşullarda öğrenirsiniz...
oik0s'a: Bir tek siz
oik0s'a:
Bir tek siz yazımı bir şeyle bağdaştıramadınız...
Net konuşuyorum:
Emperyalizm kan döküyor!
Emperyalizm küresel boyutta kan döküyor!
Ben güçlüyüm diyor kağıttan kaplan!
Onun "kağıttan kaplan" olduğunu anlamayalım diye kan döküyor o!
Onlar için toprak sahibi olmak önemli değil, barış onlar için ölüm demek, varsa yoksa sermayeleri büyüsün, sermayeleri serbestçe dolaşsın, onlar bunun için kan döküyor!
Dökecek kan bulamadıkları zaman kan dökecek provakasyonlara başvuruyorlar!
Tek kutuplu dünyada ikinci bir kutbun kurulması gerektiğini söylüyorum; yani ENTERNASYONAL kurulmalı diyorum. Tek başına ne Filistin ne Afganistan ne Venezualla ne de Küba, bu işin altından kalkamaz diyorum. Topyekün karşı koymak gerek diyorum.
Topyekün karşı koyuşa giden yolun ise, bireyden; beynimizden başladığını söylüyorum...
Yazılarınızdan öfke ve
Yazılarınızdan öfke ve şiddet kokusu algılanıyor Sn. Hüseyin Aktaş. Beyinlerimizi kin, öfke, intikam, anlaşılamama endişesi ile dolldurursak burdan "enternasyonalizm" (ben hala kime neden ve nasıl hizmet edeceğni anlamadım bu -izm in) yerine şiddet çıkar. Bundan önce de öyle olmuştu.
Bir de sn. Aktaş, şu cezaevlerindeki açlık grevleri nedense hiç de amacına ulaşmıyor. Çünkü insanlar gayet iyi anlıyorlar ki "kendi bedenlerini hiçe sayanlar" ın arkasından gidilmez. Ve de insanlar gayet iyi biliyorlar ki" kendini hiçe sayanlar hayda hayda başkalarnıda hiçe sayacaktır ve kan gövdeyi götürecektir falanca dava için .Kan dökülüyorsa nedeninden önemlisi kanın dökülüyor olmasıdır çünkü.
Haa dava ...kutsiyet.. falanca izm... geçiniz sn . Aktaş!! Öncelikle ve öncelikle kan dökülmesin. İnsanların ölmesi işe yarasaydı 80 li yıllarda işe yarardı.
Çözüm mü? Şiddet kullanmak dışında her şey konuşulabilir. Zira ben de az önce özlü sözlerde okudum. Aynen şöyleydi" Ateşe ateşle karşılık verenin elinde kalan küldür".
Karşı kutupların olması her zaman kaos ve kargaşa getirir. Nasılki empryalizm "ben kazanacağım " deyip diğer kutbu hiçe sayıyorsa karşı kutupta aynısını yapacaktır ve bu kutsal davalar!!! kan dökmeye devam edecektir.
Madem her şey beyinle başlıyor, benim kişisel düşüncem şu: Artık tek taraflı kazanç ve kar olmayacak. Ya hep birlikte kazanacağız ya hep birlikte kaybedeceğiz. Buna ölmekte dahil.
Şiddeti ben yaratmadım!
Şiddeti ben yaratmadım! Saf halde doğada var şiddet! Tabii "denge" de var! Ne varki; yine doğadan başlayarak toplumsal yaşama sirayet eden şiddet, yine doğada olduğu gibi toplumda, giderek dünyada bir dizi dengenin oluşmasında "rol" almaktadır. Uzlaşmaz (antagonist) çelişkilerin tek çözüm yöntemi "tarih" boyunca şiddet olmuştur. Üretenlerle çalanların arasıdaki çelişki ise uzlaşır çelişkiler değildir...
Bir araştırma imkanı olsaydı, evrende ilk kan dökenin üreten insan değil, el koyup çalan insan olduğunu bulabilirdik belki... Peki bu durumda üreten insan ne yapmalıydı? "Tamam, al ben yeniden üretirim" dediğini varsayalım ilkinde... Ama çalan tekrar geldiğinde ne olacaktı?!
Şöyle bir şiir yazılırdı:
"Şalvarı şaltak osmanlı
Eğeri kaltak osmanlı
Ekmede yok biçmede yok
Yemede ortak osmanlı"
Bu şiirdeki gariban köylü ne anlatmak istiyor acaba?!...
"Yazılarınızdan öfke ve şiddet kokusu algılanıyor " demişsiniz. Bunca hırsızlığın olduğu bu dünyada, öfke ve şiddet duymamak, düşman sahibi olmamak, namussuzluktur bence... Haklısınız, ben tepeden tırnağa şiddet ve öfke doluyum! Ancak rasgele patlamak istemiyorum. Daha akıllıyım gençliğimdeki patlamalarımdan. Kendimi çoğaltmak istiyorum. Kendimi anlatmak istiyorum. Ben dünya olmak istiyorum.
"Haa dava ...kutsiyet.. falanca izm... geçiniz sn . Aktaş!!" demişsiniz... Ben bunların içinden geçtim zaten. Çocukluğumda kaldı bunlar. Ancak sizler bunların "seyircisi" bile olamadıysanız söylediklerimi anlamanızın imkanı yoktur. Anlaşılmamak korkum olabilir ve bu yararlı bir korkudur.
Tarih boyunca tüm devrimlerde kan gövdeyi götürmüştür ve yeni bir gövdenin varoluşu buna bağlı olmuştur. Siz burjuvaziyi çalmamak konusunda tartışarak ikna edeceğiniz bir yol bulursanız, biz bunu seve seve anlamaya, dinlemeye hazırız. Şili'de denendi sizin yolunuz ve Allende son anda silaha sarılmak zorunda kaldı, iş işten geçti...
Çalan adama karşı ilk direnen atamız da sanırım hazırdı konuşarak anlaşmaya ama çalanlar hep şiddete başvurdu ve bu yüzden son hesaplaşma da kanlı olacaktır. Emperyalistler "insanla ve doğayla" barışı asla kabul etmeyeceklerdir. Siz bir yol bulursanız bize haber edin... Kan dökülmesin gerçekten!...
adil olmak
söylediklerine katılıyorum
ancak tanrı ve bilinç söylemini ayrı tutarak...
zalimlerin en büyük özelligi ,
CEHALETİR...
sakın bunu unutma...ne kendi bilinçlerie toplum bilinçleri
ne evren bilinçleri vardır...
allah diyenlereşitlik diyenleraydılanma diyenler
milliyetçilik diyenlerin
sanat diyelerin
ne dediklerini bilmediklerine inanıyorum
dediklerin reel bir drumudur...
hüseyin aktaş
ister materyalist
iter idealist olunsun
farketmez...
evreni tüm unsurlarının kendi görevlerinikendi bilgileri dogrultuunda icra ettikleri görülür...
güneş,gezegenler
bitki ve hayvan çeşitleri
bir bilim içinde hareket ederler...
insan ise ,hem dogya baglılıgı,hemde şuuruu nedeniyle dogadan kopan birvarlıktır...
ali şeriatti,tanrımsı der...
sartre,tanrı olmayı tasarlayan ,ama olamayan der...
nice,üstün insan der....
kutsal kitaplar,hilafet der...
ateizm ve marksizmde,dogayı denetim altına alan,üstün bilinç sahibi olarak görür...
asıl mesele budur...
insanın neligi ve üstün eylem varlıgıdır...
yogun bir bilinçlenme sonucu ulaşılır...
tarih boyunca hakim unsurlar ,bu bilinçtemidir
Tartışma
Çok ciddi ve hararetli bir tartışma, her satırı pür dikkat okudum.. Bende şöyle bir yorum yapayım, "Damdan düşenin halini, damdan düşmeyen anlıyamaz" Fikir görüş ayrılıkları mutlaka olacak, ama tebrik ediyorum saygı sınırı ihlal edilmemiş. Sevgiler
FİLİSTİN
http://haber.sol.org.tr/dunyadan/fetih-ten-gorulmemis-ihanet-haberi-38408
Hüseyin Aktaş sadece Hamas'ın ipliğini pazara çıkarırken, sanırım El-Fetih'ten bu kadarını beklemiyordu... Oyun içinde oyun / İnsanlar oldu bir koyun / Doyun Emperyalistler doyun...
Bu yazıyı yeni
Bu yazıyı yeni gördüm, sn.Aktaş sanırım çok sinirlenmiş ve yazının amacının dışına çıkmış ve resmen antisemitizm yapmış.
Sayın Farabi,Uyarına
Sayın Farabi,
Uyarına kulak verip tekrar okudum. Evet biraz sinirli yazdığım ve antisemitik söylemlere yaklaştığım doğrudur, ancak yine de "resmen antisemitizim" düzeyinde bir eleştiriyi haketmediğimi düşünüyorum...
Yazıda "vurduğum" yer Yahudi Halkı değil, Yahudi Lobisi ya da oligarşisidir. Bu konuyu başka platformlarda da tartışmış ve bu konuşmalarda Yahudi halkını, Yahudi Lobisi'nden farklı tuttuğumun altını çizmişimdir çoğunlukla. Yahudi Halkı içinde de barış yanlısı örgütler vardır. Ancak onların sesi "şahinler" tarafından sürekli bastırılmaktadır ve Filistinlileri ezen İsrail, Yahudi Halkını da ezmektedir. İsrail'in, Yahudi halkının kendi özgücüne dayalı olarak kurulmuş bir devlet olmadığını söylemek "antisemitizim" değildir. Benim tanık olduğum tarihsel süreç ve bu süreçte incelediğim kaynaklar bana bunu söylüyor. Aksini söyleyen varsa dinleyelim...
Yazımda geçen "İsrail, İsrail Devleti" gibi sözlerden kasıt bölgede ABD jandarmalığı yapan güçlerdir. Tüm Yahudi toplumunu bu jandarmalığın ortağı saymak doğru değildir. Yahudi Halkını incitecek bir davranıştan sakınırım...
Hamas tarafından açıklanan belge nedeniyle misafirimizin yaptığı yoruma katılıyorum: "Oyun içinde oyun / İnsanlar oldu bir koyun / Doyun Emperyalistler doyun..."
Ancak Hamas'ın da vakti zamanında İsrail tarafından Filistin muhalefetini yok etmek için desteklendiğini gözönüne alırsak, gelişmelerin içinden daha bir yığın "talaş" döküleceğini söyleyebiliriz. Hizbullah'ın PKK'ya karşı kuruluşu gibi, Hamas da Filistinli Yurtseverlere karşı kurulmuş bir örgüttür.
Tek umut yine halkların bilimsel temelde kendi öz örgütlenmelerini oluşturabilmelerinde yatıyor...
Evet resmen ifadeside benim
Evet resmen ifadesi de benim açımdan abartılı oldu belki kusura bakmayın. İsraille ve filistinle ilgili siyasi değerlendirmelerinize bir şey demiyorum, çoğunlukla aynı fikirdeyiz katılırım, İsrail toplumu daha barışçıl bir yönetime kavuşmalıdır. Ama Yahudi halkının bir halk olup olmadığı ve İsrail'in meşruiyetini tartışmak çok başka bir şeydir. Herhangi bir halkın dünya üzerinde bir toprak parçasında yaşama hakkı vardır. Bu topraklar çoğu zaman savaşlar sonucu alınmıştır, bizim şu an yaşadığımız topraklar gibi veya Amerika kıtasının beyazlara yaşam alanı oluşturması gibi .Yahudiler de bir ulustur ve bir toprak parçasında yaşam hakları vardır. Bunun dışındaki her şey tartışılır tabiki, diyeceğim bir şey yok.
İsrail halkını ayrı
İsrail halkını ayrı tutarak şunu söylemek isterim ki İsrail devleti bir din devletidir ve itki gücünü de şiddet söylemleriyle dolu kutsal kitaplarından almaktadır. Yani İsrail devletinin ılımlı ve yumuşak politikalar izlemeye en ufak bir niyeti olduğunu sanmıyorum. Mavi Marmara baskınının dünyadaki yansımalarını gözlemlediğimde Türkiye-Avrupa ittifakının ABD'yi -bölgedeki gücünün sarsılmazlığı konusunda- düşünmeye ittiğini ve bu nedenle İsrail'i baskıladığını gördük. Bana göre barışçıl tek yol Filistin-İsrail konusunda Türkiye ve Avrupa'nın yan yana durması. Bu bölgedeki ateşi ne süre ile soğutur onu bilemem tabii.
Bence
Bence İsrail bir din devletinden ziyade bir ırk devletidir. İtki gücünü de, paraya değer veren insanlardan alır.
xenix
Irkları özelliğini yine
Irkları özelliğini yine dinden almıyor mu?
Irk özelliği
Irk özelliklerini nereden aldığını ateist yahudilere sormak lazım bir de. Ateist oldukları halde ateist olmayan bir yahudiyle aynı şekilde davranıp, düşünürler çoğu.
Bence yahudileri diğer ırklardan üstün kılan özellikleri bilime, teknolojiye, bilgiye verdikleri önem ile para kazanmayı ve bu parayı doğru kullanma yöntemleridir.
xenix
"Beşikler vermisim
"Beşikler vermişim Nuh'a
Salıncaklar, hamaklar
Havva anan dünkü çocuk sayılır
Anadolu'yum ben tanıyor musun?" (Ahmet Arif)
Sayın Barden,
Din dediğin dünkü çocuktur, ırkların oluşumu daha eskidir...
Bayrakları ve devletleri
Bayrakları ve devletleri varken ateistlerin kendilerini hala İsrailli olarak değil de Yahudi olarak tanımlamayı sürdürdükleri hakkında subjektif bir fikrim var sadece. O nedenle başınızı ağrıtmak istemem. Ben söyleyeceğimi söyledim, konunun çözümü için görüşümü de dilim döndüğünce sundum. Benden bu kadar. İyi geceler.
Ahmet Arif dizeleri için
Ahmet Arif dizeleri için teşekkürler. Çok severim şiirlerini.
İsrailli?
Bu bayrakları ve devletleri varken milyonlarca kişinin kendini neden Türkiyeli değil de Türk olarak tanımlamayı sürdürdüklerine benzemez mi?
xenix
Kelime oyunları bütün
Kelime oyunları bütün bunlar xenix. Başka bir dile gidip bakalım, İngilizce'de Türkiyeli diye bir kelimenin karşılığı yok, Turkish=Türk,
İsrailli'nin karşılığı var İngilizce'de Israelite, ama kimse kullanmıyor herkes Jewish, diyor. Yani kelime karşılığı varken dini anlamı olan tercih ediliyor. So?
(barden)
Yahudi bir din adı değil
Yahudi bir din adı değil de ondan...
Bir zamanlar iki krallık vardı, izrael ve yahuda... İzra'nın soyundan gelen Yeruşalim kralı, Yahudayı yenerek iki krallığı birleştirdi. Halkına yahudi, krallığa israil dendi. Yoksa din museviliktir (musa'ya inananlar) ki onlar ırk olarak yahudidir.(judas)
Olaya
Olaya tarihçi girince ne güzel anlatıyor. Teşekkürler oikos. Ben uzun yollardan anlatamıyorum, kelime oyunu yapmak zorunda kalıyorum.
(xenix)
OikOs sen o tarih
OikOs sen o tarih kürsüsünden hiç inme kardeşim. Çok gereksinmemiz var bu ara. Hepsine yetişmek zor oluyor...
Gerçekten çok sıkıldım.
Gerçekten çok sıkıldım. Ben neyi anlatamıyorum acaba. Yahudi kelimesine dini bir anlam yüklenmiş mi yüklenmemiş mi? Ben bundan bahsediyorum. Artı kelime oyunu derken sözüm size değildi, "Türkiyeli" kelimesinin mucidineydi.
Ayrıca kim Yahudi, kim değil, kendileri bile tartışmasını yapmıyorlar mı hala? İsrail hükumeti din değiştirenlerin Yahudi olmadığı görüşünü benimserken, geleneksel bakış ateist bile olsa Yahudi'dir diyor. Hangisi doğru? Yahudilik kimliği, rüzgar nereden eserse ona göre belirleniyor kanımca.
Yahudiler üstün bir
Yahudiler üstün bir ırktır!
DNA yapıları mı farklı
DNA yapıları mı farklı imiş?:))
Ben ne bilem... Allah
Ben ne bilem...
Allah bilir:
Yorumsuz aktarıyorum:
Bakara Sûresinin 47 Ayet: Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Bakara Sûresinin 122 Ayet: Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi cümle âleme üstün tuttuğumu hatırlayın.
Câsiye Sûresinin 16 . Ayeti: Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları âlemlere üstün kıldık.
Yûnus Sûresinin 93 . Ayet: Andolsun, biz İsrailoğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve onlara temiz rızıklar verdik. Kendilerine bilgi gelinceye kadar ayrılığa düşmediler. Şüphesiz ki, ayrılığa düşmüş oldukları şeyler hakkında Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
(çok bi gelişine küt oldu ama...öyle)
Bu derin açıklamadan sonra
Bu derin açıklamadan sonra topu patlatmışsınız ama, metafizik yamar artık:)))
Şimdi
Şimdi yorumlayalım...
...ama önce bir Elmalılı, bir Yaşar Nuri, bir Diyanet meali...
...çaprazlama inceleme için bir de İngilizce tercümeleri getirelim.
Elmalılı:
Bakara 47: Ey İsrailoğulları, size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizi diğer varlıklara üstün yaptığımı hatırlayın.
Yaşar Nuri:
Bakara 47: Ey İsrailoğulları! Size lütfettiğim nimetimi, sizi âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Diyanet:
Bakara 47: Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle âleme üstün kıldığımı hatırlayın.
İngilizce Kuran:
Cow 47: O Children of Israel! call to mind the favor which I bestowed upon you, and that I preferred you to all others.
Ne gördünüz?
Yaşar Nuri de ve İngilizce de olmayan bir şey Diyanet ve Elmalılı da var.
Diyanet mealinde bir parantez var ve içinde de BİR ZAMANLAR yazıyor. Ne anlaşılır bundan? İsrailoğulları bir zamanlar üstün idi ama ARTIK DEĞİLSİNİZ anlamı çıkmakta.
Keza Elmalılı:
Onda da "vaktiyle" var...o vakit öyleydiniz anlamı çıkmakta.
Ama İngilizce ayette ve Yaşar Nuri de yoktur bu.
***
Din birleştiricidir, barışçıdır...ayrım yapmaz.
Yalan dolan yoktur.
Hele Kuran hiç tahrifat görmemiştir.
Ulemalarımız Allah ın kelamına ortak olmamış, şirk yapmamış, müşriklik etmemişlerdir.
Bunlar sadece Frenk milleti kafirlerde ve Yahudilerde vardır...
***
Bulunsun diye şuraya bir sıkıştırmış olayım.
Diğer ayetlere de kendiniz bakarsınız artık...
...di mi ama.
Parantez deryası...
:)
Her konu altında fırsat
Her konu altında fırsat buldukça İslam'la dalganızı geçin. Umarım dünyada olup biteni kaçırmıyorsunuzdur bu arada. Tanrısal plan tıkır tıkır işliyor. Ortadoğu'daki gerilim bir yerden patlak verecekti, verdi de. Tunus, ardından Mısır...Gerici enerjiye isyan başladı, domino etkisiyle de devam edecek.
Sayin Hola, forumun imami
Sayin Hola, forumun imami sanirim sizsiniz..Ayetsiz bir mesajinizi görmek cok zor..
Inanclarla, Peygamberlerle, Allah'la, Kur'an'la dalga gececegim diye ugrasirken o kadar cok ayetlerin icinde dolasiyorsunuz ki kazara imana geleceksiniz diye endiselenmeye basladim :)
Olduğu gibi ayeti alıp
Olduğu gibi ayeti alıp üstelik yorumsuzdur diyerek asmak dalga geçmek mi oluyor?
Yorum geçmedim...ayetler oldukça yalın duruyor.
Ulema zırvaları zaten yeterince açık...
Oldukça yalın ayetlere bakıp soytarılık görüyor iseniz bu durumda dalga geçen bendeniz değil sizdeniz olmuş oluyor.
Sonra da diyorlar;
-Şu dincileri ne havaya atıp tutuyorsun.
Nerede hani?
Tuttuğum görülmüş değildir...sadece havaya atıyorum.
Böyle oluyor işte...
Ulemalarin dedikleri zirva
Ulemalarin dedikleri zirva degildir..Ancak sizin duyduklariniz zirva olabilir..Her duydugunuzda ulema söylemi degildir..
Ayetler tabiki yalin ama tabiki anlayabilen beyinler ve kalpler icin..
Siz kendinizle dalga geciyorsunuz Ayetleri paylasirken..Hem hararetli bir inancsiz olacaksiniz hemde Ayetlerle konusacaksiniz..
Dinciler diyip duruyorsunuz da, siz dincilerden daha cok ayetlere basvuruyorsunuz..
TIp kitabi okuyup ameliyata giremezsiniz, bunu icin TIp fakültesini bitirip doktor olmaniz lazim..Kur'an'in mealini yani türkce tercümesini okuyup bundan yalan yanlis anlamlar cikarmaniz da ayrica takdire sayan..Cok merakliysaniz ayetlerle konusmaya, o zaman Kur'anin tefsirini okuyun bari..
Yorumsuz??? Tabii yorum yok,
Yorumsuz??? Tabii yorum yok, ama caption dolu. Ayetlerle gargara yapıp sonra da tükürüyorsunuz alt tarafı. "Dinci" kelimesini üstüme bile alınmıyorum. Oltadaki yemi de yutmuyorum.
Ağzında emziğiyle ölen Filistinli çocukların anısını böyle kirlettiğim/iz için de utanç duyuyorum.
Bırak şimdi sen
Bırak şimdi sen beni...iletiler orada duruyor.
Var ise bir itirazın, ki var gibi duruyor, ama gibi durmaktan ileriye gidemiyor.
Laf salatasına karnımız tok.
Senin derdin orada içerikte yazılanlar değil ki...bunların yazılıyor olması. Zira verebilecek cevabın yok.
İletilerin içeriğe senin kafan basmıyor ise bu başkalarının da basmaz anlamını çıkarmaz.
Mealler aynen alıntılandı...o kısımda zaten yorum yok. Oradaki yorum mealler arasındaki inanılmaz farklar ile kendiliğinden oluşuyor. Kaynakçalar belli. Alıntıladığım tek bir kelime değişik olsa zaten oradan girersin mevzuya. Orada benim yazdığım meal mi var.
Oldukça açık seçik olan bir şeyin neden tefsirini okuyayım.
Kaldı ki bir tefsir diğer bir tefsir ile aynı mı? Her kafadan her tefsirde başka bir ses çıkıyor.
Hola bu rezillikleri anlatıyor anlatmaya da devam edecek.
,
Benimle ilgili incilerini kendine sakla...
...yok illa ki bana yazacak isen:
burayayaz@windowslive.com (gerçek maildir)
Konuyu velveleye verme...
Neymiş?
Yahudiler üstün kılınmış.
Ben demiyorum.
Kuran diyor.
:)
Ataan
Ataan, bkz. Enam 68, gerisini sizin takdirinize bırakıyorum. İyi geceler...
Nisa 140 da olur...
Nisa 140 da olur...
...bakın bakın.
http://www.sonsuz.us/node/3434#comment-34184
...bakın bakın.
Yeter ki bakakalmayın.
Laf salatasi yapan sensin
Laf salatasi yapan sensin sayin Hola hazretleri, hemde ayetleri alet ederek..Bakara suresini anlamak isteyen ayetin tümüne bakar..Bakara 47 böyle diyor ama gerisini niye görmezden gelerek konuyu carpitiyorsun..Üstünlük takvada olur irkta degil..Tereyi git kendi mahallende sat istersen..
Benim kafamin iletilere basip basmadigini bosverde, Ayet paylasacaksan önce kendini biraz zorlayip ayetin tamamini oku, anla sonra gel burda salyongoz satmaya calis..
Anlat bilelim... ...ne
Anlat bilelim...
...ne diyorsun yani Yahudiler üstün kılınmadılar mı? Eskiden üstündüler artık değiller mi?
Eğer değiller ise nasıl 7,5 milyon Yahudi 350 milyon Arap milletlerini 65 yıldır pataklıyor?
Araplar birbirini satmayan topluluklar mıdır?
Dahası Arapların birbirlerini bu derece kolay satmaları ile bu ayetler dolayısı ile mealler ve tefsirlerin ele alınma şekillerinde izlenen yol ile bunların dünyada yer almaları şekilleri arasında bir alaka var mıdır? Kapı gibi duran ayetleri olduğundan farklıymış gibi lanse eden fırıldak kafalar ile Arapların fırıldaklığı arasında bir ilinti kurulabilir mi? Her türlü edepsizliği kendinden menkul olan topluluklar bu edepsizliklerini KUTSAL MEKANİZMALAR diyerek meşrulaştırıyor ve aleni gerçekleri kamufle ediyor olabilirler mi?
Başbakanınız hettiri höttürü ettiği Davos tan sonra Davos Fatihi olarak neden onlarla anlaşma imzaladı...
...Mavi Marmara kepazeliğinden sonra devlet katında İsrail e höttürü hettiri eden imam taifesi nasıl oldu da devlet resepsiyonlarda bu ülkenin tüm temsilcilerini ağırladı...
...neden sahte raporlar hazırlandığında gık çıkamıyor...
...minik koltukta hastane ördeği gibi oturtulan büyük elçi olayındaki hettiri höttürülere ne oldu?
Bunca ulemanın tefsirleri orada dururken neden bir tanesininkini bile getiremiyorsunuz?
***
Fil görünce gözünüzü kapatırsanız o pire olur mu?
Saldiracak yer aramakla
Saldiracak yer aramakla mesgulsün sen yahu..RTE yi davos fatihi yapan saksakcilara söyle sen bunlari..
Ordan Tayyipci gibi falanmi görünüyorum acaba..
Meallerin bu kadar farklı
Meallerin bu kadar farklı olması özü görmek isteyenler için engel değil. Kimsenin ardından giden mürid değilim. Çok şükür düşünebilen, yorumlayan bir beynim var, söz konusu Ku'an ayetleri olduğunda da kendi kararımı kendim veririm. Çizdiğin büyük resme gelince- doğru- zaten bu nedenle her ülke kendi kıyametini yaşayacak, yaşıyor.
Anlayamadığım bir biçimde öfke perdesinden konuşuyorsun. Karşındaki insana olmadık gömlekler biçip, kalıplara oturtuyorsun, oysa ben aklından geçenlerden hiçbiri değilim. Şimdiye kadar çizdiğin hiçbir kalıba uymuyorum.
Tefsir getirin önüme mi dediğin için yazıyorum, Levh-i Mahfuz'u okuyabilirsin. Ulemanın sinirlerini zıplatan, uykularını kaçıran bir tefsirdir.
"barden tarafından Paz,
Diyanet Vakfı Meali 68. Ayet Açıklaması
Bazı hikmetlere binaen Mekke devrinde müşriklere karşı savaşa izin verilmedi. Dolayısıyla müşrikler Allah’ın ayetleriyle alay edip onları eğlenceye aldıklarında doğrudan müdahale edilemiyordu. Onun için bu gibi durumlarda onları terk etmek Peygamber (s.a.)e emredildi. Şayet şeytan unutturursa hatırladığı andan itibaren onlarla oturması yasaklandı. Ayet Resulullah (s.a.)e hitap etmekle birlikte hükmü umumidir, ümmetine de şamildir. Bugün de Allah’ın ayetleriyle alay edildiğini gören bir müslüman, engellemeye gücü yetmiyorsa o meclisi terk etmelidir.
Nefis bir açıklama...yani
Nefis bir açıklama...yani "engelleyebiliyor isen engelleyeceksin" demekte.
Öyle mi?
Bunu da diyen devletin 140.000 kadrolu kurumunun vakfının açıklaması.
Oldukça açık bir o kadar da anlamlı olan bir ayeti alıp "insanları birbirine düşürme" haline getirmişler.
Pekiii bir soru:
Bir sonraki ayetin yani enam 69 un neden açıklaması yoktur?
Enam 69:
69. Takvâ sahiplerine, inanmayanların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat belki korunurlar diye hatırlatmak gerekir.
Açıkça diyor ki inanmayanlar ile inananların hesabı ayrıdır.
Diğer bir deyişle BULAŞMAYIN bulaşınca işin ucunda sana hediye falan yok. Onun hesabı ona senin hesabın sana.
Ayrıca neden Elmalılının tefsirinde diyanet vakfının (diyanet de değil haaa vakfı) yazdıkları yok? Bir de bak bakalım şu vakfın tefsiri ne zaman yumurtlandı?
Tarihi önemlidir.
***
Devam;
Anlı şanlı Sunni Müslüman dairesi olarak hareket eden edepsizliği kendinden menkul diyanetin bu vakfının neden enam 76 77 78 de bir açıklaması yoktur?
Örneğin:
77. Ay'ı doğarken görünce, Rabbim budur, dedi. O da batınca, Rabbim bana doğru yolu göstermezse elbette yoldan sapan topluluklardan olurum, dedi.
Ben şahsen bu ayete bakınca; Acep ne diyor burada sorusunu soruyorum ama enam 68 e bakınca oldukça açık seçik olan bir ayet görüyorum. Ama nedense altına getirip dayanaksız ve mesnetsiz bir hikaye yazılmakta. Aşikar.
Getirdiğiniz örnek için teşekkür etmeliyim.
Ahlaksızlığın, hainliğin, acizliğin ve hinliğin hepsinin bir arada olduğunu gösterir nefis bir misal oldu.
***
Son bir şey...hadi bir an farz edelim "diyanet vakfının dediği anlamlı".
Ne diyor engelleyebiliyor isen engelle...engelleyemiyor isen ikile.
Hal bu iken...
...önden buyrunuz.
Bahsettiğiniz Allah ın emri...o da açıklaması.
İkileyecek misin engelleyecek misin?
Ataan, yazdığına cevap
Ataan, yazdığına cevap vermedim çünkü Hola'nın yukarıdakileri yazacağından adım gibi emindim. Aslında şaşırdım çünkü az bile söylemiş. Neyse...
Eskiden bir "Tek Kaş"
Eskiden bir "Tek Kaş" vardı, böyle durumlarda "Vınn, Vınnnn, Vınnn!" diye sesler çıkarırdı...
"HoLa tarafından Paz,
He oldu, Taksim travestilerinden ahlak dersi..
Tip kitabi falan okumayin sakin, bu seferde kendinizi doktor zannedersiniz.. :))))
Yeni yorum gönder