Kapadokya Anıları
Mistik Kapadokya gezisinden dönmüş bulunuyoruz. Bununla ilgili anılarımızı derleyip toplamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Ben fotoğraf makinesi götürmediğim için elime resimler ulaştıkça burada anılara yeni birşeyler eklemeyi ihmal etmeyeceğim. ()
Öncelikle bir otobüs dolusu insan İstanbul'dan yola koyulduk. Ertesi gün yorucu olacağından herkes uyumaya çalıştı. Bolu dağında bir mola verdik ve meşhur bolçi ile kestane şekeri yedik.
Gece yorucu ve yarı uykulu geçen bir yolculuktan sonra sabah ilk önce Hacı Bektaş Veli dergahını gezdik. Dergahın yapısı ve içeriği hepimizi derinden etkilemişti. Sanki tarihe bir yolculuk yapmıştık. Orada yaşamış insanların enerjileri o kadar yüksekti ki bütün her yerde izlerine rastlamak mümkündü.
Yukarıda dergahtan bazı görüntüler var. Bunların bir kaçını açıklamak isterim. İlk resimdeki sembol davut yıldızı gibi durmakta ama farklı bir açılımı var. Diğer resimlerde dergahın içinden görüntüler var. Çile odası dikkatimizi çekmişti. Ufak bir oda. Az ışık alan, dar kapısı olan bir yer. Oraya girdiğimde bu odada çile çekmiş insanlar düşündüm. Bunlar hakkında konuştuk. Tavan dikkatimizi çekti, gördüğünüz gibi 12 defa iç içe girmiş. (En azından ben öyle saydım.) Dergahta da 12 tane post vardı. Sanırım ileri gelenler buralarda oturuyor misafirleri burada kabul ediyorlardı. Hacı Bektaş Veli'nin postu siyah, diğerleri açık renkteydi. Kapı dar ve alçaktı, girip ve çıkarken eğilmek zorunda kalıyorduk. Haluk hocayı saz takımının yanında görüyoruz.
Hacı Bektaş Veli dergahından çıktıktan sonra öğle yemeği için rehberimizin çok övdüğü Uranüs tesislerine gittik. Burası bir dağın içine oyulmuş bir restorantdı. Çorba, pastırmalı kuru fasulye, testi kebabı ve tatlı için sadece 15 TL ödedik. Burasıyla ilgili görüntülerde aşağıda.
Buradan yola çıkarak Göreme Açık Hava müzesine gittik. Tabii müze kartlarımızı hazırlamıştık bu arada. Bütün grubun bir yıllık müze kartı sahibi olması müzeden müzeye gezme isteğiyle doldurdu içimizi. Aşağıda Göreme Açık Hava müzesinden görüntüler mevcuttur. Üzerilerine tıklayarak büyümelerini sağlayabilirsiniz.
Gördüğünüz gibi dağların içlerini oyarak kendilerine barınak ve korunaklar yapmışlar. Bu taşlar yumuşak olduğu için oyması kolay. Ve her türlü saldıraya karşı korunabilmeye imkan sağlıyor. İç kısmında kendiliğinden oluşan bir vadi var. Tabii kiliseleri de unutmamak lazım.
Ve müzeden çıkıp giderken aşağıda bir kilise daha olduğunu öğrendik. Oraya da girdiğimizde hararetli bir tartışma ve beyin fırtınası yaptık. Özellikle Haluk hocanın ve benim dikkatimi çeken birşey vardı. Kazınmış resimlerin altından çıkan haçların ok uçlarına benzemesi.
(Devam edecek - Hem yazılar, hem de resimler eklenecek)
- sonsuz ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 3101 defa okundu

Sibel Atasoy

Rüya gibi bir geziden
Rüya gibi bir geziden döndük. İstanbul'dan çıkarken hava durumu "yağışlı" olarak rapor edilmişti. Ama yola çıktığımız andan itibaren damla yağmur yağmadı. Gezimiz iyi başlamıştı. İkili ya da üçlü gruplar aynı otobüste buluşmaya başladı. Diğer kişileri tanımamalarına rağmen kimse kimseyi yadırgamadı. Hatta, daha ötesi kırk yıllık arkadaşıymışcasına içten karşıladı. Bu samimi/ içten ortam içinde coşkulu bir yolculuğu realize ettik.
Bu keyifli ortamı oluşturan ve bizimle paylaşan tüm dostlara kucak dolusu teşekkürlerimi sunuyorum.
Gezi süresince pek çok deneyimlerimiz, etkileşimlerimiz, değerlendirmelerimiz, kritiklerimiz, gözlemlerimiz ve tecrübelerimiz oldu.
Hayatınızın bir bölümünde bir kilometre taşı gibi durmasını isterim bu gezinin. Daha keyifli, daha maceralı, daha içten, daha samimi, daha doyumlu bir yaşam anlayışının giderek canlanması ve beslenmesini sağlayan bir "kilometre taşı".
Benim çektiğim resimler
http://picasaweb.google.com.tr/s.Empati/MayS2009MistikKapadokyaGezisi?authkey=Gv1sRgCJ2ZzbDQg5ymDw#
linkinde..
Tek kelimeyle
Tek kelimeyle muhteşemdi...Bende kendi çektiklerimden bir kısmını,Facebook sayfasına şimdilik atabildim.İsteyen arkadaşlar oradan bakabilir...
gezi fotoğraflarınızı
gezi fotoğraflarınızı gördüm. imrenmedim desem yalan olur. haftasonları kurs görevim olduğundan ve eşimin de çalışmasından dolayı katılmam mümkün olmadı. gerçekten çok keyifli bir yolculuk olmuş. sizleri gördükçe, güzel vatanımızda sizin gibi güzel insanların var olduğunu gördükçe daha da bir yaşama sevincim arttı.
hepiniz çok yaşayın. sevgiler... :)
Harika arkadaÅŸlar... Sizin
Harika arkadaşlar... Sizin adınıza çok sevindik ve katılamadığımız için kendi adımıza buruk bir sevinç yaşadık. Yinede bu tür organizasyonların devamının geleceğini düşünerek kısmetse, bir dahaki sefere bizlerde sizlerle beraber oluruz.
Anadolu OK'ları
Yukarıdaki son iki resime dikkatle bakarsanız bir duvar resminin kazınmış olduğunu ve açığa çıkan düz beyaz bölgeye bir OK damgası yeniden boyanmış olduğunu görürsünüz. Eğer bu haça benzeyen OK damgasını oradaki hristiyanlar çizmiş olsalardı kendi resimlerini kazımalarına gerek yoktu. Başka bir boş duvara çizebilirlerdi.
Kazınan döneme "ikonoklast" (ikonaları kıran) dönem adı verilmiştir ki yaklaşık MS 300 yıllarına düşer. Bunun nedeni oranın yerli halkı olan OK halkının sonradan gelenlerin dinini kabul etmeyişleridir. Yani, o görülen haç sembolu aslında OK halkının kutsal semboludur ve Asya kıtasından gelmiştir. Bu konuda bu sitede yayınlanmış yazımın bağlantısını altta ekliyorum.
http://www.sonsuz.us/?q=node/634
teşekkürler bilgisev hocam
bu şekilde bilgiler ışığında görülen resimler daha anlamlı oluyor gerçekten. bana ilginç gelen şu ki; buradaki eserler yüzyıllar boyu değişik Türk devletlerinin ve özellikle Osmanlının himayesi altında korunmuştur. sanırım bu da atalarımızın hoşgörüsünü ve değişik inançlara sahip olan insanlara karşı yaklaşımlarını gösteriyor.
Gezi Resimlerimiz
http://picasaweb.google.com.tr/baskaozgen/GonderilecekFotoraflar?authkey=Gv1sRgCJPsscLy1OeaMA&feat=email#
Anadolu OK'ları konulu
Anadolu OK'ları konulu yazılarınızı okudum ve çok ilginç buldum. Bir iki noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bunları yazdıklarınıza karşıtlık olması açısından yazmıyorum sadece araştırmanızı daha sağlamlaştırabilmeniz için kulaktan dolma da olsa bildiklerimi paylaşmak istiyorum. Bu yüzden de elimden geldiğince detaylı yazmaya çalışacağım.
1. Kiliselerde iki farklı boyama tekniği kullanılmış. Birinci teknikte boya direk kaya üzerine uygulanmış. İkinci teknikte ise kaya üzeri alçı-saman karışımı bir madde ile kaplanarak oluşan düzgün yüzey üzerine renkli boyama yapılmış. Birinci teknikle çok az resim yapılmış. Muhtemelen Iconoclasm etkisiyle ikonlar yerine genellikle geometrik şekiller ve haç sembolleri işlenmiş. Fresk olarak tanımlayabileceğimiz resimler ise alçı kaplama üzerine yapılmış. Bu alçı kaplamalar doğal nedenlerle döküldüğünde (veya kasten kazındığında) altından daha eski dönemlerde 1. teknikle yapılmış süslemeler çıkıyor. Kaya boyayı emdiği için 1. teknikle yapılmış süslemeler kazınsa bile kaybolmuyor.
2. Hıristiyanlıkta İkonlar 8. yy'da Bizans İmparatoru III. Leo tarafından yasaklanıyor (Iconoclasm-ikonodul-ikonoklast dönemi). Bu yasaklamanının nedeninin politik olduğu düşünülüyor ancak İslam dininin etkisinin olabileceği de söyleniyor. Iconoclasm döneminde Hz. İsa'ya ait figürler kaldırılarak yerine haç sembolleri yapılıyor. Bu olayda İslam dininin etkisi olduğu düşünülürse ikonoklast dönemin İslam döneminden sonra oluşmuş olması gerekir.
3. Kapadokya bölgesindeki kiliselerde dini içerikli ikonlar içeren freskler 9. yy. da Iconoclasm döneminin sona ermesinden sonra yapılıyor. Fotoğraftaki Tokalı kilise 10. yy.'a tarihlenmektedir. Yani Iconoclasm döneminden 200 yıl kadar sonra yapılmıştır. Ayrıca orjinal yazınızdaki haç (tengri-damgası) sembollerinin bulunduğu fotoğraf Göreme AHM.'de bulunan Çarıklı Kilisede çekilmiştir. Semboller ne zaman yapılmış bilmiyorum ama Çarıklı Kilise içindeki freskler 11. yy'a tarihlenmektedir.
4. MS 4 yy. başları Kapadokya bölgesine Hıristanların gelmeye başladığı dönemdir ve bu dönemde Hıristiyanlar üzerinde büyük baskı olduğu doğrudur ancak bu baskıyı yapan yerli halk değil henüz tam olarak Hıristiyanlığı kabul etmemiş Roma imparatorluğunun askerleridir. MÖ II. yy. dan beri Kapadokya bölgesi Roma İmparatorluğunun bir parçasıdır. MS. 300 yıllarına tarihlenen bir iki tane kilise biliyorum.
5. Malta haçı olarak bilinen sembol Kapadokya kiliselerinde sıkça kullanılmaktadır. Kabartma ve boya işleme olarak yapılmıştır. Dışa doğru genişleyen ve 8 köşesi bulunan haç sembolü Bizans sanatında sıkça kullanılır. Şimdi tam hatırlamıyorum ama 8 köşesi bulunan bu haç şeklinin 8 rakamıyla ilişkili bir anlamı olduğunu okumuştum. Sanırım yatay 8 rakamına benzeyen sonsuzluk sembolüyle bir ilişkisi vardı.
Bunları fresklerin kazınıp yerine tengri damgası vurulmuş olabileceği ihtimalini pek doğru bulmadığımı düşünerek yazdım. Şimdi de gelelim madalyonun öbür yüzüne. Sizin yazınızı okuyuncaya kadar hiç dikkat etmemiştim ancak Kapadokya bölgesindeki kiliselerde bu haç sembolü genellikle kabartmalarda dahi tam daire içinde kullanılıyor. Bir arkadaşım bu sembolün Hz. İsa anlamına gelen ICXC harflerinin birleşiminden türetildiğini anlatmıştı ama http://www.seiyaku.com/customs/crosses/index-all.html adresindeki haç sembolleri arasında benzerleri olsa da özellikle erken dönemde sıkça kullanılan bu sembole tam olarak rastlamadım. İşin daha da tuhaf tarafı son dönemde hıristiyanlar tarafından yapıldığı kesin olan freskler içinde de bu sembolün kullanıldığını hiç görmedim. Yazdıklarınız bazı maddi hatalar içeriyor olsa da bu durum işin özünde haklı olabileceğinize dair bir ipucu veriyor olabilir. Bunu daha detaylı araştıracağım.
Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
İtiraf etmeliyim
İtiraf etmeliyim beklediğimden daha çok yer gezmişsiniz. Bu güzel organizasyonu kim gerçekleştirdiyse tebrik etmek lazım... Nazik davetinize rağmen sizlerle olamadığım için aklımın sizde kaldığını da belirtmeden geçmeyim.
Yanıt vereyim
1. Freskolar kendiliğinden dökülmemiş, kasten kazınmış ve alttan çıkan beyaz zemine OKH damgası çizilmiştir. Eğer kendiliğinden düşmüş olsalardı tüm duvarın dökülmesi gerekirdi ama sadece çizilecek bölgeler dökülmüş, yani kazınmış.
2.8ci yüzyılda Bizans hristiyan dinini kabul etmişti ve imparatorun ikonaları yasaklamış olması pek akla yatmıyor. Ayrıca kazınmış olsalardı öncelikle İstanbul kliselerini kazımış olmaları gerekirdi ki pek rastlanmıyan bir durum bu. Islam dini ile ilgisi olduğu görüşünde değilim. Bu Hristiyan uydurması ve iftirası olsa gerek. Zira İslam dini yabancı dinlere daima hoşgörülü olmuştur. Bu durum Kuran'da yazar.
3.Sonradan, yani 11ci yüzyıldan sonra yapılan pek çok klise var ama o dönemde haç sembolü Hristiyanlar tarafından kabul edilmiş olduğundan eskiden çizilmiş olan OKH sembolleri silinmiyor. dair içindeki OKH simgesine ONKH adını vermiş bulunuyorum. daha önce o simgeye "Tengri damgası" diyen de benim.
4.Romalı askerlerin baskısı doğrudur ve belki de yerli halkı freskoları kırmaya teşvik eden de onlardır. Yerli halk derken peribacalarında yaşayan halkı kastediyorum. Yoksa oranın köylülerini değil.
5. Malta haçı 11ci yüzyılda haçlı seferleri zamanında kabul olsa da Malta şövalyelerinin Filistine gittiklerinde oradaki kadim bilgeliği öğrenip benimsediklerini sanıyorum. Zira onların kendilerine ait gizli bilgileri vardır ki sonradan masonlara geçmiştir.
Son olarak yazılarımı kitaplardan okuduklarınızdan bağımsız okumanızı rica ederim.önfikirsiz
Yanıtınız için teşekkür ederim
Niyetim asla verdiğiniz bilgileri eleştirmek değil. İtiraf etmeliyim ben de kulaktan dolma bilgilere dayalı olarak konuşuyorum, hafızama genellikle güvenirim ancak hata da yapmış olabilirim.
1. Fresklerin büyük bölümü ne yazık ki kendiliğinden dökülmektedir. Bunun da en büyük nedeni kilise duvarlarının yapısının volkanik olması ve elle dahi ufalanbilmesidir. Bu durumu söz konusu fotoğrafta da net olarak görebilirsiniz. Niş kenarlarındaki geometrik süslemeler ve arka duvardaki dikey süsler dökülen fresklerin altından belirmektedir. Ayrıca hemen bir üst sırada soldan ikinci fotoğraf da Çarıklı Kilise'de çekilmiştir ve orada da fresklerin altından çıkan geometrik süsler görünmektedir. Dediğiniz gibi Zelve bölgesindeki kiliselerde artık duvarların yıkılması aşamasına gelmiş. Çok sevdiğim Geyikli kilisenin en son gittiğimde yıkılmış olduğuna üzülerek şahit oldum. Bu zaten peribacalarının oluşmasına neden olan doğal bir döngüdür. Belirttiğiniz gibi kasten kazınmış yerler de bulunmaktadır. Giden dostlar farketmiştir. Özellikle figürlerin gözleri oyulmuştur ve bunların da büyük bölümünün sorumlusu şu an 60-70 yaşlarında olan ve gavurun gözünü oyma oyunu oynayan Kapadokyalı çocuklardır.
2. Roma imparatorluğunun hıristiyanlığı 8.yy da kabul ettiğine hemen itiraz edebilirim. Mesela hafızam beni yanıltmıyorsa Ayasofya Müzesi (Katedrali) MS. 520 yılında yapılmıştı. Daha da önemlisi I. Constantin'in İstanbulu 300'lü yıllarda başkent ilan ettiğini düşünürsek Romanın hıristiyanlığı kabulünün 8.yy'dan çok daha eski olması gerekir. Bildiğiniz gibi İstanbul'a eski adını veren I. Constantin imparatorluğun dinini Hıristiyanlık olarak değiştirdiği için sonradan Aziz ilan edilmiştir. Belki giden dostlara anlatılmıştır. Göreme açık hava müzesinde bulunan Yılanlı kilisede I. Konstantin annesi Helen ile birlikte haç tutarlarken tasfir edilmiştir.
Ama dediğim gibi kitapların herşeyi doğru yazdığını iddia etmiyorum sadece aksi bir bilgim olmadığı için bunu doğru kabul ediyorum. Iconoclasm konusundaki İslam etkisinin de kesinlikle İslam'ın hoşgörüsüzlüğü ile ilgili olduğunu kastetmedim. Iconoclasm dönemini başlatan Roma imparatorunun İslam dininde ikonların yasak olmasından etkilenmiş olabileceğine dair birşeyler okumuştum. İkonların yasaklanmasının amacı bozuk olan birşeyleri düzene sokmak ise o dönemlerde altın çağını yaşayan İslam dininden etkilenilmiş olması çok da tuhaf olmasa gerek. Bu bilgiye dayanarak ikonların yasaklanması döneminin İslam dininin doğuşundan önce (300 lü yıllar) olamayacağını kastetmiştim.
3. Bu konuda karşıt bir iddiam yok. Zaten bu düşüncenizde haklı olabileceğinizi düşündüğüm için bunları yazma gereği duydum. "Tengri Damgası" gibi güzel bir terim kullanmış olmanızdan dolayı da sizi tebrik ediyorum. Güzel düşünmüşsünüz. Ayrıca bu konuda daha detaylı yazılarınızı da okumak isterim.
4. Önceki yazımda bahsetmiştim. Romalı askerler henüz hıristiyan değilken (4.yy) zaten Kapadokya bölgesinde fazla kilise yoktu. Bu dönem Kapadokya'ya hıristiyanların yeni yeni yerleşmeye başladığı dönem. Hıristiyanlığın Bizans topraklarında yaygınlaşması ile Göreme, Zelve, Ihlara, Soğanlı gibi bölgelerde dini eğitim merkezleri kurulmuş. İlk ikonların yasaklanması döneminde de (8.yy) Kapadokya kiliselerinde ikonlar zaten çok nadir kullanılıyordu. Onun yerine direk kırmızı boyama tekniği ile geometrik şekiller çiziliyordu. Iconoclasm dönemi bittikten sonra önceden zaten kilise olarak kullanılan yerlerin duvarları alçı kaplanarak renkli ikonlar içeren freskler yapılmaya başlandı (10.yy ve sonrası).
5. Doğrudur Malta Haçı Tapınak şovalyeleri ile ilişkilendirilir. Bir de Malta Haçı ifadesi uçlarına doğru genişleyen haç şeklini ifade eden genel bir tanım olarak da kullanılır. Kapadokya bölgesinde kullanılan haç sembollerinin Malta şovalyeleri ile ilgisi olmadığını zannediyorum.
Yine de tekrar ediyorum yazınızın ana fikrine itiraz etmedim. Hala da etmiyorum. Bunları düşüncelerinize değer verdiğim ve doğru maddi bilgilerin üzerine inşa edilmesinin daha iyi olacağını düşündüğüm için yazdım. Dediğiniz doğru bunları bazı kitabi bilgileri doğru kabul ederek ve ön yargılı olarak yazıyorum. Zaman zaman eş dost sorduğunda anlattığımız şeyler bunlar. Elbette beşer şaşar. Düzeltirseniz yanlış bildiklerimin doğrusunu öğrenmekten de büyük zevk duyarım.
Ayrıca Kapadokya anılarınızı paylaşmak için açtığınız bu alanı bu şekilde işgal ettiğim için de özür diliyorum. Uygun görürseniz farklı biryere taşıyabilir veya tamamen silebilirsiniz...
Kesinlikle
Kesinlikle farklı bir yere taşınması ve işgal söz konusu değil. Üstelik tam yerinde ve harika tartışılıyor.
Yazılarımın amacı
şimdiye kadar göz ardı edilmiş tarihi bir gerçeği ortya çıkarmak ve özellikle kendi değerlerimizin eskiliğini genç nesile hatırlatmaktır. Anadolu bir kültür hazinesi olduğundan her bulunan kalıntı ve eseri Yunan kültürüne bağlamanın ne derece yanlış ve eksik bir bakış olduğunu belgelerle kanıtlayacağım. Dikkat ederseniz her yazımda birçok kaynak sunuyorum. Yani, kendi görüşlerimi belgelerle ve diğer kişilerin görüşleriyle destekliyorum.
Yazılarım devam ettikçe merak ettiğiniz soruların yanıtlarını bulacaksınız. Örneğin, "Universal Symbols" yazımı dikkatle okumanızı rica edeceğim. O yazıda Kapadokyadaki ONKH simgesinin evrenselliği gösteriliyor. Yani olay Hristiyanlardan çok önce insanlığın malı olmuş ve Hristiyanlar o simgeyi kabul etmişlerdir. Tabii ki, İsa'nın haça gerilerek öldürülmüş olması bu simgeyi kabul etmelerine yardımcı olmuştur.
İkinci noktada yazdıklarımı yanlış anladınız. Ben 8ci yüzyılda Roma Hristiyanlığı kabul etti demedim. Tam olarak "8ci yüzyılda Bizans hristiyan dinini kabul etmişti ve imparatorun ikonaları yasaklamış olması pek akla yatmıyor. Ayrıca kazınmış olsalardı öncelikle İstanbul kliselerini kazımış olmaları gerekirdi ki pek rastlanmıyan bir durum bu. Islam dini ile ilgisi olduğu görüşünde değilim. Bu Hristiyan uydurması ve iftirası olsa gerek. Zira İslam dini yabancı dinlere daima hoşgörülü olmuştur. Bu durum Kuran'da yazar" dedim, yani daha önce zaten kabul etmişti demek istedim.
İslam dini anlayışlıdır dedim ama hala itiraz ediyorsun. Eğer anlayışlı olmasaydı bunca klise hala ayakta kalır mıydı? hepsi yıkılır veya cami yapılırdı. Budapeşte ve tüm Macaristan 150 yıl İslam dini etkisinde kalmış ve Budapeşte'de birçok cami inşa edilmişti. Bugün tek bir cami yoktur hepsi yıkılmıştır, Hristiyanlar tarafından. Asıl acımasız ve hoşgörüsüz Hristiyan olanlardır. Unutmayın ki onlar da acımasız Roma kültüründen türediler. Bu konuya da değineceğim. Türkçe yazılarıma bakınız.
İngilizce yazmaya başlayışım dünyaya açılmak içindir. Gerçekten de bana gelen istatistikler tüm dünyadan insanların yazılarımı okumaya başladığı yönündedir.
Reklamlardan sonra devam edecek. Az sonra.....az sonra.....
:=))
Dağın içine oyularak yapılmış restorant URANOS Sarıkaya
İç görüntüler için
http://www.uranossarikaya.com/
linkinden girerek sanal tur yapabilirsiniz.
Yeni yorum gönder