"Olmayana Eren"e Mektuplar

okyanusca kullanıcısının resmi

Sevgili olmayanaERMEYİ düşünen kardeşim,

Duydum ki Allah’ın varlığını, göremediğin ya da kavrayamadığın için inkar ediyormuşsun.Sanıyorum bu şimdilik bir hipotez senin için.Bu hipotez birçok kez ortaya ya da bir kenara, köşeye mutlaka atıldı.Ayaklarını cennete sağlam basmak isteyenler attı bu hipotezi ortaya.Sende istiyorsun ve kararlısın anlaşılan.Çünkü apaçık ispatlar istiyorsun.Tüm atomların O’nu zikretmekteyken sen gözlerinin bunu tasdik ettirmesini istiyorsun. Bu konudaki bulanık düşüncelerini netleştirebilecek bir yaklaşımı seninle paylaşmak istiyorum. Kardeşim,
Sınırlı olan akıl, sınırsız olanın zatını kapsayıp kuşatamaz. Akıl, kuşatamadığını , dolayısıyla sınırlayamadığını, kavrayamaz.Kavraması için mutlaka sınırlaması gerekir.Her ne ki sınırlıdır, o Allah olamaz. Bu yüzden de “Her ne ki aklına geliyor, o Allah değildir.” demişlerdir.
İşte bence “görmeden inanmam”cıların, aslında heryerde O’nu gören güzel insanların, AŞİKAR olanı idrak edemedikleri nokta burası.

AŞİKARLIK AKILLA İDRAK EDİLİR VE ASIL İDRAK İNSANIN O’NU İDRAK ETMEKTAN ACİZ OLDUĞUNU İDRAK ETMESİDİR.

Bir bebeğe anne karnındayken, dışarda şöyle güzel bir dünya var, seni koruyup kollayacak “anne” adında bir melek var desek bebek inanır mı?Oysa bebek tam da o dünyanın içinde ve tamda o meleğin karnındadır!Zamanı geldiğinde kapılar açılacak ve görmediğine, görerek inanacaktır.

İşin bir de evrendeki BOYUTLARLA yorumu var ki o ihtişamı yazmaya boyutum yetmez, hayretim hayretimi tamamlayamaz.

Biliyorum ki olmayana ergi en iddialı ispat şeklidir.Önemli olan, süre dolmadan çelişkiyi yakalayıp ispatı tamamlamaktır.Unutma ki ancak var olan bir teorem, ispat edilmeye çalışılır.Sen olmayana ergi yoluyla ispata giriştiğine göre aslında çoktan teoremin varlığını kabul etmişsin. Kardeşlerimizin geneli, bu teoremi doğrudan ispat yöntemiyle tamamladılar ve şu ana kadar hiç kimse aksine örnek göstererek ispatı tamamlayamadı. Tamamlayamayacaklarını söyleyen teoremler apaçık ortada ve onların ispatları da ezelde ve ebedde tamamlanmış durumda.Doğrudan ispat edenler, şimdi sonsuz hayatı kazanma yolunda herşeyin apaçık yazıldığı Kur’an-ı Kerim’i okumakta ve ilmin zirvesine koşmaktalar.

Süre dolmadan, olmayana ergi yolculuğunu çelişki durağında sona erdir ve sende koş yetiş kardeşim.Unutma sen bir adım gittiğinde Rabbim sana 10 adım gelecektir.Seni EN ÇOK SEVENE , SENİ SEVDİĞİ İÇİN VAR EDENE EMANET OL KARDEŞİM.SONSUZLUK YOLCULUĞUNDA CENNET KÖŞKLERİNDE BULUŞMAK DUASIYLA:)...

Senin oyun: None Ortalama: 2.7 (15 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Çok güzel

Çok güzel bir yazı, paylaştığınız için elinize yüreğinize sağlık.

xenix

özellikle bir teoremin

özellikle bir teoremin ispatına ulaşmaya çalışırken o teoremin zaten varlığını kabul etmiş olduğumuzu belirttiğin kısım beni en çok etkiledi. Ellerine sağlık :)

Teorem

Teoremin varlığını ispat etmekle, teoremin doğruluğunu ispat etmek aynı şeyler midir?

Mesela tanrıların tanrısı zeus'un yokluğunu ispat edebilir misiniz? Yokluğunu ispat edemiyorsak, var mıdır deriz? Bunu ispat etmeye çalışmak bile Zeus u doğrular mı yoksa? Ya binlerce yıldır tapınılan tanrılar? Tek tanrılı dinler o tanrıların yokluğunu ispatlamaya çalışmadılar mı?

İyi bir başlangıç

Sevgili okyanusca, önce aramıza hoş geldiniz :).

Yazınızı zevkle okudum. Bu sitede görüşlerini sizin gibi ifade edecebileceklere ihtiyaç var diye düşünürdüm hep. Bu yazınız doğrusu iyi geldi.
Bakın ben ne düşünüyorum:

" Hipotezlere, teorilere.. deneylere (deneyimlere değil elbette)ne gerek var ki...
Sadece gözlemek hatta nitel gözlemlemek ve hissetmek yeter. Hissetmek.. hissetmek.. ve nihayet tefekkür etmeye ve hissettiklerini ifade etmeğe başlamak. İfade edemiyorsan da hissetmeğe devam ederek Var OLmanın tadına varmak.."

Siz güzel ve etkileyici olarak ifade etmişsiniz.Teşekkürler..
Bu yazı internette falanca kişilere ait .. bilmemkim yandaşları.. falan... çok da umursamıyorum.
Güzel yazının ve güzel ve etkileyici uslubun tadını çıkarıyorum.
Bu konuda ki samimi yazı ve görüşleriniz okur bulacak ve destek görecektir Sn. okyanusca. Çünkü seslerin yüksek çıkması her zaman alkış almaz ve destekleniyor anlamına gelmez.
Bu görüşüm yalnız sesi değil eylemleri de abartılı olan .. din , iman ,kitap, inanç.. diye her değeri ayaklar altına alarak ve dini inançların üstüne basarak çiğnerek, onları sömüre sömüre içlerini boşaltalarak var olanlar için de geçerlidir.
Bu sitenin okurları ve yazarları ikisi arasındaki farkı ayırt edebilir. Ve.. özgün ve içten her ifade mutlaka akıllarda da gönüllerde de yer bulacaktır.

Şüphe ve Akıl

Sevgili sonsuz, seni şüphe içinde görüyorum. Şüpheye ve akla verdiğin önem sana ne kazandıracak? En fazla bu dünyada olan şeyler. Ama bir yandan düşün, düşün asıl sonsuz mutluluğu. Milyonda bir ihtimal de olsa düşün. Sonsuz cennet hayatını düşün. Cennet köşklerini düşün.

Şüphe ve akılcılık senin sonun olacak dostum. Vazgeç olmayana ermekten. Gel sende sonsuza katıl sonsuz. Hisset, teslim ol ve sonsuzluğun bahçelerinde bize arkadaş ol.

xenix

Hoşbulduk, enerjik ve

Hoşbulduk, enerjik ve dostane bulduk sevgili canu:)

" Hipotezlere, teorilere.. deneylere (deneyimlere değil elbette)ne gerek var ki...
Sadece gözlemek hatta nitel gözlemlemek ve hissetmek yeter. Hissetmek.. hissetmek.. ve nihayet tefekkür etmeye ve hissettiklerini ifade etmeğe başlamak. İfade edemiyorsan da hissetmeğe devam ederek Var OLmanın tadına varmak.."

düşüncelerinize katılıyorum.Hissetmek, tefekkür etmek ve hissettiği ifadeleri ifade etmek ne kadar da güzel gerçekten.Yazının teorem, ispat gibi kesin ve yargılayıcı ifadelerle dolması hissederek algılamanın güvenini hissedemeyenler içindi.Yazımı, hiçbir kişi ya da grubun düşünce ekseninde yazmadığımı anlamanız ve bu konuyu anlamak istediğiniz gibi yorumlamamanız beni çok mutlu etti.
Hani eski bilim adamları, düşünce ve teorilerini mektuplaşarak ifade etmişler ya bende onlardan esinlenip aklımın ve yüreğimin heyecan ve umutla taşan yanlarını ortaya koymak istedim, hepsi bu.
Hep birlikte doğru ve güzel olanı bulmak için çabalanan bu siteyle tanışmanın, saygılı, hisli ve değerli insanlarla konuşmak ve birşeyler paylaşmnın çok güzel olacağını düşünüyorum.

Sevgili

Sevgili sonsuz.Sorularınızdan kendi düşüncelerinizi mi benim düşüncelerimi mi yargılıyorsunuz anlayamadım.Şöyle ki "tanrıların tanrısı ifadeniz"yazımda hitap ettiğm olmayana eren kardeşin tanrı kavramından çok farklı.Tanımlamadaki kavramlar farklı olunca düşünce sistematiğinin farklı olması gayet doğal.Ancak ben artık Big Bang'in bile bilimle kesinliğinin ispatlandığı dünyada zeusun (ki açıkçası ismini sadece herkül, zeyna filmlerinde duymuştum) varlığının hal sorgulanabileceğini düşünememiştim.
Genel olarak elbette bir teoremin varlığını ispat etmekle doğruluğunu ispat etmek aynı şeyler değildir.Yazımda kastettiğim durum da bu değildir.Olmayana eren kardeşin tanrı kavramı üzerine yapılan yaklaşım şeklidir.Tekrardan anlamaya çalışmak için okumanızı tavsiye ederim.Ben sizi anlayamadıysam özür dilerim,bu konudaki gerçek fikirlerinizi tekrar dinlemek isterim.

Anlatmak istediğim

"Unutma ki ancak var olan bir teorem, ispat edilmeye çalışılır.Sen olmayana ergi yoluyla ispata giriştiğine göre aslında çoktan teoremin varlığını kabul etmişsin. Kardeşlerimizin geneli, bu teoremi doğrudan ispat yöntemiyle tamamladılar ve şu ana kadar hiç kimse aksine örnek göstererek ispatı tamamlayamadı."

Bu cümlelerinizle ilgili sevgili okyanusca. Carl Sagan ın garajımdaki ejderha öyküsünü bilirsiniz. Birisi size birgün gelip, garajında görünmez, yemek yemez, maddi olarak hiç bir şekilde ispatlanamayan bir ejderha yaşadığını söylediğinde ne yaparsınız? Yokluğunu kanıtlayamadığınıza göre varlığını kabul mü edersiniz?

Garajdaki ejderha

Öncelikle "Garajdaki ejderha" tanımınızı irdeleyelim."Garaj" ve "ejderha" kavramlarıyla bana maddi ve sınırlı iki varlıktan söz ediyorsunuz.Daha sonra da gözümde canlandırabileceğim ejderha pozisyonundaki sınırlı bir varlığa sınırsız birtakım özellikler sığdırmamı istiyorsunuz ve bu bilinmezliğin altına sığınıyorsunuz.

Merak ettiğim şu ki acaba bu kadar ufku geniş bir insan sadece garajdaki ejderha fıkrasına takıldığı için mi çelişkiler içerisinde.Kafanızdaki tanrı kavramını merak ediyorum.

Ejderha

Hadi garaj sadece bir mekan, ev de olabilir bahçede çok önemli değil. Fakat ejderha sizce maddi ve sınırlı bir varlık! mı? Herşeyden önce varlık mı?

Hem bu garajdaki ejderha sizin kafanızdaki ejderha tanımıyla sınırlı olmayan bir ejderha. (Hani sizin yazınızda ki akla sığmayan bir varlık cinsinden düşünün lütfen. (ya da düşünemeyin) ) Ben birşeyin altına sığınmıyorum. Yokluğunu kanıtlayabilir misiniz diye soruyorum sadece.

Bu arada benim çelişkilerim sizin yazınızla ilgili, onun dışında tanrı kavramı ile ilgili pek çelişki yaşadığım söylenemez.

Peki o zaman:)

Peki o zaman:)

Tahammül

Bana yazılmış gibi cevap veresim geldi,

Duydum ki Allah’ın varlığını, göremediğin ya da kavrayamadığın için inkar ediyormuşsun.Sanıyorum bu şimdilik bir hipotez senin için.Bu hipotez birçok kez ortaya ya da bir kenara, köşeye mutlaka atıldı.Ayaklarını cennete sağlam basmak isteyenler attı bu hipotezi ortaya.Sende istiyorsun ve kararlısın anlaşılan.Çünkü apaçık ispatlar istiyorsun.Tüm atomların O’nu zikretmekteyken sen gözlerinin bunu tasdik ettirmesini istiyorsun. Bu konudaki bulanık düşüncelerini netleştirebilecek bir yaklaşımı seninle paylaşmak istiyorum.

Hayır,"allah" dediğiniz şeye ne idüğü belirsiz,hiç bir tanımında kendisiyle çelişmeden bir paragraf yazı çıkartamadığınız için inanmıyorum,bir tanrı olma ihtimalinde bile onun o tuhaf Arap hayali/uydurması olan olmadığından adım gibi eminim.

Sınırlı olan akıl, sınırsız olanın zatını kapsayıp kuşatamaz. Akıl, kuşatamadığını , dolayısıyla sınırlayamadığını, kavrayamaz.Kavraması için mutlaka sınırlaması gerekir.Her ne ki sınırlıdır, o Allah olamaz. Bu yüzden de “Her ne ki aklına geliyor, o Allah değildir.” demişlerdir.

Neye dayandırıyorsunuz bunları,

Yazınızın ilerisinde bahsettiğiniz "kuran" denen kitap "allah"ın elleri olan,düşünen,fikir değiştiren bir şey olduğunu söylüyor,bu sizi "allah" sınırsızdır fikrine götürebiliyorsa derhal doktora başvurun veya o kitabı baştan bir daha düzgün okuyun.

Herkes kendine bir "allah" yaratmış gidiyor yahu...

İşte bence “görmeden inanmam”cıların, aslında heryerde O’nu gören güzel insanların, AŞİKAR olanı idrak edemedikleri nokta burası.

AŞİKARLIK AKILLA İDRAK EDİLİR VE ASIL İDRAK İNSANIN O’NU İDRAK ETMEKTAN ACİZ OLDUĞUNU İDRAK ETMESİDİR.

İnanmayanların ne olduklarını habire "inananların" betimlemesi ise gerçekten en büyük saçmalık,

Ota baktım,çöpe baktım,güneşe baktım eee,ne oldu,e inanmadın mı hala,yok sen inanıyorsun aslında,

Hadi ya,vallaha mı, e peki madem,

Bu mudur?

Ne acaip fikirleriniz var...

şimdi sonsuz hayatı kazanma yolunda herşeyin apaçık yazıldığı Kur’an-ı Kerim’i okumakta ve ilmin zirvesine koşmaktalar.

Hakkaten yahu,ben de geçen sabah bu millet nereye koşuyor diyordum,demek ilmin zirvesine koşuyorlarmış,

Ellerinde kuran,kadın neden yarım sayılıyor,balçığa batan güneş nasıl çıkıyor,kölelere nasıl davranmak lazım,bu gece cariyelerin hangisini ziyaret etsem,üçüncü karımın dişi ağrıyor dördüncüsüne söyliyeyim de dişçiye birlikte gitsinler zira ilkine söyleyemem geçen gece bana itiraz edecek gibi bir hali vardı dövdüm daha düzelmemiştir,evlatlığımın karısını nasıl tufaya getirsem, falan derken hepsi NASA da işe girmiştir muhtemelen.

De gidin işinize yahu,akıllı mantıklı bişeyler yazın şuraya.

Süre dolmadan, olmayana ergi yolculuğunu çelişki durağında sona erdir ve sende koş yetiş kardeşim.Unutma sen bir adım gittiğinde Rabbim sana 10 adım gelecektir.Seni EN ÇOK SEVENE , SENİ SEVDİĞİ İÇİN VAR EDENE EMANET OL KARDEŞİM.SONSUZLUK YOLCULUĞUNDA CENNET KÖŞKLERİNDE BULUŞMAK DUASIYLA:)...

Cennet sizlerin olsun "KARDEŞİM",

Memeleri yeni tomurcuklanmış hurilerinizle arabın rüyalarını süsleyen o tuhaf mecrada sonsuza kadar kalın,bu tuhaf dinin sempatizanlarıyla dolu "cennettense" cehennemin dibini tercih ederim.

Yanarım ama onurum,gururum bende kalır,bir bedevinin hayalleriyle bu dünyayı kan gölüne çevirmemiş olmak bana yeter...

Okura Not: Sizlere bu kadar iyi dileklerle yazılmış bir yazıya neden tahammülsüzce ve sert yazdığım garip gelebilir,mesele bu tiplerin daima bu gibi yazılarla "din" pisliklerinin üstünü örtmeye çabalamalarıdır.

Uyanın ve açın gözünüzü,Allah falan yok,cennet anca siz etrafınızı cennete çevirmek ister de düzgün yaşar/davranırsanız yanıbaşınızdadır,içinizdedir,

Uzaklarda,hele ki nalları diktikten sonraki bir dönemde aramayın orayı,dünyanızı güzelleştirin,göreceksiniz ki en büyük cennet "barış"la ve sevdiklerinizle olmaktır,çevrenize değer vermektir,

Siz "insan" olursanız her yer cennettir...

Uyanın ve açın

Uyanın ve açın gözünüzü,Allah falan yok
sizin için olmaması var olmadığı anlamına mı geliyor? İnanan biriyim ve gözlerim de son derece açık, karanlıkta olan bensem kaybedeceğim hiçbişey yok.. Yazınızın başlığı güzelmiş bu arada..ama "süz" eki eksik kalmış..

Sayın Karia

Sizin için sadece olmasını hayal etmeniz ve asla temellendirip ispatlayamamanız "olması" anlamına geliyorsa diyeceğim birşey yok,

Her şey bir yana bir yaratıcı var diye düşünsek bile onun "allah" dediğiniz şey olduğuna nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?

Tek bir soru;

Aklınız ve dininiz aynı şeyleri mi söylüyor?

Olmasını hayal etmiyorum

Olmasını hayal etmiyorum ki ben olduğunu biliyorum..akılla kavranır O ancak sayın orcagada.. sorunuza gelince çoğu şeyi uygulamasam da evet.. ben uyuduğumu düşünmüyorum, eğer düşünseydim emin olun ki çoktan uyanmayı seçerdim.. o zamanlarda da herkes inanmamıştı kendi öz amcası bile..düşünen insanlar hariç…

Kutsal sanmadığım kutsalım saydığım kitabım ile medeniyetsizliğin ne ilgisi var anlamadım..illaki saldırmak için söylenmiş gibi geldi ..genç , yaşlı, çocuk demeden insan katliamı yapan İsrail çok mu medeni size göre?

Öneriniz için teşekkürler ama eğer bi gün Allah’ı inkar edecek kadar körleşirsem uyanmak için tavsiyenizi o zaman dikkate alıcam..

Çok güzel, Sayın

Çok güzel,

Sayın Karia,bakın işte hep bu oluyor,bir şeyi bilmek farklı inanmak farklı şeyler,

Demek "akılla kavranır" ha,akılsızım yani,pekala sayın "akıllı" Karia

Bakalım akilane inancınız size nelere inanmanızı tavsiye ediyor,dayanabilecekseniz hemen başlayalım.

Bakalım azıcık bile düzgün düşünebilen biri hala böyle bir masala inanabiliyor mu,şundan eminim ki kuran ne diyor diye düşünmemişsiniz bile,bir bayan olarak 1400 yıl öncesinin çöl tozu gırtlağınızdan geçebiliyor ve hala bu ilkel itikadı savunabiliyorsanız zaten çoktan körleşmişsiniz işte.

Kitabınızın medeneniyetle olan alakasınız sormuşsunuz,önce bir kuran okuyun diye şiddetle öneriyorum,hatta bu zaten her müslümanın görevidir,lütfen herkes okusun.Haberiniz bile yok anlıyorum sizi,zaten bu "ilkellik" hala sizin gibi "tatlısu müslümanları" sayesinde ayakta durabiliyor,yargılamıyorsunuz,objektif olamıyorsunuz,"dört tane eş alabilirsiniz ama cariye konusunda sonsuz hakkınız var" diyen bir kitap size medeni geliyor,köleliği meşru gösteren "sağ elinizle sahip olduklarınız" diyen,size itaat etmesinden şüphe ettiğiniz kadınlarınızı "dövün" diyen,peygamberine hala kızı,amca kızı falan filan neredeyse tüm dişileri helal eden bir kitabın konjonktürünün nasıl medeniyetsizlik yarattığını anlayamadıysanız ne diyebilirim ki,

Akıllı olan sizsiniz ya,

Ben şaşar otururum...

Varlık ve yokluk

Şimdi birşeyin varlığı ve yokluğu ispatlanamıyorsa ne yapılır? Bir matematikçi olarak durumu değerlendirelim.

Orcagada bize ne vaadetmiş? Bu hayatta mutluluk... (Gerçi bu hayatta mutluluk mu vaadetmiş onuda bilmiyoruz.) En fazla uyanmayı ve etrafımızda ki sözüm ona gerçekliğin farkına varmamızı söylemiş.

Oysa bu gerçeklik bizim yok olacağımız gerçekliğinden başka birşey değil. Bu da bizi mutlu etmez aksine daha da kötü bir gerçeği yüzümüze vurmuş olur.

Peki okyanusca ne vaad etmiş. Hem bu dünyada mutluluk. (inanmanın huzuru) hemde sonsuz cennet köşklerinde mutluluk. (üstelik sonsuza kadar, bi kaç bin yıl milyon yıl değil. bakınız sonsuz diyoruz.)

O yüzden sevgili orcagada ve sonsuz sizi şüphenin karanlık, kötümser, pek bir işe yaramayan dünyasından inancın huzuruna, sonsuz mutluluğa davet ediyoruz.

Hem birşeye katılmıyorum sevgili orcagada. Bütün gelişmiş ülkeler inanç sahibi ülkelerdir. Bunun yanısıra, islam, kadınları şeytan, insanları doğuştan günahkar ilan eden hristiyanlıktan ya da kendi ırkından başka ırklara isteğini yapabilirsin diyen yahudilikten daha şiddetli bir din değildir.

xenix

Sevgili Xenix, Beni kafaya

Sevgili Xenix,

Beni kafaya almanıza müsade etmeyeceğim,ama gayet güzel bir tarzınız var,eğleniyorum :)))

Sevgiler,esenlikler...

Ben size akılsızsınız

Ben size akılsızsınız demedim ki demem de..İspatlanmamış dediğiniz için akılla kavranır O dedim..Üzerinize alınmışsanız bu yüzden özür dileyecek değilim, ama siz bana hakaret etmişsiniz fazlasıyla..

Pardon da size göre günah-sevap diye bişey yok ne diye akraba evlilikleri helal kılınmış diye eleştiriyosunuz? İnanmayan biri niye bu kadar uğraşır bu işlerle nasılsa gözleriniz açık maşallah herşeyin doğrusunu yaşıyosunuz, biliyosunuz derdiniz nedir müslümanlarla, ya da neden diğer dinler değil de hep islam?

Şiddetli tavsiyenizi çok önceden gerçekleştirmiş bulunuyorum..Okumadığım bir şeye inanacak değilim..Sorgulayan biriyim de aynı zamanda..Herşeye inansaydım hadisleri silmezdim..

Ben de size "hakaret"

Ben de size "hakaret" etmediğimi düşünüyorum sayın Karia,

Öyle düşündürdüysem kusuruma bakmayın,niyetim bile yoktu esasen.

Bana göre sevap-günah yok haklısınız lakin ben "insan"ım,birinin tavuğuna kışt demediğimde bunu Arap rüyalarından tutarsız bir tanrı karakterinin rızası için değil diğer insana saygımdan yapmam.

Kaldı ki mesele akraba evlilikleri bile değil,bana her çağa arzeden bir kitapta neden peygamberinin kiminle yatıp kalkacağını yazan ayetler var bir kişi açıklayabilir mi? Söz konusu ayette bakın ne diyor;

Ahzap 50-Ey peygamber, Biz, özellikle sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden sahibi bulunduğun cariyeyi, amcanın kızlarından, halalarının kızlarından, dayının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle birlikte hicret etmiş olanları; birde inanan bir kadın eğer kendisini peygambere bağışlar da, peygamber de onunla evlenmek isterse onu, sadece sana, diğer mü'minlere değil. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar, sana bir darlık olmaması içindir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Ayette birşey dikkatinizi çekti mi "sadece sana, diğer mü'minlere değil" diyor,

Bu kısmı uzatmayayım zaten anlamamanız mümkün değil.

Geleyim "hadisleri yok saymanıza";

Sizin gibi yeni tür Kurancı müslümanlar, hadisleri tümden reddettikleri için, farz ibadetleri de sadece Kuran'da geçtiği şekliyle alırlar. Onlar için namaz kılmak günde üç vakittir. Hacca gitmek, sadece Kabe'nin olduğu yere gitmektir. Orada yapılacak bir ritüel yoktur. Fitre vermek yoktur ve miras paylaştırmak için mirastan biraz daha fazlası gerekir.

İyi de, örneğin namazı ele alırsak, bu üç vakit namazı nasıl kılacaklarını bilmezler. Kimisi namaz yoktur bile der. Namaz, duadır, Allahı anmaktır der. Kabe'ye varınca ne yapacağını bilemez. Zekatını nasıl ve hangi hesapla vereceğini bilemez. Abdest bile alamaz.

Neden biliyor musunuz Karia?

Çünkü ritüellerinizin tamama yakını "hadis" kaynaklıdır,onları sildiğinizde nasıl ibadet edeceksiniz,hadi onu da geçtim "Muhammedi" hadisler olmasaydı nasıl tanıyacak,peygamber olduğunu nasıl pekiştirecektiniz?

Sizin gibi olanlardan tonla var,"Yeniislam" sitesine bir uğrayın ben okuyorum sıklıkla,Kuran'a baktıklarında gördükleri saçma sapan, akıl dışı olayları da akla uydurmak zorundadırlar. Ademi, melekleri, cenneti, cehennemi, hepsini kendileri yeniden yorumlar, çağımız bilgisine ve aklına uygun hale getirirler.

İşte, Kuran gözgöre göre her şeye yetmediği için, bu sefer yorumlar başlar. Adem aslında öyle çamurdan yapılmış bir adam falan değildir, melekler aslında şudur, cehennem denen olay budur, ateş ateş değildir, bilmemnedir diye anlatmaya başlar ve işte orada tam olarak çuvallarlar.

Çünkü Kuran yetmemektedir. Sadece Kuran yeter diyebilmek için bir de yorum gerekmeye başlamıştır. Yorum lazımsa, yorumcu da lazımdır. Yorumcunun dayanağı bilgi ve belgeler de gereklidir. Yani iş yeniden tefsire, hadise doğru yol almaya başlar.

Sadece Kuran yeter diyebilmek için, Kuran okunduğunda ne anlaşılıyorsa onunla işlerini görebilmen gerekir. Göremiyorsan, açıklar, eksikler, mantıksızlıklar, vahşet, ilkellik, tutarsızlık hala karşında duruyorsa, Kuran yetmiyor demektir.

E, zaten önümüzde yetmeyen bir Kuran, onu tefsir eden uyanıklar, yararlandıkları hadisler, tevatürler, hikayeler var.

Anlayacağınız "sadece Kuran" yetmez...

Ve ayrıca Sadece Kuran diyenler hadislerdeki saçmalıklara bakıp bunu diyor ama Kuran'da hadislerden çok daha fazla saçmalık var.

Allahın kafası kızıyor bir kavmi "aşağılık maymunlar"a çeviriyor bir diğerini bir hokus pokusla "domuz" yapıyor. Cehenneme "Doydun mu?" diyor Cehennem yok daha at ağzıma diyor.

Tek suçu Müslüman olmamak olan insanlar sonsuza dek kanlı irin ve darı dikeniyle beslenip cayır cayır yanacak.

Ya düşünebiliyor musunuz namaz kılarken diyorsun ki "memeleri yeni tomurcuklanmış huriler" "Muhammed istediğin karını koynuna al istediğini gönder" "Canı çıkasıca insan ne nankördür o" hatta namaz kılarken Allah'a değil de "kaleme" ya da "deve derisine (yayılmış ince deri)" and içiyorsun.

Gerçi sadece Kuran'daki saçmalıklar bile işimizi görür. Görür görmeye deyine de hadisleri reddetmenin bahanesine bakalım neymiş efendim Hadisler Muhammed zamanında yazılmamış yahu Kuran sanki Muhammed zamanında mı yazıldı? Zaten o da adam öldükten sonra kitap haline getirildi. Belki kimi hikayeler birkaç yerde geçmesi konudan konuya atlaması kopukluk olması fazlaca tekrarlar bu Kuran kitap haline getirilirken kaybolan karışan iki kez yazılan ayetler ayrı zannedilmiş vs. sonucu. Adamlar Muhammed zamanında yazmış tahtaya, ağaç kabuğuna, kemiğe, deriye... Sonra Muhammed ölünce de birleştirmenin derdine düşmüşler.

Bir de bu hadisleri bırak Kuran'a iman et diyenlere Kuran'daki saçmalıkları söyleyince yook, derler. Sen Kuran'ı anlayamazsın bunun için ilim lazım,tefsir okumalısın. Hadi bilin bakalım tefsirlerde hangi kaynaklardan yararlanılarak Kuran yorumlanıyor. Tabii ki hadisler.

Sayın Karia siz yine de "sadece Kuran" deyin,ama bari onu anlayarak okumaya çalışın,bakın size özet olarak yazılanları söylüyorum ve tekrar soruyorum;

Aklınızla dininiz size aynı şeyi söylüyor mu?

Esen kalınız...

"İnançlı kardeşim

"İnançlı kardeşim dinimin mucizeleriyle aydınlandım" cümlesini( cümle örnektir) inanan iki insanın birbirine söylemesini, inanan iki insanın daha "güçlü" inanç geliştirmek için "dinlerinin temelini, şartını, ritüelini" oluşturan unsurları birbirleriyle tartışmalarını ve insanların inanç sahibi olmalarını tartışmaya açmak değil yapılan.

Müslüman, hristiyan, yahudi,şaman, budist kendi "inancı" gereği bir din fikri taşıyabilir. bir tanrıya inanılabileceği gibi budizm örneğinde bir kişi ve öğretisine de inanılabilir. İnanç iki uçludur ya inanırsınız ya inanmazsınız neye inanacağınızı da siz seçersiniz tıpkı inanmamayı seçebileceğiniz gibi.

Semavi dinlerin kitapları, peygamberleri mevcutken, inançlı insanların inanmayanları "dine davet etmek, yola getirmek, aydınlanmasına(!) yardımcı olmak gibi bir "misyonunun" olduğunu kim söyledi? dine davet etme işi peygamberlere verilmiştir kişinin kendisini iyi niyet elçisi sayıp bir diğeri için iyi olanı öngörmesi zaten yeterince baskıcı bir davranıştır.

Açık olarak söylemeliyim kimin neye inandığı umrumda değil. Vicdanı gelişmiş kalbinde, fikrinde hümanist bir dünya yaratan, geleceği akıl ve sevgiyle yaratacak insanın öldükten sonra dirileceğine inanması ya da inanmaması onu ilgilendirir. İnanan ya da inanmayan insanların bir diğerini inandığı ya da inanmadığı için "yargılaması, övmesi, takdir etmesi" bence yersizdir. Belki sorun inananların, inançlarını inanmayanların başına gelecek felaket senaryolarıyla beslemeleridir.

mektup istenilen adrese gönderilmiştir...

Düşündüğünüz, söylemek istediğiniz, söylediğinizi sandığınız, söylediğiniz, karşınızdakinin duymak istediği, duyduğu, anlamak istediği, anladığını sandığı, anladığı arasında farklar vardır.Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az dokuz ihtimal vardır.

Herkes din seçiminde özgürdür ve kimseye açık, kapalı ya da yarı açık hiçbir şekilde gönderme, zorlama, yargılama ve at gözlüklü eleştiriler yapılamaz.Nüfusunun %99 u (bakınız http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%9Clkelere_g%C3%B6re_M%C3%BCsl%C3%BCman_n%C3%BCfusu) müslüman olan bir ülkede, bilime ve düşüncelere bu kadar önem verilen bir sitede böyle bir yazının yazılmasının gayet normal karşılanacağını, bilimle uğraşan, konuştuğu herşeyi kaynaklarına dayandıran saygın insanlarla fikir alışverişinde bulunmanın heyecan verici olacağını düşünmüştüm.Yazımdaki ifade eksikliklerine yapılan yorumlardan ya da açık uçlu ifadelerin yorumlanmasından hiçbir şekilde rahatsız olmadım.Çünkü yukarıdaki 9 da 1 lik ihtimal benim için hiç de fena sayılmaz.Eleştiri almak ve eleştirmek saygı çerçevesinde yapıldığı zaman ikna edicidir, mantıklı olmaya yatkındır ve dinlenilesidir.Ancak Yaradan'ı , peygamberleri ve kitapları sorgulamak ya da aklınca yorumlamak bu kadar kolay, basit ve saygısız cümlelerle ifade edilebiliyorsa tartışmaya gerek bile yoktur.

'Ben, develerin sahibiyim ve onları istiyorum. Kabe'nin ise asıl sahibi var. O'nu O Yüce sahibi korur!(Fil Vakası)

Duydum ki Allah’ın

Duydum ki Allah’ın varlığını, göremediğin ya da kavrayamadığın için inkar ediyormuşsun.

Ben bu makalede en ufak bir saygı kırıntısı görmüyorum.

Ne demek "İnkar" ?

Ve sana ne inkarcılardan ayrıca sana zararı ne ?

Öncelikle kendi cehennemine kendini davet et. Senin cennetinde seninle yanyana olmayı isteyen var mı acaba ?

AŞİKARLIK AKILLA İDRAK EDİLİR VE ASIL İDRAK İNSANIN O’NU İDRAK ETMEKTAN ACİZ OLDUĞUNU İDRAK ETMESİDİR.

Bu mu saygı?

Kim acz içinde ?

Sen bir başkasına neyi idrak etmesini söyleyecek kadar TANRI mısın ?

Kendi idrakını kendine sakla.

Bu nasıl bir kendini beğenmişlik ???

Herkes senin yolunda olmaya mecbur mu ?

Bilir misin? ben senin yolunda değilim, asla da olmayacağım. Zira ben kendi yolumun yolcusuyken sen yanımda olmayacaksın. Ve senin tanrın (o kalbinde yarattığın güdük tanrın) benim sevgimin sahibi değilken ve sen hala bilemezken kim için cennet vaadedildiğini, hangi güdük ve bilinmez dogmaların seni nasıl yönlendirip nereye götüreceğini...Ve tüm bunları yaşarken sen, o sırada ben bir karıncayı bile ezmeyebilirim.

Ve tüm bunlardan sana ne?

Elbette

"bilime ve düşüncelere bu kadar önem verilen bir sitede böyle bir yazının yazılmasının gayet normal karşılanacağını, bilimle uğraşan, konuştuğu herşeyi kaynaklarına dayandıran saygın insanlarla fikir alışverişinde bulunmanın heyecan verici olacağını düşünmüştüm."

Elbette bizde fikir alışverişinde bulunmak, düşünmek ve tartışmak isterdik. Bunlara yönelik olarak ta bir takım sorular sormuştum size. Fakat ilk başta zaten aklı devre dışı bıraktığınız için tartışma, fikir alışverişinde bulunma zeminimizide yitirmiş olmadık mı sizcede?

Ancak Yaradan'ı , peygamberleri ve kitapları sorgulamak ya da aklınca yorumlamak bu kadar kolay, basit ve saygısız cümlelerle ifade edilebiliyorsa tartışmaya gerek bile yoktur.


Aklımızca değil de neyce yorumlamalı, tartışmalı ve konuşmalıyız?

Herkes din seçiminde

Herkes din seçiminde özgürdür ve kimseye açık, kapalı ya da yarı açık hiçbir şekilde gönderme, zorlama, yargılama ve at gözlüklü eleştiriler yapılamaz. demişsiniz.Biz de bunu söylüyoruz zaten....

Öte yandan yazınız zaten istihza içeren bir başlık taşırken,daha başlangıçta inanan ve inanmayan ayrımı yaratırken, inançsızlığı akılsızlık, mantıksızlıkla izah etmeye çalışırken, BÜYÜK harfleri hiç sakınca görmeden kullanırken size yöneltilen soruları da 'kardeşim nüfusunun şu kadarı bu kadarı 'söylemleriyle karşılayıp ayırdığınız insanları akılsızlık ve mantıksızlıkla mı suçluyorsunuz? işte bu gülünç. Hem sonra örneğin japonya'da kendi tanrınızın doğruluğunu anlatmak istemez misiniz? o zaman Japonlar büyük olasılıla 'kardeşim nüfusunun yüzde şu kadarı Budist bir ülke’de olmaz bu’ demeyecek.

Siteye yönelik eleştirilere gelince, bu tavrınız hem kaba hem yersiz. Fikrinizi söylediniz, başka fikirlerce ( ki siz açık bir şekilde düşünme eylemini tam da öğretinizde yer aldığı gibi aşağılamışsınız) karşılandı, düşünüldü, tam da olması gerektiği gibi tartışıldı. Üstelik kavramlar üstü bir alan sayılabilecekken neden dini bilimsel bir zemine taşımaya çabalıyorsunuz. İnancı güdük bırakan bu davranış içinde olmak neden? Neden inancı inanmayanlar üzerinden açıklamak, yaymak, sağlamlaştırmak çabasındasınız? Neden inancınızın kalbinize verdiği-veriyor olması öngörülen-hatta vermesi gereken aydınlığı içeren bir şiir, bir yazı değil de havarilik ve peygamberliğin digital dayanılmaz hafifliğinde ‘çağrılar’? Neden insanı insan yapan akıl, insanın özündeki sevgi, dünya ve insan arasındaki yüzlerce vahşet ve sevgisizlik sorunu değil de insan ve öte bir dünyanın vaad edilen toprakları, krallığı, hediyeleri ve bu hediyeleri almak uğruna gözünü kırpmadan elini kana bulama isteği, cüreti? Böyle düşünmüyorum ama şimdi aklıma geldi fikir jimnastiği olsun; belki de tanrı adı geçen nefs’i bu vaad edilen cennete ulaşma yolunda yapılanlarla sınıyordur? Bir diğerine yaptıklarınız,bir diğeri hakkında düşündükleriniz ve söyledikleriniz hurilere ulaşmak için izlediğiniz yoldur belki sizin sınanmanız? Evet evet şimdi bunu düşünüyorum. Öte yandan oki0s’un dediği gibi siz (siz diyorum yanlış anlaşılacak yani şu an konunun muhatabı olduğunuz için zira bir taraf yaratmak derdinde değilim öte yandan inancım tam da inancın olması gerektiği gibi gizlidir ve çıkıp bağırma ihtiyacı duymam) vaad edilen cennet için insan öldürebilecekken biz bir karıncayı bile ezmeyiz, özgür aklımızın özgür ruhu bir cennet arayışında değildir ve bırakın Kabe’yi asıl sahibi korusun!

ellerinize sağlık

insan; yok olduğunu söylediği Yaratıcı'nın var ettiği nimetlerden kendini ne kadar soyutlayabilirse; o kadar reddedebilir.
aldığın hava, bulunduğun mekan,yediğin içtiğin, senin için çalışan bedenin, gireceğin toprak ve içinde bulunduğun zaman...
İbret alanlar ve akıl sahipleri için kusursuz bir evreni bize sunan "Bir"inin var olduğunu söylemek işten değil.
"Seni bulmam için kainatı yarattın, dünyayı benim için beni de KENDİN için yarattın..."
gözlem deney vs. yaparken herşeyin bir sebebi olduğunu kabul ediyoruz da neden aynayı kendimize çevirip burada olmamızın sebebini kendimize sormuyoruz?!!
Diğerlerinden bir farkımız olmalı ki bize akıl ve fikir verilmiş...
herkes istediğine inanmakta hür biz saygı gösteririz eyvalah
ama kimseyi de göz göre göre ateşe atmak da istemeyiz...
selam ve dua ile

Ateistin Duası:)))

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
Evrim ne güzellikler yaratıyor! diye düşünüp mest oluyormuş,
Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış.
Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha hızlı
olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın
ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini
kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam 'Allahım! diye bağırmış.
Bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda
orman kararmış ve gökyüzünden bir ışık huzmesi adamın üzerine parlamış.
Çok derinden gelen ilahi bir ses adama;
'Yıllarca bana inanmadın, yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın,
sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu
saymalıyım?' demiş.
Adam utanç içinde: 'Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık,
ama hiç olmazsa ayıyı dindar yapabilir misin?' demiş.
'Peki' diye karşılıkvermiş ve ışık kaybolmuş.
Nehir tekrar akmaya başlamış her şey eski haline dönmüş.
Ayı iki pençesini de göğe doğru çevirmiş ve konuşmaya başlamış;
'Allahım, senin rızkınla orucumu açıyorum, hamdolsun bana verdiğin nimetlere...':)))
Netten paylaşım...

Teistin Duası

teist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş.
Allah ne güzellikler yaratıyor! diye düşünüp mest oluyormuş,
Birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış.
Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha hızlı
olduğunu fark ediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın
ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini
kaldırmış, tam vurmaya hazırlanırken adam 'Allahım! diye bağırmış.
Ayı adamı yemiş.

xenix

Melek olarak...

Adam öbür tarafa melek olarak gitmiş. Düşünsene xenix bir başka yaşam formunun devamı için katkıda bulunmuş. Ölürken bile sevap işlemiş:)))

TANRI-ATEİST

TANRI-ATEİST DİALOGLARI

Ateist:Hımm! Sen şimdi bana ceza mı vereceksin?

Sen yoksun ki, nasıl verceksin?

Ben felsefeyi yaladım yuttum be! Heyytt..

Descartes var ya Descartes, ben onu ezbere bilirim.

Ben her bi şeyi bilirim.

Yaa yaaa! Sen yoksun yok.

Bak şimdi "big bang" var ya big bang işte..

Ordan bööylee hidrojen şeysi oluyo..

Tamam mı?

İşte sonra şey genişliyo durmadan..

sonra bi tane de süper nova diye bir olay var.

bıdı..bıdı... bıdı...

Tanrı:Bir saniye evladım, düşünüyorum.

Ateist: Anaaa! Düşünüyo musun? O halde varsın..

Tanrı: Ne sandın çocuğum, geç bakalım şöyle kenara.

Ateist: Yaa ama...Descartes, big bang, Dess.. cartes..

Tanrı: Gel , evladım! Yabancılık çekmeyeceksin.

Kant, Hume, Jung..hepsi yanında olacak..

(ruhsalplatform-komik yazılar:))

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş