Savaşçının Yolu - Günlükler 1/4
Aşağıdaki yazı Carlos Castaneda’nın don Juan Matus ile yaptığı görüşmelerde tuttuğu günlüklerdir. Yayımcıların herhangi bir kategoriye dahil edemedikleri için yayımlamadıkları bu günlük notlar kronolojik bir sıradadır ve herhangi bir ticari kaygı olmadan yayımlanmıştır, amaç batılılara yabancı olan bu fikirlerin yayılmasıdır. Dört bölümünü bulup çevirdiğim bu notları bölümler şeklinde gönderiyorum. Bu notlar iç sessizlikten kaynaklanan, herkesi sonsuzu anlamaya yöneltecek bir davettir.
Sevgiler & Selamlar,
Aki
Felsefi ve Pratik bir örnek olarak - Savaşçının Yolu
Bölüm 1
Her bölümde Savaşçının Yolu ile ilgili bir önermeyi tartışacağız .
BİZ ALGILAYANIZ. Bu, don Juan Matus’un öğretisindeki, Savaşçının yolunun ilk önermesidir. Gereksiz tekrarlanan bir ifade gibidir, açıkça olanın bir tekrarı olduğu besbellidir; kel bir adama saçları olmayan biri olarak bahsetmek gibidir, ancak burdaki bir tekrarlama değildir. Büyücünün yolunda, basit yönelimi algı olan organizmalar olduğumuzdur. Biz algılayanız, ve bu, büyücünün yoluna göre, dünyadaki istikrarımızı ve yönümüzü sağlayan tek kaynaktır.
Don Juan Matus öğretisinde, büyücülerin, insanların müthiş bir taktik uyguladığını, fakat maalesef algının yanlış yönelmesine sebep olduklarını, saf enerji akışını alıp bunu duyusal verilere çevirdiklerini, bu yoruma da insan formu dediklerini söylemektedir. Saf enerjinin yorumlanması sihirli bir davranıştır ve yanlış sonuçlar doğurabilir: bizim inancımız, var olan herşeyin bizim yorumumuzdan ibaret olduğudur. Ağaç olarak bildiğimiz şeyin algıladığımızdan çok yorumumuz olduğunu, ihtiyacımızın ise, hemen hemen hiç bir yorum eklemeyen üstünkörü bir bakış olduğunu söyler don Juan. Gerisi niyetin çağrısı olarak nitelediği bir olgudur: niyet ağaçtır, yorumumuz ise duyusal verilerin ağaç dediğimiz özel olaydır.
Bu örnekte olduğu gibi, bütün dünyamız, içinde algımızın çok küçük çapta yer aldığı, yorumlarımızdan oluşturduğumuz sonsuz bir birikimdir. Başka bir deyişle, evrende olan enerjiyi yalnız görsel olarak algılarız ki bu yalnızca algılarımızın çok küçük bölümüdür. Büyücüler, sezgisel etkinliğimizin büyük kısmının yorumlama olduğunu; insanlar öyle varlıklardır ki, dünyalarını yaratmak için çok az saf algıya ihtiyaçlarının olduğunu, veya yorumlarını yapmak için az algının yeterli olduğunu ileri sürmekteler. Algılayan olduğumuzu ileri sürmek, büyücülerin, bizi kendi özümüze geri getirmek için yaptıkları bir girişimdir; algılama; olmamız gereken özgün durumdur ve oraya dönmemiz için bizi itmektedirler.
... devamı yarın ...
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1370 defa okundu

Sibel Atasoy

Betimleme
"Einstein’ın Görelilik Kuramı ve ardından gelişen Kuantum Kuramı bizim “gerçek dünya” inancımızı ve bu dünya ile ilgili varsayımlarımızı büyük çapta sarsmışlardır. Uzay ile zamanın nesnelerin hızlarına bağlı olarak değişmeleri, mutlak bir gözlem çerçevesinin bulunmaması, “gözlemciden bağımsız bir fiziksel gerçeklik vardır” görüşüne ciddi bir darbe indirmiştir. Her var olan hareket halinde ise, her var olanın kendi gerçekliği olması gerekir. Zira uzay-zaman gerçekliğinin harekete bağlı olarak değiştiği bilinmektedir. Şu halde nasıl oluyor da var olanlar hakkında ortak bir görüş sahibi olabiliyoruz? Her ne kadar kabullenmesi zor olsa da bu sorunun yanıtı ile yüzleşmek zorundayız. Kanımca yanıt: Hepimizin bildiği ve tartışmasız kabul ettiği dış dünyanın bir betimlemeden ibaret olduğudur. Bu betimleme aile, çevre ve okul tarafından en küçük yaştan itibaren çocuğa aşılanır. Bir süre sonra çocuk, kendisine öğretilen ortak dünya görüşünün kendi benliğinden bağımsız bir gerçeklik olduğuna inanır ve bu inancını çevresiyle paylaşarak pekiştirir ve perçinler."
Kuantum Bilgeliği ve Tasavvuf kitabından alıntıdır. (sayfa 39)
Gerçek dünya, algılama
Gerçek dünya, algılama şekline ve yorumlama düzeyine göre farklılık gösterir, gerçeğin tek olmaması benlikten bağımsız bir gerçeklik olmadığı anlamına gelmez.
Kritik kütle gibi açıklamalar da buna yeterli kanıt oluşturmaz, öyle olsaydı oldukça değişken olan bir dünya ile karşı karşıya kalacaktık. Bilinen tarihin 5000 yıllık süresinde kritik kütlede çok önemli değişiklikler olmuştur her halde.
Aynı madde veya canlıya farklı algılama teknikleri ile baktığımızda (x-ray / kızılötesi / mikroskop gibi) birbirinden çok farklı ve bağlantı dahi kuramayacağımız yorumlamalarla karşılaşırız bu bile benlikten bağımsız bir gerçekliğin olduğunu gösterir.
Benlikten bağımsız
Benlikten bağımsız varlıklar olsa da "nasıl oluyor da var olanlar hakkında ortak bir görüş sahibi olabiliyoruz?" sorusunu yanıtlamak önemlidir. Genelde "tek bir gerçeklik olduğu için" yanıtı verilir. Oysa ki her var olanın kendi gözlem çerçevesine göre ayrı bir gerçekliği vardır. Eğer ortak bir yoruma ulaşıyorsak, bunun nedeni bize bu gerçekliğin küçük yaştan itibaren öğretilmiş, kabul ettirilmiş olmasından dolayıdır.
Örneğin, Amerika kızılderilileri treni ilk gördüklerinde "demir at" ve alkollü içkiyi ilk tattıklarında "ateş suyu" demişlerdir. Çünkü bildikleri demir ve at kavramları vardı. Keza ateşi ve suyu bildikleri için öyle bir isim taktılar. İnsan bedeninin dışında bir gerçeklik âlemi olduğunu ben de kabul ediyorum. Ama, o âlemdeki nesnelere verilen isimler ve tanımlar birer betimlemedir diyorum. Bu betimleme de kendi kültürlerinin ürünü olarak belirlenir. Kültürlerinde yoksa, hiç bir tanıma uymuyorsa isim bile verilemez.
Örneğin, Karaib adalarına gelen büyük İspanyol gemilerini yerli halk görmemiştir, görememiştir. Çünkü denizde bu tür büyük bir nesneyi sandala ve pirug adını verdikleri kayıklara hiç benzetememişlerdir.
Günümüzden örnek vermek gerekirse, ruhun varlığı bir gerçek olarak görülmediğinden pek çok kültür tarafından ret ediliyor. Yani, yok sayılıyor. Bazı kültürler ise varlığını kabul ediyor. Hangi kültür açısından olaya bakarsanız o tür bir yargı sahibi olursunuz. Sanırım ne demek istediğim daha iyi anlaşılmıştır.
Evren yorumu
Şu anda evrende hiçbirimizin bilmediği bir olay gerçekleşiyor mu?
Eğer gerçekleşiyorsa, bu bizden ve bizim yorumlarımızdan bağımsız bir olaydır.
Eğer gerçekleşmiyorsa, o zaman gerçekten bizim algılarımız ve yorumlarımızdan başka bir gerçeklik yok demektir.
Evren yorumu
Sonsuz; Tabi ki bilmediğimiz olay/lar gerçekleşiyor, ışık hızını göz önüne alsak dahi şu anda evrenin herhangi bir yerinde gerçekleşen olay bizim algı alanımıza çoook zaman sonra girecek.
Bilgisev; Benlikten bağımsız varlıkların olduğu, fakat bunların tek gerçeklik yerine, pek çok ayrı gerçek yüzleri olduğunu, demek istediğinizi anladım, buna herhangi bir itirazım yok tabi sanırım söylediğinizi yanlış yorumladım.
Aklıma bir koan geldi
"Ormanda bir ağaç devrilse ve onu duyacak kimse yoksa, o ağaç ses çıkarır mı?"
Gözlemci yoksa olay yoktur belkide gerçekten.
xenix
Güzelliğin on para etmez,
Güzelliğin on para etmez, bu bendeki aşk olmasa -Aşık Veysel
Aşıklar, şairler, felsefeciler kuantumdaki gözlemci etkisini defalarca söylediler ama ancak bunu yaşamımızla idrak etmeye başladık.
http://sibelatasoy.com
Yeni yorum gönder