Tüketim toplumunun yetiştirdiği bireyler-1
Hayatta harcayabileceğiniz şeyler her zaman; sizde fazlaca olan, yokluğundan çok fazla rahatsızlık duymayacağınız ya da yerine başka şeyler koyabileceğiniz şeylerdir. Bu yüzden harcanabilir olurlar zaten… Bir de farkında olmadan harcadığımız şeyler vardır ki;o da tam olarak talihsizlik ya da basiretsizliktir…
Misal zaman. Hayatımızın birçok döneminde o kadar fazla harcarız ki zamanı, hiç düşünmeden, umarsızca. Çünkü çoktur zamanımız. Hatta o kadar çabuk geçmesini isteriz ki bazen dakikalar yıl gibi gelir. Sabırsızlanırız büyümek için ya da yaz tatilinin gelmesi için. Sevgiliye kavuşma anlarını bir düşünsenize. Gençlik yıllarımızda özellikle hiç bilemeyiz o zamanın ne kadar değerli ve geri getirilemez olduğunu. Ancak aradan yıllar geçer, bir bakmışız ki artık gençlik bitmekte ve geride kalmakta artık her şey…
Para da bizim için harcanabilir bir olgudur. Bazı dönemler olur cebinizdeki paranın hiç hesabını bilmeden harcarsınız. Yarını düşünmeden. Keyifli zamanlardır onlar açık söylemek gerekirse. Özellikle gereksiz şeylere itinayla harcanır o paralar daha sonraki günlerde aç kalınacağı bilinse bile… Çünkü o an düşünmek için bir sebep yoktur. Nasıl olsa bir şekilde halledilebilir şeyler bunlar…
Hayatta yalnız birkaç kez karşımıza çıkabilecek fırsatları da harcarız kimi zaman. Farkına varamayız onların bizim için gerçekten önemli fırsatlar olduğunun. Öylece geçer gideriz yanından, ya hazır değilizdir o fırsatı değerlendirmek için ya da basiretimiz bağlanır. Ama bir şekilde aradan geçen zamandan sonra anlarız onun gerçekten bizim hayatımızda bir fark yaratacak bir fırsat olduğunun. Maalesef ki artık çok geçtir ve iş işten geçmiştir. Bir sonrakine hazırlıklı olarak bekleriz. Belki de bir ömür boyu…
Tabi bir de insan harcamak söz konusu hayatımızda. İşte bu ilginçtir. Bazen hayat öyle bir yere sürükler ki sizi hayatınızın en zor kararlarını art arda almak zorunda kalırsınız. Her türlü bedeli ödeyerek hayatınıza birilerini alır, onunla beraber diğerlerini çıkarırsınız. Tercih yapmak zorunda kaldığınızda aslında kendiniz için “en doğru” olanı yaptığınızı zannedersiniz. Genelde “nerede olmak istiyorum?” “kim bensiz hayatını daha rahat idame ettirebilir?” “ben kimsiz hayatımı idame ettirebilirim?” soruları üzerine düşünüp verilen kararlardan sonra hayatınızdan insanları çıkarıp başkalarını alırsınız. Bu karar tamamen kişiseldir ve insan kendi konforu ya da mutluluğu için yapar bunu. Konformist yaratıklarız biz en nihayetinde. Bize biçilmiş ya da kendi oluşturduğumuz sosyal roller içerisinde yaşayıp(çoğu zaman bundan mutlu olmasak bile) , o hayatın içindeki tüm avantajları kullanmakta üzerimize yoktur. Zordur gerçekten de insanın yaşam konforlarından vazgeçebilmesi. Bunu göze almamak için çok çeşitli bahaneler ve savunma mekanizmaları üretip kendine, mutlu mesut yaşarız genellikle. Ama aynadır asıl olan. Ayna karşısında yapayalnız kaldığımız da neyin bedelini ödediğimizle, aslında ne istediğimizle ve bunu elde etmek için neleri feda ettiğimizle yüzleşmek zamanı geldiğinde aslında ne kadar mutlu bir insan olduğumuzu anlarız. Ya da mutsuz…
İşte dostum ben ömrü-hayatımda hem çok zaman, hem çok para, hem çok fırsat, hem de çok insan harcadım ve harcandım da… Hayat bu neticede. Adil olduğunu düşündüm her zaman. Bir şeyi gerçekten çok istersen ve onun için uğraşırsan gerçekleşebileceğine inandım hep. Sanırım hep de inancam. Hayatın bana artık eskisi kadar bonkör olacağını zannetmiyorum ama yine de umudumu kaybetmiş de sayılmam. Zira savaşmak gerek. Üzerine akın akın gelen hayatın karşısında boyun eğmek yerine karşısında dimdik durup kılıcını savurmak gerek,ağzında kocaman bir küfürle…
Neticede sevgili dostum; ben 60lı yaşlarımda o evde, yağmurlu bir öğleden sonra, sallanan sandalyemde, türk kahvemi içiyor olacağımı biliyorum. Bunu bilen bir adama hayat ne yapabilir sorarım sana? Tüm evim bir sırt çantasının içinde. Önümde her daim bir harita. Deniz gören bir yerlerde yaşamak lazım. İnsan kuruyor su olmayan yerde be!!!
Mart 09 / Elansir


Sibel Atasoy

butonunun üstüne gelerek yapmak istediğiniz işlemi seçiniz. Paylaşmak için sitemize üye olmanız gerekmez.
Yazını çok
Yazını çok beğendim,duygularını gayet içtenlikle anlatmışsın.Gerçekten de insan harcadıklarının farkına bile varmıyor.Hayatımda şöyle bir mola verip baktığımda geçmişe,ben de bu harcanmışları görüyorum ne yazik ki.Ama galiba en iyisi hayatında yaşadığın hiç bir şeyden pişman olmamak ve bu günün kalan ömrünün ilk gün olduğunu bilerek yaşamak.
hayat her zaman bonkörmü dür?
ancak, şöylede bir şey var;
"Birçok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi etrafta arar."
belkide sorun birazda burda ne dersiniz?
hayat çoğu kez adildir...
buna inandım hep sevgili statik.mutluluğu nasıl tanımladığınızla değişir aslına bakarsanız.çok ütopik bir beklentiniz varsa hayattan,gittiğiniz yolun tadına varabilir misiniz?ya da sonunda varacağınız yerde mutlu olacağınızı bildiğiniz bir yola çıkmışsanız,o yolda yaşanacak zorluklar sizi ne kadar yorar,ya da yormalı mıdır?o yüzden de hayatta yaşadığımız bir çok şeyin farkında olarak yaşayıp,bazen üzerimize çöken kara bulutları "adam sende.." diyerek kovalamak gerek.
Yeni yorum gönder