Delilik Üzerine

statik kullanıcısının resmi

“Bütün insan ömrü,deliliğin yarattığı bir hayalden ibarettir.”

İnsan usa gereğinden fazla güvenmiş, akıllı insana, örneğin bilgelere fazlaca itibar etmiş böylelikle aklın ruha ve egoya karşı bir hegemonya kurarak insan ruhunda buhranlara neden olmuştur.

Akıl ne kadar can sıkıcı ve azap vericiyse; delilik o kadar hafif ve keyiflidir. Hayatın kaynağını teşkil eder. Devam eden her şeyde delilikten bir parça vardır. Her güçlük karşısında başvurulan delilikler olmasa ne evlilikler devam eder ne savaşlar kahramanlar çıkarır, ne yaşlılık çekilir, ne de aşklar ve dostluklar yaşanır. Tüm bu insancıl ilişkilerin devamında aklın zincirlerinden kurtulup deliliğin özgür atmosferinden çalmalar vardır. En akıllı insanın bile ara sıra başvurduğu delilikler olmasa yaşam çekilmez bir hal alır. Aklın avantajlarıyla kendilerine bir statü ve paye alan bilgeler bu durumlarıyla o kadar özdeşleşirler ki bir süre sonra hezeyan ve buhranlar içinde kendi hayatlarına kendileri son verirler. Onlar aklın temsilcileri olduklarından neşe ve mutluluk veren delilikten mahrum kalmışlardır.

İnsanın mutluluğunun önündeki engel akıl mıdır? Doğada en yetkin olgunun akıl olduğunu, dünyanın geçirdiği müthiş gelişmelere ve kolaylıklara karşın ruhi bunalımların gitgide arttığını göz önünde bulundurursak bunun yabana atılır bir fikir olmadığını görürüz. aklın düşünceyle kirlendiği, kötü yola saptığı ve doğal dengeyi bozduğu söylenebilir. Mutsuzluğun, ruh sıkıntılarının başlıca nedeni insanın doğasından koparılmasıdır. Aklın hakimiyetine giren insan mekanik bir hal almıştır. Halbuki en mutlu varlıklar kendi doğal akışlarında yaşayan, akla ihtiyaç duymayan canlılardır. Örneğin Arılar hem bahtiyardır hem de insandan daha başarılıdır. Çünkü aklın kuşatıcılığı altında hırsa ve intikama dalmaz.

Desiderius ERASMUS'dan.. Deliliğe Övgü

Senin oyun: None Ortalama: 4.8 (13 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

KONTROLLÜ DELİLİK

İz sürme sanatında, büyücülerin çoğunlukla kullandığı bir yöntem vardır; denetimli delilik!

Büyücüler bu yöntemi, kendi kendileriyle ve günlük sorunların dünyasındaki herkes ve herşeyle başa çıkmanın tek yolu olduğunu savunurlar.

Don Juan, denetlenen deliliği; denetlenen aldanma sanatı ya da eyleme tamamen kendini veriyormuş gibi görünme sanatı olarak açıklıyor. Öyle iyi yapılacakmış ki kimse ayırdına varamazmış. Denetlenen delilik, tamamen kendini aldatma değilmiş demişti, her şeyin ayrılmaz bir parçası olarak kalırken, her şeyden ayrı olmanın inceden inceye düşünülmüş, sanatsal bir yöntemiymiş.

Denetlenen delilik bi sanatmış ama bi çok büyücünün içi kaldırmazmış bunu çünkü uygulaması çok fazla enerji gerektirirmiş.

Carlos Castanedanın kitaplarından bir kavram.

Denetlenen delilik

kesinlikle çok akıllılık kadar zor olsa gerek.
Zira, çok zekilerde uyumsuzluk sorunu yaşadıkları için, zaman zaman toplum içerisinde deli muamelesi görebiliyor.

Yaşasın denetimli delilik!..

Yazıda doğru tespitler olduğu gibi, tutarsız ifadeler de kendini göstermektedir. Doğru olan şu ki, yalnızca akıl yoluyla mutlu olunamayacağını göstermesidir. Çünkü destekleyici ve besleyici başka unsurlar da olmadan, akıl tek başına bir yüktür insana.

Ama Erasmus’un arılar örneğini vererek aklın tamamen geri plana itilmesine de itiraz ediyorum. Çünkü arılar, insanlara fark atan kimi özelliklerine rağmen bir bilgisayar gibi belli bir programın dışına çıkamamaktadır. Ve bu yüzden onlar daima bal üretmenin dışında hiçbir şey yapamayacaklardır. Ama aklını kullanan insan her gün yeni bir şey icat edebilecektir.

Asıl sorun akılda değil, o aklın nasıl ve ne şekilde kullanılacağında yatar. Aklın gücüne dayanarak o hemen her şeye tek referans gösterilirse, belki bilgiye ulaşılabilir, ancak ulaşılan o bilgi mutluluktan çok insana sıkıntı verecektir.

“Yalnız Havyarla Yaşanmaz” diye bir kitap vardı; bunun gibi yalnız akılla da yaşanmaz. En güzeli sonsuz’un dediği gibi “denetimli delilik”. Ama niye büyücülere bırakalım yalnızca bunu.

“Denetlenen delilik, tamamen kendini aldatma değilmiş demişti, her şeyin ayrılmaz bir parçası olarak kalırken, her şeyden ayrı olmanın inceden inceye düşünülmüş, sanatsal bir yöntemiymiş.”

Bence bu son paragraf her şeyi anlatıyor.

Ve şimdi:

Yaşasın denetimli delilik!..

Bu arada:
Yazının en başındaki “Bütün insan ömrü,deliliğin yarattığı bir hayalden ibarettir.” sözüne de katılmıyorum.

DJ, bütün insanların her

DJ, bütün insanların her an saçmaladıklarını, fakat büyücünün saçmaladığını bildiğini söyler. Belki buradaki; ömrün deliliğin yarattığı hayalden ibaret düşüncesi aynı anlamda kullanılmıştır.

Kaz yavrusu misali...

Zaten çok zeki olmadan denetimli delilik de yapılamaz. "Deli olmadan veli olunamaz" tasavvufî sözü gibi...

Aslında şu: Hayatı sorgulayan ve bu sorgulama aşamasının sonunda vardığı noktada hayatın çok da ciddiye alınacak bir şey olmadığını anlıyor. Bundan sonra kimi sanatçılar bohem bir yaşam sürerek hayatı tiye almaya; mal kazanıp yığma düşüncesinden ziyade, kazandığını biriktirmeden yeme içme ve sanatsal aktiviteler harcama yolunu seçiyor.

Aslında delilik, kendilerine yabancılaşan kişi için çevrenin kullandığı bir terimdir. Yoksa delinin kendisi için öyle bir tanımlama yoktur.

Mevlâna'nın hocası Şems, ilk gençlik yıllarını yaşadığı dönemde kardeşleri arasında çok farklıydı. Bunu şöyle anlatır kendisi:

"Bir gün babam bana çıkıştı : Oğlum dedi; ben senin bu halinden bir şey anlamıyorum. Bunun sonu nereye varacak?"

"Ben ona şu cevabı verdim:

‘Baba, seninle benim babalık ve evlatlık ilişkimiz neye benzer bilir misin? Bir tavuğun altına tavuk yumurtalarıyla bir de kaz yumurtası koymuşlar. Vakti gelip de civcivler çıktığı zaman, bunlar hep birlikte analarının ardına düşerler, bir göl kenarına gelirler. Kaz yumurtasından çıkan civciv hemen kendini suya atar, bunu gören ana tavuk, eyvah yavrum boğulacak der. Çırpınmaya başlar. Halbuki kaz yavrusu, neşe içinde suda yüzmektedir. İşte, seninle benim aramdaki fark da böyledir.”

Sanırım böyle bir şey olsa gerek delilik. Tavuk civcivleri arasındaki kaz yavrusuna benzemek gibi...

Örnek çok güzel ama bizi

Örnek çok güzel ama bizi şöyle bir noktaya mı vardırıyor?:
"Tavuk her zaman tavuk, kaz da kaz kalacaktır, yanlışlıklar kaideyi bozmaz"

Ben şöyle bir örnek vermeyi tercih ederim:
Bi ağaçta birçok elma varmış, olgunlaşmış bir meyva yere düştüğünde dalda kalanlar, onun beceriksiz ya da kötü talihli olduğuna yorup arkasından üzülür "şu senin halinden hiç anlamıyoruz" derlermiş.

Olabilir mi? :)

Hayvanlar açısından

Hayvanlar açısından düşünürsek tavuklar her zaman tavuk, kazlar da her zaman kazdır. Ama insan açısından baktığımızda farklı düşünmek zorundayız, çünkü insanda terakkiyat vardır, sürekli bir gelişim içerisindedir.

Yere düşen elmada ise durum faklı görünüyor. Onda elma yere düşüyor, sakıt oluyor ve çürüme başlıyor. Ama kendini suya atan kazda ise bir terakkiyat var, gelişim göstermektedir o. Elmadaki gibi eksilme değil, değer kazanma...

Ömer Hayyam

Sarhoş oldum mu aklım
azalır;
Ayıldım mı sevincim dağılır.
Ne sarhoş, ne ayık bir hal var ya?
En güzeli öyle yaşamaktır.

Akıllı olup dünyayı

Akıllı olup dünyayı idare edeceğine, deli ol dünya seni idare etsin:)))

insanlar açısından

hayvanların da, insanlar açısından düşünürsek insanlar her zaman insan demediklerini nerden biliyorsunuz? siz hiç tavuk oldunuz mu? :) hiç bir şey göründüğü gibi olmayabilir mi veyahutta?

dünyayı biliyormuş gibi davranmak sıkıcı be arkadaşlar.

Akıl

Akıl: Arapça caqil devenin kaçmaması için ayağına bağlanan bukağı, caql bildiğimiz akıl.

Yani şimdi Arapça akıl devenin ayak bağından mı geliyor? Yok hayır, Araplar o kadar saçma insanlar değil. Doğrusu iki kelime AYNI KÖKTEN türemiş, ikisinin de altında “dizginlemek, gem vurmak, zaptu rapt altına almak” gibi bir fikir var. Şark kültüründe akıl, Batıdaki gibi bir serbest spekülasyon alanı olarak görülmemiş, bir tür fren ya da disiplin unsuru olarak algılanmış. “Akıllı ol Orhan Pamuk” deyiminde de aynı anafikir geçerli. Pamuk’un kendini kontrol etmesi, serbest düşünce ve davranışlardan kaçınması öneriliyor.

Son yıllarda akil adamlar diye bir şey türedi, uzun a ile. Eskiden bu sözcük Iğdırın ı’sıyla telaffuz edilen âkıl idi, yüzyıllarca Türkçede “akıllı, uslu” anlamında çok sık kullanıldı, ancak 20. yüzyıl ortalarına doğru tedavülden düştü. Yanlış telaffuz ve yanlış imlayla piyasaya dönüşü üç, bilemedin beş senelik iş.

cÂqıl’ın Arapça çoğul hali cuqalâ, akıllılar. Bu kelime Türkçede bugün tekil sıfat sayılıyor, anlamı da kaymış, ama dikkatli düşünürseniz çoğul kullanımın izleri hâlâ mevcut. “Kendini ukaladan sanıyor” demek, kendini akıllı kişilerden sayıyor (ama değil) demek. “Ukaladan bir zat”, akıllılardan biri anlamında.

http://www.taraf.com.tr/makale/3455.htm

*********
Dünyayı hep akıllı olanlar idare ettiler ve dünya bu halde. o zaman akıllı olmak yetmiyor bazen demek ki ya da akıl ne demek diye düşünmek lazım sanırım.
Aklı bir kenara koymak lazım arada bir de olsa. Aklın çözemediği o kadar çok şey var ki yaşamımızda..

Deliliğe övgü'yü yazmışlar. Bir gün yazarsam eğer deliliğe mersiyeyi yazmak isterim.

Yok iken var oluş ve

Yok iken var oluş ve kainata göz açış..zihin, algı, soru sormak, söyleyecek şeyi olmak,söylediklerini kavramlaştırmak,anlam üreticiliği..Kosmolojik ölçekte noktasal sanrısal bozukluk semptomları..aptallığın olmadığı yerde akıllı delidir, ve biraz daha akıllıysa deliliğinin karşılığı olmadığını da bilir.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş