Uyumsuzum... :)))

medisis kullanıcısının resmi

''En çok neden korkarsın?'' diye sordu. ''Giderken arkamda kırık bir kalp bırakmaktan'' dedi usulca...

''Peki kırık bir kalp bırakmamak adına kendin olma özgürlüğünden vazgeçebilecekmisin?'' diye sordu.

''Sadece kendimin arzularını yerine getirmek adına sorumluluklarımdan kaçmam doğru olmaz galiba. Bunun adı bencillik olur. En iyisi benim için biçilmiş kadere boyun eğerek yaşama devam etmek. Belki o zaman onaylanırım ve bu hayat yolunda başarılı olabilrim.''

''Çevrenin senden istediklerine karşı çıkma cesaretin yoksa eğer, kolayı seç ve mutlu olacağına , mutlu edeceğine inanıyorsan devam et. Ama unutma, başarı neye ve kime göre? İstersen bir düşün'' dedi .

''Sorumluluklarıma sahip çıkmakla, onları yerine getirmekle başarılı olabilirim. Eşimin ve ailemin beklentilerine cevap vermek, çoçuklarımı en iyi şekilde yetiştirebilmek ve işime dört elle sarılarak çalışmakla hayatımın içine güzellikleri doldurabilir, İnsanları mutlu edebilir ve mutlu bir şekilde huzur içinde zamanı geldiğinde ölümün kollarında ruhumu teslim edebilirim.''

Seçimi zaten ortada idi. Hep vermek en iyisi idi ona göre ve verdi... Verdi...Verdi...Verdi...
Kendi isteklerinin önemi yoktu. Yeterki onlar mutlu olsundu. O zaman o da mutlu olabilirdi. Önce ailenin onayladığı bir evlilikle başladı hayata. Onlar daha iyi bilirdi ne de olsa büyüklerdi ve saygılı olmalıydı. Kendisi ne bilebilirdi ki kendi için neyin doğru olduğunu, hayat tecrübeleri olan insanları dikkate almak öğretilmişti. Evlilikte kocaya itaat,saygı ve boyun eğmek... O en iyisini bilirdi, onun kafası daha iyi çalışırdı. Eeee sonuçta o bir kadındı ve eksik etekti:))) ne demekse onu da anlamış değildi.

Ve bir gün, dünya tatlısı bir çoçuk merhaba dedi kollarında...Minik elleriyle yakalamaya çalışırken ellerini, o güzel gülücükleriyle içine mutluluk doldu. Çoçuğun çoçuğu olmuştu farkında olmadan...Sorumluluklarını canla başla yerine getirmeliydi. Ağır yük altında kalmalıydıki, öğrenmeliydi hayatı...
Verdi... verdi... verdi...
Birşeyler ters gidiyordu. Verdikçe hep daha fazla isteniyordu. Kimse doymak bilmiyordu. Üstelik takdirde edilmiyordu. Vermek almaktı ya, ama o birşey almıyordu. Hep ondan gidiyordu. İsteklerinin önemi yoktu, zaten birşey de istemiyordu kendi için. Nasıl istesin ki doğru olmazdı, o hep vermeliydi. İçinde bir boşluk oluşmaya başladı ve o boşluk gittikçe büyüyordu. Yıllarca hayalini kurduğu evlilik böyle mi olmalıydı? Kendi isteklerinin hiç önemi yoktu ve hep ödevler yerine getirilmeliydi. Keşeke hep çoçuk kalsaydı.Olsun mutlu etmeliydi, kimseyi kırmamalıydı ama, o mutlu olamıyordu. Nedense hep kırılıyordu ve eski bir elbise gibi parçalanıyordu. Parçaları topluyor, birleştiriyor fakat tekrar daha çok parçalıyorlar buz gibi soğukta çırılçıplak üşüyordu. Sımsıçacık kalbi olmasa donarak ölecekti sevgisizlikten... Tek dayanağı oğlu olmuştu ama onuda koparmaya, uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. Güçü yetmiyordu artık tükenmişti. Bir uçuruma yuvarlanıyordu hızla... Kimseyi mutlu edememişti. Oysaki herşeyi yapmıştı ondan istenilenleri gerçekleştirdikçe istekler farklılaşıyordu. Ne onları ne de kendini mutlu edebilmişti. Korkunç bir kabustu yaşadıkları ve uyanmak istiyordu.
Bir gün uçurumdan aşağı yuvarlandı tepetaklak... Artık yok olmuştu sanki karanlık uçurumun dibinde ama hala yaşıyordu ne hikmetse...

O ses kahkahalar atıyordu. ''Ailenin onayladığı bir evlilik yaptın mutlu oldularmı? Kocana kayıtsız şartsız itaat ettin. Şımarıklıklarına ve eksikliklerini seninle tamamlamaya çalışırken ona boyun eğmekle onu mutlu edebildinmi? Oğluna iyi bir anne olmak isterken izin vermediler bile...Başarılı oldunmu?''
''Benden istenilenlerin hepsini yerine getirdim.Nerde hata yaptım acaba? Lütfen bu kabustan uyanmama yardım et''

''İhanetin en büyüğü insanın kendine ve duygularına olandır. Sen ihanetin en büyüğünü yaptın, başkalarını mutlu etmek ve kalplerini kırmamak adına, kendi kalbini ve kendini paramparça etmelerine izin verdin...Takdir mi bekliyorsun zavallı .... bunu asla bekleme ''

''Kendin olma özgürlüğünü eline almalısın. Kimseyi mutlu etmek ve kurtarmak için burada değiliz. Sadece kendimiz olabilmek ve özgür olabilmek için buradayız. Yardımmı istiyorsun? Sana ben yardım edemem. Bunu ancak sen kendin yapabilirsin. Yardım etmek mi istiyorsun? O zaman yardım et başkalarınında sana bağımlı olmadan özgür ve kendi olabilmeleri için...''

''Onaylanmak mı istiyorsun o zaman sen olduğunda,onaylanabilmelisin''

''Onaylamak mı istiyorsun o zaman o olduğunda onaylamalısın... Kriterin bu olmalı''

''Sevmek mi istiyorsun, o olduÄŸunda sevebilmelisin. Sevilmek mi istiyorsun sen olduÄŸunda sevilebilmelisin''

Ve büyük karar...

Beni ben olduğum için sevmeliler, seçimlerime saygı duymalılar ve bende onları kendi oldukları için sevmeliyim, bu yolda ilerleme arzularıma (na)saygı duymalıyım... Eğer, ben olduğumda kırılacaklarsa varsın kırılsınlar. Kimsenin egolarını tatmin etmek için kendimi yok sayamam ''

Kırılmakta onların seçimi...

PİŞŞT hala uyumsuzum.... Hala onaysızım... Beni onaylıyacak TSE ve İSO belgesi henüz içat edilmedi

19 Mart 2000
Dikmen/ Ankara

Senin oyun: None Ortalama: 4 (5 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Böyle uyumsuzluk dostlar

Böyle uyumsuzluk dostlar başına :)

Seçimler Yasası

Sevgili medisis , sanki ben bunu "Ruhun Yasaları" kitabında okudum gibi hatırlıyorum .

Ya da çok benzer bir öykü "Seçimler Yasasında "vardı. Tesadüf mü bilmem ben de şimdi aynı yasanın öykülerini okuyordum.

Bakın benim okumakta olduğum paragraf hangisi;)

"Başka birini sevdikleri için, rahatsızlığı ve zorluğu seçenlere ne dersin?"
"Kendi arzularını, çocuklar, sevdiklerin, ya da birileri adına bir yana koyarsan bu ruhsal olarak kendini feda etme davranışıdır. Ama 'kendini' kurtarıcı olarak görüyorsan niyetini yeniden gözden geçirmelisin.Başkaları adına çok fazla sorumluluk üstlenmek,onları yaptıkları seçimlerin derslerinden mahrum bırakır.
Acı çeken insanlara anlayış ve destek vermek,onların sıkıntısını üstlenmeye dönüşüyorsa ,sevdiklerimizin ihtiyaçları olan güç ve özsaygılarını da çalmış oluruz."

Burada " Denge Yasası "da gözden geçirilmeli galiba. Acı çeken insanları "ne haliniz varsa görün, bana ne sizin seçiminiz " den ayırt etmek gerekiyor. Kullanılan "anlayış" sözcüyü anahtar sözcük gibi duruyor ;)

Sevgili canu o kitabı bende

Sevgili canu o kitabı bende okudum ama geçen sene ve bu kadar birebir beni anlatması çok ilginçti. Hatta tanrıyla sohbetleri okuduğumda da aynı şeyi hissetmiştim... Bu benim yaşantım ve belkide çoğu insanın:))) siz neye inanırsınız bilemem ?

DoÄŸru olan

davranış şeklini şu şekilde tanımlıyorum: Eğer bir kararımız veya davranışımız hem kendimizi hem de çevremizi mutlu ediyorsa bu yapılan doğrudur.

Doğru-yanlış her ne kadar kişiden kişiye değişse de birden fazla insanın mutlu olduğu her türlü seçenek, tavır veya karar doğru olarak tanımlanabilir. Böylece görelilik ve "bana göre-sana göre" ikilemi de ortadan kalkmış olur.

Şimdi esas konu hem kendimizi hem de çevremizi mutlu edecek kararları ve davranışları ne derece seçtiğimiz. Sadece kendimizi mutlu eden seçimler egoyu güçlendirir ve bencil bir kişilik oluşturur. Sadece karşı tarafı mutlu eden karar ve tercihler ise gelişimimize engel olurlar.

Şu halde şu soruyu sormakta ve her fırsatta hatırlamakta yarar vardır: "Acaba bu kararım hem kendimi hem de çevremi mutlu ediyor mu?".

Sevgili Bilgisev,ya

Sevgili Bilgisev,ya verdiğiniz kararın sizin siz olmanız için gerekli olduğuna inanıyorsanız. Ve size göre doğru olduğuna... Çevreniz tarafından destek görmüyorsanız eğer, yine aynı yere gelmiyormuyuz? Nasıl mı? Herkesin burada bizler gibi düşündüğünü bekleyemeyiz. O zaman herkesi mutlu edebilecek bir orta yolu nasıl bulabiliriz?

Burada "herkes" sözü

bir tuzak sözcüktür. "Herkes" deyince kaç kişiyi kast ediyoruz? Tüm dünya insanlığını mı? Yoksa sadece yakın çevremizi mi? Bu durum da göreli olduğuna göre görelilikten nasıl kurtulacağız?

Benim bu konudaki görüşüm kararı verenin kendi sınırlarını tanıması ve kimi, kaç kişiyi mutlu edeceğinin bilincinde olması, aynı anda bu kararı ile kaç kişinin mutsuz olacağını da hesaba katmasıdır. Zor bir karar ve genelde kesin olarak çözümü olmayan bir problem şüphesiz. Fakat, hayat tecrübesi, olgunluk, sezgi ve bilgelik boyutu arttıkça bu tür kararları vermek kolaylaşır.

Bir bilge savaşçı gereken davranışlarda bulunur ve davranışlarının veya eylemlerinin sonuçları üzerinde fazlaca kafa yormaz. Çünkü o bir gönül adamıdır ve içinde gönül olmayan yollarda yürümez. Gönül yolu ise Budist felsefesinde "dharma" denilen dengeli ve ölçülü orta yoldur.

Çelişki

Bir savaşçı gereken davranışlarda bulunur ve eylemlerinin sonuçları üzerinde fazla kafa yormazsa, başkalarının mutluluğunu düşünebilir mi?

Bir başka çelişki de mutluluk kavramında. Mutlu olmak ve mutlu etmek doğru davranışlar mıdır? Diyelim ki dünya üzerinde bin kişi olan bir ırkın köle olması mevzu bahis. Çoğunluk 6 milyar insan bu insanlar köle olursa mutlu olacak. O bin kişinin mutsuzluğu pahasına olacak bu durum. Yani sayıca fazla insanın mutlu olması doğru olur mu her zaman.

Yine bir başka çelişkide mutluluk verici maddeler. Bu maddeler kendimize ve çevremizde kullanırsa onlara mutluluk verir. Bu maddelerin kullanımı doğru mudur her zaman.

xenix

Bilmeliydim...

...bilmeliydim. kabuÄŸunun sert olduÄŸunu..
söz oyunları değildi demem..
sen zaten gönül gözünle bakmaktasın, bilmeceden anlarsın

zekamdan eminim, arzularımdan değil..
neyi arzularsa gönlüm, gittim peşinden
çoğu zaman platonik
Tutkularımla bütünleştim,
çılgınca olduğunu sandığım şeyler yaptım
kavrulmak soğuktan mı? bazen ateşten mi
bunu bile bilemedim, kabullendim
bedenler mi istedim, heyecanlar mı?
Sıkıldığımda, çoğu zaman ikincisi..
hiç vazgeçmedim,
yenilgilerime kaynak olan kendimden
senden ve deneyimlerimden

yaşadıklarım, tecrübem oldu
deneyime, sembole, şiire döndü zamanla..
gözlemlerimse kaynağımı besledi
yedi göllerden taşındı sularım
duygularım, dönüştü okyanus büyüklüklerine
paylaşımlarım, testere ağzı gibi ürkütücü
daha çok geri dönerken gördü işlevini..

seni harab eden, düşüren şeyler
beni dönüştürdü..
döküntülerim üzerinde,
her durduğum yer üzerinde, sayılarını bilemediğim
dipsiz kuyular açıldı…
kuyuların en diplerine düştüm çoğu zaman
ne kadar dipteysem, o kadar iyidir
farkındaysam, kabullenmişsem
yakınımdır en dipteyken, en tepeye

"hell" in my mind...
en derin katında kavruluyor gönlüm
kalıntılar, örttü yaşadıklarımla duygularım
arasında kalan geçişlerin tümünü
Cehennem nedir ki? Bilmezsin ya da bilmek istemezsin
girme o derinliklere ama sen bilirsin
Sen bilirsinler, seçimlere saygı mı
öteleme midir kendimden seni?
Çemberimden dışa doğru kayan
Sahiplenmeler midir?
Bilmeden tutunduğum, tutunamadığım

sözlerimin önünde ve ardında ne varsa içimde olandır..
bilmece.. sadece bir paroladır..
"eros'tan Hellen'e"
Yaşanan öykülerin sembolleri
Geçmişten geleceğe ve bugüne tercümandır
Aslında gördüğümü sandığım her şey
Sadece bana ait olandır

hiç şablonlara uygun yaşamadım..
sanırım bu da en iyi örnek..

BY EKREM PEHLİVAN...12/Şubat/ 2009

Yüreğine sağlık sevgili ekrem...

Burada

Sanırım biraz bireysel seçimlerden söz ediliyor ve ölçek küçük:).Bir de madde kullanımına mutluluk değilde keyif almayı umut ettiren uyuşturucular dersek daha anlamlı olur. Aslında o konunun yukarıdaki konularla hiç ilgisi yok ..neyse.

Benim bu konudaki görüşüm kararı verenin kendi sınırlarını tanıması ve kimi, kaç kişiyi mutlu edeceğinin bilincinde olması, aynı anda bu kararı ile kaç kişinin mutsuz olacağını da hesaba katmasıdır. Zor bir karar ve genelde kesin olarak çözümü olmayan bir problem şüphesiz. Fakat, hayat tecrübesi, olgunluk, sezgi ve bilgelik boyutu arttıkça bu tür kararları vermek kolaylaşır.

Bu görüşe katılmakla birlikte bazı eklemelerde de bulunmak istiyorum.

ya verdiğiniz kararın sizin siz olmanız için gerekli olduğuna inanıyorsanız. Ve size göre doğru olduğuna... Çevreniz tarafından destek görmüyorsanız eğer, yine aynı yere gelmiyormuyuz? Nasıl mı? Herkesin burada bizler gibi düşündüğünü bekleyemeyiz. O zaman herkesi mutlu edebilecek bir orta yolu nasıl bulabiliriz?

Bir karar verirsiniz ve bu kararınızın yakın çevrenizdeki insanlar için zararlı olmadığına inanırsanız zaten kararınızın arkasında durursunuz.Yani başka düşünceler , fikirler sizi etkilemez hale gelir. Zaten bencilce ve sadece şahsınızın zevk ve sefasıyla ilgiliyse örneğin siz bir eş, anne , baba yada başka bir sorumluluk sahibiyken "ee bana ne ben sıkıldım" dediyseniz kararınızın sizi mutlu hissettirmesi imkansızdır.Bu kararınızın sonuçları bir şekilde ayağınıza dolaşacaktır. Çünkü daha önce bir seçim yapmışsınızdır ,evlilik ebeveynlik vs gibi.. Bunlara dayanamayıp kaçmak istemişseniz, hayatın evrensel kuralları devreye girecek ve sizi bir şekilde seçimlerinizin sonuçlarıyla başbaşa bırakacaktır. Ruhun yasaları bunu çok nazik bir dille anlatıyor ;).

Sevgili medisis,siz bir karar verdiyseniz ve kararınızın doğruluğuna yürekten inandıysanız çevrenizin veya başka bir şeyin desteğine ihtiyacınız olmaz diye düşünüyorum.Zaten verdiğiniz kararın ışığı yüzünüze ve duruşunuza yansıyacak ve itiraz eden olamaycaktır. Hatta kendiniz çevreye örnek olarak kendinizi ifade edeceksinizdir. Çünkü bence doğru karar vermek demek bu demektir.

Sevgili xenix

Diyorsun ki: "Yani sayıca fazla insanın mutlu olması doğru olur mu her zaman." Ama, bunun yanıtını şöyle vermiş durumdayım: "kararı verenin kendi sınırlarını tanıması ve kimi, kaç kişiyi mutlu edeceğinin bilincinde olması, aynı anda bu kararı ile kaç kişinin mutsuz olacağını da hesaba katmasıdır".

Diğer sorun "Bu maddelerin kullanımı doğru mudur her zaman?", bu konuda en son cümleyi yinelemek durumundayım: "Gönül yolu ise Budist felsefesinde "dharma" denilen dengeli ve ölçülü orta yoldur"

katılmıyorum

Bir karar verirsiniz ve bu kararınızın yakın çevrenizdeki insanlar için zararlı olmadığına inanırsanız zaten kararınızın arkasında durursunuz.Yani başka düşünceler , fikirler sizi etkilemez hale gelir. Zaten bencilce ve sadece şahsınızın zevk ve sefasıyla ilgiliyse örneğin siz bir eş, anne , baba yada başka bir sorumluluk sahibiyken "ee bana ne ben sıkıldım" dediyseniz kararınızın sizi mutlu hissettirmesi imkansızdır.Bu kararınızın sonuçları bir şekilde ayağınıza dolaşacaktır.

Bu hayat yolunda, kimi zaman kendimizi bulmak için, eşimizi, ailemizi bile terketmemiz gerekebilir. Bazen vereceğimiz karar başka insanları üzebilir. Başkalarına zararı olmasın diye verilen karar zaten bizi amacımızdan saptırır. Siz bundan nasıl bir mutluluk bekliyorsunuz anlayamadım. İki kişi birbirlerini sevmişler evlenmişler, cocuk sahibi olmuslar, ama ciftlerden birisi bu süre içinde değişmiş, diğeri ise aynı kalmış. Bu değişen kişi kendisini mutsuz hissetmeye başlamış ve gitmek istediği, tecrübe etmek istediği farklı yolların özlemini çekmeye başlamış ama evli oldugu kişi bu özlemi anlayamıyor, onun yanında gitmek istemiyor ve şu anki güvenlikli yaşamını değiştirmek istemiyor. Şimdi bu durumda, onların yanında kalıp özlemlerinden vazgeçmesi mi dogrudur? O zaman hayat amacını gerçekleştirmesi mümkün olur mu?

Hayat çok kısa ve bizim feda edebileceğimiz yıllarımız yok. Bir okula benzetirsek, sevdiklerimiz 1.ci sınıfta kalmakta direniyorlarsa ama siz artık 2.ci sınıfa gitmek istiyorsanız, onlar üzülmesin, sizi özleyip acı çekmesin diye 1.ci sınıfta kalmaya devam etmek kendimize yapacağımız en büyük haksızlık olur. Ve bunun herkesi mutlu edecek bir formulü yok ne yazık ki. Siz 2.ci sınıfa gidersiniz, 1. sınıfta kalan ağlar sızlar, sonra bakarsınız belki o da idrak eder ve 2.ci sınıfı özlemeye başlar.

Kısaca..

Kişinin yapacağı herhangi bir iş işle ilgili vereceği karar neticesinde çoğunluğu mutlu etme çabası yerine,çoğunluğun o kişiyi gerçekten mutlu edeceğine inandığı kararı için desteklemesi,ona bir şans verilerek kişinin mutlu edilmeye çalışılması daha doğru değilmidir??

Malesef her zaman dengeli ve ölçülü yol bulunamıyor :( Orta yol bulunmaya çalışırken bile bencillik yokmudur? Sen mutlu ol ama verdiğin kararla bende mutlu olmalıyım mesajı ile...

Aklı başında makul ve mantıklı düşünebilen bir insan zaten düşünmeden,ölçmeden tartmadan bir karar almaz.Eğer herşeye rağmen o kararı almışsa gerçekten mutlu olacağına inandığı içindir.Diğerlerininde o karara saygı duymaları gerekir.

Ben mutlu değilsem nasıl mutlu edebilirim ki? !!!

Ben mutlu değilsem nasıl

Ben mutlu değilsem nasıl mutlu edebilirim ki? !!!

Bencede bunu düşünmemiz gerekir. Kendinde olmayanı başkasınada sunamayız. Öyle değil mi?

Hoş bir yazı olmuş...

Sanırım çoğu insanın bu konuda söyleyecek çok şeyi olur. Öyle bir yazı ki herkes kendinden birşeyler bulabilir içinde.

Cidden

Ve büyük karar...

Beni ben olduğum için sevmeliler, seçimlerime saygı duymalılar ve bende onları kendi oldukları için sevmeliyim, bu yolda ilerleme arzularıma (na)saygı duymalıyım... Eğer, ben olduğumda kırılacaklarsa varsın kırılsınlar. Kimsenin egolarını tatmin etmek için kendimi yok sayamam ''

Bu kısmı beni biraz korkuttu dersem doğru bir şey söylemiş olurum. Aslında burada her insanın ana içgüdüsü devreye giriyor.
Seçimlerime saygı duymalılar, evet bende onlarınkine saygı duymalıyım. Ya iki taraf da aynı şeyi seçmişse ilerlemek istedikleri yol bir tane ve tek kişi kapasiteli ama iki kişi ilerlemek istiyor. Üstüne üstlük bir de karşılıklı saygı kavramı var?? Yani hem saygı duyacaklar hem de tek kişilik yola iki kişi girecekler öyle mi? Aslında son iki cümle bunu farketmiş olacak ki açıklamayı da yapıyor, "Eğer, ben olduğumda kırılacaklarsa varsın kırılsınlar. Kimsenin egolarını tatmin etmek için kendimi yok sayamam ''
Ne yani kırılacaksa kırılsın yolu ona mı bırakacağım, Onun egosunu tatmin etmek için kendi egomu yok sayamam daha açık olur. Başka bir değişle vermem yolu egom buna izin vermiyor çünkü diyor son paragrafta.

Genel olarak toparlamak gerekirse burada yanlış olan bir şey yok. Takıldığım nokta bu hamleler yapılırken öznenin kendini gizlemesi ve daha sonra ego olarak ortaya koymasıydı. Ama bana en vurucu gelen kısmı bu paragraftı. Teşekkürler.

''Bazı

''Bazı insanlar,başkalarına karşı duydukları zorlayıcı sorumluluk duygusunu kendi iç ihtiyaçları ve sınırlarıyla dengeleyemezler. İşte bu insanlar,tükenmeye mahkumdur. Unutmayın, kendinizde olmayan bir şeyi başkasına veremezsiniz'' Her zaman bu kelimeye bayılıyorum. Aslında ben herşeyde olması gerekenin dengelerini kurmak olduğuna inanıyorum. Var olan herşey bizler için ve eğer dengeyi kurabilirsek diyorum:)))

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş