Sâbit bin Kurra
Sâbit bin Kurra
Sâbit b. Kurra, Emevî halifesi Me'mun'a danışmanlık yapmış ve huzurundaki tartışmalara katılmış, verimli ve nitelikli bir bilim adamıdır.
Sabiî bir ailenin çocuğu olarak Harran'da doğan (d.821) Sâbit b. Kurra (ö.901)1, gençlik yıllarında sarraflık mesleği ile uğraştı. Bu yıllarda nasıl olduğu tam olarak bilinmeyen bir biçimde Arapça, Yunanca, Süryanice ve Rumca'yı çok iyi bir biçimde öğrendi. Aykırı düşünceleri sebebiyle Sabiîler ile anlaşmazlık içerisine giren Sâbit, Bağdat'a gelirken yolda daha sonraları mekanik ve matematik konularında önemli eserleri kaleme alacak olan Benî Musa ailesinin üç oğlundan Muhammed b. Musa (ö.873) ile karşılaştı. Sâbit b. Kurra ile konuşan ondaki yeteneklerin farkına varan Muhammed, Beytü'l-Hikme'deki çeviri faaliyetlerine katılmayı teklif etti. Böylece Sâbit, Bağdat'ta bir müddet sonra Halife el-Mutezid'in (saltanatı: 892-902) huzuruna çıktı.2
Kısa süre sonra Halife tarafından müneccimler grubuna dahil edilen3 Sâbit bununla yetinmeyerek, kendi yakınları olan Sabiîlerin Bağdat'ta sosyal ve siyasî bir statü kazanmaları için çalışmış ve yönetimle yakınlığı sebebiyle bu amacına ulaşmıştır. O, artık Bağdat'taki Sabiîlerin reisi konumuna yükselmiştir.4
Sabit bulunduğu konumun verdiği güçle, Irak'ta sabiîleri yüksek mevkilere getirmiş, sosyal ve siyasal statülerini üst seviyelere çıkarmıştır.5
Nitekim Sâbit sayesinde, Sabiîler Bağdat'ta sarayda ve bürokraside önemli görevler üstlenmişlerdir. Bununla birlikte onun takipçileri ve akrabaları, devlet özel katipliği, saray doktorluğu ve hey'etşinaslık, müneccimlik gibi stratejik mevkilerde bulunmuşlardır.6
Şu olayın Sâbit'in şöhretini arttırdığı söylenir: Sâbit, kalp krizi geçiren ve öldüğü zannedilen bir kasabı, uyguladığı yöntemlerle hayata döndürmüştür. Bunu duyan halife el-Mutezid, Sâbit'e tedaviyi nasıl yaptığı ile ilgili sorular yöneltmiştir:
Bir gün halifelik sarayına giderken, yolda acı acı bir ağlama sesi işittim. Dediler ki, bu kasap dükkanının sahibi aniden öldü, ona ağlıyorlar. Bunun üzerine beni hemen oraya götürmelerini istedim. Ağlaşan kadınları susturup, cenazenin yanından çıkardım. Oradaki gençlerden birini çağırarak, cenazenin sırtına vurmasını istedim. O cenazenin sırtına vururken diğer bir gençten bir fincan getirmesini istedim. Cebimdeki hazır bulundurduğum ilacı fincandaki su ile karıştırdıktan sonra, cenazenin ağzını açarak içirdim. Bunun üzerine cenaze aksırarak gözlerini açtı. Bu olay müthiş yankı uyandırdı. Bunun üzerine halife beni çağırarak bunu nasıl başardığımı sordu. Ben de, bu kasabın önünden geçerken, onun hayvanların ciğerlerini yararak, tuzlayıp yediğini görürdüm. Bu tavrının bir gün onu kalp sektesine uğratacağını düşünerek, kasabı dışardan gözetime aldım. Bunun için de bir ilaç hazırladım ve onu hep yanımda bulunduruyordum. Bu gün kasabın aniden öldüğünü duyunca hemen yanına gittim. Nabzı atmıyordu. Sırtına vurarak önce nabzının çalışmasını sağladım, sonra da hazırladığım ilacı içirerek onu canlandırdım. 7
Sâbit, özel doktoru olduğu8 halde, halife kendisine "Reîsü'l-Etıbba ve'l-felâsife" ünvanını vermemiştir.9
Ayrıca, o, İslâm'ı kabul etmesi hususunda kendisine yapılan teklifleri kabul etmemiş ve Harran'ın geleneksel yıldız-gezegen kültüne inanan bir pagan olarak ölmüştür. Halifenin sarayındaki statüsü o kadar yüksektir ki, Sâbit, bizzat hükümdarın da bulunduğu teolojik tartışmalarda, İslâm ve diğer tek tanrıcı (monoteist) dinlere karşı Harran çok tanrıcılığını (politeizmini) ve paganizmini savunmuştur. 10
Beytü'l-Hikme'nin en önemli dört çevirmeninden biri olan Sâbit b. Kurra'nın, yaptığı çevirilere bakıldığında sayıca epeyi çok olduğu görülmektedir. Burada Katip Çelebi'nin "Sâbit b. Kurra'nın çevirileri olmasaydı kimsenin felsefeye dair kitaplardan faydalanamayacağı söylenir." sözlerini hatırlatmak yerinde olacaktır.11
Çeviri işindeki çevirmenlerin tamamına yakını Nesturî veya Yakubî Hristiyanlardan oluşmaktaydı. Bu hususun bir tek istisnası ise pagan filozof Sâbit b. Kurra'dan başkası değildi.12
Sâbit'in, matematik, astronomi, tıp, mantık, eczacılık, geometri, felsefe ve musikî ile ilgili telif, yorum ve özet çok sayıda eserin sahibi olduğu bilinmektedir.13 Dağların oluşumu, güneş ve ay tutulması, kızamık ve çiçek hastalıkları gibi konular hakkında da eserleri mevcuttur.14 Bunların sayısı konusunda çeşitli rakamlar ileri sürülmektedir. Bazı araştırmacılara göre, 10'u Süryanî ve Sabiî inançları ve tarihi ile ilgili olmak üzere toplam 133,15 bazı düşünce tarihçilerine göre ise 150 kadar Arapça, 15 dolayında ise Süryanice çalışması bulunmaktadır.16 Bu eserlerden elliden daha çoğu günümüze kadar gelebilmiştir.17
Yine Sâbit'in Süryani olarak yazdığı Hermes'in Kitabı adlı eseri, Arapça'ya çevrilince Hermesci düşüncenin yayılmasına hizmet etmiştir.18 O, özellikle Aristo'nun Organon adlı eseri üzerinde durmuştur. Eflatun'un Cumhuriyet'ini incelemiş ve bu eserle ilgili olarak Eflatun'un Cumhuriyet'indeki Remzlerin İzahı isimli bir eser telif etmiştir. Matematik alanında yeni kuramlar ortaya atmış olan Sâbit, Grek öncesi bilgi külliyâtı üzerine araştırmalarda bulunmuştur.19
Sâbit' in bazı eserleri şunlardır:
Kindî'ye Reddiye (Süryanice) (bunu daha sonra öğrencilerinden İsa b. Useyyidin'n-Nasrânî, Arapça'ya çevirdi), Deniz Suyunun Tuzlu Oluşunun Sebebine Dair, Calinus'un Gıdalar Üzerine Olan Kitabının Özeti, Ay Tutulmasının Belirtileri Üzerine, Güneş ve Ay Tutulmasının Nedeni Hakkında, Süryanice ve Arapça'nın Grameri Hakkında
Bu eserler yanında, Süryanice yazılmış, Sabiîlerle ilgili bazı eserleri de şunlardır:
Ölülerin Tekfini Hakkında, Sabiîler'in İtikadı Hakkında, Taharet ve Necaset Hakkında, İbadetlerin Vakitleri Hakkında. Bu eserlerin yanında Sâbit'e atfedilen çok sayıda eserin varlığı da bir gerçektir.20
Astroloji, tıp ve matematik araştırmalarında söz sahibi olan Harranlı bilginler sülalesinin atası olan Sâbit, oğlu Sinan ve iki torunu Sâbit ve İbrahim ile birlikte bu geleneği sürdürmüştür21
İslâm filozofu Kindî ve ünlü çevirmen Kusta b. Luka ile çağdaş olan Sâbit'in, İslâm dünyasında mantığın gelişmesindeki katkısı inkar edilemez. Büyük çevirmen Huneyn b. İshak'ın okulunda da çalışan Sâbit, bu kurumun çalışanlarına yardım ve danışmanlık yaptı.22 Bununla birlikte Sâbit, Huneyn b. İshak'ın felsefî ve riyazî çevirilerinin düzenleme sırasını dizerek düzeltti.23 Nitekim o sayılar teorisinde, Öklid'in geride bıraktığı mirastan hareket ederek, değişik bir sonsuz sayılar dizisinin parçası olarak bir sonsuz sayılar kuramı geliştirdi.24
Çok sayıda öğrenci yetiştiren Sâbit'in, bunlar içerisinde çevirmen olanları şunlardır:
Süryanci'den Arapça'ya çeviriler yapan öğrencisi İsa b. Üseyyidi'n-Nasranî'ye, Sâbit nitelikli tercümelerinden dolayı ayrı bir önem verirdi. Bu öğrencinin, Sâbit'e sorduğu soruları, sonraları bir eser (Kitâbû Cevebât-ı Sâbit li-Mesâil-i Îsâ İbn Esîd) haline dönüştürmüştür.25
Sâbit'in diğer önemli bir çevirmen öğrencisi de oğlu Sinan b. Sâbit'tir ki, bilimsel gelişimini babasının yanında tamamlamıştır.26
Ayrıca torunlarının da kendisinin öğrencisi olan Sâbit'e, Harran'dan Bağdat'a kadar bir çok Sabiî bilgin ve çevirmen bilim öğrenimi için yanına gelmiştir.27
Ayrıca Bağdat'tayken bir çok defa güneşi gözlemleyerek incelemelerini bir kitapta toplayan Sâbit'in28 edindiği bilgileri sadece astronomiyle sınırlı kalmamış, matematik, felsefe ve tıp alanında önemli çalışmalarda bulunmuştur.29
901 yılında ise Bağdat'ta hayatını kaybetmiştir.30
Sâbit'in ölümünden sonra, onun çalışmaları ve sistemi, oğlu Sinan,31 torunları Sâbit32 ve İbrahim33 ve torununun oğlu Ebû'l-Ferec tarafından sürdürülmüştür.34
Sâbit'in telif ettiği kitaplar, Doğu'da ve Batı'da okunmuş, incelenmiş ve yeni orijinal çalışmalara kaynaklık etmiştir. Eserleri İslâm dünyasında okunan Sabit'in, çalışmaları XII. yüzyılda Batı'da başka dillere çevrilmiştir. Sâbit'in izleyicileri arasında Beyhâkî'nin rivayetine göre, torunu Muhammed b. Câbir el-Harranî el-Battanî (ö.929) ismi kayda değer olanıdır. Battanî, Me'mun döneminden sonraki en önde gelen astronom ve bilgin olarak kabul edilmektedir.35
Sonuç olarak Harran Sabiîlerinin İslâm düşünce tarihinde felsefe, matematik, tıp, astronomi ve tabiî bilimler alanında çeviri ve telif faaliyetindeki çok önemli rolü, Sâbit b. Kurra ile ortaya çıkmıştır. Onun için Katip Çelebi, "Sâbit bin Kurra'nın çevirileri olmasaydı, kimsenin felsefeye (hikmete) dair kitaplardan faydalanamayacağı söylenirdi" demektedir.36 Dolayısıyla İslâm filozoflarının ortaya koyduğu muazzam bir düşünce hareketi, yani İslâm felsefesi gibi bir alanı Sâbit ve diğer çevirmenler olmasaydı, ya hiç olmayacaktı ya da çok kısır kalacaktı.
Doç. Dr. Bayram Ali ÇETİNKAYA
Dipnotlar
1- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295, 297; De Lacy O'Leary, How Greek Science Passed to the Arabs, second impression, London 1951, 172; Nicholas Rescher, The Development of Arabic Logic, Pittsburgh 1964, 108.
2- Muhammed İshâk İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, tah: Nâhid Abbâs Osman, Doha 1985, 548; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295; W. Montgomery Watt, İslâmî Tetkikler İslâm Felsefesi ve Kelâmı, çev: S. Ateş, Ankara trz, 49-50; Yuhanna Kumeyr, İslâm Felsefesinin Kaynakları, çev: Fahrettin Olguner, II. baskı, İstanbul 1992, 137(24 nolu dipnot); Kazım Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, Ankara 1997, 34-35; Ömer Ferrûh, Târîhu'l-Fikri'l-Arabî ilâ Eyyâmi'bni Haldûn, IV. baskı, Beyrut 1983, 280; Rescher, The Development of Arabic Logic, 106, 108.
3- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295; Cemâluddin Ebu'l-Hasan el-Kâdî'l-Eşref Yusuf el-Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, Kahire, 1326, 81; Zahîrüddin el-Beyhakî, Tarihû Hukemâi'l-İslâm, Dımeşk, 1946, 20.
4- İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 548; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, 41; Beyhakî, Târihû Hukemâi'l-İslâm, 20; Watt, İslâmî Tetkikler İslâm Felsefesi ve Kelâmı, 49-50; Hilmi Ziya Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, III. baskı, İstanbul 1997, 84; Mustafa Demirci, Beytü'l-Hikme, İstanbul 1996, 120; Joel L. Kramer, Humanism in the Renaissance of Islam (Abû Sulaymân Al-Sijistânî and His Circle), second revised edition, Leiden 1993, 21.
5- Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 84.
6- Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 84.
7- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 297; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ ,84-85.
8- Bkz. İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 297; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ ,84-85.
9- Max Meyerhof, Mine'l-İskenderiye ilâ Bağdat, et'Turâsü'l-Yunânî fi'l-Hadârati'l-İslâmiyye içinde çev: Ahmet Bedevî, IV. baskı, Beyrut 1980, 72.
10- Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 84; Şinasi Gündüz, Anadolu'da Paganizm Antik Dönemde Harran ve Urfa, Ankara, 2005, 43-44; Şinasi Gündüz, Son Gnostikler Sâbiîler, II. baskı, Ankara 1999, 34; F. E. Peters, Aristotle and The Arabs: The Aristotelian Tradition in Islâm, New York 1968, 289.
11- Kramer, Humanism in the Renaissance of Islam, 85; Ramazan Şeşen, "İlk Tercüme Faaliyetlerine Umûmî Bir Bakış", İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, c. VII, cüz. 3-4, İstanbul 1979, 13 (naklen; Katip Çelebi, Keşf el-Zunûn, neş: M. Şerafeddin Yaltkaya, R. Bilge el-Kilisî, II. baskı, İstanbul 1971-1972, 1594); Demirci, Beytü'l-Hikme, 186.
12- Macid Fahri, İslâm Felsefesi Tarihi, çev: Kasım Turhan, II. baskı, İstanbul 1992, 20-21; Ülken, Uyanış, 66; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 36.
13- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 298-300; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, 81; Rescher, The Development of Arabic Logic, 108; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 36; Peters, Aristotle and The Arabs: The Aristotelian Tradition in Islâm, 169; Kemal Elyâzıcı, A. Ğataş, Kerim, E'lâmu'l-Felsefeti'l-Arabiyye, IV. baskı, Beyrut 1990, 91.
14- Demirci, Beytü'l-Hikme, 121.
15- Bkz. İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 586-589; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 298-300; Demirci, Beytü'l-Hikme, 121.
16- O'Leary, How Greek Science Passed to the Arabs, 173; Gündüz, Anadolu'da Paganizm Antik Döneminde Harran ve Urfa, 43-44; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 36.
17- Ramazan Şeşen, Urfa Tarihi, Ankara 1993, 60.
18- Bayrakdar, İslâm Felsefesine Giriş, 72
19- Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 36.
20- İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 548-549; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 298-300; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, 81-85; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 38. B. A. Rosenfeld-A. T. Grigorian, Dictionary of Scientific Biography, (XIII, 288-295) adlı eserde Sâbit'in telif ettiği eserlerin bir dökümü verilmektedir. Sabit b. Kurra'nın eserleri için bkz.Şeşen, Urfa Tarihi, 60-69.
21- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 300-307; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ,; İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 586-589; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 298-300; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, 42-43; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 36.
22- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295; Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 66; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 7; Demirci, Beytü'l-Hikme, 120.
23- Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 66-67 (naklen; Bouyges: Sur le Plantis d'Aristote-Nicolas, Beyrut 1923).
24- İsmail Râci el-Fârukî-Luis Lâmia el-Fârukî, İslâm Kültür Atlası, çev: M. O. Kibaroğlu, Z. Kibaroğlu, III. baskı, İstanbul 1999, 361.
25- İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 549; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 298; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, 81.
26- İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 549; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 298; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 38.
27- Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 38.
28- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295; Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 66; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 7; Demirci, Beytü'l-Hikme, 120; Ferrûh, Târîhu'l-Fikri'l-Arabî ilâ Eyyâmi'bni Haldûn, 280.
29- Demirci, Beytü'l-Hikme, 120-121.
30- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 295; Ülken, Uyanış Devirlerinde Tercümenin Rolü, 66; Sarıkavak, Düşünce Tarihinde Urfa ve Harran, 7; Demirci, Beytü'l-Hikme, 120; Ferrûh, Târîhu'l-Fikri'l-Arabî ilâ Eyyâmi'bni Haldûn, 280; Rescher, The Development of Arabic Logic, 108.
31- İbnü'n-Nedîm, el-Fihrist, 549; İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 300-304; Peters, Aristotle and The Arabs: The Aristotelian Tradition in Islâm, 289.
32- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 304-307; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ, 77-78; Kramer, Humanism in the Renaissance of Islam, 85; Peters, Aristotle and The Arabs: The Aristotelian Tradition in Islâm, 289.
33- İbn Ebî Useybia, Uyûnû'l-Enbâ fî Tabakâti'l-Etıbba, 307; Kıftî, Ahbârul-Ulema bi Ahbâri'l-Hükemâ,42, 44.
34- Demirci, Beytü'l-Hikme, 121-122.
35- Demirci, Beytü'l-Hikme, 121-122.
36- Kramer, Humanism in the Renaissance of Islam, 85; Rescher, The Development of Arabic Logic, 108-109; Şeşen, Urfa Tarihi, 60.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2244 defa okundu

Sibel Atasoy

Oldukça uzun bir yazı
Oldukça uzun bir yazı (dipnotları bi ömre bedel)
Sevgili Nurcihan, bu yazıda sizi etkileyen neydi? Yani biz tam olarak nereye bakalım?
http://sibelatasoy.com
metin üzerine
siz tam olarak yazının bütününe bakınız dip not isteğe bağlı biliyorsunuz bazı meraklıları var o yüzden es geçemedim.ayrıca bu sorunuz tuhafıma gitti. bir yazarın, kitabınızın neresini okuyalım tam olarak neresi daha etkileyici sorusuna cevabı ne olurdu diye düşündüm.bu yazının yazarı ben değilim zaten bir ansiklopedik metin bilgi vermek amaçlı onu merak edenler tamamını okumalı diye düşünüyorum.ayrıca hızlı okuma tekniklerini bildiğinizi de düşünerek pek vaktinizi almayacağı kanısındayım saygıdeğer Agnia :)
Sorunun birinci kısmı daha önemli
Bu yazıda sizi etkileyen neydi?
Yani internette binlerce hatta milyonlarca yazıdan bunu seçip buraya eklemenizin sebebini merak etmiş. Ben de aynı merak içindeyim sevgili nurcihan.
xenix
saygıdeğer xenix
Açıklamanıza gerek mi var ki soruyu, merak ettiği mevzuyu gayet açık sorabilirdi saygıdeğer Agnia.Ayrıca nedense bu tür yazılarda mevzu buraya geliyor, bir art niyet sezmemek mümkün değil.Arapça isimlere alerjisi olanlar mı var sitede?Ben size onlarca örnek verebilirim sitede milyonlarca yerde yayınlanmış yazıların yayınlandığına.Sayfalarca yazı var.
Oldukça uzun hatta sizin de eklediğiniz yazılar var onlara aman çok uzun bunun neresini okuyalım ya da sayın xenix bu yazıda sizi etkileyen neresi oraya bakalım diye sorulmuyor,acaba bi çifte standart mı söz konusu ben de bunu merak ediyorum :)
Ben bu yazıyı buraya ekledim isteyen okur istemeyen okumaz ya da kendince yorum yapar.Ya da beğenmezseniz silersiniz.
Merak iyidir,kötü olansa cevabını bildiğiniz soruları sorup vakit almaktır.
Çifte standart mı?
Kime sorsak eklediği yazının kendisindeki önemini belirtebilir. Arapça isimlere gıcık falan olduğumuz yok. Kaldı ki Sabit bin Kurra müslüman dahi değil. Pagan olduğu yazıda geçiyor. Neden bir putperest bilim adamını tanıttınız ben şahsen merak ettim.
xenix
şaşırdım :)
Kaldı ki Sabit bin Kurra müslüman dahi değil
ben zaten müslümanlıkla ilgili bir cümle kullanmadım ki konu nereye geldi yine :)müslüman olsa gıcık mı olacaktınız ki:)
Arapça deyince siz müslümanlara gıcık olmayı mı anladınız.aaa... şaşırdım :)
işte bunun için okumuşsunuz yazıyı:)
Anladım
Arapçaya ve arap bilim adamlarına hayranlığınız var. Müslüman olsun olmasın arapça bir isim görünce ekleme ihtiyacı hissediyorsunuz. :))
Ben eklediğiniz her yazıyı okuyorum, siz kendi eklediğiniz yazıları okuyor musunuz onu merak etmiştim sadece.
xenix
saygılarrrr....
kime sorsanız eklediği yazının kendisindeki önemini belirtebilir ben belirtmek istemiyorum.bu hakkım var sanırım.
Ben anladım zaten
Anladığımı da yazdım... Sizin belirtmenize gerek kalmadı artık.
Saygılar benden. :)
xenix
...
çocuk mu var karşınızda sizin ne demek siz okudunuz mu?sorsaydınız bu kadar kelime oyununa gerek yoktu.söylerdim okuduğumu yormasaydınız kendinizi.
Arapçaya ve arap bilim adamlarına hayranlığınız var. Müslüman olsun olmasın arapça bir isim görünce ekleme ihtiyacı hissediyorsunuz. :))
neden beni etiketlediniz anlamadım,kendi kendinize yorumlara varıyorsunuz.yorumunuzun peşinden mutlaka gelen olacaktır merak etmeyin :)
İsimlere takılmayın sayın xenix :)önemli mi ki hangi dine ya da hangi millete ait olduğu sizin için?
Hehe
Pagan değil de, belki devşirme musevidir... Benim için sonuç değişmiyor gerçi ama bazıları için felaket olabilir.
Etiketler
Bakalım bakalım;
Ayrıca nedense bu tür yazılarda mevzu buraya geliyor, bir art niyet sezmemek mümkün değil
Arapça deyince siz müslümanlara gıcık olmayı mı anladınız
işte bunun için okumuşsunuz yazıyı"
Nurcihan dedi ki:
İsimlere takılmayın sayın xenix :)önemli mi ki hangi dine ya da hangi millete ait olduğu sizin için?"
Anlatayım sizi neden etiketlediğimi. Çünkü milyonlarca bilim adamının arasından birisini seçip getiriyorsunuz ve bize tanıtıyorsunuz. Burası güzel. Soruyoruz neden bu kişi? sizi etkileyen nedir? diye. Çünkü kafamızda sizi tanımak, tanımlamak var. Cevap vermek yerine asabiyet gösterip sataşmayı seçiyorsunuz. Üstüne üstlük üst alıntıda olduğu gibi herkesi etiketliyorsunuz, ama size sorduğumuz sorulara cevap vermeyince sizi etiketlememe kızıyorsunuz. Sizi tanımalamak için etiketlemem şart. Ama önce sizden bu konuda yardım isterim, kendi etiketlerinizi belirtmezseniz bende gördüğüm şekilde etiketlerim sizi bundan şikayet etmezsiniz.
Haklısınız kendi kendime yorumlara varıyorum, çünkü açıklayıcı şeyler söylememekte diretiyorsunuz. Konuşmama özgürlüğünüz elbette var. Yazıyı asıp hakkında tartışmama özgürlüğünüzde var. Ama başkalarınında sizi etiketleme özgürlüğüde var. Tıpkı sizin başkalarını etiketleme hakkınız olduğu gibi.
Son kısma gelirsek, benim için hangi dine millete olduğu önemli değilde, ne yaptığı önemli. Bütün bu yazı boyunca Sabit Bin Kurra nın bilim dünyasına ve insanlığa kattığı bir şeyi gösterebilir misiniz?
xenix
bakalım bakalım :)
Anlatayım sizi neden etiketlediğimi. Çünkü milyonlarca bilim adamının arasından birisini seçip getiriyorsunuz ve bize tanıtıyorsunuz. Burası güzel. Soruyoruz neden bu kişi? sizi etkileyen nedir? diye. Çünkü kafamızda sizi tanımak, tanımlamak var.
beni tanımlamak neden ki,önemli olduğumu düşünmüyorum,tanımlanacak kadar.
Haklısınız kendi kendime yorumlara varıyorum, çünkü açıklayıcı şeyler söylememekte diretiyorsunuz. Konuşmama özgürlüğünüz elbette var. Yazıyı asıp hakkında tartışmama özgürlüğünüzde var. Ama başkalarınında sizi etiketleme özgürlüğüde var. Tıpkı sizin başkalarını etiketleme hakkınız olduğu gibi.
peki buyrun ben sizi tutmayım etiketleyin :)
son kısım için niye sorguya mı tutuluyorum ki herkes okuduğunu anlayabiliyor sanırım:)benim fikrime ihtiyaç yok kanısındayım.okurlar katkısını ya görür ya görmez.yorum getirmek isteyen de getirir kendi bakış açısına göre.sizin yaptığınız gibi :)))
Yazının sahibi olduğunu
Yazının sahibi olduğunu yazdığınız Bayram Ali Çetinkaya'nın Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fak. Sivas adresine, tezlerine ve makalelerine netten ulaşmak mümkün. Küçük bir tarama sonucu bu hocamız beyefendinin islam felsefesi ve şahsiyetleri üzerine araştırma yaptığını, görüş bildirdiğini anlamak güç değil.
Bir bilim adamının bilim adamı olduğunu yazının-alıntınızın 'Sâbit b. Kurra, Emevî halifesi Me'mun'a danışmanlık yapmış ve huzurundaki tartışmalara katılmış, verimli ve nitelikli bir bilim adamıdır.' cümlesiyle duymak yerine yine adı geçen bilim adamının ait olduğu bilim alanının(tıp, astronomi, vb.) uzmanları tarafından değerlendirilip, nitelendirilmesini beklerdim. Zira bilim böyle işler ( eh..bizde yazıyoruz tezler, uğraşıyoruz bir parça)
hımm..bir bakalım Sabit bin Kurra makaleleri dizinine...hımmm fakat benim bir tanecik bile alan uzmanının (ilahiyat haricinde) makalesini bulamayışım bu da yetmezmiş gibi Harun Yahya'ya ulaşmam..tesadüf..elbette tesadüf..
Ben neyi anlamakta zorluk çekiyorum; İslam düşünürü olmak-olmamak, bize bir din düşünürünü tanıtmanız değil sorun. Israrla bir dinbilginini pozitif bilime ait ve üstelik siz ve ilahiyatçı hocalarımız yazmasa, buraya taşımasa kaybedilmiş bir değer olarak bize sunmanız evet sinirlerimizi hırpalıyor..çünkü biz (tüm dünya bilim insanları da galiba) bilim denilince pozitif bilimleri algılıyoruz.
Canım adam matematik deryası ne yani islam, pagan, vs. olması suç mu? demeyiniz. Hani diyorum ben de nerede alanıyla ilgili bir tane makale? (ki bir tane makale...yeteneklidir falan filan söylemleri bilimin tarafsızlığını gölgeler) (yetenekli bilim adamı diye bir şey olmaz, bilim ve buluş-uygulama vardır)
Etiketlere gelince siz bizi zaten salak yerine koyup başta etiketliyorsunuz, hiddetinize gelince Xenix'e katılıyorum. Üstelik siz bunu burada hep yapıyorsunuz ve sorun islam değil cizvit rahiplerle ilgili makaleleri de buraya taşımaya çalışsaydınız büyük olasılıkla aynı sorular tarafınıza sorulacaktı.
öyledir size göre :)))
Ben neyi anlamakta zorluk çekiyorum; İslam düşünürü olmak-olmamak, bize bir din düşünürünü tanıtmanız değil sorun. Israrla bir dinbilginini pozitif bilime ait ve üstelik siz ve ilahiyatçı hocalarımız yazmasa, buraya taşımasa kaybedilmiş bir değer olarak bize sunmanız evet sinirlerimizi hırpalıyor..çünkü biz (tüm dünya bilim insanları da galiba) bilim denilince pozitif bilimleri algılıyoruz.
sizin algılarınıza göre yazı eklemek zorunda olduğumu sanmıyorum Marsseh.Ayrıca bir din düşünürü de değildir Kurra.Şunu da söyleyeyim sitenin yetkilileri, eklenen yazıları okuyor ve eklenmeyecek,sitenin profiline uygun olmayanları kaldırabilirler gayet doğal bir durumdur.Bu yazıyı buradan rahatça kalıdırabilirler sanırım,yetkileri buna fazlasıyla müsade ediyor.
Etiketlere gelince siz bizi zaten salak yerine koyup başta etiketliyorsunuz,
öyle bir etiketleme kesinlikle yapılmamıştır,kötü etiket de sahibine aittir diyeyim.ayrıca burada belli bir zümre var da benim haberim mi yok "biz" diyorsunuz.bundan sonraki yazıları o "biz" zümresinin onayından geçirtip eklemek gerekiyor sanırım.
Üstelik siz bunu burada hep yapıyorsunuz
sizi rahatsız ediyorsa şu an ki gibi kendinizi ifade ediyorsunuz zaten-hep yaptığım şey neyse bu sürerlilik devam edecek-sorun yok benim açımdan:)ha derseniz ki ben istemiyorum böyle yazıları görmek,okumak kusura bakmayın o da sizin probleminiz ya da sıkıntınız.
Fena halde...
Sevgili nurcihan'ın alıntıladığı bilim ya da ilim ya da herneyse kişilerini okumuyorum ve ilgilenmiyorum.
Ancak bir konuda kendisine yürekten katılıyorum.
burada belli bir zümre var da benim haberim mi yok "biz" diyorsunuz.bundan sonraki yazıları o "biz" zümresinin onayından geçirtip eklemek gerekiyor sanırım.
Kusura bakmayın konuya içerik değil "usul "yönünden itirizlarımı sunmak istiyorum.
Tartışmalar elbette olacaktır. Hatta atışmalar ve usulüne göre sataşmalar da olur. Fakat gözden kaçması mümkün olmayacak şekilde "iyi polis, hemen arkasından (malum ) kötü polis ve aynı kişilerin art arda sert ve saldırgan bulduğum uslupları usule itiraz etmeme sebep oldu.
Rahatsızlığımı dile getiriyorum. Bu konuda rahatsızlık duyan tek kişi olmadığımı sanmakla kalmıyor, biliyorum .
Lütfen kimse zahmet edip sana ne demesin. Zira rahatsızlık duyduğumu dile getirme özgürlüğümü kullanacağım. Kötü polisin yüksek müsadeleriyle ;)
Haa, biliyorum insanlar aynı fikirde olabilirler. Birbirlerine fena halde katılmak ve fena halde desteklemek isteyebilirler.
Ama bu fena haldeler , fena halde abartı olmaktadır. Ve ben bu abartı desteklemelerin fena halde sıktığını söyleme özgürlüğümü de kullanıyorum.
NOT:Sevgili nurcihan, kusura bakma . Elbette benim desteğime falan ihtiyacın yok. Zaten benim de birini desteklemek derdim yok. Sadece gözüme batan şeyi çıkarmazssam rahat edemem.
Sanırım
Sanırım bende bundan sonra aynısını yapacağım. Bizim* hatamız değer verip okumak oluyor.
* Hani bizim kim olduğumuzu merak etmişsiniz ya, işte biz o okuyanlar oluyoruz.
xenix
tabi tabi
Sanırım bende bundan sonra aynısını yapacağım. Bizim* hatamız değer verip okumak oluyor.
* Hani bizim kim olduğumuzu merak etmişsiniz ya, işte biz o okuyanlar oluyoruz.
xenix
çok etkilendim yorumdan isteyen okur okumaz,ilgi alanına girer ya da girmez; değer verme konusuna gelince onu ancak yazıyı okuduktan sonra anlarsınız ya da başlık bile yeterli gelebilir kimilerine:);ama yok bunu her zaman yapıyorsunuz tarzında ya da bizi salak yerine koyuyorsunuz gibi sataşmalara girip yargı mekanizmasına mı çekiliyorum?bunu anlamış değilim .
neyse daha fazla uzatmayayım.uzatmak isteyeni de kendi haline bırakayım :)))
dip not:(gayet kısa olacak)bu siteyi severek okuyorum,saygı duyarak okuduğum değerli isimler var burada ve kimseyi de incitmek değil niyetim:)
iyi polis kötü polis
iyi polis kötü polis oynayacak vakti ve ilgiyi duyduğumuzu Xenix'in de ifadesiyle okuyan-biz'ler olarak sanmıyorum. Size sitede yazacağınız içerik hakkında icazet işaret eden bir ifade kullanmadığım gibi üslubu yanlış bulan arkadaşların kişi müdaafa etmeden kullanabildikleri doğru üslupla konuya ilişkin fikirleriyle ilgilenirim e yokmuş zira okumazlarmış falanmış filanmış.
Tam da bu! işte neden diye soruyoruz e hoşuma gitti alim malim...musakkadan alime tarifler dünyasında diyorsunuz...peki. ...aaa ne hatırladım..site yönetimi silebilir demişsiniz..haklısınız gecenin bir körü bir adamı muhtemelen düşünüp uğraşan bir zihni burada her saniye mseaj gönderecek kadar delirtmişliğiniz var ve kendinize mal ederek ve tekrar söylüyorum bizi bu yolla salak yerine koyarak bayağa yazı copy paste yapmıştınız..nasıldı...hatırlamaya çalışayım "Nurcihan hanım yaptığınız düpe düz hırsızlık yazılarımı sitemin adını vermeden kullanıyorsunuz derhal vazgeçin" miydi..böyle bir şey..ve evet site bu onlarca ikazı nezaket yollu silmişti..siz yokmuş gibi davranabildikten sonra bana neyse.
Saabilik veya sabiilik
Hazır laf saabiliğe gelmişken bir kaç bilgi verelim:
İbrahim ve oğulları tarafından Hicaz’da inşa edilen Kabe, bir güneş tapınım merkezidir. Kureyşliler, kendilerinin İsmail neslinden olduklarını söylerler. İsmail, Hicaz’a yerleştikten sonra Cürhum kabilesinden bir Sami kadınla evlenmiş ve babası İbrahim ile birlikte Kabe’yi inşa etmiştir. İbrahim ve İsmail Mekke’de, ‘Kabe Tarikatı’ adı altında, mabedi korumakla görevli Batıni bir örgüt kurmuştur.
Yemen Sabaları ve Muhammed’in atalarının kökleri, bu örgüte dayanmaktadır. Nitekim, yüzyıllarca ailesi Kabe’yi koruyan Muhammed’in de, Kabe ve civarını emniyet altına almakla görevli bir tarikatın üyesi olduğu yolunda bilgiler, günümüze kadar ulaşmıştır. Hılfül Füdul adıyla, İbrahim tarafından kurulan Kabe Tarikatının amacı, mabedin düşmanlardan korunmasının yanı sıra, Tek Tanrılı din inancının da yaşamasının sağlanmasıdır. Bu dinin inanırlarına Hicaz’da, Hanif Din inanırları denilmiştir. Tarikat, zamanla zayıflamışsa da, Muhammed’in amcalarından Ez Zübeyr, Hanif dinin bir gereği olan Hac ibadeti döneminde kabileler arasında çıkabilecek çatışmaları engellemek ve ticareti geliştirebilmek amacıyla “Allah’ın Sulhu Ayları” müessesini kurmuş, sulhu korumak için de, eski Hılfül Füdul teşkilatını canlandırmıştır. İslamiyet’in ilanından önce kurulmuş olan “Allah’ın Sulhu Ayları” müessesinin adından da görüleceği üzere, “Allah”, Hanif dinin tek Tanrısının adıdır ve İslamiyet’e, bu dinden geçmiştir.
Yeniden canlandırılan Hılfül Füdul, zalimlere karşı mazlumların hakkını savunmak için yemin edenlerden oluşmuştur. Üyelerinin tamamı, Hanif din inanırıdır. Üyelere, savaş sanatının yanı sıra, Hanif dinin öğretileri de verilmiştir. Muhammed’in ailesi Beni Haşim, Muhammed’in annesinin ailesi Beni Zühre, Ebu Bekir’in ailesi Beni Teym ile, Beni Muttalip, bu teşkilatın bel kemiğini oluşturmuşlardır. Mekke halkı arasında lakabı ‘El Emin’ olan Muhammed’in, bu teşkilata üye olmaktan gurur duyduğunu sık sık ifade ettiği belirtilmektedir. İslamiyet’in, zor ilk yıllarında da Muhammed’e, bu hatırı sayılır bir kuvvet olan teşkilatın, büyük yardımları olmuştur. Muhammed ve İslamiyet karşıtlarının, onu öldürme girişimleri, bu teşkilatın üyelerinin yardımı ile, atıl kalmıştır. Bu bilgilerden, Muhammed’in amca oğlu Ali’nin de, aynı teşkilatın üyesi olduğu sonucu çıkarılabilir. Ali ile karşıtları arasındaki hilafet çekişmesinin de, İslamiyet’in Hanif din yanlıları ile, ortodoks Sünniler arasındaki bir çekişme olduğu düşünülebilir. İslamiyet’i sonradan kabul etmiş tüm Batıni ekol yanlılarının Ali yandaşı olmalarının altında da, benzer idealleri paylaşma olgusunun yatması kuvvetle muhtemeldir.
Buraya kadar okuduysanız eğer teşkilatı tanıdınız demektir. Şimdi bu yapılanmanın ritüellerini ele alalım.
Irak taraflarında yaşayan bir topluluk olup, peygamberlerin tamamına iman ederler, her sene otuz gün oruç tutup, Yemen'e doğru yönelerek günde beş defa namaz kılarlar (Taberî, Camiul-Beyan an Te'vil-i Âyâtil Kur'ân, Mısır 1969, I, 318-320; İbn Kesir, Tefsirul-Kur'ânil-Azim, İstanbul 1984, I, 148-149). Fahruddin er-Razî diğer görüşleri zikrettikten sonra sabiîlerin, yıldızlara tapan bir topluluk olduğu görüşünü doğruya en yakın olarak kabul etmektedir (Tefsir-i Kebir, II, 105).
İlginç değil mi?
:))))
evet iyi yapmışlar doğru bildikleri gibi silmişler,bunda sizi kaygılandıracak bir durum göremedim:)çok beklemişsiniz ama içinizde yer etmiş baya bi:)keşke o zaman bunları yazsaydınız şimdiye kadar tutmasaydınız.sağlığınıza bu kadarı iyi gelmez:)evet size neyse ben de çözemedim :)
Yeni yorum gönder