Din niçin kolayca yok olmaz?

Agnia kullanıcısının resmi

Dünyanın durumunu ele alan entegral bir analiz, sosyal analizcilerin iki yüz yıldan beri karşılaştıkları en inatçı sorunlardan birini hemen çözer: Modernlik, gezegende siyasal, teknolojik ve ekonomik güç olduğundan, hala neden karşı konulmaz sayıda modern-öncesi kültür akımı vardır? Sosyologlar uzun süre, modernliğin bütün dinsel hizipleri silip süpüreceğini öngörmüşlerdir, çünkü hizipleşmenin modern-öncesi ve ilkel batıl inançtan başka bi şeye dayanmadığı sanılmıştır. Ama hala modern dünya yok olmayı kabul etmeyen çeşitli dinsel akımlarla doludur. Neden?

Modern dünyada bile herkes 1.ci dalgada (bej) doğar ve gelişimine buradan başlamak zorundadır, turuncuya (yeşile ve daha üstüne) doğru giderken, göçmen gibi mor, kırmızı ve maviden geçer. -Bakınız Her Şeyin Teorisi: http://sibelatasoy.com/?p=130 - Belli bir gelişim piramidinde, genellikle geleneksel dinle bütünleşmiş büyü ve mitik dalgalarda her zaman çok sayıda insan nüfusu olacaktır. Dolayısıyla, geleneksel dinsel inançlar asla tümüyle yok olmayacaktır; çünkü herkes birinci karede doğmaktadır.

Bu durum, sadece dar dine göndermede bulunmaktadır. Derin dine (ya da daha yüksek, firuze rengi-sonrası, kişiler arası dalgaların spirütelliğine) gelince, insanlığın çekim merkezi yavaş yavaş yükseldikçe bu deneyimlerin sıklığı giderek yaygınlaşacaktır.

İkinci kattaki bireyler üzerinde yapılan araştırmalar, bu düzeylerde “yeryüzü, kollektif zihni olan bir organizmadır” şeklinde karakteristik bir inancın bulunduğunu çoktan beri göstermektedir. Araştırmacılar bu firuze rengi anlayışın, gerçek bir doğal gizemcilik olarak geliştiği mercan rengi/psişik düzeyde arttığını ve buradan tanrısal, biçimi olmayan ve ikicili olmayan derin spiritüelliğe gittiğini de onaylamaktadır. Bu daha yüksek dalgalar, daha alçak dalgaları geride bırakmaz; çünkü her dalga aşar ve kucaklar.


HŞT’den alıntılayan SA

Senin oyun: None Ortalama: 5 (Toplam 1 oy)

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

bu analizi çok sevdim ama

bu analizi çok sevdim ama aslında bunu postmodernizim ve Derrida çözmüş durumda, postmodern söylem derki; artık hiçbir şeyin kendi başına bir anlamı yoktur, şeyler anlamlarını karşıtlarının varlığıyla kazanırlar..din de böyledir, işte bu yüzden de sanırım herzaman varolacak..

Haklısın en basit

Haklısın en basit açıklaması söylediğin gibi tabi; fakat bu birçoklarına bir açıklama gibi gelmiyor. Bu teoride, belki insanlara daha anlaşılabilir gelen ve benim önemli bulduğum bir şeye değiniliyor, basitçe örneklemek gerekirsek; hoş kokulu iri ve kırmızı bir elma aniden dalda belirmiyor! Önce çiçek açıyor, sonra bir sürü acı ve çirkin sayılabilecek dönemden geçiyor, yani bu kaçınılamıyacak bir süreç.

Ha tabi acı koruktan kurtulabiliriz, eğer güzel ve hoş kokulu bir elma istemiyorsak :)

niçinmi tanrının

niçinmi tanrının matamatiksel ispatı varmış ondan olsa gerek.:)
Bir G kümesinin Tanrı tanımını alabilmesi için yapılan analiz.
1- Kendisi dahil tüm matematiksel yapıyı kapsar.
2- Tekildir; vardır (varlığa aittir) ve varlığını kendisinden alır.
3- İyi tanımlı (Tam tanımlı) dır.
1- Tüm Matematiksel Yapıyı Kapsar:
Matematiksel yapıdaki, doğadaki, canlı vücudundaki ya da herangi bir sistemdeki bütün yapının sınıflandırıldığını ve kümelere ayrıldığını düşünelim. Bu kümeler Russel paradoksundaki “sıradan kümeler” olsun. Gerçek dünyadaki sistemler için “sıradan olmayan” kümeleri oluşturacak sınıflandırmalar yapılabilir mi? Evet, yapılabilir.
Örneğin A, bir insan olsun. A kümesinin elemanları, A insanını oluşturan sonlu sayıda nesneler ve fonksiyonlar olacaktır. A insanının bu nesneleri kapsama kuralı ise “bilmek” olsun. Sonuçta bir A kümesi, “yeni bir A yarat” fonsiyonunu bildiği sürece “sıradan olmayan” küme olacaktır.
“Sıradan” ve “Sıradan olmayan” kümeleri kapsayacak genel bir G kümesi düşünebilmek mantığa aykırı değildir. G kümesi şu şekilde tanımlanır; öyle bir G kümesi vardır ki, tüm matematiksel nesneleri eleman kabul eder. G; Tanrıyı temsil eder.

2- Tekildir ve Varlığa Aittir:

Tekildir:

Tüm “Sıradan” kümeleri kapsayan genel kümeye R ve tüm “Sıradan olmayan” kümeleri kapsayan genel kümeye T diyelim. G = R + T olduğundan G kümesi tek tek T ve R kümelerinin elemanlarını ve özelliklerini alır. T kümesinin yazımında paradoks yoktur ancak R kümesi (Russel kümesi) bizi Russel paradoksuna götürür. Dolayısıyla G kümesi de ilk bakışta paradoksaldır ve mantıklı değildir.
Oysa gerçek dünyada, elemanları reel nesneler olan hiçbir küme sonlu değildir. Bir B kümesi 5 tane farklı elma çeşitini eleman olarak kabul ediyorsa, bu elmaların elemanları olan molekülleri farklı bir küme sistemi, moleküller içinde atomlar farklı bir küme sistemi, atomların içinde kuarklar farklı bir küme sistemi…vs. olacak tek tek sonsuz “sıradan olmayan” kümelerdir. Geometrinin temel elemanları (nokta, doğru, çember) bile iyi tanımlı değildir.
Başka deyişle “Sıradan” kümeler idealize ve gerçek dünyada uygulaması olmayan küme sistemleridir. Böylece G = T’dir.
Sonuç olarak gerçek dünya R sisteminden arındırılmıştır ve G = T tekilliği vardır. Yine bir başka deyişle Tanrı asla bu paradoksa düşmez. Zaten bu paradoksa düşmemek için evreni yaratmıştır.
Varlığa aittir:
Varlığın bilimsel ispatı Descartes’in analitik felsefesiyle yapılabilir. “Düşünüyorum; öyleyse varım” diyen Descartes kendi varlığından şüphe eder; fakat kendini, kendi düşüncesinin ortaya koyduğu bir ürün olarak görüp kendi varlığını ispatlar. Böylece Descartes aslında kendisiyle birlikte Tanrıyı da ispatlar; çünkü G kümesi Descartesle birlikte bütün varlığı kapsamaktadır. Ancak bu bir G kümesi olabileceği mevzuudur, olması gerektiği değildir. Neden olması gerektiğini aşağıda göstermekteyim.

Önce Tanrının varlığa ait olduğunu gösterelim. Sözel olarak yokluğu düşündüğümüzde onu etrafımızdaki karanlık, sessizlik,..vs. sıfatlarla tanımlayabiliriz. Ama tanımladığımız bu yokluk içinde kendimiz her zaman olacağız!! Yokluğu biz tanımladığımız sürece kendimizi ondan nasıl soyutlayabiliriz? Çünkü biz “düşünüyorum öyleyse varım” dedik. Yokluğu düşüdüğümüz sürece içindeki kendi varlığımız kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda yokluk gerçek yokluk değildir. Sonuç olarak “mutlak yokluk” düşünülemez, belirsizdir.

G kümesi için Θ (boş küme= yokluk) belirsizdir. Böylece Θ >> G olmak üzere Θ; G yi kapsayamaz. Çünkü Θ yokluktur; yokluk hiçbir zaman yoktur.”Yokluk vardır” tümcesi bu nedenle zaten kendi içinde çelişkilidir. Hiç bir zaman “Yokluk vardır” diyemeyeceğimize göre belirisizdir ve konuya ilgisizdir; bunun tersi G kümesi varlığa aittir.

3- İyi tanımlılık:

Tüm evren sıradan olmayan kümelerden ve iyi tanımlı elemanlardan oluşan bir topluluktur. Yukarıda R = 0 olarak kabul ettiğimiz için G içinde de iyi tanımlı olmayan elemanların varlığını kabul etmemiz mümkün değildir. Ancak bu iyi tanımlılık bize göre tam tanımlanmamış olduğundan daha alt derecelerde bizi çelişkiye götürebilir. BU aşamada demeliyiz ki G; kendi derecesine göre (çünkü çok yüksek dereceli) tam tanımlıdır.

Tanrının Varlığının Gerekliliği:

0.dereceden bir G kümesinin 3 terimi: G0 = {G{G{…}}} şeklindedir.

Bir “Zaman” operatörü tanımlayalım: Z, zaman operatörü G ile her işlemden sonra ona bir nesne ekler.

G1 = Z1 x Go = {A, G {A, G{…}}}

G2 = Z2 x G1 = {A, B, G{ A, B, G{…}}}

G3 = Z3 x G2 = {A, B, C, G{ A, B, C, G{…}}}
.
.
.
Gsonsuz = Zsonsuz x Gsonsuz-1 = {A, B, C, …, G{ A, B, C, …, G{…}}}

Z işlemi sonsuzda aradığımız G en genel kümeye ulaşır. Öte yandan G’lerin hepsi (G0, G1, G2,..) tanım olarak en genel küme olduğundan yani kendi sonsuzlukları içinde bütün kümeleri zaten kapsadıklarından G0 (altküme) G1 (altküme) G2 (altküme) …. ve hatta G0 = G1 = G2 = …. yazılabilir. Öyleyse

1- G kümesi tektir.
2- Zaman evrimi tanımlanabildiği sürece Gsonsuz ‘un varlığı gerekliliktir.
Sonuç olarak insan zihninde Tanrı kavramını oluşturan gerçeğin zaman olduğu anlamak önemlidir. Zaman tanımlı olduğu sürece Tanrı kavramı da gereklilik olarak ortaya çıkar. Asıl önemli kısım "Zaman nedir?" sorununa yaklaşımımızdır.
TABİ DİNİN KOLAYCA YOK OLMAMASININ ALTINDA,ÜSTÜNDE,YANINDA,SAGINDA,SOLUNDA,BOYLE BİLİMSEL ACIKLAMALAR OLUNCA İNSAN BİLİMLE DİNİN G KÜMESİNDEN OLUŞAN TANRININ VE DİGER KÜMELERİN İŞLEVLERİNİ OLUŞTURAN ALT KÜMELERİN TANRISIYLA BİRLEŞMESİNDEN ORTAYA CIKAN TANRIYI HİSSEDEBİLMESİ GERCEKDEN COK GÜZEL.:):) TANRIM SEN BENİM KÜMELERİME MUKAİT OL HEMİ.:):)

yorum

bence süper çok iyi anlamasamda gerçekten çok etkilendim

Hangisi?

Kümeler mi? Her şeyin Teorisi mi?

http://sibelatasoy.com

her şeyin teorisi

her şeyin teorisi kümleride kapsamıyormu sence agnia.

iki simge

aşk ve sevgi sevilmesi gereken her şeyi hissedebilme farkındalığı içindedir.inanıyorum öyleyse varım,inanmıyorum öyleyse yokum.çelişkili durumları yaratan anlaşılmazlık,teorilerden çıkmışdır.inanmak isteyen inanır,inanmamak istemeyende inanmaz,bunun ispatını kanıtlamak neye yarar.kategorize edilen inançların içindeki inanç sistemi tanrının iyliği temsil etmesinden başka bir şey degildir.
İKİ SİMGE

Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."

- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.

- "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

- "Peki" dedi. "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

- "Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!"
evet hangisi beslenirse o kazanır.

Şu kızılderilileri

Şu kızılderilileri çok seviyorum. Herşeyin özetini çıkarmış gibiler. Hikayeyi duymadım daha önce, çok teşekkürler ganj.

xenix

Kızılderililerin hikmetini

Kızılderililerin hikmetini ben şu noktada görüyorum; Doğaya karşı saygılılar fakat bu öyle böyle değil, hürmeten, varlığını borçlu olduğunun bilgisi ile bir saygı.

http://sibelatasoy.com

"Sosyologlar uzun süre,

"Sosyologlar uzun süre, modernliğin bütün dinsel hizipleri silip süpüreceğini öngörmüşlerdir, çünkü hizipleşmenin modern-öncesi ve ilkel batıl inançtan başka bi şeye dayanmadığı sanılmıştır. Ama hala modern dünya yok olmayı kabul etmeyen çeşitli dinsel akımlarla doludur. Neden?"

Güzel soru. Neden?

xenix

formatlanmış zihin

Canım Agnia'cığım, insanlar dünyaya gelirken prototipleri ile geliyorlar. Bunun anlamu şu: İçi boş bir bilgisayar gibi değil, temel programları kurulmuş bir PC gibi geliyor. Dolayısı ile bu ilk hali "boş" değil. Tıpkı senin yazıda belirttiğin "herkes birinci karede doğmaktadır" ifadesi gibi. Burada, en temel yaşamsal bilgiler var. Bunların da en temeli "inanç" bilgisidir. Kişiler her ne kadar birbirlerinden farklı zihinsel programlar kullansalar da BİOSlarında temel bir "Allah inancı" ile doğuyorlar. Çevremizi gözlemliyoruz ve dünyayı "yeni baştan" tanımlıyoruz. Bu sırada "dünya kültürünü" yeniden giyiniyor olsak bile, bu bile bize dinler öğretisini sunuyor. Biraz 5 maymun hikayesi gibi.

Dünyaya gelişimiz zamanındaki formatlanmış halimizi "sıfırlayabilir" miyiz? Bu mümkündür belki. Gelecek zamanlar buna gebedir. Ama bu durumda şöyle bir sakınca da var; çok çok farklı kültürel kurgular bize "dayatılırsa" (doğum öncesi), buna karşı bir direniş gösterilemeyebilir. Bir başka ifade ile, "bilincimize ne konmuşsa onu (mutlak) gerçeklik olarak yaşamak zorundayız".

Kendi kendimize küçük testler yapmalıyız ara-sıra. Tıpkı küçük bir çocuğun dünyayı sorgulaması gibi. "Bu neden böyledir" diye safça sorular sormalıyız. O zaman, bize dayatılan sahte kültürel öğretileri yırtmaya gözümüz açılabilir.

ölü ölü değilse

kuranı kerimdeki ayetleri hiçbir arapçabilgisinizolmadan arapçailmini öğrenmeden piyasadaki bazı kuran mealleri ve bazı tefsirkitaplarından araştırarak birşeyler öğrenmişsiniz insanlara yanlış şeyler anlatıyorsunuz. eğersiz bu konunuzu araştırmak veonu kuran ayetleriyle desteklenmesini söylüyorsanız siziönce ARAPÇA İLMİNE ÖĞRENMEYE BAŞLAMANIZ GEREKİR.ARAPÇA İLMİ OLMAYANADAM TEFSİR YAPAMAZ KARDEŞİM.HERKEZ KENDİ DALIYLA UĞRAŞSIN hocalıkda bir daldır.avkatlık doktorluk mühendislik gibi. GELELİM AYETE KURAN AYETLERİNİ TEFSİREDERKEN BİR USULVARDIR KARDEŞİM. 1 AYETİ O AYETİN KENDİNDEN ÖNCEKİ VE SONRAKİYLE OKUNUR TEFSİRİ YAPILIR. 2 AYETİ BAŞKABİR AYET AÇIKLAR 3 ayeti hadis açıklar 4. ayeti sahabe sözleri açıklar PEKİ SİZİN BU AYETİ İNEK YERİNE YARASA DİYE TEFSİR ETMENİZİN DELİLİ NEDİR YARASA diye söylediğiniz şey eğer kendi fikrinizse kuranı sapıtırarak tefsir ediyorsunuz demektir.sadeceakılla tefsir olmaz.siz bukonunuzu araştırmış olabilirsiniz yarasanın belki faydaları vardır ama bunu kurana maletmeyin......

ebubekir

"GELELİM AYETE KURAN AYETLERİNİ TEFSİREDERKEN BİR USULVARDIR KARDEŞİM. 1 AYETİ O AYETİN KENDİNDEN ÖNCEKİ VE SONRAKİYLE OKUNUR TEFSİRİ YAPILIR. 2 AYETİ BAŞKABİR AYET AÇIKLAR 3 ayeti hadis açıklar 4. ayeti sahabe sözleri açıklar"

Ne diyor bu misafir?

xenix

"Kuranda yazanı boş ver

"Kuranda yazanı boş ver sahabenin ne dediğine bak" diyor.

Ayrıca "HERKEZ KENDİ DALIYLA UĞRAŞSIN hocalıkda bir daldır" diyor...

"daldırın" demek gerekiyor o zaman...
Yani "hocalık da bir daldır" yazsa anlayacağız ki "hocalık dahi bir ayrı meslektir, uzmanlık alanıdır"
Ama misafirin yazdığı şu anlama gelir ki, "hocalık içinde bir daldır" yani "elinde ne varsa, her neyse elindeki, onu hocalığın içine bir sok, batır" demek istiyor. Ya da "hocalık içinde uyu" demek istiyor.

Tümcenin ögelerini çözümlesek nelerle karşılaşırız kimbilir. Yani orada saklanan gizli özne kim, ne?... Öznenin yüklemi n'eyliyor? Tümleç nedir, zarfta neler var kim bilir...
Şimdi Türkçeyi böyle kullanan bir adamın arapçasından, arapça dalından ne hayır gelir ki?

Hayır sayın misafir,
Ben senin ne dediğini anladım da, sen benim ne dediğimi asla anlayamazsın...

Din neden kolay yikilmaz

Bazi guclu bilgiler insanin genlerine islenir. Din ve Allah inanci da boyledir. Bu inancin ortadankalkmasi ancak uc nesil devamli unutturulabilmesiyle mumkun olabilir.

Sayın Kardan Adam Genlere

Sayın Kardan Adam
Genlere işlenmiş bilgi nasıl olurda 3 nesil unutturularak ortadan kaldırılabilir.
Evrimin gerçekleşme süresi bu kadar kısaldı mı ? Yani Mesela bir insanın kalbini kendisine unutturarak kalbin ortadan kalkması mümkün müdür ?
Bu güçlü bir bilgidir bu doğru ancak genlere işlenmiş değildir maddenin iç yapısında vardır. Quarklar, mezonlar, leptonlar , hadronlar gibi bir varlığı vardır Allah inancının;
maddeyi ortadan kaldırmak başarılabilirse, bu dediğiniz de bir ihtimal olabilir.

Genler

Kalp bir gen degildir. Maddenin ortadan kalkmasi ile genetuk kodlarin degistirilmesi farkli seylerdir.

Din Virüsü

Craig A. James yıllarca Stanford Üniversitesi’nde din, evrim, sosyoloji ve yapay zekâ üstüne çalıştı. ABD’nin tanınmış ateistlerinden biri olarak yazdığı ‘Religion Virus-Din Virüsü’ kitabıyla, Richard Dawkins’in teorilerini bir adım ileriye götürdüğü söylendi. James, Türkiye’yi dünyanın ikinci en inançlı ülkesi olarak gösteren araştırmayı temel alarak inancın evrimini anlatıyor.

Geçen hafta IPSOS’un Reuters için yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye dünyadaki ikinci en inançlı ülke. Ne anlama geliyor?
Türkiye’nin gayet normal bir ülke olduğunu gösteriyor. İnsanlar ebeveynlerinin inançları içinde büyür. O yüzden ABD’de Hıristiyanlık, Hindistan’da Hinduizm, Türkiye’de İslam devamlılığını kaybetmez. Fakat ateizm şu anda dünyada en hızlı yayılan dindir. Din diyorsam, inançsızlık elbette.

Büyüyen grup

Gerçekten mi?
Tabii. ABD’de ateistler, Hıristiyanlardan sonra en çok büyüyen grup. Avrupa’da da Hıristiyanlık ciddi biçimde zemin kaybediyor. Bazı Avrupa ülkelerindeki ateistlerin nüfus içindeki oranı yüzde 60’ları buluyor.

Türkiye neden etkilenmiyor?
Sebep büyüyen ekonomi. Hıristiyanların arttığı ülkelere bakın: Çin ve Afrika ülkeleri. Çünkü gelir dağılımında ciddi bir adaletsizlik ve yoksulluk var. Din sefaletten beslenir. Hayatta birçok kötü şey ortada makul sebep yokken cereyan eder. Ağaçlar insanların üstüne düşüyorsa, birileri de bunu açıklamak için hikâyeler uydurur. Ağacın altında kalanlar da bu hikâyelere inanmayı tercih eder. İyi bir eğitim ve ekonomi, bu tercihi bilim yönüne çevirir.

Yalnız Türkiye’de ağaçlar Çin ve Afrika ülkeleri kadar kafamıza düşmüyor. Hatta hükümete göre ekonomik gücümüz de gitgide artıyor.
İnsanlar uzun vadeli trendleri görmekte zorlanır. Hayat iyi giderken insanlar çocuklarına dini bilgiler vermekle uğraşmazlar. Katolik bir arkadaşım kilisenin müdavimi olmasa da Katolizm’in birincil prensiplerine inanır. O yüzden kızının da öğrenmesini istedi, onu kiliseye göndermeye başladı. Fakat hayatını tam bir Katolik gibi yaşamadığı için tuhaf anlar yaşandı. Kilisedeki derslere giden kızı, kısa süre sonra “Anne burada saçma şeyler anlatılıyor, gitmeyeceğim” dedi.

Bu hikâyeden çıkan ders nedir?
Çok basit: Bu arkadaşım başarılı bir işkadınıdır. Dini inancını muhafaza etse de hayatına yansıtmadı. Kızı, Tanrı’ya inanıyor ama bir daha asla kiliseye gitmeyecek. Ve kuvvetle muhtemeldir ki, onun çocukları Tanrı’ya da inanmayacak. Dolayısıyla ekonomik olarak gelişkin toplumlarda da dinin etkilerinin hemen silinmesini bekleyemezsiniz. Örnekte de gördüğünüz gibi iki kuşak sürüyor. Büyük ihtimalle Türkiye’de şu anda yaşanan da budur.

Nasıl?
Nüfusun yüzde 91’i inançlı çıkmış olabilir ama bu, toplumda dini fikir ve alışkanlıklarla ilgili nasıl bir alt akıntı olduğunu göstermez. Bir ankette Allah’a inanıyor musunuz sorusuna ‘evet’ cevabı verenlerin gerçekten dindar olduğunu söyleyebilir misiniz? ABD’de bunu anlatan bir deyim var: Lapa Hıristiyanları.

Ne demek o?
Üstüne bastığınızda veya bir müdahalede bulunduğunuzda çöker. Sağlam bir zemine oturmamıştır inançları. ABD’de ‘lapa Hıristiyan’ların sayısı artıyor. Ve onlar eğitimli ve para kazanan kesim. O kesimin birinci kuşağı dindardı, ikinci kuşağı dindar değil ama inanıyor. Üçüncü kuşağı ise inançsız.

Sıkça duyduğum bir cümle var: “Organize dinlere inanmıyorum ama yukarıda bir güç olduğunu biliyorum.” Ne düşünüyorsunuz?
Geçenlerde Katolik bir rahip, Hıristiyanlığın hayaletler, periler gibi paranormal varlıklarla uyuşmadığını söylüyordu. Bana göre dünyaya ya bilimsel bakarsınız ya da dindar. Tanrı’ya inanıyorsanız, aynı mantıkla perilere de inanın. Sizin söylediğiniz cümle de mantıksız ama benim anlattığım dinsel evrime harika bir örnek. 20 yıl sonra, o cümleyi kuranların çocukları hayatı sadece bilimle anlamayı tercih edecek.

Dinin evrimi

Kitabınızda Dawkins gibi siz de dinlerin yayılmasını ‘meme’lerle (mim diye okunur) ve evrim teorisiyle açıklıyorsunuz. Nedir ‘meme’?
En basit şekilde ‘bilgi birimi’ ya da ‘fikir’ olarak açıklanabilir. Ama öyle bir fikir ki, doğası gereği insanlar onu başka insanlara anlatma ihtiyacı duyuyor. Dini öğretiler de bu özel bilgi birimlerinden oluşur.

İyi ama kutsal kitaplar var… Binlerce yıl önce yazılmış ‘meme’lerden oluşuyorlarsa nasıl evriliyorlar?
Meme’ler birkaç yöntemle yayılır, biri yazılmış metinler aracılığıyla diğeri ağızdan ağıza.

Tek Tanrılı dinlerin doğuşunu evrim teorisiyle nasıl açıklıyorsunuz?
Evrim teorisine göre birbiriyle rekabet halinde olan iki tür varsa… Örneğin aynı temel özellikleri taşıyan iki kurdu ele alalım. İki kurttan ancak daha güçlü olan yaşamını devam ettirir. Dinler de böyle.

Konumuz Sosyal Darvinizim’e doğru gidiyor sanki…
Haklısınız ama bunu çok negatif çağrışımları olduğu için kullanmayı sevmiyorum. Yerine, tek tanrılı dinlerin doğuşunu “Güçlü olan kazanır” mantığıyla açıklıyorum.

Bugün din ve bilim arasında mı ‘güçlü olan kazanır’ rekabeti var?
Aynen öyle. Çevre koşullarına en iyi adapte olan kazanacak. Belki yüzyıl sonra. Olay tamamen biyolojik adaptasyon meselesidir. Kuzey Avrupa’da niçin ateizm yükselişte? Çünkü din hızlı değişen çevre koşullarına ayak uyduramıyor. Ekonomi hızla değişti, hastalıklara çözüm bulunmaya başlandı. Bilim, insanların beyninde tüm bu değişimlere aynı hızda adapte oldu, din olamadı.

Laikliğin inanca etkisi
Aynı araştırmaya göre inançlı olmayanların yüzde 56’sı Fransa’da. Bu Fransa’nın keskin laiklik politikasıyla ilgili mi?
Kesinlikle hayır. Siyasi politikalar dini inançları böyle etkilemez. Rusya on yıllar boyunca zalimce anti-dinciydi ama halk tersine iyice dindar oldu. Çünkü devlet kiliseleri kapatıp dindarları bezdiriyorken halkın refah düzeyi de düşüktü. Ona rağmen dine döndüler. Çünkü kötü zamanların ilacı dindir. Çin hükümeti anti-Hıristiyan ama Hıristiyanlık yayılıyor. Devletlerin din üstünde pek etkisi yoktur. Dinin iki düşmanı vardır: Eğitim ve refah.

Evet biz ateistler mutsuzuz
Kitabınızın ismi ‘Din Virüsü’… Ama birçok araştırma dindarlar daha mutlu ve sağlıklı olur diyor. Öyleyse din iyi huylu bir virüs mü?
Virüs, dinin bulaşıcı olduğunu anlatmak için kullandığım bir benzetme. Ama bu sağlık getirdiği anlamına gelmez. Dinin mutluluk ve sağlık getirmediğini söyleyen birçok araştırma da var ama basının hiç dikkatini çekmez. Hayata bilimsel yaklaşmak insanı mutlu eder diye bir kural da yok. Bilimsel insan mutlu mudur bilemem ama gerçekçi olduğu kesin. Evet belki ateistler olarak mutsuzuz çünkü dünya mahvolmuş vaziyette ve kimsenin bir şey yaptığı yok.

Ateizmle ilgili kitap sayısı da bunlara cevap veren dindar kitap sayısı da arttı.
Harika bir gelişme. Dinlerin çok gelişmiş bir bağışıklık sistemi vardır. ‘Eğer inanmazsanız cehennemde yanarsınız’ sözü en iyi kanıtı. Dindar kitaplardaki artış, dinin kendisini tehlikede hissettiğini gösteriyor çünkü defans mekanizmasını devreye soktu. O yüzden harika.

Ateist çetesi mi var?
Richard Dawkins, Christopher Hitchens ve Sam Harris’in başını çektiği ateistler için ‘Bunlar çete gibi çalışıyor’ diyorlar. Öyle mi yapıyorsunuz?
Elbette hayır. Birbirimizi yakından takip ediyoruz ama birçoğumuzun yüz yüze gelmişliği bile yok.

Size göre dinler bizlerin bilgi birimlerinden oluşuyor. Peki böyle mükemmel bir bağışıklık sistemi olan şeyi insanlık nasıl yarattı?
Kazara! Dünyadaki organizmaların büyük bölümü parazitimsidir. Neyin veya kimin neyi yarattığını anlamak zordur. Din de dilin yarattığı ‘meme’lerin yayılmasıyla oluştu. Dolayısıyla din aslında dilin doğuşunun beklenmeyen bir sonucu.
Belki genetik olarak bir güce inanmak zorundayız.
Dinin ‘bilgi birimleri’ bizi inanmaya ihtiyaç duyar hale getirdi. Yoksa öyle bir genetik kodumuz yok.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1047969&Yazar=EZG%DD&Date=02.05.2011&CategoryID=96

Basit bir sebebi var yok

Basit bir sebebi var yok olmamasının bazı insanlar ölümü farklı algılar..
2 tür söylem vardır.
1. Hayat kısa, zaman varken gününü gün et.
2. Hayat kısa, vakit dar kulluk görevlerini ihmal etme...
Bu iki tür söylem iki tür insan karşılık gelir.
Birisi bu dünyayı tek gerçek görür, diğeri ölümü görerek bu dünyanın aslında yalan olduğunu görür. Ateistler 3. tür olabilir.
Onlar bu dünyayı ve ölümü görerek, bu dünyayı tek gerçek görmekle beraber, başka bir hayatın olmadığını da düşünüyor olabilirler.
Tüm Evren Kainat yok olduğunda , kurulacak olan öteki dünya inanan için bir kurtuluştur. Ölümden kurtuluş.
İnsan ölümsüz olmayı ister çünkü gerçekte ölümsüzdür. Sadece görmekte olduğu Hayat denen kısa rüyada; rüyanın kısalığından, anlamaktadır aslında rüyada olduğunu...
Ölümsüzlüğe olan isteği, ölümsüz olan gerçek hayatındaki yaşamından kaynaklanır.
İşte bunu destekleyecek her türlü bilgi ve inanç onu dindar yapar.
Eğer insanları ölümsüz yapabilmeyi başarabilirse insanlık; işte o zaman Dinlerin hükümranlığı, ortadan kalkabilir.
Ama bu çok zordur biyolojik olarak bunu başarabilse bile hücreleri meydana getiren atomlar ve protonların da bir ömrü vardır. Ne kadar uzun okurlarsa olsunlar sonludurlar. Yani bu evrende ölümsüz olan hiç bir şey yoktur. Evren her saniye ölüme koşmaktadır ışıktan da büyük bir hızla...
Dine virüs diyenler, sığ ve derinliksiz dünya ideolojilerini onun karşısına koyarak devirmeye çalışırlarsa bu tamamen beyhude bir çabadır.

Ölmeyecek hiç bir şey yoktur. Ve bu gerçek karşısında dayanabilecek hiç bir fani varlık, düşünce, ideoloji yoktur.

Dünyanın

Dünyanın büyük yöneticileri, en tepedekiler, zenginler, toplumları yönetenlere baktığınızda, derinden incelediğinizde çoğunun aslında ateist olduklarını görebilirsiniz.

Buna rağmen hiç biri dinlerin yok olması için mücadele vermez. Hatta dinleri yok etmeye çalışan diğer ateistlerle de mücadele eder. Çünkü halkları, toplulukları yönetmenin en kolay yolu dindir. İsyanları engellemenin en kolay yolu da dindir. Bugün fakirlikten kırılan Hint halkının isyan etmemesinin tek sebebi, bir daha ki yaşamda daha iyi bir hayat yaşayacaklarına olan inançlarıdır. Kim onlardan bu umudu almak ister ki??

xenix: Takiplerim

Din, toplumlar icin bir

Din, toplumlar icin bir ihtiyactir. Oyle siradan bir gereksinim de degildir hani; olmazsa olmazdir. Dinle koca bir ahaliye her sey yaptirilabilir. Aile de eklenince bu dinlere, kolay yonetilen, dusunmeyen, sorunsuz insan topluluklari karsinizda saygiyla egilir...

Bu durumda kim bu can damarini yok etmek ister ki?

*G Milat*

Çünkü

İnsan zihni sever mükemmel olana varma esrikliğini. Mükemmel olanın insandan öte bir varlık olduğunu bilme hali ne DİN içindedir ne Din dışı. Öylesine belirsiz...

Yaşam, adalet ve sağduyu ile dolduğu vakit sorulmasına gerek kalmayacak bir belirsizlik olduğuna inanıyorum.

Guzel Dinler

Insanlik henuz cok geri. Insanlarin yaraticiya ihtiyaci var. Ayrica bunda guzel bir romantik oge de buluyorlar. Dini yok etmek kolaydir, ama yerine daha guclu ve guzel bir sey koymaniz gerek. Insan henuz dinsizligi hazmedecek duzeye gelemedi. Geldigi zaman din kendiliginden yok olacaktir.

Güncelleme. Dinler niçin

Güncelleme.

Dinler niçin kolay yok olmaz sorusu için.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş