Sapancaya yolculuk...
Ankaradan sabah saat 10.00 da sapancaya yolculuğumuz başladı. Boluyu geçtikten sonra aniden çıkan lodos tüm şiddetiyle kendini hissettirirken, yağmur yüklü gri bulutlar bize gülümsüyordu. Buluşma yerimizde, sapanca grubundan bir minibüste 25 kişilik bir ekip, osman özkan öncülüğünde bizi bekliyordu. Sakarya üniversitesi kırkpınar sosyal tesislerine doğru yol alırken rüzgardan önümüzde eğilen ağaçlar bizi selamlıyordu. Muhteşem bir doğa gözlerimizin önünde ve ağaçlar sararmış yapraklarıyla ayrı bir harmoni oluşturuyordu. Tesise geldiğimizde istanbul ekibinden arkadaşlarımızla sıcak bir karşılama ile sarmaş dolaş olduk. Çoğu ile reelde ilk defa birlikte olmamıza rağmen, sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi bir his hepimizde oluştu. Harika bir başlangıçla kamca org ''modern yaşam alanları'' ve ruhsalplatform ''mutlu insan projesi'' etkinliklerine merhaba dedik...
Konferans salonu ihtiyaçlarımıza cevap verecek kadardı. Gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra, sevgili Haluk Berkmen hocamız bizlere çok değerli bilgiler vermek üzere yerini aldı. Neler mi öğrendik?
Tam bir bilim ,felsefe ,düşünçe ve fikir ziyafeti... Ve haluk beyin anlatımıyla en zor ve karmaşık gelen konular bile anlaşılabilir oldu. Belki bizim için olmayabilirdi ama, orada felsefe ile çok yakın ilişkide bulunmayan ve yeni başlayan kişiler vardı. Sanırım o güzel sunumdan sonra öğrenme isteği onlar içinde vazgeçilmez olaçaktır.
Konularımız ise kuantum , karmaşa ve kaos kuramları bunların gündelik yaşamlara uygulamaları ve etkileri, klasik fizik dünya görüşü, modern yaklaşımlar...
Sapanca felsefe ekibinin isteği üzerine, felsefe nedir? Neden felsefe öğrenmeliyiz? felsefenin bize katkıları neler olabilir?
Ve sırada ekrem beyin atölye çalışmaları... Nerede ne sorunlarımız var? İletişimde yapmış olduğumuz hatalar, birer birer ortaya döküldü.
Akşam yemeğimizde ne dışardaki fırtına, ne bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, ne de sönen ışıklar ve kafamıza damlayan yağmur damlaları, bizi sabri beyin ve oradaki ona katılan restorant sahibi sait beyin, restoranın ahçısı zeki beyin şarkılarının yaratmış olduğu harika atmosferden mahrum edemedi. Üstelik ışıklarında sönüp, mumlarla aydınlanmamız geceye ayrı bir egzantrik hava kattı. Bu arada gaziantepli olduklarını öğrendik. İşletme yeni açılmış, işler çok umdukları gibi gitmiyormuş ve her zaman bizim ekibimiz gibi eğlenceli, neşeli, sıcakkanlı insanlarla karşılaşamıyorlarmış. Yöre halkı değişikliklere çok rağbet göstermemesine rağmen istanbuldan ve çevre illerden haftasonu tatilini geçirmeye gelenler, yüzlerini güldürüyormuş.
Cazibemiz inanılmaz çekici olmalı ki diğer müşterilerde bize katıldılar:)))
O büyüleyici ortamın yaratmış olduğu enerji muhteşemdi. Sanki o an sabri beyin karagümrük yanıyor parçasıyla herkesin kalbi bir atıyordu:))) Sait bey ve zeki bey de kendi yörelerinden türkülerle gecemize renk kattı. Gecenin ilerleyen saatlerine doğru akan zaman her güzel şeyin sonu olduğu gibi gitme vaktimizide hızla getirdi. Dost canlısı tiryaki restorant çalışanlarına veda ederken karşılıklı iyi dileklerde bulunduk. O gece sıcak yataklarımıza yorgun bir şekilde kendimizi atarken, hala kulaklarımızda o güzel şarkıların melodileriyle uykuya dalmayan yoktu sanırım.
Ertesi sabah günün ilk ışıklarıyla kalkmayı planlamamıza rağmen, geç yatmamızın etkisiyle kimse ayılamadı:)))Oysaki gürsel ve sabri bey disipli olduklarından, erkenden kalkmışlar ve kimseyi ortalarda göremeyince çevrede yürüyüşe çıkmışlardı. Bir müddet sonra tüm ekip toplandı. İyi bir kahvaltıdan sonra, tesisin biraz aşağısında akan derenin üstündeki derme çatma tahta köprüden karşıya geçtik. Manzara harika idi. Sarı, yeşil ve turuncunun tüm tonları bizlere göz kırpıyordu. Ağaçların içinde oval bir düzlükte gürselin öncülüğünde yoga yaptık. Vücutlarımızda olması muhtemel gevşeme sağlanmıştı ve artık meditasyon zamanı... Herkes bir ağaç'a sarıldı ve tabiatın sesini dinlerken o ruhsal yolculuğa, huzur veren boşluğa daldık...
Dinç, dingin ve huzur içinde sevgili Haluk Berkmen hocamızın sunumunu (Türkmenistan'da, günümüzden en az 5000 yıl öncesinde gelişmiş bir şehir kültürü ortaya çıkarıldı. Bu kazılar ile ilgili çalışmalar ve hocamızın yorumları) ilgiyle dinledik.
Öğle yemeği için ormanın içinde derelerin aktığı ve küçük bir şelalenin çağladığı istanbulderede alabalık yedik. Ben ise çiko isimli cin ve terier karışımı sevimli köpeği görüntüleyebilmek için epey peşinde koştum:))) Sevimli hayvan resim çektirmekten hoşlanmıyordu.
Bu arada ekrem bey şöminenin başında pozlar veriyordu.Çok hoş çıkmış dimi:)))
Maalesef ayrılma vaktimiz gelmişti. Hepimiz paylaştığımız bu sevgi ortamının içinde birbirimize veda ettik. Ortak düşünçemiz ise bu tür organizasyonların devamı idi.
Sapancaya yaptığımız bu yolculuk, benim için unutamayacağım harika bir deneyim oldu. Hissettiğim duygu, çok sevdiğim gökkuşağının renklerini hep bir arada görmekti:)))
Bu geziye katılan tüm sevgi dolu dostlarıma teşekkür ediyorum ve iyi ki sizleri tanıdım.
resimler: http://kamca.org/modules.php?name=Content&pa=showpage&am p;am p;pid=65
http://picasaweb.google.com.tr/s.Empati/Sapanca_kamCa_KasM2008#
- medisis ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2153 defa okundu

Sibel Atasoy

Gerçekten çok keyifli bir yolculuktu
Resimler ve anlatım mükemmel sevgili İsis. Gerçi hiç bir ifade orada olmanın yerini tutamaz ama. Bizler bu oluşumun şanslı insanlarıydık. Orada olan herkes bir şekilde organizasyona katkı sağladı ve bu muhteşem gezinin gerçekleşmesinde payı oldu.
Tüm katkıların ve herşey için teşekkürler İsis. Bir başka gezide gene buluşuruz. Sevgiler..
Teşekkür ederim sevgili
Teşekkür ederim sevgili gumanji. Hiç bir ifade orada olmanın yerini tutamayacağı konusunda sizinle hemfikirim. Birbirini yeni tanıyan bu insanların yakalamış olduğu uyum etkileyici idi.
Kesinlikle bir başka gezide buluşmak dileğiyle. Sevgiler...
Yeni yorum gönder