MEB idealindeki Atatürk'ü anlatıyor
Bu yazı tarafımdan MEB 12. sınıf din kültürü dersi kitabında,Atatürk’ün “dindar, zorunlu din dersi yanlısı” gibi gösterilmesi olayına tepki amaçlı yazılmıştır.
İlgili haber" http://kitap.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=9248 "adresindedir...
Atatürk'ün inançlarının ne olduğu tatışılabilir ancak tepkimin amacı onun olmadığı bir kisveye büründürülerek yansıtılmasınadır.
1931 tarihli bir Lise II tarih kitabından, ilginizi çekeceğini düşündüğüm bazı bölümleri buraya alıyorum. Bu kitabın yazıldığı ve okutulduğu tarihin, Atatürk’ün hayatta olduğu ve laikliğin gerçek anlamda uygulandığı tarih olduğuna ve ifadelerdeki seçilmiş inceliğe dikkatinizi çekerim. Laik bir devletin eğitim ve öğretimi böyle olur. Uygar bir topluma, inandığı din böyle anlatılır. Arada anlamlı ve ilginç ifadeler var, kaçırmayın.


Arabistan'ın muhtelif yerlerinde insan heykellerinden ve nebat resim ve suretlerinden ibaret ağaçtan ve taştan putların muhafazasına mahsup yerler vardı. Muhammed'in neş'et etmiş olduğu Mekke'de ki Kabe denilen mabet bu yerlerin en büyüklerinden idi. Her mabet kahinler tarafından idare olunurdu. Kahinler nezirleri sadakaları kabul ve ayinler icra ederlerdi.Güya gayıptan haber verirler, rüyaları tabir ederlerdi.

Demek ki, Kabe'nin bir köşesindeki karataşın kutsiyet almasından, ziyaret tavaf edilmesinden çok evvel Friklerde karataşın mabet ve ziyaretgah esası olması adeti teessüs eylemiş bulunuyordu.

Arabistan'da az çok Hristiyanlar da bulunduğundan, diğer putlar arasına elinde çocuğu İsa olduğu halde Meryem'in de resmi konulmuştu. İşte bu şeriat içinde Kabe Kureyşliler için iktisadi ve ticari menfaatler teminine yarayan bir vasıta oldu.

1- Medineniler ile Mekkeliler arasında derin bir düşmanlık ta vardı. Medinelileri Muhammed'in davetine icabet etmeye sevk eden başlıca sebepler işte bunlardır.
Orcagada:Bu anlatım, öncelikli olarak, Medinelilerin İslam'ı kabul etmelerinin, doğrudan İslam'la bağlantılı olmadığını belirtiyor. Ayrıca, bilindiği gibi, bütün Müslümanlar, peygamberlerinden bahsederken isminin başında mutlaka yücelik ifadesi olarak Hz. sıfatını kullanırlar.
2- Muhammet te Mekke'den kalkıp Medine'ye kaçtı. Buna Hicret denildi.
Orcagada:Hiçbir İslami anlatımda rastlanmayacağı gibi, bir Müslüman tarafından yazılmış hiçbir tarih kitabında, Muhammed'in, Mekke'den Medine'ye hicreti için, kaçtı ifadesi kesinlikle kullanılmamıştır.
3- Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kuran denir.
Orcagada:İslam inanışına göre Kuran, Muhammed'in koyduğu esaslar değil, tanrının koyduğu hükümlerdir. Muhammed ise, bu esasları vahiy yolu ile alan peygamberdir.
4- Bu esasları ihtiva eden cümlelere ayet, ayetlerden mürekkep parçalara da sure derler. İslam an'anesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtası ile Allah tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur.
Orcagada:Buradaki ifade de görüldüğü gibi, ayetlerin tanrı tarafından geldiği değil, tanrı tarafından geldiğinin İslam an'anesi tarafından kabul edildiği belirtilmektedir. Böyle bir ifadeden, ancak Kuran, tanrıdan gelen bir vahiy olmasa da, İslam gürüşünün şekli budur anlamını çıkarmak mümkündür. Kuran'ın, tanrı tarafından gelen bir vahiy olduğuna inanan bir Müslüman'ın, insanı düşünmeye zorlayarak, kafasında böylesine soru işaretleri bırakan bir anlatımda bulunması mümkünmüdür ?
5- Muhammet birdenbire Allah'ın Resulüyüm diye ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve pek iptidai ve ıslaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları ıslah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur.
Orcagada:Vahiy insanda fikir olarak doğmaz ve bir insan hiç bir şekilde vahiy almaya karar veremez.Ancak vahiy alıyorum numarası yapmaya karar verebilir. Bir insanın kendisinde vahiy fikrinin doğması, ancak çevresine böyle bir telkinde bulunarak insanlar üzerinde etki sağlamaya çalışması fikrine kapılması şeklinde açıklanabilir. Burada da Muhammed'in aynı kavram içinde bulunduğu çok açık bir şekilde belirtilmektedir. Tenha yerlere çekilerek, yıllarca tefekkürden kastedilen Hira dağında geçirdiği zamandır.
6- Vahiy, ilham fikri Muhammetten evvel de Araplarca meçhul değildi.
Orcagada:Yani, Muhammed'in vahiy fikrine kapılması için, kendiliğinden böyle bir fikri bulması da gerekmiyordu. Kendisinden önce de aynı konuma gelmiş kişilerden vahiy konusunu bilmekteydi.
7- Bütün iptidai kavimler gibi, Araplar da, şairlerin akıl erdiremedikleri kuvvetlerden ilham aldıklarına inanırlardı.
Orcagada:Burada da, Muhammed'in, Arapların bu tür inançlarını, kendi vahiy inançları doğrultusunda kullanmaya çalıştığı anlatılmak istenmiştir.

8- Bu kuvvetler Araplar için cinlerdi. Cinler güya, kahinlere gayıptan haber vermek kudretini ilham ederlerdi. Bu nevi itikatlar Arabistan da herzaman o kadar canlı ve derin olmuştur ki, Muhammed dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır.
Orcagada:Muhammed dahi cinlerin vücuduna samimi olarak inanmıştır ifadesi, Muhmmed hakkındaki düşünceyi bir defa daha açık olarak vurgulamaktadır.
9- Araplar şairleri bir kahin gibi telakki ederlerdi. Muhammed'in Musa, İsa, dinlerine dair öğrendikleri de, kendisinde bu itikadı kuvvetlendirmiştir. Bu peygamberler de melekler vasıtası ile ilham aldıklarını söylemişlerdi.
Orcagada:Bu yaklaşım 8. maddedekiyle aynıdır.
10- Muhammet başlangıçta herhalde şedit bir heyecana maruz oldu.
Orcagada:Muhammed'in peygamberliğine kendisinin de inandığını ancak, bunun bir heyecana kapılarak oluştuğunu düşünmektedir.
11- Hakikatte peygamberin ilk söylediği Kuran ayetlerinin ne olduğu kati surette malum değildir.
Orcagada:Burada da, ayetlerin Muhammed tarafından söylendiği belirtilmekte ve ayrıca kuranın orjinalliği sorgulanmaktadır.
Ve hatta diyebiliriz ki elimizdeki kuran asıl mıdır bilmiyoruz demektedir..
12- Muhammet uzun bir devirdeki tefekkürlerin mahsulü olan ayetleri luzum ve ihtiyaçlara göre takrir ediyordu.
Orcagada:Ayetlerin Muhammed'in düşüncelerinin bir mahsulü olduğunu belirten bir açık ifade daha.
13- Bununla beraber kendisini tahrik eden kuvvetin tabiat fevkinde bir mevcudiyet olduğuna samimi surette kani idi. Muhammedi harekete getiren ilk amil bu samimi heyecanlar olmuştur.
Orcagada:İfadelerden anlaşılacağı gibi, Muhammed'i harekete getiren, gerçekte Cebrail'i görmüş olması değil, bir kuvvet tarafınan tahrik edildiğini sanarak, kendi peygamberliğine inanması ve harekete geçmesidir.

14- Muhammet davet ettiği dinin, kendinden evvel, Musa, İsa ve sair peygamberler tarafından davet edilen İbrahim ve Tevhid dini olduğunu söylemiştir.
Orcagada:Bu söylem, Kuran'da ayet olarak yer almaktadır (YUSUF SURESİ / 38) ve dolayısı ile tanrının söylemidir. Ancak, burada da, Muhammed'in söylemi olarak geçmektedir.
15- Caminin kıblesi Kudüs idi sonraları Mekke'ye döndürüldü.
Orcagada:Burada, tanrının yanılmaz iradesine dikkat çekilmektedir. Kıble, madem ki Kabe olacaktı,ki önceleri öyledir. Sonradan Kudüs'e çevrilmiştir. Öyleyse neden daha sonra tekrar Mekke'ye çevrilerek ikide bir fikir değiştiren bir irade ortaya çıkmıştır.
Saygılarımla...
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 2731 defa okundu

Sibel Atasoy
Laik bir ülkede islam
Laik bir ülkede islam tarihi nasıl anlatılır?
İşte bu Atatürk’ün farkı!!
Yeni yorum gönder