Eski Mısırdan Şiirler
Zenginler Hırsız
Çoluk çocuğumuzu, evimizi barkımızı koruması gerekenler diyor ki;
"Hadi gidelim çalıp çırpalım."
Dürüst kişiler ülkenin durumuna kan ağlıyor...
Dört bucağa yayılmış kötü kişiler.
Nil taşkın. Tam kıvamında topraklar, ama tarlalarda çalışmaya giden yok.
Yalın ayak başı kabak bir takım adamlar, servet içinde yüzüyor şimdi...
Hırsızlar zengin ve zenginler hırsız...
Yanıp kül oluyor evler bahçeler, ama saraylar yerli yerinde, şen şakrak...
Yabancı askerler kol geziyor Mısır'da, dört bucaktan akın ediyor insanlar,
Mısırlıların nesli tükeniyor artık...
Anayurtta yabancı oldu Mısırlılar. Keller fodullar sürü sürü,
Soyluyu baldırı çıplaktan ayırmak zor...
Canından bezen bir adam diyor ki;
"Tanrının yerini bilsem kendimi kurban ederdim. Kardeş kardeşi vuruyor.
Sonumuz neye varacak?"...
Belgeler çalınıyor devlet dairelerinden;tapınaklar alan talan...
Güçlü sözlerin foyası çıktı sıfıra indi büyüler.
Köleler kendi başlarına buyruk artık. Yargıçların yetkisine aldırış eden yok.
Kanunlar çiğneniyor gözler önünde...
Bir zamanlar kendilerine tabut alamayanlar türbe(mezar) sahibi oluverdi...
Kulübesi olmayanlar saray sahibi şimdi.
Sofra artığı bulmak için dilenenler ise tantanalı ziyafetler veriyor...
Adamın kardeşini öldürüyorlar da gözü önünde, kendi canını kurtarmak için
kaçıyor.
İşte adalet yok artık, kalktı gitti! Kötülük yapıyor kadılar: doğru işler
hepten yampiri...
Bir işi düzelten bozuyor hemen.
Haramiler hakem oldu, yoksulluğu ortadan kaldırması gereken, yoksulluk
yaratıyor...
Kötülüğe ceza vermesi gerekenler, suç işliyorlar boyuna
Kaynakça : Eski Mısırdan Şiirler, , Talat Sait Halman, Yapı Kredi Yayınları, 1995.
(Enteresan, bu şiirin zamanı bence yok.)
- nurcihan ağ günlüğü
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1154 defa okundu

Sibel Atasoy

ŞEN TÜRKÜ Ben seninim,
ŞEN TÜRKÜ
Ben seninim, sevgilim,
Bütün güzelliğimle senin.
Çiçeklerle, kokulu otlarla
Süslediğim bahçem gibi senin.
Cana can katıyor bahçede
Kendi elinle kazdığın su yolları.
Meltem okşuyor gönlümüzü,
Geziyor güzelim şölen yerinde.
Kolkola, eleleyiz...
Tepeden tırnağa huzur içindeyim.
Sevinçten cıvıl cıvıl yüreğim:
Seninle birlikte olmanın kıvancı.
Sesin şarap gibi iç okşayıcı.
Seni duydukça güzeldir yaşamak.
En güzel yemeklere içkilere değişmem
Yüzümde gezinen bakışlarını
Zaman boyutunun ,yatay
Zaman boyutunun ,yatay değil dikey olduğuna kendimi daha yeni yeni alıştırıyordum. Yani aynı zaman diliminde farklı yaşamlar, deneyimler , işte bunun gibi fantaziler :)).. Derken yukardaki şiiri okudum kafam gene karıştı. Yoksa zaman, dairesel bir işleve mi sahip? Dönüp dolaşıp aynı şeyleri yaşadığımıza göre insanlık olarak. Bu gidişle zaman boyutuyla ilgili tüm geometrik şekilleri deneyeceğiz:)).
kızılderililerin
kızılderililerin bir sözü vardı yaşamın dairesel döngüsü ile ilgili olarak..
canu'yu okuyunca anımsıyıverdim.
şahsi fikrim ise;
bir tür spiral gibi olduğu..
bir dairesellik söz konusu..
spirale kendini bırakırsan akış içinde gidebileceğin yere kadar gidersin.
ama ben yine de ara sıra atlamaktan yanayım..
nasılsa çok yakın birbirine..
bir önceki deneyime zıplamaktansa bir sonrakine zıplamak da olası..
hatta eğlenceli ve keşfedecek bi şeyler de bulmak mümkün..
gerçi öncelik ve sonralık kavramlarım da genelgeçer algılamaya uymuyor ya... neyse..
sus lilith :)))
Susma lilith:)
Zaman boyutuyla ilgili herkes bir şeyler söylüyor. Kimsenin söylediği illa doğru kabul edilecek veya külliyen yanlış da değil. Öyle kendi aramızda hem düşüncelerimizi hem de biriktirdiklerimizi paylaşıp geçiyoruz. Sen susacak birine benzemiyorsun (bencileyin), konuş zevkle dinleriz ;)).
Yeni yorum gönder