Marx ve Yabancılaşma

Bir iş sahibi olan talihlilerin onda dokuzu için bile iş, anlamsız, ağır ve sıkıcı bir angaryadır. Çalışma saatleri kişinin yaşamının bir parçası olarak düşünülmez. Bir insan olarak sizinle hiçbir ilişkileri yoktur. Emeğinizin ürünü bir başkasına aittir, onun açısından yalnızca bir “üretim faktörü”sünüzdür. Hayat işyerinden dışarıya adım attığınızda başlar ve tekrar içeri girdiğinizde sona erer. Bu olgu Marx tarafından 1844 Ekonomik ve Felsefi Elyazmaları’nda açıklanmıştı: O takdirde emeğin yabancılaşmasını oluşturan şey nedir? İlkin, emeğin işçiye dışsal olması olgusu, yani emeğin onun özsel doğasına ait olmaması; bu nedenle çalışmasında kendisini doğrulamaz tersine yadsır, hoşnutluk değil mutsuzluk hisseder, fiziksel ve zihinsel enerjisini özgürce geliştirmez, tersine vücudunu küçük düşürür ve aklını mahveder. İşçi bu nedenle kendisini yalnızca işinin dışındayken hisseder ve işinin başındayken kendisini kendi dışında hisseder. Çalışmadığında evdeymiş gibi hisseder ve çalıştığında evde değilmiş gibi. Emeği bu nedenle istemli değildir, mecburidir; zorunlu emektir. Sırf kendine dışsal ihtiyaçları tatmin etme aracıdır. Emeğin yabancı karakteri, hiçbir fiziksel ya da diğer türden zorlama olmadığında çalışmaktan vebadan kaçılır gibi kaçılması olgusuyla açıkça ortaya çıkar.

Dışsal emek, insanın kendisine yabancılaştığı emek, bir özveri, bir küçük düşme emeğidir. Son olarak emeğin işçiler açısından dışsal karakteri, bu emeğin onun kendisinin değil bir başkasının olması olgusunda, emeğin ona ait olmamasında, çalışırken onun kendisine değil bir başkasına ait olmasında ortaya çıkar. Dinde insan imgeleminin, insan beyninin ve insan yüreğinin öz etkinliği, nasıl birey üzerinde ondan bağımsız olarak, yani tanrısal ya da şeytani yabancı bir faaliyet olarak etkili olursa, işçinin faaliyeti de tıpkı öyle, kendi öz etkinliği değildir. Bir başkasına aittir; kendi kişiliğinin kaybolmasıdır.[4] Böylelikle, büyük çoğunluk için yaşam esasen, birey açısından fazla anlamı olmayan bir faaliyet içinde geçer; en iyi durumda katlanılabilir bir şey; en kötü durumdaysa canlı bir işkencedir. Bir çocuğu eğitmek ya da hasta bir insanı tedavi etmek gibi bir işi olanlar bile, pazar yasaları onları okul sınıflarına ve hastane koğuşuna doğru sürükledikçe, duydukları tatminin uçup gittiğini görürler.

Toplumun bir kördüğüme saplandığı duygusu “alt sınıflar”la sınırlı değil. Egemen sınıfta da geleceğe ilişkin artan bir kötümserlik ve keyifsizlik duygusu mevcut. Geçmişin büyük fikirlerini, özgüveni ve iyimserliği aramak boşuna. “Serbest piyasa ekonomisi”nin farazi harikaları hakkındaki arkası kesilmeyen laflar, insanlar gerçek durumu –milyonlarca işsiz, yaşam standartlarına yönelik saldırılar, spekülasyonla elde edilen olağanüstü servetler, açgözlülük ve yozlaşma– değerlendirmeye başladıkça gittikçe boş bir lafa dönüşüyor. Burjuvazinin bizzat kendisi sözcüğün felsefi değil de sözlük anlamında en kaba ve en bayağı materyalizm türünü uygularken, mevcut düzen savunucularının, Marksizmi “materyalizminden” dolayı suçlamaları ironiktir. Çılgınca servet peşinde koşma, her şeyin başat ilkesi olarak açgözlülüğün yükselmesi, tüm kültürlerinin merkezindedir. Onların gerçek dini budur. Geçmişte, görev, yurtseverlik, dürüst çalışma vb. hakkında ikiyüzlü ahlâki vaazların ardında saklayarak bu gerçeği mümkün olduğunca gözlerden uzak tutmaya çaba gösterilirdi. Bugün her şey açıkta cereyan ediyor. Her ülkede eşi benzeri görülmemiş bir yozlaşma, dolandırıcılık, yalancılık, üçkâğıtçılık, hırsızlık –sıradan suçluların küçük hırsızlıkları değil, işadamlarının, politikacıların, polis şeflerinin ve yargıçların yürüttüğü büyük çapta yağmalar– salgını görüyoruz. Neden olmasın ki? Zenginleşmek görevimiz değil miydi?

Monetarizmin amentüsü, egoizm ve açgözlülüğü bir ilke düzeyine yükseltiyor. Nasıl yaparsanız yapın, kapabildiğiniz kadar kapın, şeytan geride kalanı yakalayabilir! Kapitalizmin damıtılmış özü budur. Voodoo ekonomisinin diline tercüme edilmiş orman yasası. En azından basitlik gibi bir erdemi var. Kapitalist sistemin ne olduğu konusunda her şeyi sakınmaksızın ve açıkça dile getiriyor. Yine de ne boş bir felsefe! İnsan hayatının ne sefil bir kavranışı! Farkında olmasalar da gezegenin efendileri yalnızca birer köledirler, denetlemedikleri güçlerin kör hizmetçileri. Onların sistem üzerindeki gerçek hakimiyetleri, bir karınca yuvasındaki karıncalardan daha fazla değil. Mesele şu ki, kendilerine mevki, güç ve servet sağlayan bu durumdan tümüyle hoşnutlar. Ve toplumda radikal bir değişim gerçekleştirmeye dönük tüm çabalara amansızca direniyorlar.

Eğer insanlık tarihini kesen tek bir çizgi varsa, o da, insanların kendi yaşamları üzerinde denetim sağlama, sözcüğün gerçek anlamında özgür olma mücadelesidir. Bilim ve teknolojinin tüm ilerlemeleri, insanların doğa ve kendileri hakkında öğrendikleri her şey, içinde yaşadığımız koşullar üzerinde egemenlik kurma potansiyelinin bugün mevcut olduğu anlamına gelir. Yine de 20. yüzyılın son on yılında dünya tuhaf bir çılgınlığın pençesinde gibi görünüyor. İnsanlar kendi kaderleri üzerinde eskiye nazaran daha az denetime sahip olduklarını hissediyorlar. Ekonomi, çevre, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz yemek, hepsi tehdit altında gözüküyor. Yitip giden eski güven duygusudur. Yitip giden, tarihin bugünkünden daha iyi bir yere doğru kesintisiz bir ilerleyiş arz ettiği hissidir. Bu koşullar altında, toplumun çeşitli kesimleri uyuşturucu ve alkol gibi maddelerde bir çıkış yolu arıyorlar. Toplum akıldışına çıkmışsa insanlar teselli için yüzlerini akıldışı yollara çevirirler. Marx’ın dediği gibi din bir afyondur ve zararlı etkileri hiç de diğer uyuşturuculardan daha az değildir. Dinî ve mistik fikirlerin bilim dünyasına bile nasıl nüfuz ettiğini gördük. Bu durum içinden geçtiğimiz dönemin karakterini yansıtmaktadır.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş