Marksizm ve Darvincilik

“Marksist öğretinin desteklediği değerler, günümüz şartlarına dönük bilimsel bir yaklaşımdan doğan değerlere neredeyse tamamen karşıttırlar.” (Roger Sperry, 1981 Nobel Tıp Ödülünün sahibi) “Kilise, kaosun açtığı gediklere, yirminci yüzyılın İlerleme tanrılarına ve materyalist bir dünya görüşüne karşı duruyor... Biyolojik kökenlerin evrimci açıklanışı ister benimsensin ister benimsenmesin, Yaratılış her zamankinden daha doğru görünüyor.” (Blackmore ve Page, Evrim: Büyük Tartışma) Marx ve Engels, diyalektik materyalizm yöntemini kullanarak, tarihe ve genel olarak toplumların gelişimine hükmeden yasaları keşfedebilmişlerdi. Benzer bir yöntemi bilinçsiz olarak kullanan Charles Darwin de, bitkilerin ve hayvanların evrim yasalarının üstündeki örtüyü kaldırıp atabilmişti. “Darwin kendi doğa yorumuna tutarlı bir materyalizm felsefesini uyguladı” der paleontolog Stephen Jay Gould. “Madde tüm varoluşun temelidir; akıl, ruh ve Tanrı da, aslında sinirsel karmaşıklığın harikulâde sonuçlarını ifade eden sözcüklerdir yalnızca.”

Charles Darwin’in evrim teorisi doğal dünyaya bakış açımızı devrimcileştirdi. Ondan önce bilimciler arasındaki egemen görüş, doğada kendine has birtakım işlevler üstlenmek üzere Tanrı tarafından yaratılmış bulunan türlerin değişmez olduğu şeklindeydi. Bazıları evrim fikrini mistik bir biçimde, yani Yüce Varlığın belirleyici müdahalesine açık kapı bırakan yaşamsal güçler tarafından yönlendirilen bir evrim biçiminde kabul etmişlerdi. Darwin, idealist bakış açısıyla kesin bir kopuş sergiler. İlk kez, tek başına olmasa da esasen doğal seleksiyon süreci sayesinde evrim, türlerin, milyarlarca yıl içerisinde, tek hücreli organizmalardan, bizimki de dahil hayvan yaşamının en karmaşık formlarına nasıl değişip geliştiğinin bir açıklamasını sundu. Darwin’in devrimci katkısı, değişimi ortaya çıkaran mekanizmayı keşfetmesi ve böylelikle de evrimi sağlam bir bilimsel temele yerleştirmesi idi. Bu noktada Marx ve Engels’in toplumsal bilimler alanında oynadığı rol ile kaba bir analoji kurulabilir. Onlardan çok önceleri, başkaları da sınıf mücadelesinin varlığını kavramışlardı. Ama Marx Emek Değer Teorisini çözümleyene ve tarihsel materyalizmi geliştirene kadar, bu olguyu bilimsel bir açıklamayla donatmak mümkün değildi. Marx ve Engels, doğaya uygulandığında kendi görüşlerinin doğrulanışını sunan Darwin’in teorisine coşkulu bir destek verdiler. 16 Ocak 1861’de Marx, Lassalle’a şunları yazmıştı: Darwin’in kitabı çok önemli ve tarihteki sınıf savaşımı açısından doğal bir bilimsel temel olarak işime yarıyor. İngilizlerin kaba tartışma yöntemine katlanılmalı kuşkusuz. Tüm eksikliklerine rağmen, kitap yalnızca doğa bilimlerindeki “teleolojiye” ilk kez ölümcül bir darbe indirmekle kalmıyor, aynı zamanda onun rasyonel anlamını da ampirik olarak açıklıyor.

Darwin’in Türlerin Kökeni adlı kitabı 1859’da çıktı, aynı yıl Marx, tarihin materyalist kavranılışının çerçevesini tam olarak çizdiği Politik Ekonominin Eleştirisine Giriş’i yayınladı. Darwin doğal seleksiyon teorisini yirmi yıl önce geliştirmişti, ama materyalist görüşlerine gelecek tepkiden koktuğu için kitabını yayınlamaktan kaçındı. Hatta daha sonra da, “insanın kökenine ve tarihine ışık tutulacağı” cümlesiyle yalnızca insanın kökenlerine atıfta bulunmuştu. Düşüncelerini artık saklayamaz hale gelince, 1871’de İnsanın Türeyişi adlı kitabını yayınladı. Darwin, böyle kaygı verici fikirleri “Paris göklerinin Komünün kışkırtıcı alevleriyle kızıla boyandığı bir sırada” yayınlamasından ötürü azarlandı. Yaratılışçılığı açıkça reddetmiş olmasına rağmen, din sorunundan özenle kaçındı. 1880’de şunları yazmıştı: Bana (doğru ya da yanlış) öyle geliyor ki, Hıristiyanlığa ve Tanrıcılığa karşı yürütülen dolaysız tartışmaların halk üzerinde hemen hemen hiçbir etkisi olmuyor. Düşünce özgürlüğünün yaygınlaşmasının en etkili yolu, insan aklının bilimin ilerlemesini izleyerek adım adım aydınlanması olacaktır. Bu nedenle din hakkında yazmaktan her zaman kaçındım ve kendimi hep bilimle sınırladım.

Darwin’in materyalist doğa anlayışı, bilimsel bir evrim görüşü sunan devrimci bir kopuştu. Ne var ki, Marx hiçbir şekilde Darwin’i eleştirmemezlik etmedi. Özellikle onun “kaba İngiliz yöntemini” eleştirdi ve Darwin’in eksikliklerinin, Adam Smith ve Malthus’tan etkilenişine nasıl bağlı olduğunu gösterdi. Kesin bir felsefi bakış açısından yoksun olan Darwin kaçınılmaz olarak dönemin egemen ideolojisinin etkisi altına girmişti. Viktorya döneminin İngiliz orta sınıfı, çok para kazanma ve “hayatta ilerleme” yeteneğine sahip pratik insanlar olmakla övünürdü. Doğal seleksiyonun bir tanımı olarak “en uygun olanın hayatta kalması”, ilk önce Darwin tarafından değil, 1864’te Herbert Spencer tarafından kullanılmıştı. Darwin, Spencer’ın kullandığı anlamda ilerlemeyle –“uygun olmayanın” elenmesine dayalı insan ilerleyişi– lgilenmemişti ve bu ifadeyi benimsemek akılsızcaydı. Aynı şekilde, “hayatta kalma mücadelesi” ifadesi Darwin tarafından bir metafor olarak kullanılmıştı, ama bu ifade de Darwin’in teorilerini kendi çıkarları için kullanan muhafazakârlar tarafından çarpıtıldı. Toplumsal Darvinciler, “en uygun olanın hayatta kalması” ve “hayatta kalma mücadelesi” gibi en popüler Darvinci sloganların topluma uygulanması durumunda, doğanın rekabete dayalı bir ortamda en iyi rekabet edenlerin kazanmasını sağlayacağını, ve bu sürecin sürekli bir ilerlemeye yol açacağını iddia ettiler. Bunu da, toplumsal süreçleri iyileştirmeye dönük tüm çabaların, düzelmezi düzeltme çabası olduğu, ve doğanın hikmetine müdahale edildikçe, bunun ancak yozlaşmaya yol açabileceği düşüncesi izledi. Dobzhansky’nin söylediği gibi: Doğanın “dişi ve pençesi kanlı” olduğundan, yoksula, zayıf olanlara ve genel olarak uygun olmayanlara, zenginler, güçlüler ve uygun olanlar kadar rahat içinde olacakları bir noktaya dek yardım ederek doğanın amaçlarına duygularımızın karışmasına izin vermek büyük bir hata olurdu. Doğanın egemenliğine izin vermek, sonuçta en büyük çıkarı beraberinde getirecektir. “Tüm doğayı istilâ eden katı bir disiplinin işbaşında olduğunu görebiliriz, çok nazik olmaktan ziyade bir parça kaba bir disiplin” diye yazıyordu Herbert Spencer. [9]

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş