İnsansı Maymunlar Alet Yapabilir mi?
İnsanlar ile hayvanlar âleminin geri kalanı arasındaki farkı, bu farkın fiilen yok olduğu bir noktaya dek bulanıklaştırmak son zamanlarda moda oldu. Bir bakıma, bu yaklaşım geçmişin idealist saçmalıklarına tercih edilebilir. İnsanlar hayvandır ve diğer hayvanlarla özellikle de en yakın akrabalarımız olan insansı maymunlarla belli özellikleri paylaşırlar. İnsanlar ile şempanzeler arasındaki genetik farklılık yalnızca yüzde iki civarındadır. Yine burada da, nicelik niteliğe dönüşmüştür. Bu yüzde iki, insanları tüm diğer türlerden kesin olarak ayıran nitel bir sıçramayı temsil eder. İnsanlara diğer şempanzelerden daha da yakın olan bonobo şempanzelerinin az bulunur türlerinin keşfedilmesi büyük bir ilgi uyandırmıştır. Sue Savage-Rumbaugh ve Roger Lewin, Kanzi, İnsan Aklının Kıyısındaki Maymun adlı kitaplarında, yakalanmış bir bonobo olan Kanzi’nin zihinsel kapasitesini inceleyerek elde ettikleri sonuçların ayrıntılı bir bilânçosunu sunarlar. Hiç kuşkusuz Kanzi’nin sergilediği zekâ düzeyi, insan olmayan hayvanlarda bugüne dek görülenlerden kayda değer ölçüde yüksektir ve belli bakımlardan bir insan yavrusunun düzeyini andırır. Her şeyden önce, örneğin alet yapma potansiyelinin varlığını gösterir. Bu örnek evrim teorisinin lehine güçlü bir delildir. Bununla birlikte, bonoboya bir taş alet yaptırmaya çalışan bu deneylerin önemli tarafı, başarısız olmalarıdır. Yabani hayatta şempanzeler, akkarıncaları yuvalarından çıkarmak için “olta çubukları” gibi, hatta kabuklu yemişleri kırmak için “örs” gibi “aletler” kullanırlar. Bu işlemler yüksek bir zekâ seviyesini göstermektedir ve kuşkusuz insanlığın en yakın akrabalarının daha ileri faaliyetler için gereken bazı zihinsel önkoşullara sahip olduğunu da kanıtlar. Ancak bir keresinde Hegel’in de işaret etmiş olduğu gibi, biz bir meşe ağacı görmek isterken bize bir meşe palamudu gösterilirse bununla tatmin olamayız. Alet yapma potansiyeli, onu gerçekten yapmakla aynı şey değildir, tıpkı bir piyangodan 10 milyon pound kazanma olasılığının, bu parayı gerçekten kazanmaktan çok farklı oluşu gibi. Üstelik bu potansiyelin daha yakından bakıldığında son derece göreli olduğu da anlaşılır.
Modern şempanzeler bazen küçük maymunları avlarlar. Ama bunun için silah ya da alet kullanmazlar, kendi dişlerini kullanırlar. İlk insanlar büyük cesetleri parçalayabiliyorlardı, bu iş için de keskin taştan aletlere ihtiyaçları vardı. Kuşkusuz en erken hominidler yalnızca hazır araçlar kullandılar, bitki köklerini kazmak için kullanılan sopalar gibi. Modern şempanzelerde gördüğümüz şeyin aynıdır bu. Eğer insanlar esasen vejetaryen bir beslenme şekline saplanıp kalsalardı, taş aletler yapma gibi bir gereksinimleri olmayacaktı. Ama taş aletler yapma yeteneği onlara tümüyle yeni bir besin kaynağına ulaşma fırsatı sundu. İlk insanların avlanmayıp yalnızca leş yiyicilik yaptıklarını kabul etsek bile bu fikir doğruluğunu korur. Büyük hayvanların sert derilerini kesmek için taştan aletlere yine de ihtiyaçları olacaktı. Doğu Afrika’daki Oldowan kültürünün ilk insanları, tabakalar halinde soyma olarak bilinen bir işlem vasıtasıyla taştan aletler yapmakta hayli ileri bir tekniğe zaten sahiplerdi. Doğru tipte taşları seçiyorlar ve diğerlerini bir tarafa bırakıyorlardı; taşları birbirlerine doğru açılarda vuruyorlardı, vesaire. Tüm bunlar yüksek düzeyde bir tecrübe ve beceriyi gösterir; insanların bonoboyu bir alet yapmaya teşvik etmek için o kadar müdahale etmesine rağmen, Kanzi’nin “çalışması”nda eksik olan şey de budur. Defalarca yinelenen çabaların ardından, deneyi yapanlar şunu itiraf etmek zorunda kaldılar: Şu ana kadar Kanzi, Erken Taş Devri kayıtlarında görülenlerle karşılaştırıldığında dört kriterden her birinde, göreli düşük düzeyde bir teknolojik ustalık sergilemiştir. Ve şu sonuca varıyorlar: Bu nedenle, Kanzi’nin taş kırma ve şekillendirme becerileriyle Oldowan alet yapıcıları arasında bariz bir fark vardır. Bu da, bu ilk insanların gerçekten de insansı maymunlar olmaktan çıktıklarını gösterir.[20]
En ilkel hominidleri bile en yüksek insansı maymunlardan ayıran diğer farklılıklar arasında, dik duruşa bağlı olarak vücut yapılarındaki önemli değişimleri saymalıyız. Meselâ bonobonun kollarının ve el bileklerinin yapısı insanlarınkinden farklıdır. Uzun kollar, boğumlu parmaklar ve kısa bir başparmak, onun, bir taşı güçlü bir darbe vurmaya yetecek kadar etkili bir şekilde ve sıkıca tutmasını engeller. Bu olgu diğerleri için çok daha geçerliydi. Şempanzenin eli, diğer parmakların karşısına konabilen oldukça gelişmiş bir başparmağa sahiptir, “fakat kısadır ve işaret parmağının ancak yanına değebilir, ucuna değil. Hominidin elinde, başparmak daha büyüktür ve işaret parmağının karşısında duracak şekilde bükülür. Bu özellik iki ayaklılığa eşlik eden ve onun mantıksal sonucu olan bir özelliktir ve el becerisinde büyük bir artış sağlar. Tüm hominidler bu tarz bir ele sahip görünüyorlar, bugün bildiğimiz en eski hominid olan afarensis bile. Onun eli modern bir insanınkinden güçlükle ayırt edilebilir.”[21] Ayrım çizgilerini ulanıklaştırmaya dönük tüm çabalara rağmen, en ileri insansı maymunlarla en ilkel hominidler arasındaki fark bile her türlü kuşkunun ötesindedir. İnsanların alet yapan hayvanlar olduğu düşüncesini çürütmek üzere girişilen bu deneyler ironik bir biçimde tam tersini kanıtlamışlardır.
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1564 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder