Dinozorlar Neden Ortadan Kayboldu?

Bu soru son yıllarda çok ateşli bir biçimde tartışılmaktadır ve bilhassa göktaşı felâketi teorisinin kendinden emin iddialarına rağmen, halen kesin olarak çözüme bağlanmamıştır. Aslında hem gözalıcı, şaşırtıcı görünümünden ötürü, hem de bizzat kendi türümüzün ortaya çıkışının da işin içine girmesinden ötürü popüler düşgücüne eşsiz bir şekilde hakim olan bu olguyu açıklamaya girişen birçok teori vardır. Bununla birlikte bu olayın evrim zincirinde tek ve eşsiz bir olay olmadığını aklımızdan çıkarmamalıyız. Bu olay ne tek ya da en büyük, ne de zorunlu olarak çok kapsamlı evrimsel sonuçları olan bir kitlesel tükenişti. Şu anda en çok destek alan ve kuşkusuz en sansasyonel tanıtımlarla sunulan teori, devasa bir göktaşının çarpması iddiasına dayandırılıyor. Dünya üzerinde bir yere düşen bu göktaşının, büyük bir nükleer savaşın ardından oluşabilecek olan “nükleer kış”a oldukça benzer bir etkiye yol açtığı kabul ediliyor. Eğer bu çarpışma yeterince büyük idiyse, muazzam miktarda toz ve enkazı atmosfere yükseltecekti. Böylelikle oluşan yoğun bulutlar güneş ışığının dünyaya ulaşmasını engelleyecek, bu da uzun bir karanlık dönemine ve sıcaklığın düşmesine yol açacaktı.

Bir göktaşının neden olabileceği türde bir patlamanın gerçekleştiğini akla getiren ampirik kanıtlar vardır. Teori son yıllarda, fosil kalıntıları üzerinde böylesine büyük bir çarpışmanın yaratacağı toz etkisine yorulabilecek ince bir balçık katmanının keşfedilmesiyle belli bir dayanağa kavuştu. Bu fikir, örneğin Stephen J. Gould tarafından kabul edilmiş görünüyor. Yine de, halen yanıtlanması gereken sorular mevcuttur. Her şeyden önce, dinozorlar bir gecede ya da birkaç yıl içerisinde yok olmadılar. Aslında nesillerinin tükenişi birkaç milyon yıl sürdü –jeolojik açıdan çok kısa ama bir göktaşı felâketinden şüphe duymak için yeterince uzun bir süre. Göktaşı hipotezinin bir çırpıda üstü çizilemezse de, büyük bir handikapı vardır. eğindiğimiz gibi evrim güzergâhında birçok neslin kitlesel tükenişi söz konusudur. Bu nasıl açıklanmalı? Bunu açıklamak için gerçekten de, ani bir göktaşı çarpması gibi dışsal olgulara başvurmak zorunda mıyız? Yoksa türlerin ortaya çıkışları ve yok oluşları, bizzat evrim sürecine içsel olan birtakım eğilimlerle mi alâkalıdır? Bugün bile, hayvan popülasyonlarının yükselişi ve çöküşü olgularına tanık oluyoruz. Ancak son zamanlarda bu karmaşık sürece hükmeden yasaları anlamaya yakın bir noktaya geldik. Verili olgunun dışında yatan açıklamalar arayarak, gerçek bir anlama çabasını yok etme tehlikesini göze alıyoruz. Dahası, bir vuruşta tüm zorlukları ortadan kaldırdığı için çekici görünen çözümler, sözümona hallettiği iddia edilen zorluklardan çok daha büyüklerini yaratabilirler.

Birçok farklı fikir de ileri sürülmüştür. Ele aldığımız dönem yaygın bir volkanik faaliyetle karakterize olmaktaydı. Bir göktaşı çarpması değil de böylesi bir volkanik faaliyet, dinozorların üstesinden gelemeyeceği bir iklim değişikliğine pekâlâ yol açmış olabilirdi. Dinozorların ortadan kayboluşunun memelilerin rekabetiyle bağlantılı olduğu da ileri sürülmüştür. Güney Amerika’daki ilk keseli hayvan popülasyonunun çoğunun, Kuzeyden gelen memelilerin baskısı sonucu ortadan kayboluşuyla kurulan bir paralelliktir söz konusu olan. Gerçekten de bu yaratıkların neslinin tükenmesinin, bu koşulların –volkanik faaliyet, mevcut çevrenin tahrip olması, aşırı uzmanlaşmave değişen koşullarla baş etmek için daha iyi donanıma sahip türlerle azalan besin konusunda girişilen rekabet– bir bileşiminin sonucu olması muhtemeldir. Bu özel tartışma yakın gelecekte çözüme bağlanacak gibi görünmüyor. Tartışma götürmeyen şey, Mezozoik zamanın sonunda bazı temel değişikliklerin, dinozorların egemenliğine son verdiğidir. Esas konu, bu olguyu açıklamak için işin içine dışsal etkenleri katmanın hiç de gerekmediğidir. Şöyle diyor Lovejoy: Dinozorların ortadan kayboluşlarını izah etmek için, güneş lekelerini, büyük ve ani iklim değişimlerini ya da diğer esrarengiz açıklamaları incelemek zorunda değilsiniz. Dünya onlara kaldığı sürece, ve üremek için etrafta daha iyi bir strateji olmadığı sürece geçinip gidiyorlardı. Yüz milyon yılı aşkın bir süre hayatta kaldılar; insanlar da kalacaktır. Ancak dinozorlar, devrim niteliğinde bir uyum sağlanır sağlanmaz, kendilerinden üç dört kat daha hızlı üreyip çoğalan hayvanlarla karşılaşır karşılaşmaz yitip gittiler.[1]

Yorum görüntüleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçiniz ve değişiklikleri "Ayarları kaydet"e tıklayarak kaydediniz.

Bu konu ilginç

Bu konu gerçekten ilginç. Meteorla ilgili yaygın bir kanı var dinazorların yok oluşunda. Değişik hipotezlerde varmış.

Bence dinazorları yok eden şey kendilerini dünyanın hakimi sanmalarıydı. Dünyada ki herşeyin onlar için olduğunu düşünüyorlardı.

xenix

Şu anki insanlar gibi mi?

Dünyanın hakimi insanlarsa ve her şeyin kendileri için varolduğunu düşünüyorlarsa, sonumuz dinazorlara benzeyecek demek ki..bencede çok makul bir düşünce.
(dengeleri bozan İnsanlar hariç) doğada herşey kendi kendini dengeleyebiliyor(doğal denge)

insanda doğadan

insanın denge bozduğuna inanmıyorum. denge dediğimiz şey bir sonuçtur. yani sonuç ne olursa olsun bir denge konumudur. insanlar yok olmuş, dinazorlar yok olmuş farketmez. dengesizlik durumu söz konusu değildir yani.

xenix

küresel ısınma

doğal dengeyi bozmaz mı? yada şöyle ifade edelim; doğal dengenin bozulması küresel ısınma nedeni değilmidir? İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması dengeyi bozmanın en etkin nedenidir.
Hayvansal gazlarda vardır, ancak doğa onu absorbe edebiliyor olmalı ki, insanların kimyasal içerikli gazları son dönemlerde telafisi zor bir durum yaratmış. Daha farklı nedenlerde var tabiki, hepsi insanların sonunu hazırlayan etkiler bence.

şöyle bakılabilirmi

şöyle bakılabilirmi acaba?dengesizlik hali zihnin "olan"ı görme hallerinden biridir,zihin bir şeylere tutunur kalır, ve çözümü hep tecrübelerinden arar ve olumsuzmuş gibi görünen "olan"a, hep dengesizlik olarak bakar.Oysa dengesizlik yoktur, sonuçlardır sebepleri yaratan ve şu anda zihinde olmayan yeni çözümler, evrende vardır.Her son yeni bir başlangıçtır aslında..

Anlatmak istediğim şu

9999 da açıkca belirtmiş ama, denge hali ne demektir. Bol canlının olması mı? Bol çeşidin olması mı? Sayının çok olması mı?
Mesela marsta doğa dengesi yok mu? Yada pluton dengesiz mi?
Canlı olmasıda şart değil yani. O yüzden küre ısınmış, insan varmış yokmuş dengeyi etkilemez. Denge her halükarda ki son noktadır. Evren eğer çöküp kendi üstüne kapanırsa işte o zaman güzel bir denge olacak :)

xenix

Dengesizlik

halinin ifadesi daha açık yazılamazdı:) "Evren eğer çöküp kendi üstüne kapanırsa işte o zaman güzel bir denge olacak :)"

eğer 11.boyutu konuşuyorsak yazdıklarımı siliyorum:)

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır. (Üyelik için, Davetiye maili almak isterseniz mail adresinizi ekleyin)
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd><img><hr><u><blockquote><sup><sub>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Kolay link ekleyebilirsiniz. Örnek site içi arama linki için [s: aranacak kelime]

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
Spamları engellemek için denetlenmektedir. Lütfen soruyu yanıtlayınız.
İçeriği paylaş