Kitlesel Tükenişler
Paleozoik–Mezozoik sınırı (250 milyon yıl önce), bütün fosil kayıtlarındaki en büyük tükeniş dönemi olarak karşımıza çıkar. Özellikle deniz omurgasızları bundan etkilenmişlerdi. Milyonlarca yıl okyanuslarda hüküm süren trilobitler de dahil olmak üzere bütün grupların soyu tükendi. Bitki yaşamı bundan pek etkilenmedi, buna karşın amfibilerin %75’i ve sürüngenler ailesinin %80’inden çoğu yok oldu. Bugün yapılan hesaplara göre, her milyon yılda dört ya da beş familya yok olmaktadır. Ama Paleozoiğin sonunda, bütün türlerin %75’i ilâ %90’lık bir kısmı yok olmuştur. Türlerin evrimi bu tür felâketlerle gelişir. Yine de bu kitlesel tükeniş süreci yaşamın evriminde bir geri adımı temsil etmedi. Tam tersine, yeryüzünde yaşamın gelişiminde güçlü bir ileri adım hazırlayan tam da bu dönemdir. Bazı türlerin yok oluşuyla çevrede oluşan boşluklar, diğer türlerin yükselmesine, gelişip çoğalmasına ve dünyaya hükmetmesine fırsat sundu.
Yaşam formlarının yayılışını, çeşitliliğini ve tükenişini etkileyen faktörler sürekli olarak değişir. Dahası bu faktörler diyalektik olarak karşılıklı bir ilişki içerisindedirler. Bizzat kıtasal kayma olgusu, enlemlerin ve böylelikle de iklim koşullarının değişmesine sebep olur. İklimdeki değişimler farklı organizmalar için daha elverişli ya da daha elverişsiz çevre koşulları yaratır. İklim koşullarına ve sıcaklık dalgalanmalarına dayanabilmek, çeşitliliği yaratan bu sürecin kilit faktörüdür. Ekvatora yaklaştıkça çeşitliliğin genellikle arttığını görürüz. Kıtaların parçalanması, birbirinden ayrılması ve çarpışması gibi faktörlerin hepsi, bir grubu diğer gruptan ayırarak, türlerin içinde geliştiği koşulları değiştirirler. Fiziksel yalıtıklık, çevre koşullarındaki değişimleri yansıtan yeni uyum sağlayıcı çeşitlemeler üretir. Kıtaların parçalara ayrılması böylelikle yaşam formlarındaki çeşitliliği arttırma eğilimindedir. Kangurular hayatta kaldılar, çünkü tüm diğer kıtalarda büyük keseli hayvanların ortadan kaybolmasına yol açan memelilerin patlamalı yükselişinden önce Avustralya çoktan diğer kıtalardan yalıtılmış bir hale gelmişti. Benzer bir biçimde, okyanusların yok oluşu deniz türlerinin kitlesel tükenişine neden oldu, ama aynı zamanda yeni kara bitkileri ve hayvanlarının gelişim koşullarını da oluşturdu, tıpkı Pangaea kara kütlesinin başlangıcındaki durum gibi. Demek ki ölüm ve doğum, evrimsel gelişim zincirinde ayrılmaz bir biçimde birbirlerine bağlanmıştır; bir türün kitlesel tükenişi, değişen koşullarla baş etmek için daha donanımlı yeni türlerin ortaya çıkışının ve gelişiminin ön koşuludur.
Türlerin evrimi, yalıtık kendine yeterli bir olgu olarak düşünülemez, tersine bu süreç farklı unsurların sürekli ve karmaşık etkileşimlerinin bir sonucu olarak görülmelidir. Ve bu unsurlar yalnızca canlı organizmalarda sonsuz sayıdaki genetik mutasyonları değil, aynı zamanda çevre koşullarındaki sürekli değişimleri de içerir: Deniz seviyesindeki dalgalanmalar, suyun tuzluluğu, okyanus akıntılarının dolaşımı, okyanuslara besin sağlayan kaynaklar ve belki de yeryüzünün manyetik alanının tersine dönmesi veya yeryüzüne çarpan büyük göktaşları gibi. Şairlerin en fantastik icatlarından bile daha harika, daha çeşitli ve daha zengin yaşam formları üreten doğal seleksiyon sürecini koşullayan şey de bu farklı eğilimlerin diyalektik etkileşimidir.
[1] I. Asimov, New Guide to Science, s.592.
* Protoplazma: Bir hücrenin plazma zarı da dahil tüm içeriği.
[2] A. I. Oparin, The Origin of Life on Earth (Dünya Üzerinde Yaşamın Kökeni), s.xii ve 230-1.
[3] J. D. Bernal, The Origin of Life (Yaşamın Kökeni), s.xv.
[4] Engels, Dialectics of Nature, s.13. [Doğanın Diyalektiği, s.42]
[5] J. B. S. Haldane, The Rationalist Annual (Rasyonalist Yıllık), 1929.
[6] Engels, The Dialectics of Nature, s.16. [Doğanın Diyalektiği, s.44-45]
[7] Scientific American, 239 [1978].
[8] A. I. Oparin, The Origin of Life on Earth, age, s.2.
* Vitalizm: Canlı organizmalardaki yaşama, tüm fiziksel ve kimyasal kuvvetlerden ayrı bir hayati kuvvetin sebep olduğunu ve devamını sağladığını, yaşamın kısmen kendini belirleyen ve kendisi evrilen bir özellik taşıdığını savunan düşünce. (ç.n.)
* Organel: Hücre içindeki özelleşmiş yapılar. Örneğin, mitokondri, golgi aygıtı, ribozom, kontraktil vakuol vb. (ç.n.)
[9] J. D. Bernal, The Origin of Life, s.26.
* Compsognathus: Dinozorlar takımının sürüngenler sınıfından olan ama kalça ve arka ayaklarının yapısı bakımından kuşlara yakın, nesli tükenmiş bir hayvan. (ç.n.)
[10] Engels, Dialectics of Nature, s.282. [Doğanın Diyalektiği, s.232-233]
[11] R. Buchsbaum, Animals Without Backbones (Omurgasız Hayvanlar), cilt 1, s.12.
[12] S. J. Gould, The Panda’s Thumb (Panda’nın Başparmağı), s.181.
[13] Scientific American, 239, [1978].
[14] aktaran: R. Lewin, Complexity, Life at the Edge of Chaos (Karmaşıklık, Kaosun Eşiğinde Yaşam), s.51.
* Sitoplazma: Çekirdek hariç bir hücrenin protoplazmasının tümü.
[15] F. H. T. Rhodes, The Evolution of Life (Yaşamın Evrimi), s.77-8.
* Trilobitler (üçloblular): Vücutları iki derin iz tarafından üç kısma bölünmüş olan nesli tükenmiş deniz canlıları. (ç.n.)
[16] S. J. Gould, Wonderful Life (Harika YaÅŸam), s.60, 64 ve 23-4.
[17] S. J. Gould, Ever Since Darwin, s.14. [Darwin ve Sonrası, TÜBİTAK Y., Mayıs 2000, s.V]
[18] S. J. Gould, Wonderful Life, s.54.
* Kaledonya, Britanya’nın kuzeyine Romalılarca verilen addır, bugünkü İskoçya. Apalaş Dağları, kuzey Amerika’nın doğusundaki sıradağlardır. (ç.n.)
[19] Engels, Anti-Dühring, s.26-7. [Anti-Dühring, s.72-73]
* Tallofitler: Embriyo oluşturmayan bitkiler. Gerçek kök, gövde ve yaprak taşımayan ilkel bitkiler olup, ya tek bir hücreden ya da az çok dokulaşma gösteren hücre topluluklarından
oluşurlar. (ç.n.)
[20] F. H. T. Rhodes, The Evolution of Life, s.138-9.
[21] S. J. Gould, Ever Since Darwin, s.107-8. [Darwin ve Sonrası, s.106-7]
* Monotremata: İlk memeliler. Bu memeliler yumurtluyorlardı! Günümüzde yaşayan türleri Avustralya’nın gagalı ornitorengi ve dikenli karınca yiyendir. (ç.n.)
[22] MESC, Engels’ten Schmidt’e, 12 Mart 1895. [Seçme Yazışmalar, cilt 2, s.319]
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder- 1191 defa okundu

Sibel Atasoy
Yeni yorum gönder